AP seçimleri: Geleneksel siyasi güçler ve popülistlerin Avrupa çekişmesi

Avrupa Parlamentosu’nun Brüksel’deki binası (AP)
Avrupa Parlamentosu’nun Brüksel’deki binası (AP)
TT

AP seçimleri: Geleneksel siyasi güçler ve popülistlerin Avrupa çekişmesi

Avrupa Parlamentosu’nun Brüksel’deki binası (AP)
Avrupa Parlamentosu’nun Brüksel’deki binası (AP)

Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerine kısa bir süre kala Avrupalı liderlerin çoğu, popülistlerin yükselişine karşı destekçilerini seferber etmek ve geleneksellerin seçimlerdeki düşük katılım oranlarını artırmak için harekete geçti. AP seçimleri yarın, Avrupa projesi karşıtı güçlerin hızla yükseldiği İngiltere ve Hollanda’da yapılacak seçimlerle başlayacak.
Aşırı sağcı partilerin hızlı yükselişine karşı çıkanların ön saflarında yer alan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron dün yerel gazetelerde yayınlanan röportajında Avrupa’daki “bölünme” potansiyelinin Avrupa Birliği’nin (AB) “bekasına yönelik bir tehlike” oluşturduğu konusunda uyardı. Fransız Haber Ajansı’nın (AFP) haberine göre Macron, bu nedenle Avrupa seçimleri kampanyasına doğrudan katılım gösterdi.
Öte yandan Macron, Ocak ayında “Avrupa tehlikede” başlıklı bir bildiriyi imzalayan ve “popülist akım” karşısında seferberlik çağrısında bulunan Avrupalı aydınlarla dün öğle yemeğinde bir araya geldi. Bununla birlikte yapılan son anketlerde, Marine Le Pen liderliğindeki Fransız aşırı sağının aldığı destekle Macron’un aldığı desteğin neredeyse başa baş gittiğine vurgu yapıldı.
Fransa’da yaklaşık 40 yerel gazetede yayınlanan röportajda Macron, “neden seçimleri bir kenarda durup izleyemediğini ve neden aktif bir katılımcı olması gerektiğini” şöyle açıkladı;
“Önümüzdeki seçimler 1979 yılından bu yana yapılan seçimlerin en önemlisi. Çünkü Avrupa Birliği bugün varoluşsal bir tehditle karşı karşıya. Eğer barışı tesis eden ve bölünmeyi durduran Avrupa’yı terk edersem, tarihe karşı sorumlu olacağım.”
Macron’un Avrupa planı
Röportajda bir takım önerilerde bulunan Macron, seçimlerden sonra bir “Avrupa Kuruluş Anlaşması” imzalanması ve önümüzdeki 5 yıl içinde Avrupa’nın stratejisi ve bunun sonucunda ulaşılan anlaşmaların değiştirilmesi için vatandaşları ve siyasi liderleri bu anlaşmaya dâhil etmeyi istiyor.
Fransa Cumhurbaşkanı çevreyle ilgili bir soruya, Avrupa’da akaryakıta ortak vergi uygulanması çağrısında bulunarak yanıt verdi. Pazartesi günü Portekiz Başbakanı Antonio Costa ile bir araya gelen Macron, “milliyetçilik yaparak Avrupa'yı yok etmeye çalışanlarla” mücadele için “ilerlemecilerin kapsamlı bir koalisyon inşa etmesi” çağrısı yaptı. Öte yandan Macron’un muhalifleri, özellikle kurucusu olduğu iktidardaki Cumhuriyet Yürüyüşü hareketinin (LREM) afişinde tek başına görünmesinin ardından Avrupa seçim kampanyasına doğrudan katılımını şiddetle kınadılar.
Macron’a tepkiler yükseliyor
Aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) partisi lideri Jordan Bardella Twitter hesabından paylaştığı mesajda, “Emmanuel Macron, cumhurbaşkanlığı görevini kötüye kullanıyor ve bir çete lideri gibi davranıyor" dedi. Bardella mesajında, Macron’u cumhuriyete karşı gelmekle suçladı. Merkez Sağ Cumhuriyetçiler Partisi yetkililerinden Guillaume Larrivé ise “Bu seçimler, ‘ya Macron’lasın ya da değilsin’ yahut ‘ya Le Pen’lesin ya da değilsin’ şeklinde bir referandum olması için hazırlanmış” diyerek, Macron’un seçimlere katılımını şiddetle eleştirdi.
Aşırı sağcı “Boyun Eğmeyen Fransa” partisinden Manon Aubry de, Macron’un sanki “ya ben ya kaos” dercesine hareket ettiğini belirterek, “Ancak gerçek şu ki elimizde bir kaos bir de Macron var. Çünkü Avrupa’daki liberal politikalardan kısmen sorumlu” ifadelerini kullandı.
Diğer yandan eğer Macron’un partisi yerini, RN’ye bırakmak zorunda kalırsa Cumhurbaşkanı’nın 6 aydır devam eden “Sarı Yelekliler” hareketiyle zaten zayıflamış olan manevra kabiliyeti daha da azalacak. Ancak Macron röportajındaki bu suçlamalara karşılık, “Seçim kampanyasında kendimi bu temelde öne sürmüyorum” dedi.
Steve Bannon sesleri
Başbakan Edouard Philippe tıpkı diğer hükümet yetkilileri gibi RN’ye karşı sert bir kampanya yürütürken RN’yi ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Avrupa’yı zayıflatmak için kullandığı “Truva Atı” olmakla suçladı. Ancak bu kampanyanın asıl hedefinde, özellikle Fransız basınına verdiği röportajlarda Marine Le Pen’i öven, Trump'ın eski danışmanı aşırı sağcı Steve Bannon bulunuyor.
