Kremlin'in Avrupa'daki truva atı: Popüler milliyetçi hareketler

Sağcı ve popülist Avrupa parti liderleri, bu ay İtalya’nın Milano şehrinde düzenlenen bir miting sırasında (EPA)
Sağcı ve popülist Avrupa parti liderleri, bu ay İtalya’nın Milano şehrinde düzenlenen bir miting sırasında (EPA)
TT

Kremlin'in Avrupa'daki truva atı: Popüler milliyetçi hareketler

Sağcı ve popülist Avrupa parti liderleri, bu ay İtalya’nın Milano şehrinde düzenlenen bir miting sırasında (EPA)
Sağcı ve popülist Avrupa parti liderleri, bu ay İtalya’nın Milano şehrinde düzenlenen bir miting sırasında (EPA)

Şarku’l Avsat’ın konular sayfası, Vladimir Putin Rusya’sı ile Avrupa kıtasındaki radikal popüler ve sağ, hatta faşist partiler arasındaki sorunlu ilişki dosyası ile güne başladı.
Raid Cebr, Avusturya’nın sağcı “Özgürlük Partisi” liderini deviren “kasırganın” arka planına ilişkin Kremlin’in Avrupa’daki popüler milliyetçi hareketlerin trenine binmesi meselesini ele aldı. Cebr, Moskova’nın Avrupa’da ve ABD’de Batı’nın baskısı ve NATO’yu genişleterek “Rusya’yı askeri olarak kuşatma” girişimlerine karşı “yumuşak müdahale” yaklaşımına değindi.
Hazem Saghieh ise Vladimir Putin’in kişiliğini analiz ederken, iktidara yolculuk hikayesini ele aldı. Saghieh, dalgın bakışlarının odağının, Rus liderin “hileli mal” sattığını düşündürdüğünü belirtti. Ona göre belki de bir şeker hastasına şeker veya taze meyveler altında gömülü bozuk meyveler satıyor olabilir. Aynı şekilde Hüssam İtani, Sovyetler Birliği’nin çöküşü sonrasında Arap politikasının Rusya’ya pazarlanması, önceliklerini belirleyerek kendini yeniden şekillendirmenin nasıl yirmi yıl sürdüğü ve aynı pazarlamanın Arap çıkarları ve ekseninin çoğunluğu ile orantılı olarak görüntüde başarılı olduğu meselelerine değindi.
Nihayetinde Avusturya’daki sağcı Özgürlük Partisi’nin liderini deviren fırtına, konulara ilişkin devam eden soruşturmaların sonuçları ne olursa olsun, Batı’daki seçim süreçlerinde ve siyasi olaylardaki “Rus müdahalesine” dair hararetli tartışmayı yeniden alevlendirdi. Hatta Kremlin’in popülist politikacı Christian Strache ile fon ve seçim kampanyası desteği karşılığında geniş ekonomik kazançlar sağlamaya dair görüşmeler gerçekleştiren Rus bir kadınla “hiçbir alakası olmadığını” iddia etse bile bu yükselişin önüne geçilemedi. Zira olay, Rusya’nın onlarca ülkenin iç siyasi hayatına büyük ölçüde nüfuz etmiş parmaklarını hatırlattı.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un “Avrupa’yı dağıtmak” hedefiyle “milliyetçilerin ve yabancı çıkarların” üzerinde anlaşmakla suçlanması da bu yönde açık bir mesaj niteliğinde. Gösterge de “Rusların ve diğerlerinin, sağcı partilere finansman ve yardım sağlama konusunda hiç bu kadar etkili olmadığını” ortaya koydu.
