Katmerli mültecilik: Gazze'ye sığınan Suriyeliler

Gazze’de Suriyeli Verif Kasım ve ailesi
Gazze’de Suriyeli Verif Kasım ve ailesi
TT

Katmerli mültecilik: Gazze'ye sığınan Suriyeliler

Gazze’de Suriyeli Verif Kasım ve ailesi
Gazze’de Suriyeli Verif Kasım ve ailesi

Küçük bir restoranda Gazzelilere, Şam hatırasını korumak için Suriye yemekleri hazırlayan Verif Kasım, Halep kentinde yaşadığı yıkımın ardından buraya sığındı.
Kasım ailesi Gazze’ye Mısır tünelleriyle giren 22 Suriyeli aileden biri. Bu dönemde Sina ve Refah arasında ticari amaçla açılmış tüneller çok yaygındı. Ancak 2013 yılında Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, kanunsuz olarak yapılmış bu tünelleri kapatma kararı aldı.
Gazze’ye gelme yöntemi
Independent Arabia'dan İzzeddin Ebu Ayşe'ye konuşan Kasım, Halep’ten Gazze’ye göç etme hikayesinin ayrıntılarını şöyle anlatıyor: “Varil bombalarının sesleri arasında kasabamı terk ederek Türkiye'ye geçtim ama şartlar iyi değildi, çok sayıda Suriyeli vardı. Çalışacak bir yer bulmak için Mısır'a gittim ama Kahire'deki durum daha iyi değildi.”
Kasım’ın tünel yoluyla Gazze’ye girişi yasal değildi. O Filistin hükümetine göre mevcut değil ve pasaportunda damga yok. Zira Gazze’ye yasal yollardan girişi Suriye’deki akrabalarını tehlikeye atabilir. Kasım, Gazze'ye yerleştikten sonra, tünelleri kullanarak Gazze’ye giren ve sayıları 50’yi geçmeyen 22 Suriyeli aile ile bir araya geldi. Bu insanların yasal yollarla Gazze’yi terk etmeleri zor.
Acı bir hayat
Bu ailelerin durumu Gazze sakinlerinin koşullarından daha kötü ve Suriye pasaportlarının süreleri de dolmuş bulunuyor. Onların tanınması için Hamas tarafından kendilerine bir belge verilmiş ancak bu belgelerin Gazze dışında bir geçerliliği bulunmuyor.
Gazze’de yaşayan Suriyelilerin karşı karşıya kaldığı sıkıntılardan biri de iş imkanının bulunmaması. Ambargo nedeniyle Gazze sakinleri arasında giderek artan işsizlik oranları ve ezici fakirlik onların durumlarını daha da zor hale getiriyor.
Kasım'a göre, Gazze'deki Suriyelilerin karşı karşıya kaldığı zorluklar, onları çalışma imkânlarından mahrum bırakıyor ve kısa süreli geçici çalışma fırsatı da mevcut değil.
Kasım, Suriyeli ailelerin, özellikle gençlerin buradaki yaşam zorluğunu gördükten sonra başka bir  yere göç etmek istediklerini belirtiyor. Eğitim görmüş yetenekli gençler Gazze’deki umutsuz durum ve iş imkanı bulunmaması nedeniyle Gazze dışına çıkmak için çabalıyor.
Aslında, Tel Aviv’deki BM Mülteci Yüksek Komiserliği (BMMYK) ile temas kurulduktan sonra bazı aileler Gazze’den çeşitli yollarla çıkmayı başardılar. Ancak Kasım, Suriyelilerin geri kalanının, BMMYK’dan Gazze’den ayrılmayla ilgili isteklerine herhangi bir yanıt alamadığını söylüyor.
Suriye Filistinlileri
Gazze’ye gelen Suriyelilere ek olarak, Suriye Filistinlileri olarak isimlendirilen 1948’de Filistin’den Suriye’ye göç ederek başta Yermuk olmak üzere 12 mülteci kampına yerleşen Filistinli mültecilerden de asıl ülkelerine dönenler bulunuyor.
Gazze'deki Suriyeli Mülteci Koordinasyon Örgütü Başkanı Mahmud Ebu Şaliş, bu kişilerin ülkelerine Refah sınır kapısındaki tünelleri kullanarak geçtiklerini ve kuşatma altında bulunan Gazze’de pek çok zorlukla karşılaştıklarını söyledi. Onlar, UNRWA’nın hizmetlerinden yararlanamıyorlar ve kimlikleri bulunmadığı gibi sağlık sigortaları da bulunmuyor. Ayrıca iş imkanlarından da yoksunlar.
Gazze’de Suriye belgesi taşıyan Suriye Filistinlilerin 500 kişi civarında olduğu tahmin ediliyor. Ebu Şaviş’e göre, bu kişilerin bir kısmı ölüm botları ve tünellerden geçerek Filistin dışına göç etmeyi başardı.
Göç etme arzusu
Gazze'ye dönebilen Filistinliler yeniden Şam’daki mülteci kamplarına dönmenin hayalini kuruyorlar. Zira Gazze’de hayat çok zor. İşçiler ve mezunlar arasında işsizlik oranı yüzde 73. Ekonomik büyüme düşük, pek çok insan yoksulluk sınırının altında yaşıyor.
Suriyelilerin Gazze'deki ekonomik durumuyla ilgili olarak, Ebu Şaviş, Suriyelilerin günde iki dolara çalıştıklarını ve yoksulluk sınırının altında yaşadıklarını söylüyor. Bu durumları onları Gazze dışına çıkmak için bir yol aramaya itiyor.
İzzeddin Ebu Ayşe - Independent Arabia



