Çin ticaret savaşında ABD’ye pençelerini gösterdi

Çin Devlet Konseyi'ne bağlı Basın Ofisi Başkan Yardımcısı, Pazar günü Pekin’de düzenlediği basın toplantısında “Beyaz Kitap” isimli bir rapor sundu (EPA)
Çin Devlet Konseyi'ne bağlı Basın Ofisi Başkan Yardımcısı, Pazar günü Pekin’de düzenlediği basın toplantısında “Beyaz Kitap” isimli bir rapor sundu (EPA)
TT

Çin ticaret savaşında ABD’ye pençelerini gösterdi

Çin Devlet Konseyi'ne bağlı Basın Ofisi Başkan Yardımcısı, Pazar günü Pekin’de düzenlediği basın toplantısında “Beyaz Kitap” isimli bir rapor sundu (EPA)
Çin Devlet Konseyi'ne bağlı Basın Ofisi Başkan Yardımcısı, Pazar günü Pekin’de düzenlediği basın toplantısında “Beyaz Kitap” isimli bir rapor sundu (EPA)

Pekin, Washington ile arasındaki ticaret savaşındaki söylemini, Çin Savunma Bakanı’nın iki ülke arasındaki ‘vergi savaşının’ gerçek bir savaşa dönüşmesi halinde, ülkesinin çıkarlarını savunmaya hazır olduğunu vurgulaması ile en üst seviyeye taşıdı.
Bununla birlikte Pekin, ABD ile Çin arasındaki müzakerelerin başarısızlığa uğramasından Washington’ı sorumlu tuttu.
Bazı madenlerin yasaklanması tehdidi, yabancı şirketler için ‘kara liste’ oluşturulması, gümrük vergilerindeki artış ve ‘savaş söylemleri’... Pekin, Washington ile girdiği ticaret savaşının başlamasının üzerinden bir yıl geçtikten sonra geçtiğimiz günlerde ABD’yi hedef alan sert söylemlerde bulunmaya başladı.
“ABD artık ticaret savaşının baskın tarafı değil”
Çin Devlet Konseyi'ne bağlı Basın Ofisi Başkan Yardımcısı Guo Weimin, dün, Pekin’de düzenlediği basın toplantısında, “ABD artık ticaret savaşının baskın tarafı değil” dedi. ABD Başkanı Donald Trump, Temmuz 2018’de Çin ürünlerine yönelik vergi tarifelerini artırmasının ardından Pekin’den benzer bir karşılık almıştı. Gazetecilere, “Çin-ABD Ticaret Sürtüşmesi Hakkında Çin’in Tutumu” başlıklı, ‘Beyaz Kitap’ isimli bir raporun sunumunu yapan Guo, o tarihten bu yana ABD'deki ürün fiyatları ve üretim maliyetlerinin arttığını, ABD'nin Çin'e yaptığı ihracatın düştüğünü ve büyümesinin küresel tehdit altında olduğunu söyledi.
Rapor, ABD’nin özellikle Çin ithalatını hedef alan son gümrük vergilerinin iki ülke arasındaki ticaret sorunlarını asla çözemeyeceğine işaret etti. Buna karşılık rapor, Çin’in sürdürülebilir ekonomik gelişimi için söz konusu vergilerin, güçlü bir ivme olabileceğine, çünkü ülkenin ekonomik görünümünün ‘oldukça iyimser’ olduğuna dikkat çekti.
Çin’in tutumlarını özetleyen 21 sayfalık rapor, ABD’nin Mayıs ayının başlarında 200 milyar dolar değerindeki Çin ürünlerine uyguladığı vergi artırımına karşılık, yıllık olarak Çin’e ithal edilen 60 milyar dolarlık Amerikan ürününe zamlı vergi tarifesi uygulanmasından bir gün sonra duyuruldu.
“Ortak bir karar alınana kadar herhangi bir anlaşma olmayacak”
Öte yandan Çin Ticaret Bakan Yardımcısı Wang Shouwen, düzenlediği basın toplantısında, ABD’yi sorumsuzca davranarak, Çin’e verdiği sözleri yerine getirmemekle suçladı. ABD ile Çin arasındaki müzakerelere katılan heyette yer alan Wang, “Eğer ABD, Çin'i tavizler vermeye zorlamak için azami baskı uygulamak ve ticari anlaşmazlıkları artırmak istiyorsa, müzakerelere devam etmek imkansız olur” ifadelerini kullandı. Açıklamasını İngilizce olarak sürdüren Wang, “Tüm noktalarda ortak bir karar alınana kadar herhangi bir anlaşma olmayacak” dedi.
