Esed rejiminin Rus-İran rekabeti endişesi

Esed rejiminin Rus-İran rekabeti endişesi
TT

Esed rejiminin Rus-İran rekabeti endişesi

Esed rejiminin Rus-İran rekabeti endişesi

Suriye'deki kitlesel protestoların başlangıcının 8. yıldönümü arifesinde Şam yönetiminin, halen ülke topraklarının tamamında sağlanamayan ‘askeri zaferi’ siyasi zafere dönüştürmekte zorlanması, Rusya-İran rekabetinin kızıştığı bir ortamda Suriye’nin geleceğiyle ilgili endişelere kapı aralıyor.
Geçtiğimiz yıllarda rejim güçlerinin Doğu Guta’nın yanı sıra Suriye’nin güney ve güneybatısında bulunan bölgelerde kontrolü ele geçirmesiyle ülke topraklarının yüzde 60’ı hükümet denetimine girdi. Halen ülkenin üçte biri Washington müttefiklerinin, yüzde 10’u ise Ankara destekli güçlerin kontrolü altında.
Guta’yı vurmak için başkent semalarında gezinen savaş uçaklarının ve silahların sesleri kesildi. Artık Guta sokaklarına bombalar düşmüyor. Ancak Guta şehri günden güne giderek kötüleşen ekonomik krizin pençesinde kıvranıyor. Suriye genelinde, Arap ve Batı ülkelerini Şam yönetimiyle normalleşmeye, yeniden büyükelçiliklerini açmaya teşvik edecek huzur ve istikrar ortamından eser yok.
4 Savaş
Suriye rejim lideri Beşşar Esed, geçtiğimiz ay yaptığı bir konuşmada, “4 alanda verdiğimiz savaş sürüyor: Askeri savaş, ekonomik ambargo, yolsuzlukla mücadele ve sosyal medya üzerinden yapılan propaganda savaşı” ifadelerini kullanmıştı.
Suriye’nin güneyinde yer alan illerde halk elektrik, su gibi temel hizmetler beklerken, geçtiğimiz günlerde Hafız Esed heykelinin 8 yıl aradan sonra yeniden dikilmesine tepki gösteren Suriyeliler protesto gösterileri için alanlara çıktı. Aynı şekilde nüfusunun çoğunluğunu Dürzilerin oluşturduğu Suveyda ilinde de gergin hava henüz dağılmış değil.
Diğer taraftan İran ve Hizbullah, ABD ve Rusya arasındaki uzlaşma gereğince güneyde Suriyeli olmayan güçlerin çekilmesi kararına rağmen, kendilerine bağlı milisleri Suriyeli askerlere eğitim verme gerekçesiyle güneye konuşlandırdı. Rus ordusunun 5. Kolordu üzerindeki nüfuzunu giderek arttırması, Moskova ve Tahran arasındaki rekabeti iyice kızıştırmış durumda. Rekabetin kapsamına, Rusya tarafından ‘uzlaşma’ anlaşmasına imza atan gençlere verilen güvenceyi de göstermek mümkün.
İki ülke arasında Suriye topraklarında yaşanan rekabet sadece gençlere yönelik hamlelerle sınırlı değil. Bilakis rekabetin bir de ekonomi boyutu var. Suriye’deki fosfat madenlerinin işletiminin İran’a devri yine Suriye’de petrol santrali ve 300 milyon dolar değerinde üçüncü bir GSM operatörünün inşası gibi Şam ve Tahran arasında 2017 yılında imzalanan ticari anlaşmalar Rusya’nın eliyle donduruldu. İran ise Rusya’nın bu hamlesine yanıt olarak geçtiğimiz günlerde Esed’in Tahran ziyaretiyle söz konusu anlaşmalardan vazgeçmeyeceğinin sinyalini verdi. Halihazırda ortaya çıkan tabloya göre Suriye rejiminin kolları şimdilik İran’ı kucaklıyor.
Gizli rekabet Fırat Nehri’ne de uzanmış durumda. Zira Rusya 5. Kolordu güçlerinin nehrin etrafındaki Suriyeli birliklere yakın bölgede konuşlandırılmasını desteklerken, İran ise ABD’nin Suriye’den tamamen çekileceği günü beklemeyi tercih ediyor.
ABD’li güçlerin Suriye’deki ikamet sürelerinin uzatılması
ABD Başkanı Donald Trump, Suriye’nin doğusunda DEAŞ’la mücadele gerekçesiyle bulunan ABD askerlerinin tamamen çekileceğini açıklasa da, daha sonra bu kararını değiştirerek askerlerin Suriye’deki kalma sürelerini uzattığını bildirmişti.
