Oryantalizm: Batı’nın kurguladığı Doğu

Arabistanlı Lawrence olarak bilinen, Thomas Edward Lawrence'ın geleneksel Arap kıyafetleri içindeki ne zaman çekildiği bilinmeyen fotoğrafı (AFP)
Arabistanlı Lawrence olarak bilinen, Thomas Edward Lawrence'ın geleneksel Arap kıyafetleri içindeki ne zaman çekildiği bilinmeyen fotoğrafı (AFP)
TT

Oryantalizm: Batı’nın kurguladığı Doğu

Arabistanlı Lawrence olarak bilinen, Thomas Edward Lawrence'ın geleneksel Arap kıyafetleri içindeki ne zaman çekildiği bilinmeyen fotoğrafı (AFP)
Arabistanlı Lawrence olarak bilinen, Thomas Edward Lawrence'ın geleneksel Arap kıyafetleri içindeki ne zaman çekildiği bilinmeyen fotoğrafı (AFP)

Filistin Asıllı Amerikalı Düşünür Edward Said’in Oryantalizm hakkındaki ünlü kitabı yayımlandığında Batı’nın Doğu, Arap, İslam, Asya ve Afrika ülkeleriyle ilgilenmesinden bu yana Oryantalizm ve oryantalistlerin meselelerine dair büyük bir çatışma ve iki taraf arasında güven krizi doğurmuştu.
Bazı oryantalistler, Doğu olgusu ve yaşam biçimleriyle ilgili gözlemlerini adalet duygusuyla kaleme almaya çalışsa da makalelerinde Doğu’ya dair gerçek bir anlayış eksikliği ve kibirli bir yaklaşım vardı. Belki de Oryantalizm hareketinin tarihini açıklamaya yönelik her girişimde, her iki tarafın koşullarının anlaşılmış ve dikkate alınmış olması gerekiyordur.
Oryantalizmin doğası gereği oryantalistin Doğu’yu önemsemesi ve bu nedenle yazılarının olumlu bir içerik sunması gerektiğini vurgulamalıyım. Ancak mesele bir oryantalistten diğerine farklılık gösterirken burada şu gözlemleri kaydedebiliriz:
Öncelikle; Batı'nın Doğu’nun büyüsüne bakışı, Batılının düşüncesine hitap etmeyen gizemler, tarihi efsaneler, garip gelenekler, fikirler ve felsefeler coğrafyası olarak şekillendi. Ancak aynı zamanda bu garip ve ilginç dünyayı keşfetmeye yönelik şiddetli isteği de vardı. Coğrafi yayılma hareketiyle keşiflerin başlamasının ardından yeni dünyaya açılmanın başlangıcı olan Hindistan'a ulaşma çabası, Oryantalist akımın refahına katkıda bulundu.
Bu akım, önce eski dünyanın belli bölgeleri ardından da Afrika ve Asya'daki bölgeleri sömürgeleştirerek tahrip etmeye başladı. Modernleşme ve modernleşmeye hazırlık bahanesiyle bu bölgeler geri kalmışlıktan Batı’daki ilerici dünya seviyesine yükseltilmek istendi. Elbette bu doğru değildi. Sömürgeciliğin öncelikli hedefi Asya ve Afrika kıtasındaki eski dünyanın servetini yağmalamaktı.
İkinci olarak; oryantalistlerin yazılarına baktığımızda ziyaret ettikleri ülkelerin rengini yansıttıklarını, bir süre bu ülkelerin halkı arasında yaşadıklarını görebiliriz. Bu yazılar, gördüklerinin, Doğu halkı, toprağı ve kültürü hakkında öğrendiklerinin doğal bir yansımasıdır. Oryantalist, gördükleri karşısında etkilenebilir. Aynı zamanda etrafındakilere karşı da çıkabilir. Her iki durumda da yazıları, rıza ve kabulle ve hatta etrafındakileri onay veya reddetme ve tamamen yabancılaşma ile kaleme alınmıştır.
Oryantalistin kişiliği, kültürü ve yaşadığı deneyimler, kendisine yabancı olan fikirleri, anlattığı hikayeleri ve edindiği sonuçları kabul etme derecesini belirler. Pek çok oryantalistin yazdıklarından ziyaret ettikleri ülkelerde gördükleri ilginç geleneklerden büyülendiklerini ve bazılarının gelip içinde yaşadıkları bu ülkelere adapte olma noktasına geldiklerini hissederiz.
