Cumhurbaşkanı Erdoğan: Sandıktan çıkana saygı duyacaksınız

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Sandıktan çıkana saygı duyacaksınız
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Sandıktan çıkana saygı duyacaksınız

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Sandıktan çıkana saygı duyacaksınız

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sandıktan çıkana saygı duyacaksınız. Sandıktan çıkana eğer saygı duymuyorsanız bunun adı demokrasi değildir" dedi.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Malta Cumhurbaşkanı Marie-Louise Coleiro Preca, baş başa ve heyetler arası gerçekleştirdikleri görüşmelerin ardından Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde ortak basın toplantısı düzenledi. 
Mevkidaşı Preca'yı Türkiye'ye resmi ziyarette bulunan ilk Malta Devlet Başkanı sıfatıyla ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu belirten Erdoğan, Preca ve heyetine "Hoş geldiniz." dedi.
"Bu tarihi ziyaret vesilesiyle inşallah siyasi ilişkilerimizde yeni bir dönemin başladığına inanıyorum." ifadesini kullanan Erdoğan, iki ülke ilişkilerinin son yıllarda her alanda hızlı bir gelişme kaydettiğini ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Binali Yıldırım'ın Başbakanlığı döneminde yaptığı ziyaretle üst düzeyde bu gelişmelerin başladığını, bakanlar arası ziyaretlerle de bu durumun devam ettiğini anımsattı. 
Siyasi ilişkilerle orantılı olarak iş çevreleri arasındaki temasların da gün geçtikçe arttığına işaret eden Erdoğan, dün İstanbul'da düzenlenen iş konseyi ile iş adamlarının tekrar bir araya geldiğini ve ticari iş birliği imkanlarını değerlendirdiklerini aktardı.
Her iki ülkenin de kendine özgü ekonomik avantajlarıyla müteşebbisler için farklı avantajlar sunduğuna değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülke iş adamlarının bu imkanları değerlendirmelerini, daha fazla yatırıma, ticarete ve güçlü iş birliklerine bunu dönüştürmelerinde büyük fayda olduğuna inandığını vurguladı.
Erdoğan, "Özellikle karşılıklı iş birliği yatırımlar, bunun yanında üçüncü ülkelere müşterek yatırımlar olarak bunu ifade edebilirim. İkili ticaret hacmimizi önce eski düzey olan, hedeflerimiz olan 2 milyar dolara çıkarma noktasında bu irade mevcut. Heyetler arası ve ikili görüşmede de bunu aramızda konuştuk ve bu mutabakatımız aramızda var. Bunu 1 milyar dolara ilk etapta çıkarmanın kararlılığı içerisindeyiz." diye konuştu. 
Son yıllarda Türk şirketlerinin Malta'da inşaat, altyapı, turizm ve mali hizmetler gibi alanlarda önemli yatırımlara imza attığını anımsatan Erdoğan, "Firmalarımız, pek çok projeyi başarıyla hayata geçirdiler. Fırsat verilmesi halinde Türk şirketleri tüm dünyanın takdir ettiği birikim ve hizmetleriyle Malta'ya da önemli katkılarda bulunabileceklerdir. Bu konuda Sayın Cumhurbaşkanı'nın firmalarımıza gereken desteği vermesini özellikle temenni ediyorum" dedi. 
Erdoğan, Türk Hava Yollarının (THY) her gün iki kez düzenlediği İstanbul-Malta uçuşlarının da iki ülkeyi birbirine daha yakınlaştırdığını ve bunların daha da artması noktasındaki talepleri de gündeme getirmek istediğini belirtti. 
Mevkidaşı ile iki ülke ilişkilerini tüm yönleriyle ele alma imkanı bulduklarını ifade eden Erdoğan, "İlişkilerimizi kültür, turizm, eğitim, sağlık ve denizcilik gibi birçok alanda özellikle de enerji konusu başta olmak üzere daha ileriye götürme konusunda mutabık kaldık" diye konuştu.
Görüşmelerinde bölgesel ve uluslararası konuları da ele aldıklarına vurgu yapan Erdoğan, "Akdeniz coğrafyasında farklı kültür ve medeniyetlerin kesişim noktasında yer alan ülkelerimizin bölgemize yönelik birçok risk, tehdit ve sınamada benzer yaklaşımlara sahip olduğunu görmüş olduk. Önümüzdeki dönemde bölgedeki siyasi, ekonomik ve insanı sorunların menfi etkileri karşısında gerek ikili düzeyde gerekse ortak platformlarda birlikte hareket etme yönündeki arzumuzu da ifade ettik." değerlendirmesinde bulundu. 
Malta'nın Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğinin güçlü savunucularından biri olduğunu söyleyen ve bundan dolayı teşekkürlerini ifade eden Erdoğan, "Bu vesileyle özellikle bundan sonraki süreçte de Avrupa Birliği ile ilişkilerimizde bu desteklerinin devam edeceğine inanıyorum. Burada Avrupa Birliği ile vize serbestisi ve gümrük birliği güncellenmesi, Malta ile ilişkilerimize daha fazla hizmet, yatırım ve turizm olarak yansıyacaktır" dedi.
"Bu süreçlerin hızlandırılmasında Malta'nın desteğini özellikle kendilerinden rica ediyorum." ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
"Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye göç sorunu noktasında vermiş olduğu söz tabii yerine gelmiyor. Daha önce bizlere 3 artı 3, 6 milyar avro olarak verilmiş olan sözün ne yazık ki şu anda adeta bir çeyreği verilmiş durumda, o da 1,750 milyar avro gibi bir destek. Bu bizim bütçemize zaten gelmiyor, bu uluslararası kuruluşlar vasıtasıyla gelen bir destektir. Bizim ise yaptığımız harcama 35 milyar dolara ulaşmış durumda. Bu konuda Avrupa Birliği'nde bunun gündeme getirilmesi ve bununla birlikte de bu desteğin verilmesi suretiyle bizim gerek Suriye'den, gerek Irak'tan ülkemize göç edenler konusunda bizler onların daha insani şartlarda yaşaması konusunda çabalarımızı artıralım istiyoruz. 
Bu konudaki hassasiyetimiz şu anda mevcut bütçemizde tabii ki devam ediyor. Gelse de gelmese de biz bunu devam ettireceğiz, bunu kesemeyiz. Çünkü o insanların oradaki yaşam koşullarını, eğitimden sağlığa ve bütün oradaki konteyner kentlerde olsun, çadır kentlerde olsun yaşayan insanların daha ideal şartlarda yaşaması için de çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Onları kendi haline terk etmek bizim haddimize değil." 
Konuşmaların ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan, Malta'dan gelen bir gazetecinin, iki ülke arasında ileriye dönük hangi yeni alanlarda yatırım ve ticari faaliyetlerin olabileceğine ilişkin sorusu üzerine, bu konuda bazı sektörlerin iki ülkenin ortak alanları olduğunu ifade etti.
Bunlardan birinin altyapı, üst yapı alanındaki yatırımlar olduğunu belirten Erdoğan, Türkiye'deki müteahhitlik sektörünün çok güçlü olduğunu ve dünyada 2. sırada yer aldığını vurguladı. Erdoğan, Türkiye'nin bu alanda her türlü adımı atabilecek güce ve kabiliyete sahip olduğunu söyledi.
Türkiye ile Malta arasında paket turizmin yapılması mümkündür"
Bir diğer önemli adımın turizm olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Turizm noktasında da Türkiye'nin bu konuda ispat edilmiş başarısı var. Malta da turizme çok açık bir ülke olması hasebiyle Türkiye ile Malta arasında paket turizmin yapılması, o da mümkündür. Buna belki üçüncü ülke de dahil edilmek suretiyle bu tür adımlar atılabilir" diye konuştu. 
Bu konuda ilgili bakanların müşterek çalışmalarını çok önemsediğini dile getiren Erdoğan, "Bu yıl bildiğiniz gibi bizim turist sayısı 40 milyonu yakaladı ve sektör olarak da altyapısıyla turizmde çok çok iyi bir konumdayız." ifadesini kullandı. 
Dil eğitiminde Malta'nın başarısının önemli olduğunu aktaran Erdoğan, Türkiye'den gençlerin Malta'ya gittiğini, bu konuda iş birliği içinde olmanın faydalı olacağını ifade etti. 
"Sağlık turizminde güçlü bir Türkiye inşa ediyoruz"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayinde de Türkiye'nin çok çeşitli alanlarda kendini ispat ettiğini belirterek, şöyle devam etti: 
"Savuna sanayine yönelik de iş birliğine gidebiliriz. Bu konuda çok şeyleri ispatlayan bir Türkiye var ama çok daha farklı bir şey bu ilaç sektöründe yine Malta ile iş birliğine girmemizi çok anlamlı buluyorum. Gerek jenerik, lisans vesaire bu konularda atabileceğimiz adımlar var. Bizim fiziki altyapımız özelikle sağlık sektöründe çok çok iyi. Şimdi bu fiziki yapımızı daha da güçlendiriyoruz. Özellikle şehir hastaneleri zincirimiz varki bu dünyada örnek bir yapılanma olarak gelişiyor. Bunun için de sağlık turizminde güçlü bir Türkiye inşa ediyoruz, bu da devam ediyor."
Bir diğer önemli adımın da enerji noktasında, Türkiye ile Malta arasındaki iş birliğini "yenilenebilir enerji" başta olmak üzere yapabileceklerine işaret eden Erdoğan, "Bunu Sayın Başkanla da ikili olarak görüştük. Bu rüzgar enerjisinde, güneş enerjisinde olabilir, bütün bunlarda altyapısı olan bir ülke konumundayız ve bizler bu dayanışmaya her zaman hazırız. İnanıyorum ki bu dayanışmayı yapacağımız ilk Malta ziyaretinde de sektörel bazda görüşmelerle de kayıt altına alacağız" değerlendirmesinde bulundu. 
Erdoğan bir Türk gazetecinin, Venezuela'da yaşanan gelişmelere ilişkin ABD Başkanı Trump'ın açıklamaları, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile telefon görüşmesini ve Venezuela'da yaşananlara ilişkin görüşlerini sorması üzerine Maduro ile tanışmalarını şöyle anlattı:
"Bizim malum 15 Temmuz darbe girişimi bize yapılmıştı, hatırlayın. Bu darbe girişimde Sayın Maduro bizi hiç gecikmeden aramış, ardından da çıkıp gelmişti. Halbuki biz o ana kadar da Maduro ile hiç tanışmıyorduk. O darbe girişimiyle biz Maduro ile tanışmış olduk, o güzel de bir başlangıç oldu."
Böylece bazı sektörlerde de müşterek adımlar atma yoluna gittiklerini belirten Erdoğan, şunları kaydetti: 