Müzakereler sırasında Çin’in birçok zorluk yaşadığını ve bunlara karşı pratik çözümler geliştirdiğini belirten Wang, “Fakat buna karşın ABD geri çekildi ve onlara bir inç verildiğinde bir yarda talep ettiler” diye konuştu. ABD’nin abartılı taleplerde bulunduğunu ve iki ülke arasındaki anlaşmaya ‘Çin’in egemen haklarıyla ilgili talepler’ eklemek konusunda ısrarcı davrandığını söyleyen Wang, vergi tarifelerinin artırılmasının gerginliği daha da artırdığını ve müzakerelerin ciddi şekilde zarar görmesine neden olduğunu sözlerine ekledi.
Wang’ın açıklamalarıyla aynı saatlerde Çin Savunma Bakanı Wei Fenghe de Asya’nın en büyük güvenlik zirvesi Shangri-La Diyaloğu’nda bir açıklama yaptı.
“ABD savaş istiyorsa hazırız”
Dünya’nın ikinci büyük ekonomik gücünün Washington’ın saldırılarına vereceği cevapla ilgili konuşan Wei, “Eğer ABD müzakere isterse kapımız açık, yok eğer savaş istiyorsa buna da hazırız” dedi.
Öte yandan Çin Devlet Konseyi'ne bağlı Basın Ofisi Başkan Yardımcısı Guo açıklamasında, ABD-Çin ticaret müzakerelerinin başarısızlıkla sonuçlanan müzakerelerinin üzerinden bir ay geçtikten sonra söz konusu başarısızlığın sorumlusunun ABD olduğunu, çünkü Washington’ın taleplerini birkaç kez değiştirdiğini söyledi.
Bununla birlikte Çin, müzakerelerin Pekin'de henüz belirlenmemiş bir tarihte devam edeceğini doğrulamıştı. Ancak Guo, dün, Pekin’de düzenlediği basın toplantısında bu olasılığa ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.
ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasında Haziran ayının sonunda Tokyo’da gerçekleşecek G20 zirvesinin oturum aralarında yapılması planlanan ikili görüşme hakkında hiçbir bilgiye sahip olmadığını söyleyen Guo, gazetecilere tanıttığı ‘Beyaz Kitap’ta Çin’in mümkün olan tek seçenek olarak ‘işbirliğini’ sunduğunu, ancak aynı zamanda, ‘temel ilkelerden ödün vermeyeceğini vurguladığını’ söyledi. Bununla birlikte Guo, Washington’ın fikri mülkiyet hırsızlığına ilişkin iddialarını ise ‘kesinlikle temelsiz’ olarak nitelendirdi.
Öte yandan ABD, iki ülke arasındaki Pekin lehine olan büyük ticaret açığının yanı sıra kamu şirketlerine teknoloji ve devlet mali desteği sağlama yükümlülüğü gibi Çin'de faaliyet gösteren yabancı şirketlerin karşılaştığı bir takım engellere dikkat çekiyor.
Diğer yandan ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşına bir de teknoloji alanındaki bir çatışma eşlik ediyor. Washington, geçtiğimiz ay, Çin merkezli Huawei Teknoloji Şirketi’ni ABD menşeli teknolojiye erişimi engellenen şirketlerin bulunduğu ‘kara listeye’ almıştı. ABD’nin bu adımı, cep telefonlarını tedarik etmek için ABD üretimi çiplere ihtiyaç duyan Huawei için ciddi bir darbe oldu.
Pekin ise bu hamleye Cuma günü ‘güvenilir olmayan’ yabancı şirketlerin bulunduğu bir ‘kara liste’ yayınlayarak yanıt verdi. Aynı şekilde Çin hükümeti, ABD teknoloji endüstrisinin ihtiyaç duyduğu bir takım ‘nadir madenlerin’ ihracatını durdurabileceğini ima etti.
Çin Savunma Bakanı Wei ise Huawei ile ilgili olarak, “Huawei, kurucusu Ren Zhengfei’nin orduda görev almış eski bir mühendis olmasına rağmen askeri bir kurum değil” ifadelerini kullandı. Şirket kurucusunun eski bir ordu mensubu olmasının, şirketin orduya ait olduğu anlamına gelmediğini vurgulayan Wei, “Bu mantıksızca bir düşünce. Çünkü ordudaki askerler emekli olduktan sonra, dünyanın dört bir yanında çeşitli şirketler kurabilirler” diye konuştu.
Bununla birlikte Wei’den bir gün önce konferansta konuşan ABD Savunma Bakan Vekili Patrick Shanahan ise Huawei’nin Çin hükümetine ‘çok yakın’ olmasının şirketin güvenirliliğine gölge düşürdüğünü söyledi.



