Game of Thrones’un 8. sezonuna dair bildiğimiz her şey

Game of Thrones’un 8. sezonuna dair bildiğimiz her şey
TT

Game of Thrones’un 8. sezonuna dair bildiğimiz her şey

Game of Thrones’un 8. sezonuna dair bildiğimiz her şey

Ak Gezenler emirlerindeki ejderhayla duvarı deldi. Westeros'un kaderi artık bir Stark piçinin, alkolik bir cücenin, yüzü belirsiz bir kızın, bir kızıl cadının, kuzguna dönüşen bir oğlanın ve ejderhaların annesinin elinde.
The Independent'tan Jack Shepherd'ın haberine göre, George RR Martin'in kralları, kraliçeleri ve yoksulları anlattığı dev masalının sonuna yaklaşıyoruz. Game of Thrones'un 8. ve son sezonu da destansı görünüyor.
Peki gelecek sezon hakkında neler biliyoruz? Cevabı başka yerde aramaya gerek yok. The Independent 8. sezona dair şu ana kadar bilinen her şeyin kapsamlı bir listesini hazırladı. Yeni oyuncular ve sezon tahminlerinden, gösterim tarihi ve yerine kadar, her şey bu listede!

Yeni sezonun yayın tarihi nedir ve nereden izlenecek?
Game of Thrones 14 Nisan'da geri dönüyor.
HBO son tarihi ilan etmeden önce, dizinin yayın tarihinde birçok değişiklik yaptı. İlk olarak 2019'un ilk yarısında geri döneceği söylenen dizinin yayın tarihi, birkaç ay sonra Nisan 2019 şeklinde duyuruldu. Resmi tarihin 14 Nisan olduğu ise uzun bir fragmanla açıklandı. Ancak Arya karakterini canlandıran Maisie Williams yayın tarihini önceden, "İlk bölümümüz Nisan ayında yayınlanacak" diye ağzından kaçırmıştı.
Şimdiye kadar neler gördük?
HBO bilgi sızmasını önlemek için gelecek sezona ilişkin bilgileri şimdiye kadar çok gizli tuttu. Ayrıca ilk bölümün yayımlanmasına bir aydan fazla süre var. Buna rağmen, kanal gerçek görüntülerden oluşan bir fragman (makalenin başındaki video) yayınladı.
İlk olarak sevilen karakterlere dair küçük ipuçları içeren ve dizinin içinde yer almayan görüntülerden oluşan birkaç kısa tanıtım videosu yayınlanmıştı. Bu ilk tanıtımlar, 8. sezonun yayın tarihinin duyurusuyla aynı ana denk gelmişti. Tanıtımda Jon Snow (Kit Harrington), Sansa Stark (Sophie Turner) ve Arya Stark (Maisie Williams) Winterfell'in mahzen mezarında, ölü Starkların sesleri yankılanırken yürüyordu.
Bu arada dizinin hayranları, HBO'nun bu kısa tanıtım videosunda, bir anlığına, Sansa ve Jon'un birbirlerini kucakladığını da gördü. Öne çıkan diğer önemli noktaysa Daenerys (Emilia Clarke) ve Sansa’nın ilk kez bir araya (videoyu aşağıda izleyebilirsiniz) gelmesiydi.
Fotoğraflara gelecek olursak, HBO’nun bu konuda daha dürüst davrandığını söyleyebiliriz. Kanal, yeni sezondan son birkaç bölüme kalabilen 13 ana karakterden 14 fotoğraf yayımladı. Tıpkı fragmanlar gibi fotoğraflarda da ayrıntıları gösteren çok az şey var. Ama en azından Jon, Dany ve Tyrion'un Winterfell'e gittiğini biliyoruz.
Kaç bölüm var?