Analistler, Trump’ın bu hamleyle, ABD askerlerini Rusya ile müzakerelerde koz olarak kullanma, İran nüfuzunu sınırlandırma, DEAŞ'ın yeniden faaliyet alanı bulmasını engelleme ve bölgedeki müttefiki Suriyeli Kürtleri korumayı hedeflediğini belirtiyorlar.
Suriye'deki kitlesel protestoların başlangıcının 8. yıldönümü, bir dönem ülke topraklarının yarısını kontrol altına alan DEAŞ’ın Bağuz’da son nefesini verdiği günlere denk geldi. ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’in bugün düzenleyeceği basın toplantısında ABD’nin DEAŞ’a karşı yürüttüğü mücadeledeki son gelişmeleri aktarması bekleniyor.
Jeffrey, geçtiğimiz günlerde Suriyeli mültecilere ve yerinden edilen vatandaşlara yardım kapsamında uluslararası toplumdan ve bölge ülkelerden bağışçıların katılımıyla Brüksel’de düzenlenen uluslararası konferansa katılmıştı.
Birleşmiş Milletler (BM) Suriye’yi terk eden ve çoğu Türkiye, Lübnan ve Ürdün'e sığınan yaklaşık 5,6 milyon Suriyeli için 5,5, ülke içinde yerinden edilenler için de 3,3 milyar dolar yardıma ihtiyaç olduğunu açıkladı.
Ancak Suriye’de siyasi geçiş ile yardımların yapılması arasındaki ilişki batılı ülkeler tarafından dillendirilmeye devam ediyor. Ayrıca uluslararası toplumun gündeminde yerini koruyan kimyasal silah kullanımı da ceza ve hesap verme dosyasının kapanmadığını gösteriyor.
BM Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen ise Moskova ile birlikte, BM 2254 sayılı kararı çerçevesinde Suriye’de oluşturulacak anayasa komisyonu çalışmaları hususunda müzakerelerini sürdürüyor.
Belçika Dışişleri Bakanı Didier Reynders, dünkü açıklamasında Şam rejimin Cenevre’de müzakere masasına oturması gerektiğini söyledi. Reynders, Belçika ve aralarında Fransa, Almanya, İngiltere, İsveç, Hollanda ve Danimarka’nın da bulunduğu AB ülkelerinin, mevcut şartlara Suriye’de işlenen suçların cezasız kalmaması şartını da eklediğini bildirdi.
Kuzey Üçgeni
Öte yandan Kuzey Üçgeni içerisinde yer alan ve 3 milyonun üzerinde sivil vatandaşın yaşadığı İdlib, Halep kırsalı, Lazkiye ve Hama’da gergin bir hava hâkim. Heyetu Tahriru’ş el-Şam (HTŞ), muhaliflerin son kalesi de olarak bilinen İdlib’de kontrolü elinde tutuyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 17 Eylül 2018’de imzaladıkları anlaşmayla İdlib’de son bir yıldır süren huzur ortamı geçtiğimiz çarşamba günü düzenlenen hava saldırılarıyla bozuldu. Saldırılardan önce bölgede Türk ve Rus askerlerinin devriye faaliyetine başladığı açıklanmıştı.
Önümüzdeki süreçte aşağıdaki maddelerde belirtilen konuların hangi yönde gelişeceği merak konusu. İşte çözüm bekleyen o maddeler;
-Fırat’ın doğusu ve ABD’nin Tenef Askeri Üssü’ndeki geleceği
-Şam ve Kürtler arasındaki müzakereler
-ABD ve Türkiye’nin Fırat’ın doğusunda kararlaştırdığı güvenli bölge
-Rusya-Türkiye arasında imzalanan İdlib Mutabakatının akıbeti
-Arap ve Batılı ülkelerin Şam rejimiyle normalleşme adımları
-Suriye hükümetinin kontrolündeki bölgelerde giderek derinleşen ekonomik krizin etkileri
-İsrail’in Suriye’deki İran mevzilerine yönelik hava saldırıları,
-Tel Aviv’in, ABD yönetimini, işgal altındaki Golan Tepeleri’ni ‘İsrail toprağı’ olarak tanımasına yönelik ikna çabaları
-Rusya ile İran’ın hükümet bölgelerinde giriştiği ekonomik rekabetin sonuçları.



