Prens Bender bin Sultan: Hamad bin Casim ve Obama, Suriye’de İran ve Rusya’yı cesaretlendirdi

Suudi Arabistan'ın eski ABD Büyükelçisi Bender Bin Sultan (Fotoğraf: Muhammed el-Mani)
Suudi Arabistan'ın eski ABD Büyükelçisi Bender Bin Sultan (Fotoğraf: Muhammed el-Mani)
TT

Prens Bender bin Sultan: Hamad bin Casim ve Obama, Suriye’de İran ve Rusya’yı cesaretlendirdi

Suudi Arabistan'ın eski ABD Büyükelçisi Bender Bin Sultan (Fotoğraf: Muhammed el-Mani)
Suudi Arabistan'ın eski ABD Büyükelçisi Bender Bin Sultan (Fotoğraf: Muhammed el-Mani)

Eski Suudi Arabistan İstihbarat Başkanı, Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri ve Washington Büyükelçisi ünlü Suudi siyasetçi Prens Bender bin Sultan, ülke liderleriyle yapılan toplantıların kulislerinde yaşananları ve bölgedeki sorunlu dosyalara ilişkin düşüncelerini Independent Arabia'ya anlattı.
Prens Bender bin Sultan, başyazar Advan el-Ahmeri ile gerçekleştirdiği 14 saatten uzun süren görüşmede, Arap bölgesine dair fikirlerini ve Washington’da çeyrek asır boyunca Suudi Arabistan Büyükelçisi olarak yaptığı göreve ilişkin düşüncelerini anlattı. Gündeme ve bölge siyasetine dair önemli açıklamalar yapan Bender bin Sultan’ın aktardıkları, ilerleyen günlerde Independent Arabia’da bölümler halinde yayımlanacak.
Obama ve Suriye
Prens Bender, Suudi Arabistan'ın batısındaki Cidde'de kendisiyle gerçekleştirilen görüşmede, eski ABD Başkanı Barack Obama’nın gevşek politikaları nedeniyle Rusya ve İran’ın Suriye’ye müdahale etmeye cesaretlendiklerini söyledi. Merhum Suudi Arabistan Kralı Abdullah bin Abdulaziz ile Obama arasında gerçekleşen bir konuşmanın ayrıntılarına ilişkin açıklamalarda bulunan Prens Bender, Kral Abdullah’ın Obama’ya, “Bir ABD Başkanı’nın bana yalan söyleyeceğini görecek kadar yaşamayı ummuyordum” dediğini aktardı. Obama'nın açık bir şekilde dile getirdiği ünlü kırmızı çizgilere atıfta bulunan Bender, bunlar arasında Suriye rejiminin kimyasal silah kullandığı sivillere yönelik aşırılıklarını durduracağı vaadinin de yer aldığını belirtti.
Obama yönetiminin son günlerinde ABD ile Suudi Arabistan arasındaki gerginliğin nedenine de değinen Prens Bender, bunun sebebinin Obama’nın söz verdiği şeyin aksini yapması olduğunu belirterek, “İran'ın bölgedeki rolünü engellemekten bahsediyordu, fakat bununla birlikte gizlice İran’la müzakerelerde bulunuyordu. Bu durum Suudilerin, Obama yönetimine olan güvenini yitirmesine sebep oldu” dedi.
Katar
Prens Bender bin Sultan, Katar'ın eski Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Hamad Bin Casim’i “yarı gerçek uzman” olarak nitelendirdi ve onun hakkında “sözlerinde gerçeklerin yarısını aktarmakta tecrübeliydi” ifadesini kullandı. Buna delil olarak eski Katar Emiri Hamad bin Halife, Hamad bin Casim ve Libya'nın öldürülen lideri Muammer Kaddafi arasında gerçekleşen görüşmeye ilişkin sızan kayıtlara atıfta bulunan Prens Bender, Hamad bin Casim’in ilgili kayıtta Suudi Arabistan'ı hedef alma planlarından bahsettiğini söyledi.
Hamad bin Casim’in kendini haklı çıkarmak için ilgili kayıtlar hakkında “gerçeğin yarısından haber veriyor” dediğini dile getiren Prens Bender, bütün gerçeğin bir komplodan ibaret olduğunu ve bunun Kaddafi'yi cezbetmeye yönelik bir girişim olduğu gerekçesinin onları haklı çıkarmadığını belirtti.
Katar dosyasına ilişkin sözlerini sürdüren Prens Bender, Doha’da bir ABD üssünün varlığının rejimi korumak anlamına gelmediği ve bunun Katar’ın değil, ABD’nin kullanımı için bir üs olduğu değerlendirmesinde bulunarak, Katar’ın politikalarında şizofreni belirtileri gösterdiğini ifade etti. Prens Bender, Doha'nın daha önce güvenliği sağlamak için Yemen, Sudan ve Suudi Arabistan'dan yardım istediğini belirterek, Katar’daki Türk varlığının güvenliği sağlamaya yönelik olduğunu ifade etti.
Eski Suudi Arabistan İstihbarat Şefi ve Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Prens Bender bin Sultan, Suriye rejimi başkanının “Basil Hafız Esed” adlı kronik bir kompleksten mustarip olduğunu söylüyor
Eski Suudi Arabistan İstihbarat Şefi ve Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Prens Bender bin Sultan, Suriye rejimi başkanının “Basil Hafız Esed” adlı kronik bir kompleksten mustarip olduğunu söylüyor
Beşşar Esed
