Arap Birliği Zirvesi’nde liderlerin önünde 19 gündem maddesi var

​Tunus Cumhurbaşkanı el-Baci Kaid es-Sibsi, Filistinli mevkidaşı Mahmud Abbas’ı karşıladı (Reuters) Başbakanın siyasi danışmanı, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile birlikte  (AFP)
​Tunus Cumhurbaşkanı el-Baci Kaid es-Sibsi, Filistinli mevkidaşı Mahmud Abbas’ı karşıladı (Reuters) Başbakanın siyasi danışmanı, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile birlikte (AFP)
TT

Arap Birliği Zirvesi’nde liderlerin önünde 19 gündem maddesi var

​Tunus Cumhurbaşkanı el-Baci Kaid es-Sibsi, Filistinli mevkidaşı Mahmud Abbas’ı karşıladı (Reuters) Başbakanın siyasi danışmanı, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile birlikte  (AFP)
​Tunus Cumhurbaşkanı el-Baci Kaid es-Sibsi, Filistinli mevkidaşı Mahmud Abbas’ı karşıladı (Reuters) Başbakanın siyasi danışmanı, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile birlikte (AFP)

Arap liderlerinin katılımıyla bugün Tunus'ta gerçekleştirilecek olan 30. Arap Birliği (AL) Zirvesi’nde liderlerin önünde 19 maddelik bir gündem olacak. Bu gündemin başında, Filistin meselesi, ABD’nin işgal altındaki Golan’ı İsrail toprağı olarak tanıması, Suriye krizi, Libya ve Yemen'deki durum ve sosyal ve ekonomik komite tarafından sunulan taslak kararlar yer alacak.
Arap Dışişleri Bakanları tarafından hazırlanan ve zirveye sunulan taslak kararda,  25 Mart 2019’da ABD’nin İsrail’in Golan’daki egemenliğini tanıma kararı kınanıyor ve söz konu kararın Birleşmiş Milletler (BM) Sözleşmesi ve ilgili Güvenlik Konseyi kararlarının ihlali anlamına geldiğini belirtiliyor. Taslak kararda, ABD kararının 1967'de İsrail tarafından işgal edilen Golan'ın yasal statüsünü değiştirmediğini vurgulanıyor. Şarku’l Avsat’ın ulaştığı diğer taslak kararlar arasında, Filistin meselesinin politik gelişmelerinin izlenmesi, Arap-İsrail çatışması ve Arap barış girişiminin harekete geçirilmesi başlıklı taslak kararlar da bulunuyor.
Arap liderlerin, Ortadoğu’daki barış sürecine ilişkin uluslararası referanslarla bağdaşmadığı takdirde herhangi bir barış anlaşmasını veya girişimini reddetmeleri bekleniyor. Barış süreci referansları ile uyuşmayacak bir şekilde Filistin sorununa haksız çözümler dayatmak amacıyla Filistin halkına ve liderliğine uygulanan politik veya finansal baskıyı reddeden liderler, uluslararası çok taraflı bir mekanizma oluşturmak için uluslararası aktörlerle birlikte çalışmak isteyecekler.
Bu bağlamda hazırlanan taslak kararda, Filistin Devleti Başkanı Mahmud Abbas’ın 20 Şubat 2018 tarihinde Güvenlik Konseyi'ne sunduğu barış planına yönelik desteğin yineleneceği yer alıyor. Taslak kararda, Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıyan herhangi bir devletin kararına karşı koymak için gerekli tüm pratik önlemlerin alınacağı da belirtiliyor. Ayrıca kararda, ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıması ve elçiliğini oraya nakletmesi gibi Kudüs şehrinin yasal statüsünü ihlal eden herhangi bir devlet kararının reddedileceği ve kınanacağı vurgulanıyor.
