Abbas: Kahire’ye Hamasla uzlaşma için heyet göndereceğiz. Trumpla diyalog yok

Önceki gün kurulan yeni Filistin Hükümeti kabinesi ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas (AFP)
Önceki gün kurulan yeni Filistin Hükümeti kabinesi ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas (AFP)
TT

Abbas: Kahire’ye Hamasla uzlaşma için heyet göndereceğiz. Trumpla diyalog yok

Önceki gün kurulan yeni Filistin Hükümeti kabinesi ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas (AFP)
Önceki gün kurulan yeni Filistin Hükümeti kabinesi ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas (AFP)

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Filistin uzlaşma konusunu takip etmek için iki gün içinde Kahire'ye bir heyet göndereceğini açıkladı. ABD Başkanı Donald Trump ile diyalog kurmadıklarını ifade etti
Abbas, "Gazze ve Batı Şeria arasındaki ulusal birliği yeniden kurmaya kararlıyız ve 2007'den bu güne kadar bildiğiniz gibi Arap kardeşlerimizle uzlaşmaya varmak ve Gazze konusunu çözmek için tüm gayretimizle çalışıyoruz” dedi. “Ancak tüm bu çabamıza rağmen Gazze’deki kontrolü ele geçirdiler ve oraya hükmettiler. Biz ve siz Gazze, Batı Şeria ve Kudüs’te ortak bir kelimeye mi geliyoruz?” diye sordu.  Abbas, Hamas’ı anlaşmayı bozmakla suçlayarak,“2017’de Mısırlılar anlaşma fikriyle bize geldiler. Biz kabul ettik ancak onlar (Hamas) anlaşmayı bozdular.  Bununla birlikte anlaşmaya kararlı olduğumuzu söylüyoruz. Çünkü Gazze’de tek başına bir devlet olması ya da Gazzesiz bir devlet olması mümkün değildir” açıklamasında bulundu.
Ne pahasına olursa olsun ulusal uzlaşma için çaba sarf edeceklerini ifade eden Abbas, iki gün içinde uzlaşma için bir heyetin Mısır’a gönderileceğini söyledi.
Mısır’da sürdürülen uzlaşı müzakerelerinden bir süredir uzak durduktan sonra Mısır’a heyet göndermeye karar veren Abbas, Hamas’la doğrudan görüşmek istemiyor. Hamas’ı Batı Şeria ile Gazze’yi bölmekle suçluyor. Mısır’a gönderilecek heyet kararı Abbas’ın Hamas’ın da yer aldığı Uzlaşı Hükümeti’ni feshedip yeni bir hükümet kurmasının ardından geldi. Abbas, Hamas’ı uzlaşma için yeniden baskı altına almaya çalışıyor.
Başbakan Muhammed İştiyye ve yeni bakanlar Ramallah’da bulunan parti binasında Abbas’ın önünde yemin ettiler. Yeni hükümetin yemin töreninde Abbas şu ifadeleri kullandı; “Bizi zor günler bekliyor. Bu zorlukların başında “yüzyılın anlaşması” geliyor. İnanıyorum ki, bu anlaşmadan açıklanmamış bir şey kalmadı. Biz bu anlaşmayı baştan reddettik çünkü Kudüs’ü Filistin’den hariç tutuyor. Anlaşmanın geri kalanını görmemize gerek yok. Kudüs olmadan Filistin devleti olmaz. Gazze’de ya da Gazzesiz Filistin Devleti olmaz. Trump, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak kabul ettikten sonra ne hakkında konuşmak istiyor? Bu yüzden onunla konuşup tartışmanın faydalı olacağını sanmıyorum.”
“İsrail, seçimlerden sonra bizimle görüşmek istedi”
Önümüzdeki günlerde yeni kararlar alınacağını ifade eden Abbas, “Önümüzdeki birkaç gün içinde yeni kararlar alınacak. Bizi zor günler bekliyor. Hep birlikte bu kararlara karşı duracağız. İsrail, seçimlerden sonra bizimle görüşmek istedi. Biz de konuşmaya hazır olduğumuzu söyledik, bekliyoruz” şeklinde konuştu.
Filistin’in sabitelerinden geri dönmeyeceğini bir kez daha yineleyen Abbas,  başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız Filistin Devleti’ni kurmak için her türlü yasal yolu kullanıp direneceklerini ifade ederek, ABD ve İsrail anlaşmalara uymazsa anlaşmaların feshedileceğini söyledi.
Abbas, bakanların yemin töreninde yaptığı bu açıklamalar yeni hükümetin programı sayılabilir. Hükümet, hassas ve zorlu bir süreçte görevine başlamış oldu.
Abbas 10 Mart’ta görevini yerine getirmeyen Uzlaşı Hükümetini feshederek yeni hükümeti kurma görevini Muhammed İştiyye’ye vermişti.
Hamas, Abbas’ı suçladı
Bu adımların atılmasından önce Filistin Anayasa Mahkemesi, çoğunluğunu Hamas üyelerinin oluşturduğu Yasama Meclisi’ni feshetti ve altı ay içinde bu meclis için seçim yapılacağını açıkladı. Hamas,  Yasama Meclisi’nin feshini reddettiği gibi İştiyye başkanlığında hükümet kurulması fikrine de karşı çıktı. Hamas  yanlızca meclis seçimlerinin değil genel seçimlerin de yenilenmesini istedi. Hamas, Fetih Hareketi’nin 2007’de kaybettiği rolünü tekrar ele geçirecek bu hamlesini kabul etmiyor.
Hamas yaptığı açıklamada İştiyye hükümetinin kurulmasının dışlayıcılık politikası olduğunu belirterek FKÖ çıkarı için atılmış bu adımın bölünmeyi hızlandıracağını belirtti. Yapılan açıklamada, "Bu ayrılıkçı hükümet, anayasal ve ulusal meşruiyetten yoksundur ve Batı Şeria'yı Gazze'den ayırma ihtimalini artıracak” ifadesine yer verildi.



