‘Afrikalı yavrular’ terörün pençesinde

Afrikalı çocuklar, El-Kaide bağlantılı grupların kamplarında ellerinde silahlarla dolaşıyor
Afrikalı çocuklar, El-Kaide bağlantılı grupların kamplarında ellerinde silahlarla dolaşıyor
TT

‘Afrikalı yavrular’ terörün pençesinde

Afrikalı çocuklar, El-Kaide bağlantılı grupların kamplarında ellerinde silahlarla dolaşıyor
Afrikalı çocuklar, El-Kaide bağlantılı grupların kamplarında ellerinde silahlarla dolaşıyor

DEAŞ’a bağlı El-Furkan medyası tarafından geçen nisan ayı sonlarında yayınlanan DEAŞ lideri Ebubekir Bağdadi’ye ait görüntüler, örgütün bir sonraki aşamada yönelebileceği muhtemel rotalara dair birçok gösterge barındırıyordu. Bunlardan biri de örgütün eski kaleleri Irak ve Suriye’de yaşadığı ciddi gerileme bağlamında Afrika’da kendilerine bağlı gruplar kurarak daha fazla “yavruları” kapsayan bir strateji geliştirmeye çalışıyor olmasıydı.
DEAŞ’ın ideolojik fikirlerini gençler arasında yayma ve radikal düşüncelerini taşıyan nesiller inşa etme planları, genç savaşçı sayısındaki büyük açığı doldurmak için Afrika'daki “yavruları” kullanma eğilimiyle aynı zamana denk geldi. Köktenci hareketler konusundaki uzmanlar ve araştırmacılar, DEAŞ’ın çocukları uzun vadeli sadık üyeler kazanma aracı olarak gördüğü kanlı tekfir düşüncesiyle eğitmek, çocuklardan terör eylemlerini gerçekleştirme ve lojistik destek sağlamak istediği görüşünde. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar ve araştırmacılar, örgütün Afrika’da çocuk savaşçılara yönelik eğiliminin geçtiğimiz aylarda daha da arttığını ve DEAŞ’ın çocuklardan tekfirci bir nesil yaratmayı planladığını vurguladı.
“Yavrular” terimi, aşırılık yanlısı örgütler tarafından düşünce olarak “cihad”, fiziksel olarak ise silah taşımak üzerine yetiştirilen ve özel eğitim gören çocuklar için kullanılıyor. 16 yaş altındaki çocukların savaşçı olarak eğitilmesi hem uluslararası hukuk ve antlaşmalara hem de geleneklere aykırı. Ayrıca Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tarafından da “savaş suçu” olarak kabul ediliyor.
Dönüştürülen çocuklar
Mısır Müftülüğü (Daru'l-İfta) tarafından hazırlanan rapora göre Afrika’da El Kaide’ye biat eden örgütler ve DEAŞ’a bağlı diğer örgütlerin özellikle dünyadaki çatışma bölgelerinde yaşayan çocukların toplumun yüzde 75'ini oluşturduğu Afrika’da çocuk savaşçı olarak kullanma ve çocukları savaşmaya zorlama olasılığı daha yüksek.
Raporda Afrika Kıtası’nın batısındaki Boko Haram örgütünün son zamanlarda çocukları çok sayıda intihar saldırısında kullandığı bilgisi yer aldı. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu  (UNICEF) de Batı Afrika'da çocukların savaşçı olarak kullanılmasında 2010 yılından bu yana üç kat artış olduğunu vurguladı. Aktarılan bilgilere göre Boko Haram, Nijerya ordusuna ait noktalara ve köylere gerçekleştirilen terör saldırılarında 135'ten fazla çocuk kullandı. Mısır Müftülüğü Enformasyon Müdürü Dr. İbrahim Necm, Orta Afrika’da çocukların radikal örgütler tarafından savaşçı olarak alınmalarına şahit olduğunu söyledi. UNICEF’in Somali’de özellikle eş-Şebab Hareketi’nin her ay en az 200 çocuğu savaşçı olarak örgüte aldığına işaret ettiğini belirten Dr. Necm, Mali, Nijer ve Kamerun’un Boko Haram ve El Kaide’ye bağlı örgütlerin sıkça terör eylemleri gerçekleştirdiği ülkeler haline geldiğini kaydetti.
Köktenci hareketler konusunda araştırmalar yürüten Amr Abdulmenam konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede terör örgütlerinin savaşçı olarak örgüte almak için çocukları davet kamplarında dönüştürmek ve silah kullanmalarına izin vermek gibi farklı metotlar kullandıklarını söyledi. Bununla birlikte söz konusu örgütlerin gençlere sosyal medya siteleri aracılığıyla ulaştığına dikkati çeken Abdulmenam, bir sonraki aşamada bu çocukların ve gençlerin savaşmaya hazır gruplar haline getirilmesi için eğitildiklerini ve çoğu durumda hızlı hareket edebilme kabiliyetleri nedeniyle intihar bombacısı olarak kullanıldıklarını sözlerine ekledi.
ABD merkezli “Clarion Project” adlı kâr amacı gütmeyen kuruluş ise son dönemde internette çok fazla zaman harcayan ve internetteki hareketlerini izleyecek hiç kimsesi olmayan çocuklar başta olmak üzere radikalizme daha açık olan çocuklarla ilgili bir takım özellikleri ortaya koydu. Kuruluş, ebeveynlerin çocukları hakkında internette çok fazla zaman harcamak ya da radikal sitelerde gezinmek gibi faaliyetlerini gözlemleyebilecekleri bir takım işaretler belirledi.
Terör uygulamaları
