AP seçimleri: Geleneksel siyasi güçler ve popülistlerin Avrupa çekişmesi

Avrupa Parlamentosu’nun Brüksel’deki binası (AP)
Avrupa Parlamentosu’nun Brüksel’deki binası (AP)
TT

AP seçimleri: Geleneksel siyasi güçler ve popülistlerin Avrupa çekişmesi

Avrupa Parlamentosu’nun Brüksel’deki binası (AP)
Avrupa Parlamentosu’nun Brüksel’deki binası (AP)

Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerine kısa bir süre kala Avrupalı liderlerin çoğu, popülistlerin yükselişine karşı destekçilerini seferber etmek ve geleneksellerin seçimlerdeki düşük katılım oranlarını artırmak için harekete geçti. AP seçimleri yarın, Avrupa projesi karşıtı güçlerin hızla yükseldiği İngiltere ve Hollanda’da yapılacak seçimlerle başlayacak.
Aşırı sağcı partilerin hızlı yükselişine karşı çıkanların ön saflarında yer alan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron dün yerel gazetelerde yayınlanan röportajında Avrupa’daki “bölünme” potansiyelinin Avrupa Birliği’nin (AB) “bekasına yönelik bir tehlike” oluşturduğu konusunda uyardı. Fransız Haber Ajansı’nın (AFP) haberine göre Macron, bu nedenle Avrupa seçimleri kampanyasına doğrudan katılım gösterdi.
Öte yandan Macron, Ocak ayında “Avrupa tehlikede” başlıklı bir bildiriyi imzalayan ve “popülist akım” karşısında seferberlik çağrısında bulunan Avrupalı aydınlarla dün öğle yemeğinde bir araya geldi. Bununla birlikte yapılan son anketlerde, Marine Le Pen liderliğindeki Fransız aşırı sağının aldığı destekle Macron’un aldığı desteğin neredeyse başa baş gittiğine vurgu yapıldı.
Fransa’da yaklaşık 40 yerel gazetede yayınlanan röportajda Macron, “neden seçimleri bir kenarda durup izleyemediğini ve neden aktif bir katılımcı olması gerektiğini” şöyle açıkladı;
“Önümüzdeki seçimler 1979 yılından bu yana yapılan seçimlerin en önemlisi. Çünkü Avrupa Birliği bugün varoluşsal bir tehditle karşı karşıya. Eğer barışı tesis eden ve bölünmeyi durduran Avrupa’yı terk edersem, tarihe karşı sorumlu olacağım.”
Macron’un Avrupa planı
Röportajda bir takım önerilerde bulunan Macron, seçimlerden sonra bir “Avrupa Kuruluş Anlaşması” imzalanması ve önümüzdeki 5 yıl içinde Avrupa’nın stratejisi ve bunun sonucunda ulaşılan anlaşmaların değiştirilmesi için vatandaşları ve siyasi liderleri bu anlaşmaya dâhil etmeyi istiyor.
Fransa Cumhurbaşkanı çevreyle ilgili bir soruya, Avrupa’da akaryakıta ortak vergi uygulanması çağrısında bulunarak yanıt verdi. Pazartesi günü Portekiz Başbakanı Antonio Costa ile bir araya gelen Macron, “milliyetçilik yaparak Avrupa'yı yok etmeye çalışanlarla” mücadele için “ilerlemecilerin kapsamlı bir koalisyon inşa etmesi” çağrısı yaptı. Öte yandan Macron’un muhalifleri, özellikle kurucusu olduğu iktidardaki Cumhuriyet Yürüyüşü hareketinin (LREM) afişinde tek başına görünmesinin ardından Avrupa seçim kampanyasına doğrudan katılımını şiddetle kınadılar.
Macron’a tepkiler yükseliyor
Aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) partisi lideri Jordan Bardella Twitter hesabından paylaştığı mesajda, “Emmanuel Macron, cumhurbaşkanlığı görevini kötüye kullanıyor ve bir çete lideri gibi davranıyor" dedi. Bardella mesajında, Macron’u cumhuriyete karşı gelmekle suçladı. Merkez Sağ Cumhuriyetçiler Partisi yetkililerinden Guillaume Larrivé ise “Bu seçimler, ‘ya Macron’lasın ya da değilsin’ yahut ‘ya Le Pen’lesin ya da değilsin’ şeklinde bir referandum olması için hazırlanmış” diyerek, Macron’un seçimlere katılımını şiddetle eleştirdi.
Aşırı sağcı “Boyun Eğmeyen Fransa” partisinden Manon Aubry de, Macron’un sanki “ya ben ya kaos” dercesine hareket ettiğini belirterek, “Ancak gerçek şu ki elimizde bir kaos bir de Macron var. Çünkü Avrupa’daki liberal politikalardan kısmen sorumlu” ifadelerini kullandı.
Diğer yandan eğer Macron’un partisi yerini, RN’ye bırakmak zorunda kalırsa Cumhurbaşkanı’nın 6 aydır devam eden “Sarı Yelekliler” hareketiyle zaten zayıflamış olan manevra kabiliyeti daha da azalacak. Ancak Macron röportajındaki bu suçlamalara karşılık, “Seçim kampanyasında kendimi bu temelde öne sürmüyorum” dedi.
Steve Bannon sesleri
Başbakan Edouard Philippe tıpkı diğer hükümet yetkilileri gibi RN’ye karşı sert bir kampanya yürütürken RN’yi ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Avrupa’yı zayıflatmak için kullandığı “Truva Atı” olmakla suçladı. Ancak bu kampanyanın asıl hedefinde, özellikle Fransız basınına verdiği röportajlarda Marine Le Pen’i öven, Trump'ın eski danışmanı aşırı sağcı Steve Bannon bulunuyor.
