Washington: DEAŞ’lı Hüda Müsenna ABD vatandaşı değil

Hüda Müsenna (AFP)
Hüda Müsenna (AFP)
TT

Washington: DEAŞ’lı Hüda Müsenna ABD vatandaşı değil

Hüda Müsenna (AFP)
Hüda Müsenna (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Suriye’ye giderek, DEAŞ’a katılan ve bir DEAŞ militanı ile evlenerek çocuk sahibi olan Yemen asıllı ABD’li Hüda Müsenna’ya (24) ABD’ye geri dönüş izni verilmeyeceğini söyledi.
Trump ile aynı gün konuya değinen Dışişleri Bakanı Mike Pompeo da, Hüda Müsenna’nın New York’ta doğmuş olmasına rağmen ABD vatandaşlığı hakkına sahip olmadığını dile getirdi.
Pompeo, Hüda’nın babasının bir diplomat olduğunu ve diplomatların ABD’de doğan çocuklarının otomatik olarak ABD vatandaşlığı alma hakkına sahip olmadıklarını söyledi.
Mike Pompeo, Hüda’nın ABD vatandaşı olmadığını ve ABD'ye girmesine izin verilmeyeceğini söyleyerek, "Bunun yasal bir temeli yok. Geçerli bir ABD pasaportu yok. Bütün ABD vatandaşlarına Suriye'ye seyahat etmemelerini şiddetle tavsiye etmeye devam ediyoruz" dedi.
Washington Post’ta dün yer alan haberde, Hüda’nın, Suriye’deki bir DEAŞ unsuruyla evlenmek için 2014 yılında Alabama eyaletinde bulunan Montgomery’deki evini terk ettiği ve şu an  küçük oğluyla birlikte Suriyeli mültecilere yönelik bir kampta yaşadığı bildirildi.
'Pişmanım, dönmek istiyorum'
İngiliz The Guardian’a pazar günü röportaj veren Hüda, DEAŞ’a katılma kararından pişman olduğunu ve ABD'ye geri dönmek istediğini söyledi.
Hüda röportajda, “Şimdi geriye baktığımda, sanırım çok kibirliydim. Şimdi oğlumun geleceği için endişeleniyorum. Başıma gelenlerin hepsi beynimin yıkanmasından kaynaklandı” dedi.
Avukat Şibli: Hüda pişman
Hüda Müsenna’nın avukatı Hasan Şibli, müvekkilinin Suriye'ye gitme kararından gerçekten pişmanlık duyduğunu söyledi.
Pompeo’nun, Hüda’nın ABD vatandaşı olmadığına ilişkin sözlerine karşılık Şibli, Twitter hesabı üzerinden Hüda’nın doğum belgesini paylaşarak, müvekkilinin 1994 yılında New Jersey eyaletinde yer alan Hackensack’te doğduğunu belirtti.
Avukat ayrıca,  Müsenna’nın babasının kızının doğumundan 1 ay öncesi olan 1 Eylül 1994’e kadar diplomatik olarak çalıştığını gösteren resmi bir belge paylaşarak, müvekkilinin ABD vatandaşı olduğunu ve daha önce ABD pasaportu taşıdığını vurguladı.
Trump idaresini, bir ABD vatandaşını yanlış bir şekilde vatandaşlıktan çıkarmaya çalışmakla suçlayan avukat Şibli, önümüzdeki günlerde Müsenna adına yasal işlem yapacağını da kaydetti.
'Cezamı çekmeye hazırım'
The Birmingham Times gazetesi de, avukat Hasan Şibli’nin başka açıklamalarına yer verdi.
Müsenna’nın DEAŞ’a katılmaktan pişmanlık duyduğunu yineleyen avukat, Hüda’nın, birkaç hafta önce örgütün elinden kaçtığından beri yaşadığı mülteci kampından DEAŞ hakkında konuşarak kendisini riske attığına inandığını söyleyerek, yaptığı eylemler için cezasını çekmeye hazır olduğunu ve 18 aylık oğlu için özgürlük ve güvenlik istediğini aktardı.
Müsenna, avukatına el yazısıyla yazdığı bir mektupta da, DEAŞ’a katılmakla büyük hata yaptığı itiraf ederek, “Suriye'de geçen yıllarımda, garip bir yaşam tarzı ve görüşümü değiştirmeme neden olan korkunç savaşın etkilerini gördüm ve yaşadım” ifadelerini kullandı.
Sosyal medyada ABD düşmanlığı
Associated Press (AP), Müsenna’nın 2014 yılı sonlarında evini terk ettikten sonra, ABD pasaportunun yanı sıra Twitter’da ABD bayrağını yakacağına ilişkin paylaşımlarda bulunduğunu öne sürdü.
AP, Hüda’nın 4 yıl içinde 3 DEAŞ militanı ile evlendiğini de belirtti.



Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki tüm güçlerini geri çekmeye hazırlanıyor

Suriye'nin Kamışlı kentinde bir ABD devriyesi (Arşiv- Reuters)
Suriye'nin Kamışlı kentinde bir ABD devriyesi (Arşiv- Reuters)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki tüm güçlerini geri çekmeye hazırlanıyor

Suriye'nin Kamışlı kentinde bir ABD devriyesi (Arşiv- Reuters)
Suriye'nin Kamışlı kentinde bir ABD devriyesi (Arşiv- Reuters)

Wall Street Journal (WSJ), üç ABD'li yetkiliye atıfta bulunarak, Amerika Birleşik Devletleri'nin Suriye'deki yaklaşık 1.000 askerinin tamamını geri çekmeye hazırlandığını bildirdi.