Macron’un göstergesi, sadece Rus müdahalesi korkularıyla sınırlı değil. Zira bu gösterge, ABD yönetimine yakın Stephen Bannon ve Rus iş adamlarına işaret ediyor.
Öte yandan Macron’un uyarısından önce Avrupa’daki, İsveç, Bulgaristan, Karadağ, İtalya, İngiltere ve nihayetinde de Fransa’daki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Moskova’ya yönelik suçlamalar yapıldı. ABD’deki ve başta Ukrayna olmak üzere eski Sovyetlerin komşu ülkelerindeki müdahaleler konusuna değinmeye bile gerek yok. Moskova, her seferinde güçlü bir tepki gösterdi ve Avrupalı yetkililere meydan okuyarak onları, Rus resmi siyasi düzeyinin bu operasyonlara dahil olduğunu gösteren kanıtlar vermeye zorladı.
Rusya’nın buradaki meydan okuması, iç sorunlara ve krizlere dalmış “Batı demokrasilerini”, Rusya ile mücadeleyi genişletemeyeceğine, aksi halde birçoğu bürokratik meselelerle bağlantılı çok sayıda iç kısıtlama ile karşı kaşıya kalacağına ikna etti. Söz konusu durum, Kremlin’e yakın üst düzey bir uzman tarafından da açıkça belirtilmişti. Uzman, Ukrayna’daki durumla ilgili kriz başladığında, Devlet Başkanı Vladimir Putin’in pozisyonunun, Batı’daki muhaliflerin pozisyonlarından daha güçlü ve istikrarlı olduğu inancına dayanarak “İlk önce kimin yorulduğunu göreceğiz!” ifadelerini kullanmıştı.
Moskova’nın her durumda gösterdiği performansa yansıyan bu inanç, bu aceleciliğin çağrışımlarına karşı koyma çalışmalarına başlamadan önce Kremlin’in “mücadeleyi erteleme” ve verileri gerçek zemine dayatma girişimi konusundaki aceleciliğinin de bir sebebi olabilir. Bu durum, 2008 yılındaki Rusya- Gürcistan savaşında da görüldü. Öyle ki Avrupa, arabulucu rolü oynamak için Moskova’ya koşarken, daha sonra Rus tankları da başkent Tiflis sokaklarına akın etti. Avrupa’nın talebi, eski Sovyet Cumhuriyeti’nden ayrılan Abhazya ve Güney Osetya bölgelerinin parçalanmasıyla sonuçlanan kalkınmanın büyüklüğüne aldırış etmeden Moskova’nın Gürcistan topraklarından geri çekilmesiyle sınırlıydı.
Bu durum, kısmen 2014 yılında Ukrayna’da da tekrar etti. Öyle ki batı uluslararası çabası, iç savaşın patlak verdiği ülkenin doğusundaki bozulmayı durdurmayı amaçladı. Kremlin’e göre Kırım’ın kaderi, “herhangi bir müzakere masasında olmayacaktı”.
Genel olarak “ülkelerin işlerine Batı müdahalesi” ve dünyanın farklı bölgelerinde “ABD savaşlarına” karşı her zaman iç propaganda sloganı yükselten Vladimir Putin’in, 18 yıllık iktidarında 3’ü Rusya toprakları dışında olmak üzere 4 büyük savaşa tanık olduğunu göz ardı etmek mümkün değil. Karayipler’den Orta Asya bölgesinden geçerek Orta Afrika’ya uzanan savaşlara dolaylı katılımına değinmeye gerek dahi yok.
 
