Şam rejimi 8 konuda başarısızlığa uğradı

Şam rejimi 8 konuda başarısızlığa uğradı
TT

Şam rejimi 8 konuda başarısızlığa uğradı

Şam rejimi 8 konuda başarısızlığa uğradı

Suriye başkentini ziyaret eden diplomatların değerlendirmelerine göre Şam'da, bu yılın ilk çeyreğinde yaşanan siyasi, askeri ve ekonomik gelişmeler nedeniyle bir hayal kırıklığı yaşanıyor.
Beşşar Esed’in bu gelişmelerle başa çıkmanın yollarını görüşmek üzere geçen hafta Tahran'ı ziyaret etmesi bu değerlendirmeyi destekliyor. Buna karşılık Batılı ülkeler Washington Moskova’yı birtakım tavizler vermeye sevk etmek için “stratejik sabır” üzerine yoğunlaşıyor.
Geçtiğimiz yılın sonunda Sudan Devlet Başkanı Ömer el-Beşir Şam'ı ziyaret etti, BAE ve Bahreyn elçiliklerini açtı ve Umman ile karşılıklı ziyaretlerde bulundu.
Suriye Ulusal Güvenlik Bürosu Başkanı Ali Memlük, Mısır’ın başkenti Kahire'yi ziyaret etti. Ayrıca Esed rejiminin Arap Birliği'ne dönüşü, Suriye’nin yeniden inşasına yönelik Arap katkısı, İran ve Türkiye’ye karşı Arap rolü meseleleri konuşuldu.
ABD Başkanı Donald Trump 14 Aralık’ta Suriye’nin doğusunda çekilme kararını açıkladı ve Kürt yetkililer Şam'la müzakerelerde bulunma hususunda hızlı davrandılar. Bu faktörler Şam'da iyimserlik düzeyinin yükselmesine katkıda bulundu. Fakat şu anki sahne farklı.
Diplomatlara göre, hayal kırıklığının 8 nedeni var:
1- Arap normalleşmesi