İlk 6 sezonun hepsi 6 bölümden oluşurken sadece 7. sezon 7 bölümdü. Dizi sorumluları David Benioff ve D. B. Weiss, yeni sezonda yalnızca 6 bölüm çekmeye karar verdi. (İkili, başlangıçta 6 bölüm yerine 3 uzun metrajlı film yayınlamak istemiş ama HBO buna karşı çıkmıştı.)
Haberler, her bölümün 60 dakika standardından daha uzun şekilde, 80-90 dakika olacağını yazmıştı. Bu iddia, sezonun 2 saat süren uzun bir bölümle başlayacağını, kalanların da en az 80 dakika süreceğini iddia eden HBO’nun Fransız yayıncılarından birinin sızdırdığı bilgiyle desteklenmişti.
Ayrıca söylentilere göre her bir bölümün yapımı 15 milyon dolara (yaklaşık 82 milyon TL) mal oldu. Oyuncuların ne kadar kazandığına dair çeşitli haberler de geldi. Ancak Variety daha önce Emilia Clarke (Daenerys Targaryen), Nikolaj Coster-Waldau (Jamie Lannister), Peter Dinklage (Tyrion Lannister), Kit Harrington (Jon Snow) ve Lena Headey’in (Cersei Lannister) bölüm başına 500 bin dolar (2 milyon 718 bin TL) kazandığını iddia etti.
Bölüm yazarları ve yönetmenleri kim?
Meşhur “Kanlı Düğün”ü yönetmesiyle bilinen David Nutter; geçen sezonun "Eastwatch" bölümünde imzası olan Dave Hill'in prömiyer de dahil olmak üzere yazdığı son 6 bölümün 3’ünü yönetti. Yapımcı Bryan Cogman 2. bölümü, Benioff ve Weiss ise son 4 bölümü yazdı. Bunun yanında "Piçlerin Savaşı"nın yönetmeni Miguel Sapochnik 3. ve 5. bölümleri yönetirken, Benioff ve Weiss ise diğer yaratıcıların (örn. Breaking Bad, Sopranos ve Mad Men yaratıcıları) yaptığı gibi dizinin son bölümünü kendisi yönetti.
Yeni oyuncular
Bu destansı hikayeyi bitirebilmek için elimizde yalnızca 6 bölüm var. Bu açıdan birkaç yeni karakterin ortaya çıkması pek de şaşırtıcı değil. "Northern Girl" ve "Boy" gibi bölümlerin detayına girersek, oyuncu seçimlerinin belirsiz olduğunu söyleyebiliriz. Elimizde çok az veri bulunuyor. Ancak Son Krallık’taki Marc Rissmann rolünü -kitaplarda Altın Grup'un lideri olan- Harry Strickland’ın üstlendiği daha önce bildirilmişti.
Kim dönüyor? (Sürprizbozan bilgi içerir)
Tüm ana oyuncularla birlikte, Carice van Houten kısa süre önce -daha sonra sildiği- Instagram hesabında Kızıl Kadın'ın döneceğini ağzından kaçırdı. 7. sezonun son bölümünde Jon Snow'un gerçek babasını canlandıran Gallerli oyuncu Wilf Scolding de Instagram'da döneceğini ima eden bir paylaşım yaptı. Beklenildiği gibi, daha sonra paylaşımını sildi. Dönmeye niyeti olmayan Mark Gattis ise canlandırdığı Tycho Nestoris karakteri için, "Ben yokum, öyleyse hayatta kalacağım" dedi. Ellie Kendrick’in Meera Reed’i de geri dönmeyecek gibi görünüyor. O da daha önce şöyle söylemişti: "Bildiğim kadarıyla ben yer almıyorum."
Ayrıca Joe Dempsie, Gendry karakteri için yeni sezonda büyük bir rol üstlenerek, “Bu sezon kesinlikle iyi geçti" dedi ve son sezon için "iyi bir parça" çektiğini söyledi.

