Sıddık Yusuf: “Ordu ile güvenlik konseyinin kurulması hususunda anlaştık”

​Sıddık Yusuf
​Sıddık Yusuf
TT

Sıddık Yusuf: “Ordu ile güvenlik konseyinin kurulması hususunda anlaştık”

​Sıddık Yusuf
​Sıddık Yusuf

Sudan Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri liderlerinden Sıddık Yusuf, Askeri Geçiş Konseyi liderleriyle olan süregelen müzakereler sırasında gerçekleştirilen şeylere ilişkin memnuniyetini dile getirerek, tarafların ‘egemen konseyin’ başkanlık edeceği bir güvenlik konseyi kurulması hususunda uzlaştıklarını söyledi.
Müzakere heyetinin bir üyesi olan Sıddık Yusuf, Şarku’lAvsat ile verdiği özel röportajda, müzakereler sırasında uzun bir yol kat edildiğini ve bir atılım gerçekleştirildiğini belirterek, bugün egemen konsey başkanının ve konseyin 10 üyesinin açıklanmasıyla birlikte sürecin sonlanacağını söyledi.
Komünist Parti Temsilcisi Sıddık Yusuf,bir sonraki iktidarın güvenlik konseyinin yetki ve işlevlerini tanımlayan bir yasa hazırlayacağını sözlerine ekledi. Savunma, dışişleri, içişleri, adalet ve maliye bakanlarının yeni güvenlik konseyine üye olacaklarını açıklayan Yusuf, Sudan'ın bölgelerini temsil eden 6 üye ve silahlı kuvvetleri temsil eden 3 üye ile birlikte egemen konsey için bir de kadının seçileceğine işaret etti.
Sıddık Yusuf ile gerçekleştirilen röportajın metni:
Müzakere komitesinin bir üyesi olarak Askeri Geçiş Konseyi ile yaptığınız anlaşmadan memnun musunuz?

