Yemen’de ulusal ordu ilerleyişini sürdürüyor

Yemen’de ulusal ordu ilerleyişini sürdürüyor
TT

Yemen’de ulusal ordu ilerleyişini sürdürüyor

Yemen’de ulusal ordu ilerleyişini sürdürüyor

Yemen Ulusal Ordu güçleri, Arap Koalisyonu’nun desteği ile Husi milislerin kalesi sayılan, Sana’nın kuzey batısındaki Saada cephesinde ve ülkenin güneyindeki Dali vilayetinde, ilerleyişini sürdürüyor.
Ulusal ordu, geçtiğimiz Perşembe günü, kuzeydeki Bakim kasabasında stratejik mevziileri Husilerden geri aldı.
Yemen ordusuna bağlı ‘September Net’ internet sitesinin haberine göre ulusal ordu güçleri, Husi milislerin bu bölgelere başlattığı sürpriz saldırılar sonrasında bazı mevziilerin kontrolünü sağladı.
Açıklamada, “Ordu, bu alanları kontrol ederek, Husi milislerin Bakim ve el-Rabua arasındaki hatlarını kesti” ifadelerine yer verildi.
Çok sayıda bölge kurtarıldı
Dali’de ise ordu, bölgeyi darbeci milislerden kurtarmaya ilişkin faaliyetlerini sürdürüyor. Resmi bir askeri kaynak, ordu güçlerinin geçtiğimiz saatlerde Dali’nin kuzeyindeki Katabah kasabasının kuzeybatısında darbecilerin mevziilerine yönelik saldırı başlattığını ve bazı bölgeleri kurtardığını belirtti. Kaynak, “Ordu, geçtiğimiz Perşembe günü darbecilere ait mevziilere saldırılarının ardından Katabah kasabasının batısındaki Şahab bölgesini ve kuzeydeki Bab Ğalag bölgesini kurtardı” dedi.
Aktarılan bilgilere göre yaşanan çatışmalar sırasında, en az 14 Husi milis öldürüldü ve onlarca milis de yaralandı. Ordu, 2 milisin ve onlarca silah ve mühimmatın da ele geçirildiğini duyurdu.
Amalika Tugayları medya merkezine göre Amalika Tugayları ve direniş güçleri, Katabah kasabasının batısındaki Şahab’da Husi milislerle şiddetli çatışmalardan sonra Fahir bölgesine doğru ilerleme kaydetti. Güçler, stratejik alanları kontrol etmeyi başardı.
Aynı şekilde milislerin, her zamanki gibi Amalika Tugayları ve ortak güney direniş güçlerinin ilerleyişlerini engellemek amacıyla köprüleri patlatmaya başladığı belirtildi.
Öte yandan batı kıyı cephesindeki Amalika Tugayları medya merkezi, İran’ın Yemen’deki kolu olan Husi milislerin, el-Dureyhimi kasabasında ve Hudeyde’nin güneyindeki el-Salih bölgesinde, Amalika Tugayları’nın mevzilerine geniş çaplı saldırılar başlattığını ifade etti.
Yerel bir askeri kaynaktan aktarılan bilgilere göre Husi milisler, Amalika Tugayları’nın ve ortak güçlerin el-Dureyhimi kasabasındaki mevziilerine de şiddetli saldırılar gerçekleştirdi.
Amalika Tugayları ile Husiler arasında şiddetli çatışmalar
Kaynak, Geçtiğimiz Perşembe akşamı, milislerin ülkenin güneyindeki Hays kasabasının kuzeyinde bulunan Amalika Tugayları’na ait mevziileri hedef almasının ardından Amalika Tugayları ve Husi milisler arasında şiddetli çatışmaların yaşandığına dikkati çekti. Milislerin, Amalika Tugayları’nın mevzi ve tahkimatlarına yönelik bombardımanlarının ardından Hays’ın kuzeyindeki Beni Mağari bölgesinde de çatışmalar yaşandığı aktarıldı. Bombardıman sırasında milisler, çeşitli ağır silahlar kullandı.
