Irak Türkmenleri gözden kayboluyor: Doğum oranının düşüşünden pişmanlar mı?

Musul’da bir çocuk yük arabası çekerken (Reuters)
Musul’da bir çocuk yük arabası çekerken (Reuters)
TT

Irak Türkmenleri gözden kayboluyor: Doğum oranının düşüşünden pişmanlar mı?

Musul’da bir çocuk yük arabası çekerken (Reuters)
Musul’da bir çocuk yük arabası çekerken (Reuters)

Irak Türkmen Cephesi Başkanı Erşat Salihi, Türkmenleri daha fazla çocuk doğurmaya ve böylece diğer Iraklı topluluklara kıyasla doğum oranlarının az olması durumunu ortadan kaldırmaya çağırdığı bir açıklama yaptı.
Bu açıklama, Irak modern devletinin kuruluşundan bu yana Irak’ın Araplar ve Kürtlerden sonra üçüncü ulusal topluluğu olan bu grubun hislerine ayna tuttu.
Irak Türkmenleri, Kerkük, Musul, Erbil ve Diyala bölgelerinde yoğunlaşıyor. Telafer, Tuzhurmatu, Amerli ve Kifri gibi şehir ve kasabalar daima Türkmen nüfus çoğunluğuna sahip olmuş; Kerkük şehrinde ise tarihi, kültürel ve ekonomik anlamda varlık göstermişlerdir.
Türkmenler, Türk halkı ve devleti ile tarihi ve kültürel ilişkiler geliştirmiştir. O kadar ki Türkmenler, neredeyse aynı dile sahip oldukları Türkler ile aynı ulusal kökenden geldiklerine dair bir inanç besliyorlar.
Gelgelelim Irak’ta Irak Türkmenlerinin rolü ve demografik, siyasi ve ekonomik ağırlığı son yıllarda dikkat çekici bir şekilde geriledi. Irak’ta 1957 yılında yapılan güvenilir bir nüfus sayımı bize, sayıları 136 bin 806’yı bulan Türkmenlerin Irak’ın toplam 6 milyon 057 bin 493 olan nüfusunun yaklaşık yüzde 2.3’ünü oluşturduğunu gösteriyor. 
Iraklı Türkmenlerin halihazırdaki oranı ise bu orandan oldukça düşük ve öngörülebilir gelecekte aşamalı ve devamlı olarak düşüş tehdidi ile karşı karşıya. Geçen meclis seçimlerinde Türkmenler, Merkez Meclisi’nde yalnızca dört koltuk kazanabildi. Bunlardan biri Diyala eyaletinde Şii "Haşd-i Şabi" (Halk Seferberlik Güçleri) tarafından desteklenen el-Fetih listesinin yardımıyla mümkün oldu. Irak Türkmenlerinin en büyük siyasi gücü olan Türkmen Cephesi, Kerkük eyaletinin tamamında yaklaşık 8 bin oyun üzerine çıkamadı. Hesaplamalara göre Iraklı Türkmenlerin sayısı yaklaşık 300 bin ki bu sayı, 2018 yılında yapılan genel sayımda yaklaşık 38 milyon olarak belirlenen Irak nüfusu içerisinde yüzde 1’den daha az bir orana tekabül ediyor.
Güvenlik halinin gerilemesi
Irak Türkmenleri, bölgelerinde siyasi, güvenlik ve askeri koşullarda bir gerileyişten mustarip.  2003-2010 yılları arasında yaşanan ve pek dikkat çekmeyen mezhep temelli iç savaşta en ağır bedeli Türkmenler ödedi. Nitekim bölgeleri, Irak’ın coğrafi ve mezhepsel bölünmesi boyunca yani kuzeybatının uzak noktalarında yer alan Telafer şehrinden güneydoğu bölgesinde yer alan Mendeli ve Bedre kasabalarına kadar uzanıyordu. Bu bölgeler, en yoğun silahlı çatışmalara ve güvenlik sarsıntılarına sahne olan bölgeler. Bundan dolayı bu bölgelerin Türkmenleri arasından özellikle orta ve yüksek tabakadan zengin ve eğitimli olan kesim büyük oranda Türkiye ve Irak Kürdistanı’na göç etmek zorunda kaldı. Türkiye ve Kürdistan toplumuna öyle hızlı uyum sağladılar ki göç ettikleri bölgelere geri dönmeleri biraz zor görünüyor.
Irak Türkmen topluluğu içerisinde mezhep temelli ayrışma boyutu arttı. Iraklı Türkmenler, Irak’ta çekişen radikal güçler arasında bir bölünme yaşadı. Yerel Türkmen siyasi güçler ve hatta Türk müdahalesi bile bu bölünmeyi ortadan kaldıramadı. Zerkavi’nin örgütlerinden DEAŞ’a kadar radikal İslamcı güçlerle ittifak kuran Türkmen gruplar, başta Telafer kasabası olmak üzere bölgelerindeki tüm Şii Türkmenleri sürmeyi başardı. Ancak tehcir edilen bu Şii kesim, Haşd-i Şabi grupları içerisinde örgütlendiler ve bu bölgelere saldırmak üzere Irak ordu güçleri ile birlikte geri dönerek Sünni Türkmenleri bu bölgelerden sınır dışı ettiler.