İsrail, Ramallah’taki Hollandalı diplomatların diplomatik statüsünü iptal etti

Batı Şeria’nın kuzeydoğusundaki Ebu Felah köyünde İsrailli yerleşimcilerin düzenlediği saldırıda kırılan pencereler (AFP)
Batı Şeria’nın kuzeydoğusundaki Ebu Felah köyünde İsrailli yerleşimcilerin düzenlediği saldırıda kırılan pencereler (AFP)
TT

İsrail, Ramallah’taki Hollandalı diplomatların diplomatik statüsünü iptal etti

Batı Şeria’nın kuzeydoğusundaki Ebu Felah köyünde İsrailli yerleşimcilerin düzenlediği saldırıda kırılan pencereler (AFP)
Batı Şeria’nın kuzeydoğusundaki Ebu Felah köyünde İsrailli yerleşimcilerin düzenlediği saldırıda kırılan pencereler (AFP)

İsrail Dışişleri Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, Ramallah’taki Hollanda Temsilcilik Ofisi’nde görev yapan Hollandalı diplomatların diplomatik statüsünü iptal ettiğini bildirdi. Kararın, Hollanda hükümetinin Batı Şeria’daki İsrail yerleşimlerinden gelen ürünlerin ithalatını yasaklama kararına misilleme olarak alındığı belirtildi.

Bakanlık, söz konusu diplomatların diplomatik statüsünün yedi gün içinde sona ereceğini açıkladı.


Trump, kadın muhabirin sözünü kesti: Sessiz ol

ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)
TT

Trump, kadın muhabirin sözünü kesti: Sessiz ol

ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, basınla yaşadığı son gergin diyalogda bir kadın muhabire "sessiz olmasını" söyledi ve ardından kadınların erkeklerden daha iyi yönetim sergilediği fikrini "çok saçma" bularak reddetti.

80 yaşındaki başkan bu ifadeleri cumartesi günü Tennessee'de oynanacak üniversite düzeyindeki Amerikan futbolu maçı için yola çıkmadan önce, Beyaz Saray'ın önünde gazetecilerle konuşurken dile getirdi.

Başkanın geçen hafta CNN, MS NOW ve Politico'nun Beyaz Saray'a girişini yasaklamasının ardından bir kadın gazeteci Trump'a Beyaz Saray basın havuzunda sadece kendisini "destekleyen" yayın organlarının mı yer almasını istediğini sordu. Federal bir yargıç perşembe günü bu kararı engellemiş olsa da Trump cumartesi günü CNN'in başkanlık uçağı Air Force One'a alınmasını engelledi ve bu kanalın yerine LindellTV'yi dahil etti.

Trump, "Hayır, hayır" diye yanıt verdi.

Sizinki gibi yalan haberler değil, doğru haberler istiyorum. Dinleyin, doğru haberler istiyorum. Açık ve özgür basını severim. Sevmediğim şey yalan haber.

Trump sözlerine CNN ve MS NOW'ın reytinglerinin düşük olduğunu öne sürerek devam etti. Aynı muhabir, yani MS NOW'dan Akayla Gardner, "Zor sorular istemiyor musunuz?" diye ek bir soru sorduğunda ise Trump onun sözünü kesti.

Trump işaret parmağını kaldırarak, "Bekle, bekle, sessiz ol" dedi.

Sevmediğim şey yalan haberler. Ve onlar yalan haber yapıyor.

Gazetecileri taraflı ve adil olmayan haberler yapmakla suçlayan Trump basınla uzun süredir kavgalı. Ayrıca daha önce gazetecilere yönelik kişisel hakaretlerde bulunmuş ve bazılarının cezalandırılması gerektiğini ima etmişti.

Trump sıklıkla kadın muhabirleri hedef alıyor. Haziranda CNN muhabiri Kaitlan Collins'e sert tepki göstermiş, onun "gözlerinde nefret olduğunu" ve "yüzünde hiç gülümseme görmediğini" söylemişti. Daha önce de Collins'in Beyaz Saray balo salonuyla ilgili sorular sormasının ardından onu "aptal ve edepsiz" diye nitelemişti.

