​Filistinliler 'Yüzyılın Anlaşması'nı bağımsız devlet hayalinin sonu olarak görüyorlar

Geçtiğimiz Cuma günü Gazze'deki dikenli tel çitlerin ardındaki İsrailli bir askeri aracın karşısında Filistin bayrağı taşıyan Filistinli bir gösterici (AFP)
Geçtiğimiz Cuma günü Gazze'deki dikenli tel çitlerin ardındaki İsrailli bir askeri aracın karşısında Filistin bayrağı taşıyan Filistinli bir gösterici (AFP)
TT

​Filistinliler 'Yüzyılın Anlaşması'nı bağımsız devlet hayalinin sonu olarak görüyorlar

Geçtiğimiz Cuma günü Gazze'deki dikenli tel çitlerin ardındaki İsrailli bir askeri aracın karşısında Filistin bayrağı taşıyan Filistinli bir gösterici (AFP)
Geçtiğimiz Cuma günü Gazze'deki dikenli tel çitlerin ardındaki İsrailli bir askeri aracın karşısında Filistin bayrağı taşıyan Filistinli bir gösterici (AFP)

Filistinliler ile bazı Arap yetkililer ve siyasetçiler, ABD’nin İsrail ile Filistinliler arasındaki çatışmalara son vermek amacıyla öne sürdüğü ve duyurulmasının üzerinden iki yıl geçen, ancak halen nihai bir sonuca ulaşılamayan “Yüzyılın Anlaşması”nı Filistin davasını tasfiye etme planı olarak görüyorlar.
Her ne kadar planın genel çerçevesi henüz tam olarak açıklanmasa da, taslak plan hakkında bilgi sahibi olan Filistinli ve Arap kaynaklar, ABD Başkanı Doanld Trump'ın damadı ve kıdemli danışmanı Jared Kushner’ın İsrail ile birlikte Batı Şeria, Doğu Kudüs ve Gazze Şeridi’nde bağımsız bir Filistin devleti şeklinde ABD ve uluslararası toplum tarafından kabul gören iki devletli bir çözüm fikrinden vazgeçtiğini söylüyorlar.
Öte yandan Washington bir dizi gecikmeden sonra, Bahreyn’deki “Refah için Barış” adlı ekonomik çalıştayın, planının ekonomik temellerini ortaya çıkaracak ilk resmi toplantısını ay sonunda yapmayı planlıyor.
Planla ilgilenen üç Arap yetkili yaptıkları açıklamada, diplomatik tecrübeden ziyade gayrimenkul sektöründe tecrübeye sahip olan Kushner ve Trump’ın, İsrail ile Filistinliler arasındaki anlaşmazlığa, şuana kadar çözülememiş bir iş anlaşması gözüyle baktıklarını düşünüyorlar.
Üç yetkili, bu planın ardındaki mantığın, siyasi düzeyde başarısızlığın devam etmesi halinde, Arap ülkeleriyle, Filistinliler için refahı, İsrailliler için ise güvenliği sağlayacak on milyarlarca dolarlık bir anlaşma yapmanın cazip olabileceğini düşündüğünü belirttiler.
Reuters’a konuşan Filistinli yetkililer, planın siyasi düzeyde Gazze Şeridi'nin Mısır'ın kuzeyine doğru genişlemesini öngördüğünü söylediler. Bununla birlikte plana göre Filistinlilerin, Batı Şeria'nın küçük bir alanı ve Kudüs'ün dışındaki bazı bölgelerin sınırları üzerindeki kontrolü de sona erecek. Batılı ve Arap kaynaklar, planın genel çerçevesini bu şekilde doğruladılar. Ancak Başkan Trump’ın Ortadoğu özel temsilcisi Jason Greenblatt, Gazze Şeridi’nin Mısır’ın Sina çölüne doğru genişlemesiyle ilgili “söylentilerin” yanlış olduğunu söyledi. Açıklanmadan önce siyasi planın ayrıntılarına ilişkin detay vermeyeceğini belirten Greenblatt, “iki devletli çözüm” ifadesini kullanmama kararıyla ilgili olarak ise, “Belirli ifadelerin ve açıklamaların kullanımının yararlı olmadığına inanıyoruz. Çünkü ayrıntı ve doğruluktan yoksunlar. Farklı insanlar için farklı çağrışımları oluyor. Planın ayrıntıları açıklandığında, neden her iki taraf için de en iyi çözüm olduğunu düşündüğümüzü ortaya çıkacak” ifadelerini kullandı.
Arap bir yetkili Reuters’a, “Plana baktığımız da gördüğümüz şey, bu planın Filistinlileri yok edecek olmasıdır. Plan, Filistinliler için adil değil” diye konuştu. Filistinli önde gelen liderlerden biri ise Reuters’a, “Filistin sorunu tasfiye ediliyor. Bağımsız bir Filistin devletinin başkenti olarak Kudüs yok. Mültecilerin dönüş hakkı ve egemen bir devlet yok. ABD’nin bu projesi oldukça tehlikeli” dedi.