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed’in Suudi Arabistan'la arasındaki gergin ilişkiler ve bir fotoğrafının rejim medyası tarafından abartılarak Suriye'deki herhangi bir olayla ilişkilendirilmesi hakkında açıklamalarda bulunan Prens Bender, “Beşşar’ı bir şey olmadan önce de tanıyordum. Bir şey olduğunu düşünmeye başlamasından sonrada” dedi. DEAŞ örgütünün ortaya çıkmasında rol aldığına ilişkin iddiaları reddeden Prens Bender, bu bağlamda aleyhindeki suçlamaların ayrıntılarını açıkladı.
Beşşar Esed hakkında 'çocuk' benzetmesinde bulunan Prens Bender, "Beşşar'ın babası, etrafı erkeklerle çevrilmiş bir kişiydi. Hafız Esed, oğlu Beşşar'ın aksine kararlı bir kişiliğe sahipti. Oysaki Beşşar'ın bir düğüm haline gelmiş 'Basil Hafız Esed' kompleksi vardı” dedi.
Prens Bender, mezun olduktan sonra İngiltere’ye giden ve Londra'da oftalmoloji ihtisasını tamamlayan Beşşar Esed’in İngiliz hükümetinde nasıl arabuluculuk yaptığını anlatı. Esed'in sivilleri bombalamaya başladığı Suriye devriminden sonra Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşmesinin ayrıntılarını anlatan eski Suudi İstihbarat Şefi, Putin'in kendisine, "Esed'in başını büyüten Suudilerdir. Çünkü onlar, Esed iktidara geldiği zaman, Fransa eski Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ve Beyaz Saray yetkilileri ile görüşmesini sağladılar” dediğini aktardı. Ayrıca, Putin'in kendisine toplantı sırasında Beşşar’ı birçok kez Moskova’yı ziyaret etmeye davet ettiğini söylediğini ama Beşşar’ın buna olumlu cevap vermediğini kaydetti.
İran
Suudi Arabistan’ın eski ABD Büyükelçisi Prens Bender bin Sultan, İran Şahı’nı akıllı bir düşman olarak nitelendirdi ve İran'ın mevcut rejimine ve Humeyni'nin gelmesinden bu yana patlak veren sorunlara atıfta bulunarak İran Şahı hakkında “Aramızda dostluk bulunmamasına rağmen cahil bir arkadaştan daha iyiydi” ifadesini kullandı.
Şah'ın Bahreyn'i İran'a dahil etme arzusu da dahil olmak üzere Şah ve Kral Faysal arasındaki pozisyonları dile getiren Prens Bender, onu bu kararından vazgeçmesi için ikna eden Suudi çabalarının detaylarını ortaya koydu.
“Cahil kimse, düşmanın ta kendisidir. Nitekim Humeyni, Saddam Hüseyin rejimi altında ev hapsinde tutulduğu sırada Şah aleyhinde kışkırtıcı videolar yayınlıyordu. Şah, Humeyni’yi Irak’tan çıkarmadığı takdirde Saddam’ı Şattülarap’ı işgal etmekle tehdit etti” açıklamasında bulunan Prens Bender, Saddam’ın Şah’ı bunu yapmamaya ikna etmeye çalıştığını ve Humeyni’nin kışkırtıcı videolar yayınlamasını önleyeceğini söylediğini belirtti.
Humeyni'nin iktidara gelmesi ve ülkede Velayeti Fakih sistemini inşa etmesine de değinen Prens Bender, Suudi Arabistan’ın Humeyni’nin iktidara gelmesinden sonra bir müddet beklediğini ve Humeyni’nin Irak’ı ve Körfez ülkelerini istila etmekle tehdit edene kadar bir pozisyon almadığını söyledi.
Suudi Arabistan'ın eski istihbarat şefi Riyad'ın bu konuda kötü seçimlerden birini yaptığını ve Saddam Hüseyin’i İran’a karşı olan savaşında desteklediğini dile getirerek, Suudi Arabistan’ın Cenevre'de ve merhum Veliaht Prens ve Savunma Bakanı Prens Sultan bin Abdulaziz’in sarayında, Bağdat ile Tahran arasındaki müzakerelere gizlice arabuluculuk yaptığını söyledi.
Suudi Arabistan’ın eski büyükelçisi, halihazırda İran Meclis Başkanı olan Ali Laricani ile görüşmek üzere Tahran'a yaptığı ziyaret sırasında tesadüfen İran Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani ile bir araya geldiğini açıklayarak, “Daha önce duyduğumuz fakat görmediğimiz Süleymani ile tesadüfen tanıştık” dedi.
Başyazar Advan el-Ahmeri ile 14 saatten daha uzun bir süre konuşan Prens Bender bin Sultan, ülkesinin büyükelçisi olarak görev yaptığı sırada ABD başkanları ile olan ilişkisinden bahsediyor
Başyazar Advan el-Ahmeri ile 14 saatten daha uzun bir süre konuşan Prens Bender bin Sultan, ülkesinin büyükelçisi olarak görev yaptığı sırada ABD başkanları ile olan ilişkisinden bahsediyor
Diğer dosyalar
Filistin meselesine ilişkin açıklamalarda da bulunan Suudi istihbaratının eski başkanı Bender bin Sultan, eski Filistin lideri Yaser Arafat’ın eski ABD Başkanı Bill Clinton tarafından sunulan çözüm önerilerini ve barış girişimini reddederek Filistin davasına ve Filistinlilere karşı suç işlediğini söyledi.
Prens Bender bin Sultan, eski Suudi Kral Abdullah bin Abdulaziz ile eski ABD Başkanı George W. Bush arasında Teksas'taki bir çiftlikte Filistin eksenli bir görüşmede yaşanan anlaşmazlığı anlattı. Ayrıca Jimmy Carter'dan George W. Bush'a kadar bir dizi ABD başkanıyla arasında geçen bazı hikâyeleri de anlatan Prens Bender, Ortadoğu'daki politikaları nedeniyle Başkan Barack Obama ile görüşmediği için pişman olmadığını söyledi.
Çin'e ulaşmadan önce kamuflaj