Şu anda Irak’taki Türkmen istikrarı bozulmuş halde. Ne merkezi hükümet ne de söz konusu bölgelerdeki yerel iktidar tarafından Türkmen bölgelerinin yeniden inşasına dair bir plan geliştiriliyor. Hatta bu bölgelerin çoğu, hayatın her ayrıntısına müdahale eden mezhepçi silahlı grupların yönetimi altında. Şu an mevcut koşullar hiçbir şekilde yerinden edilmiş Türkmenlerin yurtlarına geri dönmelerine yardımcı olmuyor.
Ekonomik durumun gerilemesi
Iraklı Türkmenler, şehir halkının büyük bir çoğunluğunu oluşturuyordu ve coğrafi-sınıfsal konumları onlara ekonomik bir üstünlük sağlıyordu. Ticaret, sanayi ve kamu hizmetleri alanında faaliyet gösteren Türkmenler, bunun yanı sıra gerek devlet teşkilatı gerekse özel sektör olmak üzere bürokrasi ve eğitim kurumları ile merkezi çarşılarda da etkin bir konuma sahipti. Ayrıca tarihi şehir ve kasabalarını çevreleyen geniş Arap ve Kürt kırsalından da faydalanıyorlardı. Bir diğer ifade ile kentteki bu ayrıcalıklı konum, Türkmen halkın elindeki en canlı sermayeydi. Bu durum onlara, toplumlarını kalkındırma ve genel varlıklarını derinleştirme imkânı da sağlıyordu.
Arap ve Kürtlerin şehirlere sürekli ve peş peşe göçleri, üstünlüğü Türkmenlerin elinden alarak bu ayrıcalıklı konumun gerilemesine yol açtı. Araplar ve Kürtler, ekonomik ve sosyal canlılıklarının ve kamusal otoritelerinin kaynağı olarak gördükleri noktalarda Türkmenler ile rekabet eder hale geldi.
Bu sebepten Türkmenler, nüfus artışına güç yetiremedi. Zira şehrin sakinleri olarak aylık gelir düzeyleri sınırlanmış ve kentsel yaşam tarzları daha kayıtlı bir hal almıştı. Yarım asır içerisinde sayılarını altı kattan daha fazlasına katlayan Arap ve Kürtlere göre Türkmenler, nüfuslarını yalnızca iki katına çıkarabildi.
Evet, Iraklı etnik topluluklar on yıllardır göç etmekle uğraşıyor. Ancak Türkmenler arasından daha çok zenginler göç etti. Türkiye, zengin tabakadan birçok Türkmen için her durumda sığınılabilecek güvenli bir liman oldu. Bu tercihte özellikle coğrafi yakınlık, kültür, dil ve ırk uyumu etkili olurken Türkiye’nin son on yıllarda tanık olduğu toplumsal ve ekonomik kalkınma da pay sahibiydi.
Tarihi baskı
Iraklı Türkmenler, kuruluşundan bugüne değin Irak Devleti içerisinde devamlı olarak siyasi bir baskı ile yüzleşti. İlk devirlerinde Irak Devleti, Türkmenlere modern Irak Devleti’nin kuruluşuna en muhalif etnik grup nazarıyla bakıyordu. Devletin gözünde Türkmenler, Türkiye’deki ayaklanışın lideri Mustafa Kemal Atatürk ile daha yakın bir ilişki kuruyor ve Irak’ı ya da en azından Kürt ve Türkmen bölgelerini Türk Devleti’nin bir parçası yapmak için çaba gösteriyorlardı. Bu nedenle İngiliz işgali, 1924 yılında  Britanyalı mareşal Allenby'in Asuri Tümeni tarafından Iraklı Türkmenlere uygulanan katliam ile sonuçlandı.
Türkmen toplumsal hafızası, 1959 yılında iktidar ile Kerkük Türkmenleri arasındaki ünlü çatışma yaşanana kadar bu zulmün sona ermediğini söylüyor. Bu çatışma esnasında silahların hedefi haline gelen mahallelerinde yaklaşık yüz Türkmen öldürüldü.
Bu zulüm hali Irak ulusal iktidar dönemlerinde de devam etti. Nitekim Kerkük ve Musul bölgelerinde şahit olunan Araplaştırma faaliyetleri, Kürtler ile birlikte Türkmenleri de hedefe oturttu. Bunun yanı sıra Türkmenler daha sonra varlık gösterdikleri bölgelerde Arap-Kürt çatışmasının bedelini de ödedi. Zira çatışan iki büyük topluluğa göre daha küçük bir topluluktu.
*Independent Arabia'dan Rüstem Mahmud'ın yazısı



Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi kim?

Irak hükümetini kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi (WAA)
Irak hükümetini kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi (WAA)
TT

Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi kim?

Irak hükümetini kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi (WAA)
Irak hükümetini kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi (WAA)

Bağdat’taki Şii parti liderleriyle yakın ilişkilerine ve aday Başbakan Ali Faleh Kazım ez-Zeydi’nin finansal yatırımlarına rağmen, bu durum onun siyasetle doğrudan ilgilenmeyen geniş halk kesimleri tarafından tanınmasını sağlamadı.

Güvenilir kaynaklar, ez-Zeydi’nin iktidar içindeki ve dışındaki siyasi ve finansal figürlerle çok sayıda ortaklığa sahip olduğunu aktarıyor. Onu yakından tanıyan çevreler, kendisini “son on yılda finansal olarak zenginler kulübüne giren genç isim” olarak tanımlıyor ve sosyal yardımlar yaptığını belirtiyor.

1986 doğumlu, Bağdatlı ve hukuk fakültesi mezunu olan ez-Zeydi’nin kamuoyunda görünmeyi tercih etmediği biliniyor. Buna rağmen, 2010–2014 yılları arasında seçim yarışlarına katılan Sünni Karbuli kardeşlerden Cemal ve Muhammed Karbuli’den “Dicle” televizyon satın aldı.  

Eğer ez-Zeydi hükümeti kurmayı başarırsa, 2004’ten bu yana göreve gelen en genç başbakan olacak.

“Siyasal Çerçeve Koalisyonu” (el-İtar et-Tensiki), uzun süren kriz ve yaklaşık beş aylık müzakerelerin ardından ez-Zeydi’yi başbakan adayı olarak sunarak birçok Iraklıyı şaşırttı. Çünkü ismi daha önce olası adaylar arasında yer almıyordu.

Mali faaliyetler

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Ali ez-Zeydi, Irak Borsası’nda işlem gören ve 2016’da kurulan “Güney İslami Bankası (BJAB)” adlı yatırım ve finans kuruluşunun sahibi ve yönetim kurulu başkanıydı. Banka, 2024 Şubat ayında ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından kara para aklama suçlamalarıyla yaptırım listesine alınmasının ardından, yönetimden çekildi ve görevi kardeşlerinden birine devretti. Bu süreçte Irak Merkez Bankası da bankanın dolar erişimini kısıtladı.

sdhyt
Irak’ta hükümetin kurulmasıyla sonuçlanan ve Ali ez-Zeydi’nin başbakan olarak seçildiği toplantıdan bir kare (Siyasal Çerçeve Koalisyonu)

Ez-Zeydi ayrıca “Al-Owais Grubu”nun sahibidir. Şirket, internet sitesine göre gıda, tarım ve hayvancılık, inşaat, baskı, güvenlik, elektronik ve petrol dahil 15 farklı şirkete sahiptir. Ancak şirket sahibi veya kuruluş yılı belirtilmemektedir.