Şam’ın Arap Birliği’ne dönüşünün bu ay sonunda Tunus’ta yapılacak olan Arap zirvesinde yer almayacağı açık. Aynı zamanda Arap devletleri ile Şam arasındaki normalleşme süreci de donmuş durumda. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un Körfez ziyareti, büyük Arap ülkelerinin 2254 sayılı karar uyarınca diplomatik ilişkileri siyasi çözümle ilişkilendirdiğini gösterdi.
Batılı diplomatlara göre ilişkilerin normalleşmesi hususunda yaşanan bu gecikme, birtakım sebeplerden kaynaklanıyor. Bu sebeplerdeki ilki, Şam'daki bazı yetkililerin Arapların Suriye'ye dönmesi gerektiğine dair aşırı bir güvenle konuşmaları ve Şam’ın Arap Birliği'ne dönmek için başvuruda bulunmayacağını söylemeleri.
İkinci sebep, Suriye hükümetiyle ilişkiye geçenlerin cezalandırılacağına dair bir yasa tasarısının Kongre’den geçmesi ile birlikte ABD yönetiminin rejim ile normalleşmeyi durdurmaları için Arap ülkelerine baskı yapması.
Üçüncü sebep ise Beşşar Esed’in Tahran ziyareti ve İran dini lideri Ali Hamaney ile görüşmesi. Söz konusu ziyaret, normalleşmenin askıya alınmasına karşı bir cevap olarak gelmişti.
Batılı bir yetkili, “Böyle bir durumda Şam yönetiminin Arap Birliği'ne geri dönüşü İran'ın Arap Birliği'ne girmesi anlamına geliyor, Arapların Suriye'ye girişi değil” değerlendirmesinde bulundu.
2- ABD'nin geri çekilmesi
Başkan Trump’ın Aralık ayının sonunda yayınladığı bir twett, müttefiklerini ve dostlarını şok etti.  Ancak Trump’ın halihazırdaki kararı, Suriye'nin doğusunda 400 asker bulundurmak ve el-Tanf üssündeki varlığını sürdürmek yönünde. Washington, Suriye’nin doğusuna Barışı Koruma Güçleri göndermeleri için Avrupa başkentlerine baskı yapıyor.
Elde edilen bilgilere göre ABD’li bir yetkili birkaç gün önce, Washington’un Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) müzakerelerde bulunmasına izin vermeyeceğini, bilakis müzakerelerin müttefiklerin kontrolü altında bulunan bölgenin özel bir statüye ulaşmasına yönelik bir güç mesabesinde olacağını söylemişti.
Ayrıca Washington, Fırat'ın doğusunda Türkiye ile Suriye sınırları boyunca bir güvenli bölge oluşturulması için Ankara ile müzakerelerde bulunuyor ve hava ambargosunu devam ettirmekle birlikte Barışı Koruma Güçleri’ni bölgede konuşlandırmayı düşünüyor.
ABD ve Rusya Genelkurmay Başkanları, birkaç gün önce “çatışmanın önlenmesine dair olan sözleşme çalışmalarının yenilenmesi ve temas hattının muhafaza edilmesi yönündeki bağlılığın sürdürülmesi” üzerine Avusturya’nın başkenti Viyana'da bir araya geldiler.
Temas hattı olan Fırat nehrinin doğusunda el-Tanf üssü ve Washington'un müttefikleri bulurken, hattın batısında ise Moskova’nın müttefikleri bulunuyor.
3- İdlib Savaşı
Şam, Moskova'yı İdlib'e yönelik bir saldırı gerçekleştirmeye sevk etmek için defalarca baskı yaptı. Ancak Moskova ve Ankara, İdlib’de tırmanışın azaltılmasına yönelik olan Soçi anlaşmasının süresinin uzatılması hususunda başarılı oldu. Bunun yanı sıra Türkiye, Kuzey Üçgeni’ndeki tampon bölgede ortak devriyelerden ziyade paralel devriyelerin bulunması hususunu kabul ettirmekte başarılı oldu.
Bu, İdlib’deki radikallere karşı sınırlı bir operasyon olabileceği ve Hama ve Halep ile Halep ve Lazkiye arasındaki iki ana yolun açılması üzerine çalışılacağı anlamına gelmiyor. Ancak Rusya, Türkiye ile olan ilişkilerindeki stratejik çerçeveye öncelik veriyor. Ankara'nın “paralel devriyelerin çalışmaya başlaması ile birlikte Ekim ayında Rus S-400 sisteminin devreye gireceğini ilan etmesi” tesadüf değildi.
4- Adana Mutabakatı
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Washington’la Ankara arasında müzakere edilen güvenli bölge meselesine alternatif olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile olan müzakere masasına 1998 Adana Mutabakatı’nı koydu. Ancak Ankara’nın anlaşmadaki iki maddeye ilişkin kaygıları var: “Şam ile siyasi muamelelerde bulunmamak ve Adana Mutabakatı’nda belirtildiği şekliyle 5 kilometre değil, 30 kilometre derinliğinde bir saldırı alanına sahip olmak.”