Doğrudan olan askeri ve diplomatik hareketlilik karşısında, 2004 yılından bu yana ana özellikleriyle tanınan “Rus siyasi doktrininin” sağlamlaştırdığı “Başkalarının düştüğü yerlerde ilerliyoruz” şeklindeki söylemlere göre Kremlin, Avrupa’da ve ABD’deki Batı baskısı ve NATO’yu genişleterek “Rusya’yı askeri olarak kuşatmaya” karşı “yumuşak müdahale” yaklaşımını takip etti.
İç savaşlarla ve çatışmalarla karşı karşıya kalmış ülkeleri tam katılımdan mahrum bırakan NATO belgelerine dayanarak bu iki cumhuriyetin NATO’ya girişini önlemek için Gürcistan ve Ukrayna’ya doğrudan askeri müdahale gerekliydi. ABD ve Avrupa ile olan ilişki ise, iç krizleri tırmandıran medya seferberliğine dayalı olarak başka türden bir müdahale gerektiriyordu. Bu da 2016 yılında Rusya’nın NATO’ya katılıma dair İsveç referandumuna yaklaşımında açıkça görüldü. Muhafazakar sağcı milliyetçi hareketlerde temsil edilen, Batı’nın iç siyasi hayatındaki ana güç unsularının daha geniş şekilde kullanılmasına değinmeye gerek bile yok.
Bu nedenle Kremlin’in 2008 yılından bu yana “Rusya ideolojisi” hakkında bir iç tartışma başlatması garip değil. Bu dönem, önemliydi. Zira daha sonra bir geçiş dönemi başlattı ve 2012 yılında Devlet Başkanı Putin, Batı’nın üzerinde yürüttüğü baskıya karşı büyük mücadele araçlarıyla silahlanarak iktidara geri döndü. O zamanlar araştırma merkezlerinin ve kamuoyu sanayi kuruluşlarının diyalogları, aktif şekilde Rusya’nın yeni kimliğinin komünizmden uzaklaştırılması ve Batı demokratik liberalizmine hiçbir şekilde yaklaştırılmaması gerektiği fikrini ele alıyordu. Burada da Putin’in 2013 yılında millete yönelik yıllık konuşmasında değindiği “muhafazakar devlet” fikri görülmüş oldu.
Yarın bu giriş, Kremlin’in Avrupa’daki muhafazakar sağcı güçlerle en yakın ilişkilerini kurmak açısından da önemli. Kremlin’in liberal demokrasiyi dağıtma konusundaki “mücadelesinde” müttefiki olan bu güçler, Avrupa Birliği’ni parçaladılar ve ulus devlet fikrini yeniden sağladılar.
İki yıldan daha kısa bir süre sonra Rusya, Şubat 2015’te sağcı popülist güç ve partilerin en geniş toplantısına ev sahipliği yaptı ve pozisyonları düzenlemek, devamlı ortak eylem için planlar geliştirmek üzere bir konferans düzenledi. Söz konusu konferansın, 2. Dünya Savaşı’ndaki Nazizm dehşetine maruz kalan Sankt- Peterburg’da yapılması ironik. Rus partileri ve bireylerinin “Rusya Uluslararası Muhafazakar Güçler Forumu” başlıklı konferansı engelleme girişimleri de başarısız oldu, tıpkı toplantı sırasında protestolar düzenleyen küçük grupların kamuoyunun dikkatini çekmeyi başaramamış olması gibi. Zira bu protestolar, eylem için önceden izin almadıkları gerekçesiyle polis tarafından sert bir müdahaleyle karşılaştı. Bu çerçevede Batılı bir gazeteci, Rus üst düzey bir yetkiliye sorduğu, “Ukrayna’da faşistlerle savaştığınızı ve Avrupa faşistleri için bir konferansa ev sahipliği yaptığınızı nasıl ilan ediyorsunuz?” sorusuna, “Neden kendiniz için uygun gördüğünüzü bize yasaklıyorsunuz?” yanıtını aldı.
Kremlin, konferansa resmi olarak katılmazken konferans, sadece politikacı Dmitry Rogozin gibi çok sayıda üst düzey parlamenter ve politikacının varlığıyla sınırlı kaldı. Rogozin, Rusya ulusal “Rodina” hareketinin bir simgesi sayılırken, yıllarca NATO’da Rusya’yı temsil etti. Ancak Devlet Başkanı Putin’in “ilham verici” ifadeleri, Rusya’nın en doğusundaki Cebelitarık’tan Vladivostok’a uzanan Avrorus grubu, Yeni Güç Partisi (İtalya), Barış ve Özgürlük İçin Koalisyon (İngiltere), Ulusal Bağımsızlık Partisi (Finlandiya), Ulusal Demokrat Parti (İspanya), Altın Şafak (Yunanistan), Yeni Güç (İtalya), Birlik (İngiltere), Ataka Hareketi (Bulgaristan), Kuzey Ligi (İtalya) ve Avrupa ülkelerinden diğer onlarca parti de dahil onlarca Avrupa milliyetçi partisinin temsilcilerinin bir karışımından oluşan salonun duvarlarını kapladı. Ortak Koordinasyon Komitesi’nin açıklanmasının ardından bir sonraki hamle, yarın Rusya açısından daha kolay. Aynı şekilde bir sonraki konferans ise 2017 yılında Rusya’nın başkenti Moskova’nın merkezinde devlet tarafından işletilen lüks bir otelde gerçekleştirildi.