"Ben demokrasiyi bu güne kadar şöyle tanıdım; 40 yıllık bir siyasi geçmişim var. 40 yıllık siyasi geçmişimde sandıktan çıkana saygı duyacaksınız. Sandıktan çıkana eğer saygı duymuyorsanız bunun adı demokrasi değildir. Bu totaliter bir zihniyettir, totaliter bir yapıdır, anlayıştır. Dolayısıyla Maduro, sandıktan çıkmıştır ama onu hazmedemeyen başta tabi Lima ülkeleri olmak üzere, son anda tabi Sayın Trump'ın bu tür bir açıklaması demokrasiye inanmış bir insan açısından beni de şoke etmiştir ve ben de doğrusu Rusya'dan dönerken Maduro'yu aradım ve kendisine, bu noktada çok açık, net; demokrasi noktasında antidemokratik girişimlere asla prim verme, dik dur dedim. 
Eğer, demokrat isek biz de demokratların yanında yerimizi almamız gerekir. Bu konuda çekinmeye de gerek yok. Demokrasinin mücadelesini verenler, dünyada demokrasi mücadelesi verenlerin ve sandıkta çıkanların yanında yer alması gerekir diye düşünüyorum ve bu konuda milli iradeye aykırı yollarla bazı yöntemlerin denenmesini doğru bulmuyorum ve şu anda yapılan da budur. Bunu doğru bulmamız mümkün değil."
"Kim demokrat, kim demokrat değil bunları biliyoruz"
Erdoğan, Maduro'nun kendisine inananlarla beraber bu yolda yürürken, bu sıkıntılı anı da aşacağına olan inancını da dile getirerek, "Bize 15 Temmuz darbe girişimi yapıldığı zaman inanır mısınız, Avrupa Birliği bizi aramadı. Bakın müzakere masasında olan Türkiye'yi Avrupa Birliği aramamıştır. Aradan günler, haftalar geçmiştir. Sadece İngiltere bizi aradı, bunun dışında bizi arayan olmadı. Bunu da biz biliyoruz tabi. Bunlar da bizim kayıtlara giriyor. Yani kim demokrat, kim demokrat değil bunları biliyoruz. Bir ziyaretçi olarak biz de bunları kayıtlarımıza gireceğiz fakat Maduro inandığı yolda dik durur, devam ederse ben Venezuela halkının desteklediği ve sandıktan çıkardığı liderinin arkasında duracağına inanıyorum" ifadelerini kullandı.
"Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılımını desteklemeye devam edeceğiz"
Malta Cumhurbaşkanı Preca, Türkiye'ye resmi ziyaret gerçekleştirmekten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, devlet başkanları nezdinde ilk kez bir araya gelmiş olmaktan onur duyduğunu söyledi. 
Türkiye'nin AB'ye üyeliğine ilişkin Preca, "Türkiye ve Avrupa Birliği arasında devam eden diyalog konusunda da destekçiyiz. Malta olarak Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılımını desteklemeye devam edeceğiz. Malta'nın hem vizyonu hem misyonu gereğince AB'nin genişleme sürecini destekliyoruz. Malta olarak inanıyoruz ki barışçıl, kapsayıcı müreffeh bir Avrupa ve bölge için bu gerekli" ifadelerini kullandı.
"Türkiye bölgedeki barış için bir katalizör görevi üstlenmeye çalışıyor"
Türkiye'nin bölgede diyalog tesisine yönelik gayretlerini memnuniyet ve takdirle karşıladıklarını belirten Preca, "Türkiye güvenlik ve bölgedeki barış için bir katalizör görevi üstlenmeye çalışıyor. Hükümetiniz ve sizin gayretlerinizle ülkeniz milyonlarca sığınmacı, göçmen ve mültecinin sığındığı bir yer oldu" diye konuştu. 
Preca, mülteci krizine Türkiye'nin verdiği cevabın siyasi kazanım gözetmeyen bir tarzda olduğunun altını çizerek, Malta olarak bu göç krizini onurlu bir şekilde yürütmeye çalıştıklarını kaydetti.
"İlişkilerimizi daha da geliştirme konusunda kararlıyız"
Preca, son yıllarda geliştirilen ilişkilerin karşılıklı fayda getiren ortaklıklar doğurduğuna dikkati çekerek, "Bu ortaklıkları zaman içinde iki halkın faydasına olacak şekilde daha da güçlendirdik." ifadesini kullandı.
İki ülke arasındaki mevcut mükemmel iş birliğinin özellikle ekonomik anlamda daha da güçlendirilebileceğine işaret eden Preca, "Malta olarak biz zaten mükemmel olan ikili ilişkilerimizi daha da geliştirme konusunda kararlılık sergiliyoruz." dedi. Preca, dün İstanbul'da gerçekleştirilen İş Forumu'nun bu minvalde önem arz ettiğini vurguladı. 
Preca, Türkiye-Malta Ekonomi ve Ticaret Ortaklık Komitesinin (JETCO) bir sonraki toplantısının Türkiye'de yapılacağını ve bu kapsamda daha fazla iş birliği alanları keşfetmeyi hedeflediklerini söyledi.  
"Türk yatırımı ülkemizin ikinci en büyük yabancı yatırımı"
Preca, görüşmelerde finansal hizmetler, blok zincir teknolojisi, eğitim, sağlık, bakım hizmetleri, ilaç sektörü, doğa bilimleri, ulaştırma, lojistik, turizm, inşaat, altyapı hizmetleri, alternatif enerji, havacılık hizmetleri ve İngilizcenin yabancı dil olarak öğretilmesi gibi konu başlıklarında muhtemel iş birliklerini ele aldıklarını söyledi.
"Türkiye ve Malta olarak çok çeşitli seviyelerde rakip değil ortak olabileceğimizi gördük. Mükemmel birer iş ortağı olabileceğimizi gördük. Türk yatırımı şu anda ülkemizin ikinci en büyük yabancı yatırımı." ifadelerini kullanan Preca, Türkiye ve Malta'nın önemli stratejik konuma sahip olduğunu belirtti. 
Malta Cumhurbaşkanı Preca ayrıca hükümeti ve Malta halkı adına Kerç Boğazı'nda yaşanan deniz kazasında hayatını kaybeden Türk vatandaşları için baş sağlığı diledi.



