Onurlu bir askerin azılı bir teröriste dönüşmesi: Hişam Aşmavi

Onurlu bir askerin azılı bir teröriste dönüşmesi: Hişam Aşmavi
TT

Onurlu bir askerin azılı bir teröriste dönüşmesi: Hişam Aşmavi

Onurlu bir askerin azılı bir teröriste dönüşmesi: Hişam Aşmavi

2007 yılında Hişam Aşmavi askeri mahkemede yargılandı ve ordudan kovuldu. Ardından Beşşar Esed rejimi ile savaşmak için Türkiye sınırından Suriye’ye geçti.
Libya Ulusal Ordusu 7 ay önce; terör akımına kapılıp giden ve aşırılık yanlısı düşünceleri benimseyen Mısırlıların tarihindeki en gizemli teröristin hikayesine son noktayı koydu.
Aşırılık yanlısı düşüncelere sahip olduğunun ortaya çıkmasının ardından askeri mahkemenin kararıyla 2007 yılında kovulmadan önce Mısır ordusunda görev yapan eski bir subay olan Hişam Aşmavi; sonunda Mısır makamları tarafından Çarşamba günü Libya’dan teslim alındı.
Yazımızın geri kalanında Aşmavi’nin şerefli bir asker olarak başladığı ve kan dökücü bir terörist olarak tamamladığı yolculuğunun en önemli duraklarına yer vereceğiz:

  • 1966 yılında harp okuluna giren Aşmavi, mezun olduktan sonra ilk önce piyade ardından özel güçlere katıldı.
  • Görev yaptığı sırada aşırılık yanlısı düşüncelere sahip olduğunun ve askerlere “terörist” örgütlere ait broşürler dağıtma olayına karıştığının kanıtlanması ile Mısır askeri istihbaratı tarafından yakın takibe alındı.
  • Uyarılmasına ve idari işlere nakledilmesine rağmen Aşmavi din ve politika hakkında konuşmayı, askerlere yasak kitaplar dağıtmayı sürdürdü.
  • 2007 yılında askeri mahkemede yargılandı ve ordudan kovuldu. Bunun üzerine giyim ve oto yedek parçaları ticaretine başladı.
  • Reuters’ın daha önce yayınladığı bir rapora göre Aşmavi bu dönemde de eski subay arkadaşları ile babasının evinin altındaki camide buluşmayı sürdürdü.
  • Güvenlik yetkililerinin açıklamalarına göre Aşmavi; 2011 ocak ayında eski cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek yönetimini sona erdiren olaylar sırasında askeri isithbaratın gözetiminden kurtuldu.
  • 2012 yılında Sina’daki terörist Ensar Beytul Makdis örgütüne katıldığı ve teröristlere intihar saldırıları düzenleme eğitimi veren bir hücrenin başına geçtiği öğrenildi.
  • 2013’te Beşşar Esed’e karşı savaşan gruplara katıldı.
  • Müslüman Kardeşler’e bağlı cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin azledilmesi ile çok geçmeden Mısır’a geri döndü ve Rabia eylemlerine katıldı.

Fotoğraf: Hişam Aşmavi Mısır’da yaşanan birçok saldırıya karışmakla suçlanıyor (Mısır televizyonu)
  • Eylül 2013'te Mısır'ın eski İçişleri Bakanı Tümgeneral Muhammed İbrahim'e yönelik suikasta karışmak, yine 2013 yılının aralık ayında Dekahliye ilindeki emniyet müdürlüğünü hedef alan saldırıyı gerçekleştirmekle suçlanıyor.
  • 2014 yılında Aşmavi, Ensar Beytul Makdis’in DAEŞ’e bağlılığını ilan etmesinin ardından örgütten ayrılarak Libya’daki El-Kaide örgütüne bağlılığıyla bilinen Murabıtun örgütünü kurdu.
  • Aşmavi ayrıca Temmuz 2014’te 28 subay ve askerin ölümüne yol açan Farafra saldırısı ile Ekim 2014’te Sina’daki Kerm El-Kavadis’te askeri bir barikata düzenlenen saldırıya karışmakla suçlanıyor.
  • Buna ek olarak; Haziran 2015’te Başsavcı Hişam Berakat suikastine, ondan önce de Şubat 2015’te 24 subay ve askerin hayatını kaybettiği El-Ariş kentindeki 101. Taburu hedef alan saldırıya karışmakla da suçlanıyor.
  • 2015 yılında Mısırlı birkaç terörist lider ile Libya’ya ve tam olarak da Derne’ye kaçtığı bilgisine ulaşıldı. Halife Hafter’e bağlı güçler tarafından terörist grupların Derne’deki son sığınaklarından birinde saklanmış olarak yakalandığında bu bilginin doğru olduğu kanıtlandı.
  • Mısır makamları Aşmavi’nin; Ekim 2017 yılında bir çöl bölgesinde bulunan polis barikatına düzenlenen ve 16 subay ile polisin hayatını kaybettiği saldırının sorumluluğunu üstlenen Ensarul İslam grubunun lideri olduğu bilgisini verdi.
  • Libya Ulusal Ordusu Aşmavi’yi geçen yıl 8 Ekim’de Derne’de şehri kontrol eden terörist gruplara karşı yürüttüğü savaş sırasında ele geçirdi.
  • 29 Mayıs Çarşamba günü sabah saatlerinde Mısır televizyonu, Mısırlı Hişam Aşmavi’nin kendisine yönetilen suçlardan yargılanması için askeri bir uçakla Libya’nın doğusundan Mısır’a getirildiğini açıkladı.