Tüm savaşlara son verecek bir savaş:
Gizlilikten dolayı 8. sezonda yaşanacaklara dair kesin bir şey bilmiyoruz. Ancak ekibin Kuzey İrlanda’nın Moneyglass Üssü'nde, büyük savaşı çekmek için 55 gün geçirdiğini biliyoruz. Bu süre diğer Game of Thrones savaşlarına harcanan süreden daha fazla. Dinklage, çekilen sahnenin "'Piçlerin Savaşı'nı oyun parkı gibi gösterdiğini" söyledi.
Maisie Williams ve diğer oyuncular, Winterfell'deki büyük bir savaşın yoğun ve yorucu çekimleri yüzünden Arya'yı canlandıran oyuncunun “çöktüğünü” dile getirdi.
Williams da durumunu şu şekilde açıkladı:
"Her yıl savaşı atlatıyorum. Savaş eğitimini düşünürsek bu, Arya için çok tuhaf. Bu benim ilk savaş deneyimim. O yüzden çok etkilendim."
Dizide Ser Jorah Mormont'ı oynayan Iain Glen de savaş sahneleri için hazırlanan yorucu programın, oyuncu kadrosunda "perişanlık" hissi yarattığı konusunda hemfikir. Glen, "Bu Thrones'ta yaşadığım en tatsız deneyimdi" dedi ve ekledi:
"Gerçek bir sınavdı ve gerçekten yorucuydu. Sabah yedide uykuya dalıyorsunuz ve öğle saatlerinde uyandığınızda hala çok yorgun oluyorsunuz. Gerçekten hiçbir şey yapamıyor, sonra da sete dönüyorsunuz. Bunun dışında bir hayatınız yok ve çalışma arkadaşlarınız çok iyi aktörler."
Tazı karakterini oynayan oyuncu Rory McCann de sette isimsiz bir oyuncunun bile çöktüğü savaşla mücadele etti. McCann, herkesin bunu bir daha yapmak zorunda kalmayacağı için şükrettiğini söyledi.
Savaş, devasa Winterfell setini inşa etmek için aylar harcayan ekip tarafından "Uzun Gece" olarak adlandırıldı. Davos'a hayat veren Liam Cunningham "Ekibin günde 40 bin adım attığını duydum" dedi.
Daha önce "Piçlerin Savaşı"nın çekilmesine yardım eden yönetmen Miguel Sapochnik, "Yüzüklerin Efendisi: İki Kule"deki devasa "Miğfer Dibi" savaşından ilham aldıklarını söyledi. Sapochnik, "Daha önce çektiğim Game of Thrones savaşlarını, genellikle Jon’un bakış açısından çektim" dedi ve şöyle devam etti:
"Burada 20 üyeli oyuncu kadrolarımız var ve hepsi sahne istiyor. Bu karmaşık bir durum çünkü en iyi savaş sekansını güçlü bir bakış açınız olduğu anda buldum. Düşünmeye devam ediyorum: 'Şu anda kimin hikayesini anlatıyorum?'"

Açılış sahnesi:
Sezonun Daenerys ve Jon Snow'un Winterfell'e ulaşmasıyla başlayacağı doğrulandı. Entertainment Weekly'nin yakın tarihli bir haberinde diğer sahneler şu şekilde betimlendi:
"Bu sahnenin ardından, Ölüler Ordusu'nun kaçınılmaz istilasıyla yüzleşmeye hazırlanan, bazıları daha önce hiç tanışmayan ve çoğu karmaşık bir geçmişe sahip karakterlerin, heyecan verici ve gergin bir şekilde bir araya gelişi var."
Final:
HBO final konusunda sessiz kalmış olabilir, ancak oyuncu kadrosu, dizinin nasıl biteceği hakkında defalarca konuştu. Emilia Clarke, Daenerys’in son anlarının kendisini "mahvettiğini" söyledi ve şunları ekledi:
“Ağızlarda, Daenerys'in kim olduğuna dair kekremsi bir tat kalacağına eminim..."
Sophie Turner, dizinin finalini "tatmin edici" olarak nitelendirdi ve 8. sezonun "her zamankinden daha kanlı; ihanet, savaş ve tehlike dolu olduğunu" söyledi.
Peter Dinklage de sorumluların diziyi "zekice bitirdiğini" söyledi ve ekledi:
"Hayal edebileceğimden daha iyi. Siz bunu hak ettiniz. Trajik olsun ya da olmasın karakterim açısından güzel bir son."
HBO’nun dram türündeki dizisinin Kıdemli Başkan Yardımcısı Francesca Orsi, senaryonun ekibi ve oyuncu kadrosunu ağlattığını söyleyerek, son bölüm hakkında konuştu.
Dizi sorumlularıysa son bölümü Breaking Bad’le karşılaştırdı ve Weiss şöyle dedi:
"'İtiraf etmeliyim ki, ben ve diğer herkes için diziyi bitirmenin en iyi yolu bu,’ diyemeyeceğiniz, imkansız bir gerçeklik."
Weiss sözlerine, "Breaking Bad (finali) tartışmasının burada da olmasını ümit ediyorum, 'Bu bir A mı yoksa A + mı?'" şeklinde devam etti.