Ukraynalı çocukların alarm sesine maruz kaldığı süre belirlendi

Ukraynalı çocuklar, çocukluk yıllarının büyük bölümünü hava saldırısı sirenlerinin altında geçiriyor (Save the Children)
Ukraynalı çocuklar, çocukluk yıllarının büyük bölümünü hava saldırısı sirenlerinin altında geçiriyor (Save the Children)
TT

Ukraynalı çocukların alarm sesine maruz kaldığı süre belirlendi

Ukraynalı çocuklar, çocukluk yıllarının büyük bölümünü hava saldırısı sirenlerinin altında geçiriyor (Save the Children)
Ukraynalı çocuklar, çocukluk yıllarının büyük bölümünü hava saldırısı sirenlerinin altında geçiriyor (Save the Children)

Alex Croft 

Savaşın 4. yılını doldurduğu salı günü yapılan yeni analize göre Ukrayna'daki çocuklar, hayatlarının toplam 6 ayını hava saldırısı alarmı altında geçirdi.

2025'in son aylarında, Rusya'nın hava saldırılarını yoğunlaştırması ve Ukraynalı sivilleri hedef almak için drone kullanımını artırmasıyla birlikte, Ukrayna genelinde alarm sürelerinde artış görüldü.

Save the Children'ın sirenlerle ilgili resmi alarm verilerine dayanarak yaptığı analize göre Ukrayna'daki çocuklar, Vladimir Putin'in güçlerinin Şubat 2022'de topyekün istilaya başlamasından bu yana ortalama 4 bin saat hava saldırısı alarmına maruz kaldı; bu da 5 buçuk aydan fazla süren sürekli alarma denk geliyor.

8 yaşındaki Anastasiia'nın annesi Veronika, "Bu sürekli bir duygusal gerilim. Yetişkinler bunu hissediyor ancak çocuklar daha derinden hissediyor. Sinir sistemi tükenmiş halde" dedi.

Çocuklar bir patlama sesi duyduklarında endişeleniyor, geriliyorlar.

Ukrayna'daki yardım kuruluşları ve ebeveynler, Rusya'nın hava savaşının çocuklar üzerindeki psikolojik baskısından endişe duyuyor.

Bu durum, çatışma izleme grubu Silahlı Çatışma Konum ve Olay Verileri'nin (ACLED) verilerine göre, Moskova'nın 2025'te sivilleri hedef alan drone kullanımını yüzde 200'den fazla artırmasıyla giderek daha da kötüleşti. Bu, Ukrayna'da hiçbir bölgenin hava uyarılarından ve Rus saldırılarından uzak olmadığı anlamına geliyordu.