- Son iki gün boyunca Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri ile Askeri Geçiş Konseyi arasında gerçekleşen müzakerelerde uzunca bir yol kat edildi. Bu büyük bir atılım olarak kabul edilebilir. Müzakereler sırasında  ‘egemenlik konseyi, yasama konseyi ve yürütme konseyi’ olmak üzere 3 yönetim erkinin yetkileri üzerinde duruldu.
Sudan’ın tüm kesimlerini temsil eden bir egemenlik konseyi oluşturduk. Devletin sembolü olması itibariyle sadece yabancı büyükelçileri kabul etme, onaylandıktan sonra sözleşmeleri ve yasaları imzalama gibi görevleri olan konseyin yürütme veya yasamaya ilişkin herhangi bir yetkisi bulunmuyor. Bu, 1986’da tarihinde üçüncü demokrasi döneminde mevcut olan ve üzerinde uzlaşılan egemenlik konseyine benziyor.
Bunu büyük bir atılım olarak kabul ediyoruz. Çünkü askeri konsey tarafından sunduğumuz anayasal belgeye cevaben sunulan belgede tüm otoriteler egemenlik konseyine tahsis edilmişti. Bu büyük bir başarı ve eksiksiz bir anlaşmaya doğru atılmış bir adımdır.
Bu, Askeri Geçiş Konseyi’nin kendinden vermiş olduğu tavizlerden mi kaynaklanıyor, yoksa söz konusu atılım arabulucu komite tarafından mı gerçekleştirildi?
- Askeri Geçiş Konseyi’nin de kanaatinin bu yönde olduğunu, fakat güvenlik konusuna fazlasıyla odaklandıklarını düşünüyorum.Sudan'ın karşı karşıya kalacağı bir dizi problemle ilgili olarak çokça konuştular. Savaş meselelerinin yanı sıra eski rejimin kalıntılarından oluşan uyuyan hücreler ve silahlı milisler var. Bundan dolayı silahlı kuvvetlerin ve askeri konseyin büyük bir rol oynaması gerekiyor.
 ‘Ulusal savunma konseyi’ öneriniz iptal mi oldu?
- Evet, iptal edildi. Ama hükümete bağlı bir güvenlik konseyinin kurulmasıyla ilgili olarak prensipte anlaştık. Güvenlik konseyinin üyelerinin çoğunluğu savunma, dışişleri, içişleri, adalet ve maliye bakanlarından oluşacak. Çoğunluk, hedefleri ve planları belirleyen siciller olacak.
Güvenlik konseyine kim başkanlık edecek?
- Güvenlik konseyine henüz kim olacağına karar vermediğimiz egemenlik konseyi başkanı başkanlık edecek. Onlar egemenlik konseyi başkanının ordudan olmasını istiyorlar, fakat bu eğilime karşıyız. Çünkü ne Afrika Birliği (AfB) ne Avrupa Birliği (AB) ve ne de uluslararası toplum, konsey başkanının asker olmasını kabul eder. AfB Sözleşmesi ve Birleşmiş Milletler (BM) Sözleşmesi, konsey başkanının ordudan olmasını kabul etmemektedir.
Peki, Askeri Geçiş Konseyi’nin geçiş dönemindeki rolü ne olacak?
- Askeri bir konsey olmayacak. Egemenlik konseyindeki temsilcileriyle birlikte hükümette savunma bakanı tarafından temsil edilecekler. İçişleri Bakanı genellikle polislerden seçiliyor. Bu organlar güvenlik güçlerini temsil ediyorlar. Ancak egemenlik konseyin çoğunluğunu siviller oluşturacak.
Güvenlik konseyinin yetkileri neler?
- Güvenlik konseyinin yetki ve işlevlerini tanımlayan bir yasa oluşturulacak.
Egemenlik konseyinin yetkileriyle ilgili de bir yasa olacak mı?
- Egemenlik konseyi, anayasal belgede kararlaştırıldı. Geçiş dönemini düzenleyen bir anayasa bildirisinden bahsediyoruz. Konseylerin bütün yetki ve bileşenleri belgeye dahil edildi.
Bu, askeri konseyin bütün önerilerinden vazgeçtiği ve herhangi bir değişiklik yapmaksızın gönderdiğiniz anayasal belgeyi onayladığı anlamına mı geliyor?
- Evet,belge katılım oranları dışında herhangi bir değişiklik yapmadan onaylandı. Bundan böyle bu oranları, konseylerin oluşumunu ve geçiş dönemini tartışacağız.
Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri, hala geçiş döneminin 4 yıl olması gerektiği hususunda ısrar mı ediyor?
- Evet, bu konuda taviz verilmeyecek.
Egemenlik konseyindeki katılım oranları ile ilgili ne düşünüyorsunuz?