Erdoğan: Türkiye, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşı durdurmak için temaslarını sürdürüyor

TT

Erdoğan: Türkiye, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşı durdurmak için temaslarını sürdürüyor

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cuma günü İstanbul'da gazetecilere açıklama yaptı (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cuma günü İstanbul'da gazetecilere açıklama yaptı (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye, Rusya-Ukrayna savaşıyla ilgili olarak ateşkesin sağlanması ve kalıcı barışın tesis edilmesi amacıyla ilgili tüm taraflarla temaslarını sürdürüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, pazartesi günü ABD Başkanı Donald Trump ile bir telefon görüşmesi gerçekleştireceğini belirterek, görüşmede Rusya-Ukrayna savaşının yanı sıra Filistin meselesinin de ele alınacağını söyledi.

Cuma namazının ardından İstanbul’da gazetecilere açıklamalarda bulunan Erdoğan, liderlerle temaslarının devam ettiğini vurgulayarak, “Şu anda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Sayın Trump ve Avrupa ülkelerinin liderleriyle temaslarımı sürdürüyorum” dedi.

Beyaz Saray, 23 Kasım’da ABD ve Ukrayna heyetleri arasında yapılan görüşmelerin ardından, Trump’ın savaşı sona erdirmeye yönelik planına ilişkin güncellenmiş ve revize edilmiş bir barış planı taslağının hazırlandığını duyurmuş, ancak planın içeriğine ilişkin ayrıntı paylaşmamıştı.

Yoğun diplomasi trafiği

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın bu hafta Paris’te düzenlenecek olan ve Rusya-Ukrayna savaşının sona erdirilmesine yönelik diplomatik çabaların ele alınacağı “İstekliler  (Gönüllüler) Koalisyonu” toplantısına kendisini temsilen katılacağını bildirdi.

Hakan Fidan, perşembe günü Ankara’da Ukrayna’nın baş müzakerecisi ve Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi Sekreteri Rüstem Umerov ile Dışişleri Bakanlığı’nda bir araya geldi. Görüşmede, Rusya-Ukrayna savaşıyla ilgili gelişmeler ve Ukrayna’daki güvenlik durumu ele alındı. Umerov, görüşmenin ardından X hesabından yaptığı paylaşımda, Fidan ile Ukrayna’daki savaşı sona erdirmeye yönelik müzakereleri ve önümüzdeki dönemde iki ülke arasındaki koordinasyonu değerlendirdiklerini belirtti.

Umerov ayrıca güvenlik durumunun yanı sıra insani yardımların sağlanması ve Ukrayna vatandaşlarının ülkelerine geri dönüşü konularını da görüştüklerini ifade ederek, Türkiye’nin Ukrayna için önemli bir ortak ve diyalog açısından kilit bir platform olduğunu, Kiev yönetiminin Ankara ile yakın iş birliğini sürdüreceğini vurguladı.