Kral Fahd’ın kendisinden bir dizi ülkeyi ziyaret etmesini istediğini ve gittiği her ülkede kendisine birtakım görevler verdiğini söyleyen Prens Bender sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kral Fahd'ın planı, Ürdün’ü ziyaret etmem ve Kral Hüseyin'e Reagan ile yaptığı görüşmenin sonuçlarını ve Filistin meselesiyle ilgili konuştuklarını anlatmamdı. Sonra Mısır'a ve Irak'a gidip Saddam Hüseyin’e bunları anlattım. Sonra İngiltere’ye gittim, Başbakan Margaret Thatcher ile görüştüm ve ona Tornado uçaklarını satıp satamayacaklarını sordum.”
Burada Prens Bender ile yapılan röportajı sindirmenin kolay olmadığını ve röportajın günlerce sürdüğünü itiraf etmem gerekiyor. Prens Bender’in söz arasında anlattığı şeyler ve verdiği bilgiler en az ana noktalar kadar önemliydi ve birbiri ile bağlantılıydı.
Prens Bender, ABD ile İngiltere arasındaki silah anlaşmaları ile ilgili görüşmeler arasındaki farkı açıklamaya başladı ve şunları söyledi:
“İngiltere’deki durum ABD’den farklı. Çünkü İngiltere’de hükümet uçak anlaşması hususunda karar verdikten sonra, ikinci aşamada parlamento devreye giriyor. Washington'da ise aksi bir durum var. Kararı Kongre veriyor. Thatcher ile konuştuğumda teklifimi hemen kabul etti ve kaç tane uçağa ihtiyacımız olduğunu sordu. 48 uçağa ihtiyacımız olduğunu söyledim. Hemen kabul etti ve birtakım işlemlerin yapılması gerektiğini söyledi. Ona bir şey söylemek istediğimi, fakat kendisinden utandığımı söyledim. Söylememi istedi. Ona, Washington’da bunun için çok uğraştığımı, fakat kendilerinin ise bu teklifi hemen onayladığını söyledim ve “Washington ile nasıl başa çıkacağız?” diye sordum. Başkan Reagan’ın bu duruma nasıl tepki verdiğini anlattım. Bunun üzerine Thatcher, “Kral Fahd’a kendisi ile anlaştığımı, fakat bunu açıklamamasını söyle. Gelecek hafta Washington'a gideceğim ve Reagan'a F15-E'yi Suudi Arabistan'a satmak zorunda olduklarını söyleyeceğim. Kral Fahd’a söylediğini bana da söyleyecektir. Sonra Kongre ile Dışişleri ve Savunma Komitesi'ni ziyaret edip F15-E'nin Suudi Arabistan'a satılması gerektiğini ve aksi takdirde Suudi Arabistan’ın, Rusya, Çin ya da başka bir yere gideceklerini söyleyeceğim. Onlar da Reagan’a söylediklerini bana söyleyecekler” dedi. Thatcher’ın bu sözleri karşısında şaşırdım ve bu durumun Suudi Arabistan’ın lehine olabileceğini düşündüm. Ben ona bir sır verdiğimi düşünüyordum, fakat o bana tek başına gidip Washington'a durumu anlatacağını söylüyordu. Sonra bana, “Bunu reddettikleri takdirde onlara bir çözümüm olduğunu ve Suudi Arabistan’a Tornado’yu satacağımı söyleyeceğim. Böylece sorun çözülmüş olacak” dedi.”
Suudi Büyükelçisinin evinin bahçesinde Çin Büyükelçisi ile gerçekleşen görüşme
Prens, Arap ülkelerini ziyaret ettikten sonra Londra’ya ve oradan Washington’a geçti. Sonra Kral Fahd’ın talimatı üzerine Çin Büyükelçisi ile görüştü. Prens Bender, Kralın kendisine anlattığı gibi Çin Büyükelçisi ile Suudi Büyükelçisi’nin evinin bahçesinde bir araya geldi ve Suudi Arabistan'ın isteğini kendisine iletti.
Prens Bender sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bana olumlu ya da olumsuz bir cevap vermedi. Görüşmenin üzerinden bir hafta geçti, fakat hala bir cevap gelmedi. 3 hafta sonra beni aradı ve beni akşam yemeğine davet etmek istediğini söyledi. Kralın benimle ya da onunla telefonda konuşmamamı söylediğini hatırlıyorum. Bir cevap alırsam gelip yüz yüze konuşmamızı söylemişti. Büyükelçinin bahçesinde kendisiyle buluştum. Bana, “Pekin füze meselesine önem veriyor, fakat iki ülke arasında herhangi bir ilişki yok. İki ülke arasında üst düzey yetkililerin katılacağı bir toplantı yapmayı ve ardından bu meseleyi konuşmak istiyorlar. Sizi Pekin’de ağırlamaktan memnuniyet duyacağız” dedi. Ben de ona, kendilerini Riyad’da ağırlamaktan memnuniyet duyacağımızı söyledim. Bana, Riyad’a gelmeyeceklerini söyledi. “Tarafsız bir yer olsun, Cenevre’de görüşelim” dedim. Büyükelçi bu teklifime de olumlu cevap vermedi ve orada aktif istihbarat faaliyetleri olduğunu söyledi. Düşündüm ve Pakistan’da buluşmayı teklif ettim. Bunun iyi fikir olduğunu söyledi.”
Çin ve Suudi tarafları toplantının Pakistan’da gerçekleştirilmesi hususunda anlaştılar. Çünkü Pakistan ile her iki ülke arasındaki ilişkiler oldukça iyiydi.
Prens Bender, bundan sonra yaşananları şöyle anlattı:
“Çin Büyükelçisine neden cevap vermek için 3 haftadan fazla beklediklerini sordum. Bana, bunu şahsi olarak Pekin’e ilettiğini ve bundan dolayı cevabın geciktiğini söyledi.”