Amalika Tugayları ise kendilerine ait bir takip biriminin, Hudeyde’deki kıyı şeridinin bitişiğindeki Tuhayta kasabasına bağlı dağlık bir bölgede, İran’ın Yemen’deki kolu olan Husilere bağlı hareketleri takip ettiğini açıkladı. Bu bağlamda Husilerin, bölgeye ulaşmasının ardından Amalika Tugayları’na ait mevziilere saldırı gerçekleştiği belirtildi.
“Taiz savaşı, açık bir savaş haline geldi”
Öte yandan ulusal ordu, Taiz şehrini Husi milislerin ellerinden kurtarmak ve 4 yıldır devam kuşatmayı sökmek için askeri bir operasyon başlattıklarını duyurdu. Bu çerçevede Taiz’de Ahlaki Rehberlik Direktör Yardımcısı ve resmi sözcü Tuğgeneral Abdul Basit el-Bahr, “Taiz savaşı, büyük, devam eden ve açık bir savaş haline geldi. Durmayacak. İlk günden itibaren İranlı milislerin ayakları, Taiz topraklarına uzandı. Şu an ise en şiddetli savaşlardan biri” açıklamasında bulundu.
Geçtiğimiz Perşembe günü el-Havcala bölgesindeki Husi komutan Ebu Nacac lakaplı, Abdulrahman Saddam da dahil çok sayıda milisin, ülkenin kuzeyindeki el-Heşme ve el-Hacala bölgelerinde Husilerin mevziilerini hedef alan ulusal ordu topçuları tarafından öldürüldüğü veya yaralandığı açıklandı.
Birçok stratejik bölge kurtarıldı
Ulusal ordu güçleri, Cebel el-Vaaş’taki el-Kambatin tepesi, Hamid Ali Abduh tepesi, Taiz’in kuzeyindeki el-Heşme bölgesinde bulunan bir elektrik istasyonu, el-Karaa dağları ve el-Şibani tepeleri başta olmak üzere birçok stratejik bölgeyi kurtardı.
Savaş sırasında çok sayıda milisin öldüğü ve yaralandığı belirtilirken, ordunun da çok sayıda silah ve mühimmat ele geçirdiği aktarıldı.
Tuğgeneral Abdul Basit el-Bahr, “Bugün kuvvetlerimiz, art arda zaferler kazanıyor. İlerleyen saatlerde de sürprizler olacak. Düşmanın (Husi milisler) ön savunmasını bozguna uğrattıktan sonra kuvvetlerimizin çıkarına büyük bir değişim yaşanacak. Savaşta, çeşitli türde silahlar kullanılıyor. Çatışmalar, şehrin kuzey, batı, el-Dabab ve Hafyan (güneyde) bölgelerine kadar uzandı” dedi.
Bahr, çatışmaların bazen yoğunlaştığını, bazen de zayıfladığını söylerken, bölgenin bombardımanlardan ve kuşatmadan kurtarılana kadar devam edeceğini ifade etti. Tuğgeneral Abdul Basit el-Bahr, “Savaş, tecrübeli bir askeri planın önderliğinde devam ediyor. Hedefine ulaşana kadar da durmayacak” dedi.
Farklı cephelerde gerçekleşen çatışmalara da değinen Bahr, yaptığı açıklamada “Taiz cephesinde kuvvetlerimiz, Kambatin’e baskın yapmaya çalıştı, ancak el-Vaaş’taki düşman mevziileri kuvvetlerimizin ilerlemesini engelliyor. Ancak Hamid Ali Abduh ve Rassam tepelerinin kontrolü sağlandı. Batıdaki el-Dabab cephesinde de birçok köy kurtarıldı. Genel olarak mayınların yoğunluğu nedeniyle basit bir ilerleme kaydedildi” ifadelerini kullandı.
Tuğgeneral Abdul Basit el-Bahr, “Batı cephesinde Cebel el-Karaa, el-Şibani tepesi ve el-Şikki tepesi ele geçirildi ve çok sayıda milis öldürüldü. Keskin nişancılar öldürüldü. 2 mühimmat deposu imha edildi” dedi. Tuğgeneral Bahr, ayrıca 14 milisin öldüğünü, 5 milisin esir alındığını ve onlarca milisin yaralandığını belirtirken, ulusal ordu saflarında da 2 askerin öldüğünü ifade etti.