*İnci Mecdi'nin Independent Arabia'da yayınlanan analizi



Cibuti, "komşu coğrafyadaki çalkantıların" baskısı altında

Cibuti Dışişleri Bakanı Abdulkadir Ömer, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda konuşma yaparken (Cibuti Haber Ajansı- ADI)
Cibuti Dışişleri Bakanı Abdulkadir Ömer, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda konuşma yaparken (Cibuti Haber Ajansı- ADI)
TT

Cibuti, "komşu coğrafyadaki çalkantıların" baskısı altında

Cibuti Dışişleri Bakanı Abdulkadir Ömer, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda konuşma yaparken (Cibuti Haber Ajansı- ADI)
Cibuti Dışişleri Bakanı Abdulkadir Ömer, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda konuşma yaparken (Cibuti Haber Ajansı- ADI)

Cibuti, komşu ülkelerde yaşanan krizlerin artması, özellikle de Etiyopya ve Yemen'deki çatışmalar nedeniyle binlerce kişinin ülkeye sığınmasıyla artan bir baskıyla karşı karşıya.

Doğu Afrika'da, Bab el-Mendeb Boğazı'nın batı kıyısında yer alan Cibuti; kuzeyde Eritre, batı ve güneyde Etiyopya, güneydoğuda Somali ile sınır komşusu. Ülke doğuda Kızıldeniz ve Aden Körfezi'ne açılırken, Kızıldeniz'in karşı kıyısında yer alan Yemen'in sahilleri Cibuti'ye yaklaşık 20 kilometre uzaklıkta bulunuyor.

Bölgedeki çalkantılı ortamın ortasında, Afrika meseleleri uzmanı bir analist, Cibuti'nin uluslararası toplumun çağrılarına karşılık vermemesi halinde, maliyet ve istikrar açısından giderek artan baskılarla karşı karşıya kalacağını belirtiyor. Uzman ayrıca Cibuti'nin komşu ülkelerle dengeli ilişkileri sayesinde arabuluculuk rolü üstlenebileceğini öngörüyor.

Uluslararası destek çağrısı

Cibuti Dışişleri Bakanı Abdulkadir Ömer, Yemen'deki şiddet nedeniyle binlerce kişinin ülkesine sığındığını açıkladı. Bu durumun Obuk bölgesindeki ev sahibi topluluklar ile "Mərkəzi" olarak bilinen mülteci kampının kapasitesi üzerinde ciddi baskı oluşturduğu belirtildi. Birleşmiş Milletler tahminlerine göre ülkeye gelenlerin sayısı 10 bin kişiye ulaştı.

Ömer, cumartesi akşamı New York'ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, Cibuti'nin artan barınma, gıda ve temel hizmet ihtiyaçlarını tek başına karşılayamayacağını söyledi. Bakan, hükümetin bu göç dalgasına uygun şekilde karşılık verebilmesi için uluslararası toplumdan desteğini artırmasını istedi.

Yemen'den kaçış, haftalardır artan silahlı çatışmalarla mücadele eden Cibuti açısından tek önemli sorun değil. Komşu Etiyopya'da da çatışmalar yeniden tartıyor. Tigray güçlerinin bölgedeki üç havalimanını ele geçirmesi ve müttefikleriyle birlikte Afar ve Amhara bölgelerinde saldırılar düzenlemesi, hükümet güçleriyle 2020-2022 yılları arasında yaşanan yıkıcı savaşın ardından en ciddi gerilim olarak değerlendiriliyor.