Üçüncü olarak; Oryantalizmin batıdan doğuya gelen sömürgecilikle iç içe geçmiş olduğunu herkes bilir. Birçok oryantalistin siyasi hedeflere göre hareket ettiği, belirli hedeflere ve sonuçlara ulaşmak için ülkelerinden yola çıktığı da biliniyor.  Arabistanlı Lawrence’a siyasal Oryantalizm modellerinden biri olarak bakarsak,  başta Haşimiler ve Şerif Hüseyin ile olan ilişkileri olmak üzere Birinci Dünya Savaşı sırasında oynadığı rolün büyüklüğünü görebiliriz. Arap bölgesinde yaşayan Lawrence, geleneksel Arap kıyafetleri giyerdi.
Hayatının çoğunu -Londra’daki gizemli bir olayla sona erene kadar- Arap bölgesinde geçirdi. Ancak ülkesine verdiği büyük hizmet, Oryantalizmin mutlak bir olgu değil, zaman ve mekan hedefleriyle bağlantılı göreceli bir proje olduğuna işaret ediyor. Çok da uzağa gitmeye gerek yok. İngiliz asıllı Amerikalı tarihçi Bernard Lewis, Batılı bir tarihçinin Doğu hayatı üzerinde oynadığı siyasi rol için açık bir örnek oluşturuyor. Batı’nın Güney dünyasının çeşitli bölgelerine tehlikeli bakışı ve gizli hedeflerini anlamak için Lewis’in Arap dünyasını böl- parçala projesine bakmamız yeterli olacaktır.
Dördüncü olarak; bazı gezgin oryantalistler ve kaşifler Doğu'nun gelenek ve göreneklerinin birçoğunu anlamakta aciz kalmıştır. İslam ülkesine giden bir oryantalistin gördüklerinden bahsederken yazdıklarını hatırlıyorum. Kurban bayramına yakın bir tarihte ziyaretini gerçekleştiren oryantalist, evlerin önlerindeki küçük baş hayvanların köpeklere alternatif olduğunu düşünerek şöyle yazmış:
“Bu ülkedeki insanların, köpek yerine küçükbaş hayvan tercih ettiği görülüyor.”
Birçok oryantalistin Mısır ya da Fas’la ilgili yazdıklarını okusanız, oldukça şaşırtıcı ve sorgulanması gereken ifadeler olduğunu, Batı’nın dış görüşe farklı bir bakış açısıyla yaklaştığını görürsünüz. Bazıları gördüklerini olduğu gibi aktarsa da her zaman yabancı bakışların ve farklı durumların gölgesinde yaşadılar. Bazıları ise gördüklerini doğru bir şekilde yansıtamadı. Oryantalizm sanki Doğu’yu yeniden keşfetme çabası gibiydi.
Beşinci olarak; Oryantalizmin yalnızca Batılılar tarafından doğuya taşındığını kimse söyleyemez. Doğudan Batıya gidenlerin Oksidentalizm olarak isimlendirilen bir akımı oldu. Ortaçağ’da Avrupa şehirlerini gezen Faslı bir gezgin hakkında okuma yapıyordum. Fransa’daki hayattan etkilenen dini ve sosyal rönesansın öncüsü Faslı gezgin Muhammed Abduh’un düşünceleri beni dehşete düşürdü. Ardından geçtiğimiz yüzyıl başlarında köylerden çıkıp ışıkların başkentine giden Taha Hüseyin, Al Abdurrazık ve diğerleri.
Oryantalizm Batı’dan Doğu’ya karşılıksız gelmemişti. Ancak Doğudan Batıya ters yönde farklı amaçlarla entelektüel ve bilimsel akışlar gerçekleşti. Bu durum, yalnızca Batıya duyulan hayranlıktan değil, Batının sanki tek başına modernizmin kaynağı, medeniyetin merkezi ve kültürün beşiği olduğu, modernleşmenin Batılılaşma anlamına geldiği şeklindeki yanlış inançların bir sonucuydu.
Doğu'dan Batı'ya gidenler, içinde bulundukları ortamı reddetmelerinin bir sonucu olarak; dogmatik olmayan düşünce, modernleşme karşıtı yaşam ve doğal dönüşüm vizyonlarıyla geri döndüler. Buna, ABD’ye gidip döndüğünde ılımlı bir yolculuk yaptığını söyleyebildiğimiz, ‘Seyyid Kutup’ örneğini verebiliriz.
Oryantalizm, açıklık ve kültürel hareket olgusudur. Ancak Batı tutkusu ve ulusal hedeflerin etkilerinden kurtulamadı. Hatta tarihçilerin yazılarının ve çalışmalarının birçoğunu çağlar boyu süren sömürgecilik oluşturur. Oryantalizm, araştırmacılar tarafından üstlenilmesi gerekenden daha fazla çalışmanın yapılmasına ihtiyaç duyan bir dalga kırandır. Bunun için Fransa’nın Mısır’a yönelik kampanyasının Oryantalizmin tezahürü olmadığını ve ünlü kampanyanın kitap bilimcilerin de yer aldığı devasa bir çalışma olduğunu hatırlamak yeterli.