Mısır Müftülüğü raporunda DEAŞ’ın gençlerin ve çocukların zihinlerini etkilemek için daha çok yaygın olarak kullanılan mobil uygulamaları tercih ettiğine ve örgütün 2016'nın mayıs ayında çocuklara şiddet ve kavga kavramlarını öğretmek için “Huruf” (Harfler) adlı bir uygulamayı duyurduğuna işaret etti. Örgütün mobil uygulamalarla daha kolay şekilde örgüte üye kazanabildiğine dikkati çeken rapor, böylece her yerde ve her zaman gençlerin ve çocukların ellerindeki telefonlar aracılığıyla sloganları ve hayali zaferlerini empoze ettiğini vurguladı.
Yine köktenci örgütler konusunda uzman olan bir diğer isim Resmi Aclan da DEAŞ’ın ideolojik fikirlerini gençler arasında yaymayı, radikal düşüncelerini taşıyan nesiller inşa etmeyi planladığını ve “savaşçı” sayısındaki büyük açığı doldurmak için Afrika'daki “yavruları” kullanma eğiliminin son aylarda daha da arttığını belirtti. DEAŞ’ın küçük yaştaki gençlere radikal fikirler telkin ettiğine dikkat çeken Aclan, örgütün gençleri rehineleri infaz etmeye ve örgütün kaçakçılık işlerini yürütmeye zorladığını aktardı.
DEAŞ’ın gençleri uzun vadeli sadık üyeler olarak gördüğünü belirten Aclan, çocukların aşırılık yanlısı gruplar için kanlı ideolojilerini yaymada kullandıkları değerli birer panzehir olduğunun altını çizdi.
Kahire merkezli Ezher Radikalizmle Mücadele Gözlemevi’nin eski bir çalışması, Afrika’daki çocukların örgüt üyesi yapılmasının insani bir felaket ve istisnasız herkes için büyük bir tehdit olduğunu aktardı.
Bu örgütlerin gençleri örgüt üyesi yapmadaki en tehlikeli metodun okullar aracılığıyla “beyin yıkama” şeklinde gerçekleştiğine dikkati çeken çalışmada, gençlerin şiddet ve kavga fikirleriyle “kirli” bir kimlik kazandırılarak herhangi bir toplumda her an patlamaya hazır birer saatli bomba haline getirildiğinin altı çizildi.
DEAŞ’ın 2016 yılında özellikle çocuklara infazlar yaptırarak vahşi eylemlerini artırdığına işaret eden gözlemciler, örgütün rehineleri veya DEAŞ’ın sözde “Hilafet Devleti”nin tahrif edildiği düşüncesiyle örgütten kaçmaya çalışan örgüt üyelerini çocuklara infaz ettirdikleri video görüntülerinin yayıldığını belirtti.
Ezher Radikalizmle Mücadele Gözlemevi’nin çalışması, örgütün Suriye ve Irak’taki kayıplarını telafi etmek için özellikle Afrika’da çocukları örgüt üyesi yaparak yeni bir strateji geliştirdiğine ve başta Afrika olmak üzere yoksul ve güvenliğin yetersiz olduğu bazı ülkelere yöneldiğine işaret etti.
Eğitim kampları
Ezher Radikalizmle Mücadele Gözlemevi’nin çalışmasına göre Boko Haram örgütü, çocuklara karşı cinsiyetçi bir yaklaşım sergiliyor. Kızları hareketin üyeleriyle evlenmeye zorlayan Boko Haram ardından terör eylemeleri gerçekleştirmelerini emrederek çifte standart uyguluyor. Eş-Şebab Hareketi tarafından çocukların örgüt saflarına katma çalışmaları ise oldukça güçlü bir şekilde devam ediyor. Somali’de 2017 yılının ilk aylarında yaklaşık bin 800 çocuk silahlı gruplar tarafından silâh altına aldı.
Yaşları 10 - 15 arasında değişen çocuklar, eğitim kamplarında ateşli silahlar, el bombası ve el yapımı patlayıcı kullanımı konusunda askeri eğitim alıyor. Her ne kadar Nijer ve Uganda, DEAŞ’ın çocukları en çok kullandığı Afrika ülkeleri olsa da Mali de çocukların örgüt üyesi yapılması konusundaki merkezlerden biri olmayı sürdürüyor.
Bu bağlamda Abu Dabi merkezli Gelecek için Gelişmiş Araştırmalar ve Çalışmalar Merkezi (FARAS) tarafından geçen mayıs ayında yayınlanan Amerikan Girişimcilik Enstitüsü’nden (AEI) Jessica Trisko Darden’in “Gençleri sömüren teröristlerle mücadele” başlıklı çalışmasına göre gençler birçok terör örgütü için hayati bir destek kaynağı haline gelmiş durumda. Darden’in çalışması, Irak ve Suriye'deki 40 bin DEAŞ üyesinin yüzde 12'sini 18 yaş altındaki gençlerin oluşturduğuna işaret etti.
Nisan 2013 - Haziran 2018 tarihleri arasında örgüt tarafından kontrol edilen bölgelerde 730’u yabancı örgüt üyelerinden olmak üzere en az 4 bin 640 küçük çocuğun doğduğu belirlendi. DEAŞ’ın kontrolü altındaki bölgelerde doğan toplam çocuk sayısının 5 bin civarında olduğu tahmin ediliyor.
Darden’in çalışması, terör örgütü üyelerinden doğan çocukların özellikle çevreleri tarafından dışlanmaları ve uluslararası toplumun ilgisiz kalma ihtimali sonucunda gelecek için oluşturduğu risklere dikkat çekti. Çalışma, bu durumun aynı zamanda örgütün yenilgisinin ardından ülkelerine dönen aileleri, gençleri ve çocukları toplumların içine yerleştirilmiş birer bombaya dönüştürebileceğine işaret etti.