Ankara ile Şam arasındaki normalleşmeye yönelik bir adım atılacak gibiydi, fakat mevcut durumda bu mesele rafa kaldırılmış gibi görünüyor. Bu ayın sonunda yapılacak olan ve halihazırda Türk yetkililerini meşgul eden yerel seçimlerden sonra bu hususa tekrar dönülebilir.
5- Anayasa Komisyonu
Üç garantör ülke olan Rusya, Türkiye ve İran, Birleşmiş Milletler (BM) Suriye Özel Temsilcisi Staffan De Mistura’nın son günlerinde, sivil toplum temsilcilerinden oluşan üçüncü listedeki isimleri kabul ettirmek için yoğun bir baskı yapıyorlardı. Ancak BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, 18 Aralık'ta listeyi onaylamayı reddetti.  Bu, Lavrov'u yeni BM Özel Temsilcisi Geir Pedersen'nin talepleriyle esnek bir şekilde ilgilenmeye iten nedenler arasındaydı.
Moskova, Suriye tarafına, Devlet Başkanı Beşşar Esed’in Soçi-Cenevre sürecine ilişkin eleştirilerinden rahatsız olduğunu illetti. Bu, Arap siyasi söylemindeki “siyasi geçiş” konusuna dönüşle aynı zamana denk geldi. Nitekim geçen ay Mısır’ın Şarm eş-Şeyh kentinde gerçekleştirilen Arap-Avrupa zirvesinin son tebliğinde Suriyeli bir muhalif, “Arap ülkeleri siyasi geçişin İran'ı Suriye'den çıkarmanın yolu olduğuna inanıyor” ifadesini kullandı.
6- Yaptırımlar ve yeniden yapılanma
Avrupa Birliği’nin (AB) “Şam’a yakın olan ve 21 Aralık'taki yeniden yapılanmaya dahil olan kişi ve kurumlara yönelik yaptırımlarını ve yeniden yapılanmayı siyasi çözüme bağlayan bir yasa tasarısının Kongre tarafından kabul edilmesini” içeren Avrupa ve ABD yaptırım dalgası geri döndü.
Elde edilen bilgilere göre, bu ayın 12 ila 14’ü arasında bağışçı ülkenin katılacağı Belçika’nın başkenti Brüksel'deki konferans, yeniden yapılanmaya yönelik desteği güvenilir bir siyasi çözüm ile ilişkilendirerek aynı tutumu teyit edecek.
Batılı bir diplomat, “Batı ülkeleri, yaptırım, meşruiyet ve yeniden yapılanma dosyalarının, Rusya ile Suriye hakkında yapılan müzakerelerde Amerika ve Avrupa ülkelerinin elinde bulundurduğu kartlar olduğunu düşünüyor” değerlendirmesinde bulundu.
Öte yandan üst düzey bir Rus yetkilisinin, Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim’in Guterres’e gönderdiği mektubunda arabuluculuk yapmamalarını talep ettiği Brüksel konferansına katılacak olması dikkat çekici.
7- Ekonomik kriz
Hükümetin kontrolü altına bulunan ve Suriye topraklarının yüzde 60'ını oluşturan alanlardaki ana konuşma, ekonomik kriz, elektrik ve doğal gaz kesintileri ile tüketim malzemeleri ve birtakım hizmetler etrafında dönüyor.
Batılı diplomatlar bu krizin, “bir yandan Batının İran üzerindeki yaptırımlarından, diğer yandan ise Tahran’ın bu ilişkinin önceliğini göstermesi için Şam’a baskı yapmasından ve Şam'a uygulanan yaptırımlardan” kaynaklandığını düşünüyor.
Diplomatlardan biri, “Guta ve güneydeki hükümet kontrolünün yeniden sağlanması, muhaliflerin kontrolü altında bulunan bölgelere gelen fonların askıya alınmasından dolayı söz konusu krize katkıda bulundu” değerlendirmesine bulundu.
8- İsrail baskınları
Suriye'deki İsrail saldırıları son yıllarda da devam etti. Ancak İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu'nun geçen haftaki ziyareti, Suriye hava kuvvetlerinin Eylül ayında bir Rus uçağını düşürmesinin ardından Moskova ile Tel Aviv arasında yaşanan gerginlik sayfasının kapatılması hususunda başarılı oldu. İsrail'in talepleri arasında, yeni S-300 sistemlerinin idaresinin Suriye ordusuna teslim edilmemesi hususu bulunurken, Esed’in Tahran'da Hamaney ile görüştüğü konular arasında “İsrail baskınlarına karşılık verilmesi meselesi”  yer alıyordu.
Söz konusu 8 mesele, Şam'daki yetkililer arasında hayal kırıklığına ve destekçiler arasında yorgunluğa sebep oldu. Bu durum, Batılı yetkililerin taviz vermemek için acele etmemeye dayanan “stratejik sabır” yönündeki düşüncelerini güçlendirdi.
Öte yandan, çeşitli düzeylerde çalışmalarını sürdüren Rusya, Arap ülkelerini normalleşme sürecini devam ettirmeye sevk ediyor, Avrupa ülkeleriyle olan ilişkilerinde mülteci kartını kullanıyor ve Türkiye, İsrail ve ABD ile askeri anlaşmalar yapıyor.