Fidan, görüşme öncesinde yaptığı açıklamada, Türkiye’nin 2025 yılında krizlerin çözümünde önemli bir aktör ve Gazze’den Ukrayna’ya, Güney Kafkasya’dan Afrika Boynuzu’na uzanan geniş bir coğrafyada güvenilir bir güç olarak öne çıktığını ifade etti. Fidan, “Çok boyutlu, proaktif, dengeli ve gerçekçi bir dış politika izledik. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, ulusal çıkarlarımızı korumak, haklı davalarımızı savunmak ve Türkiye’nin etkisini artırmak için aralıksız çalıştık” dedi.

Türkiye’nin katkıları sürecek

Türkiye, geçen yaz İstanbul’da Rusya ve Ukrayna arasında üç tur doğrudan müzakereye ev sahipliği yapmış, bu görüşmeler savaşın 24 Şubat 2022’de başlamasından bu yana gerçekleştirilen en kapsamlı esir takasıyla sonuçlanmıştı. Ancak söz konusu müzakereler ateşkes ve savaşın sona erdirilmesi konusunda somut bir ilerleme sağlamamıştı.

Hakan Fidan, Türkiye’nin 2026 yılında da aynı kararlılıkla barış, istikrar ve refahın tesisine öncülük etmeyi, çok taraflı diplomasiye katkı sunmayı ve insani sorumluluklarını yerine getirmeyi sürdüreceğini belirtti.

gbh
İstanbul'da Rus ve Ukrayna heyetleri arasında yapılan görüşme turlarından bir kare  (AFP)

Öte yandan Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın da Rüstem Umerov ile bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede Ukrayna’daki güvenlik durumu, Rusya-Ukrayna savaşı ve bunun bölgesel ve küresel yansımaları ele alındı. Türk kaynaklar, tarafların barışın sağlanmasına yönelik yolları, müzakere süreçlerinde gelinen son noktayı ve mevcut bölgesel koşullar dikkate alınarak atılabilecek adımları da değerlendirdiğini aktardı.

dfrgthy
Türk İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın, Perşembe günü Ankara'da Rüstem Umarov ile görüşmesi sırasında (Türk medyası)

Son haftalarda Karadeniz’de Rusya ve Ukrayna arasında ticari gemilere yönelik karşılıklı saldırılar nedeniyle gerilimin arttığına dikkat çekildi. Türkiye’nin, Karadeniz üzerinden hava sahasına giren ve Rusya’ya ait olduğu değerlendirilen İHA’lar düşürüldü. Ankara’nın, bölgesel istikrarı tehdit eden tırmanmaya karşı her iki tarafa da uyarılarda bulunduğu kaydedildi.

Taraflar ayrıca Rusya’daki Ukraynalı savaş esirlerinin serbest bırakılması ve esir değişimi konusunu ele aldı. Görüşmelerde, mevcut iş birliği mekanizmaları çerçevesinde iki ülke arasında sistematik çalışmanın sürdürülmesi konusunda mutabakata varıldı.


Putin’e yönelik sözde suikast girişiminden kim fayda sağlıyor?

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (solda), ABD Başkanı Donald Trump (ortada) ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yer aldığı kolaj fotoğraf. (AFP)
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (solda), ABD Başkanı Donald Trump (ortada) ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yer aldığı kolaj fotoğraf. (AFP)
TT

Putin’e yönelik sözde suikast girişiminden kim fayda sağlıyor?

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (solda), ABD Başkanı Donald Trump (ortada) ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yer aldığı kolaj fotoğraf. (AFP)
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (solda), ABD Başkanı Donald Trump (ortada) ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yer aldığı kolaj fotoğraf. (AFP)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, geçen pazar günü ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesinde çarpıcı bir iddiayı gündeme getirerek adeta “bomba etkisi” yarattı. Putin, Ukrayna’nın Novgorod yakınlarındaki Valday Tepeleri’nde bulunan konutuna insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırı düzenlediğini öne sürdü.