Steve Bannon’u “ABD yönetimine yakın bir isim” olarak tanımlayan Macron, ilk kez milliyetçiler ve yabancıların çıkarları için “Avrupa'yı parçalamaya” yönelik bir suç ortaklığı oluştuğunu söyledi. Macron ayrıca “Ruslar ve aşırılık yanlısı partilere fon sağlayarak ve onlara yardım ederek daha önce hiç bu kadar rol oynamayan diğerlerine de” sert eleştirilerde bulundu.
Merkel’den liderlere çağrı
Öte yandan Almanya Başbakanı Angela Merkel, popülistlerin yükselişine karşı daha önce uyarıda bulunarak, Avrupalı liderleri, “Avrupa'yı yok etmek isteyen akımlara” karşı “net bir duruş” sergilemeye çağırmıştı.
Geleneksel siyasi güçlerin bu hareketi karşısında Avrupalı aşırı sağcılar İtalya İçişleri Bakanı ve Kuzey Ligi lideri Matteo Salvini’nin Milano’da gerçekleştirdiği büyük mitingin ardından Uluslar ve Özgürlük Avrupası (ENF) çatısı altında saflarını birleştirdiler. ENF çatısı altında bir araya gelen partiler ise şöyle; Fransa’dan FN Partisi, Hollanda’dan Özgürlük Partisi (PVV), Belçika’dan Flaman Çıkarı (VB) ve İtalya’dan Kuzey Ligi (Lega Nord) Partisi.
Aşırı sağcıları Milano’da bir araya getiren olay ise, Avusturya'da sağcı Halk Partisi (ÖVP) ve aşırı sağcı Özgürlük Partisi (FPÖ) arasındaki hükümet koalisyonunun çökmesine neden olan skandal oldu.
Fransız aşırı sağının lideri Le Pen, Avusturya Başbakan Yardımcısı ve FPÖ Genel Başkanı Heinz Christian Strache’yi 2017’deki genel seçimler öncesinde partisine yardım sağlanması için Ruslarla yaptığı görüşmeye ait bir videonun ortaya çıkması üzerine istifa etmesinin ardından müttefikini “büyük bir yarık” oluşturmakla suçlayarak kınadı. Ancak Le Pen’in kendisini aşırı sağcı bir liderin neden olduğu bu skandaldan uzaklaştırma girişimi, muhaliflerinin bu konuyu ona karşı kullanmasını engelleyemedi.
Salvini’ye sert eleştiri
AP’nin Belçikalı milletvekili Guy Verhofstadt, söz konusu skandal üzerinden İtalyan aşırı sağcı lider Salvini’ye sert eleştirilerde bulundu. Bununla birlikte Verhofstadt’ın lideri olduğu AP’deki Avrupa İçin Liberal ve Demokrat İttifakı (ALDE), Emmanuel Macron’un partisinden AP’ye ilk defa girecek olan milletvekilleriyle birlikte üçüncü bir güç oluşturmayı umuyor.
Twitter hesabı üzerinden yayınladığı mesajda, Matteo Salvini'ye yüklenen Belçikalı parlamenter “Siz ve arkadaşlarınız; Marine Le Pen (Fransa), Heinz Christian Strache (Avusturya), Viktor Orban (Macaristan), Nigel Farage (İngiltere) Avrupa'yı yıkmak için Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'den destek alıyorsunuz” ifadelerini kullandı. Daha sonra İtalyan lidere meydan okuyan Verhofstadt yüz yüze bir tartışma teklifinde bulunarak, “Bana sadece nerede olmasını istediğini söyle, orada olacağım” dedi.
Öte yandan AB İşlerinden Sorumlu Bakanlar toplantısına katılmak üzere Brüksel'e gelen Almanya’nın AB İlişkileri Bakanı Michael Roth burada yaptığı açıklamada, Avusturya'daki skandalın, “AB’yi milliyetçilerin ve popülistlerin ellerine” bırakılmaması için seçimlerin öncesinde gelen bir uyarı niteliğinde olduğunu söyledi.
Juncker: Aşırı sağ tehdidini ortadan kaldırmak için…
Ekim ayında görev süresi sona erecek olan Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker, Viyana'da katıldığı bir konferans sırasında, “savaşmaya değer bir yerde savaşılması” çağrısında bulunarak, “Sendikaların, sosyal demokratların, Hıristiyan demokratların ve diğerlerinin yaklaşmakta olan Avrupa seçimleri sırasında ve gelecek 10 yıl içinde aşırı sağ tehdidini ortadan kaldırmak için bir araya gelmek zorunda olduklarını açıkça söylememe dahi gerek yok” dedi.
Robert Schuman Vakfı’ndan Sylvain Kahn ise konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Bu savaşta aşırı sağcı ve radikal hareketler başlı başına yeni bir olgudur. Çünkü aşırı sağcı liderler şimdiye kadar milli ideolojilerine dayanarak sınır ötesi siyasi yaşamları ve milletleri reddettiler” dedi.
Pazartesi günü yayınlanan “Avrupa’da eksenin aşırı sağa kaymasına” ilişkin çalışmasında Kahn, “Söz konusu siyasi partilerin büyük bir çoğunluğu hali hazırda AB ülkelerindeki hükümet koalisyonlarına katılmış veya katılmak üzere olduğundan, Avrupa siyasi sahnesinde zaten etkililer” ifadelerini kullandı.