Arap liderlerinin gündeminde olacak bir diğer taslak karar ise işgal altında bulunan Kudüs kentindeki İsrail ihlalleri ile ilgili olacak. Bu bağlamda Brezilya Cumhuriyeti’ne, Arap ülkeleriyle dostluk bağlarını ve ilişkilerini koruması için Kudüs şehrinin yasal statüsünü zedeleyecek herhangi bir tutum benimsememesi çağrısında bulunuluyor. Taslak kararda, ABD’nin Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıma ve elçiliğini buraya nakletme kararı kınanıyor ve reddediliyor. Ayrıca kararda, Filistin halkının haklarına karşı bir saldırı olarak kabul edilen ve Arap İslam ve Hristiyan milletlerinin duygularına yönelik bir provokasyon olarak değerlendirilen bu kararların, uluslararası hukuka ve uluslararası meşruiyet kararlarına aykırı oldukları gerekçesiyle iptal edilmeleri talebi yer alıyor. Kararda, Guatemala'nın büyükelçiliğini Kudüs nakletme kararı kınanıyor ve bu gibi yasadışı adımlara karşı uygun siyasi ve ekonomik önlemlerin alınacağı vurgulanıyor.
Kudüs şehrinde herhangi bir resmi ofis veya devlet misyonu açılmasının reddedildiği kararda, bunun Kudüs şehrinin yasal statüsünün ihlali olduğu ve Doğu Kudüs'ü kontrol etmeyi amaçlayan yasadışı İsrail politikalarını desteklediği kaydediliyor. Bu bağlamda, Avustralya’nın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma kararı reddediliyor ve ülkeye bu kararından dönme çağrısında bulunuluyor. Bunun yanı sıra bu hususta Avustralya ile olan etkin çabalarından dolayı kardeş Endonezya Cumhuriyeti'ne teşekkür ediliyor. Karar kapsamında, ABD’nin veya diğer herhangi bir devletin Kudüs'ü işgalci gücün başkenti olarak tanınması karşısında, Filistin devletinin karar ve eylemlerine destek olunacağı dile getiriliyor.
İlgili taslak kararda, İsrail hükümetinin ve işgal güçlerinin desteği, koruması ve katılımıyla aşırılık yanlısı çetelerin ve İsrailli yetkililerin Mescid-i Aksa’ya yönelik tekrarlanan saldırıları şiddetle kınanıyor. Ayrıca şehrin Arap kimliğini bozmayı, demografik yapısını değiştirmeyi ve Filistinlileri izole etmeyi amaçlayan İsrail’in tüm yasadışı politikaları ve planları güçlü bir şekilde kınanıyor ve kesin ifadelerle reddediliyor.
Arap Dışişleri Bakanları, Arap liderlere Filistin devletinin bütçesinin ve Filistin halkının istikrarının desteklendiği bir diğer karar taslağı sundular. Kararda Arap devletlerine, Arap Birliği kararlarına bağlı kalmaları ve mümkün olan en kısa sürede aylık 100 milyon dolarlık bir finansal güvenlik ağını aktif hale getirmeleri çağrısında bulunuluyor. Ayrıca üye devletlerden, Mart 2017’de düzenlenen Amman Zirvesi’nde kabul edilen ve el-Aksa ve Kudüs fonlarının 500 milyon dolar değerinde arttırılacağını içeren kararı uygulamaları talep ediliyor.
Suriye'deki gelişmelere ilişkin taslak kararda, Suriye krizine yönelik olası tek çözümün  Haziran 2018’de yayınlanan Cenevre Bildirisi ve özellikle Güvenlik Konseyi'nin 2254 sayılı kararı çerçevesinde tüm Suriye taraflarının katılımına dayanan siyasi bir çözüm olduğu yönündeki kesin tutum teyit edildi.  Ayrıca kararda, Suriye krizinin siyasi bir süreç dahilinde çözülmesine yönelik BM çabalarının desteklendiği belirtildi.
Libya’daki duruma ilişkin karar taslağında ise Libya topraklarının birliğine ve egemenliğine bağlı kalmanın gerekliliği, her türlü yabancı müdahalenin reddedilmesi, Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başkanlık Konseyi tarafından ülkede güvenliği sağlamak ve terörist grupların faaliyetlerini engellemek amaçlı alınan önlemlerin desteklenmesi, egemenliğin tüm ülkeyi içerecek şekilde genişletilmesi, sınırlarının korunması ve Libya siyasi anlaşmasının tam olarak uygulanmasına destek olunacağı kararlaştırıldı. Ayrıca kararda, Libya'daki siyasi çözümün tek referansı olarak kabul edilen ve 17/12/2015 tarihinde Suheyrat kentinde imzalanan Libya Siyasi Anlaşması’nın tam olarak uygulanmasına destek olunacağı vurgulandı ve BM Libya Özel Temsilcisi) Gassan Selame’nin Libya'daki krizin çözümü için sunduğu çalışma stratejisinin memnuniyetle karşılandığı dile getirildi.



Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık ettiği Barış Konseyi’nin ilk toplantısı, çeşitli önerileri gündeme taşıdı. Washington yönetimi toplantının çıktısını Gazze Şeridi’nin yeniden imarı için finansman sağlanması ve Hamas’ın silahsızlandırılması başlıklarında özetlerken, Arap tarafı taleplerini Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının tüm maddeleriyle uygulanması, uluslararası istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin Tel Aviv’in engellemeleri olmaksızın görev yapabilmesi üzerine yoğunlaştırdı.

40’tan fazla ülkeden temsilciler ile 12 ülkeden gözlemcinin katıldığı toplantının sonuçlarının uygulama aşamasında başarıya ulaşıp ulaşamayacağı ise tartışma konusu oldu. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, özellikle İsrail’in geri çekilmemesi ve Hamas’ın silahsızlandırılmasına ilişkin net mutabakat sağlanamaması gibi başlıca engeller nedeniyle sürecin ciddi zorluklarla karşılaşabileceğini, bunun da anlaşmanın aksamasına ya da askıya alınmasına yol açabileceğini ifade etti.

Endişeler

Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto, Gazze Şeridi’ndeki barış sürecini zayıflatabilecek girişimlere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

Söz konusu açıklama, Subianto’nun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan Barış Konseyi’nin açılışına katılmasının ertesi gününde geldi. Toplantıda, İsrail saldırılarıyla büyük yıkıma uğrayan Gazze Şeridi’nin yeniden inşası ve bölgede uluslararası bir istikrar gücü oluşturulması konuları öne çıkmıştı.

Trump, ABD’nin konseye 10 milyar dolar bağışta bulunacağını açıklarken; Suudi Arabistan, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Fas, Bahreyn, Katar, Özbekistan ve Kuveyt’in Gazze Şeridi’ne yönelik yardım paketi için 7 milyar dolardan fazla katkı sağladığını belirtti.

Hamas’ın silahsızlandırılması gerektiğini vurgulayan Trump, hareketin söz verdiği üzere silahlarını teslim edeceğini ifade ederek, aksi halde ‘sert bir karşılık’ verileceği uyarısında bulundu. Trump, “Dünya şu anda Hamas’ı bekliyor… Şu an önümüzdeki tek engel o” dedi.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar da Barış Konseyi toplantısındaki konuşmasında Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılması planına destek verdiğini açıkladı. Başbakan Binyamin Netanyahu ise toplantı öncesinde “Gazze silahsızlandırılmadan yeniden inşa olmayacak” mesajını vermişti.

Toplantıda konuşan ve yeni kurulan uluslararası istikrar gücünün komutanı olan General Jasper Jeffers, Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk’un güç göndermeyi taahhüt ettiğini açıkladı. Gazze’ye komşu iki ülke olan Mısır ve Ürdün’ün ise polis ve güvenlik güçlerinin eğitilmesini üstlenmeyi kabul ettiği bildirildi.

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, toplantıda yaptığı konuşmada Batı Şeria ile Gazze Şeridi arasındaki bağın korunmasının önemine işaret ederek, Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’ndeki sorumluluklarını yeniden üstlenebilmesi gerektiğini belirtti. Medbuli, Filistinlilerin kendi işlerini doğrudan yürütebilmesi ve teknokrat komitenin Gazze Şeridi’nin tüm bölgelerinde görev yapabilmesi çağrısında bulundu.

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ise konuşmasında Doha’nın nihai çözüme ulaşılması amacıyla Konsey’in çalışmalarına 1 milyar dolar katkı sağlayacağını duyurdu. Al Sani, Trump liderliğindeki Barış Konseyi’nin ‘20 maddelik planın tam ve gecikmeksizin uygulanmasını’ sağlayacağını ifade etti.

Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde İsrail meseleleri analisti olarak görev yapan Dr. Said Ukkaşe, Barış Konseyi’nde ortaya konan çerçevenin net planlar içermediğini ve bunun anlaşmanın uygulanmasında karmaşaya, hatta tıkanma ve donmaya yol açabileceğini belirtti. Ukkaşe, ABD Başkanı Donald Trump’ın, engellerin giderilmesi ve gerekli mutabakatların sağlanmasına odaklanmadan konseyi hızla devreye sokarak bir başarı elde etmeye çalıştığını ifade etti.