Cibuti, "komşu coğrafyadaki çalkantıların" baskısı altında

Cibuti Dışişleri Bakanı Abdulkadir Ömer, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda konuşma yaparken (Cibuti Haber Ajansı- ADI)
Cibuti Dışişleri Bakanı Abdulkadir Ömer, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda konuşma yaparken (Cibuti Haber Ajansı- ADI)
TT

Cibuti, "komşu coğrafyadaki çalkantıların" baskısı altında

Cibuti Dışişleri Bakanı Abdulkadir Ömer, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda konuşma yaparken (Cibuti Haber Ajansı- ADI)
Cibuti Dışişleri Bakanı Abdulkadir Ömer, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda konuşma yaparken (Cibuti Haber Ajansı- ADI)

Cibuti, komşu ülkelerde yaşanan krizlerin artması, özellikle de Etiyopya ve Yemen'deki çatışmalar nedeniyle binlerce kişinin ülkeye sığınmasıyla artan bir baskıyla karşı karşıya.

Doğu Afrika'da, Bab el-Mendeb Boğazı'nın batı kıyısında yer alan Cibuti; kuzeyde Eritre, batı ve güneyde Etiyopya, güneydoğuda Somali ile sınır komşusu. Ülke doğuda Kızıldeniz ve Aden Körfezi'ne açılırken, Kızıldeniz'in karşı kıyısında yer alan Yemen'in sahilleri Cibuti'ye yaklaşık 20 kilometre uzaklıkta bulunuyor.

Bölgedeki çalkantılı ortamın ortasında, Afrika meseleleri uzmanı bir analist, Cibuti'nin uluslararası toplumun çağrılarına karşılık vermemesi halinde, maliyet ve istikrar açısından giderek artan baskılarla karşı karşıya kalacağını belirtiyor. Uzman ayrıca Cibuti'nin komşu ülkelerle dengeli ilişkileri sayesinde arabuluculuk rolü üstlenebileceğini öngörüyor.

Uluslararası destek çağrısı

Cibuti Dışişleri Bakanı Abdulkadir Ömer, Yemen'deki şiddet nedeniyle binlerce kişinin ülkesine sığındığını açıkladı. Bu durumun Obuk bölgesindeki ev sahibi topluluklar ile "Mərkəzi" olarak bilinen mülteci kampının kapasitesi üzerinde ciddi baskı oluşturduğu belirtildi. Birleşmiş Milletler tahminlerine göre ülkeye gelenlerin sayısı 10 bin kişiye ulaştı.

Ömer, cumartesi akşamı New York'ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, Cibuti'nin artan barınma, gıda ve temel hizmet ihtiyaçlarını tek başına karşılayamayacağını söyledi. Bakan, hükümetin bu göç dalgasına uygun şekilde karşılık verebilmesi için uluslararası toplumdan desteğini artırmasını istedi.

Yemen'den kaçış, haftalardır artan silahlı çatışmalarla mücadele eden Cibuti açısından tek önemli sorun değil. Komşu Etiyopya'da da çatışmalar yeniden tartıyor. Tigray güçlerinin bölgedeki üç havalimanını ele geçirmesi ve müttefikleriyle birlikte Afar ve Amhara bölgelerinde saldırılar düzenlemesi, hükümet güçleriyle 2020-2022 yılları arasında yaşanan yıkıcı savaşın ardından en ciddi gerilim olarak değerlendiriliyor.