İsrail, Ramallah’taki Hollandalı diplomatların diplomatik statüsünü iptal etti

Batı Şeria’nın kuzeydoğusundaki Ebu Felah köyünde İsrailli yerleşimcilerin düzenlediği saldırıda kırılan pencereler (AFP)
Batı Şeria’nın kuzeydoğusundaki Ebu Felah köyünde İsrailli yerleşimcilerin düzenlediği saldırıda kırılan pencereler (AFP)
TT

İsrail, Ramallah’taki Hollandalı diplomatların diplomatik statüsünü iptal etti

Batı Şeria’nın kuzeydoğusundaki Ebu Felah köyünde İsrailli yerleşimcilerin düzenlediği saldırıda kırılan pencereler (AFP)
Batı Şeria’nın kuzeydoğusundaki Ebu Felah köyünde İsrailli yerleşimcilerin düzenlediği saldırıda kırılan pencereler (AFP)

İsrail Dışişleri Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, Ramallah’taki Hollanda Temsilcilik Ofisi’nde görev yapan Hollandalı diplomatların diplomatik statüsünü iptal ettiğini bildirdi. Kararın, Hollanda hükümetinin Batı Şeria’daki İsrail yerleşimlerinden gelen ürünlerin ithalatını yasaklama kararına misilleme olarak alındığı belirtildi.