Irak bugün Kürt peşmerge güçlerinin birleştirilmesi sürecini tamamlıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)
TT

Irak bugün Kürt peşmerge güçlerinin birleştirilmesi sürecini tamamlıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi makamları, bugün Kürt peşmerge güçlerinin birleştirilmesinin ilanı dolayısıyla resmî bir tören düzenlemeye hazırlanıyor. Böylece Kürdistan Bölgesi’nde Peşmerge Bakanlığı’nın dışında herhangi bir Kürt silahlı gücünün bulunmadığı yeni bir döneme geçilmesi hedefleniyor.

Şarku’l Avsat’ın Irak Haber Ajansı’ndan (INA) aktardığına göre, Kürdistan Bölgesi Başkanlığı Sözcüsü Dilşad Şehab, bugün “peşmerge güçlerinin birleştirilmesinin ilan edileceğini ve 21 Eylül’den sonra Peşmerge Bakanlığı bünyesi dışında hiçbir peşmerge gücünün kalmayacağını” söyledi. Şehab, bu adımın güçlerin bakanlık çatısı altında birleştirilmesi için uzun süredir yürütülen çalışmaların sonucu olduğunu belirtti.

Şehab, birleştirme sürecinin 2016 yılında başladığını ve özellikle siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle geçen yıllarda önemli zorluklarla karşılaşıldığını ifade etti. Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani’nin yürüttüğü çabaların yanı sıra, koalisyon güçleri ve dost ülkelerin desteğinin bu zorlukların aşılmasına ve birleşme sürecinin tamamlanmasına katkı sağladığını kaydetti.

Şehab ayrıca, sürecin tamamlanmasının ilan edileceği törenin, Kürdistan Bölgesi Başkanı’nın himayesinde ABD Savunma Bakanlığı ile Kürdistan Peşmerge Bakanlığı arasında imzalanan mutabakat zaptının dördüncü yıl dönümünde gerçekleşeceğini belirtti. Söz konusu mutabakat, peşmerge güçlerinin birleştirilmesini ve bu güçlere destek sağlanmasını amaçlıyordu.

Irak’taki bütün silahlı grupların, Irak’a destek veren uluslararası koalisyon güçlerinin ülkeden tamamen çekilmesini tamamlamasının ardından, silahlarını en geç bu ayın 30’una kadar devlete teslim etmeleri bekleniyor.

Irak hükümeti, silahların teslim edilmesi dosyasına ilişkin bir mekanizma üzerinde anlaşmaya varmak amacıyla başta Hizbullah Tugayları, Ensarullah el-Evfiya, El-Nuceba, Seyyidü'ş Şüheda, Seraya Evliyaü'd Dem ve Ehli Kehf olmak üzere silahlı grupların temsilcileriyle müzakereler yürütüyor.


Halep’in güneyinde Suriye ordusuna ait silah depolarında patlamalar

İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)
İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)
TT

Halep’in güneyinde Suriye ordusuna ait silah depolarında patlamalar

İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)
İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)

Halep’in güney kırsalındaki bölgeler, bugün sabaha karşı Suriye ordusuna ait silah depolarında meydana gelen patlama sesleriyle sarsıldı.

Halep Sivil Savunma Operasyonları Komutanı Faysal Muhammed Ali, “Halep’in güneyindeki el-İys bölgesinde patlamaların devam etmesi, ambulans ve kurtarma ekiplerinin olay yerine ulaşmasını engelliyor” dedi.

Ali, Suriye Haber Ajansı’na (SANA) yaptığı açıklamada, sivilleri patlamaların meydana geldiği bölgeye yaklaşmamaları konusunda uyardı.

Halep Valisi Azzam el-Garib de el-İys ve çevresinde patlamalar meydana gelmesi nedeniyle bölge halkına bölgeye gitmemeleri çağrısında bulundu. Garib, “Herkesten evlerinden çıkmamalarını, patlama bölgelerine gitmemelerini ve güvenlikleri ile müdahale ekiplerinin güvenliği için bu alanların yakınında toplanmamalarını rica ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Garib ayrıca, “Hastaneler ile ambulans ve acil müdahale ekipleri teyakkuz halinde. İlgili makamlar sahadaki durumu takip ediyor ve her türlü acil duruma müdahale ediyor” dedi.

Suriye İçişleri Bakanlığı ise “el-İys’teki patlamaların ardından Şam-Halep uluslararası yolunun, İbcla Üniversitesi kavşağı ile Han Tuman Köprüsü’nde Halep yönünden trafiğe kapatıldığını” duyurdu.