Sahte sahneler:
Sahte sahneleri çeken yönetmenlerle ilgili birçok haber yapıldı. Yönetmen David Nutter bunların kısa süre önce gerçekleştiğini onayladı. Hangi sahnelerin sahte olduğunu bilip bilmediği sorulduğunda, "Ah, evet. Evet, elbette," dedi.
Yapımcılar tarafından alınan güvenlik önlemleri hakkında da şunları söyledi:
"Bazen ilginç yerlerde fotoğrafçılar vardı - inşaat vinçleri ve çılgınca tırmanmış, görüntü elde etmeye çalışıyordu. Onlar her yerdeydi ve olup biteni anlamaya çalışıyordu. Ancak bunlar, sette kesinlikle hiçbir gazetenin olmaması gereken durumlardı. Yapım ekibi kimsenin ne olacağını bilmediğinden emin olmak istedi ve buna her zamanki gibi çok önem verdi. Ekip, Gestapo’ya benzer. Cevap almak zordur."
Ayrıca, Ian Glenn "paranoyak yapımcıların" "yazılı tek bir kelimeye" izin vermediğini de sözlerine ekledi:
"Her şeye, farklı güvenlik özelliklerine sahip iPad'ler aracılığıyla erişildi. İtiraf etmek gerekirse bu aktörler için problem yarattı."
Garip bir ifşa:
İzleyici olarak, Jon Snow ve Daenerys Targaryen'in talihsiz aşıklar olduğunu biliyoruz (Jon’un babası aslında Prens Rhaegar Targaryen). Emilia Clarke ve Kit Harrington, konuya dair konuştu.
Harrington, "Jon, kitabına göre oynayan biri. Yalan söyleyemez" dedi ve ekledi: Dany hakkında bilgi edinmek onun için çok acı olurdu.
Clarke da, karakterinin Jon'a olan duygularından şu şekilde bahsetti:
"Jon'u gerçekten seviyor. Kim olduğunu öğrenmiş olsaydı, derinden yaralanırdı."
Dizi sorumlusu Weiss de yorum yapmak için hazırdı:
"Dramatik bir bakış açısıyla ilginç şeyler oluyor. Çünkü hikaye artık Jon’un ailesinin kim olduğu hakkında değil, Jon öğrendiğinde ne olacağıyla ilgili."