Ancak iddia edilen saldırının ardından yaklaşık üç gün boyunca Moskova’dan herhangi bir somut kanıt sunulmadı. Ancak 31 Aralık’ta ABD Doğu Yakası saatiyle sabah geç saatlerde, internette düşürüldüğü öne sürülen İHA’lara ait, ikna edici bulunmayan bir video yayılmaya başladı.

juık
Rusya Savunma Bakanlığı tarafından yayımlanan bir videodan alınan, yeri belirtilmeyen bir noktada düşürülen Ukrayna’ya ait insansız hava aracının (İHA) enkazını gösteren görüntü. (AP)

Washington merkezli The National Interest dergisinde kıdemli araştırmacısı ve Johns Hopkins Üniversitesi İleri Uluslararası Çalışmalar Okulu  (SAIS) öğretim üyesi siyasi analist Andrew Kuchins’e göre Putin’in iddiasının doğruluğu konusunda şu aşamada kesin bir sonuca varmanın erken olduğunu vurguladı.

Buna rağmen Hindistan, Pakistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Özbekistan, Kazakistan ve Nikaragua’nın da aralarında bulunduğu birçok ülke, söz konusu saldırıyı kınadı.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise belirsiz ifadelerle, Rusya’nın saldırıya “kendi seçeceği zaman ve yerde” karşılık vereceği uyarısında bulundu ve Moskova’nın Ukrayna savaşıyla ilgili barış müzakerelerindeki tutumunu yeniden değerlendirebileceğini söyledi.

hyu
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ülkesinin Ukrayna’ya karşı yürüttüğü askeri operasyon kapsamında görev yapan askerlere madalya verdiği törende, Moskova, 17 Aralık. (Reuters)

Kuchins, “Sovyet ve Rus dış politikasını 47 yıldır inceliyorum. Araştırmacı bir bakış açısı geliştirmek için her zaman klasik Rus sorusunu sormanın faydalı olduğunu gördüm: ‘Bundan kim fayda sağlıyor?’” ifadelerini kullandı.

Analize göre, söz konusu saldırı iddiasının zamanlaması dikkat çekici. Zira iddia, Trump ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin Florida’daki Mar-a-Lago’da pazar günü yaptıkları görüşmeyle neredeyse eş zamanlı olarak gündeme geldi. Kuchins, bunun “neredeyse gerçek olamayacak kadar tuhaf” olduğunu belirtti.

Kimin fayda sağladığı sorusuna gelince, Kuchins’e göre ilk bakışta ve daha derin bir değerlendirmeyle, bu durumdan kazançlı çıkan tarafın Putin olduğu görülüyor. Zelenskiy ve Ukrayna açısından ise böyle bir girişimin fayda sağlaması pek mümkün görünmüyor.

Trump-Zelenskiy görüşmesinin büyük bir diplomatik atılım üretmediğini ancak her iki taraf açısından da yapıcı geçtiğini hatırlatan Kuchins, görüşmenin Şubat ayında Oval Ofis’te yaşanan “felaket” toplantıdan tamamen farklı bir atmosferde gerçekleştiğine dikkat çekti. Putin’in görüşmenin kötü geçtiğini düşünmesi hâlinde dahi, bir “sahte bayrak operasyonuna” ya da uydurma bir saldırı iddiasına başvurması için makul bir neden bulunmadığını ifade etti.

Şarku’l Avsat’ın Alman Haber Ajansı DPA’dan aktardığı değerlendirmelerde Kuchins, Putin’in bu hamleyle Zelenskiy’yi Trump’ın gözünde “sorunun kaynağı” gibi göstermeyi amaçladığını ve Kremlin liderinin savaşı bitirme yönünde herhangi bir niyeti olmadığını savundu. Kuchins, yaklaşık bir yıldır Rus devlet medyasını yakından izlediğini ve Putin’in Ukrayna savaşını sona erdirmek için taviz vermeye hazır olduğuna dair hiçbir işaret görmediğini söyledi.

cdfvghyj
ABD Başkanı Donald Trump ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy arasında Florida’da yapılan görüşmelerden bir kare. (Ukrayna Devlet Başkanlığı – DPA)

Rusya’da devlet medyasının, savaşın yakın zamanda sona ermesi hâlinde ülke ve halkın karşılaşabileceği sonuçları neredeyse hiç tartışmadığına dikkat çeken Kuchins, toplumun böyle bir ihtimale kesinlikle hazırlanmadığını vurguladı.