Filistinli siyasi analist Nizar Nazzal da benzer bir görüş dile getirdi. Nazzal, Konsey’in taahhütlerinin uygulama aşamasında sekteye uğrayabileceğini belirterek, ekonomik başlıklara -örneğin yeniden imar için fon sağlanmasına- ağırlık verildiğini, ancak açık bir yol haritası ortaya konmadığını söyledi. Güvenlik boyutunda ise Hamas’ın silahsızlandırılmasının gündeme getirildiğini, buna karşın İsrail’in çekilmesi ya da hareketin geleceği konusunda netlik bulunmadığını kaydetti.

Nazzal, siyasi yükümlülüklerden uzak bu yaklaşımın temel bir sorun teşkil ettiğini vurgulayarak, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması, İsrail’in geri çekilmesi ve teknokrat komitenin yetkilendirilmesi gibi hassas başlıkların güvenlik alanındaki karmaşık dengeler nedeniyle gecikebileceğini ifade etti.

Hamas’ın önceliği

Hamas ise son günlerde ABD Başkanı Donald Trump’ın silahsızlanma yönündeki açıklamalarıyla doğrudan bir polemiğe girmekten kaçınmayı sürdürdü. Hareket, perşembe günü yayımladığı bildiride, Gazze Şeridi’ne ilişkin herhangi bir düzenlemenin ‘İsrail saldırılarının tamamen durdurulmasıyla’ başlaması gerektiğini vurguladı.

Hamas, akşam saatlerinde yaptığı bir başka açıklamada da Gazze’nin ve Filistin halkının geleceğine dair ele alınacak her türlü siyasi sürecin ya da düzenlemenin, ‘saldırıların bütünüyle sona erdirilmesi, ablukanın kaldırılması ve başta özgürlük ve kendi kaderini tayin hakkı olmak üzere Filistin halkının meşru ulusal haklarının güvence altına alınması’ temelinde şekillenmesi gerektiğini belirtti.

ABD’li arabulucu Bishara Bahbah ise perşembe günü basına yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahsızlandırılmasının, mensuplarına güvence ve koruma sağlanmasına bağlı olduğunu ifade etti.

Ukkaşe, ABD ve İsrail’den gelen açıklamaların, silahsızlanma gerçekleşmeden Gazze Şeridi’nde saldırıların durmasının mümkün olmadığına işaret ettiğini savundu. Ukkaşe, Hamas’ın izlediği çizginin örgütün varlığını sürdürme isteğini yansıttığını belirterek, bunun anlaşma maddelerinin tamamlanmasına engel olabileceğini ve Washington’un istikrar gücünün yetkileri ile konuşlandırılma takvimini netleştirmemesi halinde savaşın yeniden başlayabileceğini söyledi.

Nazzal ise Hamas’ın tamamen tasfiyesi üzerinden bir müzakere yürütülmesinin mümkün olmadığını belirterek, hareketin geleceğinin kapsamlı biçimde ele alınması ve karşılıklı tavizlere dayalı formüller yerine gerçek ve ciddi mutabakatlara yönelinmesi gerektiğini ifade etti.


Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)

Trump yönetimi, ülkedeki iç savaş sırasında 2012 yılında kapatılan Şam'daki ABD büyükelçiliğini yeniden açma planlarıyla ilgili olarak Kongre'ye bildirimde bulundu.

Associated Press (AP) tarafından elde edilen ve bu ayın başlarında Kongre komitelerine gönderilen bir bildirimde, Dışişleri Bakanlığı'nın "Suriye'deki büyükelçilik faaliyetlerinin olası yeniden başlatılmasına yönelik aşamalı bir yaklaşım uygulamayı" amaçladığı belirtildi.

10 Şubat tarihli bildirimde, bu planlara ilişkin harcamaların 15 gün içinde, yani gelecek hafta başlayacağı belirtilmişti; ancak planların tamamlanma tarihi veya Amerikalı personelin Şam'a kalıcı olarak ne zaman döneceğine dair bir zaman çizelgesi belirtilmemişti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre ABD yönetimi geçen yıldan beri, özellikle Beşşar Esed rejiminin Aralık 2024'te beklenen düşüşünden kısa bir süre sonra, büyükelçiliği yeniden açmayı değerlendiriyordu.