- Askeri Geçiş Konseyi, arabulucu komite vasıtasıyla üç ordu mensubuna karşılık 7 sivilden oluşacak, başkanlığı bir sivilin üstleneceği ve başkan yardımcısının askeriyeden olması gibi bir şartın bulunmayacağı bir teklif yaptı. Bugün askeri konsey ile görüşmeye gideceğiz. Bu teklifi kabul edeceğimizi düşünüyorum.
Hükümetin kurulmasıyla ilgili olarak ne tür düzenlemeler var?
- Bakanlar kurulu hükümeti oluşturacak.
Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri tek başına mı geçiş hükümetini temsil edecek?
- Evet, tüm hükümet Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri’nden olan kimselerden oluşacak. Ancak yasama konseyi ile ilgili olarak henüz bir anlaşmaya varmadık. 
Askeri Geçiş Konseyi’nin bazı siyasi güçlerin yasama meclisine katılımı konusunda ne gibi bir teklifte bulunmasını bekliyorsunuz?
- Askeri Geçiş Konseyi’nin bu hususta herhangi bir teklifi yok. Bugün tartışacağımız şey bu. Daha önce yasama meclisinde güçlü katılım olması gerektiğini ima etmişti.
Hangi güçlerin katılımını kabul edebilirsiniz?
- Bu güçleri belirleyen Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri içerisinde bulunuyoruz. Bu güçler devrime katılan ve Özgürlük ve Değişim Bildirgesi’ni imzalayanlardır.
Bugün gerçekleştirilecek toplantı bir anlaşmaya varılması için yapılacak son toplantı mı?
- Bugün konseylerin oluşumunu, yarın ise seçilen isimleri tartışacağız ve egemenlik konseyi başkanıyla üyelerinin kimler olacağını tartışacağız.
Konsey, herhangi bir bakanın veya milletvekilinin yasama meclisine aday gösterilmesine itiraz etme hakkına sahip mi?
- Ancak gerekli soruşturmaları yaptıktan sonra güvenlik bakımından problemli olduğunu düşündüğü bir husus söz konusuysa itiraz edebilir. Ne biz ne de onlar yolsuzluk yaptığından şüphelenilen birini kabul etme hakkına sahip değiliz.
Komünist Parti’nin de hükümet için önereceği adayları var mı?
- Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri’nin bununla ilgili kurmuş olduğu bir komite var. Her parti adaylarını komiteye sunuyor.
Dün oturma eyleminin gerçekleştirdiği alanda protestoculara karşı gerçekleştirilen saldırının kasıtlı olduğunu düşünüyor musunuz?
- Buna dair birçok açıklama var. Saldırının, askeri konseyle bir anlaşmaya varmamızın ardından devrim karşıtı güçler tarafından gerçekleştirildiğini düşünenler var. Bir diğer ihtimal ise en başından beri oturma eylemini dağıtmak isteyen kimselerin böyle bir saldırıyı gerçekleştirdiği yönünde. Çünkü bütün kuvvetler başka giysiler giyebilirler. Çoğunluk hızlı destek kuvvetlerinin üniformalarını giyiyor. Bu konuda elimizde yeterince veri yok. Gece yarısı silah seslerini duyana kadar askeri konsey ile görüşmelerimizi sürdürdük.
Askeri konsey, Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri’ni ülkedeki durumu tırmandırmakla suçladı…
- Evet, barışçıl eylemlerimizi arttırdık. Dün bütün caddelerin kapatılmasıyla birlikte tansiyon zirveye ulaştı. Barikatları kurmamış olsaydık oturma eylemini gerçekleştiren birçok kişi ölüm veya yaralanmalara maruz kalacaktı.
Askeri konseyden protestocuların darp edilmeyeceğine dair söz aldınız mı?
- Silahlı kuvvetlerin rolünün Sudan halkını korumak ve oturma eyleminin gerçekleştirildiği alanın güvenliğini sağlamak olduğunu söylediler. Ancak Kuzey Hartum ile başkent Hartum’u birbirine bağlayan Mavi Nil Köprüsü yakınlarında darp olayları yaşandı.
Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri alana ne ölçüde hakim durumda?
- Oturma eyleminin gerçekleştirildiği alana gelen herkes Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri’ne bağlı değil. Ayrıca alana kimlerin gireceğine dair herhangi bir önkoşul yok. Herkesin alana girmeye hakkı var.
Askeri meclisin oturma eylemini şiddetle bastırmak istediğine dair şüpheleriniz var mı?
- Bu konuda hiçbir şüphemiz yok.
Konsey işleri kontrol edebiliyor mu?