İsrail, Filistinli teknokratların Gazze’ye girişini engelliyor

Yahudi yerleşimciler, Batı Şeria'daki Filistinlilerin mülklerine sık sık saldırı düzenliyor (AFP)
Yahudi yerleşimciler, Batı Şeria'daki Filistinlilerin mülklerine sık sık saldırı düzenliyor (AFP)
TT

İsrail, Filistinli teknokratların Gazze’ye girişini engelliyor

Yahudi yerleşimciler, Batı Şeria'daki Filistinlilerin mülklerine sık sık saldırı düzenliyor (AFP)
Yahudi yerleşimciler, Batı Şeria'daki Filistinlilerin mülklerine sık sık saldırı düzenliyor (AFP)

İsrail yönetimi, ABD'nin barış planı kapsamında kurulan komitedeki Filistinli teknokratların Gazze'ye girişine izin vermiyor.

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla Haaretz'e konuşan Filistinli yetkililer, İsrail yönetiminin Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi üyelerinin Gazze'ye girişini engellediğini söylüyor.

Komite üyelerinin, Gazze'nin Mısır sınırındaki Refah kapısından geçerek bölgeye girmek istediği ancak Tel Aviv yönetiminin buna izin vermediği aktarılıyor. İsrail, tüm taleplere rağmen sınır kapısını da henüz açmadı.

Kaynaklar, komite üyelerinin Mısır'ın başkenti Kahire'de bir araya gelip görüşmeleri sürdürdüğünü ifade ediyor.

Mısır yönetimi, ABD'yle ortak çalışarak Filistinli teknokratların ay sonuna kadar Gazze'ye girmesini sağlamak istiyor.  

Gazete, İsrail Başbakanlık Ofisi ve İsrail Savunma Bakanlığı'na bağlı Bölgelerdeki Hükümet Faaliyetleri Koordinatörlüğü'nün (COGAT) yorum taleplerine yanıt vermediğini aktarıyor.

ABD Başkanı Donald Trump'ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, 20 maddelik Gazze planının ikinci aşamasının başlatıldığını 14 Ocak'ta duyurmuştu.

Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi'nde Witkoff'un yanı sıra Trump'ın damadı ve eski başdanışmanı Jared Kushner, eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair, girişimci Marc Rowan, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Birleşik Arap Emirlikleri Uluslararası İşbirliği Bakanı Reem el-Haşimi, Katarlı diplomat Ali el-Havadi, Mısır Genel İstihbarat Servisi Direktörü Hasan Reşad, Birleşmiş Milletler (BM) Ortadoğu elçisi Nickolay Mladenov, İsrailli girişimci Yakir Gabay ve BM Ortadoğu Barış Süreci Özel Koordinatörü Sigrid Kaag var.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, 17 Ocak'ta sosyal medyada yaptığı paylaşımda Trump'ın resmi mektup göndererek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı Barış Kurulu'na kurucu üye olarak davet ettiğini de bildirmişti.

Trump, Witkoff, Kushner Blair ve Rowan'ın yanı sıra Dünya Bankası Başkanı Ajay Banga ve ABD Başkanı'nın ulusal güvenlik danışman yardımcısı Robert Gabriel'ın yer aldığı Barış Kurulu ise Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi'nin faaliyetlerini denetleyecek.

Diğer yandan Tel Aviv yönetimi, Türkiye ve Katar'ın bu oluşumlardan çıkarılmasını, bu ülkelerin Gazze'de güvenliği sağlamak üzere konuşlandırılacak Uluslararası İstikrar Gücü'ne (ISF) katılmasına yönelik planların da iptal edilmesini istiyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, dünkü açıklamasında "Gazze Şeridi'nde Türk ya da Katarlı askerlere yer yok” demişti.