Patlamaların meydana geldiği bölgeye yakın el-İys ve ez-Zerbe sakinleri, durumu korkutucu olarak nitelendirdi. Bölge sakinleri, onlarca füzenin havada uçtuğunu ve patlamaların bölgede büyük paniğe yol açtığını belirtti.

Şarku’l Avsatın DPA’dan aktardığına göre Halep’in güneyindeki el-İkarda bölgesinde yaşayanlar, “el-İys ve Tel Hediye beldelerinde şiddetli patlama sesleri duyuluyor. Füzelerin havada uçtuğu ve patladığı görüldü” dedi.

Bölge sakinleri ayrıca, “Hiç kimse askeri mevzilere yaklaşamıyor. Mevziilerde çok sayıda asker bulunuyor ancak onlardan ne durumda olduğu bilinmiyor” ifadelerini kullandı.

Halep kentinde yaşayanlar da patlama seslerinin kentten yaklaşık 30 kilometre uzaklıktaki el-İys beldesinden açıkça duyulduğunu belirtti.

El-İys bölgesi ve Halep’in güneyindeki diğer bölgelerin, muhalif grupların Halep’e girmesinin ardından İdlib vilayetine ve buradan Şam’a doğru ilerlediği dönemde İran Devrim Muhafızları ve Lübnan Hizbullahı güçlerinin kontrolünde olduğu belirtiliyor.


Dera’da bir DEAŞ hücresi ele geçirildi... Suriye’de örgütten geriye ne kaldı?

Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)
Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)
TT

Dera’da bir DEAŞ hücresi ele geçirildi... Suriye’de örgütten geriye ne kaldı?

Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)
Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)

İsmail Derviş

Suriye İçişleri Bakanlığı perşembe günü, ülkenin güneyindeki Dera vilayetinde emniyet güçlerinin yürüttüğü takip ve kovuşturma operasyonları sonucunda, es-Sanameyn şehrinde üç personelin öldürülmesinden sorumlu hücreye ulaşıldığını açıkladı.

Dera Emniyet Müdürü Tuğgeneral Hüsam Memun et-Tahhan, Suriye resmi haber ajansı SANA’ya yaptığı açıklamada, güvenlik takibinin hücrenin Muhsin el-Heymed ile ‘el-Keşki’ lakaplı Ahmed el-Osman tarafından yönetildiğini ortaya çıkardığını belirtti. Tahhan, arama ve tarama faaliyetleri sırasında güvenlik güçlerinin söz konusu iki şahsın evinde silah, mühimmat, patlamaya hazır el yapımı patlayıcılar ve patlayıcı yapımında kullanılan ekipmanlar ele geçirdiğini bildirdi.

Suriye güvenlik kaynaklarından yapılan açıklamada ise “Emniyet güçleri, Dera’nın es-Sanameyn şehrinde aralarında DEAŞ terör örgütüne bağlı bir hücrenin de bulunduğu birkaç suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenledi… Bu suç hücreleri arasında yakın bir koordinasyon olduğu tespit edildi. Aranan beş kişi gözaltına alındı ve yakın zamanda adalete teslim edilecekler” ifadelerine yer verildi.

Perşembe günü erken saatlerde, Dera’nın kuzey kırsalındaki es-Sanameyn’de aranan bir kişiyi yakalamaya yönelik güvenlik görevi icra edilirken Suriye emniyet güçlerinden üç personel hayatını kaybetmiş, diğerleri de yaralanmıştı. Yerel kaynaklara göre hayatını kaybeden kişilerin Mustafa Saadettin, Sallum el-Masalime ve Nail es-Safadi olduğu bildirildi.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Dera’daki operasyonda DEAŞ isminin öne çıkması, özellikle Suriye Demokratik Güçleri (SDG) dosyasının kapanması, yapının feshedilerek Suriye devletine tamamen entegre edildiğinin duyurulmasıyla birlikte son aylarda eylemleri önemli ölçüde azalan terör örgütü tehlikesini yeniden gündeme taşıyor. Ancak bu durum akıllara şu soruyu getiriyor: DEAŞ saflarını yeniden düzenlemeye mi çalışıyor, yoksa kendisiyle mücadele eden Uluslararası Koalisyon’a üye olan Suriye hükümetine yönelik eylemlerini sürdürmeyi mi hedefliyor?

