FBI, tahliye olan teröristler konusunda endişeli

FBI Direktörü Christopher Wray (AFP)
FBI Direktörü Christopher Wray (AFP)
TT

FBI, tahliye olan teröristler konusunda endişeli

FBI Direktörü Christopher Wray (AFP)
FBI Direktörü Christopher Wray (AFP)

ABD’de kıdemli bir FBI yetkilisi, 11 Eylül saldırıları öncesinde Taliban’ın yanında savaşan ve Afganistan’da tutuklandıktan sonra 17 yıl hapis yatan Amerikalı bir Taliban üyesi olan John Lund’un serbest bırakılması ışığında, FBI’nın sadece teröristleri tespit etmek ve takip etmekle kalmayıp, aynı zamanda ceza sürelerini tamamladıktan sonra serbest bırakılan teröristlerle de meşgul olduğunu söyledi.
ABD'nin yarı özel, yarı kamu destekli radyo ağı NPR’nin (National Public Radio) FBI yetkilisinden aktardığı bilgilere göre hapis cezalarını tamamlamalarının ardından tahliye olan teröristler, ciddi bir endişe kaynağı haline geldi.
Amerikalı Taliban üyesinin de katıldığı, Afganistan'daki bir olayda öldürülen CIA personeli Johnny Micheal Spann’ın akrabaları ve hatta ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, söz konusu mahkumun aşırılık yanlıları ile olan ilişkilerini terk edip etmediği konusunda sorular sordular.
NPR’den yapılan açıklamaya göre 11 Eylül 2001 saldırılarından yaklaşık 18 yıl sonra, terör gruplarını desteklemekten veya şiddet eylemlerinde bulunmaktan hüküm giymiş olan mahkumların cezaevinden tahliye olmaları dalgası baş gösterdi. Washington’da gazetecilerle konuşan FBI yetkilisi, gelecekteki tehditlere ilişkin ihtimalleri göz önünde bulundurarak adının açıklanmamasını talep etti. FBI yetkilisi, Colorado ve Indiana gibi ABD eyaletlerinde teröristleri için tahsise edilmiş olan cezaevi alanlarını izleyen polis güçlerinin, bir teröristin serbest bırakılacağını öğrendiği anda takip için bir dizi plan yaptıklarını belirtti. Ayrıca ABD dışındaki FBI ofislerinin de tutuklanan ve hapsedilen teröristlerin akıbetlerini takip ettiğini kaydetti. Yetkili, “Onlar hakkında önceden bilgi toplanabilir. Kendileriyle röportajlar yapıldı. Onları takip etmeleri için gizli ajanlar görevlendirilebilir” diyerek sözlerini sürdürdü.
ABD medya kuruluşlarının iki hafta önce FBI yetkililerinden aktardığı bilgilere göre terör faaliyetlerinin artmasıyla paralel olarak tutuklamaların da artması, uzun vadede hapishaneden çıkan insan sayısının artacağı anlamına geliyor.
FBI Direktörü Christopher Wray, geçtiğimiz yılın sonunda Senato İç Güvenlik Komitesi’nde yaptığı konuşmada, FBI’ın soruşturmakta olduğu dünya çapındaki terör olaylarının sayısının yaklaşık 5 bin olduğunu, bu olayların yılın başında ABD’deki sayısının ise 2 bin olduğunu belirtti. Wray, “Şu anda ABD'de ve tüm dünyada yaklaşık 5 bin terör olayını araştırıyoruz. Bu davaların yaklaşık bin tanesi 50 eyalette bulunan yerel aşırılık yanlılarına ait. Bu durum FBI'ın önceliği olmaya devam ediyor” diyerek sözleri sürdürdü.
FBI’ın çalışmaları kapsamında terör olaylarının önemli bir yer tuttuğunu kaydeden Wray, “Ancak bu tehdit 11 Eylül 2001'den bu yana oldukça değişikliğe uğradı. Artık siber terörizm gibi bir olgudan bahsediyoruz. ABD’deki aşırılık yanlıları hala internet siteleri üzerinden etkileniyorlar. Bu kimseler yerel aşırılık yanlıları olarak nitelendiriliyor” ifadelerini kullandı.



Ukrayna barışına ilişkin kritik müzakereler

Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)
Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)
TT

Ukrayna barışına ilişkin kritik müzakereler

Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)
Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)

Ukrayna barış görüşmeleri dün Cenevre'de başladı ve gözlemciler bu görüşmelerin, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan ve son dönemde üzerinde değişiklikler yapılan plana dayalı siyasi çözüm için temel bir çerçeve oluşturulması açısından çok önemli olacağını öngörüyor.

Bu, Rusya, Ukrayna ve Amerika Birleşik Devletleri'ni bir araya getiren üçüncü doğrudan müzakere turu. Daha önce Birleşik Arap Emirlikleri'nin başkenti Abu Dabi'de düzenlenen iki tur müzakere, çözümsüz kalan konularda görüşleri uzlaştırmada başarısız olmuştu.

Kremlin, erken tahminlerden kaçınılması gerektiğini belirterek, "Taraflar çarşamba günü (bugün) çalışmalarına devam edecekler" dedi.

Başkan Trump ise Kiev'i müzakereye ve "hızlı bir şekilde" anlaşmaya varmaya çağırdı.


85 ülke, İsrail'in Batı Şeria'da "genişleme" girişimlerini kınadı

İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)
TT

85 ülke, İsrail'in Batı Şeria'da "genişleme" girişimlerini kınadı

İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)

Birleşmiş Milletler'de 85 ülke, işgal altındaki Batı Şeria'da "yasadışı varlığını genişletmeyi" amaçlayan yeni önlemler aldığı gerekçesiyle dün İsrail'i ortak bir bildiriyle kınadı ve Filistin topraklarının ilhakının "demografik değişikliklere" yol açabileceği endişesini dile getirdi.