 Yemenli bir kadın, Husilerin köyünü ele geçirmesinin ardından yerinden edilmiş kişiler için kurulan bir kampta çamaşırları asıyor. (AFP)
Yemenli bir kadın, Husilerin köyünü ele geçirmesinin ardından yerinden edilmiş kişiler için kurulan bir kampta çamaşırları asıyor. (AFP)

Afrika meseleleri uzmanı Çadlı siyasi analist Salih İshak İsa, Cibuti'nin önümüzdeki dönemde de komşu ülkelerdeki istikrarsızlıkların baskısı altında kalacağını değerlendiriyor. İsa'ya göre özellikle Yemen'deki savaşın devam etmesi ve Etiyopya'daki gerilimlerin artması, Kızıldeniz ve Bab el-Mendeb'e doğrudan bağlantısı bulunan Cibuti üzerindeki baskıyı artıracak.

İnsani ve güvenlik yükü

Cibuti, mülteci ve sığınmacı akınıyla giderek büyüyen bir insani ve güvenlik yüküyle karşı karşıya. Ülkenin ekonomik kapasitesi ve altyapısı ise çevresindeki risklerin boyutuyla kıyaslandığında sınırlı kalıyor.

İsa Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Cibuti'nin stratejik konumunun, bölgedeki insani, ekonomik ve güvenlik sorunlarının sonuçlarıyla mücadele etmek için ihtiyaç duyduğu desteği otomatik olarak alacağı anlamına gelmediğini belirtiyor.

İsa, söz konusu baskıların uzun süre devam etmesinin istikrarın maliyetini artırabileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle sığınmacı sayısının artması, Etiyopya'daki çatışmaların genişlemesi, hizmet ve barınma maliyetlerinin yükselmesi ve Kızıldeniz'deki ticaret ile deniz taşımacılığında yaşanan aksaklıkların etkisinin büyümesi halinde, Cibuti üzerindeki yükün daha da ağırlaşabileceğini ifade ediyor.

İsa'ya göre uluslararası ve bölgesel destek, karşı karşıya olunan sorunların boyutuyla orantılı bir seviyeye çıkarılırsa Cibuti, istikrarını koruma ve Kızıldeniz ile Afrika Boynuzu'nun güvenliğinde üstlendiği merkezi rolü sürdürme konusunda daha güçlü bir konuma gelebilir.

Arabuluculuk ihtimali

Cibuti Dışişleri Bakanlığı, çevresindeki krizlerin ortasında, resmi haber ajansı tarafından pazar günü aktarılan açıklamasında Etiyopya'da gerilimin düşürülmesi ve anlaşmazlıkların diyalog yoluyla çözülmesi çağrısında bulundu.

İsa, Cibuti'nin bölgedeki bazı krizlerde arabulucu veya kolaylaştırıcı rol üstlenerek diplomatik varlığını güçlendirebileceğini düşünüyor. Buna gerekçe olarak da ülkenin farklı taraflarla iletişim kurma konusunda deneyimli olmasını ve çeşitli bölgesel ve uluslararası aktörlerle görece dengeli ilişkiler yürütmesini gösteriyor.

İsa'ya göre Yemen dosyası böyle bir girişim için elverişli görünürken, Etiyopya meselesi daha hassas bir nitelik taşıyor. Bu nedenle Cibuti'nin, iç sorunlarını azaltacak şekilde istişare ve güven inşasına dayalı, kademeli bir yaklaşım benimsemesi bekleniyor.


Hava ve kara saldırıları Taiz’de Husileri yıpratıyor

Taiz'de Husi hedefine düzenlenen saldırının ardından binaların yakınından dumanlar yükseldi (Reuters)
Taiz'de Husi hedefine düzenlenen saldırının ardından binaların yakınından dumanlar yükseldi (Reuters)
TT

Hava ve kara saldırıları Taiz’de Husileri yıpratıyor

Taiz'de Husi hedefine düzenlenen saldırının ardından binaların yakınından dumanlar yükseldi (Reuters)
Taiz'de Husi hedefine düzenlenen saldırının ardından binaların yakınından dumanlar yükseldi (Reuters)

Yemen’in güneybatısındaki Taiz eyaletinde bulunan cepheler, hükümet güçlerinin saldırılarını temas hatlarından Husi askerî hareketliliğinin derinliklerine taşımasıyla yoğun çatışmaların yaşandığı yeni bir aşamaya girdi. Hükümet kuvvetleri eyaletin farklı bölgelerindeki takviye birlikleri, askerî mevzileri ve mühimmat depolarını doğrudan hedef alırken, sahada sıcak temaslar ve Husilerin engellenen sızma girişimleri yaşandı.

