Irak Türkmenleri gözden kayboluyor: Doğum oranının düşüşünden pişmanlar mı?

Musul’da bir çocuk yük arabası çekerken (Reuters)
Musul’da bir çocuk yük arabası çekerken (Reuters)
TT

Irak Türkmenleri gözden kayboluyor: Doğum oranının düşüşünden pişmanlar mı?

Musul’da bir çocuk yük arabası çekerken (Reuters)
Musul’da bir çocuk yük arabası çekerken (Reuters)

Irak Türkmen Cephesi Başkanı Erşat Salihi, Türkmenleri daha fazla çocuk doğurmaya ve böylece diğer Iraklı topluluklara kıyasla doğum oranlarının az olması durumunu ortadan kaldırmaya çağırdığı bir açıklama yaptı.
Bu açıklama, Irak modern devletinin kuruluşundan bu yana Irak’ın Araplar ve Kürtlerden sonra üçüncü ulusal topluluğu olan bu grubun hislerine ayna tuttu.
Irak Türkmenleri, Kerkük, Musul, Erbil ve Diyala bölgelerinde yoğunlaşıyor. Telafer, Tuzhurmatu, Amerli ve Kifri gibi şehir ve kasabalar daima Türkmen nüfus çoğunluğuna sahip olmuş; Kerkük şehrinde ise tarihi, kültürel ve ekonomik anlamda varlık göstermişlerdir.
Türkmenler, Türk halkı ve devleti ile tarihi ve kültürel ilişkiler geliştirmiştir. O kadar ki Türkmenler, neredeyse aynı dile sahip oldukları Türkler ile aynı ulusal kökenden geldiklerine dair bir inanç besliyorlar.
Gelgelelim Irak’ta Irak Türkmenlerinin rolü ve demografik, siyasi ve ekonomik ağırlığı son yıllarda dikkat çekici bir şekilde geriledi. Irak’ta 1957 yılında yapılan güvenilir bir nüfus sayımı bize, sayıları 136 bin 806’yı bulan Türkmenlerin Irak’ın toplam 6 milyon 057 bin 493 olan nüfusunun yaklaşık yüzde 2.3’ünü oluşturduğunu gösteriyor. 
Iraklı Türkmenlerin halihazırdaki oranı ise bu orandan oldukça düşük ve öngörülebilir gelecekte aşamalı ve devamlı olarak düşüş tehdidi ile karşı karşıya. Geçen meclis seçimlerinde Türkmenler, Merkez Meclisi’nde yalnızca dört koltuk kazanabildi. Bunlardan biri Diyala eyaletinde Şii "Haşd-i Şabi" (Halk Seferberlik Güçleri) tarafından desteklenen el-Fetih listesinin yardımıyla mümkün oldu. Irak Türkmenlerinin en büyük siyasi gücü olan Türkmen Cephesi, Kerkük eyaletinin tamamında yaklaşık 8 bin oyun üzerine çıkamadı. Hesaplamalara göre Iraklı Türkmenlerin sayısı yaklaşık 300 bin ki bu sayı, 2018 yılında yapılan genel sayımda yaklaşık 38 milyon olarak belirlenen Irak nüfusu içerisinde yüzde 1’den daha az bir orana tekabül ediyor.
Güvenlik halinin gerilemesi
Irak Türkmenleri, bölgelerinde siyasi, güvenlik ve askeri koşullarda bir gerileyişten mustarip.  2003-2010 yılları arasında yaşanan ve pek dikkat çekmeyen mezhep temelli iç savaşta en ağır bedeli Türkmenler ödedi. Nitekim bölgeleri, Irak’ın coğrafi ve mezhepsel bölünmesi boyunca yani kuzeybatının uzak noktalarında yer alan Telafer şehrinden güneydoğu bölgesinde yer alan Mendeli ve Bedre kasabalarına kadar uzanıyordu. Bu bölgeler, en yoğun silahlı çatışmalara ve güvenlik sarsıntılarına sahne olan bölgeler. Bundan dolayı bu bölgelerin Türkmenleri arasından özellikle orta ve yüksek tabakadan zengin ve eğitimli olan kesim büyük oranda Türkiye ve Irak Kürdistanı’na göç etmek zorunda kaldı. Türkiye ve Kürdistan toplumuna öyle hızlı uyum sağladılar ki göç ettikleri bölgelere geri dönmeleri biraz zor görünüyor.
Irak Türkmen topluluğu içerisinde mezhep temelli ayrışma boyutu arttı. Iraklı Türkmenler, Irak’ta çekişen radikal güçler arasında bir bölünme yaşadı. Yerel Türkmen siyasi güçler ve hatta Türk müdahalesi bile bu bölünmeyi ortadan kaldıramadı. Zerkavi’nin örgütlerinden DEAŞ’a kadar radikal İslamcı güçlerle ittifak kuran Türkmen gruplar, başta Telafer kasabası olmak üzere bölgelerindeki tüm Şii Türkmenleri sürmeyi başardı. Ancak tehcir edilen bu Şii kesim, Haşd-i Şabi grupları içerisinde örgütlendiler ve bu bölgelere saldırmak üzere Irak ordu güçleri ile birlikte geri dönerek Sünni Türkmenleri bu bölgelerden sınır dışı ettiler.