Steve Bannon’u “ABD yönetimine yakın bir isim” olarak tanımlayan Macron, ilk kez milliyetçiler ve yabancıların çıkarları için “Avrupa'yı parçalamaya” yönelik bir suç ortaklığı oluştuğunu söyledi. Macron ayrıca “Ruslar ve aşırılık yanlısı partilere fon sağlayarak ve onlara yardım ederek daha önce hiç bu kadar rol oynamayan diğerlerine de” sert eleştirilerde bulundu.
Merkel’den liderlere çağrı
Öte yandan Almanya Başbakanı Angela Merkel, popülistlerin yükselişine karşı daha önce uyarıda bulunarak, Avrupalı liderleri, “Avrupa'yı yok etmek isteyen akımlara” karşı “net bir duruş” sergilemeye çağırmıştı.
Geleneksel siyasi güçlerin bu hareketi karşısında Avrupalı aşırı sağcılar İtalya İçişleri Bakanı ve Kuzey Ligi lideri Matteo Salvini’nin Milano’da gerçekleştirdiği büyük mitingin ardından Uluslar ve Özgürlük Avrupası (ENF) çatısı altında saflarını birleştirdiler. ENF çatısı altında bir araya gelen partiler ise şöyle; Fransa’dan FN Partisi, Hollanda’dan Özgürlük Partisi (PVV), Belçika’dan Flaman Çıkarı (VB) ve İtalya’dan Kuzey Ligi (Lega Nord) Partisi.
Aşırı sağcıları Milano’da bir araya getiren olay ise, Avusturya'da sağcı Halk Partisi (ÖVP) ve aşırı sağcı Özgürlük Partisi (FPÖ) arasındaki hükümet koalisyonunun çökmesine neden olan skandal oldu.
Fransız aşırı sağının lideri Le Pen, Avusturya Başbakan Yardımcısı ve FPÖ Genel Başkanı Heinz Christian Strache’yi 2017’deki genel seçimler öncesinde partisine yardım sağlanması için Ruslarla yaptığı görüşmeye ait bir videonun ortaya çıkması üzerine istifa etmesinin ardından müttefikini “büyük bir yarık” oluşturmakla suçlayarak kınadı. Ancak Le Pen’in kendisini aşırı sağcı bir liderin neden olduğu bu skandaldan uzaklaştırma girişimi, muhaliflerinin bu konuyu ona karşı kullanmasını engelleyemedi.
Salvini’ye sert eleştiri
AP’nin Belçikalı milletvekili Guy Verhofstadt, söz konusu skandal üzerinden İtalyan aşırı sağcı lider Salvini’ye sert eleştirilerde bulundu. Bununla birlikte Verhofstadt’ın lideri olduğu AP’deki Avrupa İçin Liberal ve Demokrat İttifakı (ALDE), Emmanuel Macron’un partisinden AP’ye ilk defa girecek olan milletvekilleriyle birlikte üçüncü bir güç oluşturmayı umuyor.
Twitter hesabı üzerinden yayınladığı mesajda, Matteo Salvini'ye yüklenen Belçikalı parlamenter “Siz ve arkadaşlarınız; Marine Le Pen (Fransa), Heinz Christian Strache (Avusturya), Viktor Orban (Macaristan), Nigel Farage (İngiltere) Avrupa'yı yıkmak için Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'den destek alıyorsunuz” ifadelerini kullandı. Daha sonra İtalyan lidere meydan okuyan Verhofstadt yüz yüze bir tartışma teklifinde bulunarak, “Bana sadece nerede olmasını istediğini söyle, orada olacağım” dedi.
Öte yandan AB İşlerinden Sorumlu Bakanlar toplantısına katılmak üzere Brüksel'e gelen Almanya’nın AB İlişkileri Bakanı Michael Roth burada yaptığı açıklamada, Avusturya'daki skandalın, “AB’yi milliyetçilerin ve popülistlerin ellerine” bırakılmaması için seçimlerin öncesinde gelen bir uyarı niteliğinde olduğunu söyledi.
Juncker: Aşırı sağ tehdidini ortadan kaldırmak için…
Ekim ayında görev süresi sona erecek olan Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker, Viyana'da katıldığı bir konferans sırasında, “savaşmaya değer bir yerde savaşılması” çağrısında bulunarak, “Sendikaların, sosyal demokratların, Hıristiyan demokratların ve diğerlerinin yaklaşmakta olan Avrupa seçimleri sırasında ve gelecek 10 yıl içinde aşırı sağ tehdidini ortadan kaldırmak için bir araya gelmek zorunda olduklarını açıkça söylememe dahi gerek yok” dedi.
Robert Schuman Vakfı’ndan Sylvain Kahn ise konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Bu savaşta aşırı sağcı ve radikal hareketler başlı başına yeni bir olgudur. Çünkü aşırı sağcı liderler şimdiye kadar milli ideolojilerine dayanarak sınır ötesi siyasi yaşamları ve milletleri reddettiler” dedi.
Pazartesi günü yayınlanan “Avrupa’da eksenin aşırı sağa kaymasına” ilişkin çalışmasında Kahn, “Söz konusu siyasi partilerin büyük bir çoğunluğu hali hazırda AB ülkelerindeki hükümet koalisyonlarına katılmış veya katılmak üzere olduğundan, Avrupa siyasi sahnesinde zaten etkililer” ifadelerini kullandı.



