Oryantalizm: Batı’nın kurguladığı Doğu

Arabistanlı Lawrence olarak bilinen, Thomas Edward Lawrence'ın geleneksel Arap kıyafetleri içindeki ne zaman çekildiği bilinmeyen fotoğrafı (AFP)
Arabistanlı Lawrence olarak bilinen, Thomas Edward Lawrence'ın geleneksel Arap kıyafetleri içindeki ne zaman çekildiği bilinmeyen fotoğrafı (AFP)
TT

Oryantalizm: Batı’nın kurguladığı Doğu

Arabistanlı Lawrence olarak bilinen, Thomas Edward Lawrence'ın geleneksel Arap kıyafetleri içindeki ne zaman çekildiği bilinmeyen fotoğrafı (AFP)
Arabistanlı Lawrence olarak bilinen, Thomas Edward Lawrence'ın geleneksel Arap kıyafetleri içindeki ne zaman çekildiği bilinmeyen fotoğrafı (AFP)

Filistin Asıllı Amerikalı Düşünür Edward Said’in Oryantalizm hakkındaki ünlü kitabı yayımlandığında Batı’nın Doğu, Arap, İslam, Asya ve Afrika ülkeleriyle ilgilenmesinden bu yana Oryantalizm ve oryantalistlerin meselelerine dair büyük bir çatışma ve iki taraf arasında güven krizi doğurmuştu.
Bazı oryantalistler, Doğu olgusu ve yaşam biçimleriyle ilgili gözlemlerini adalet duygusuyla kaleme almaya çalışsa da makalelerinde Doğu’ya dair gerçek bir anlayış eksikliği ve kibirli bir yaklaşım vardı. Belki de Oryantalizm hareketinin tarihini açıklamaya yönelik her girişimde, her iki tarafın koşullarının anlaşılmış ve dikkate alınmış olması gerekiyordur.
Oryantalizmin doğası gereği oryantalistin Doğu’yu önemsemesi ve bu nedenle yazılarının olumlu bir içerik sunması gerektiğini vurgulamalıyım. Ancak mesele bir oryantalistten diğerine farklılık gösterirken burada şu gözlemleri kaydedebiliriz:
Öncelikle; Batı'nın Doğu’nun büyüsüne bakışı, Batılının düşüncesine hitap etmeyen gizemler, tarihi efsaneler, garip gelenekler, fikirler ve felsefeler coğrafyası olarak şekillendi. Ancak aynı zamanda bu garip ve ilginç dünyayı keşfetmeye yönelik şiddetli isteği de vardı. Coğrafi yayılma hareketiyle keşiflerin başlamasının ardından yeni dünyaya açılmanın başlangıcı olan Hindistan'a ulaşma çabası, Oryantalist akımın refahına katkıda bulundu.
Bu akım, önce eski dünyanın belli bölgeleri ardından da Afrika ve Asya'daki bölgeleri sömürgeleştirerek tahrip etmeye başladı. Modernleşme ve modernleşmeye hazırlık bahanesiyle bu bölgeler geri kalmışlıktan Batı’daki ilerici dünya seviyesine yükseltilmek istendi. Elbette bu doğru değildi. Sömürgeciliğin öncelikli hedefi Asya ve Afrika kıtasındaki eski dünyanın servetini yağmalamaktı.
İkinci olarak; oryantalistlerin yazılarına baktığımızda ziyaret ettikleri ülkelerin rengini yansıttıklarını, bir süre bu ülkelerin halkı arasında yaşadıklarını görebiliriz. Bu yazılar, gördüklerinin, Doğu halkı, toprağı ve kültürü hakkında öğrendiklerinin doğal bir yansımasıdır. Oryantalist, gördükleri karşısında etkilenebilir. Aynı zamanda etrafındakilere karşı da çıkabilir. Her iki durumda da yazıları, rıza ve kabulle ve hatta etrafındakileri onay veya reddetme ve tamamen yabancılaşma ile kaleme alınmıştır.
Oryantalistin kişiliği, kültürü ve yaşadığı deneyimler, kendisine yabancı olan fikirleri, anlattığı hikayeleri ve edindiği sonuçları kabul etme derecesini belirler. Pek çok oryantalistin yazdıklarından ziyaret ettikleri ülkelerde gördükleri ilginç geleneklerden büyülendiklerini ve bazılarının gelip içinde yaşadıkları bu ülkelere adapte olma noktasına geldiklerini hissederiz.