Suudi Kralı Fahd bin Abdülaziz ve İngiltere Başbakan Margaret Thatcher (AFP)

“Riyad'a geri döndüm ve Krala olup biteni anlattım. Onu, Thatcher ve Çin Büyükelçisi ile yaptığım görüşmelerin neticesi hususunda bilgilendirdim. Kral, bana, Thatcher’in dehasını ve zekasını ima ederek, “Bu kadın tam bir şeytan” dedi. Kendisine, düzenlemelere başlamamız ve Pakistan’dan Çinlilerle gerçekleştireceğimiz toplantı için izin almamız gerektiğini söyledim. Bana onlara ne söyleyeceğimi sordu. “SABIC’ten bir heyeti kabul etmenizi istiyoruz. Kendileri ile ilişkimiz olmadığından dolayı sizin ülkenizde Çinliler ile bir toplantı yapmak istiyoruz. Petrokimya pazarlarının gelişimi hususunda kendileri ile konuşacağız” diyeceğimi söyledim. Pakistan tarafı isteğimizi memnuniyetle karşıladı. Heyetle birlikte Pakistan’a vardığımda, bizi misafirler için tahsis ettikleri sarayda ağırlamak istediklerini söylediler. Onlara teşekkür ettim, fakat Çinlilerin toplantının ülkelerin elçiliklerinde yapılmasını istediklerini söyledim. Washington’a döndüğümde Çin Büyükelçisi’ne durumu anlattım ve toplantı tarihini belirleyip Pakistan’a gittik.”
İki heyet toplantı masasına oturduğu sırada, Suudi heyeti ziyaretin asıl nedenini bilmiyordu. Çin tarafından ise tek bir yetkili vardı ve elinde ‘iki ülke arasındaki ilişkiler ve füze’ dosyaları vardı.
RÖPORTAJIN 2. KISMI