"Yüzyıl Anlaşması’nı adım adım uygulamaya başladılar"
Öte yandan plan, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas liderliğindeki Batı destekli Filistin Yönetimi tarafından reddedildi. Abbas, 18 ay önce Trump yönetimiyle siyasi ilişkilerini boykot etmişti. Bu durumu, Trump’ın 2017’de Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma ve ABD Büyükelçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşıma kararı izledi.
Filistin Yönetimi’nin ABD’yi boykot etmesinden bu yana ABD yönetimi Filistin Yönetimi’ne yönelik yardımlarını kesti. Washington’daki Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ofisi kapatıldı ve Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Kuruluşu’na (UNRWA) yapılan yardımlar sonlandırıldı. Öte yandan, Washington İsrail’in ilhak ettiği Golan Tepeleri’ndeki egemenliğini tanıdı. Filistinli lider şöyle devam etti;
“Aslında ‘Yüzyıl Anlaşması’nı adım adım uygulamaya başladılar. Bugün ortada iki devletli çözüm diye bir şey kalmadı. Abbas, Amerikan planına yönelik tutumunda yalnız değildir.”
"Kushner planı sadece esaret altında kalmamızı sağlayacaktır”
Öte yandan Filistinli siyasetçi, düşünür ve aktivist Hanan Aşravi Twitter hesabından yazdığı mesajda, “Kushner planı ve Bahreyn çalıştayı sadece esaret altında kalmamızı sağlayacaktır” ifadelerini kullandı.
Önde gelen İsrail yanlısı bir araştırma merkezi olan Washington Yakın Doğu Politika Enstitüsü (WINEP) İcra Direktörü Robert Satloff, Mayıs ayında WINEP konferansında Kushner ile yapılan röportajın ardından anlaşmanın terk edilmesi gereken siyasi bir felaket olduğunu yazdı. Satloff makalesinde, anlaşmadaki Filistinlilerin haklarının ihlal edilmesi girişimi nedeniyle ekonomik açıdan olumlu unsurları olan bir takım yönlerin sonsuza dek kaybedileceğini ifade ederek, “Planın uzun vadede işe yaramasının tek yolu onu ortadan kaldırmak” dedi.
Diğer yandan Filistinli lider, Trump yönetiminin, İsrail’in özellikle Batı Şeria’daki Yahudi yerleşim bölgelerini ilhak etmesinin önünü açan yardımıyla  “dünya üzerinde yeni bir gerçeklik yarattığının” ortada olduğunu söyledi.
Ancak asıl mesele, iki milyon Filistinlinin İsrail ile Mısır arasındaki küçücük bir toprak parçasında sıkışıp kaldığı Gazze Şeridi olduğunu vurgulayan Filistinli lider, planın bir havalimanı, bir deniz liman, bir sanayi bölgesi ve elektrik santralleri gibi büyük projelerin kurulmasını içerdiğini, ancak iki yıldır herhangi bir adım atılmadığının altını çizdi. Yine aynı isme göre plan Batı Şeria’da, İsrail’i daha fazla yerleşim bölgesi inşa etmeye, Ürdün Vadisi’ni ele geçirmeye ve Ürdün’le sınırını birleştirmeye itiyor. Bununla birlikte “kendi kendini yönetecek mikro bir devletçik olarak” Filistinlilere talep edilenden daha küçük bir alan bırakılmasını öngörüyor. Bununla birlikte Filistinli lider, Kudüs ile ilgili olarak ise Filistinlilerin alacağı Ebu Dis, Beyt Hanina ve Silvan gibi mahallelerin, asla gerçek Kudüs olamayacağını düşünüyor.
İlgili bağlamda bölgedeki Batılı diplomatlar ve istihbarat kaynakları, bu planın özellikle Mısır ve Ürdün üzerindeki olası etkilerinden çekiniyor ve Mısırlıların Gazze Şeridi'nin sorunlarını çözmek için gönül rızasıyla topraklarından vazgeçeceklerinden şüphe ediyorlar. Kaynaklar aynı şekilde Trump yönetiminin İsrail’in eski bir söylemi olan Ürdün’ün Filistin olduğuna ilişkin konunun yeniden gündeme gelmesi ve Batı Şeria’daki Filistinlilerin buna katılmasından duydukları endişeyi dile getiriyorlar.