Cibuti, "komşu coğrafyadaki çalkantıların" baskısı altında

Cibuti Dışişleri Bakanı Abdulkadir Ömer, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda konuşma yaparken (Cibuti Haber Ajansı- ADI)
Cibuti Dışişleri Bakanı Abdulkadir Ömer, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda konuşma yaparken (Cibuti Haber Ajansı- ADI)
TT

Cibuti, "komşu coğrafyadaki çalkantıların" baskısı altında

Cibuti Dışişleri Bakanı Abdulkadir Ömer, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda konuşma yaparken (Cibuti Haber Ajansı- ADI)
Cibuti Dışişleri Bakanı Abdulkadir Ömer, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda konuşma yaparken (Cibuti Haber Ajansı- ADI)

Cibuti, komşu ülkelerde yaşanan krizlerin artması, özellikle de Etiyopya ve Yemen'deki çatışmalar nedeniyle binlerce kişinin ülkeye sığınmasıyla artan bir baskıyla karşı karşıya.

Doğu Afrika'da, Bab el-Mendeb Boğazı'nın batı kıyısında yer alan Cibuti; kuzeyde Eritre, batı ve güneyde Etiyopya, güneydoğuda Somali ile sınır komşusu. Ülke doğuda Kızıldeniz ve Aden Körfezi'ne açılırken, Kızıldeniz'in karşı kıyısında yer alan Yemen'in sahilleri Cibuti'ye yaklaşık 20 kilometre uzaklıkta bulunuyor.

Bölgedeki çalkantılı ortamın ortasında, Afrika meseleleri uzmanı bir analist, Cibuti'nin uluslararası toplumun çağrılarına karşılık vermemesi halinde, maliyet ve istikrar açısından giderek artan baskılarla karşı karşıya kalacağını belirtiyor. Uzman ayrıca Cibuti'nin komşu ülkelerle dengeli ilişkileri sayesinde arabuluculuk rolü üstlenebileceğini öngörüyor.

Uluslararası destek çağrısı

Cibuti Dışişleri Bakanı Abdulkadir Ömer, Yemen'deki şiddet nedeniyle binlerce kişinin ülkesine sığındığını açıkladı. Bu durumun Obuk bölgesindeki ev sahibi topluluklar ile "Mərkəzi" olarak bilinen mülteci kampının kapasitesi üzerinde ciddi baskı oluşturduğu belirtildi. Birleşmiş Milletler tahminlerine göre ülkeye gelenlerin sayısı 10 bin kişiye ulaştı.

Ömer, cumartesi akşamı New York'ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, Cibuti'nin artan barınma, gıda ve temel hizmet ihtiyaçlarını tek başına karşılayamayacağını söyledi. Bakan, hükümetin bu göç dalgasına uygun şekilde karşılık verebilmesi için uluslararası toplumdan desteğini artırmasını istedi.

Yemen'den kaçış, haftalardır artan silahlı çatışmalarla mücadele eden Cibuti açısından tek önemli sorun değil. Komşu Etiyopya'da da çatışmalar yeniden tartıyor. Tigray güçlerinin bölgedeki üç havalimanını ele geçirmesi ve müttefikleriyle birlikte Afar ve Amhara bölgelerinde saldırılar düzenlemesi, hükümet güçleriyle 2020-2022 yılları arasında yaşanan yıkıcı savaşın ardından en ciddi gerilim olarak değerlendiriliyor.

 Yemenli bir kadın, Husilerin köyünü ele geçirmesinin ardından yerinden edilmiş kişiler için kurulan bir kampta çamaşırları asıyor. (AFP)
Yemenli bir kadın, Husilerin köyünü ele geçirmesinin ardından yerinden edilmiş kişiler için kurulan bir kampta çamaşırları asıyor. (AFP)

Afrika meseleleri uzmanı Çadlı siyasi analist Salih İshak İsa, Cibuti'nin önümüzdeki dönemde de komşu ülkelerdeki istikrarsızlıkların baskısı altında kalacağını değerlendiriyor. İsa'ya göre özellikle Yemen'deki savaşın devam etmesi ve Etiyopya'daki gerilimlerin artması, Kızıldeniz ve Bab el-Mendeb'e doğrudan bağlantısı bulunan Cibuti üzerindeki baskıyı artıracak.