- Önceki gün yaşananlar konseyin kontrolünün zayıflığını gösteriyor. Oysaki o gün erken saatlerde kendilerine, protestoculara gerçek mermilerle ateş edileceğine dair bildirimde bulunduk. Ordu en nihayetinde hükümetin bir parçası olacak.
Askeri rejimle eski rejimin sembol isimlerinin tutuklanmaları konusunu tartıştınız mı?
- Askeri Geçiş Konseyi’ne, devrik lider Ömer el-Beşir’in kardeşi Abbas’ın ülke dışına kaçması meselesini sorduk. Hatalarını kabul ettiler ve onu gözaltına almadıklarını söylediler.
Bazıları eski rejimin sembollerinin çoğunun evlerinde olduklarını ve tutuklanmadıklarını söylüyor…
- Bu doğru. Bu kimseler arasında milis komutanlarından Ali Karti de var. Askeri Geçiş Konseyi ile tutuklanmayan güvenlik güçleri ve eski rejimin sembolleri hakkında konuştuk. Şu an iktidarda değiliz. İktidara geldiğimiz gün durumlar değişecek. Ordunun eski rejimin sembol isimleri olarak bilinen kimseleri tutuklamaması büyük bir hata.
Sizce bir kez daha bu tür olaylar yaşanır mı?
- Oturma eyleminin gerçekleştirildiği alana yönelik saldırıyı duyar duymaz alana koşan Sudan halkının gücüne dayanıyoruz.
Meydana gelebilecek herhangi bir karşı devrime ilişkin endişeleriniz var mı?
- Mevcut koşullarda bu olasılık oldukça zayıf. Çünkü kitle hareketi günden güne tırmanıyor.
Gençlik devriminin başarısına ne kadar güveniyorsunuz?
- Zaferden eminiz ve kazanana kadar geri adım atmayacağız. Henüz politik bir grev veya sivil itaatsizlik söz konusu olmadı. Ülke genelinde kapsamı bir greve gitmedik. Konsey'in durum üzerinde herhangi bir kontrolü yok.
Askeri Geçiş Konseyi Başkanı el-Burhan’la bir araya geldiniz mi? İstifasını sunduğuna dair haberler ne kadar doğru?
- Birkaç gün önce iki toplantıda bir araya geldik.  İstifa ettiğini reddetti.
Komünist Parti’nin bu devrimin motoru olduğunu söyleyenler var…
- Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri’nin bünyesindeki bütün gruplar, ülkede meydana gelen değişimin arkasındadırlar. Komünist Parti de bunun bir parçasıdır. Komünist Parti’nin 1989'dan bu yana atmış olduğu sloganlar Sudan halkı nezdinde böyle bir kanaatin oluşmasına yol açmış olabilir.
SPA’nın liderliğindeki çoğunluğu siz mi oluşturuyorsunuz?
- Bu kesinlikle doğru değil. SPA’da ön planda olan isimler Muhammed Naci el-Asam ve Ahmed Rebi’dir. Ahmed Rebi’nin üniversitede öğrenciyken herhangi bir politik eğiliminin olduğu bilinmiyordu. Onlarında dışında da diğer birçok doktor ve mühendis var.
Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri neden 4 yıllık bir geçiş sürecinde ısrar ediyor?
- Çünkü hükümetin önünde tamamlaması gereken birçok görev var. Sudan'da sekiz ayrı askeri oluşum var. Tek bir orduya ulaşmak için böyle süreye ihtiyacımız var. Bunu yanı sıra savaşın etkilerinin üstesinden gelinmesi, ekonomik kriz, suçluların davaları ve  1989’dan bu yana eski rejimin imzaladığı tüm anlaşmaların gözden geçirilmesi böyle bir sürede ısrar etmemizdeki temel unsurlar arasında yer alıyor. Program oldukça büyük ve muhtemelen 4 yıl da bunun için yeterli olmayacak.
Komünist Parti geçiş dönemi başbakanlığı için aday gösterecek mi?
- Başbakan, Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri bünyesinde kararlaştırılır. Bu çalışmayla ilgili kurulan bir komite var. Her parti kendi adayını bu komiteye sunuyor.
Komünist Parti Hamdok’u başbakan olarak aday gösterdi mi?
- Hamdok'u biz aday göstermedik. Hamdok, SPA ve Federal Birlik Partisi tarafından aday gösterildi.
Parti sizi geçici hükümetteki herhangi bir pozisyon için aday olarak gösterdi mi?
- Parti beni egemenlik konseyi üyeliğine aday gösterdi. Fakat başarıyı garanti etmiyorum. Komite tarafından konulan esaslar oldukça farklı. Konseyde 7 tane sivil üye olacak. Bu üyelerden biri kadın ve diğer 6 kişi farklı eyaletlerden olacak. Hartum'dan bir aday göstereceğiz. Diğer tarafların ağırlığıyla birlikte sizce kazanma ihtimalim var mı?