Geçen kasımda Trump, Jeffrey Epstein hakkında soru sormaya çalışan Bloomberg muhabiri kadına "Sessiz ol, domuzcuk" demişti. Beyaz Saray'ın bu söze getirdiği açıklama, Trump'ın "herkese karşı son derece açık ve dürüst" olduğuydu.

Cumartesi sabahı Trump'a eski ABD Başkanı Barack Obama'nın kadınların yönetimde olmasıyla ilgili bu haftaki yorumları da soruldu.

Obama pazartesi günü, "Kadınları iki yıl kadar bütün hükümetlerin başına getirseniz ve ardından işlerin nasıl gittiğine baksanız, her şeyin mükemmel olmayacağına ama daha iyi olacağına güçlü biçimde inanıyorum" demişti.

Trump bu konuda, "Bu çok saçma" yorumunu yaptı.

Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade.

Trump başka birçok konuya da değindi. Bir kez daha "süper zeka" diye tanımladığı yapay zekanın geliştirme çalışmalarını Birleşik Devletler'in "frenlemeyeceğini" söyledi.

Bunun yanı sıra Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'ye, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşını sona erdirmek için "bir anlaşma yapması" çağrısında bulundu ve ABD'nin Hürmüz Boğazı üzerinde "tam kontrole" sahip olduğunu öne sürdü.

Independent Türkçe


İran ordusu: Savaş bitmedi, ülke hassas bir aşamadan geçiyor

İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)
İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)
TT

İran ordusu: Savaş bitmedi, ülke hassas bir aşamadan geçiyor

İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)
İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)

İran Ordusu Başkomutanı Tümgeneral Emir Hatemi, pazar günü savaşın “sona ermediğini” söyleyerek “ağır saldırılar” tehdidinde bulundu. ABD Başkanı Donald Trump ise İran’ın “teslim olması” halinde çatışmaların “yakında” sona ereceğini öne sürdü.

Fransız Haber Ajansı AFP’den  aktardığı habere göre İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Deniz Kuvvetleri, “Remus 600” tipi ABD’ye ait insansız denizaltıyı ele geçirdi. Denizaltının Hürmüz Boğazı’nda “casusluk görevleri” yürüttüğü belirtildi.

Açıklamada, denizaltının istihbarat kapasitesi ve elektronik harp tekniklerinin kullanıldığı “koordineli ve karmaşık bir operasyon” sonucunda ele geçirildiği belirtildi. Denizaltının içinde depolanan verilerin çıkarılması için İranlı uzmanların kontrolüne alındığı kaydedildi. ABD ordusundan ise henüz konuya ilişkin açıklama gelmedi.

Tahran, eylül ayı içinde ikinci kez insansız bir ABD denizaltısını ele geçirdiğini duyurmuş oldu. Devrim Muhafızları, 8 Eylül’de de başka bir ABD insansız denizaltısını kontrol altına aldığını açıklamıştı. ABD ordusu daha sonra deniz insansız araçlarından birinin “arızalandığını” bildirmiş ancak aracın İran tarafından ele geçirilip geçirilmediğine ilişkin bilgi vermemişti.

Bu açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın cumartesi günü İran hükümetinin Hürmüz Boğazı’nı yeniden açma ve çatışmaları yedi gün içinde sona erdirme önerisini reddetmesinin ardından geldi. Tahran ise iki taraf arasında İslamabad’da varılan mutabakat zaptına yakın şartlarda ısrar ediyor. Söz konusu mutabakat, İran’ın boğazdaki gemilere yönelik saldırılarına yeniden başlamasının ardından çökmüştü.

cdvfhyj
“F/A-18 Super Hornet” savaş uçağı, Orta Doğu sularında bulunan ABD Donanması’na ait “USS George Washington” uçak gemisinden kalkışa hazırlanırken (CENTCOM)

Şarku’l Avsat‘ın İran resmi haber ajansı IRNA’dan aktardığı habere göre Ordu Komutanı General Emir Hatemi, Tahran’da düzenlenen bir konferansta yaptığı konuşmada, İran’ın karşı karşıya olduğu rakiplerinin “yanlış hesaplarından” birinin İran liderinin ve çok sayıda üst düzey komutanın öldürülmesinin ülkenin çökmesine yol açacağını düşünmeleri olduğunu söyledi.