Bakanlık, söz konusu diplomatların diplomatik statüsünün yedi gün içinde sona ereceğini açıkladı.


Trump, kadın muhabirin sözünü kesti: Sessiz ol

ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)
TT

Trump, kadın muhabirin sözünü kesti: Sessiz ol

ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, basınla yaşadığı son gergin diyalogda bir kadın muhabire "sessiz olmasını" söyledi ve ardından kadınların erkeklerden daha iyi yönetim sergilediği fikrini "çok saçma" bularak reddetti.

80 yaşındaki başkan bu ifadeleri cumartesi günü Tennessee'de oynanacak üniversite düzeyindeki Amerikan futbolu maçı için yola çıkmadan önce, Beyaz Saray'ın önünde gazetecilerle konuşurken dile getirdi.

Başkanın geçen hafta CNN, MS NOW ve Politico'nun Beyaz Saray'a girişini yasaklamasının ardından bir kadın gazeteci Trump'a Beyaz Saray basın havuzunda sadece kendisini "destekleyen" yayın organlarının mı yer almasını istediğini sordu. Federal bir yargıç perşembe günü bu kararı engellemiş olsa da Trump cumartesi günü CNN'in başkanlık uçağı Air Force One'a alınmasını engelledi ve bu kanalın yerine LindellTV'yi dahil etti.

Trump, "Hayır, hayır" diye yanıt verdi.

Sizinki gibi yalan haberler değil, doğru haberler istiyorum. Dinleyin, doğru haberler istiyorum. Açık ve özgür basını severim. Sevmediğim şey yalan haber.

Trump sözlerine CNN ve MS NOW'ın reytinglerinin düşük olduğunu öne sürerek devam etti. Aynı muhabir, yani MS NOW'dan Akayla Gardner, "Zor sorular istemiyor musunuz?" diye ek bir soru sorduğunda ise Trump onun sözünü kesti.

Trump işaret parmağını kaldırarak, "Bekle, bekle, sessiz ol" dedi.

Sevmediğim şey yalan haberler. Ve onlar yalan haber yapıyor.

Gazetecileri taraflı ve adil olmayan haberler yapmakla suçlayan Trump basınla uzun süredir kavgalı. Ayrıca daha önce gazetecilere yönelik kişisel hakaretlerde bulunmuş ve bazılarının cezalandırılması gerektiğini ima etmişti.

Trump sıklıkla kadın muhabirleri hedef alıyor. Haziranda CNN muhabiri Kaitlan Collins'e sert tepki göstermiş, onun "gözlerinde nefret olduğunu" ve "yüzünde hiç gülümseme görmediğini" söylemişti. Daha önce de Collins'in Beyaz Saray balo salonuyla ilgili sorular sormasının ardından onu "aptal ve edepsiz" diye nitelemişti.

Geçen kasımda Trump, Jeffrey Epstein hakkında soru sormaya çalışan Bloomberg muhabiri kadına "Sessiz ol, domuzcuk" demişti. Beyaz Saray'ın bu söze getirdiği açıklama, Trump'ın "herkese karşı son derece açık ve dürüst" olduğuydu.

Cumartesi sabahı Trump'a eski ABD Başkanı Barack Obama'nın kadınların yönetimde olmasıyla ilgili bu haftaki yorumları da soruldu.

Obama pazartesi günü, "Kadınları iki yıl kadar bütün hükümetlerin başına getirseniz ve ardından işlerin nasıl gittiğine baksanız, her şeyin mükemmel olmayacağına ama daha iyi olacağına güçlü biçimde inanıyorum" demişti.