Tapu kayıtlarına göre şirket 2007’de kurulmuş, daha sonra yeniden yapılandırılarak 99 milyar Irak dinarı (yaklaşık 75 milyon dolar) sermayeli özel anonim şirkete dönüştürülmüştür. Ayrıca 2018’de 2 milyar dinar sermayeli bir petrol hizmetleri şirketi kurulmuştur.

Irak Borsası verilerine göre “Güney İslami Bankası”, 2016’da 250 milyar dinar (yaklaşık 191 milyon dolar) sermaye ile kurulmuş; bu durum, bankanın sermayesinin bir gıda sepetinin maliyetinden bile düşük olduğu yönünde eleştiriler doğurmuştur.

Şirketin toplam yatırımlarının 500 milyon dolara ulaştığı, ayrıca Ticaret Bakanlığı’nın gıda sepeti tedarik sözleşmeleri ile Savunma Bakanlığı’na günlük 300 bin askere gıda temini anlaşmalarını yürüttüğü belirtiliyor. Geçtiğimiz yıl “Şaab Üniversitesi” adında özel bir üniversite de açılmıştır.

Ez-Zeydi’ye yakın kaynaklar, onun eğitim ve medya alanlarında da yatırımları bulunduğunu; bunlar arasında Şaab Üniversitesi, “İştar Tıp Enstitüsü” ve Dicle televizyon kanalının yer aldığını aktarıyor.

Bazı kaynaklara göre Ticaret Bakanlığı, Saddam Hüseyin döneminden kalan ve “petrol karşılığı gıda” anlaşması kapsamında yürütülen gıda sepeti programı için Al-Owais şirketiyle sözleşme yapmıştır. Vatandaşlar ise gıda kalitesinin düşük olmasından ve teslimat gecikmelerinden sıkça şikâyet etmektedir.

Son yıllarda programın kapsamının daraltıldığı ve yaklaşık 18 milyon kişiye indirildiği, bunun gerekçesi olarak ise yüksek gelirli kesimlerin sistemden çıkarılması gösterilmektedir.

Şirketler grubu

Diğer bilgilere göre, Ali ez-Zeydi’nin adına kayıtlı 15 şirket bulunmaktadır. Bu şirketlerin başlangıç sermayeleri toplamda 282 milyar dinar Irak dinarını aşmaktadır. Şirketler; inşaat, gayrimenkul, turizm, petrol ve enerji, gıda sanayisi, cam üretimi, tarım ve hayvancılık, yükseköğretim, sağlık hizmetleri ve finans gibi geniş bir yelpazeye yayılmaktadır.

xsdvgrt
Ali ez-Zeydi’nin yeni Irak hükümetini kurmakla görevlendirildiği an (Cumhurbaşkanlık Ofisi)

En dikkat çeken şirketlerden biri, Irak ordusunun gıda tedarikini sağlayan ve gıda kartı ürünlerini ithal eden “Al-Owais” şirketidir. Ayrıca “Şaab Üniversitesi” de bu grubun önemli projeleri arasında yer almaktadır.

Ez-Zeydi’nin şirketi, Irak ordusuna 41 çeşit kuru ve taze gıda sağlayan anlaşmalar kapsamında yaklaşık 300 bin askerin beslenmesinden sorumludur.

Diğer önemli proje ise “gıda sepeti” programıdır. Bu kapsamda Al-Owais şirketi ile Irak Devlet Gıda Ticaret Şirketi arasında yapılan anlaşma ile 40 milyon kişiye yönelik 7 temel gıda maddesinin tedariki gerçekleştirilmektedir.


Orta Darfur'daki bir mülteci kampına İHA’lı saldırı: Ölü ve yaralılar var

Orta Darfur'daki Hamidiye Mülteci Kampı'na yönelik saldırı (Darfur Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Genel Koordinasyon Merkezi)
Orta Darfur'daki Hamidiye Mülteci Kampı'na yönelik saldırı (Darfur Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Genel Koordinasyon Merkezi)
TT

Orta Darfur'daki bir mülteci kampına İHA’lı saldırı: Ölü ve yaralılar var

Orta Darfur'daki Hamidiye Mülteci Kampı'na yönelik saldırı (Darfur Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Genel Koordinasyon Merkezi)
Orta Darfur'daki Hamidiye Mülteci Kampı'na yönelik saldırı (Darfur Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Genel Koordinasyon Merkezi)

Sudan’da Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK) kontrolü altındaki Darfur bölgesinin orta kesimlerinde yer alan Zalinci şehrinde Hamidiye İç Göç Kampı'na dün insansız hava aracı (İHA) ile düzenlenen saldırıda 15 kişi yaralandı. Bu bilgi bölgede faaliyet gösteren Darfur Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Genel Koordinasyon Merkezi tarafından aktarılırken bir insan hakları örgütü ise saldırıda 6 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi.

Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Koordinasyon Merkezi Sözcüsü Adem Rical, yaralılar arasında durumu ağır olanların bulunduğunu belirterek saldırının evlerde hasarın yanı sıra kadınlar ile çocuklar arasında büyük paniğe yol açtığını söyledi.

Rical, merkezin resmi Facebook sayfası üzerinden yaptığı açıklamada gıda, ilaç ve barınak malzemeleri taşıyan insani yardım konvoylarının hedef alınmasının yanı sıra pazarlar ve sağlık merkezlerine yönelik saldırıların, sivillerin hayatını tehdit eden ve insani yardımın ulaşımını engelleyen ciddi bir tırmanma olduğunu vurguladı.

Darfur bölgesinde faaliyet gösteren gönüllü sivil bir kuruluş olan Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Genel Koordinasyon Merkezi, bu saldırıları en sert ifadelerle kınarken siviller ile insani altyapının hedef alınmaya devam etmesinin yerinden edilmiş kişilerin hayatı için doğrudan tehlike oluşturduğu uyarısında bulundu.

Rical, Birleşmiş Milletleri (BM), Afrika Birliği'ni (AfB), insan hakları ve insani yardım kuruluşlarını sivilleri korumak, yardımın ulaşımını sağlamak ve sorumluları hesaba çekmek amacıyla bağımsız bir uluslararası soruşturma açılması için acilen harekete geçmeye çağırdı.

İnsani durum

Bir insan hakları kuruluşu olan Acil Durum Avukatları Heyeti, Hamidiye Kampı'na yönelik hava saldırısında 6 kişinin hayatını kaybettiğini ve onlarca kişinin çeşitli derecelerde yaralandığını açıkladı.

Heyet tarafından Facebook üzerinden yapılan açıklamada kampın savaştan kaçan binlerce yerinden edilmiş kişiye, büyük çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan bu mağdurlara, ev sahipliği yaptığı belirtildi.

Heyetin açıklamasında ayrıca bölgedeki insani durumun daha da kötüleşmesine yol açan ve sivillerin hayatını doğrudan tehlikeye sokan sivil altyapının tekrar tekrar hedef alınmasına ilişkin ciddi endişeler dile getirildi.

Heyet açıklamasında bu saldırının, kamp içindeki hizmetleri sekteye uğratarak yerinden edilmiş kişilerin barınma, sağlık ve beslenme hizmetlerinin sürekliliğini tehdit etmesi nedeniyle hedefleme anını çok aşan ağır insani sonuçlar doğurduğunu vurguladı. Başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere en kırılgan kesimleri derinden etkileyen bu durum, mevcut insani krizi daha da derinleştiriyor.

Heyet, gelişigüzel hava bombardımanının derhal durdurulması, yardım ulaştırılması ve tıbbi tahliye için acil ve güvenli insani koridorların açılması, sivillerin ve insani altyapının korunmasının sağlanması ile bunların askeri operasyonlardan tamamen uzak tutulması yönündeki taleplerini yineledi. Çatışma bölgelerindeki siviller için asgari koruma gerekliliklerinin güvence altına alınmasını talep etti.

Saldırı, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin geçtiğimiz cuma günü Kuzey Darfur'a giden insani yardım malzemeleri taşıyan bir konvoyu hedef alan İHA’lı saldırıyı kınamasının ardından Darfur'daki yerinden edilmiş kişileri hedef alan en son saldırı olarak kayıtlara geçti.