Hatemi, “Tek bir komutan bile geri adım atmadı. Herkes kararlılıkla ayağa kalktı, direndi ve ülkeyi savundu” dedi. Hatemi, ABD’yi İran içinde karışıklık çıkarmaya çalışmakla suçlayarak Trump’ın İranlılar üzerinde baskı kurup onları isyana ve ardından iç savaşa sürüklemek istediğini öne sürdü.

Hatemi, Trump’ın Venezuela’ya ilişkin son açıklamalarına atıfta bulunarak ABD’nin aynı senaryoyu İran’da uygulamak istediğini ancak İranlıların buna izin vermeyeceğini söyledi. İranlı komutan, “dayatılan savaşın hassas ve kader belirleyici aşamalardan geçtiğini” belirterek “Savaş bitmedi. Zafer kazandık ancak bu zaferi korumamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Hatemi, “Saldırgan düşman ağır darbeler aldı ancak İran askerlerinden gelecek ağır darbelere karşı hazırlıklı olması gerekiyor” dedi.

İran’ın ticaretten mahrum bırakılmasını kabul etmeyeceğini belirten Hatemi, yabancı aktörlerin bölgedeki stratejik su yollarını kullanmasına karşı çıktı.

Hatemi, “İran ticaret yapamazsa, İran yaşayamazsa hiç kimse ticaret yapamaz ve yaşayamaz” dedi. Hürmüz Boğazı’nı “izzetimizin ve onurumuzun boğazı” olarak nitelendiren Hatemi, “ülkenin düşmanlarının İran halkı bu geçitten mahrum bırakılırken bu büyük lojistik koridoru kullanmasına izin verilmeyeceğini” söyledi.

İran ordusu ABD saldırısını ihtimal dışı bırakmıyor

İran Ordusu Sözcüsü Muhammed Ekremi-Niya da silahlı kuvvetlerin yeni bir ABD saldırısına karşı “tamamen hazır” olduğunu söyledi. ABD’nin İran’a yeniden saldırması halinde “daha büyük zararlara” uğrayacağı uyarısında bulundu.

jyumk
İran Ordusu Sözcüsü Emir Ekremi-Niya (Arşiv - Daneshju)

Ekremi-Niya, ABD’nin bölgedeki koşullarının “iyi olmadığını” belirterek bunun Washington’ı “askeri saldırganlığa” yöneltebileceğini söyledi. İran ordusunun herhangi bir saldırıyla mücadele etmek için “her açıdan” hazır olduğunu vurguladı.

Washington’ın, Hamas ve Hizbullah’a yönelik saldırılar ile Beşşar Esad yönetiminin devrilmesi ve İran’daki gelişmelerin ülkeye saldırmak için uygun koşulları oluşturduğunu düşünerek yanlış hesap yaptığını savundu.

İran’ın 28 Şubat’taki saldırılara karşılık verdiğini belirten Ekremi-Niya, İran Hava Kuvvetleri’nin 2 Mart’ta Kuveyt, Katar ve Irak Kürdistan Bölgesi’nde operasyonlar düzenlediğini söyledi. “Füzelerimiz ve insansız hava araçlarımız düşmana ezici bir karşılık verdi” dedi.

Ekremi-Niya, Trump’ı İran’ı bölmeye çalışmakla suçlayarak “Saddam gibi üçüncü savaşta da ülkeyi bölmeye çalıştı ancak ikisi de başarılı olamadı” ifadelerini kullandı.

Wall Street Journal gazetesi ise adını açıklamadığı ABD’li yetkililere dayandırdığı haberinde Trump’ın özel görüşmelerinde, kasım ayında yapılacak ara seçimlerin ardından ABD’nin bombardıman kampanyasını yeniden başlatma ihtimalini dile getirdiğini bildirmişti.

Trump pazar günü İran’la savaşın “yakında” sona ermesini beklediğini söyledi. İran’ın “teslim olmasıyla” petrol fiyatlarının “düşeceğini” öne süren Trump, fiyatların “çakılacağını” ifade etti. ABD’nin önceki gece limanlardan “rekor miktarda” petrol çıkardığını ve bunun savaş öncesinde çıkarılan miktardan daha fazla olduğunu söyledi.