Yeni gerçekliğe uyum sağlama aşaması

Askerî ve siyasi araştırmacı İsmet el-Absi, “DEAŞ terör örgütünün arazi kontrolü sağlayan bir yapı olarak geleneksel anlamda geri dönüşünden söz edilemez. Ancak yeniden konumlanma ve uyum sağlama çabası içeren bir evreyle karşı karşıyayız. Es-Sanameyn şehrinde ve başka yerlerde yaşananlar, terör örgütünün geri döndüğünün bir göstergesi değil; aksine, örgütün uyuyan ve dağınık bir hücre ağına dönüştüğünün bir kanıtıdır. Dera’da meydana gelen olaylar ise örgütün, Suriye hükümetinin hızlı yanıt verme kapasitesinin sınırlarını test etme girişimiydi” değerlendirmesinde bulundu.

El-Absi sözlerine şöyle devam etti: “SDG dosyasının çözüme kavuşturulmasının ardından örgütün eylemleri ciddi oranda azaldı; ancak asıl gerileyen şey görünür operasyonlar oldu. Bu durum, değişen bölgesel ve uluslararası güvenlik ortamıyla bağlantılıdır. Nitekim ABD ve Uluslararası Koalisyon’un askerî üslerden çekilerek buraları Suriye hükümetine devretmesi, güvenlik sorumluluğunu tamamen Şam’a yükledi. Bu değişim, örgütü yeni kurulan birleşik Suriye ordusundan gelecek nokta atışı darbelerden kaçınmak amacıyla taktiksel bir sessizlik veya operasyonel fetret dönemine girmeye zorladı.”

Yapısı olmayan hücreler

Diğer yandan Suriyeli gazeteci Muhammed Beşir Derbike, “DEAŞ bazı ağlarını yeniden inşa etmeye çalışıyor ancak kendisini askerî bir güç olarak tanımlayacak şekilde yapılandırmıyor. Dera’da yaşananlar, sınırlı çatışmalara girebilecek hücrelerin varlığının sürdüğüne işaret ediyor. Yine de örgütün Suriye’nin güneyinde veya ülke genelindeki başka bir bölgede büyük bir varlığa sahip olduğu söylenemez; aksine, merkezî komuta yapısıyla bağı bulunmayan ve merkeziyetsiz bir sistemle hareket eden bazı uyuyan hücreler söz konusu” ifadelerini kullandı.

Derbike değerlendirmesini şöyle sürdürdü: “Suriye toprakları son aylarda DEAŞ açısından neredeyse tam bir sessizlik dönemine tanıklık etti; nitekim Dera’daki son çatışmadan önce büyük etki yaratan herhangi bir eyleme rastlamadık. Bu gözden kayboluş süreci, SDG’nin entegrasyon aşamalarının başlamasıyla start aldı. Bunun temel nedeni ise kuzey ve doğudaki güvenlik boşluğunun büyük ölçüde ortadan kalkmasıdır. Zira SDG’nin feshedilerek devlet kurumlarına entegre edilmesi, DEAŞ’ın aralarındaki rekabetten faydalandığı güç haritasını değiştirdi. Örgüt geçtiğimiz şubat ayında, ‘Geçici Suriye Hükümeti’ne karşı yeni bir eylem safhası’ adını verdiği süreci ilan etmişti; ancak bu eylemler mart ayından itibaren geriledi veya durma noktasına geldi. Yine de eylem sayısındaki düşüş ile örgüt tehdidinin tamamen sona ermesini birbirine karıştırmamak oldukça önemli.”

DEAŞ’ın Suriye’deki geleceği ne olacak?

Derbike değerlendirmesini şu ifadelerle noktaladı: “Mevcut veriler ışığında DEAŞ’ın kısa ve orta vadeli geleceği; örgütlü bir yapıdan ziyade birbirinden bağımsız, hareketli hücreler şeklinde olacaktır. Uzun sessizlik dönemlerinin ardından zaman zaman sınırlı bir eyleme veya saldırıya tanık olabiliriz. Bir başka deyişle, örgütün son derece zayıf olduğunu ancak fırsatları ve güvenlik açıklarını kollayıp istismar etmeye çalıştığını söyleyebiliriz. Buna karşılık, Suriye devleti güvenlik birimlerini birleştirmeyi, sınırları ve çöl bölgelerini denetim altına almayı, cezaevleri ile kamplar sorununu çözmeyi başardıkça örgütün hareket alanı da daralacaktır. Ancak yeni güvenlik boşlukları veya yerel çatışmalar ortaya çıkarsa DEAŞ bunlardan sızmaya ve bunları kullanmaya çalışacaktır. Dolayısıyla Dera’da son yaşananlar örgüt açısından medya propagandası bakımından önemli olsa da askerî açıdan bir kazanım sağlamamaktadır.”