Şu anda Irak’taki Türkmen istikrarı bozulmuş halde. Ne merkezi hükümet ne de söz konusu bölgelerdeki yerel iktidar tarafından Türkmen bölgelerinin yeniden inşasına dair bir plan geliştiriliyor. Hatta bu bölgelerin çoğu, hayatın her ayrıntısına müdahale eden mezhepçi silahlı grupların yönetimi altında. Şu an mevcut koşullar hiçbir şekilde yerinden edilmiş Türkmenlerin yurtlarına geri dönmelerine yardımcı olmuyor.
Ekonomik durumun gerilemesi
Iraklı Türkmenler, şehir halkının büyük bir çoğunluğunu oluşturuyordu ve coğrafi-sınıfsal konumları onlara ekonomik bir üstünlük sağlıyordu. Ticaret, sanayi ve kamu hizmetleri alanında faaliyet gösteren Türkmenler, bunun yanı sıra gerek devlet teşkilatı gerekse özel sektör olmak üzere bürokrasi ve eğitim kurumları ile merkezi çarşılarda da etkin bir konuma sahipti. Ayrıca tarihi şehir ve kasabalarını çevreleyen geniş Arap ve Kürt kırsalından da faydalanıyorlardı. Bir diğer ifade ile kentteki bu ayrıcalıklı konum, Türkmen halkın elindeki en canlı sermayeydi. Bu durum onlara, toplumlarını kalkındırma ve genel varlıklarını derinleştirme imkânı da sağlıyordu.
Arap ve Kürtlerin şehirlere sürekli ve peş peşe göçleri, üstünlüğü Türkmenlerin elinden alarak bu ayrıcalıklı konumun gerilemesine yol açtı. Araplar ve Kürtler, ekonomik ve sosyal canlılıklarının ve kamusal otoritelerinin kaynağı olarak gördükleri noktalarda Türkmenler ile rekabet eder hale geldi.
Bu sebepten Türkmenler, nüfus artışına güç yetiremedi. Zira şehrin sakinleri olarak aylık gelir düzeyleri sınırlanmış ve kentsel yaşam tarzları daha kayıtlı bir hal almıştı. Yarım asır içerisinde sayılarını altı kattan daha fazlasına katlayan Arap ve Kürtlere göre Türkmenler, nüfuslarını yalnızca iki katına çıkarabildi.
Evet, Iraklı etnik topluluklar on yıllardır göç etmekle uğraşıyor. Ancak Türkmenler arasından daha çok zenginler göç etti. Türkiye, zengin tabakadan birçok Türkmen için her durumda sığınılabilecek güvenli bir liman oldu. Bu tercihte özellikle coğrafi yakınlık, kültür, dil ve ırk uyumu etkili olurken Türkiye’nin son on yıllarda tanık olduğu toplumsal ve ekonomik kalkınma da pay sahibiydi.
Tarihi baskı
Iraklı Türkmenler, kuruluşundan bugüne değin Irak Devleti içerisinde devamlı olarak siyasi bir baskı ile yüzleşti. İlk devirlerinde Irak Devleti, Türkmenlere modern Irak Devleti’nin kuruluşuna en muhalif etnik grup nazarıyla bakıyordu. Devletin gözünde Türkmenler, Türkiye’deki ayaklanışın lideri Mustafa Kemal Atatürk ile daha yakın bir ilişki kuruyor ve Irak’ı ya da en azından Kürt ve Türkmen bölgelerini Türk Devleti’nin bir parçası yapmak için çaba gösteriyorlardı. Bu nedenle İngiliz işgali, 1924 yılında  Britanyalı mareşal Allenby'in Asuri Tümeni tarafından Iraklı Türkmenlere uygulanan katliam ile sonuçlandı.
Türkmen toplumsal hafızası, 1959 yılında iktidar ile Kerkük Türkmenleri arasındaki ünlü çatışma yaşanana kadar bu zulmün sona ermediğini söylüyor. Bu çatışma esnasında silahların hedefi haline gelen mahallelerinde yaklaşık yüz Türkmen öldürüldü.
Bu zulüm hali Irak ulusal iktidar dönemlerinde de devam etti. Nitekim Kerkük ve Musul bölgelerinde şahit olunan Araplaştırma faaliyetleri, Kürtler ile birlikte Türkmenleri de hedefe oturttu. Bunun yanı sıra Türkmenler daha sonra varlık gösterdikleri bölgelerde Arap-Kürt çatışmasının bedelini de ödedi. Zira çatışan iki büyük topluluğa göre daha küçük bir topluluktu.
*Independent Arabia'dan Rüstem Mahmud'ın yazısı



İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyinde bir askerinin öldüğünü duyurdu

İsrail askerleri, Lübnan'ın güneyindeki askeri operasyonlar sırasında (İsrail Ordusu)
İsrail askerleri, Lübnan'ın güneyindeki askeri operasyonlar sırasında (İsrail Ordusu)
TT

İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyinde bir askerinin öldüğünü duyurdu

İsrail askerleri, Lübnan'ın güneyindeki askeri operasyonlar sırasında (İsrail Ordusu)
İsrail askerleri, Lübnan'ın güneyindeki askeri operasyonlar sırasında (İsrail Ordusu)

İsrail ordusu yaptığı açıklamada, İsrail ve Hizbullah'ın birbirini ihlal etmekle suçladığı ateşkesin ortasında, Lübnan'ın güneyinde dün bir askerinin öldüğünü ve bazı askerlerin yaralandığını duyurdu.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre ordu açıklamasında, bir subay ve dört askerin yaralandığı olayda 19 yaşındaki bir çavuşun öldüğünü belirtti.

17 Nisan'da yürürlüğe giren ateşkesin ardından Hizbullah, İsrail'in baskınlarına, bombalamalarına ve binaların yıkımına karşılık olarak güney Lübnan'daki İsrail güçlerini hedef alan operasyonlar düzenleyeceğini veya kuzey İsrail'e füze ve insansız hava araçları (İHA) fırlatacağını defalarca duyurdu.


Irak'ta hükümet açısından "anayasal boşluk" yaşanıyor

Irak'ta hükümet açısından "anayasal boşluk" yaşanıyor
TT

Irak'ta hükümet açısından "anayasal boşluk" yaşanıyor

Irak'ta hükümet açısından "anayasal boşluk" yaşanıyor

Irak’ta, başbakan adayının belirlenmesi için tanınan 15 günlük sürenin dolmasıyla birlikte bugün hükümet düzeyinde anayasal bir boşluk sürecine girildi. “Koordinasyon Çerçevesi” olarak bilinen siyasi ittifakın, cumartesi akşamı yaptığı toplantıda tek bir isim üzerinde uzlaşamaması, sürecin tıkanmasına yol açtı. Bu durum, geçen yılın sonlarında yapılan parlamento seçimlerinin üzerinden beş aydan fazla, Nizar Amedi’nin cumhurbaşkanı seçilmesinin üzerinden ise yaklaşık yarım ay geçmesine rağmen hükümetin kurulamamasına neden oldu.