Hava ve kara saldırıları Taiz’de Husileri yıpratıyor

Taiz'de Husi hedefine düzenlenen saldırının ardından binaların yakınından dumanlar yükseldi (Reuters)
Taiz'de Husi hedefine düzenlenen saldırının ardından binaların yakınından dumanlar yükseldi (Reuters)
TT

Hava ve kara saldırıları Taiz’de Husileri yıpratıyor

Taiz'de Husi hedefine düzenlenen saldırının ardından binaların yakınından dumanlar yükseldi (Reuters)
Taiz'de Husi hedefine düzenlenen saldırının ardından binaların yakınından dumanlar yükseldi (Reuters)

Yemen’in güneybatısındaki Taiz eyaletinde bulunan cepheler, hükümet güçlerinin saldırılarını temas hatlarından Husi askerî hareketliliğinin derinliklerine taşımasıyla yoğun çatışmaların yaşandığı yeni bir aşamaya girdi. Hükümet kuvvetleri eyaletin farklı bölgelerindeki takviye birlikleri, askerî mevzileri ve mühimmat depolarını doğrudan hedef alırken, sahada sıcak temaslar ve Husilerin engellenen sızma girişimleri yaşandı.

Savaş uçakları; El-Huban, Mafrak Maviye, Ez-Zikre, El-Akbuş ve Hayfan’daki Husi mevzileri ile toplanma alanlarına hava harekâtı düzenledi. Harekâtta ayrıca Taiz kentinin kuzeyindeki Et-Sittin Caddesi’nde bir ikmal konvoyu ile batıdaki El-Vazi'iyye bölgesinde yer alan takviye güçler vuruldu. İnsansız hava araçları (İHA) ve topçu birlikleri de eş zamanlı olarak birden fazla cephede askerî araç ve toplanma alanlarını ateş altına aldı.

Hükümet güçleri; Cebel Habaşi’ye bağlı El-Ahtub bölgesindeki bir sızma girişiminin püskürtüldüğünü, El-Kadaha’da bir Husi aracının ve El-Akrud’daki toplanma alanlarının vurulduğunu duyurdu. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Cebel Numan, Kahbub, El-Algame ve Rasen çevresindeki çatışmalar sürerken, kontrol haritasında henüz kayda değer bir değişim yaşanmadı.

Askerî gerilimle birlikte Husi kanadındaki kayıpların da arttığı gözlendi. Yemen merkezli takip ve gözlem verilerine göre, kesin nihai rakam olarak doğrulanması zor olmakla birlikte, bu ay içinde aralarında üst düzey yöneticiler ve subayların da bulunduğu 422 Husi mensubu için cenaze töreni düzenlendi.


ABD’den Bağdat’a hava sahası yasağını ihlal etmemesi için “ciddi” uyarı

ABD’ye ait askeri konvoydaki bir araç, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin başkenti Erbil’de ilerliyor (Arşiv- AFP)
ABD’ye ait askeri konvoydaki bir araç, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin başkenti Erbil’de ilerliyor (Arşiv- AFP)
TT

ABD’den Bağdat’a hava sahası yasağını ihlal etmemesi için “ciddi” uyarı

ABD’ye ait askeri konvoydaki bir araç, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin başkenti Erbil’de ilerliyor (Arşiv- AFP)
ABD’ye ait askeri konvoydaki bir araç, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin başkenti Erbil’de ilerliyor (Arşiv- AFP)

Sorumlu bir hükümet kaynağı dün yaptığı açıklamada, Bağdat’ın İran’a yönelik hava sahası yasağının ihlal edilmemesi konusunda ABD’den “ciddi ve doğrudan bir uyarı” aldığını doğruladı. Kaynak Şarku’l Avsat’a Irak’ın daha önce “insani gerekçelerle” Necef Havalimanı’nın bu yasağın dışında tutulmasını talep ettiğini belirtti.

Kaynak, “ABD tarafı, yaptırım tedbirlerinin yalnızca İran hava yolu şirketleriyle sınırlı kalmayacağını, bu şirketlere hizmet sağlayan veya uçuşlarının gerçekleştirilmesini kolaylaştıran herhangi bir kurum ya da havalimanını da kapsayabileceğini açıkça belirtti” dedi.