RÖPORTAJIN 3. KISMI​
RÖPORTAJIN 4.KISMI



Kral Selman: İki Kutsal Cami’ye ve ziyaretçilerine hizmet etme konusundaki kararlı yaklaşımımızı sürdüreceğiz

TT

Kral Selman: İki Kutsal Cami’ye ve ziyaretçilerine hizmet etme konusundaki kararlı yaklaşımımızı sürdüreceğiz

Kral Selman: İki Kutsal Cami’ye ve ziyaretçilerine hizmet etme konusundaki kararlı yaklaşımımızı sürdüreceğiz

Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz dün yaptığı açıklamada, ülkesinin İki Kutsal Cami’ye ve burayı ziyaret eden ziyaretçilere hizmet konusundaki kararlı duruşunu sürdüreceğini vurguladı. Kral Selman bu açıklamayı, Ramazan Ayı’nın başlaması dolayısıyla Suudiler, ülkedeki yabancı sakinler ve dünyanın dört bir yanındaki Müslümanlara seslenerek yaptı.

Açıklamayı okuyan Suudi Arabistan Enformasyon Bakanı Selman ed-Dusari, “Cennet kapılarının açıldığı ve bin aydan daha hayırlı bir gecenin içinde bulunduğu mübarek Ramazan Ayı’nın gelişi vesilesiyle tüm Müslümanları tebrik ediyoruz. Allah’ın bizlere oruç tutma ve iyi amellerde bulunma konusunda yardım etmesini diliyoruz” ifadelerini aktardı.

Kral Selman, Allah’a şükrederek, ülkesinin İki Kutsal Cami’ye ve ziyaretçilerine hizmet etme ayrıcalığını vurguladı ve bu hizmet anlayışının selefleri tarafından da sürdürüldüğünü belirtti.