 Yemenli bir kadın, Husilerin köyünü ele geçirmesinin ardından yerinden edilmiş kişiler için kurulan bir kampta çamaşırları asıyor. (AFP)
Yemenli bir kadın, Husilerin köyünü ele geçirmesinin ardından yerinden edilmiş kişiler için kurulan bir kampta çamaşırları asıyor. (AFP)

Afrika meseleleri uzmanı Çadlı siyasi analist Salih İshak İsa, Cibuti'nin önümüzdeki dönemde de komşu ülkelerdeki istikrarsızlıkların baskısı altında kalacağını değerlendiriyor. İsa'ya göre özellikle Yemen'deki savaşın devam etmesi ve Etiyopya'daki gerilimlerin artması, Kızıldeniz ve Bab el-Mendeb'e doğrudan bağlantısı bulunan Cibuti üzerindeki baskıyı artıracak.

İnsani ve güvenlik yükü

Cibuti, mülteci ve sığınmacı akınıyla giderek büyüyen bir insani ve güvenlik yüküyle karşı karşıya. Ülkenin ekonomik kapasitesi ve altyapısı ise çevresindeki risklerin boyutuyla kıyaslandığında sınırlı kalıyor.

İsa Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Cibuti'nin stratejik konumunun, bölgedeki insani, ekonomik ve güvenlik sorunlarının sonuçlarıyla mücadele etmek için ihtiyaç duyduğu desteği otomatik olarak alacağı anlamına gelmediğini belirtiyor.

İsa, söz konusu baskıların uzun süre devam etmesinin istikrarın maliyetini artırabileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle sığınmacı sayısının artması, Etiyopya'daki çatışmaların genişlemesi, hizmet ve barınma maliyetlerinin yükselmesi ve Kızıldeniz'deki ticaret ile deniz taşımacılığında yaşanan aksaklıkların etkisinin büyümesi halinde, Cibuti üzerindeki yükün daha da ağırlaşabileceğini ifade ediyor.

İsa'ya göre uluslararası ve bölgesel destek, karşı karşıya olunan sorunların boyutuyla orantılı bir seviyeye çıkarılırsa Cibuti, istikrarını koruma ve Kızıldeniz ile Afrika Boynuzu'nun güvenliğinde üstlendiği merkezi rolü sürdürme konusunda daha güçlü bir konuma gelebilir.

Arabuluculuk ihtimali

Cibuti Dışişleri Bakanlığı, çevresindeki krizlerin ortasında, resmi haber ajansı tarafından pazar günü aktarılan açıklamasında Etiyopya'da gerilimin düşürülmesi ve anlaşmazlıkların diyalog yoluyla çözülmesi çağrısında bulundu.

İsa, Cibuti'nin bölgedeki bazı krizlerde arabulucu veya kolaylaştırıcı rol üstlenerek diplomatik varlığını güçlendirebileceğini düşünüyor. Buna gerekçe olarak da ülkenin farklı taraflarla iletişim kurma konusunda deneyimli olmasını ve çeşitli bölgesel ve uluslararası aktörlerle görece dengeli ilişkiler yürütmesini gösteriyor.

İsa'ya göre Yemen dosyası böyle bir girişim için elverişli görünürken, Etiyopya meselesi daha hassas bir nitelik taşıyor. Bu nedenle Cibuti'nin, iç sorunlarını azaltacak şekilde istişare ve güven inşasına dayalı, kademeli bir yaklaşım benimsemesi bekleniyor.


Hava ve kara saldırıları Taiz’de Husileri yıpratıyor

Taiz'de Husi hedefine düzenlenen saldırının ardından binaların yakınından dumanlar yükseldi (Reuters)
Taiz'de Husi hedefine düzenlenen saldırının ardından binaların yakınından dumanlar yükseldi (Reuters)
TT

Hava ve kara saldırıları Taiz’de Husileri yıpratıyor

Taiz'de Husi hedefine düzenlenen saldırının ardından binaların yakınından dumanlar yükseldi (Reuters)
Taiz'de Husi hedefine düzenlenen saldırının ardından binaların yakınından dumanlar yükseldi (Reuters)

Yemen’in güneybatısındaki Taiz eyaletinde bulunan cepheler, hükümet güçlerinin saldırılarını temas hatlarından Husi askerî hareketliliğinin derinliklerine taşımasıyla yoğun çatışmaların yaşandığı yeni bir aşamaya girdi. Hükümet kuvvetleri eyaletin farklı bölgelerindeki takviye birlikleri, askerî mevzileri ve mühimmat depolarını doğrudan hedef alırken, sahada sıcak temaslar ve Husilerin engellenen sızma girişimleri yaşandı.