Barış Konseyi’ndeki İsrail ekibi Gazze Şeridi’nin nasıl yeniden inşa edileceğini açıkladı

Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
TT

Barış Konseyi’ndeki İsrail ekibi Gazze Şeridi’nin nasıl yeniden inşa edileceğini açıkladı

Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu’da kapsamlı barış planının başarıya ulaşıp ulaşamayacağına dair tartışmalar sürerken, özellikle Hamas’ın silah bırakmayı kabul etmeyeceğini düşünen çevreler planın uygulanabilirliği konusunda şüphelerini dile getiriyor. Bu kesimler, İsrail hükümetinin de bu durumu, süreci bütünüyle sekteye uğratmak için kullanabileceğini ve müzakereleri zorlaştıracak çok sayıda ağır şart öne sürebileceğini savunuyor. Buna karşılık ABD yönetimine yakın isimler ise iyimser mesajlar veriyor. Projede kilit sorumluluklar üstlenen üç İsrailli yetkili de bu isimler arasında yer alıyor.

Söz konusu isimler, ABD Başkanı’nın planın başarıya ulaşması konusunda kararlı olduğunu ve sürecin sabote edilmesine izin vermeyeceğini vurguluyor. Ayrıca şimdiye kadar atılan adımların, biriken engellere rağmen ‘umut verici’ olduğunu ifade ediyorlar.

dvfd
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeyinde, toplu iftar yapan yerinden edilmiş aileler, 21 Şubat 2026 (AFP)

İsrail’in önde gelen gazetelerinden Yedioth Ahronoth, ABD ekibi tarafından görevlendirilen ve İsrail’i resmen temsil etmeyen İsrailli yetkililere dayandırdığı haberinde, sürecin artık geri dönülmez biçimde başladığını aktardı. Yetkililer, Mısır, Türkiye ve Katar’ın Hamas’ı iş birliğine ikna etmek için etkili bir rol üstlendiğini ifade etti.

Gazete, İsrail’in siyasi ve askeri liderliğinde birçok ismin Trump’ın vizyonuna ve bu vizyona inanan danışmanları Steve Witkoff ile Jared Kushner’ın planı fiilen hayata geçirme kapasitesine kuşkuyla yaklaştığını yazdı. Söz konusu iki ismin, planın uygulanma mekanizmalarını oluşturmak ve başarıya ulaştırmakla görevlendirildiği belirtildi.

Buna karşılık Barış Konseyi’nde yer alan İsrailli yetkililer (İş insanı Yakir Gabay, teknoloji sektörü yöneticisi Liran Tancman ve Başbakan Binyamin Netanyahu’nun ABD koordinasyon merkezindeki temsilcisi Michael Eisenberg) Hamas’ın silah bırakmayı kabul etmesi ve Filistinlilerin okul müfredatını ‘barış ve hoşgörü kültürünü’ esas alacak şekilde değiştirmesi halinde Trump’ın projesinin ‘Gazze Şeridi’ni gerçek bir rivieraya dönüştürmek için tarihi bir fırsat’ olacağını savundu.

Şarku’l Avsat’ın Yedioth Ahronoth’tan aktardığına göre yetkililer, projenin arkasında ‘engellenmesi zor, sağlam, profesyonel ve dengeli bir çekirdek oluşturan’ Amerikalı, Arap ve uluslararası isimlerden oluşan bir kadronun bulunduğunu ifade etti.

Ancak aynı yetkililer, Hamas’tan talep edilen hususun ‘taviz verilemeyecek belirleyici unsur’ olduğuna da dikkat çekti.