Ramazan Ayı’nın, nefisleri terbiye etme, hayırlı işler yapma ve toplumda merhamet ve dayanışmayı güçlendirme açısından önemli bir zaman olduğunu kaydeden Kral Selman, Allah’a hem görünen hem de gizli nimetleri için şükranlarını sundu.

Kral Selman, dualarında bu mübarek ayda yapılan ibadetlerin kabulünü, ülkesinde güvenlik ve refahın devamını, Filistin’de ve tüm İslam dünyasında barış ve istikrarın sürmesini diledi.

Daha sonra Kral Selman, resmi sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, “Ramazan Ayı’nızı tebrik ediyor, Allah’tan bu ayda Müslümanlara bereket vermesini, ibadetlerimizi kabul etmesini ve ülkemizde güvenlik ve refahın devamını sağlamasını diliyoruz” ifadesini kullandı.

Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Yemen, Filistin, Bahreyn, Kuveyt ve diğer bazı ülkeler, dün akşam hilalin görülmesinin kesinleşmesinin ardından 18 Şubat Çarşamba gününü (bugün) Ramazan Ayı’nın ilk günü olarak ilan etti.

Suudi Arabistan Yüksek Mahkemesi yaptığı açıklamada, Hilal Gözlem Dairesi’nin salı akşamı bir oturum düzenlediğini ve bu oturumda mahkemelerden Ramazan hilalinin görülmesiyle ilgili aldığı tüm raporları incelediğini belirtti. İnceleme ve değerlendirme sonrasında, hilali gören bir dizi güvenilir şahidin ifadesine dayanarak, bu yılki Ramazan Ayı’nın ilk gününün, 18 Şubat 2026 Çarşamba günü olduğuna karar verildiğini açıkladı.

Bu vesileyle, her yıl olduğu gibi, Kral Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman, diğer İslam ülkelerinin kralları, cumhurbaşkanları ve emirlerine Ramazan tebriği gönderdi. Tebrik mesajlarında, Allah’tan tüm Müslümanların ibadetlerini kabul etmesini, Ramazan’ı ilerleme ve refahla yeniden yaşatmasını dilediler.

Kral ve Veliaht Prens ayrıca İslam ülkelerinin liderlerinden gelen tebrik mesajlarını aldı ve yanıt olarak teşekkür telgrafları göndererek iyi dilekleri ve duaları takdir ettiklerini belirtti; Allah’tan bu mübarek ayın ümmete bereket, huzur ve istikrar getirmesini dilediler.

Öte yandan Mekke ve Medine’de yetkili kurumlar, Ramazan Ayı’nı karşılamak üzere kapsamlı hazırlıklarını tamamladı. Bu hazırlıklar, güvenlik, işletme ve hizmet alanlarını kapsayan entegre bir sistemle gerçekleştirildi ve ziyaretçilerin güvenliği ile akışın en yüksek düzeyde sağlanması hedeflendi.


Amerika ve İran arasındaki ilerleme, tehditleri ortadan kaldırmıyor

İran haber ajansı Sepah tarafından dün dağıtılan fotoğrafta, Hürmüz'de Devrim Muhafızlarının tatbikatı görülüyor... Fotoğrafta ayrıca, müzakerelerin başladığı dün Cenevre'de İran ve İsviçre dışişleri bakanları da yer alıyor (Reuters)
İran haber ajansı Sepah tarafından dün dağıtılan fotoğrafta, Hürmüz'de Devrim Muhafızlarının tatbikatı görülüyor... Fotoğrafta ayrıca, müzakerelerin başladığı dün Cenevre'de İran ve İsviçre dışişleri bakanları da yer alıyor (Reuters)
TT

Amerika ve İran arasındaki ilerleme, tehditleri ortadan kaldırmıyor

İran haber ajansı Sepah tarafından dün dağıtılan fotoğrafta, Hürmüz'de Devrim Muhafızlarının tatbikatı görülüyor... Fotoğrafta ayrıca, müzakerelerin başladığı dün Cenevre'de İran ve İsviçre dışişleri bakanları da yer alıyor (Reuters)
İran haber ajansı Sepah tarafından dün dağıtılan fotoğrafta, Hürmüz'de Devrim Muhafızlarının tatbikatı görülüyor... Fotoğrafta ayrıca, müzakerelerin başladığı dün Cenevre'de İran ve İsviçre dışişleri bakanları da yer alıyor (Reuters)