Trump bu konuda, "Bu çok saçma" yorumunu yaptı.

Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade.

Trump başka birçok konuya da değindi. Bir kez daha "süper zeka" diye tanımladığı yapay zekanın geliştirme çalışmalarını Birleşik Devletler'in "frenlemeyeceğini" söyledi.

Bunun yanı sıra Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'ye, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşını sona erdirmek için "bir anlaşma yapması" çağrısında bulundu ve ABD'nin Hürmüz Boğazı üzerinde "tam kontrole" sahip olduğunu öne sürdü.

Independent Türkçe


İran ordusu: Savaş bitmedi, ülke hassas bir aşamadan geçiyor

İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)
İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)
TT

İran ordusu: Savaş bitmedi, ülke hassas bir aşamadan geçiyor

İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)
İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)

İran Ordusu Başkomutanı Tümgeneral Emir Hatemi, pazar günü savaşın “sona ermediğini” söyleyerek “ağır saldırılar” tehdidinde bulundu. ABD Başkanı Donald Trump ise İran’ın “teslim olması” halinde çatışmaların “yakında” sona ereceğini öne sürdü.

Fransız Haber Ajansı AFP’den  aktardığı habere göre İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Deniz Kuvvetleri, “Remus 600” tipi ABD’ye ait insansız denizaltıyı ele geçirdi. Denizaltının Hürmüz Boğazı’nda “casusluk görevleri” yürüttüğü belirtildi.

Açıklamada, denizaltının istihbarat kapasitesi ve elektronik harp tekniklerinin kullanıldığı “koordineli ve karmaşık bir operasyon” sonucunda ele geçirildiği belirtildi. Denizaltının içinde depolanan verilerin çıkarılması için İranlı uzmanların kontrolüne alındığı kaydedildi. ABD ordusundan ise henüz konuya ilişkin açıklama gelmedi.

Tahran, eylül ayı içinde ikinci kez insansız bir ABD denizaltısını ele geçirdiğini duyurmuş oldu. Devrim Muhafızları, 8 Eylül’de de başka bir ABD insansız denizaltısını kontrol altına aldığını açıklamıştı. ABD ordusu daha sonra deniz insansız araçlarından birinin “arızalandığını” bildirmiş ancak aracın İran tarafından ele geçirilip geçirilmediğine ilişkin bilgi vermemişti.

Bu açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın cumartesi günü İran hükümetinin Hürmüz Boğazı’nı yeniden açma ve çatışmaları yedi gün içinde sona erdirme önerisini reddetmesinin ardından geldi. Tahran ise iki taraf arasında İslamabad’da varılan mutabakat zaptına yakın şartlarda ısrar ediyor. Söz konusu mutabakat, İran’ın boğazdaki gemilere yönelik saldırılarına yeniden başlamasının ardından çökmüştü.

cdvfhyj
“F/A-18 Super Hornet” savaş uçağı, Orta Doğu sularında bulunan ABD Donanması’na ait “USS George Washington” uçak gemisinden kalkışa hazırlanırken (CENTCOM)

Şarku’l Avsat‘ın İran resmi haber ajansı IRNA’dan aktardığı habere göre Ordu Komutanı General Emir Hatemi, Tahran’da düzenlenen bir konferansta yaptığı konuşmada, İran’ın karşı karşıya olduğu rakiplerinin “yanlış hesaplarından” birinin İran liderinin ve çok sayıda üst düzey komutanın öldürülmesinin ülkenin çökmesine yol açacağını düşünmeleri olduğunu söyledi.

Hatemi, “Tek bir komutan bile geri adım atmadı. Herkes kararlılıkla ayağa kalktı, direndi ve ülkeyi savundu” dedi. Hatemi, ABD’yi İran içinde karışıklık çıkarmaya çalışmakla suçlayarak Trump’ın İranlılar üzerinde baskı kurup onları isyana ve ardından iç savaşa sürüklemek istediğini öne sürdü.