Özel birleşme:
Sean Bean daha önce, geçmişteki ve şimdiki oyuncuları içeren özel bir bölümün Belfast'ta çekildiğini, Conan OBrien'in bir defalık olaya ev sahipliği yaptığını açıkladı.
HBO o zamandan bu yana, 1. sezondan 8. sezona kadar tüm bölümleri içeren özel bir set hazırlanacağını duyurdu.
HBO patronunun tepkisi:
HBO patronu Richard Plepler, parti sonrası Altın Küre'de 8. sezona dair cezbedici açıklamalar yaptı.
Plebler ayrıntılar konusunda sessiz kalarak, son 6 bölümü şu şekilde yorumladı:
"Bu bir gösteri. Adamlar resmen altı film yaptı. Onları izlerken, sanki bir film izliyor gibi tepki verdim. Dizi sorumluları David Benioff ve D.B. Weiss çıtanın yüksek olduğunu biliyordu. Ve çıtayı aştı. Onları CGI olmadan iki kez izledim ve dehşet içindeyim. Herkes olağanüstü bir hikaye anlatıcılığına ve büyülü bir prodüksiyona büründü."
Başka bir dev kale:
Yapım sırasında, Belfast'ta yeni yapılmış bir kale seti tespit edildi. Başlangıçta, inşaatın daha önce kurulmuş bir yer için ekstra yapıldığına inanılıyordu. Ancak görüntüler kısa sürede üçe katlanmış, epey karmaşık bir yapı ortaya çıkardı. Yapı, yalnızca Winterfell çerçevesiyle uyumluydu.Yorumcular, Kralın Şehri'nin yanarken resmedilmesi için kurulmuş dekorlar olabileceğine inanıyor. Bu da ejderhaların başkente geldiği anlamına geliyor.
Ateşten konuşmak...
Dizinin bir hayranı, Winterfell setinden geçerken bütün yerin ateş altında olduğunu göstermişti (videoyu buradan görebilirsiniz). Gece Kralı, ejderhadan en iyi şekilde yararlanmış gibi görünüyor.
Buz örümcekleri?
1. sezonda Bran'la konuşan Yaşlı Dadı, Ak Gezenlerin "buz örümcekleri"nden bir ordu kurduğunu söylemiş ve şunları eklemişti:
"Şehirler ve krallıklar arasında gezindiler; ölü atlarını sürdüler. Beyaz ve tazılar kadar büyük örümceklerle avlandılar."
İzleyiciler, bu korkunç böceklerin ne zaman ortaya çıkacağını merak ediyordu. John Howe’nun tasarladığı 2020 takviminin Buz ve Ateşin Şarkısı temalı kapağında, bu yaratıklarla tanışmıştı. Böceklerin dizide görünüp görünmeyecekleri bir gizem olarak kalsa da, örümcek fobisi olanlar dikkat etmeli.
Kralın Şehri’nde...
Kit Harrington ve John Bradley’in canlandırdığı Jon Snow ve Samwell Tarly; bir sahnede beraber görüldü. Aslında Sam'in, Jon'un yönetimindeki Winterfell'de ortaya çıkması şaşırtıcı olmazdı. Ancak ikili, Kuzey’de değil, düşmanları Cersei'nin bulunduğu Kralın Şehri’nde çekim yaptı. Yoksa farklılıklarını bir kenara koyabildiler mi?
İki favori karakter tekrar bir arada:
Nikolaj Coster-Waldau ve Gwendoline Christie yeniden bir araya geldi. Dedikodular, 4. bölümde, Brienne ve Jaime'nin Ak Gezenlere karşı yan yana savaşmak zorunda kalacağını iddia ediyor. Savaşın tam olarak nerede olacağı belli değil.
Acılar dininceye dek...
Coster-Waldau'ya açılan bir dava sayesinde, Jamie karakterinin sezon sonuna kadar hayatta kalacağını öğrendik. Mahkemedeki belgeler, onun altı bölümde de yer alacağını gösteriyor.
Bitirirken...
Elimizdeki bilgiler şimdilik bu kadar. Daha fazla fragman ve fotoğraf yayımlandıkça, The Independent bu makaleyi güncelleyecek. Dizi yayımlandığında da burada, en iyi teoriler ve incelemeler yer alacak.



Hava kirliliği Alzheimer riskini doğrudan yükseltiyor

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP
TT

Hava kirliliği Alzheimer riskini doğrudan yükseltiyor

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP

ABD'de yaklaşık 28 milyon yaşlıyı kapsayan büyük ve yeni araştırmaya göre, hava kirliliği beyne zarar vererek Alzheimer riskini doğrudan artırabilir.

Araştırmacılar, PM2.5 diye bilinen ince partiküllü hava kirliliğine uzun süre maruz kalmanın, yüksek tansiyon, felç ve depresyon gibi yaygın sağlık sorunları hesaba katıldıktan sonra bile Alzheimer geliştirme riskinin artmasıyla bağlantılı olduğunu ortaya koydu.