Kiev bölgesindeki ve diğer cephe bölgelerindeki çocuklar, Şubat 2022'den bu yana en çok etkilenenler oldu ve yaklaşık 9,5 aya denk gelen 7 bin saatlik hava saldırısı uyarısıyla karşı karşıya kaldılar.

Birçok Ukraynalı için hava saldırısı uyarıları günde birkaç kez çalıyor ve aileleri bodrum katlarına, metro istasyonlarına veya diğer sığınaklara sığınmaya zorluyor. Genellikle suya, elektriğe ve ısıtmaya kolay erişimleri yok.

Ukrayna'da savaş yorgunluğu, ailelerin daha güvenli, daha derin sığınaklardan kaçınmasına ve bazen binanın dışına çıkmadan, koridorları veya banyoları tercih etmesine yol açıyor.
 

Görsel kaldırıldı.Kiev'deki çocuklar yaklaşık 9 buçuk ay boyunca hava saldırısı sirenlerinin altında kaldı (Save the Children).

Sirenler birkaç dakikadan birkaç saate kadar, hatta bazen daha uzun süre devam edebiliyor. Save the Children, sirenlerin çocukların okula gitmesini engellediğini ve uyku düzenlerini de etkilediğini, sirenlerin yaklaşık yüzde 50'sinin akşam geç saatlerde veya gece saatlerinde çaldığını söylüyor.

Save the Children Ukrayna ülke direktörü Sonia Khush, "Savaşta hiçbir rol oynamamalarına rağmen, çocuklar psikolojik sağlıklarına verilen zarar da dahil en ağır bedeli ödüyor" dedi.

Ukrayna'da 4 yıldır süren topyekün savaş, çocukların hayatlarını paramparça etti ve evlerinden ve okullarından zorla uzaklaştırılmaları, sevdiklerini kaybetmeleri ve hava saldırısı uyarıları, drone ve patlamalar dünyalarını kasıp kavururken korku içinde yaşamalarıyla çocukluklarını ellerinden aldı.

Bazı çocuklar için bildikleri tek dünya, uykularını bölen, öğrenmelerini aksatan, oyunlarını durduran ve her gün sürekli, hayatı tehdit eden tehlikeyi işaret eden hava saldırısı uyarılarıyla dolu bir dünya.

Independent Türkçe, independent.co.uk/news/world/europe


Washington: İran’la önce diplomasi... Güç kullanımı da masada

ABD Hava Kuvvetleri’ne ait yakıt ikmal uçakları dün Ben Gurion Uluslararası Havalimanı’nda sıralandı. (Reuters)
ABD Hava Kuvvetleri’ne ait yakıt ikmal uçakları dün Ben Gurion Uluslararası Havalimanı’nda sıralandı. (Reuters)
TT

Washington: İran’la önce diplomasi... Güç kullanımı da masada

ABD Hava Kuvvetleri’ne ait yakıt ikmal uçakları dün Ben Gurion Uluslararası Havalimanı’nda sıralandı. (Reuters)
ABD Hava Kuvvetleri’ne ait yakıt ikmal uçakları dün Ben Gurion Uluslararası Havalimanı’nda sıralandı. (Reuters)

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt dün yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ile ilişkilerde ilk tercihinin her zaman diplomasi olduğunu, ancak gerekli görülmesi halinde ölümcül güç kullanmaya hazır olduğunu belirtti. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise ülkesinin, bir önceki turda varılan mutabakatlar temelinde Cenevre’de ABD ile görüşmelere yeniden başlayacağını açıkladı. Arakçi, Tahran’ın mümkün olan en kısa sürede ‘adil ve hakkaniyetli’ bir anlaşmaya varma konusunda kararlı olduğunu ifade etti.

Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Arakçi, İran’ın tutumunun ‘tamamen açık’ olduğunu vurgulayarak, ülkesinin ‘hiçbir koşul altında nükleer silah geliştirmeyeceğini’, ancak aynı zamanda ‘halkının yararına barışçıl nükleer teknolojiden faydalanma hakkından asla vazgeçmeyeceğini’ kaydetti.

Arakçi ayrıca, karşılıklı endişeleri giderecek ve ortak çıkarları güvence altına alacak benzeri görülmemiş bir anlaşma için ‘tarihi bir fırsat’ bulunduğunu ifade ederek, diplomatik sürece öncelik verilmesi şartıyla anlaşmanın ‘erişilebilir’ olduğunu belirtti.

Arakçi, İran’ın ‘egemenliğini cesaretle savunma konusunda hiçbir çabadan kaçınmayacağını’ kanıtladığını belirterek, ülkesinin mevcut anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözümünü hedeflediği müzakere masasına da ‘aynı cesaretle’ oturduğunu ifade etti.