İsrail merkezli bir STK, UCM’de İspanya Başbakanı aleyhine dava açtı

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, başkent Madrid'de düzenlenen bir basın toplantısında (AFP)
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, başkent Madrid'de düzenlenen bir basın toplantısında (AFP)
TT

İsrail merkezli bir STK, UCM’de İspanya Başbakanı aleyhine dava açtı

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, başkent Madrid'de düzenlenen bir basın toplantısında (AFP)
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, başkent Madrid'de düzenlenen bir basın toplantısında (AFP)

Dünya genelinde ‘İsrail’in düşmanları’ olarak nitelendirdiği kişilere karşı yasal işlemler yürüten Tel Aviv merkezli bir sivil toplum kuruluşu (STK) olan Şurat HaDin dün, İspanya Başbakanı Pedro Sanchez hakkında İran'a yapılan ihracat nedeniyle ‘savaş suçlarının işlenmesine yardım’ suçlamasıyla Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde (UCM) yasal işlem başlatılması talebinde bulunduğunu açıkladı. Davada İspanya, ‘Tahran rejimi ve temsilcilerinin askeri amaçlarla ihtiyaç duyduğu bileşenleri’ sağladığı gerekçesiyle suçlanıyor.

Roma Statüsü'nün 15. maddesi uyarınca açılan davada Şurat HaDin, İspanya'nın fünyeler ve patlayıcılarda kullanılabilecek yaklaşık 1,3 milyon euro değerinde çift kullanımlı ürünlerin ihracatına izin verdiğini öne sürüyor.

Şurat HaDin tarafından yapılan açıklamada, “Bu maddeler zararsız endüstriyel ürünler değil, patlayıcıların çalışmasını sağlayan hayati bileşenler ve sivillere yönelik saldırılarda kullanılmasının beklendiği ve makul görüldüğü koşullarda nakledilmiştir” denildi.

Dava, 2023 yılının ekim ayında Gazze Şeridi’ndeki savaşın başlamasından bir yıl sonra Madrid'in Filistin devletini tanımasıyla daha da şiddetlenen iki ülke arasındaki diplomatik gerginliğin devvam ettiği bir dönemde açıldı.

Sosyalist bir isim olan Başbakan Sanchez, ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a karşı başlattıkları savaşa da karşı çıkmış ve bu durum İsrail'in tepkisini çekmişti.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu geçtiğimiz hafta, Madrid'in savaş sonrası Gazze'de istikrarı sağlamak için ABD liderliğindeki bir girişime katılmasını engelledi ve İspanya'yı ‘İsrail'e karşı diplomatik bir kampanya yürütmekle’ suçladı.