PLOS Medicine adlı akademik dergide yayımlanan çalışma, ABD Medicare'den yararlanan 65 yaş ve üstü 27,8 milyon kişinin 2000'le 2018 arasındaki verilerini analiz etti ve kan dolaşımına girebilecek kadar küçük mikroskobik parçacıklar olan PM2.5'e maruz kalmayı, daha sonraki Alzheimer teşhisleriyle karşılaştırdı.

Hava kirliliğinin hipertansiyon ve felç gibi hastalıkların riskini artırdığı ve bunların da demans riskini yükselttiği zaten biliniyordu ancak araştırmacılar bu hastalıkların ilişkinin sadece küçük bir bölümünü açıkladığını buldu. Kirliliğe maruz kalmayla Alzheimer arasındaki genel bağlantı, bunlar hesaba katıldıktan sonra büyük ölçüde değişmeden kaldı.

Araştırmacılar, "Yaşlı yetişkinler üzerinde yapılan bu büyük ulusal çalışmada, ince partiküllü hava kirliliğine uzun süre maruz kalmanın, hipertansiyon, felç veya depresyon gibi yaygın kronik rahatsızlıklardan ziyade, büyük ölçüde beyin üzerindeki doğrudan etkiler yoluyla Alzheimer riskini artırdığını tespit ettik" diye yazdı.

Bu ilişki, daha önce felç geçirmiş kişilerde biraz daha güçlüydü; bu da damarlarda önceden var olan hasarın savunmasızlığı artırabileceğini düşündürüyor.

sdcvfg
15 Aralık 2025'te Hindistan'ın Delhi kentinde yoğun siste yürüyenler (AP)

Araştırmacılar, "Bulgularımız, felç geçirmiş bireylerin hava kirliliğinin beyin sağlığı üzerindeki zararlı etkilerine karşı özellikle savunmasız olabileceğini ve çevresel ve damarsal risk faktörleri arasında önemli bir kesişme noktasını vurguladığını gösteriyor" dediler.

Bağımsız uzmanlar, bulguların, kirli havanın beyni "sadece bu hastalıklar yoluyla değil, daha doğrudan yollarla" etkilediğine dair artan kanıtları güçlendirdiğini söylüyor.

Curtin Tıp Araştırma Enstitüsü'nden doçent Ryu Takechi, "Bu çalışma, giderek büyüyen bir fikri güçlendiriyor: Hava kirliliği sadece 'kalp-akciğer' sorunu değil, aynı zamanda beyin üzerinde doğrudan etki ederek nörodejenerasyonu hızlandırabilir" dedi.

Alzheimer riskiyle olan ilişkinin büyük ölçüde doğrudan beyin etkilerinden kaynaklandığı bulgusu, bizim ve diğerlerinin mekanistik çalışmalarda gördükleriyle tutarlı.

The Florey'deki ruh sağlığı bölümünün klinik lideri Profesör Ashley Bush, biyolojik mekanizmanın mantıklı olduğunu söyledi.

Dr. Bush, "Hava kirleticileri, beyinde oksidatif stresi artıran kimyasallar içeriyor" dedi.

Bu küçük kirletici parçacıklar kandan beyne geçerek kimyasal hasara neden olabilir.

Alzheimer, en yaygın demans türü ve dünya çapında yaklaşık 57 milyon kişiyi etkiliyor. Araştırmacılar, özellikle nüfus yaşlandıkça ve trafik, sanayi ve orman yangını dumanından kaynaklanan ince parçacık kirliliğine maruz kalma devam ettikçe, hava kalitesinin iyileştirilmesinin gelecekteki demans riskini azaltmada önemli rol oynayabileceğini söylüyor.