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Mecid Taht-Revançi dün yaptığı açıklamada, iki ülke arasında yeni bir müzakere turunun başlamasına kısa süre kala Tahran’ın ABD ile anlaşmaya varmak için gerekli tüm adımları atmaya hazır olduğunu söyledi.

Öte yandan üst düzey bir ABD’li yetkili, görüşmelerin perşembe günü (yarın) Cenevre’de yapılmasının planlandığını açıkladı. Yetkili, ABD’li temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner’ın müzakereleri yürütmek üzere İran heyetiyle bir araya gelmesinin beklendiğini kaydetti.

 Tahran’da ABD karşıtı duvar resminin önünden geçen İranlı bir kadın (EPA)Tahran’da ABD karşıtı duvar resminin önünden geçen İranlı bir kadın (EPA)

Leavitt, Beyaz Saray’da basın mensuplarına yaptığı açıklamada, “Başkan Trump’ın ilk tercihi her zaman diplomasidir, ancak kendisinin de ortaya koyduğu gibi, gerekli görülmesi halinde ABD ordusunun ölümcül gücünü kullanmaya hazırdır… Nihai karar her zaman başkana aittir” ifadelerini kullandı.

İki ülke, ABD’nin Ortadoğu’daki askerî kapasitesini artırdığı bir dönemde bu ayın başlarında müzakerelere yeniden başlamıştı. İran, olası bir saldırı durumunda bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı tehdidinde bulunmuştu.

Taht-Revançi, devlet medyasında yer alan açıklamasında, “En kısa sürede bir anlaşmaya varmaya hazırız. Bunu başarmak için gereken her şeyi yapacağız. Cenevre’deki müzakere odasına tam bir samimiyet ve iyi niyetle gireceğiz” dedi.

Taht-Revançi ayrıca, “İran’a yönelik bir saldırı ya da saldırganlık olması halinde savunma planlarımız doğrultusunda karşılık vereceğiz… ABD’nin İran’a yönelik bir saldırısı gerçek bir macera olur” ifadelerini kullandı.

İran Hükümet Sözcüsü Fatma Muhacerani de Tahran’ın ABD ile ilişkilerinde savaşa kıyasla diplomasiyi tercih ettiğini belirtti. Muhacerani, her iki seçeneğin de ülkenin onurunu ve ulusal çıkarlarını koruma stratejilerinin bir parçası olduğunu vurguladı.

Müzakere sürecine ilişkin bir soruya yanıt veren Muhacerani, İran’ın tutumunun benimsediği temel programlarla uyumlu olduğunu kaydederek, ülkesinin diplomatik alanda aktif olduğunu, ancak savaş ve diplomasiyi ulusal çıkarları korumaya yönelik iki araç olarak değerlendirdiğini söyledi.

Askerî hazırlık düzeyine ilişkin olarak ise ‘kesin caydırıcılığın’ İran Silahlı Kuvvetleri’nin öncelikleri arasında yer aldığını, gerekli hazırlıkların mevcut olduğunu ve son dönemde düzenlenen tatbikatların bu hazır olma seviyesini yansıttığını belirtti. Diplomatik sürecin de eş zamanlı olarak ‘yoğun biçimde’ sürdürüldüğünü ifade eden Muhacerani, hükümetin gelişmeleri ‘tetikte’ izlediğini ve müzakere sürecinin sonuçlarına bağlı kalacağını dile getirdi.

Muhacerani, Tahran’ın hesap hatalarını önlemek amacıyla mevcut tüm caydırıcılık araçlarını kullanacağını belirterek, İran’ın ‘her iki ihtimale de hazır’ olduğunu; bunun da gerilimin artması ya da diplomatik bir uzlaşıya varılması seçeneklerini kapsadığını sözlerine ekledi.

ABD Başkanı Donald Trump ve İran Dini Lideri Ali Hamaney (AFP)ABD Başkanı Donald Trump ve İran Dini Lideri Ali Hamaney (AFP)

Reuters, pazar günü üst düzey bir İranlı yetkiliye dayandırdığı haberinde, Tahran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunun yarısını yurt dışına gönderme, kalan kısmın zenginleştirme seviyesini düşürme ve yıllardır İran’la yürütülen diplomasi sürecinde zaman zaman gündeme gelen bölgesel bir zenginleştirme konsorsiyumuna katılma seçeneğini ciddi biçimde değerlendireceğini aktardı.

Yetkili, İran’ın bu adımları, ekonomik yaptırımların kaldırılmasını da içeren bir anlaşma çerçevesinde ABD’nin ülkenin ‘barışçıl nükleer zenginleştirme’ hakkını tanıması karşılığında atacağını söyledi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun ise günün ilerleyen saatlerinde İran’la ilgili gelişmeler hakkında Kongre’nin üst düzey liderlerine bilgi vermeye hazırlandığı bildirildi.