Umman'ın arabuluculuğuyla dün Cenevre'de gerçekleşen ABD ve İran arasındaki yeni görüşme turunda temkinli ilerleme kaydedildi, ancak iki taraf arasındaki tehditler sona ermedi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin "ciddi müzakereler" içerdiğini belirterek, potansiyel metin taslağı için "bir dizi yol gösterici ilke üzerinde genel anlaşmaya varıldığını" duyurdu. Ancak Arakçi, bunun "bir anlaşmaya varıldığı anlamına gelmediğini" vurguladı.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına gör, bir ABD yetkilisi, "ilerleme kaydedildiğini, ancak birçok ayrıntının hala görüşülmesi gerektiğini" söyledi. Yetkili, İran tarafının kalan bazı eksiklikleri gidermek için önümüzdeki iki hafta içinde ayrıntılı önerilerle geri döneceğini bildirdiğini ifade etti.

Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi, görüşmelerin hedeflerine doğru "iyi ilerleme" kaydettiğini ve her iki tarafın da anlaşmaya giden bir yolu açacak ilkeleri belirlemek için "ciddi çabalar" sarf ettiğini söyledi.

Görüşmeler başlarken, İran Yüksek Lideri Ali Hamaney, bölgeye uçak gemisi göndermenin "İran'ı korkutmadığını" belirterek, "uçak gemisinden daha tehlikeli olanın onu batırabilecek bir silah olduğunu" savundu. Bu sırada Devrim Muhafızları, askeri tatbikatlar sırasında Hürmüz Boğazı'nın bazı bölümlerinin geçici olarak kapatılacağını duyurdu.


Bugün Suudi Arabistan ve bazı Arap ülkelerinde Ramazan ayının ilk günü

Ramazan ayı hilalinin, Majmaah Üniversitesi bünyesindeki Hawtat Sudair Astronomi Gözlemevi'nde görüldüğü an
Ramazan ayı hilalinin, Majmaah Üniversitesi bünyesindeki Hawtat Sudair Astronomi Gözlemevi'nde görüldüğü an
TT

Bugün Suudi Arabistan ve bazı Arap ülkelerinde Ramazan ayının ilk günü

Ramazan ayı hilalinin, Majmaah Üniversitesi bünyesindeki Hawtat Sudair Astronomi Gözlemevi'nde görüldüğü an
Ramazan ayı hilalinin, Majmaah Üniversitesi bünyesindeki Hawtat Sudair Astronomi Gözlemevi'nde görüldüğü an

Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Yemen, Filistin, Bahreyn, Kuveyt, Irak, Lübnan, Somali ve Sudan, dün akşamı hilalin görülmesinin teyit edilmesinin ardından bugünün Ramazan ayının ilk günü olduğunu resmen duyurdu.

Suudi Arabistan Yüksek Mahkemesi yaptığı açıklamada, Hilal Gözlem Dairesi'nin salı akşamı bir oturum düzenlediğini ve bu oturumda mahkemelerden Ramazan hilalinin görülmesiyle ilgili aldığı tüm raporları incelediğini belirtti. İnceleme ve değerlendirme sonrasında, hilali gören bir dizi güvenilir şahidin ifadesine dayanarak, bu yılki Ramazan ayının ilk gününün, Ummul Kura takvimine göre 1 Ramazan 1447 Hicri Çarşamba günü (18 Şubat 2026) olduğuna karar verildiğini açıkladı.

Mahkeme, İki Kutsal Caminin Koruyucusu Kral Selman bin Abdulaziz'i, Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ı ve vatandaşları, yerleşik halkı ve Müslümanları mübarek Ramazan ayı vesilesiyle tebrik ederek, Allah'tan herkese bu ay boyunca oruç tutma ve dua etme, iyi amellerini kabul etme, anlaşmazlıklarını giderme, dinini destekleme ve kelamını yüceltme, ülkenin güvenliğini, istikrarını ve refahını koruma konusunda yardımcı olmasını diledi.

Bu arada Suriye, Ürdün, Mısır, Tunus, Cezayir, Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Singapur, Malezya, Brunei Darussalam ve Endonezya, salı günü ülkelerinde hilal görünmemesi nedeniyle perşembe gününün (yarın) Ramazan ayının ilk günü olduğunu açıkladı.