Hamas'ın silahları birkaç gün içinde arabulucuların masasında olacak

Filistinli bir çocuk, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ın kuzeyinde bulunan Nuseyrat kampında yıkılmış binaların yakınındaki bir tarladan çiçek topluyor (Arşiv-AFP)
Filistinli bir çocuk, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ın kuzeyinde bulunan Nuseyrat kampında yıkılmış binaların yakınındaki bir tarladan çiçek topluyor (Arşiv-AFP)
TT

Hamas'ın silahları birkaç gün içinde arabulucuların masasında olacak

Filistinli bir çocuk, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ın kuzeyinde bulunan Nuseyrat kampında yıkılmış binaların yakınındaki bir tarladan çiçek topluyor (Arşiv-AFP)
Filistinli bir çocuk, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ın kuzeyinde bulunan Nuseyrat kampında yıkılmış binaların yakınındaki bir tarladan çiçek topluyor (Arşiv-AFP)

Gazze'de Filistinli gruplar içindeki kaynaklar Şarku’l Avsat'a, Hamas ile silah meselesi konusunda "genel istişarelerin" devam ettiğini doğruladı. Bir kaynak, "özellikle Gazze Şeridi'ndeki hükümet operasyonlarının (Gazze İdari Komitesi'ne) devredilmesiyle birlikte, grupların silahları konusunda arabulucularla daha ciddi görüşmelerin önümüzdeki günlerde başlayacağını" ifade etti.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılmasını ateşkesin ikinci aşamasının uygulanması için temel bir koşul olarak görürken, Filistin hareketi silahlarının akıbetini bu konuda "ulusal bir uzlaşmaya" bağlıyor.

Hamas'tan bir kaynak Şarku’l Avsat'a, silahların akıbeti konusunun "kamuoyu istişareleri" aşamasında olduğunu söyledi.

Kaynaklar, "kapsamlı ve kapsayıcı bir ulusal çerçeve" oluşturulmasının gerekliliğini vurguladı. Ayrıca, "Filistinli gruplarla bazı istişarelerin yapıldığını ve bu konuyu ele alacak ciddi görüşmeler sırasında arabuluculara sunulmak üzere bir önerinin hazırlandığını" vurguladılar.


Halep, savaşın tozunu üzerinden atarak iddialı projelerle eski canlılığına kavuşuyor

Restorasyon ve işletmeye açılmasının ardından çarşılardan biri (Şarku'l Avsat)
Restorasyon ve işletmeye açılmasının ardından çarşılardan biri (Şarku'l Avsat)
TT

Halep, savaşın tozunu üzerinden atarak iddialı projelerle eski canlılığına kavuşuyor

Restorasyon ve işletmeye açılmasının ardından çarşılardan biri (Şarku'l Avsat)
Restorasyon ve işletmeye açılmasının ardından çarşılardan biri (Şarku'l Avsat)

Suriye'nin Halep şehri, savaş ve depremin tozunu üzerinden atıyor ve özellikle iddialı projelerle tarihi çarşısında yavaş yavaş eski canlılığını ve ruhunu yeniden kazanıyor.

UNESCO tarafından koruma altına alınan bu tarihi çarşı, Bab Antakya'dan Halep Kalesi civarına kadar uzanan onlarca çarşıyı içerir. Memlük, Zengi ve Osmanlı dönemlerine ait hamamlar ve kervansaraylara ev sahipliği yapar; her bir çarşının belirli bir zanaat veya emtia konusunda uzmanlaşmış olmasıyla öne çıkar.