İlk görev

Barış Konseyi üyesi Yakir Gabay, projenin uygulanmasına ilişkin vizyonunu açıklarken, “İlk görev 70 milyon ton moloz ve patlayıcı kalıntısını temizlemek, geri dönüştürülebilecek malzemeleri değerlendirmek, yüzlerce kilometrelik tüneli yıkıp doldurmak ve Gazze sakinleri için dayanıklı çadırlar ile konteynerlerden oluşan geçici konutları hızla organize etmek olacak. Bu adımlar, altyapı ve konut inşasıyla eş zamanlı yürütülecek” dedi.

dfvfdv
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeyinde, yerinden edilmiş kişiler için kurulan çadırlar (AFP)

Gabay, modern hastaneler, okullar, fabrikalar, tarım alanları, karayolu ve demiryolu ağları, enerji, su ve veri merkezleri ile bir liman ve havaalanı inşasını içeren ayrıntılı bir plan hazırlandığını belirtti.

Ortadoğu’da milyonlarca konut inşa etmiş deneyimli müteahhitlerin projeye dahil edileceğini kaydeden Gabay, ‘uygun maliyetli’ konut üretimi için finansmanın hazır olduğunu, yüz binlerce kişiye istihdam sağlanacağını ifade etti.

Konut ve iş alanlarının yanı sıra 200 otelin inşasının da planlandığını açıkladı.

Gabay ayrıca, bu çerçevede Jared Kushner’ın açıklamalarına atıfta bulunarak, Gazze’de Ali Şaas liderliğinde kurulan teknokrat hükümete ve yolsuzlukla mücadele konusunda sağlanan mutabakata dayandıklarını söyledi.

Yüksek teknoloji girişimcisi ve hükümete bağlı siber merkez danışmanı Liran Tancman ise Amerikalı, Arap ve Filistinli taraflarla iş birliği içinde modern teknolojik çözümler geliştirilmesini öngören bir planın uygulanmasından sorumlu olduğunu belirtti. Gazze Şeridi’nde internet altyapısının 2G’den beşinci nesil teknolojiye yükseltileceğini ve hizmetin halka ücretsiz sunulacağını vaat eden Tancman, Gazze Şeridi’nde üretilen mal ve ürünlerin yurt dışına ihracı için modern mekanizmaların oluşturulduğunu da açıkladı.

Yeni bir çağ

İsrailli yetkililer, Yedioth Ahronoth gazetesine yaptıkları açıklamada, Gazze Şeridi’nin yeniden imar planının fiilen Refah’ta başladığını ve üç yıl süreceğini bildirdi. İsrail’in halihazırda moloz temizleme çalışmalarını yürüttüğünü belirten yetkililer, ilk aşamada 500 bin kişiyi barındıracak 100 bin konut inşa edileceğini, yalnızca altyapı maliyetinin 5 milyar dolar olacağını ifade etti. Hedefin, Gazze Şeridi’ndeki tüm vatandaşlar için 400 bin konut inşa etmek olduğu; altyapı için 30 milyar dolar ve yeniden inşa için aynı tutarda kaynak öngörüldüğü kaydedildi.

vfdvfd
Gazze şehrindeki er-Rimal Mülteci Kampı’nda yerinden edilmiş bir kadın, seyyar su tankerlerinden doldurduğu iki su kabını taşıyor, 21 Şubat 2026 (AFP)

Gazete, Barış Konseyi’nden üst düzey bir üyenin, “Hamas planla olumlu şekilde etkileşime girerse bunun iyi bir karşılığı olur. İsrail’de liderleri için af çıkabilir, hatta silahları para karşılığında satın alınabilir. En önemlisi, Gazze ve halkı dünyaya açık ve bağlantılı yeni bir döneme geçer” ifadelerini aktardı.

Öte yandan The Times of Israel’e konuşan bir ABD’li yetkili, Yedioth Ahronoth’ta yer alan bilgilerin büyük bölümünü doğruladı. Yetkili, “Hamas silah bırakmayı kabul etmeden fon akışı başlamaz. Ancak İsrail’in de olumlu bir tutum sergilemesi gerekecek” dedi.