İnsani ve güvenlik yükü

Cibuti, mülteci ve sığınmacı akınıyla giderek büyüyen bir insani ve güvenlik yüküyle karşı karşıya. Ülkenin ekonomik kapasitesi ve altyapısı ise çevresindeki risklerin boyutuyla kıyaslandığında sınırlı kalıyor.

İsa Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Cibuti'nin stratejik konumunun, bölgedeki insani, ekonomik ve güvenlik sorunlarının sonuçlarıyla mücadele etmek için ihtiyaç duyduğu desteği otomatik olarak alacağı anlamına gelmediğini belirtiyor.

İsa, söz konusu baskıların uzun süre devam etmesinin istikrarın maliyetini artırabileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle sığınmacı sayısının artması, Etiyopya'daki çatışmaların genişlemesi, hizmet ve barınma maliyetlerinin yükselmesi ve Kızıldeniz'deki ticaret ile deniz taşımacılığında yaşanan aksaklıkların etkisinin büyümesi halinde, Cibuti üzerindeki yükün daha da ağırlaşabileceğini ifade ediyor.

İsa'ya göre uluslararası ve bölgesel destek, karşı karşıya olunan sorunların boyutuyla orantılı bir seviyeye çıkarılırsa Cibuti, istikrarını koruma ve Kızıldeniz ile Afrika Boynuzu'nun güvenliğinde üstlendiği merkezi rolü sürdürme konusunda daha güçlü bir konuma gelebilir.

Arabuluculuk ihtimali

Cibuti Dışişleri Bakanlığı, çevresindeki krizlerin ortasında, resmi haber ajansı tarafından pazar günü aktarılan açıklamasında Etiyopya'da gerilimin düşürülmesi ve anlaşmazlıkların diyalog yoluyla çözülmesi çağrısında bulundu.

İsa, Cibuti'nin bölgedeki bazı krizlerde arabulucu veya kolaylaştırıcı rol üstlenerek diplomatik varlığını güçlendirebileceğini düşünüyor. Buna gerekçe olarak da ülkenin farklı taraflarla iletişim kurma konusunda deneyimli olmasını ve çeşitli bölgesel ve uluslararası aktörlerle görece dengeli ilişkiler yürütmesini gösteriyor.

İsa'ya göre Yemen dosyası böyle bir girişim için elverişli görünürken, Etiyopya meselesi daha hassas bir nitelik taşıyor. Bu nedenle Cibuti'nin, iç sorunlarını azaltacak şekilde istişare ve güven inşasına dayalı, kademeli bir yaklaşım benimsemesi bekleniyor.


Hava ve kara saldırıları Taiz’de Husileri yıpratıyor

Taiz'de Husi hedefine düzenlenen saldırının ardından binaların yakınından dumanlar yükseldi (Reuters)
Taiz'de Husi hedefine düzenlenen saldırının ardından binaların yakınından dumanlar yükseldi (Reuters)
TT

Hava ve kara saldırıları Taiz’de Husileri yıpratıyor

Taiz'de Husi hedefine düzenlenen saldırının ardından binaların yakınından dumanlar yükseldi (Reuters)
Taiz'de Husi hedefine düzenlenen saldırının ardından binaların yakınından dumanlar yükseldi (Reuters)

Yemen’in güneybatısındaki Taiz eyaletinde bulunan cepheler, hükümet güçlerinin saldırılarını temas hatlarından Husi askerî hareketliliğinin derinliklerine taşımasıyla yoğun çatışmaların yaşandığı yeni bir aşamaya girdi. Hükümet kuvvetleri eyaletin farklı bölgelerindeki takviye birlikleri, askerî mevzileri ve mühimmat depolarını doğrudan hedef alırken, sahada sıcak temaslar ve Husilerin engellenen sızma girişimleri yaşandı.