Kanada vatandaşı olma şartlarında büyük değişiklik

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Kanada vatandaşı olma şartlarında büyük değişiklik

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Kanada kökenli Amerikalılar arasında aile kayıtlarına yönelik ilgi hızla artıyor. Bunun nedenlerinden biri, Kanadalıların soyundan gelen kişilerin vatandaşlık almasını kolaylaştıran bir yasa değişikliği.

Kanada'nın yeni yürürlüğe giren yasasına göre, 15 Aralık 2025'ten önce Kanada dışında doğmuş ve bir Kanadalının soyundan geldiğini kanıtlayan herkes vatandaş olabiliyor. Daha önce vatandaşlık, Kanadalı bir ebeveynin birinci kuşak çocuklarıyla sınırlıydı.

Quebec Ulusal Kütüphanesi ve Arşivleri'nden bir arşivci geçen ay CBC'ye, sonuç olarak Amerikalılardan gelen kayıt taleplerinde muazzam bir artış olduğunu söyledi. Kanada'nın göçmenlik ve vatandaşlık internet sitesi, vatandaşlık sertifikaları için 10 aylık bir bekleme süresi tahmin ediyor.

Bu ilginin bir kısmı, kökleriyle yeniden bağlantı kurmayı uman Kanadalıların soyundan gelen kişilerden kaynaklanıyor olabilirken, bir kısmı da 2024 başkanlık seçiminden sonra farklı bir siyasi iklim arayan Amerikalılara atfediliyor.