Lahbib: İsrail'in Gazze'de uluslararası insani yardım kuruluşlarını yasaklama planları, yardımların engellenmesi anlamına geliyor

İnsani yardım malzemesi yüklü tırlar Kerem Şalom Sınır Kapısı’ndan Gazze Şeridi'ne giriyor. (DPA)
İnsani yardım malzemesi yüklü tırlar Kerem Şalom Sınır Kapısı’ndan Gazze Şeridi'ne giriyor. (DPA)
TT

Lahbib: İsrail'in Gazze'de uluslararası insani yardım kuruluşlarını yasaklama planları, yardımların engellenmesi anlamına geliyor

İnsani yardım malzemesi yüklü tırlar Kerem Şalom Sınır Kapısı’ndan Gazze Şeridi'ne giriyor. (DPA)
İnsani yardım malzemesi yüklü tırlar Kerem Şalom Sınır Kapısı’ndan Gazze Şeridi'ne giriyor. (DPA)

Avrupa Komisyonu Eşitlik, Hazırlık ve Kriz Yönetimi Komiseri Hadja Lahbib bugün yaptığı açıklamada, İsrail’in Gazze Şeridi’nde uluslararası insani yardım kuruluşlarını yasaklama planlarının, hayat kurtaran yardımların bölgeye ulaşmasını engelleyeceğini belirtti.

Lahbib, X platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, Avrupa Birliği’nin (AB) tutumunun net olduğunu vurgulayarak, “Sivil toplum kuruluşlarının mevcut haliyle kayıt altına alınması yasasının uygulanması mümkün değil” dedi.

Lahbib, insani yardımların önündeki tüm engellerin kaldırılması gerektiğini vurguladı ve “Uluslararası insancıl hukuk, herhangi bir belirsizliğe yer bırakmıyor; yardımlar ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmalı” ifadesini kullandı.

İsrail medyası, hükümetin dün yaptığı açıklamaya dayanarak, Sınır Tanımayan Doktorlar, ActionAid ve Oxfam gibi onlarca insani yardım örgütünün lisanslarının iptal edileceğini ve bunların ‘terörle bağlantılı’ olduğu gerekçesiyle kapatılabileceğini duyurmuştu.

Bazı uluslararası yardım kuruluşları, kayıtlarının iptal edilmesi riskiyle karşı karşıya bulunuyor. Eğer 31 Aralık’a kadar İsrail makamlarının belirlediği yeni kriterlere uyum sağlamazlarsa, 60 gün içinde faaliyetlerini durdurmak veya Gazze Şeridi ve Batı Şeria’daki çalışmalarına kısıtlama getirmek zorunda kalabilirler.


Süveyda’da el bombası patladı: 1 ölü, 2 yaralı

Geçen temmuz ayında Süveyda’daki çatışmalar nedeniyle yükselen duman (Arşiv – DPA)
Geçen temmuz ayında Süveyda’daki çatışmalar nedeniyle yükselen duman (Arşiv – DPA)
TT

Süveyda’da el bombası patladı: 1 ölü, 2 yaralı

Geçen temmuz ayında Süveyda’daki çatışmalar nedeniyle yükselen duman (Arşiv – DPA)
Geçen temmuz ayında Süveyda’daki çatışmalar nedeniyle yükselen duman (Arşiv – DPA)

Şarku’l Avsat Suriye devlet televizyonu El-İhbariyye'den aktardığı habere göre bugün (Çarşamba) Süveyda kentinde meydana gelen el bombası patlamasında bir kişi hayatını kaybetti, iki kişi yaralandı.


Sinvar'a yakınlığı bulunan ve serbest bırakılan bir mahkum, Gazze'deki Hamas içinde bir isyana öncülük ediyor ve bu durum bazı Hamas liderlerini öfkelendiriyor

Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan Kassam Tugayları üyeleri (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan Kassam Tugayları üyeleri (Arşiv- Reuters)
TT

Sinvar'a yakınlığı bulunan ve serbest bırakılan bir mahkum, Gazze'deki Hamas içinde bir isyana öncülük ediyor ve bu durum bazı Hamas liderlerini öfkelendiriyor

Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan Kassam Tugayları üyeleri (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan Kassam Tugayları üyeleri (Arşiv- Reuters)

Gazze Şeridi'ndeki Hamas hareketi, iki yıl süren İsrail savaşı sırasında liderlerinin suikastlara kurban gitmesinin ardından bir dizi liderlik değişikliği yaşıyor. Bu durum, hareketin eski lideri olan ve Ekim 2024'te Refah'ta İsrail güçleriyle çıkan çatışmalarda beklenmedik bir şekilde öldürülen Yahya Sinvar'a yakın kişilerin daha fazla öne çıkmasına neden oldu.