Üçüncü olarak; Oryantalizmin batıdan doğuya gelen sömürgecilikle iç içe geçmiş olduğunu herkes bilir. Birçok oryantalistin siyasi hedeflere göre hareket ettiği, belirli hedeflere ve sonuçlara ulaşmak için ülkelerinden yola çıktığı da biliniyor.  Arabistanlı Lawrence’a siyasal Oryantalizm modellerinden biri olarak bakarsak,  başta Haşimiler ve Şerif Hüseyin ile olan ilişkileri olmak üzere Birinci Dünya Savaşı sırasında oynadığı rolün büyüklüğünü görebiliriz. Arap bölgesinde yaşayan Lawrence, geleneksel Arap kıyafetleri giyerdi.
Hayatının çoğunu -Londra’daki gizemli bir olayla sona erene kadar- Arap bölgesinde geçirdi. Ancak ülkesine verdiği büyük hizmet, Oryantalizmin mutlak bir olgu değil, zaman ve mekan hedefleriyle bağlantılı göreceli bir proje olduğuna işaret ediyor. Çok da uzağa gitmeye gerek yok. İngiliz asıllı Amerikalı tarihçi Bernard Lewis, Batılı bir tarihçinin Doğu hayatı üzerinde oynadığı siyasi rol için açık bir örnek oluşturuyor. Batı’nın Güney dünyasının çeşitli bölgelerine tehlikeli bakışı ve gizli hedeflerini anlamak için Lewis’in Arap dünyasını böl- parçala projesine bakmamız yeterli olacaktır.
Dördüncü olarak; bazı gezgin oryantalistler ve kaşifler Doğu'nun gelenek ve göreneklerinin birçoğunu anlamakta aciz kalmıştır. İslam ülkesine giden bir oryantalistin gördüklerinden bahsederken yazdıklarını hatırlıyorum. Kurban bayramına yakın bir tarihte ziyaretini gerçekleştiren oryantalist, evlerin önlerindeki küçük baş hayvanların köpeklere alternatif olduğunu düşünerek şöyle yazmış:
“Bu ülkedeki insanların, köpek yerine küçükbaş hayvan tercih ettiği görülüyor.”
Birçok oryantalistin Mısır ya da Fas’la ilgili yazdıklarını okusanız, oldukça şaşırtıcı ve sorgulanması gereken ifadeler olduğunu, Batı’nın dış görüşe farklı bir bakış açısıyla yaklaştığını görürsünüz. Bazıları gördüklerini olduğu gibi aktarsa da her zaman yabancı bakışların ve farklı durumların gölgesinde yaşadılar. Bazıları ise gördüklerini doğru bir şekilde yansıtamadı. Oryantalizm sanki Doğu’yu yeniden keşfetme çabası gibiydi.
Beşinci olarak; Oryantalizmin yalnızca Batılılar tarafından doğuya taşındığını kimse söyleyemez. Doğudan Batıya gidenlerin Oksidentalizm olarak isimlendirilen bir akımı oldu. Ortaçağ’da Avrupa şehirlerini gezen Faslı bir gezgin hakkında okuma yapıyordum. Fransa’daki hayattan etkilenen dini ve sosyal rönesansın öncüsü Faslı gezgin Muhammed Abduh’un düşünceleri beni dehşete düşürdü. Ardından geçtiğimiz yüzyıl başlarında köylerden çıkıp ışıkların başkentine giden Taha Hüseyin, Al Abdurrazık ve diğerleri.
Oryantalizm Batı’dan Doğu’ya karşılıksız gelmemişti. Ancak Doğudan Batıya ters yönde farklı amaçlarla entelektüel ve bilimsel akışlar gerçekleşti. Bu durum, yalnızca Batıya duyulan hayranlıktan değil, Batının sanki tek başına modernizmin kaynağı, medeniyetin merkezi ve kültürün beşiği olduğu, modernleşmenin Batılılaşma anlamına geldiği şeklindeki yanlış inançların bir sonucuydu.
Doğu'dan Batı'ya gidenler, içinde bulundukları ortamı reddetmelerinin bir sonucu olarak; dogmatik olmayan düşünce, modernleşme karşıtı yaşam ve doğal dönüşüm vizyonlarıyla geri döndüler. Buna, ABD’ye gidip döndüğünde ılımlı bir yolculuk yaptığını söyleyebildiğimiz, ‘Seyyid Kutup’ örneğini verebiliriz.
Oryantalizm, açıklık ve kültürel hareket olgusudur. Ancak Batı tutkusu ve ulusal hedeflerin etkilerinden kurtulamadı. Hatta tarihçilerin yazılarının ve çalışmalarının birçoğunu çağlar boyu süren sömürgecilik oluşturur. Oryantalizm, araştırmacılar tarafından üstlenilmesi gerekenden daha fazla çalışmanın yapılmasına ihtiyaç duyan bir dalga kırandır. Bunun için Fransa’nın Mısır’a yönelik kampanyasının Oryantalizmin tezahürü olmadığını ve ünlü kampanyanın kitap bilimcilerin de yer aldığı devasa bir çalışma olduğunu hatırlamak yeterli.