Ottawa'dan yasal göçmenlik danışmanı Cassandra Fultz, CNN'e, "Kasım 2024'ten bu yana Kanada'ya taşınmaya olan ilgide son derece istikrarlı bir artış var, bu daha önce görülmemiş bir durum. Sektördeki 17 yılımda bunu hiç görmedim" diye konuştu.

Fultz, ABD'de hangi partinin kazandığına bakılmaksızın her seçimden sonra Kanada vatandaşlığına yönelik ilginin hızla arttığını söyledi.

Fultz, "İnsanlar genellikle bunu atlatır" dedi.

Ama ara seçimlere yaklaşıyoruz ve insanlar iki yıl sonra bile konuya çok ilgi gösteriyor.

Kanada vatandaşlığı verilen ABD vatandaşlarının sayısına ilişkin resmi veriler mevcut olmasa da 2016'yla 2020 arasında yaklaşık 34 bin 700, 2021'le 2024 arasındaysa 42 bin 300 Amerikalıya Kanada'da kalıcı oturma izni verildi.

Bu yıl şimdiye kadar yaklaşık 8 bin kişiye kalıcı oturma izni verildi.

Kanada dışında ABD, soy bağıyla Kanada vatandaşı olan en fazla sayıda kişiye ev sahipliği yapıyor. Ebeveynleri Kanadalı olduğu için Kanada vatandaşlığına sahip kişilerin neredeyse üçte biri ABD'de doğmuş durumda.

bfrb
Bir uzman, ABD'de her seçimden sonra, kimin kazandığına bakılmaksızın, Kanada vatandaşlığı edinme ilgisinin hızla arttığını söyledi (AP)

Artık yasa değişikliğiyle birlikte, Kanada kökenli ABD doğumlu daha fazla kişi soylarını kanıtlamak istiyor.

Quebec Ulusal Kütüphanesi ve Arşivleri'nden Sarah Hanahem, CBC'ye, "Ocak 2025'te, hayati istatistik kayıtlarının onaylı kopyaları için 32 talep almıştık ve Ocak 2026'da binden fazla talep geldi" dedi.

Hanahem, bu taleplerin çoğunun Amerikalılardan geldiğini söyledi.

Kanadalıların soyundan gelip 15 Aralık 2025'ten sonra doğanlar, ebeveynlerinin doğum anında Kanada vatandaşı olması veya doğumdan önce en az 1095 gün Kanada'da kalmış olması koşuluyla Kanada vatandaşlığı alabiliyor.

Yeni yasa, Ontario Yüksek Adalet Mahkemesi'nin 2023'te birinci nesil kuralının anayasaya aykırı olduğuna karar vermesinin ardından kabul edilmişti.

Independent Türkçe


Bill Nye, Trump'ın NASA planlarını yerden yere vurdu

Bilim insanı ve eğitimci Bill Nye, Trump yönetiminin NASA'nın keşif ve eğitim faaliyetlerine yönelik bütçede yapmayı planladığı kesintileri "şaşırtıcı, mantıksız ve çok endişe verici" diye niteledi (AP)
Bilim insanı ve eğitimci Bill Nye, Trump yönetiminin NASA'nın keşif ve eğitim faaliyetlerine yönelik bütçede yapmayı planladığı kesintileri "şaşırtıcı, mantıksız ve çok endişe verici" diye niteledi (AP)
TT

Bill Nye, Trump'ın NASA planlarını yerden yere vurdu

Bilim insanı ve eğitimci Bill Nye, Trump yönetiminin NASA'nın keşif ve eğitim faaliyetlerine yönelik bütçede yapmayı planladığı kesintileri "şaşırtıcı, mantıksız ve çok endişe verici" diye niteledi (AP)
Bilim insanı ve eğitimci Bill Nye, Trump yönetiminin NASA'nın keşif ve eğitim faaliyetlerine yönelik bütçede yapmayı planladığı kesintileri "şaşırtıcı, mantıksız ve çok endişe verici" diye niteledi (AP)

Artemis II görevi ve Dünya'ya başarılı dönüşü, Amerikan kamuoyunun gözlerini şimdilik NASA'ya ve insanlığın uzaydaki sınırlarını zorlamayı amaçlayan vizyoner misyonuna geri çevirdi.