The Times of Israel’e konuşan bir Arap diplomat ise “Ortadoğu’da kibir tehlikeli olabilir” uyarısında bulunarak, ABD’nin Gazze’nin yeniden inşasını ve bölgede yeni bir teknokrat hükümet kurulmasını kapsayan planının ikinci aşamasının başarıya ulaşması için hem İsrail hem de Hamas üzerindeki sürekli baskının gerekli olacağını söyledi.

Bölgesel arabulucuların Hamas ile yürüttüğü silahsızlanma görüşmelerine de vakıf olduğu belirtilen diplomat, Washington’un bu konuda bir anlaşmaya varılabileceğine inanması için gerekçeler bulunduğunu aktardı.

Ancak diplomat, silahsızlanma sürecinin zaman alacağını ve Hamas’ın bazı üyelerinin, Gazze Şeridi’ni yönetmek üzere oluşturulan Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi gözetimindeki kamu sektörüne entegre edilmesini gerektireceğini ifade etti. İsrail’in bu çerçeveye karşı çıkmasının muhtemel olduğunu belirten diplomat, Tel Aviv yönetiminin söz konusu komitenin başarısını kolaylaştıracağı konusunda da ciddi şüpheler bulunduğunu dile getirdi.


Şarku’l Avsat’a konuşan Lübnan Meclis Başkanı Berri: Meclis seçimlerinin ertelenmesini istemiyorum

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)
Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)
TT

Şarku’l Avsat’a konuşan Lübnan Meclis Başkanı Berri: Meclis seçimlerinin ertelenmesini istemiyorum

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)
Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, Şarku’l Avsat gazetesine verdiği demeçte, ‘Beşli Komite’deki büyükelçilerin 10 Mayıs'ta yapılması planlanan meclis seçimlerinin ertelenmesinden yana olduklarını belirterek “Onlara bunu reddettiğimi ve (Beşli Komite'den) diğer büyükelçilere de teknik olarak parlamento seçimlerinin ertelenmesini veya parlamentonun görev süresinin uzatılmasını desteklemediğimi bildirdim” dedi.

Berri, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Meclisin teknik nedenlerle ertelenmesi veya uzatılması konusunda beni kişisel olarak suçlamaya çalışanları engellemek için seçimlere ilk aday olan bendim. Bu yüzden hem ülke içinde hem de dışında ilgili kişilere, son dakikaya kadar bu konuyu takip edeceğime dair bir mesaj vermek istedim.”

 (Lübnan'ın doğusunda) Bekaa Vadisi’nin orta kesimlerindeki ve kuzeyindeki beldeleri hedef alan İsrail saldırılara değinen Berri, tüm bunları ‘Lübnan'ı Tel Aviv'in koşullarını kabul etmeye zorlamayı amaçlayan yeni bir savaş’ olarak nitelendirdi.


DEAŞ, Suriye Cumhurbaşkanı Şara’yı tehdit edip orduya saldırdı

DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)
DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)
TT

DEAŞ, Suriye Cumhurbaşkanı Şara’yı tehdit edip orduya saldırdı

DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)
DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)

Suriye Savunma Bakanlığı dün, DEAŞ’ın açıklamasından birkaç saat sonra, Rakka'nın kuzey kırsalında kimliği belirsiz kişiler tarafından düzenlenen saldırıda bir askerin ve bir sivilin öldüğünü duyurdu.

DEAŞ tarafından yapılan açıklamada, Suriyeli yetkililere karşı ‘yeni bir saldırı aşaması’ başlatıldığı duyuruldu. Suriye'nin doğusunda düzenlenen saldırının sorumluluğunu üstlenen DEAŞ, terör eylemlerini artırdı.

DEAŞ, cumartesi günü geç saatlerde yayınlanan bir sesli mesajda Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'ya saldırarak, onun kaderinin de devrik Devlet Başkanı Beşşar Esed'in kaderine benzeyeceğini öne sürdü. Mesajda, dünyanın dört bir yanındaki DEAŞ destekçilerini önceki yıllarda yaptıkları gibi Yahudi ve Batılı hedeflere saldırı çağrısı yapıldı.