Abluka altında diplomasi: Hürmüz için yeni müzakere arayışı

Dün Tahran’da İran ile ABD arasında iki haftalık ateşkesin yürürlüğe girmesinden birkaç gün önce ABD-İsrail hava saldırılarının hedefi olan bir apartmanın önünde gazetecilere açıklamalarda buluanan İranlı bir din adamı (AFP)
Dün Tahran’da İran ile ABD arasında iki haftalık ateşkesin yürürlüğe girmesinden birkaç gün önce ABD-İsrail hava saldırılarının hedefi olan bir apartmanın önünde gazetecilere açıklamalarda buluanan İranlı bir din adamı (AFP)
TT

Abluka altında diplomasi: Hürmüz için yeni müzakere arayışı

Dün Tahran’da İran ile ABD arasında iki haftalık ateşkesin yürürlüğe girmesinden birkaç gün önce ABD-İsrail hava saldırılarının hedefi olan bir apartmanın önünde gazetecilere açıklamalarda buluanan İranlı bir din adamı (AFP)
Dün Tahran’da İran ile ABD arasında iki haftalık ateşkesin yürürlüğe girmesinden birkaç gün önce ABD-İsrail hava saldırılarının hedefi olan bir apartmanın önünde gazetecilere açıklamalarda buluanan İranlı bir din adamı (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın dün İran ile müzakerelerin önümüzdeki iki gün içinde yeniden başlayabileceğini açıklamasının ardından, Hürmüz Boğazı’ndaki gerginlik devam ederken Washington ile Tahran arasında yeni bir müzakere turu ufukta göründü.

Trump, ABD'nin geniş çaplı bir askeri operasyonla İran limanlarına abluka uygulamaya devam ettiği bir dönemde New York Post gazetesine yaptığı bu açıklamada, “Önümüzdeki iki gün içinde bir şeyler olabilir, oraya (Pakistan’a) gitmeye daha meyilliyiz” dedi.

Pakistan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Asim Munir'in görüşmelerde ‘harika bir iş’ çıkardığını söyleyen Trump, “O harika, bu yüzden oraya (Pakistan) geri dönebiliriz” ifadelerini kullandı.

Reuters kaynakları, müzakerelerin cuma ile pazar günleri arasındaki bir zaman aralığın yapılabileceğini belirtirken, Associated Press (AP) görüşmelerin yarın yapılacağını öngördü. Buna karşın, İran’ın resmi haber ajanslarından IRNA, Pakistan'ın arabuluculuğu halen sürdürdüğünü, ancak şimdiye kadar resmi bir karar alınmadığını bildirdi. ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance yaptığı bir açıklamada, Washington'ın İran'dan zenginleştirilmiş uranyumu çıkarmak ve gelecekte uranyum zenginleştirmesini engellemek istediğini vurgulayarak “Top İran'da” dedi.

ABD'li kaynaklar, Washington’ın zenginleştirmeyi 20 yıl süreyle askıya almayı hedeflediğini, buna karşılık İran'ın ise Trump'ın reddettiği, nükleer faaliyetleri 5 yıl süreyle askıya alma önerisini sunduğunu belirtti.

Öte yandan ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Hürmüz Boğazı’nda İran limanlarına giden veya bu limanlardan ayrılan gemilere uygulanan ablukaya 10 binden fazla askerin, 12'den fazla savaş gemisinin ve 100'den fazla uçağın katıldığını, ilk 24 saat içinde altı geminin emirlere uyduğunu duyurdu.

Diğer taraftan İranlı milletvekilleri Hürmüz Boğazı ile ilgili tutumlarını sertleştirdi. Milletvekilleri, bu durumu müzakerelerle ilişkilendirdi. İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Sözcüsü İbrahim Rızai, bir hafta sonra sona erecek ateşkesin ‘yeni bir tehdide ve yeniden silahlanmaya zemin hazırlamaması gerektiğini’ söyledi.


ABD, Venezuela Merkez Bankası'na uygulanan yaptırımları kaldırdı

Venezuela'nın başkenti Karakas'taki Venezuela Merkez Bankası binasında polis memurları ve güvenlik personeli, 20 Haziran 2016 (Reuters)
Venezuela'nın başkenti Karakas'taki Venezuela Merkez Bankası binasında polis memurları ve güvenlik personeli, 20 Haziran 2016 (Reuters)
TT

ABD, Venezuela Merkez Bankası'na uygulanan yaptırımları kaldırdı

Venezuela'nın başkenti Karakas'taki Venezuela Merkez Bankası binasında polis memurları ve güvenlik personeli, 20 Haziran 2016 (Reuters)
Venezuela'nın başkenti Karakas'taki Venezuela Merkez Bankası binasında polis memurları ve güvenlik personeli, 20 Haziran 2016 (Reuters)

ABD Hazine Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, Venezuela merkez bankasına ve ülkedeki diğer üç bankacılık kurumuna uygulanan yaptırımların kaldırıldığını duyurdu.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığı habere göre Venezuela'ya uygulanan bazı ekonomik yaptırımların kaldırılması, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın mart ayında iki ülke arasında 2019'dan beri kesilmiş olan diplomatik ilişkilerin yeniden başlatılacağını duyurmasının ardından, Karakas ve Washington arasındaki ilişkilerin kademeli olarak normalleşmesinin devamı olarak gerçekleşti.