Yönetim, bu adımı Başkan Donald Trump'ın Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın gündemindeki en önemli önceliklerden biri olarak belirledi.


İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
TT

İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)

Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine dün düzenlenen İsrail hava saldırılarında en az 8 kişi hayatını kaybetti. İsrail ordusu, hedef alınan unsurların Hizbullah ile müttefiki Hamas mensupları olduğunu açıkladı.

Hizbullah’a yakın bir kaynak AFP’ye yaptığı açıklamada, Bekaa bölgesini hedef alan saldırılarda örgütün askeri komutanlarından birinin de hayatını kaybedenler arasında bulunduğunu bildirdi.

Yerel basında yer alan haberlerde, hayatını kaybedenler arasında Hizbullah’ta görevli bir yetkilinin de bulunduğu, söz konusu ismin eski milletvekili Muhammed Yaği’nin oğlu olduğu ve Hizbullah’ın hayatını kaybeden eski genel sekreteri Hasan Nasrallah’ın yardımcılığını yaptığı öne sürüldü.

İsrail, Kasım 2024’te bir yılı aşkın süren çatışmaların ardından varılan ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’a yönelik hava saldırılarını sürdürüyor. İsrail ordusu genellikle hedefin Hizbullah olduğunu belirtirken, zaman zaman Hamas Hareketi’ni de vurduğunu açıklıyor.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), Bekaa bölgesindeki İsrail saldırılarının ilk belirlemelere göre altı kişinin ölümüne ve 25’ten fazla kişinin yaralanmasına yol açtığını, yaralıların bölgedeki hastanelere sevk edildiğini duyurdu.

İsrail ordusu ise Bekaa’daki Baalbek bölgesinde Hizbullah’a ait karargâhların hedef alındığını açıkladı.

Söz konusu saldırılar, ülkenin en büyük Filistin mülteci kampı olan Ayn el-Hilve’ye yönelik İsrail hava saldırılarından saatler sonra gerçekleşti. Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırılarda iki kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. İsrail ordusu ise kampta Hamas’a ait bir karargâhın hedef alındığını duyurdu.

NNA, İsrail’e ait bir insansız hava aracının (İHA) Sayda’ya bitişik kampı vurduğunu aktardı.

İsrail ordusu açıklamasında, kampta ‘Hamas mensubu militanların faaliyet gösterdiği bir karargâhın’ hedef alındığını belirterek, Lübnan’da Hamas’ın ‘yerleşmesine karşı’ operasyonlarını sürdürdüğünü ve “Hamas terör örgütü militanlarına karşı nerede faaliyet gösterirlerse göstersinler güçlü şekilde hareket etmeye devam edeceğini” kaydetti.

 Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Hamas yaptığı yazılı açıklamada, sivil kayıplara yol açtığını belirttiği saldırıyı kınadı.

Açıklamada, ‘işgal ordusunun ileri sürdüğü iddiaların’ reddedildiği belirtilerek, bunların ‘gerçekler karşısında dayanaksız bahaneler’ olduğu savunuldu. Hedef alınan merkezin, kampta güvenlik ve istikrarı sağlamakla görevli Ortak Güvenlik Gücü’ne ait olduğu ifade edildi.

Lübnan hükümeti geçen yıl, İsrail ile yaşanan ve binlerce Hizbullah mensubunun yanı sıra çok sayıda üst düzey ismin hayatını kaybettiği savaşın ardından zayıflayan Hizbullah’ın silahsızlandırılacağını taahhüt etmişti.

Lübnan ordusu geçen ay, İsrail sınırına yakın bölgeden başlayarak Litani Nehri’ne kadar uzanan alanı kapsayan planın ilk aşamasını tamamladığını açıkladı.

Ancak Hizbullah’ı yeniden silahlanmakla suçlayan İsrail, Lübnan ordusunun kaydettiği ilerlemeyi yetersiz bulduğunu duyurdu.

Beş aşamadan oluşan planın ikinci etabı ise Litani Nehri’nin kuzeyinden başlayarak, başkent Beyrut’un yaklaşık 40 kilometre güneyindeki Sayda’nın kuzeyinden Akdeniz’e dökülen Evveli Nehri’ne kadar uzanan bölgeyi kapsıyor.