İsrail'in yerleşimcilerin arazi satın almasını kolaylaştıran önlemleri onaylamasından bir hafta sonra, İsrail hükümeti pazar günü, 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria'da arazi kayıt sürecini hızlandırmaya karar verdi.

Fransa, Çin, Suudi Arabistan ve Rusya da dahil olmak üzere Birleşmiş Milletler'in 85 üye ülkesi ve Avrupa Birliği ve Arap Birliği gibi çok sayıda kuruluş, "İsrail'in Batı Şeria'daki yasadışı varlığını genişletmeyi amaçlayan tek taraflı karar ve eylemlerini" kınadı.

New York'ta yayınlanan açıklamada ülkeler, "bu kararların İsrail'in uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülükleriyle bağdaşmadığını ve derhal geri alınması gerektiğini" belirterek, her türlü ilhak biçimine kesin olarak karşı olduklarını ifade ettiler.

 Ayrıca, "her türlü ilhak biçimine şiddetle karşı olduklarını" yinelediler.

Açıklama şöyle devam etti: “1967’den beri işgal altında olan Filistin topraklarının, Doğu Kudüs de dahil olmak üzere, demografik yapısını, karakterini ve yasal statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm önlemleri reddettiğimizi yineliyoruz.”

“Bu politikalar uluslararası hukukun ihlalini teşkil etmekte, bölgede barış ve istikrarı sağlamaya yönelik devam eden çabaları baltalamakta ve çatışmayı sona erdirecek bir barış anlaşmasına ulaşma olasılığını tehdit etmektedir” uyarısında bulundu.

BM Genel Sekreteri António Guterres pazartesi günü İsrail'i "sadece istikrarsızlaştırıcı olmakla kalmayıp, Uluslararası Adalet Divanı'nın da teyit ettiği gibi yasadışı olan yeni önlemlerini derhal geri çekmeye" çağırdı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre yerleşim faaliyetleri 1967'den bu yana tüm İsrail hükümetleri altında devam etti, ancak özellikle 7 Ekim 2023'te başlayan Gazze savaşından bu yana, İsrail tarihinin en sağcı hükümetlerinden biri olan Binyamin Netanyahu'nun mevcut hükümeti altında hızı önemli ölçüde arttı.

İsrail'in işgal edip ilhak ettiği Doğu Kudüs dışında, Batı Şeria'da yaklaşık üç milyon Filistinlinin arasında 500 binden fazla İsrailli yaşıyor ve bu yerleşim yerleri Birleşmiş Milletler tarafından uluslararası hukuka göre yasadışı kabul ediliyor.


İran ve Rusya yarın Umman Denizi ve Hint Okyanusu’nun kuzeyinde askeri tatbikat gerçekleştirecek

İran ve Rusya yarın Umman Denizi ve Hint Okyanusu’nun kuzeyinde askeri tatbikat gerçekleştirecek
TT

İran ve Rusya yarın Umman Denizi ve Hint Okyanusu’nun kuzeyinde askeri tatbikat gerçekleştirecek

İran ve Rusya yarın Umman Denizi ve Hint Okyanusu’nun kuzeyinde askeri tatbikat gerçekleştirecek

 

İran yarın müttefiki Rusya ile birlikte Umman Denizi’nde ortak deniz tatbikatı düzenleyecek. Bu bilgi, İranlı Öğrenciler Haber Ajansı’nın (ISNA) bugün aktardığı askeri yetkili beyanıyla duyuruldu. Tatbikat, ABD ile İran arasında gerçekleştirilen görüşme oturumunun hemen ardından geliyor.

Askeri Sözcü Hasan Maksudlu, ortak deniz tatbikatının Umman Denizi ve Hint Okyanusu’nun kuzeyinde yapılacağını ve ‘bölgedeki deniz güvenliğini ve iki ülkenin donanma birlikleri arasındaki ilişkileri güçlendirmeyi’ amaçladığını açıkladı. Sözcü, tatbikatın süresine dair bir bilgi vermedi.

İran, iki gün önce (pazartesi), stratejik Hürmüz Boğazı’nda Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) denetiminde başlayan tatbikatları duyurmuştu.

İranlı yetkililer, özellikle Tahran ile Washington arasındaki gerilimin yükseldiği dönemlerde, dünyanın önemli petrol ve gaz nakil güzergâhlarından biri olan bu boğazı kapatmakla tehdit etmişti. İran televizyonu, askeri tatbikatlar sırasında boğazın dün birkaç saatliğine ‘güvenlik’ gerekçesiyle kapatıldığını bildirdi.

ABD, İran ile devam eden görüşmeler sırasında iki ülke arasında anlaşmaya varılamaması durumunda askeri müdahale tehdidi çerçevesinde, Arap Körfezi sularına büyük bir donanma gücü yerleştirdi.

Görüşmeler, şubat ayı başında Umman himayesinde yeniden başladı. Bu, haziran ayında Israil’in İran’a yönelik yürüttüğü savaşın ardından yapılan ilk oturumdu. O dönemde Washington, İran’ın nükleer tesislerini bombalamış; Tahran ise karşılık olarak İsrail ve bölgedeki Amerikan üslerini hedef almıştı.

İran, görüşmelerin yalnızca nükleer programla sınırlı olduğunu vurgularken, Washington, görüşmelere İran’ın balistik füze programı ve Ortadoğu’daki silahlı gruplara -özellikle Hizbullah- desteğinin de dahil edilmesini talep ediyor.