Hürmüz güzergâhları

İran Genelkurmay Sözcüsü Tuğgeneral Ebu’l Fazl Şekarci, cumartesi akşamı Hürmüz Boğazı’nın yönetiminin İran’ın elinde olduğunu söyledi. Şekarci, devlet televizyonuna verdiği röportajda “İran’ın belirlediği güzergâhın dışında geçmek isteyen hiçbir gemi güvende olmayacak” dedi.

İran’da su yolunun yönetiminden sorumlu kurum da gemi sahiplerini “yasa dışı” olarak nitelendirdiği güzergâhları kullanmamaları konusunda uyardı. İran medyasının kurumun açıklamasına dayandırdığı haberlere göre talimatlara uyulmaması, gelecekte gemilerin Hürmüz Boğazı’ndan geçişine kısıtlamalar getirilmesine yol açabilir.

Kurum, söz konusu güzergâhların kullanılmasının mali riskler ve mürettebatın hayatı açısından tehlikeler barındırdığını belirterek gemi sahiplerinden bu ihlallerin önlenmesi için gerekli tedbirleri almalarını istedi.

Kuralların ihlal edildiği tespit edilen kiracı şirketlerin “ihlal eden şirketler listesine” alınabileceği ve bunun söz konusu şirketlerle bağlantılı tüm gemilerin gelecekteki geçişlerine kısıtlama getirilmesine yol açabileceği belirtildi.

Kurum ayrıca bir geminin sahipleri tarafından gönderildiğini belirttiği bir mektubun görüntüsünü yayımladı. Mektupta gemi sahiplerinin kiracı şirketin doğrudan talimatı üzerine boğazdan “izinsiz” geçiş yaptıkları ve İran makamlarının talep ettiği prosedürleri tamamlamadıkları için özür diledikleri öne sürüldü. İran’ın iddiasına göre gemi sahipleri, gemilerinin ve şirketlerinin ihlal listesinden çıkarılmasını talep etti.

cdfvgthyj
Tahran sokaklarından birinde İran’ın eski dini lideri Ali Hamaney ile eski Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin fotoğraflarının yer aldığı bir propaganda panosu (EPA)

Bu adımlar, boğazdaki deniz trafiğinin hâlâ ciddi ölçüde kısıtlandığı bir dönemde atıldı. Savaşın 28 Şubat’ta başlamasından önce dünya genelinde ticareti yapılan petrol ve sıvılaştırılmış doğal gazın yaklaşık beşte biri Hürmüz Boğazı’ndan geçiyordu. Ancak İran’ın saldırıları ve tehditleri gemi trafiğinde keskin düşüşe yol açarken ABD de İran limanlarına abluka uyguladı.

İran, geçiş yapan gemilerden çevrenin korunması gibi hizmetlerin finansmanında kullanılmak üzere “hizmet bedeli” olarak adlandırdığı bir ücret almayı planladığını söylüyor. ABD ise bu uygulamaya karşı çıkıyor.

Washington, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol kapasitesini küçümsedi. Axios’un haberine göre ABD’li müzakereciler geçen hafta gerçekleştirilen dolaylı görüşmeler sırasında İran tarafına Tahran’ın boğazı kontrol etmediğini ve dolayısıyla boğazla ilgili taleplerde bulunamayacağını söyledi.

Trump ise İran’ın boğazı yeniden açma önerisini reddetmesinin ardından ABD’nin boğaz üzerinde tam kontrole sahip olduğunu söyledi.

Tahran, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin “yedi günlük plan” olarak nitelendirdiği öneriyi Katar üzerinden iletmişti. Buna göre Washington’ın başta ABD’nin deniz ablukasını ve petrol satışlarına yönelik yaptırımları kaldırması olmak üzere İran’ın şartlarını kabul etmesi halinde boğaz yedi gün içinde yeniden açılacaktı.

Şekarci, ABD’yi boğaza müdahale etmemesi konusunda uyararak “Amerikalıların hayatta kalmak için önünde tek bir yol var: Batı Asya bölgesinden çıkmak. Ne kadar hızlı çıkarlarsa kayıpları o kadar az olur” dedi.

Şekarci, “Amerikalılar Hürmüz Boğazı’na müdahale etmeyi hayal etsin. Eğer Hürmüz Boğazı’na müdahale ederlerse bir tokat yiyecekler” ifadelerini kullandı.

İran’ı “küresel bir güç” olarak nitelendiren Şekarci, Tahran’ın ABD’nin “yeni dünya düzenindeki eski konumuna” dönmesine izin vermeyeceğini söyledi.