Askeri operasyonlar

Öte yandan sahada, Darfur Valisi Minni Minnawi liderliğindeki Sudan Kurtuluş Hareketi (SLM-MM) Komutanı Faysal Salih Zekeriya, güçlerinin farklı cephelerde tam hazırlık düzeyine ulaştığını teyit ederek mevcut aşamanın gerekliliklerine göre Darfur bölgesindeki askeri operasyonları sürdürmeye tamamen hazır olduklarını açıkladı.

dfvrfb
SLM-MM Komutanı Faysal Salih Zekeriya (SLM-MM Basın Sözcülüğü Ofisi)

SLM-MM Basın Sözcülüğü Ofisi’nin aktardığı açıklamada Zekeriya, komutası altındaki güçlerin ‘görevleri yerine getirmek üzere harekete geçmek için askeri komuta talimatlarını beklediğini’ ifade etti. Zekeriya, El-Faşir şehri muharebelerinin operasyonlar sürecinde kritik bir dönüm noktası oluşturduğunu ve şehrin kurtarılmasının bölgedeki genel güvenlik durumuna olumlu yansıyacağını da vurguladı.

Kordofan'ın batı cephesindeki kuvvetlerin ise ‘kararlılık ve sebatla gelecekteki her türlü muharebeye hazır olduğuna’ dikkati çekti.

Zekeriya sözlerini şöyle sürdürdü:

“El-Faşir'deki ihlaller, savaşı sonuçlandırmak ve ülke toprakları üzerinde tam kontrolü yeniden tesis etmek amacıyla Sudan ordusu ile Ortak Kuvvetler arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi yoluyla acil adımlar atılmasını gerektiriyor.”

Daha önce HDK'ya karşı Sudan ordusu saflarına katılan silahlı mücadele hareketlerinden oluşan Ortak Kuvvetler, Cibril İbrahim liderliğindeki Adalet ve Eşitlik Hareketi ile Minni Minnawi liderliğindeki SLM’den oluşuyor.

sdvbrt
SLM-MM’ye bağlı birlikler (SLM-MM Basın Sözcülüğü Ofisi)

 


Orta Darfur'daki bir mülteci kampına İHA’lı saldırı: Ölü ve yaralılar var

Orta Darfur'daki Hamidiye Mülteci Kampı'na İHA saldırısı (Yerinden Edilmişler ve Mülteciler Koordinasyonu)
Orta Darfur'daki Hamidiye Mülteci Kampı'na İHA saldırısı (Yerinden Edilmişler ve Mülteciler Koordinasyonu)
TT

Orta Darfur'daki bir mülteci kampına İHA’lı saldırı: Ölü ve yaralılar var

Orta Darfur'daki Hamidiye Mülteci Kampı'na İHA saldırısı (Yerinden Edilmişler ve Mülteciler Koordinasyonu)
Orta Darfur'daki Hamidiye Mülteci Kampı'na İHA saldırısı (Yerinden Edilmişler ve Mülteciler Koordinasyonu)

Sudan Darfur’daki “Yerinden Edilmişler ve Mülteciler Genel Koordinasyonu”nun aktardığına göre, “Hızlı Destek Kuvvetleri”nin kontrolü altında olan bölgede, Orta Darfur’un Zalinci kentinde bulunan El-Hamidiyye yerinden edilmişler kampına yönelik dün gerçekleşen insansız hava aracı (İHA) saldırısında 15 kişi yaralandı. Bir insan hakları örgütü ise saldırıda 6 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi.

Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Koordinasyon Merkezi Sözcüsü Adem Rical, yaralılar arasında durumu ağır olanların bulunduğunu belirterek, saldırının evlerde hasarın yanı sıra kadınlar ve çocuklar arasında büyük paniğe yol açtığını belirtti.

Rical, merkezin resmi Facebook sayfası üzerinden yaptığı açıklamada gıda, ilaç ve barınak malzemeleri taşıyan insani yardım konvoylarının hedef alınmasının yanı sıra pazarlar ve sağlık merkezlerine yönelik saldırıların, sivillerin hayatını tehdit eden ve insani yardımın ulaşımını engelleyen ciddi bir tırmanma olduğunu vurguladı.

Darfur bölgesinde faaliyet gösteren gönüllü sivil kuruluş olan Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Genel Koordinasyon Merkezi, bu saldırıları en sert ifadelerle kınarken, sivillerle insani altyapının hedef alınmaya devam etmesinin yerinden edilmiş kişilerin hayatı için doğrudan tehlike oluşturduğu uyarısında bulundu.

Rical, Birleşmiş Milletleri (BM), Afrika Birliği'ni (AfB), insan hakları ve insani yardım kuruluşlarını sivilleri korumak, yardımın ulaşımını sağlamak ve sorumluları hesap sormak amacıyla bağımsız bir uluslararası soruşturma açılması için acilen harekete geçmeye çağırdı.