Konuya yakın bir kaynak, Rubio’nun İran’a ilişkin son gelişmeler hakkında yasa yapıcıları bilgilendirmesinin beklendiğini ifade etti.

Öte yandan Donald Trump’ın İran’a ilişkin planlarını açıklayacağı bildirildi. Beyaz Saray’dan isimlerinin açıklanmaması kaydıyla konuşan yetkililer, Trump’ın planlarını kamuoyuna sunacağını aktardı.

 İran devlet televizyonunun dün ülkenin güneyinde gerçekleştirilen tatbikatlara ilişkin yayınladığı görüntülerİran devlet televizyonunun dün ülkenin güneyinde gerçekleştirilen tatbikatlara ilişkin yayınladığı görüntüler

ABD, İran’a yönelik olası saldırılara hazırlık kapsamında ülke kıyılarına yakın bir bölgede büyük bir deniz gücü konuşlandırdı. Donald Trump, 19 Şubat’ta yaptığı açıklamada Tahran’a bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 gün süre tanıdığını bildirmişti.

Trump’ın yapacağı Birliğin Durumu konuşmasında, İran’ın nükleer programı nedeniyle ülkeyi bombalama yönündeki tehditlerine de değinebileceği belirtiliyor.

Öte yandan İran devlet televizyonu, Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) ülkenin güney kıyıları boyunca, Körfez açıklarında askerî tatbikatlara başladığını duyurdu.

Tahran’ın ayrıca Çin ile gemisavar hipersonik seyir füzeleri satın almak üzere bir anlaşmaya yaklaştığı bildirildi. Reuters’ın müzakereler hakkında bilgi sahibi altı kaynağa dayandırdığı haberine göre, Çin yapımı CM-302 tipi füzeleri kapsayan anlaşma büyük ölçüde tamamlandı; ancak teslimat tarihine ilişkin henüz mutabakata varılmadı.

 Pekin’deki askeri geçit töreninde sergilenen hipersonik gemisavar füzelerinin önünde duran Çin Halk Kurtuluş Ordusu mensubu (Reuters)Pekin’deki askeri geçit töreninde sergilenen hipersonik gemisavar füzelerinin önünde duran Çin Halk Kurtuluş Ordusu mensubu (Reuters)

Hipersonik hızlara ulaşabilen söz konusu füzelerin menzilinin yaklaşık 290 kilometre olduğu, deniz savunma sistemlerinden kaçınmak amacıyla alçak irtifada ve yüksek süratte uçacak şekilde tasarlandığı belirtiliyor. Silahlanma alanında uzman iki isim, bu füzelerin konuşlandırılmasının İran’ın vurucu kapasitesini önemli ölçüde artıracağını ve bölgedeki ABD deniz kuvvetleri için tehdit oluşturacağını ifade etti.

Tahran ise askerî nükleer kapasite geliştirme iddialarını reddederek, özellikle enerji alanında olmak üzere sivil amaçlı barışçıl bir nükleer program yürütme hakkına sahip olduğunu savunuyor. İran, tarafı olduğu Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması çerçevesinde bu hakkın güvence altına alındığını vurguluyor.

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani’nin ofisine yakın kaynaklar ise iç basında yer alan ve Laricani’nin Umman’ın arabuluculuk rolü kapsamında Maskat’a öneriler iletmek üzere Umman’a gittiğine ilişkin haberleri yalanladı. Arakçi’nin ABD heyetine metnin ‘ilk taslağını’ sunmasının beklendiği kaydedildi.

Donald Trump, perşembe günü yaptığı açıklamada, Tahran’a karşı güç kullanımına başvurulup başvurulmayacağına karar vermek için kendilerine 10 ila 15 gün arasında süre tanıdığını belirtmişti. Trump, pazartesi günü ise ABD Genelkurmay Başkanı’nın geniş çaplı bir askerî müdahalenin riskleri konusunda kendisini uyardığı yönündeki haberleri reddetti. Trump, sahibi olduğu sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dan Caine’in ‘herkes gibi savaş istemediğini, ancak İran’a karşı askerî düzeyde bir adım atılması yönünde karar alınması halinde bunun kolaylıkla kazanılabilecek bir süreç olduğunu düşündüğünü’ ifade etti.

Planet Labs tarafından çekilen uydu görüntüsünde Ürdün’deki Muvaffak Salti Hava Üssü’nde bulunan savaş uçakları,(AP)Planet Labs tarafından çekilen uydu görüntüsünde Ürdün’deki Muvaffak Salti Hava Üssü’nde bulunan savaş uçakları görülüyor. (AP)

Taraflar arasında geçen yıl yürütülen dolaylı görüşmeler herhangi bir anlaşmayla sonuçlanmadı. Bunun temel nedeni, Washington’ın İran’ın kendi topraklarında uranyum zenginleştirmeden vazgeçmesi yönündeki talebi oldu. ABD, bu faaliyeti nükleer bomba edinmeye giden bir yol olarak değerlendirirken, Tahran böyle bir silah arayışında olduğu iddialarını sürekli olarak reddetti.