Suriye ordusu, SDG'nin bombardımanına yanıt olarak doğu Halep'teki militan mevzilerini hedef aldı

Halep kırsalındaki Deyr Hafir dışında Suriye güvenlik güçlerine mensup bir kişi (Reuters)
Halep kırsalındaki Deyr Hafir dışında Suriye güvenlik güçlerine mensup bir kişi (Reuters)
TT

Suriye ordusu, SDG'nin bombardımanına yanıt olarak doğu Halep'teki militan mevzilerini hedef aldı

Halep kırsalındaki Deyr Hafir dışında Suriye güvenlik güçlerine mensup bir kişi (Reuters)
Halep kırsalındaki Deyr Hafir dışında Suriye güvenlik güçlerine mensup bir kişi (Reuters)

Suriye Ordusu Harekat Komutanlığı, Deyr Hafir’deki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile ittifak halinde olan “Kürdistan İşçi Partisi (ÜKK) milisleri ve eski rejimin kalıntıları” olarak tanımladığı güçlere karşı harekete geçtiğini duyurdu.

Operasyon Komutanlığı, Suriye Haber Ajansı’nda (SANA) bugün yer alan açıklamasında, bu saldırının SDG güçlerinin bölgede gerçekleştirdiği topçu bombardımanına yanıt olarak yapıldığını belirtti.

Suriye ordusu bugün erken saatlerde, arabulucuların gerilimi sona erdirmek için müdahale etmesine rağmen Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) Halep şehri ve doğu kırsalına yönelik tehdidinin devam ettiğini açıkladı.

Suriye ordusunun harekat komutanlığı El-Ihbariye TV'ye, “terörist” Bahoz Erdal'ın Kandil Dağları'ndan Tabka bölgesine “SDG ve PKK milislerinin Suriyeliler ve ordusuna karşı yürüttüğü askeri harekatları yönetmek” için geldiğini izlediğini ifade etti.

Açıklamada, SDG ve Kürdistan milislerinin, Halep şehri ve doğu kırsalındaki sakinlere yönelik yeni saldırılara hazırlanmak amacıyla Meskene ve Deyr Hafir bölgelerine çok sayıda İran insansız hava aracı (İHA) getirdiğini de belirtti.

Suriye Ordusu Harekat Komutanlığı şöyle devam etti: “Tabka bölgesine yeni milis gruplarının ve eski rejimin kalıntılarının geldiğini izledik. Bu gruplar, Deyr Hafir, Meskene ve çevresinde bulunan bölgelerdeki konuşlanma noktalarına nakledilecek.” Komutanlık, bu grupların Suriye'yi istikrarsızlaştırmasına izin vermeyeceğini vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın SANA’dan aktardığına göre açıklamada, ordunun “halkı savunacağını ve Suriye'nin egemenliğini koruyacağını, eski rejimin kalıntılarının ve Kandil'den sınırı geçen teröristlerin Suriye'yi istikrarsızlaştırmasına ve Suriye toplumunu hedef almasına izin vermeyeceğini” kaydetti.