Hatemi, Trump’ın Venezuela’ya ilişkin son açıklamalarına atıfta bulunarak ABD’nin aynı senaryoyu İran’da uygulamak istediğini ancak İranlıların buna izin vermeyeceğini söyledi. İranlı komutan, “dayatılan savaşın hassas ve kader belirleyici aşamalardan geçtiğini” belirterek “Savaş bitmedi. Zafer kazandık ancak bu zaferi korumamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Hatemi, “Saldırgan düşman ağır darbeler aldı ancak İran askerlerinden gelecek ağır darbelere karşı hazırlıklı olması gerekiyor” dedi.

İran’ın ticaretten mahrum bırakılmasını kabul etmeyeceğini belirten Hatemi, yabancı aktörlerin bölgedeki stratejik su yollarını kullanmasına karşı çıktı.

Hatemi, “İran ticaret yapamazsa, İran yaşayamazsa hiç kimse ticaret yapamaz ve yaşayamaz” dedi. Hürmüz Boğazı’nı “izzetimizin ve onurumuzun boğazı” olarak nitelendiren Hatemi, “ülkenin düşmanlarının İran halkı bu geçitten mahrum bırakılırken bu büyük lojistik koridoru kullanmasına izin verilmeyeceğini” söyledi.

İran ordusu ABD saldırısını ihtimal dışı bırakmıyor

İran Ordusu Sözcüsü Muhammed Ekremi-Niya da silahlı kuvvetlerin yeni bir ABD saldırısına karşı “tamamen hazır” olduğunu söyledi. ABD’nin İran’a yeniden saldırması halinde “daha büyük zararlara” uğrayacağı uyarısında bulundu.

jyumk
İran Ordusu Sözcüsü Emir Ekremi-Niya (Arşiv - Daneshju)

Ekremi-Niya, ABD’nin bölgedeki koşullarının “iyi olmadığını” belirterek bunun Washington’ı “askeri saldırganlığa” yöneltebileceğini söyledi. İran ordusunun herhangi bir saldırıyla mücadele etmek için “her açıdan” hazır olduğunu vurguladı.

Washington’ın, Hamas ve Hizbullah’a yönelik saldırılar ile Beşşar Esad yönetiminin devrilmesi ve İran’daki gelişmelerin ülkeye saldırmak için uygun koşulları oluşturduğunu düşünerek yanlış hesap yaptığını savundu.

İran’ın 28 Şubat’taki saldırılara karşılık verdiğini belirten Ekremi-Niya, İran Hava Kuvvetleri’nin 2 Mart’ta Kuveyt, Katar ve Irak Kürdistan Bölgesi’nde operasyonlar düzenlediğini söyledi. “Füzelerimiz ve insansız hava araçlarımız düşmana ezici bir karşılık verdi” dedi.

Ekremi-Niya, Trump’ı İran’ı bölmeye çalışmakla suçlayarak “Saddam gibi üçüncü savaşta da ülkeyi bölmeye çalıştı ancak ikisi de başarılı olamadı” ifadelerini kullandı.

Wall Street Journal gazetesi ise adını açıklamadığı ABD’li yetkililere dayandırdığı haberinde Trump’ın özel görüşmelerinde, kasım ayında yapılacak ara seçimlerin ardından ABD’nin bombardıman kampanyasını yeniden başlatma ihtimalini dile getirdiğini bildirmişti.

Trump pazar günü İran’la savaşın “yakında” sona ermesini beklediğini söyledi. İran’ın “teslim olmasıyla” petrol fiyatlarının “düşeceğini” öne süren Trump, fiyatların “çakılacağını” ifade etti. ABD’nin önceki gece limanlardan “rekor miktarda” petrol çıkardığını ve bunun savaş öncesinde çıkarılan miktardan daha fazla olduğunu söyledi.

Hürmüz güzergâhları

İran Genelkurmay Sözcüsü Tuğgeneral Ebu’l Fazl Şekarci, cumartesi akşamı Hürmüz Boğazı’nın yönetiminin İran’ın elinde olduğunu söyledi. Şekarci, devlet televizyonuna verdiği röportajda “İran’ın belirlediği güzergâhın dışında geçmek isteyen hiçbir gemi güvende olmayacak” dedi.