Savaş uçakları; El-Huban, Mafrak Maviye, Ez-Zikre, El-Akbuş ve Hayfan’daki Husi mevzileri ile toplanma alanlarına hava harekâtı düzenledi. Harekâtta ayrıca Taiz kentinin kuzeyindeki Et-Sittin Caddesi’nde bir ikmal konvoyu ile batıdaki El-Vazi'iyye bölgesinde yer alan takviye güçler vuruldu. İnsansız hava araçları (İHA) ve topçu birlikleri de eş zamanlı olarak birden fazla cephede askerî araç ve toplanma alanlarını ateş altına aldı.

Hükümet güçleri; Cebel Habaşi’ye bağlı El-Ahtub bölgesindeki bir sızma girişiminin püskürtüldüğünü, El-Kadaha’da bir Husi aracının ve El-Akrud’daki toplanma alanlarının vurulduğunu duyurdu. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Cebel Numan, Kahbub, El-Algame ve Rasen çevresindeki çatışmalar sürerken, kontrol haritasında henüz kayda değer bir değişim yaşanmadı.

Askerî gerilimle birlikte Husi kanadındaki kayıpların da arttığı gözlendi. Yemen merkezli takip ve gözlem verilerine göre, kesin nihai rakam olarak doğrulanması zor olmakla birlikte, bu ay içinde aralarında üst düzey yöneticiler ve subayların da bulunduğu 422 Husi mensubu için cenaze töreni düzenlendi.


ABD’den Bağdat’a hava sahası yasağını ihlal etmemesi için “ciddi” uyarı

ABD’ye ait askeri konvoydaki bir araç, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin başkenti Erbil’de ilerliyor (Arşiv- AFP)
ABD’ye ait askeri konvoydaki bir araç, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin başkenti Erbil’de ilerliyor (Arşiv- AFP)
TT

ABD’den Bağdat’a hava sahası yasağını ihlal etmemesi için “ciddi” uyarı

ABD’ye ait askeri konvoydaki bir araç, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin başkenti Erbil’de ilerliyor (Arşiv- AFP)
ABD’ye ait askeri konvoydaki bir araç, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin başkenti Erbil’de ilerliyor (Arşiv- AFP)

Sorumlu bir hükümet kaynağı dün yaptığı açıklamada, Bağdat’ın İran’a yönelik hava sahası yasağının ihlal edilmemesi konusunda ABD’den “ciddi ve doğrudan bir uyarı” aldığını doğruladı. Kaynak Şarku’l Avsat’a Irak’ın daha önce “insani gerekçelerle” Necef Havalimanı’nın bu yasağın dışında tutulmasını talep ettiğini belirtti.

Kaynak, “ABD tarafı, yaptırım tedbirlerinin yalnızca İran hava yolu şirketleriyle sınırlı kalmayacağını, bu şirketlere hizmet sağlayan veya uçuşlarının gerçekleştirilmesini kolaylaştıran herhangi bir kurum ya da havalimanını da kapsayabileceğini açıkça belirtti” dedi.

Kaynak ayrıca, “Bu uyarı hükümeti, Irak havalimanlarının, havacılık sektörünün ve bu sektörde faaliyet gösteren kurumların yaptırımlara maruz kalmasını önlemek dışında bir seçenek bırakmadı” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Bağdat’taki federal hükümet, önümüzdeki çarşamba günü “Uluslararası Koalisyon” güçlerinin ülkeden çekilmesine denk gelen ve hükümetin “Egemenlik Günü” olarak nitelendirdiği günü kutlamaya hazırlanırken, Kürt liderlerin çoğu söz konusu çekilmeye ilişkin ciddi endişelerini dile getiriyor.

Bölgesel Yönetim Başbakanı Mesrur Barzani, ofisi tarafından yayımlanan açıklamada, “Kürdistan Bölgesi’nin kendisini koruyacak herhangi bir savunma sistemi sağlanmadan savunmasız bırakılması endişe verici” ifadelerini kullandı.