New Arab'ın aktardığına göre Netanyahu yönetimi, Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi üyelerinin Gazze'ye girişini, bu gelişmelere karşı bir hamle olarak kullanıyor.

Yahudi yerleşimcilerin saldırıları artıyor

Öte yandan İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) ve İsrail iç güvenlik teşkilatı Şin Bet'in verilerine göre Yahudi yerleşimcilerin Batı Şeria'daki saldırıları 2025'te, bir önceki yıla göre yüzde 25 arttı.

Times of Israel'in derlediği verilere göre radikal sağcı Yahudi yerleşimciler geçen yıl 867 ırkçı suç işledi. Bu rakamın 2024'te 682 olduğu belirtiliyor. Hamas'ın 7 Ekim'de düzenlediği Aksa Tufanı operasyonuyla Gazze savaşını başlattığı 2023 yılındaysa 1045 saldırı kaydedilmişti.

2025'teki saldırılarda toplamda 300 ırkçı Yahudi yerleşimcinin yer aldığı aktarılıyor. Bu kişilerin çoğu Batı Şeria'daki 42 yasadışı yerleşim bölgesinde yaşıyor.

İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te konuşlandırılan askeri birimlerden sorumlu İsrail Merkez Komutanlığı'ndaki (Pikud Merkaz) yetkililerin, şiddet olaylarının azaltılamamasından rahatsızlık duyduğu savunuluyor.  

ndependent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, New Arab


Suriye ordusu, SDG'nin çekilmesinin ardından el-Hol kampını güvence altına alacak

Suriye ordusu, SDG'nin çekilmesinin ardından el-Hol kampını güvence altına alacak
TT

Suriye ordusu, SDG'nin çekilmesinin ardından el-Hol kampını güvence altına alacak

Suriye ordusu, SDG'nin çekilmesinin ardından el-Hol kampını güvence altına alacak

Suriye ordusu bugün, Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) kampı korumaktan çekilmesinin ardından, iç güvenlik güçleriyle birlikte el-Hol kampına girerek kampın güvenliğini sağlayacağını duyurdu. SDG daha sonra kamptan "zorla" çekildiğini açıkladı.

Kürdistan İşçi Partisi (PKK) Suriye Kürtlerini terk etmeyeceğine dair söz verirken, Kürt özerk yönetiminden bir yetkili bugün Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki müzakerelerin "tamamen çöktüğünü" doğruladı.

Bu arada, Suriye Savunma Bakanlığı Rakka'daki El-Aktan cezaevi civarında çatışmalar olduğuna dair haberleri yalanladı.


Sisi ve Trump, Davos Forumu'nun oturum aralarında bölgesel gelişmeleri görüşecekler

ABD Başkanı Donald Trump ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi (Arşiv- Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi (Arşiv- Reuters)
TT

Sisi ve Trump, Davos Forumu'nun oturum aralarında bölgesel gelişmeleri görüşecekler

ABD Başkanı Donald Trump ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi (Arşiv- Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi (Arşiv- Reuters)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah el-Sisi, "Diyalog Ruhu" temasıyla 19-23 Ocak tarihleri ​​arasında düzenlenecek Dünya Ekonomik Forumu'na katılmak üzere bugün İsviçre'nin Davos kentine hareket ediyor.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Muhammed el-Şennavi bugün yaptığı basın açıklamasında, forumun gündeminde devlet başkanları, uluslararası ve bölgesel örgüt başkanları ve büyük özel sektör kuruluşlarının temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşecek bir dizi etkinlik bulunduğunu belirtti.

El-Şennavi, forum oturumlarında uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi, küresel refah yollarının desteklenmesi, büyümenin itici gücü olarak teknoloji ve inovasyona olan bağımlılığın artırılması ve insan sermayesine yatırım yapılması gibi konuların ele alınacağını ifade etti.

Sözcü, Mısır Cumhurbaşkanı'nın forumun oturum aralarında Amerikalı mevkidaşı Donald Trump ile bir araya gelerek, ortak ilgi alanlarına giren son bölgesel ve uluslararası gelişmeleri görüşeceğini belirtti. Liderler, her iki ülkenin çıkarlarına hizmet edecek ve bölgesel ve uluslararası istikrarı teşvik edecek şekilde Mısır ile Amerika Birleşik Devletleri arasında iş birliği ve koordinasyonu artırmanın yollarını ele alacaklar.