Putin’in hedefinin Ukrayna’nın Donbas bölgesinin tamamını ele geçirmek olduğunu belirten analist, bunun müzakereler yoluyla mümkün olmaması hâlinde Kremlin’in askeri güç kullanma konusunda kararlı olduğunu ifade etti.

Rus kamuoyuna, çoğu Doğu Ukrayna’da yer alan, büyük ölçüde yıkılmış ve neredeyse boş köylerde elde edilen “büyük askeri zaferler” hakkında sürekli haberler servis edildiğini belirten Kuchins, devlet medyasının Rusya’nın savaşı kazandığı, Ukrayna’nın ise asker kaçakları ve yolsuzluk nedeniyle çöktüğü algısını yaratmaya çalıştığını söyledi.

Ancak bu tablonun büyük ölçüde bir “Potemkin köyü” anlatısı olduğunu ifade eden Kuchins, ironik bir tarihsel göndermeyle, Donbas ve Kırım’ı Rus İmparatorluğu’na katan kişinin de 18. yüzyılda İmparatoriçe II. Katerina’nın danışmanı olan Grigory Potemkin olduğunu hatırlattı. 12 Ocak 2026 itibarıyla Rusya’nın, Ukrayna ile olan savaşının süresi, Nazi Almanyası’na karşı yürüttüğü İkinci Dünya Savaşı’ndan daha uzun olacak.

hyju
ABD Başkanı Donald Trump, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’i 28 Aralık’ta Florida’daki Mar-a-Lago konutunda karşılarken. (AP)

1945’ten bu yana Sovyetler Birliği ve Rusya’nın, Nazi Almanyası’na karşı kazanılan zaferi modern tarihin en büyük başarısı olarak andığını vurgulayan Kuchins, mevcut savaşın toprak kazanımları açısından “Büyük Vatanseverlik Savaşı” ile kıyaslanamayacağını belirtti.

Rus devlet medyasının bir diğer yönteminin de, ele geçirilen toprakların gerçek büyüklüğünü gösteren haritaları yayınlamamak olduğunu ifade eden analist, coğrafi verilerin çarpıtılarak Rus ordusunun büyük ilerleme kaydettiği izlenimi yaratıldığını, gerçekte ise ilerlemenin son derece yavaş olduğunu söyledi.

Putin’e yönelik olduğu iddia edilen saldırının “son anda kurgulanmış” bir girişim izlenimi verdiğini belirten Kuchins, internette dolaşan görüntülerde karda duran bir ya da iki İHA’nın görüldüğünü, Rus hava savunması tarafından vurulduklarına dair çok sınırlı hasar işareti bulunduğunu ve parçaların yeni ve parlak göründüğünü kaydetti.

frvf
ABD Başkanı Donald Trump ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin Florida’da pazar günü gerçekleştirdikleri görüşmede el sıkıştıkları an. (AFP)

Buna rağmen Kuchins, daha fazla bilgi ortaya çıkmadan kesin hüküm vermekten kaçınılması gerektiğini vurgulayarak şu soruyu sordu: “Zelenskiy ve Ukrayna, Putin’e yönelik bir suikast girişiminden nasıl fayda sağlayabilir?” Analiste göre bunun mantıklı bir açıklaması yok; zira Kiev için riskler son derece yüksek. Böyle bir durumda Batı’nın Ukrayna’ya desteği zayıflayabilir ve Rusya’nın çok sert karşılıklar vermesi kaçınılmaz olabilir.