Savaş uçakları; El-Huban, Mafrak Maviye, Ez-Zikre, El-Akbuş ve Hayfan’daki Husi mevzileri ile toplanma alanlarına hava harekâtı düzenledi. Harekâtta ayrıca Taiz kentinin kuzeyindeki Et-Sittin Caddesi’nde bir ikmal konvoyu ile batıdaki El-Vazi'iyye bölgesinde yer alan takviye güçler vuruldu. İnsansız hava araçları (İHA) ve topçu birlikleri de eş zamanlı olarak birden fazla cephede askerî araç ve toplanma alanlarını ateş altına aldı.

Hükümet güçleri; Cebel Habaşi’ye bağlı El-Ahtub bölgesindeki bir sızma girişiminin püskürtüldüğünü, El-Kadaha’da bir Husi aracının ve El-Akrud’daki toplanma alanlarının vurulduğunu duyurdu. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Cebel Numan, Kahbub, El-Algame ve Rasen çevresindeki çatışmalar sürerken, kontrol haritasında henüz kayda değer bir değişim yaşanmadı.

Askerî gerilimle birlikte Husi kanadındaki kayıpların da arttığı gözlendi. Yemen merkezli takip ve gözlem verilerine göre, kesin nihai rakam olarak doğrulanması zor olmakla birlikte, bu ay içinde aralarında üst düzey yöneticiler ve subayların da bulunduğu 422 Husi mensubu için cenaze töreni düzenlendi.


ABD’den Bağdat’a hava sahası yasağını ihlal etmemesi için “ciddi” uyarı

ABD’ye ait askeri konvoydaki bir araç, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin başkenti Erbil’de ilerliyor (Arşiv- AFP)
ABD’ye ait askeri konvoydaki bir araç, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin başkenti Erbil’de ilerliyor (Arşiv- AFP)
TT

ABD’den Bağdat’a hava sahası yasağını ihlal etmemesi için “ciddi” uyarı

ABD’ye ait askeri konvoydaki bir araç, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin başkenti Erbil’de ilerliyor (Arşiv- AFP)
ABD’ye ait askeri konvoydaki bir araç, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin başkenti Erbil’de ilerliyor (Arşiv- AFP)

Sorumlu bir hükümet kaynağı dün yaptığı açıklamada, Bağdat’ın İran’a yönelik hava sahası yasağının ihlal edilmemesi konusunda ABD’den “ciddi ve doğrudan bir uyarı” aldığını doğruladı. Kaynak Şarku’l Avsat’a Irak’ın daha önce “insani gerekçelerle” Necef Havalimanı’nın bu yasağın dışında tutulmasını talep ettiğini belirtti.

Kaynak, “ABD tarafı, yaptırım tedbirlerinin yalnızca İran hava yolu şirketleriyle sınırlı kalmayacağını, bu şirketlere hizmet sağlayan veya uçuşlarının gerçekleştirilmesini kolaylaştıran herhangi bir kurum ya da havalimanını da kapsayabileceğini açıkça belirtti” dedi.

Kaynak ayrıca, “Bu uyarı hükümeti, Irak havalimanlarının, havacılık sektörünün ve bu sektörde faaliyet gösteren kurumların yaptırımlara maruz kalmasını önlemek dışında bir seçenek bırakmadı” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Bağdat’taki federal hükümet, önümüzdeki çarşamba günü “Uluslararası Koalisyon” güçlerinin ülkeden çekilmesine denk gelen ve hükümetin “Egemenlik Günü” olarak nitelendirdiği günü kutlamaya hazırlanırken, Kürt liderlerin çoğu söz konusu çekilmeye ilişkin ciddi endişelerini dile getiriyor.

Bölgesel Yönetim Başbakanı Mesrur Barzani, ofisi tarafından yayımlanan açıklamada, “Kürdistan Bölgesi’nin kendisini koruyacak herhangi bir savunma sistemi sağlanmadan savunmasız bırakılması endişe verici” ifadelerini kullandı.