Bu hedeflere ulaşmak milyarlarca dolara mal oluyor ancak ABD Başkanı Donald Trump yönetimindeki Yönetim ve Bütçe Ofisi, NASA bütçesinde büyük kesintiler planlıyor.

Ünlü bilim iletişimcisi ve öğretmen Bill Nye, MS NOW için kaleme aldığı yeni bir görüş yazısında Trump'ın planladığı kesintileri "şaşırtıcı, mantıksız ve çok endişe verici" diye niteledi.

"Bu kesintiler astronotlarımıza ve tüm NASA çalışanlarına hakaret olurdu. Astronotlar ve meslektaşları, çok çalışan, neredeyse imkansız şeyleri başaran ve ülkemizi dünyada temsil eden kamu görevlileridir" diye yazdı.

Trump yönetiminin planladığı kesintiler, planlanan veya devam eden 53 NASA Bilim misyonunu sona erdirecek, bütçede 13 milyar dolarlık kesinti yapacak ve planlanan NASA Bilim misyonlarının çoğunun geliştirilmesini durduracak.

NASA Bilim, ülkenin uzay ve havacılık kuruluşunun araştırma ve keşif kolu.

Bu miktarı kıyaslamak gerekirse, Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'nde görev yapan emekli Deniz Piyade Albayı Mark Cancian, NPR'ye, İran'daki savaşın ilk 40 gününün, mühimmat, üslere verilen hasar ve askeri uçak kayıpları gibi unsurları hesaba katınca, ABD'ye yaklaşık 28 milyar dolara mal olduğunu söyledi.

Ancak Trump yönetiminin planladığı kesintiler, NASA'nın keşif görevleri başlatma kapasitesini sadece zayıflatmakla kalmayacak, aynı zamanda öğrenciler için STEM (bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik) teşvik programlarını da kesecek.

Nye, NASA'nın sadece "Amerikan hikayesinin eşsiz bir parçası" olmakla kalmayıp, aynı zamanda "Ülkemizin sahip olduğu en güçlü marka değeri" olduğunu savundu:

Dünyanın dört bir yanındaki insanlar ABD'yi en iyi haliyle düşündüğünde, Ay'ı keşfeden astronotları, kozmosa yeni pencereler açan teleskopları ve diğer gezegenlerde önemli keşifler yapan uzay araçlarını düşünür. NASA, meraklı, cesur ve birlik içinde olduğumuzda kim olduğumuzu gösterir.

Ulusal kimlik ve insan merakı gibi daha yüce fikirleri bir kenara bırakırsak bile Nye, NASA'nın fonlanmasının devam etmesi için pratik ve politik bir neden öne sürüyor: Çin.

fdbfdb
10 Nisan 2026'da Kaliforniya'nın San Diego kentindeki San Diego Hava ve Uzay Müzesi'nde, Artemis II mürettebatının Pasifik Okyanusu'na inişini canlı izlerken, astronot kostümü giymiş genç bir çocuk, bayrak sallayan bir kadının yanında seviniyor (AFP)

Nye, Çin'in 2030 için Ay'a iniş planladığına dikkat çekerek, Pekin'in uzay hedeflerini ABD için yeni bir uzay yarışına benzetiyor.

Eğer yarış başladıysa, neden bu kadar çok şeyden vazgeçiliyor? Neden liderlikten vazgeçiliyor? ABD, bilim ve teknolojide ikinci sıradaysa uzayda birinci olamaz.

Nye ayrıca, kesintilere karşı çıkanların 20 Nisan'da Washington DC'de "NASA Bilimini Kurtar" kampanyası için toplanacağını duyurdu ve davayı destekleyenlerin şahsen veya çevrimiçi olarak katılmalarını istedi.

Nye, "Bilime yapılan yatırımları kısmak sadece keşifleri geciktirmekle kalmaz, onları yok eder. STEM alanındaki yetenek havuzumuzu paramparça eder. Uluslararası ortaklarımızı terk etmemize neden olur. Ve ABD'nin uzay bilimindeki liderliğini Çin ve diğer ülkelere kaptırmasına yol açar" diye uyardı.

Independent Türkçe


Macaristan'da Orban dönemi bitecek mi?