Suriye ordusu, Halep'in Deyr Hafir bölgesindeki üç konumun haritasını yayınlayarak, SDG müttefiklerinin bu konumları operasyonları için fırlatma rampası ve İHA fırlatmak için üs olarak kullandığını belirtti ve sivillere bu konumlardan uzak durmaları çağrısında bulundu.

 SDG lideri güçlerinin Fırat'ın doğusuna çekileceğini duyurdu

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi bugün yaptığı açıklamada, güçlerinin yarın (yerel saatle sabah 7'de Halep'in doğusundan çekileceğini ve Fırat Nehri'nin doğusundaki bölgelere yeniden konuşlandırılacağını söyledi.

X platformunda yaptığı paylaşımda, bu adımın “dost ülkeler ve arabulucuların çağrıları ve entegrasyon sürecini tamamlama ve 10 Mart anlaşmasının şartlarını uygulama konusundaki iyi niyetimizin bir ifadesi olarak” atıldığını belirtti.


Suriye Devlet Başkanı Şara, Kürtlerin hak ve güvenliğini güvence altına alan kararnameyi imzaladı

Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara (DPA)
Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara (DPA)
TT

Suriye Devlet Başkanı Şara, Kürtlerin hak ve güvenliğini güvence altına alan kararnameyi imzaladı

Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara (DPA)
Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara (DPA)

Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, imzaladığı kararnameyle Kürtlere ilişkin bir dizi önemli düzenlemeyi yürürlüğe koydu. Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara, Kürtlerin haklarını ve güvenliğini yasal güvence altına aldığını belirttiği bir kararnameye imza attı. Şarku'l Avsat'ın  Resmi haber ajansı SANA’dan aktardığı habere göre  yayımlanan kararname, Suriye’nin yeni ulusal kimliğini “çok kültürlü ve birleşik” olarak tanımladı. Kararnamede, Kürtlerin Suriye toplumunun ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulandı. Şara, kararnameyi imzalamadan önce yaptığı konuşmayı sosyal medya platformu X hesabından paylaştı.

“Bir Arabın bir Kürde üstünlüğü yoktur”

Konuşmasında eşitlik ve birlik mesajı veren Ahmed Şara, aidiyet üzerinden üstünlük kurulamayacağını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

“Allah, iyiliği ve takvayı aidiyetten üstün kılmıştır. Hayır, vallahi; bir Arabın bir Kürde, bir Türk’e veya başkasına hiçbir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak Allah korkusu ve hangi milletten olursa olsun kişinin dürüstlüğüyle ölçülür.”

Kürt halkına hitap eden eş-Şara, “Ey Kürt halkımız, Selahaddin’in torunları!” sözleriyle başladığı konuşmasında, Kürtlere zarar verileceğine dair iddialara inanılmaması gerektiğini belirterek, “Vallahi, size kim kötülükle dokunursa kıyamet gününe kadar hasmımızdır. Bizim hayatımız sizin hayatınızdır” dedi.

Zorla göç ettirilenlere geri dönüş çağrısı

Ülkenin selameti, halkın refahı ve birliğinin öncelikleri olduğunu vurgulayan eş-Şara, kimsenin bu süreçten dışlanmayacağını ifade etti. Bu kapsamda Kürt halkının haklarını ve bazı özel durumlarını yasayla güvence altına alan özel bir kararname yayımladıklarını açıklayan eş-Şara, topraklarından zorla göç ettirilenlere de çağrıda bulundu.

Eş-Şara, silahlarını bırakmaları şartıyla, hiçbir koşul ve kısıtlama olmaksızın herkesin evlerine güvenle dönebileceğini belirterek, Kürt halkını ülkenin yeniden inşasına aktif şekilde katılmaya davet etti.

Konuşmasının sonunda birlik vurgusunu yineleyen Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara, “Sizi bu vatanın inşasına etkin bir şekilde katılmaya, selameti ve birliğini korumaya ve bunun dışındaki her şeyi reddetmeye çağırıyorum. Başarı Allah’tandır” ifadelerini kullandı.