İnsani durum

Bir insan hakları kuruluşu olan Acil Durum Avukatları Heyeti, Hamidiye Kampı'na yönelik hava saldırısında 6 kişinin hayatını kaybettiğini ve onlarca kişinin çeşitli derecelerde yaralandığını açıkladı.

Heyet tarafından Facebook üzerinden yapılan açıklamada kampın savaştan kaçan binlerce yerinden edilmiş kişiye, büyük çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan mağdurlara, ev sahipliği yaptığı belirtildi.

Heyetin açıklamasında ayrıca bölgedeki insani durumun daha da kötüleşmesine yol açan ve sivillerin hayatını doğrudan tehlikeye sokan sivil altyapının tekrar tekrar hedef alınmasına ilişkin ciddi endişeler dile getirildi.

Heyet açıklamasında bu saldırının, kamp içindeki hizmetleri sekteye uğratarak yerinden edilmiş kişilerin barınma, sağlık ve beslenme hizmetlerinin sürekliliğini tehdit etmesi nedeniyle hedefleme anını çok aşan ağır insani sonuçlar doğurduğu vurgunladı. Başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere en kırılgan kesimleri derinden etkileyen bu durum, mevcut insani krizi daha da derinleştiriyor.

Heyet, gelişigüzel hava bombardımanının derhal durdurulması, yardım ulaştırılması ve tıbbi tahliye için acil ve güvenli insani koridorların açılması, sivillerin ve insani altyapının korunmasının sağlanması, bunların askeri operasyonlardan tamamen uzak tutulması yönündeki taleplerini yineledi. Çatışma bölgelerindeki siviller için asgari koruma gerekliliklerinin güvence altına alınmasını talep etti.

Saldırı, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin geçtiğimiz cuma günü Kuzey Darfur'a giden insani yardım malzemeleri taşıyan bir konvoyu hedef alan İHA’lı saldırıyı kınamasının ardından Darfur'daki yerinden edilmiş kişileri hedef alan son saldırı olarak kayıtlara geçti.

Askeri operasyonlar

Öte yandan sahada, Darfur Valisi Minni Minnawi liderliğindeki Sudan Kurtuluş Hareketi (SLM-MM) Komutanı Faysal Salih Zekeriya, güçlerinin farklı cephelerde tam hazırlık düzeyine ulaştığını teyit ederek, mevcut aşamanın gerekliliklerine göre Darfur bölgesindeki askeri operasyonları sürdürmeye tamamen hazır olduklarını açıkladı.

SLM-MM Komutanı Faysal Salih Zekeriya (SLM-MM Basın Sözcülüğü Ofisi)SLM-MM Komutanı Faysal Salih Zekeriya (SLM-MM Basın Sözcülüğü Ofisi)

SLM-MM Basın Sözcülüğü Ofisi’nin aktardığı açıklamada Zekeriya, komutası altındaki güçlerin ‘görevleri yerine getirmek üzere harekete geçmek için talimat beklediğini’ ifade etti. Zekeriya, El-Faşir şehri muharebelerinin operasyonlar sürecinde kritik bir dönüm noktası oluşturduğunu ve şehrin kurtarılmasının bölgedeki genel güvenlik durumuna olumlu yansıyacağını da vurguladı.

Kurdufan'ın batı cephesindeki kuvvetlerin ise ‘kararlılık ve sebatla gelecekteki her türlü muharebeye hazır olduğuna’ dikkati çekti.

SLM-MM’ye bağlı birlikler (SLM-MM Basın Sözcülüğü Ofisi)SLM-MM’ye bağlı birlikler (SLM-MM Basın Sözcülüğü Ofisi)

Zekeriya sözlerini şöyle sürdürdü:

“El-Faşir'deki ihlaller, savaşı sonuçlandırmak ve ülke toprakları üzerinde tam kontrolü yeniden tesis etmek amacıyla Sudan ordusu ile Ortak Kuvvetler arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi yoluyla acil adımlar atılmasını gerektiriyor.”

Daha önce HDK'ya karşı Sudan ordusu saflarına katılan silahlı mücadele hareketlerinden oluşan Ortak Kuvvetler, Cibril İbrahim liderliğindeki Adalet ve Eşitlik Hareketi ile Minni Minnawi liderliğindeki SLM’den oluşuyor.