Macaristan’ın Szekesfehervar kentinde yapılan genel seçimlerde oy kullanan bir kadın (EPA)
Macaristan’ın Szekesfehervar kentinde yapılan genel seçimlerde oy kullanan bir kadın (EPA)
TT

Macaristan'da Orban dönemi bitecek mi?

Macaristan’ın Szekesfehervar kentinde yapılan genel seçimlerde oy kullanan bir kadın (EPA)
Macaristan’ın Szekesfehervar kentinde yapılan genel seçimlerde oy kullanan bir kadın (EPA)

Macaristan’da seçmenler, 16 yıldır iktidarda bulunan Başbakan Viktor Orban’ın yönetimine son verebilecek parlamento seçimleri için bu sabah sandık başına gitmeye başladı. Sonuçları, başta ABD ve Avrupa ülkeleri olmak üzere birçok ülke tarafından yakından takip edilen seçimler, uluslararası düzeyde büyük ilgi görüyor.

Sandıklar yerel saatle 06.00’da açılırken, oy verme işleminin 19.00’da sona ereceği bildirildi.

Ülke içinde 7,5 milyon seçmen ile yurt dışında kayıtlı 500 binden fazla seçmen, beş siyasi parti arasından tercih yapıyor. Seçimler, büyük ölçüde iktidardaki Fidesz Partisi lehine işleyen karma çoğunlukçu bir seçim sistemiyle gerçekleştiriliyor.

Bağımsız araştırma şirketlerinin anketleri, Avrupa yanlısı ve muhafazakâr çizgideki Peter Magyar liderliğindeki Tisza Partisi’nin ezici bir zafer kazanabileceğini öngörüyor. Magyar, son iki yıl içinde Orban’a rakip olabilecek güçlü bir muhalefet hareketi oluşturmayı başardı. Başbakan Orban’ın milliyetçi çizgideki popülaritesinin ise Macaristan’daki ekonomik büyümenin yavaşlaması nedeniyle gerilediği belirtiliyor.

fv
Bu oylama, Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın 16 yıldır süren iktidarını sona erdirebilir. (AFP)

Buna karşılık, iktidara yakın kamuoyu araştırma kuruluşları, Viktor Orban’ın beşinci kez üst üste başbakanlık hedefi doğrultusunda liderliğini yaptığı Fidesz Partisi ile Hristiyan Demokrat Halk Partisi (KDNP) ittifakının seçimleri kazanacağını öngörüyor.

Bununla birlikte, ABD Başkanı Donald Trump’ın güçlü desteğini alan Fidesz cephesinde belirgin bir gerginlik olduğu dikkat çekiyor.

Bu destek, Trump’ın yardımcısı J. D. Vance’in bu hafta Budapeşte’ye yaptığı ziyaretle de somutlaştı. Vance, ziyarette Viktor Orban’ın politikalarını övgüyle değerlendirirken, ‘Brüksel bürokratlarının müdahalelerini’ eleştirdi.

Trump ise cuma günü yaptığı açıklamalarda Orban’a açık destek vererek, Macar seçmenlerin müttefikini desteklemesi halinde ABD’nin ‘tüm ekonomik gücünü’ Macaristan’a yardım için kullanmaya hazır olduğunu söyledi. Trump, Orban’ı göçle mücadele ve ‘Batı medeniyetini savunma’ mücadelesinin bir temsilcisi olarak nitelendirdi.

Negatif kampanya

Macaristan Başbakanı Viktor Orban, 9,5 milyon nüfuslu ülkesini ‘liberal olmayan demokrasi’ modeli haline getirerek, dünyanın farklı bölgelerindeki bazı aşırı sağ hareketler için örnek bir figür konumuna geldi.

Orban’ın ayrıca Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e yakın olduğu biliniyor. Macar lider, Rusya’nın 2022’de Ukrayna’yı işgal etmesinden bu yana Avrupa Birliği’nin (AB) Moskova’ya uyguladığı yaptırımları düzenli olarak eleştiriyor.