ABD, geçen yıl haziran ayında İsrail’le birlikte İran’daki nükleer tesisleri hedef alan saldırılara katılmış, bu saldırıların İran’ın uranyum zenginleştirme kapasitesini fiilen azalttığı belirtilmişti. Donald Trump, ülkenin başlıca nükleer tesislerinin ‘imha edildiğini’ savunmuştu. Ancak İran’ın daha önce zenginleştirilmiş stoklara hâlâ sahip olduğu ve Washington’ın bu stoklardan vazgeçilmesini istediği değerlendiriliyor.

Trump, İran’ın nükleer silah edinmesini engellemeyi amaçlayan bir anlaşma için baskı yaparken yeni saldırılar düzenleme ihtimalini de gündemde tutuyor ve ABD’nin bölgedeki deniz ve askerî varlığını güçlendiriyor.

Bu çerçevede, dünyanın en büyük uçak gemisi olarak bilinen USS Gerald R. Ford dün Yunanistan’ın Girit Adası’ndaki Suda Körfezi’ndeki ABD deniz üssüne ulaştı. Geminin, bölgedeki ABD askerî yığınağına katılmak üzere intikal ettiği bildirildi.


Bill Gates, Epstein ile olan bağlantıları nedeniyle "yaptıklarından sorumlu tutulacak"

Jeffrey Epstein'ın mirasından elde edilen bir fotoğrafta, Microsoft'un kurucusu Bill Gates, yüzü gizlenmiş bir kadınla birlikte görülüyor (AFP).
Jeffrey Epstein'ın mirasından elde edilen bir fotoğrafta, Microsoft'un kurucusu Bill Gates, yüzü gizlenmiş bir kadınla birlikte görülüyor (AFP).
TT

Bill Gates, Epstein ile olan bağlantıları nedeniyle "yaptıklarından sorumlu tutulacak"

Jeffrey Epstein'ın mirasından elde edilen bir fotoğrafta, Microsoft'un kurucusu Bill Gates, yüzü gizlenmiş bir kadınla birlikte görülüyor (AFP).
Jeffrey Epstein'ın mirasından elde edilen bir fotoğrafta, Microsoft'un kurucusu Bill Gates, yüzü gizlenmiş bir kadınla birlikte görülüyor (AFP).

Gates Vakfı sözcüsü dün Reuters'e yaptığı yazılı açıklamada, Bill Gates'in vakıf çalışanlarıyla yaptığı genel bir toplantıda, finansçı ve cinsel suçtan hüküm giymiş Jeffrey Epstein ile olan ilişkisiyle ilgili "eylemlerinin sorumluluğunu üstlenmeye" karar verdiğini söyledi.

Sözcünün açıklamaları, Wall Street Journal'ın (WSJ) Gates'in Epstein ile olan ilişkisi nedeniyle genel toplantıda çalışanlardan özür dilediği yönündeki haberine yanıt olarak geldi.

ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan belgeler, Gates ve Epstein'ın, Epstein'ın hapisten çıkmasının ardından Microsoft kurucusunun hayırseverlik çalışmalarını genişletmek için defalarca görüştüklerini gösteriyor. Şarku’l Avsat’ın WSJ’den aktardığına göre Gates, çalışanlarına Epstein ile vakit geçirmenin ve vakıf yetkililerini onunla yaptığı toplantılara getirmenin büyük bir hata olduğunu itiraf etti. Haber, Gates'in kamuya açık toplantıdaki konuşmasının kaydına dayanıyor. Gazeteye göre Gates, "Yaptığım hata nedeniyle bu işe karışan diğer insanlardan özür diliyorum" ifadelerini kullandı.

WSJ’nin haberine göre Gates, Epstein'ın daha sonra tanıdığı ancak kurbanları arasında yer almayan iki Rus kadınla da romantik ilişkiler yaşadığını da itiraf etti. Adalet Bakanlığı belgelerinde ayrıca Microsoft kurucusunun yüzleri gizlenmiş kadınlarla birlikte çekilmiş fotoğrafları da yer alıyordu. Gates daha önce Epstein ile ilişkisinin hayırseverlik hakkındaki görüşmelerle sınırlı olduğunu ve onunla görüşmenin bir hata olduğunu belirtmişti.

Gazete, Gates'in vakıf çalışanlarına Epstein'ın kendisinden, kadın arkadaşlarıyla yaptığı görüşmelerden sonra fotoğraf çekmesini istediğini söylediğini bildirdi. Habere göre Gates, "Açıkça söylemek gerekirse, kurbanlarla, onu çevreleyen kadınlarla hiç vakit geçirmedim" dedi.

Bill Gates'in başkanlığını yaptığı ve eski eşiyle birlikte 2000 yılında kurduğu Gates Vakfı, küresel sağlık girişimlerinin dünyada en büyük fon sağlayıcılarından biridir.