8 madde halinde yayımlanan kararname

Kürtlerin statüsü ve kültürel kimliği güvence altına alındı

Kararnamede, Suriyeli Kürt vatandaşların Suriye halkının temel ve ayrılmaz bir parçası olduğu ifade edildi. Kürtlerin kültürel ve dilsel kimliğinin, çok kimlikli ve birleşik Suriye ulusal kimliğinin ayrılmaz bir unsuru olduğu belirtildi.

Devletin kültürel ve dilsel çeşitliliği korumayı taahhüt ettiği vurgulandı. Bu kapsamda Kürt vatandaşların, ulusal egemenlik çerçevesinde kendi kültürel miraslarını ve sanatlarını canlandırma, ana dillerini geliştirme hakkının devlet güvencesi altında olduğu kaydedildi.

Kürtçe ulusal dil olarak tanındı, eğitim hakkı düzenlendi

Kürtçenin ulusal bir dil olarak kabul edildiği belirtildi. Kürtlerin nüfusun önemli bir bölümünü oluşturduğu bölgelerde, kamu ve özel okullarda Kürtçe öğretimine izin verileceği ifade edildi. Kürtçenin, seçmeli ders kapsamında ya da kültürel ve eğitsel bir faaliyet olarak okutulabileceği bildirildi.

Vatandaşlık sorunu çözüldü, 1962 uygulamaları kaldırıldı

1962 yılında Haseke vilayetinde yapılan genel nüfus sayımından kaynaklanan tüm istisnai yasa ve uygulamaların yürürlükten kaldırıldığı açıklandı. Bu çerçevede, Suriye topraklarında yaşayan tüm Kürt kökenli kişilere, doğum kaydı bulunmayanlar dahil olmak üzere, hak ve yükümlülüklerde tam eşitlik esasına dayalı Suriye vatandaşlığı verileceği hükme bağlandı.

Nevruz resmî ve ücretli tatil ilan edildi

21 Mart Nevruz’un, baharı ve kardeşliği simgeleyen ulusal bir bayram olarak Suriye Arap Cumhuriyeti genelinde resmî ve ücretli tatil günü ilan edildiği duyuruldu.

Ayrımcılık yasaklandı, kapsayıcı ulusal söylem vurgusu

Devlet medyası ve eğitim kurumlarının kapsayıcı ve bütüncül bir ulusal söylem benimsemekle yükümlü olduğu belirtildi. Etnik köken veya dil temelinde her türlü ayrımcılık ve dışlamanın yasa ile yasaklandığı vurgulandı. Ulusal fitne ve ayrışmayı teşvik edenlerin yürürlükteki yasalar çerçevesinde cezalandırılacağı kaydedildi.

Uygulama ve yürürlük hükümleri

Kararnamenin uygulanması için ilgili bakanlıklar ve yetkili kurumların, kendi görev alanları dahilinde gerekli yürütme talimatlarını çıkaracağı ifade edildi.

Kararnamenin Resmî Gazete’de yayımlanacağı ve yayımlandığı tarihten itibaren yürürlüğe gireceği bildirildi.

Aşağıda kararnamenin tam metni yer almaktadır:

Cumhurbaşkanı Anayasal Bildiri hükümlerine dayanarak, Yüksek ulusal çıkarların gerekleri doğrultusunda, Devletin ulusal birliği güçlendirme ve tüm Suriyeli vatandaşların kültürel ve medeni haklarını güvence altına alma konusundaki rolü ve sorumluluğu çerçevesinde,

Aşağıdaki hususların kararlaştırılmasına hükmedilmiştir:

Madde (1): Suriyeli Kürt vatandaşlar, Suriye halkının temel ve asli bir parçası kabul edilir. Kültürel ve dilsel kimlikleri, çok yönlü ve birleşik Suriye ulusal kimliğinin ayrılmaz bir parçasıdır.

Madde (2): Devlet, kültürel ve dilsel çeşitliliğin korunmasını taahhüt eder; Kürt vatandaşların ulusal egemenlik çerçevesinde miraslarını, sanatlarını yaşatma ve ana dillerini geliştirme hakkını güvence altına alır.