Brüksel seçimler konusunda açık bir tutum sergilemekten kaçınsa da, bir Avrupalı diplomat, “AB üye ülkelerinin çoğu Orban’dan kurtulmaktan memnuniyet duyar” değerlendirmesinde bulundu. Aynı diplomat, “Sabır artık tükenme noktasına ulaştı” ifadesini kullandı.

f
Muhalefet partisi Tisza’nın lideri Peter Magyar, Macaristan parlamento seçimleri için Budapeşte’de oy kullandı. (Reuters)

62 yaşındaki Orban, sık sık AB’yi oluşturan diğer 26 üye ülkenin politik çizgisine aykırı tutumlar alırken, Brüksel de hukukun üstünlüğünü zayıflattığı gerekçesiyle Macaristan’a yönelik milyarlarca euroluk fonları dondurdu.

Orban, seçim kampanyası sürecinde ‘sözde sivil toplum kuruluşları’, ‘paralı gazeteciler’, yargı mensupları ve siyasetçileri hedef almaya devam edeceğini söyledi.

ELTE Üniversitesi Sosyal Bilimler Merkezi’nden Andrea Szabo ise Orban’ın olası bir seçim zaferinin ‘açık biçimde otoriter bir sisteme doğru kayış anlamına geleceğini’ ifade etti.

Orban ayrıca, kendisini Ukrayna’ya karşı bir ‘set’ olarak konumlandırmaya çalışarak, Ukrayna’yı Macarları savaşa sürüklemek istemekle suçladı. Ancak analistler, Macaristan’daki ekonomik durgunluk ve yaygın yolsuzluk iddiaları nedeniyle bu söylemin vatandaşları ikna etmede yetersiz kaldığını belirtiyor.

 fdv df
Macaristan parlamento seçimleri sırasında bir oy verme merkezinde görev yapan seçim görevlisi, Budapeşte (Reuters)

Andrea Szabo, Fidesz’in ‘tamamen negatif bir kampanya yürütmeyi tercih ettiğini’ belirterek, kampanyada ‘ulusu birleştirmeye gerçekten katkı sağlayabilecek tek bir önerinin bile yer almadığını, aksine partinin yalnızca savaş konusuna odaklandığını’ ifade etti.

Öte yandan, 45 yaşındaki Peter Magyar, şubat ortasından bu yana Macaristan’ın farklı bölgelerini ziyaret ederek seçim kampanyasını sürdürüyor. Magyar, özellikle sağlık ve eğitim sektörleri başta olmak üzere kamu hizmetlerinin iyileştirilmesini vadetti.

Perşembe günü düzenlenen bir seçim mitinginde konuşan Magyar, ‘değişime bir şans verilmesi’ çağrısında bulundu. Magyar ayrıca yolsuzlukla mücadele, demokratik kurumların yeniden canlandırılması ve Macaristan’ın 2004’ten bu yana üyesi olduğu AB içinde güvenilir bir ortak haline getirilmesi gibi temel vaatler sıraladı.

Müdahale suçlamaları

60 yaşındaki Daniel Pastor, cuma günü düzenlenen bir başka seçim mitinginde AFP’ye verdiği demeçte, ‘gerçekten yeni bir dönemin başlamasının ve yaşanabilir yeni bir Macaristan’ın doğmasının önemli olduğunu’ söyledi.

Buna karşılık, taksi şoförü 50’li yaşlardaki Attila Csöke ise perşembe günü Orban’ın katıldığı bir mitingde tamamen farklı bir görüş dile getirerek, “Tisza’nın kazanması Macaristan için korkunç olur” ifadesini kullandı.

rtb
Budapeşte’de oyunu kullanan bir kadın (AP)

Analistler, seçimlere katılım oranının yüzde 75 ile rekor seviyeye ulaşmasını bekliyor. Sandıkların kapanmasından kısa süre sonra ilk kısmi sonuçların açıklanacağı, ancak sonuçların çok yakın çıkması halinde kesin galibin Macaristan Ulusal Seçim Ofisi’nin oy sayımını tamamlamasının ardından açıklanabileceği belirtiliyor.

Macar muhalefeti, Orban’ın seçim sonuçlarını kabul etmeyebileceğinden endişe ederken, Rusya’nın sürece müdahil olduğu ve Fidesz’in geniş çaplı oy satın alma girişimlerinde bulunduğu yönünde iddialar gündeme geldi.

Orban ise bu iddialara karşılık, Tisza Partisi’ni sonuçları manipüle etmek amacıyla ‘yabancı istihbarat servisleriyle iş birliği yapmakla’ suçladı.