Savaş uçakları; El-Huban, Mafrak Maviye, Ez-Zikre, El-Akbuş ve Hayfan’daki Husi mevzileri ile toplanma alanlarına hava harekâtı düzenledi. Harekâtta ayrıca Taiz kentinin kuzeyindeki Et-Sittin Caddesi’nde bir ikmal konvoyu ile batıdaki El-Vazi'iyye bölgesinde yer alan takviye güçler vuruldu. İnsansız hava araçları (İHA) ve topçu birlikleri de eş zamanlı olarak birden fazla cephede askerî araç ve toplanma alanlarını ateş altına aldı.

Hükümet güçleri; Cebel Habaşi’ye bağlı El-Ahtub bölgesindeki bir sızma girişiminin püskürtüldüğünü, El-Kadaha’da bir Husi aracının ve El-Akrud’daki toplanma alanlarının vurulduğunu duyurdu. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Cebel Numan, Kahbub, El-Algame ve Rasen çevresindeki çatışmalar sürerken, kontrol haritasında henüz kayda değer bir değişim yaşanmadı.

Askerî gerilimle birlikte Husi kanadındaki kayıpların da arttığı gözlendi. Yemen merkezli takip ve gözlem verilerine göre, kesin nihai rakam olarak doğrulanması zor olmakla birlikte, bu ay içinde aralarında üst düzey yöneticiler ve subayların da bulunduğu 422 Husi mensubu için cenaze töreni düzenlendi.


ABD’den Bağdat’a hava sahası yasağını ihlal etmemesi için “ciddi” uyarı

ABD’ye ait askeri konvoydaki bir araç, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin başkenti Erbil’de ilerliyor (Arşiv- AFP)
ABD’ye ait askeri konvoydaki bir araç, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin başkenti Erbil’de ilerliyor (Arşiv- AFP)
TT

ABD’den Bağdat’a hava sahası yasağını ihlal etmemesi için “ciddi” uyarı

ABD’ye ait askeri konvoydaki bir araç, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin başkenti Erbil’de ilerliyor (Arşiv- AFP)
ABD’ye ait askeri konvoydaki bir araç, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin başkenti Erbil’de ilerliyor (Arşiv- AFP)

Sorumlu bir hükümet kaynağı dün yaptığı açıklamada, Bağdat’ın İran’a yönelik hava sahası yasağının ihlal edilmemesi konusunda ABD’den “ciddi ve doğrudan bir uyarı” aldığını doğruladı. Kaynak Şarku’l Avsat’a Irak’ın daha önce “insani gerekçelerle” Necef Havalimanı’nın bu yasağın dışında tutulmasını talep ettiğini belirtti.

Kaynak, “ABD tarafı, yaptırım tedbirlerinin yalnızca İran hava yolu şirketleriyle sınırlı kalmayacağını, bu şirketlere hizmet sağlayan veya uçuşlarının gerçekleştirilmesini kolaylaştıran herhangi bir kurum ya da havalimanını da kapsayabileceğini açıkça belirtti” dedi.

Kaynak ayrıca, “Bu uyarı hükümeti, Irak havalimanlarının, havacılık sektörünün ve bu sektörde faaliyet gösteren kurumların yaptırımlara maruz kalmasını önlemek dışında bir seçenek bırakmadı” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Bağdat’taki federal hükümet, önümüzdeki çarşamba günü “Uluslararası Koalisyon” güçlerinin ülkeden çekilmesine denk gelen ve hükümetin “Egemenlik Günü” olarak nitelendirdiği günü kutlamaya hazırlanırken, Kürt liderlerin çoğu söz konusu çekilmeye ilişkin ciddi endişelerini dile getiriyor.

Bölgesel Yönetim Başbakanı Mesrur Barzani, ofisi tarafından yayımlanan açıklamada, “Kürdistan Bölgesi’nin kendisini koruyacak herhangi bir savunma sistemi sağlanmadan savunmasız bırakılması endişe verici” ifadelerini kullandı.