İran’da su yolunun yönetiminden sorumlu kurum da gemi sahiplerini “yasa dışı” olarak nitelendirdiği güzergâhları kullanmamaları konusunda uyardı. İran medyasının kurumun açıklamasına dayandırdığı haberlere göre talimatlara uyulmaması, gelecekte gemilerin Hürmüz Boğazı’ndan geçişine kısıtlamalar getirilmesine yol açabilir.

Kurum, söz konusu güzergâhların kullanılmasının mali riskler ve mürettebatın hayatı açısından tehlikeler barındırdığını belirterek gemi sahiplerinden bu ihlallerin önlenmesi için gerekli tedbirleri almalarını istedi.

Kuralların ihlal edildiği tespit edilen kiracı şirketlerin “ihlal eden şirketler listesine” alınabileceği ve bunun söz konusu şirketlerle bağlantılı tüm gemilerin gelecekteki geçişlerine kısıtlama getirilmesine yol açabileceği belirtildi.

Kurum ayrıca bir geminin sahipleri tarafından gönderildiğini belirttiği bir mektubun görüntüsünü yayımladı. Mektupta gemi sahiplerinin kiracı şirketin doğrudan talimatı üzerine boğazdan “izinsiz” geçiş yaptıkları ve İran makamlarının talep ettiği prosedürleri tamamlamadıkları için özür diledikleri öne sürüldü. İran’ın iddiasına göre gemi sahipleri, gemilerinin ve şirketlerinin ihlal listesinden çıkarılmasını talep etti.

cdfvgthyj
Tahran sokaklarından birinde İran’ın eski dini lideri Ali Hamaney ile eski Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin fotoğraflarının yer aldığı bir propaganda panosu (EPA)

Bu adımlar, boğazdaki deniz trafiğinin hâlâ ciddi ölçüde kısıtlandığı bir dönemde atıldı. Savaşın 28 Şubat’ta başlamasından önce dünya genelinde ticareti yapılan petrol ve sıvılaştırılmış doğal gazın yaklaşık beşte biri Hürmüz Boğazı’ndan geçiyordu. Ancak İran’ın saldırıları ve tehditleri gemi trafiğinde keskin düşüşe yol açarken ABD de İran limanlarına abluka uyguladı.

İran, geçiş yapan gemilerden çevrenin korunması gibi hizmetlerin finansmanında kullanılmak üzere “hizmet bedeli” olarak adlandırdığı bir ücret almayı planladığını söylüyor. ABD ise bu uygulamaya karşı çıkıyor.

Washington, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol kapasitesini küçümsedi. Axios’un haberine göre ABD’li müzakereciler geçen hafta gerçekleştirilen dolaylı görüşmeler sırasında İran tarafına Tahran’ın boğazı kontrol etmediğini ve dolayısıyla boğazla ilgili taleplerde bulunamayacağını söyledi.

Trump ise İran’ın boğazı yeniden açma önerisini reddetmesinin ardından ABD’nin boğaz üzerinde tam kontrole sahip olduğunu söyledi.

Tahran, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin “yedi günlük plan” olarak nitelendirdiği öneriyi Katar üzerinden iletmişti. Buna göre Washington’ın başta ABD’nin deniz ablukasını ve petrol satışlarına yönelik yaptırımları kaldırması olmak üzere İran’ın şartlarını kabul etmesi halinde boğaz yedi gün içinde yeniden açılacaktı.

Şekarci, ABD’yi boğaza müdahale etmemesi konusunda uyararak “Amerikalıların hayatta kalmak için önünde tek bir yol var: Batı Asya bölgesinden çıkmak. Ne kadar hızlı çıkarlarsa kayıpları o kadar az olur” dedi.

Şekarci, “Amerikalılar Hürmüz Boğazı’na müdahale etmeyi hayal etsin. Eğer Hürmüz Boğazı’na müdahale ederlerse bir tokat yiyecekler” ifadelerini kullandı.

İran’ı “küresel bir güç” olarak nitelendiren Şekarci, Tahran’ın ABD’nin “yeni dünya düzenindeki eski konumuna” dönmesine izin vermeyeceğini söyledi.