'Bücür' mafya babası'nın işkence geçmişi şok etti

El Chapo, 3 Ocak’ta New York’taki duruşması sırasında yakınındaki birine gülümsüyor (Reuters)
El Chapo, 3 Ocak’ta New York’taki duruşması sırasında yakınındaki birine gülümsüyor (Reuters)
TT

'Bücür' mafya babası'nın işkence geçmişi şok etti

El Chapo, 3 Ocak’ta New York’taki duruşması sırasında yakınındaki birine gülümsüyor (Reuters)
El Chapo, 3 Ocak’ta New York’taki duruşması sırasında yakınındaki birine gülümsüyor (Reuters)

“El Chapo” (Bücür) lakaplı Joaquín Archivaldo Guzmán Loera’nın duruşma oturumları, 61 yaşındaki Meksikalı uyuşturucu baronunun yaşamının korkunç ayrıntılarını ortaya çıkardı.
El Chapo’nun duruşması geçen Kasım ayında ABD'nin New York kentinde başladı. ABD Başsavcısı, Loera’nın liderliğini yaptığı “Sinaloa” Karteli’ne bağlı katiller ve uyuşturucu kaçakçıları, El Chapo’nun arkadaşları ve Meksikalı ve ABD'li güvenlik ajanları da dahil olmak üzere 50 tanık çağırdı.
Cinayet odası, altın silahlar ve acımasız işkenceler
Amerikan ve uluslararası medya tarafından aktarılan duruşma tutanaklarına göre Edgar Galvan adlı bir tanık, “profesyonel bir katilin” Meksika-ABD sınırındaki “sarayında” özel bir cinayet odasına sahip olan El Chapo için çalıştığını söyledi.
Galvan, bu odanın ses yalıtımlı karolar ve cinayetlerden sonra temizliği kolaylaştırmak için özel drenaj kanalları ile donatıldığını ekledi.
Tanık Aizia Valdez Rios ise, El Chapo’nun kurbanlarını öldürmeden ya da canlı olarak gömmeden önce 3 kişiyi gözlerinin önünde nasıl dövdüğünü ve işkence yaptığını anlattı.
Rios, El Chabo’nun adamlarının rakip kartele katılmak için Sinaloa Karteli’nden ayrılan iki adamı “tutukladığını” söyleyerek uyuşturucu baronunun onları “hain” ilan edip işkence yaptığını belirtti.
Rios, El Chapo’nun adamlarının söz konusu iki kişiye aralıksız üç saat boyunca “bütün kemikleri kırılıncaya kadar” ve “hareketsiz hale gelene kadar” işkence yaptığını söyledi. İki adamın “büyük ateş” bölgesine götürüldüğünü ve “tüm kemik kalıntılarından” kurtulmak için oraya atıldığını ifade etti.
BBC’nin bildirdiğine göre üçüncü kurban ise, rakip Ariano Flex kartelinin üyesiydi ve vücudu “sırtından demirle” ve vücudunun geri kalanının ise araba çakmaklarıyla “gömleği cildine yapışana kadar” yakılmıştı. Daha sonra günlerce bir tahta üzerinde tutulmuş ve ardından bir mezarlığa götürülüp canlı olarak gömülmüştü.
Meksika'dan nasıl kaçtı?
Devam eden duruşmadaki diğer tanıklar ise, El Chapo’nun 2015’te Meksika’daki bir hapishaneden kaçmasıyla ilgili detayları, bazı durumlarda uyuşturucu sevkiyatını kolaylaştıran kadınlarla olan ilişkilerini ve kaçmasında önemli bir rol oynayan ve neredeyse tüm duruşmalara katılan karısı Emma Coronel ile yakın ilişkisini anlattı.
Tanıklardan biri, El Chapo’nun rüşvet alan çalışanların terfi etmesini sağlamak için ayırdığı “rüşvet fonundan” da bahsetti. Bir başka tanık ise eski Meksika Cumhurbaşkanı Enrique Pena Nieto’nın 2012 yılında 100 milyon dolar rüşvet aldığı yönündeki iddiaları doğruladı.
Diğer ifadeler ise El Chabo’nun silaha olan sevgisini ortaya çıkardı.
Yakınlarından biri, Meksikalı kartel liderinin, 2005 yılında akrabalarıyla yaptığı seyahate tanksavar roketatarını da getirdiğini söyledi. Saldırı tüfeğini kullandıktan sonra silahı “denemeye” karar verdiğini belirtti. Öte yandan başka bir tanık ise onun tabancasını elmasla süslediğini ve AK-47 tüfeğini ise saf altınla kapladığını bildirdi.
Uluslararası uyuşturucu kaçakçılığı, rakiplere yönelik cinayet komploları, silah taşıma ve kara para aklamakla suçlanan El Chapo’nun önümüzdeki haftalarda müebbet hapis cezasına çarptırılması bekleniyor.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.