Şarku’l Avsat'a konuşan Hamas kaynaklarına göre, serbest bırakılan mahkum Ali el-Amudi, siyasi büro üyesi ve savaş öncesinde hareketin medya departmanından sorumlu olan serbest bırakılan mahkum Ali el-Amudi, kendisi ve Sinvar'a yakın bir dizi kişinin Gazze Şeridi'ndeki hareketi yönetmekle görevlendirilmesinin ardından, Gazze Şeridi'ndeki siyasi bürosunun başına geçti. Bu kişilerin çoğu, Şeridin güneyindeki Han Yunus'ta yaşıyor.

Hamas lideri Yahya Sinvar ve İsmail Haniye'in 2017'de Gazze'de çekilmiş fotoğrafı (Arşiv- Reuters)Hamas lideri Yahya Sinvar ve İsmail Haniye'in 2017'de Gazze'de çekilmiş fotoğrafı (Arşiv- Reuters)

2011 Gilad Şalit esir takasıyla serbest bırakılan eski bir mahkum olan el-Amudi, Gazze Şeridi yönetiminin merkez figürü haline geldi. İsrail hapishanelerinde kaldıkları süre boyunca ve serbest bırakıldıktan sonra Sinvar'a çok yakındı ve sık sık toplantılarına ve diğer etkinliklerine eşlik etti.

Bazı kaynaklar, Gazze Şeridi'nde siyasi büro için gerçek bir seçim yapılmadığını, bunun yerine sürecin atama, onaylama ve istişare yoluyla yürütüldüğünü söylüyor.

Bazı kaynaklar operasyonun “iç yönetmelikleri ihlal ederek” gerçekleştirildiğini söylerken, diğerleri amacın “iç eksiklikleri gidermek” olduğunu ve “seçilenlerin hepsinin Tevfik Ebu Naim, Salah Ebu Şarik ve diğerleri gibi Sinvar'a yakın kişiler olduğunu” açıkladı.

Kaynaklar, el-Amudi'nin şu anda Gazze'deki Hamas içinde “devrim” olarak nitelendirilebilecek bir harekete öncülük ettiğini söylüyor. Özellikle İsrail saldırılarında yaralanan ilçe idari organlarının başındaki bazı yerel liderleri görevden aldı ve yerlerine atamalar yaptı. Savaş sırasında sorumluluklarının bir kısmından vazgeçen diğer kişiler için de aynı şeyi yaptı. Suikasta uğrayan, başka nedenlerle görevden alınan veya farklı görevlere atanan eski liderlerin yerine geçecek kişileri aramaya devam ediyor.

Bazı kaynaklara göre, bu adımlar Gazze Şeridi içindeki yerel Hamas liderlerinin yanı sıra yurtdışındaki liderler arasında da öfkeye yol açtı. Şeridin dışındaki siyasi büro üyelerinden bazıları yerel liderlere, "Olanlar kabul edilemez ve iç hukuka aykırıdır; önümüzdeki günlerde hareketin liderinin seçilmesini beklemeliyiz ki, bir yıl sonra yapılacak genel seçimlere kadar bazı bölgelerin liderliğindeki boşlukların geçici olarak doldurulması konusunda bir anlaşmaya varılabilsin" şeklinde bilgi verdi.