Kültür Bakanlığı ve uluslararası ortaklar, 2018'den bu yana restorasyon projeleri başlattı; bu projeler arasında 40 çarşıdan 13'ünün yeniden açılması ve yüzlerce dükkanın sahiplerine iade edilmesi yer alıyor. Bu çalışmalarda orijinal taşlar ve yetenekli el işçiliği kullanılıyor.

Mimar Fatima Hulendi Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, Halep'in tarihi çarşısının estetiği ve benzersizliği hakkında coşku ve gururla konuşuyor ve "El-Sakatiyye 1" çarşısrının, Bab Antakya'dan Suk el-Zerb'e uzanan düz bir hat üzerinde yer alması nedeniyle Halep'teki eski çarşılar için hayati bir damar olduğunu belirtiyor.


İran ile ABD arasında tırmanan gerilimde Irak nerede duruyor?

Bağdat’ta Yeşil Bölge dışında, 28 Ocak Çarşamba akşamı Nuri el-Maliki destekçileri, ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamalarını protesto etti (AFP)
Bağdat’ta Yeşil Bölge dışında, 28 Ocak Çarşamba akşamı Nuri el-Maliki destekçileri, ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamalarını protesto etti (AFP)
TT

İran ile ABD arasında tırmanan gerilimde Irak nerede duruyor?

Bağdat’ta Yeşil Bölge dışında, 28 Ocak Çarşamba akşamı Nuri el-Maliki destekçileri, ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamalarını protesto etti (AFP)
Bağdat’ta Yeşil Bölge dışında, 28 Ocak Çarşamba akşamı Nuri el-Maliki destekçileri, ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamalarını protesto etti (AFP)

Irak sahnesinde derin bir siyasi kriz, ülkenin iç işlerine yönelik açık bir ABD müdahalesi ve komşu İran’da olası bir savaş riski bulunuyor. Bu tablo karşısında, Irak’ın geçmişte yaşadığı ve ancak kısmen toparlanabildiği yeni bir istikrarsızlık sürecine yeniden sürüklenip sürüklenmeyeceği sorusu gündeme geliyor.

Yıllar boyunca ülkeyi yıkım ve kaosa sürükleyen çatışmaların ardından Irak son dönemde görece bir istikrar yaşamaya başladı. Ancak siyasi alandaki derin görüş ayrılıkları ve İran ile ABD arasındaki ilişkilerde denge kurmanın zorluğu, bu kırılgan istikrarı tehdit etmeyi sürdürüyor.

Bağdat’ta hükümet kurma süreci, çoğu zaman Tahran ve Washington’un çıkarları ile siyasi nüfuzundan etkilenen karmaşık bir süreç olarak öne çıkıyor. ABD Başkanı Donald Trump, bu hafta yaptığı açıklamada, eski Başbakan Nuri el-Maliki’nin yeniden iktidara gelmesi hâlinde Washington’un Bağdat’a yönelik tüm desteğini keseceğini dile getirdi. ABD yönetiminden bazı temsilcilerin de kulislerde Iraklı siyasetçiler üzerinde aynı yönde baskı kurduğu belirtiliyor.

erregt
ABD Başkanı Donald Trump (AP)

Siyaset analisti İhsan eş-Şemmeri’ye göre“Başkan Trump’ın yönetimi İran ile Irak arasında bir ayrım yapmıyor; iki ülkeyi tek bir dosya olarak ele alıyor ve aralarında net bir çizgi çekmiyor.”

Kasım ayında yapılan parlamento seçimlerinin ardından yaşanan uzun siyasi çekişmeler sonrasında, Tahran’a yakın Şii partileri bünyesinde barındıran ve parlamentodaki en büyük blok konumundaki Koordinasyon Çerçevesi, cumartesi günü Nuri el-Maliki’yi yeni hükümetin başbakanlığına aday gösterdiğini duyurdu.

75 yaşındaki Maliki, 2006-2014 yılları arasında iki dönem başbakanlık yapmış; bu süreçte ABD askerlerinin Irak’tan çekilmesi, mezhep temelli şiddetin tırmanması ve DEAŞ’ın ülkenin geniş kesimlerini ele geçirmesi gibi kritik gelişmeler yaşanmıştı. İkinci döneminde Washington ile ilişkileri soğurken, İran ile bağları güçlenmişti.

Trump, salı günü Truth Social platformundan yaptığı paylaşımda Maliki’yi “son derece kötü bir seçenek” olarak nitelendirerek, “çılgın politikaları ve ideolojisi” nedeniyle seçilmesi hâlinde ABD’nin Irak’a gelecekte hiçbir yardım sağlamayacağını söyledi.

dwfrgty6
Nuri el-Maliki (Reuters)

AFP’nin Koordinasyon Çerçevesi’ne yakın bir kaynağa dayandırdığı habere göre Trump’ın açıklamalarının ardından ittifak içinde önümüzdeki döneme ilişkin yoğun görüşmeler yürütülüyor. Siyasi kaynaklar, ittifak içinde bir bölünme yaşandığını; bazı liderlerin Irak’ı Trump’ın tehditlerinden korumak için Maliki’ye geri çekilme çağrısı yaptığını, bazılarının ise ABD müdahalesini reddederek tutumlarını sürdürmekte ısrar ettiğini aktarıyor.