Kaynak ayrıca, “Bu uyarı hükümeti, Irak havalimanlarının, havacılık sektörünün ve bu sektörde faaliyet gösteren kurumların yaptırımlara maruz kalmasını önlemek dışında bir seçenek bırakmadı” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Bağdat’taki federal hükümet, önümüzdeki çarşamba günü “Uluslararası Koalisyon” güçlerinin ülkeden çekilmesine denk gelen ve hükümetin “Egemenlik Günü” olarak nitelendirdiği günü kutlamaya hazırlanırken, Kürt liderlerin çoğu söz konusu çekilmeye ilişkin ciddi endişelerini dile getiriyor.

Bölgesel Yönetim Başbakanı Mesrur Barzani, ofisi tarafından yayımlanan açıklamada, “Kürdistan Bölgesi’nin kendisini koruyacak herhangi bir savunma sistemi sağlanmadan savunmasız bırakılması endişe verici” ifadelerini kullandı.


Suriye, Baniyas Terminali üzerinden Irak’a benzin sevkiyatına başladı

Suriye yeni yönetimi, ülke ekonomisini canlandırmak ve altyapısını yeniden inşa etmek için çalışmalar yürütüyor (Arşiv - Reuters)
Suriye yeni yönetimi, ülke ekonomisini canlandırmak ve altyapısını yeniden inşa etmek için çalışmalar yürütüyor (Arşiv - Reuters)
TT

Suriye, Baniyas Terminali üzerinden Irak’a benzin sevkiyatına başladı

Suriye yeni yönetimi, ülke ekonomisini canlandırmak ve altyapısını yeniden inşa etmek için çalışmalar yürütüyor (Arşiv - Reuters)
Suriye yeni yönetimi, ülke ekonomisini canlandırmak ve altyapısını yeniden inşa etmek için çalışmalar yürütüyor (Arşiv - Reuters)

Suriye makamları, yaptıkları açıklamada, Ortadoğu’daki savaş nedeniyle Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin aksamasının ardından, bu hafta Irak adına ithal edilen benzinin Irak’a sevkiyatına başladıklarını duyurdu.

Suriye Arap Haber Ajansı’nın (SANA) haberine göre Suriye Petrol Şirketi, Irak adına tedarik edilen benzinin Baniyas petrol terminali üzerinden taşınmasına başladı.

Ajans, bu adımın “Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin aksadığı bir dönemde enerji tedarikini güvence altına almak amacıyla imzalanan, üç aylık ve yenilenebilir bir anlaşma” kapsamında atıldığını bildirdi.

Şarku’l Avsat'ın SANA’dan aktardığına göre Suriye Petrol Şirketi Ulaştırma ve Depolama Birimi Genel Müdür Yardımcısı mühendis Ahmed Kubbeçi yaptığı açıklamada, Irak’a benzin sevkiyatının perşembe günü ilk etapta 57 tankerle başladığını belirtti. Kubbeçi, Tenef Sınır Kapısı üzerinden günlük sevkiyat kapasitesinin yaklaşık 200 tankere çıkarılması için çalışmaların sürdüğünü ifade etti.

Kubbeçi, Katarlı UCC şirketinin benzini dünyanın çeşitli kaynaklarından satın aldığını, Suriye tarafının ise yakıtın taşınmasını transit geçiş ücretleri karşılığında üstlendiğini kaydetti.

Transit taşımacılığın şirket ve devlet için gelir sağladığını belirten Kubbeçi, bunun aynı zamanda Suriye’nin bölge ülkeleri arasında ithalat, ihracat, mal ve enerji taşımacılığında bir geçiş güzergâhı olarak rolünü desteklediğini kaydetti.

Irak, nisan ayının başında Hürmüz Boğazı’nın kapatılması nedeniyle petrolü ihraç etmek amacıyla Suriye toprakları üzerinden tankerlerle taşımaya başladığını açıklamıştı.

Kubbeçi, dün yaptığı açıklamada, hâlihazırda taşınan tanker sayısının günlük 1.000 ile bin 200 arasında değiştiğini söyledi.

Suriye’de yeni yönetim, Beşşar Esed’in 2024’ün sonlarında devrilmesinin ardından iktidara gelmesinden sonra, on yılı aşkın süren savaşta ağır hasar gören ülke ekonomisini canlandırmaya ve altyapıyı yeniden inşa etmeye çalışıyor.

Suriyeli yetkililer, Irak tarafıyla Kerkük-Baniyas petrol hattıyla ilgili bir mutabakat zaptı imzalandığını ve bu mutabakatın sözleşmeye dönüştürülmesi için yürütülen görüşmelerin son aşamaya geldiğini bildirdi. Yetkililer, sürecin tamamlanmasının ardından sahadaki uygulama çalışmalarının başlatılmasının planlandığını belirtti.