İzzeddin el-Haddad (Fotoğraf el-Kassam tarafından yayınlandı)İzzeddin el-Haddad (Fotoğraf el-Kassam tarafından yayınlandı)

Kaynaklar, Gazze Şeridi'ndeki Hamas içinde siyasi düzeyde hüküm süren "kaosun" aksine, askeri kanadında istikrarlı bir durumun söz konusu olduğunu ve yeniden yapılanmanın sorunsuz ve sistematik bir şekilde devam ettiğini belirtiyor. İzzeddin Kassam Tugayları'nın yeni Genelkurmay Başkanı İzzeddin Haddad'ın savaş sırasında suikasta kurban giden veya öldürülenlerin yerine yeni atamalar yapmak üzere bir dizi toplantı düzenlediğini ve çeşitli kararlar aldığını ifade ediyorlar. Ayrıca, tüm taraflarla sürekli iletişim kurarak siyasi düzeydeki farklılıkların veya anlaşmazlıkların üstesinden gelmeye ve böylece her düzeyde istikrarı sağlamaya çalışıyor.

Kaynaklara göre Haddad, bazı bölgelerdeki tugay komutanları da dahil olmak üzere çeşitli liderlik pozisyonlarındaki boşlukları doldurmak için çalışırken, asıl komutanlarının suikast sonucu öldürülmesinin ardından bu tugayları yönetmek üzere atanmış diğer kişileri de görevde tutuyor.

Savaş sırasında İsrail, Gazze Şeridi'ndeki (Kuzey, Merkez, Han Yunus ve Refah) tugay komutanlarının çoğunu, İzzeddin Haddad'ın komuta ettiği Gazze Şehri Tugayı hariç, suikast sonucu öldürdü. Yerine Muhanned Receb atandı.

Savaş sırasında İsrail, Gazze Şeridi'ndeki (Kuzey, Merkez, Han Yunus ve Refah) tugay komutanlarının çoğunu suikastla öldürdü. Bunun istisnası, Muhannad Receb'ın yerine geçen İzzeddin el-Haddad'ın komutasındaki “Gazze Şehri Tugayı”ydı.

Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv-Reuters)Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv-Reuters)

Çeşitli kanatları ve kademeleriyle Hamas, İsrail'in çeşitli kaynaklarını hedef alması sonucu mali krizden muzdarip olmuş durumda. Bununla birlikte, savaş sırasında veya sonrasında, farklı oranlarda ve zamanlarda da olsa, maaş ve ödenekleri tamamen kesmedi.

Gerçekte Hamas, 7 Ekim 2023 saldırısının ardından, 1987'deki kuruluşundan bu yana eşi benzeri görülmemiş son derece karmaşık bir dönemle karşı karşıya. Hareketin gözlemcilerine göre, Gazze Şeridi'ne sınır komşusu İsrail tesislerine ve kasabalarına yönelik saldırılarla başlayan bu saldırı, İsrail'i uzun süreli bir savaşa sürükledi.

Yazar ve siyasi analist Mustafa İbrahim, hareketin “askeri yenilginin, örgütsel tükenmişliğin, siyasi karmaşanın ve geleceği ile rolü hakkındaki varoluşsal kaygının iç içe geçtiği bir aşamaya girdiği” değerlendirmesinde bulunuyor.

İbrahim, İsrail savaşının, Hamas'ın siyasi büro üyelerinin ve Gazze Şeridi'ni yıllarca yöneten idari komitelerin başkanlarının çoğunu kaybetmesinin ardından, liderlik ve karar alma yapısını vurduğunu açıkladı. Bu durum, doldurulması kolay olmayan derin bir liderlik boşluğu yarattı ve hareket içinde geleceği ve bir sonraki aşama hakkında anlaşmazlıkları ortaya çıkardı: Bu bir yönetim aşaması mı, örgütsel hayatta kalma aşaması mı yoksa sadece uzun süreli bir krizi yönetme aşaması mı olacak?

Hamas'tan birkaç kaynak Şarku’l Avsat'a şunları söyledi: "İşlerin iyi ve sorunsuz gittiğini söylemek mümkün değil. Birçok zorluk var ve yaşananlar, hiçbir şey bırakmayan ve hareketin liderlerinin çoğunun suikastına neden olan yıkıcı bir savaşın ışığında normal. Geniş bir liderliğe ve Filistin içinde ve dışında geniş bir halk tabanına sahip bir hareket için liderlik boşluğu normaldir ve bir yıl sonra kapsamlı seçimler yapılana kadar mevcut farklılıklar da normaldir."