Maliki’ye yakın bir Iraklı yetkili ise, Maliki’nin ABD yönetimiyle “çatışma arayışında olmadığını”, ekibinin Washington ile “uzlaşı yolları bulmaya çalıştığını” söyledi. Yetkili, “Durum zor ama imkânsız değil; bunun için zamana ihtiyaç var” dedi.

ABD’nin nüfuzu

ABD, Irak üzerinde önemli bir nüfuza sahip. Özellikle Irak’ın petrol ihracatından elde edilen gelirlerin, 2003’te Saddam Hüseyin rejimini deviren ABD işgalinin ardından yapılan bir düzenleme uyarınca New York’taki ABD Merkez Bankası’nda tutulması bu etkinin başlıca unsurlarından biri olarak öne çıkıyor.

Son yıllarda birçok ABD’li şirket Irak’ta büyük ölçekli yatırımlara imza atarken, Washington ile iyi ilişkilere sahip olan Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani hükümeti de özellikle ülke gelirlerinin yaklaşık yüzde 90’ını sağlayan petrol sektöründe yeni yatırımlar çağrısı yapıyor.

fgt
Muhammed Şiya es-Sudani (DPA)

Koordinasyon Çerçevesi’ne yakın kaynak, Maliki’nin yeniden başbakan olması hâlinde Trump’ın Irak’a yönelik yaptırımlar uygulamasından ciddi endişe duyulduğunu belirtti. Ekonomik büyümede zorluklar yaşayan Irak için, daha önce İran’a yaptırımları delmeye yardımcı olmakla suçlanan Iraklı kuruluşlara yaptırım uygulayan ABD’nin yeni cezai adımlar atması büyük bir risk olarak görülüyor.

Şemmeri, Irak’ın bir sonraki hükümette “İran merkezli bir çizgide ilerlemesi” durumunda ülkenin “büyük bir kırılma noktasına” sürükleneceğini, bunun da Trump’ın uyguladığı “azami baskı politikası” kapsamında ekonomik ve mali alanları kapsayan bir izolasyona yol açabileceğini ifade ediyor.

İran’da savaş ihtimali

Irak için komşu İran’ı denklemin dışında tutmak zor görünüyor. Özellikle Tahran’ın, son yirmi yılda bölgesel nüfuzunu genişletmede kilit rol oynayan Irak’taki kazanımlarını koruma çabası ve Gazze savaşı sonrası bölgedeki müttefiklerinin ağır kayıplar vermesi bu durumu daha da karmaşık hâle getiriyor.

Tahran, yıllardır Irak’ta; başbakanların belirlenmesinde etkili olan Şii partiler veya direniş ekseninin bir parçası olan ve ABD ile İsrail karşıtı silahlı gruplar aracılığıyla belirleyici bir etkiye sahip. Bu gruplar, İran’ı savunmak için müdahalede bulunacaklarını sık sık dile getirmiş olsa da, örneğin haziran ayında 12 gün süren İsrail-İran çatışmasında fiilen devreye girmediler.

Trump’ın İran’a yönelik askeri müdahale tehdidini yinelemesi ve Tahran’ın “ezici bir karşılık” sözü vermesi üzerine, bu hafta Irak’taki iki önde gelen silahlı grup olan “Hizbullah Tugayları” ve “Nüceba Hareketi”, İran’a destek amacıyla “kapsamlı savaşa” hazır olduklarını açıkladı ve “düşmanlara” karşı “intihar operasyonları” için gönüllü başvuru merkezleri kurduklarını duyurdu.

Şemmeri, ABD’nin İran’a yönelik olası bir savaşının Irak’ı “bir savaş alanına, bir misilleme platformuna ya da askeri baskı sahasına” dönüştürebileceği uyarısında bulunuyor. Washington’un “İran rejimini devirmek, dini lider Ali Hamaney’i hedef almak ve askeri saldırı düzenlemek” yönündeki tehditlerinin Irak iç siyasetinde her düzeyde güçlü yankılar uyandıracağını belirtiyor.

Şemmeri’ye göre İran’da rejimin çökmesi hâlinde Irak’taki müttefik güçler askeri ve siyasi düzeyde “varoluşsal bir mücadeleye” girmek zorunda kalacak. Bu durumun ise Irak’ta siyasi sistemin yeniden şekillendiği yeni bir senaryonun önünü açabileceği ifade ediliyor.