Kuchins, söz konusu operasyon türünün, eski bir KGB mensubu olan Putin’in psikolojisiyle büyük ölçüde örtüştüğünü belirterek, bu savaşın Putin açısından son derece kişisel bir mesele haline geldiğini ve hedeflerine ulaşmak için neler yapabileceğinin asla hafife alınmaması gerektiğini ifade etti.

Bununla birlikte, alternatif bir senaryonun da tamamen göz ardı edilemeyeceğini belirten Kuchins, Ukrayna güçlerinin Zelenskiy’nin bilgisi dışında, hatta Rus istihbaratının yardımıyla böyle bir girişimde bulunmuş olabileceği ihtimaline dikkat çekti. Putin’in Zelenskiy’den uzun süredir nefret ettiği ve onu iktidardan düşürmek istediği biliniyor.

Bu çerçevede dikkat çekici bir gelişme olarak, perşembe günü üst düzey bir Rus askeri yetkili, bir ABD askeri ataşesine, Ukrayna’ya ait olduğu iddia edilen ve Putin’in konutunun hedef alındığını kanıtladığını öne sürdüğü bir İHA parçasını teslim etti.

Rusya Savunma Bakanlığı’nın Telegram kanalında yayımlanan videoda, Rus Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığı İstihbarat Dairesi Başkanı Amiral Igor Kostyukov’un, hava savunması tarafından düşürülen enkaz arasında bulunduğu belirtilen bir İHA’ya ait kontrol mekanizmasını ABD’li askeri ataşeye verdiği görülüyor.

Kostyukov videoda, “Yönlendirme verilerinin çözülmesi, 29 Aralık 2025’teki Ukrayna İHA saldırısının nihai hedefinin Novgorod bölgesindeki Rusya Devlet Başkanlığına ait bir tesis olduğunu ortaya koydu” dedi ve “Bu adımın tüm soru işaretlerini ortadan kaldıracağını ve gerçeğin ortaya çıkmasını sağlayacağını varsayıyoruz” ifadelerini kullandı.


Arjantin Cumhurbaşkanı, sosyalizm kanserine karşı uluslararası bir koalisyon kurma planlarını açıkladı

Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei (Arşiv- AP)
Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei (Arşiv- AP)
TT

Arjantin Cumhurbaşkanı, sosyalizm kanserine karşı uluslararası bir koalisyon kurma planlarını açıkladı

Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei (Arşiv- AP)
Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei (Arşiv- AP)

Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei, "özgürlük ideallerini benimsemeyi" ve "sosyalizm kanseriyle" mücadele etmeyi amaçlayan yeni bir blok oluşturmak için diğer Latin Amerika ülkeleriyle birlikte çalıştığını söyledi.

CNN’de çarşamba günü yayınlanan röportajında aşırı sağcı başkan, "Henüz adını koymadık, ancak birlikte çalıştığımız on ülkelik bir grup var" dedi, ancak hangi ülkeler olduğunu belirtmedi.

sfrgt
Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei, partisinin ara dönem kongre seçimlerindeki ezici zaferini kutluyor (AFP)

Milei, bloğun "21. yüzyıl sosyalizmi ya da uyanış hareketi gibi çeşitli biçimleriyle sosyalizm kanseriyle" mücadele edeceğini ifade etti.

Arjantin Devlet Başkanı son aylarda, Santiago Pena (Paraguay), Nayib Bukele (El Salvador) ve Nasri Asfura (Honduras) gibi bölgedeki diğer liderlerle yakın ilişkiler sergiledi.

Bölge dışında ise Donald Trump (Amerika Birleşik Devletleri), Binyamin Netanyahu (İsrail), Viktor Orban (Macaristan) ve Georgia Meloni (İtalya) gibi liderlerle ittifaklar kurma arzusunu defalarca dile getirdi.