Independent Türkçe


Antarktika'daki "yerçekimi deliği"nin kökeni aydınlandı

Antarktika'nın yüzeyinin altında yerçekimi deliği var (Reuters)
Antarktika'nın yüzeyinin altında yerçekimi deliği var (Reuters)
TT

Antarktika'daki "yerçekimi deliği"nin kökeni aydınlandı

Antarktika'nın yüzeyinin altında yerçekimi deliği var (Reuters)
Antarktika'nın yüzeyinin altında yerçekimi deliği var (Reuters)

Bilim insanları Dünya'da yerçekiminin en zayıf olduğu bölgeyi ifade eden, Antarktika kıtasının altındaki "yerçekimi deliği"nin kökenini nihayet çözdü.

Yerçekiminin genellikle Dünya çapında sabit kaldığı düşünülse de aslında kuvveti bölgeden bölgeye kayda değer derecede değişiyor. Antarktika'daki zayıf yerçekimi, okyanuslar üzerinde büyük bir etki yaratarak suyun, yerçekimi daha güçlü olan bölgelere akmasına neden oluyor ve kıtanın deniz seviyesini olması beklenenden daha düşük bırakıyor.

Yerçekimi, Dünya'nın mantosundan gelen sıcak kayaların yüzeye doğru yükseldiği bölgelerde daha zayıf. Milyonlarca yıl boyunca, Dünya'nın yüzeyinin derinliklerinde meydana gelen bu yavaş kaya hareketleri, Antarktika'da "yerçekimi deliği" denen durumun ortaya çıkmasına neden oldu.

Hakemli dergi Scientific Reports'ta yayımlanan çalışmada, Antarktika'daki yerçekimi değişikliklerinin bölgenin iklimindeki önemli değişikliklere nasıl yol açmış olabileceği incelendi. Araştırmacılar bu çalışmanın, yerçekimi modellerindeki değişikliklerin kıtanın devasa buz tabakalarının büyümesini teşvik etmesine dair gelecekteki araştırmalara zemin hazırladığını söylüyor.

Florida Üniversitesi'nde öğretim üyesi ve çalışmanın ortak yazarı olan Alessandro Forte şöyle diyor: 

Dünya'nın iç yapısının yerçekimini ve deniz seviyelerini nasıl şekillendirdiğini daha iyi anlayabilirsek, büyük buz tabakalarının büyümesi ve istikrarı açısından önemli olabilecek faktörler hakkında fikir edinebiliriz.

Araştırmacılar, Antarktika'daki yerçekimi deliğini haritalandırarak milyonlarca yıl boyunca nasıl geliştiğini inceledi. Deprem kayıtlarını fizik temelli modellemeyle birleştirerek gezegenin yerçekimi haritasını oluşturdular. Bilim insanları bu haritanın, uyduların yakaladığı yerçekimi verileriyle eşleştiğini ve modellerinin doğruluğunu desteklediğini söylüyor.

Öğretim üyesi Forte, "Tüm Dünya'nın bilgisayarlı tomografi taramasını yaptığımızı hayal edin ancak tıbbi muayenehanelerdeki gibi X ışınlarımız yok. Elimizde depremler var. Deprem dalgaları, gezegenin içini aydınlatan 'ışığı' sağlıyor" ifadelerini kullanıyor.

sdvfd
Bilgisayar modeli kullanan araştırmacılar, yerçekimi deliğinin yaklaşık 70 milyon yıl önce (solda) daha zayıf olduğunu ancak 40 milyon yıl önce (sağda) güçlendiğini saptadı (Scientific Reports)

Araştırmacılar daha sonra bilgisayar modelleri kullanarak kayaların Dünya'nın iç kısmında nasıl aktığını geri sarıp 70 milyon yıl öncesine, yani dinozorların yaşadığı döneme kadarki değişiklikleri izledi.

Yerçekimi deliğinin 70 milyon yıl önce daha zayıf olduğunu, 50 ve 30 milyon yıl önce güçlenmeye başladığını keşfettiler.

Bu zamanlamalar, kıtada devasa buzulların ortaya çıkması gibi, Antarktika'nın iklim sistemindeki büyük değişikliklerle örtüşüyor ve bu durum aralarında nedensel bir bağlantı olabileceğine işaret ediyor.