ABD ordusu geçen hafta Suriye'deki stratejik üssünden çekilme işlemini tamamladığını ve üssü Suriye güçlerine devrettiğini duyurdu. Bu, ABD-Suriye ilişkilerinin güçlendiğinin son işareti olup, daha geniş kapsamlı bir ABD çekilmesinin yolunu açabilir. WSJ’de dün yer alan habere göre, birlikler önümüzdeki iki ay içinde Suriye'deki kalan ABD mevzilerinden de çekilecek.

Suriye Savunma Bakanlığı geçen perşembe günü yaptığı açıklamada, ABD güçlerinin ayrılmasının ardından ordu birliklerinin Tanf askeri üssünü devraldığını belirtti.

Bakanlık şu açıklamayı yaptı: “Suriye ve Amerika Birleşik Devletleri tarafları arasındaki koordinasyon sayesinde, Suriye Arap Ordusu birlikleri el-Tanf üssünün kontrolünü ele geçirdi, üssü ve çevresini güvence altına aldı ve el-Tanf çölündeki Suriye-Irak-Ürdün sınırına konuşlanmaya başladı.” Açıklamada ayrıca, “Bakanlığın sınır koruma güçleri önümüzdeki günlerde görevlerine başlayacak ve bölgede konuşlanacak” denildi.

El-Tanf üssü, Suriye, Ürdün ve Irak arasındaki sınır üçgeni bölgesinde stratejik bir konuma sahiptir. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre üs, 2014 yılında Suriye ve Irak'ın büyük bir bölümünde DEAŞ'a karşı yürütülen savaşta çok önemli rol oynamıştır. Örgüt, 2017'de Irak'ta ve iki yıl sonra da Suriye'de yenilgiye uğratıldı.

Beşşar Esed rejiminin 8 Aralık 2024'te devrilmesinden önce, üsse insansız hava araçlarıyla (İHA) birkaç kez saldırı düzenlenmiş ve bu saldırıların sorumluluğunu Irak'taki gruplar üstlenmiştir.


Kanada, Suriye'ye uyguladığı ekonomik yaptırımları kaldırdı

Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand, 13 Şubat 2026'da Almanya'da düzenlenen bir etkinlikte (DPA)
Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand, 13 Şubat 2026'da Almanya'da düzenlenen bir etkinlikte (DPA)
TT

Kanada, Suriye'ye uyguladığı ekonomik yaptırımları kaldırdı

Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand, 13 Şubat 2026'da Almanya'da düzenlenen bir etkinlikte (DPA)
Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand, 13 Şubat 2026'da Almanya'da düzenlenen bir etkinlikte (DPA)

Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand dün yaptığı açıklamada, Kanada'nın Suriye'ye uyguladığı ekonomik yaptırımları, mal ithalat ve ihracatı, yatırım faaliyetleri, finansal ve diğer hizmetlerin sağlanmasıyla ilgili kısıtlamaları hafifletecek şekilde değiştirdiğini söyledi.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre "Değişiklikler ayrıca, Suriye ile ilgili yaptırım listelerinden 24 kuruluşu ve bir kişiyi çıkarıyor; amaç, ekonomik faaliyetin önündeki engelleri azaltmak ve Suriye'nin toparlanması için kritik öneme sahip kilit sektörlerdeki devlet bağlantılı kuruluşlarla işlemleri kolaylaştırmaktır."


Irak'ta Ramazan reklamında el-Cevahiri'nin kullanılmasına yönelik eleştiriler

Bir Ramazan reklamında yer alan görüntülere göre, merhum Iraklı şair Muhammed Mehdi el-Cevahiri, Başbakan Muhammed Şia el-Sudani'ye çay ikram ederken görülüyor
Bir Ramazan reklamında yer alan görüntülere göre, merhum Iraklı şair Muhammed Mehdi el-Cevahiri, Başbakan Muhammed Şia el-Sudani'ye çay ikram ederken görülüyor
TT

Irak'ta Ramazan reklamında el-Cevahiri'nin kullanılmasına yönelik eleştiriler

Bir Ramazan reklamında yer alan görüntülere göre, merhum Iraklı şair Muhammed Mehdi el-Cevahiri, Başbakan Muhammed Şia el-Sudani'ye çay ikram ederken görülüyor
Bir Ramazan reklamında yer alan görüntülere göre, merhum Iraklı şair Muhammed Mehdi el-Cevahiri, Başbakan Muhammed Şia el-Sudani'ye çay ikram ederken görülüyor

Irak'ta yayınlanan ve bir platformu tanıtan Ramazan reklamı, şair Muhammed Mehdi el-Cevahiri'nin yapay zeka tarafından oluşturulmuş bir görüntüde, Başbakan Muhammed Şiya es Sudani'ye ofisinde çay ikram ederken gösterilmesi nedeniyle geniş çaplı eleştirilere yol açtı. Bu sahne, "Arapların en büyük şairi" olarak nitelendirilen el-Cevahiri'ye hakaret olarak değerlendirildi.

"Birleşik Irak" başlıklı reklamda, monarşinin merhum Başbakanı Nuri el-Said de eski Meclis Başkanı Muhammed el-Halbusi ile benzer bir pozda yer alarak, "sembollerin ticari amaçlarla istismar edilmesi" konusundaki tartışmayı daha da derinleştirdi.

Başbakan içeriği reddetti ve acil soruşturma emri vererek yapımcıya dava açmakla tehdit etti; platform ise yaptığı basın açıklamasında, çalışmanın resmi onaylarla gerçekleştirildiğini ve saldırının "ideolojik güdümlü" olduğunu belirtti.

Yazarlar Birliği, ulusal sembolleri ilgilendiren "tehlikeli bir emsal" olarak nitelendirdiği durumu kınarken, Şarku’l Avsat’ın ulaştığı kaynaklar "reklamın hazırlanmasında yetkililerin de rolü olduğuna" işaret etti.