“Koordinasyon Çerçevesi”, siyasi ve seçim ağırlıkları farklılık gösteren 12 Şii liderden oluşuyor. Bu durum, mevcut Başbakan Muhammed Şiya al-Sudani’nin yerine geçecek yeni ismin belirlenmesini zorlaştırıyor. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre başbakanlık için 40’tan fazla adayın bulunuyor ama buna rağmen uzlaşı sağlanamaması dikkat çekiyor.

Gözlemciler, ülkenin anayasal boşluğa girmesinin Şii “Koordinasyon Çerçevesi” için ciddi bir siyasi baskı oluşturduğunu belirtirken, bazı ittifak üyeleri ise bu durumu, söz konusu boşluk için herhangi bir cezai yaptırım bulunmadığı gerekçesiyle savunmaya çalışıyor.


Mısır'da yüzlerce mahkum cumhurbaşkanlığı affından yararlandı

Dün serbest bırakılan mahkumlardan biri ailesinin yanında (Mısır İçişleri Bakanlığı)
Dün serbest bırakılan mahkumlardan biri ailesinin yanında (Mısır İçişleri Bakanlığı)
TT

Mısır'da yüzlerce mahkum cumhurbaşkanlığı affından yararlandı

Dün serbest bırakılan mahkumlardan biri ailesinin yanında (Mısır İçişleri Bakanlığı)
Dün serbest bırakılan mahkumlardan biri ailesinin yanında (Mısır İçişleri Bakanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi dün, çeşitli davalardan hüküm giymiş 602 mahkum hakkında af kararı aldı.

Mısır İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada “Sina Yarımadası'nın kurtuluş yıl dönümü kutlamaları vesilesiyle ve Cumhurbaşkanı Sisi'nin af koşullarını karşılayan bazı mahkûmlar hakkında aldığı af kararı doğrultusunda Toplumsal Koruma Dairesi (eski adı Cezaevleri Dairesi), af hakkını kazanan mahkumları belirlemek amacıyla ülke genelindeki cezaevlerinde tutuklu dosyalarını incelemek üzere komisyonlar kurdu" ifadelerine yer verildi.

Bakanlığın açıklaması şöyle devam etti:

“Komisyon çalışmaları, 602 tutukluya af kapsamında tahliye kararının uygulanabilir olduğu sonucuyla tamamlandı.”

Mısır, her yıl 25 Nisan'da Sina Yarımadası’nın kurtuluşunu kutluyor. Bu tarih, 1982 yılında İsrail'den geri alınan Sina Yarımadası'nda Mısır bayrağının göndere çekildiği ve barış antlaşması gereği son İsrail askerinin de bölgeden çekildiği tarih.

vfgthyj
Mısır'da cumhurbaşkanlığı affı kapsamında tahliye edilen mahkumlar (Mısır İçişleri Bakanlığı)

İçişleri Bakanlığı’ndan dün yapılan açıklamada, tutukluların tahliyesinin Bakanlığın modernite anlayışıyla ceza politikasını uygulamaya, Islah ve Rehabilitasyon Merkezleri sakinlerine çeşitli bakım hizmetleri sunmaya ve topluma yeniden kazandırılmaya hazır hale getirilen mahkûmların serbest bırakılması yöntemlerini etkin biçimde uygulamaya verdiği önemin bir yansıması olduğu vurgulandı.

Mısır İçişleri Bakanlığı tarafından daha önce yapılan bir açıklamada, tüm Islah ve Rehabilitasyon Merkezleri'nin, ceza sisteminde uluslararası insan hakları standartlarının en üst düzeyine uygun olarak gerçekleştirilen gelişme ve modernleşme süreci çerçevesinde tahliye olan hükümlülere eksiksiz yaşam ve sağlık imkânları sunduğunu ve bu merkezlerin yargı denetimine tabi olduğunu teyit edilmişti.