Madde (3): Kürtçe, ulusal bir dil olarak kabul edilir. Kürt nüfusunun kayda değer oranda bulunduğu bölgelerde, devlet ve özel okullarda seçmeli ders veya eğitsel-kültürel faaliyet kapsamında öğretilmesine izin verilir.

Madde (4): Haseke ilinde 1962 genel nüfus sayımından kaynaklanan tüm istisnai yasa ve tedbirler yürürlükten kaldırılır. Suriye topraklarında ikamet eden Kürt kökenli tüm vatandaşlara, kaydı kapalı olanlar dâhil olmak üzere, Suriye vatandaşlığı verilir; hak ve yükümlülükler bakımından tam eşitlik sağlanır.

Madde (5): “Nevruz Bayramı” (21 Mart), baharı ve kardeşliği simgeleyen ulusal bir bayram olarak Suriye Arap Cumhuriyeti’nin tüm bölgelerinde ücretli resmî tatil ilan edilir.

Madde (6): Devletin medya ve eğitim kurumları kapsayıcı bir ulusal söylemi benimsemekle yükümlüdür. Etnik veya dilsel temelde her türlü ayrımcılık ve dışlama kanunen yasaktır. Ulusal ayrışmayı körükleyenler yürürlükteki yasalar uyarınca cezalandırılır.

Madde (7): İlgili bakanlıklar ve yetkili kurumlar, bu kararnamenin hükümlerinin uygulanmasına ilişkin gerekli yürütme talimatlarını, kendi yetki alanları dâhilinde çıkarır.

Madde (8): Bu kararname Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımlandığı tarihten itibaren yürürlüğe girer.

Ahmed El-Şara
Suriye Arap Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı


Almanya Cumhurbaşkanlığı: Ahmed eş-Şera salı günü Berlin'i ziyaret edecek

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters – Arşiv)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters – Arşiv)
TT

Almanya Cumhurbaşkanlığı: Ahmed eş-Şera salı günü Berlin'i ziyaret edecek

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters – Arşiv)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters – Arşiv)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier’in bugün yayımlanan resmi programına göre salı günü Berlin’i ziyaret edecek.

Alman hükümeti adına konuşan bir sözcü, Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’in salı günü Berlin’de Şera ile yapacağı görüşmede, Suriyeli vatandaşların ülkelerine dönüşü başta olmak üzere çeşitli konuları ele alacağını söyledi.

Sözcü, “İlişkileri güçlendirme ve tabiri caizse Suriye hükümetiyle yeni bir sayfa açma isteğimiz var. Ele almamız gereken birçok önemli konu bulunuyor. Bunlar arasında Suriyelilerin ülkelerine geri dönüşü de yer alıyor” ifadelerini kullandı.

sdfrg
Almanya Şansölyesi Friedrich Merz (EPA)

Ziyaret, Almanya’nın 23 Aralık’ta silahlı soygun, saldırı, darp ve şantaj suçlarından hüküm giymiş bir Suriyeli vatandaşı ülkesine sınır dışı etmesinden bir aydan kısa süre sonra gerçekleşiyor. Bu adım, 2011’de Suriye’de çatışmaların başlamasından bu yana ilk sınır dışı işlemi olarak kayda geçmişti.

Geçtiğimiz yıl mayıs ayında göreve başlayan Merz, aşırı sağın yükselişiyle birlikte göç politikalarını sıkılaştırma yoluna gitmişti.

Merz, kasım ayında yaptığı açıklamada, ‘Suriye’de iç savaşın sona erdiği’ gerekçesiyle Suriyeli mültecilerin ülkelerine geri gönderilmesi çağrısında bulunmuştu.

Aralık 2024’te Beşşar Esed’in devrilmesinin ardından Almanya’nın da aralarında bulunduğu birçok Avrupa ülkesi, yabancıların karıştığı çeşitli saldırıların ardından aşırı sağ partilerin seçimlerde güçlü kazanımlar elde etmesi bağlamında, iltica başvurularına ilişkin işlemleri askıya aldıklarını duyurmuştu.