Çalışma, "Cenozoic evolution of Earth's strongest geoid low illuminates mantle dynamics beneath Antarctica" (Dünya'nın en güçlü jeoid çöküntüsünün Senozoyik evrimi, Antarktika'nın altındaki manto dinamiklerini aydınlatıyor) başlığını taşıyor.

Independent Türkçe


Singapur'dan Amerikalı bekarlara devlet destekli çöpçatanlık hizmeti

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP
TT

Singapur'dan Amerikalı bekarlara devlet destekli çöpçatanlık hizmeti

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP

Singapur, ABD'li bekarları cezbetmek için devlet destekli bir çöpçatanlık kampanyası başlattı. Bu kampanyada, tanışma uygulamaları yerine şehir devletinde bir randevu için "teyze"lerden tavsiye alınacak.

"Algoritmalar Değil Teyzeler" adlı Sevgililer sezonu yarışmasında, Singapur turizm kurulu, ABD'deki bekarları şehir devletinde kör randevu için başvurmaya davet etti. Eşleşmeleri yazılım tarafından değil, kendilerini "teyze" olarak tanımlayan üç kadın tarafından seçilecek: Komedyen Atsuko Okatsuka, astrolog-çöpçatan Aliza Kelly ve oyuncu Tan Kheng Hua.

Asya'nın büyük bir bölümünde olduğu gibi Singapur'da da "teyze" terimi, toplumda demirbaş olarak tanıdık bir sosyal role sahip ve genellikle kariyerden evliliğe kadar her konuda kendilerini danışman ilan eden yaşlı kadınlar için kullanılan gayri resmi bir terim.

Turizm kurulunun açıklamasına göre kazanan çift, "teyze onaylı" bir ilk randevu etrafında şekillenen 4 gecelik bir gezi için Singapur'a uçacak. Çiftin seyahat programı, gidiş-dönüş uçak biletleri, otel konaklaması ve Michelin yıldızlı şef Malcolm'la Singapur mutfağı dersini içerecek.

Yarışma, ABD'de yasal olarak ikamet eden 21 yaş ve üstü bekarlara yönelik. Başvuranların kişisel bilgilerini ve neden seçilmeleri gerektiğini açıklayan kısa bir video göndermeleri gerekiyor. Teyzelerden oluşan jüri, başvuruları inceleyecek ve seyahat için iki kazanan seçecek.

Başvurular 13 Mart'ta sona erecek.

Okatsuka, yarışmanın motivasyonunu açıklarken, "Flörtle ilgili korkunç hikayeler duydum. Olumsuz mesajlara bakmaktan, garip küçük sohbetlere, insanların ortadan kaybolmasına kadar. Artık kimsenin buna maruz kalmasını istemiyorum" dedi.

Birinin uygulamaları atlayıp muhteşem yemekler, kültür ve kişilikle dolu Singapur'da destansı bir ilk randevu kapmasına yardımcı olmak için teyze olmak bir onur! Göreve hazırım.

Tonu eğlenceli olsa da kampanya, Singapur’un turizmi artırmak için popüler kültürü kullanma stratejisiyle doğrudan örtüşüyor. Turizm kurulu, şehri doğal bir şekilde öne çıkarabilecek projelerde popüler sanatçılarla düzenli olarak çalışıyor.

Geçen yıl, BTS üyesi Jin, turizm kuruluyla ortaklık yaparak "Don't Say You Love Me" adlı single'ı için Marina Bay ve Gardens by the Bay gibi Singapur'un simge yapılarında sahneler çekmişti.

Blackpink'ten Jisoo, "Your Love" müzik videosunu Mandai'deki vahşi yaşam parklarında çekmişti. Coldplay'in "Man in The Moon" müzik videosu da şehrin çeşitli yerlerinde geçiyor.

Devlet destekli çöpçatanlık hizmeti Singapur için yeni bir şey değil ve 1984'e kadar uzanıyor. O yıl şehir yönetimi, demografik düşüş endişeleri sürerken mezunlar arasında sosyal etkileşimi ve evliliği teşvik etmek için Sosyal Kalkınma Birimi'ni kurmuştu.

Independent Türkçe