Modi’nin ikinci döneminde Hindistan’ın karşı karşıya kaldığı ekonomik zorluklar

Hindistan Başbakanı Narendra Modi (Reuters)
Hindistan Başbakanı Narendra Modi (Reuters)
TT

Modi’nin ikinci döneminde Hindistan’ın karşı karşıya kaldığı ekonomik zorluklar

Hindistan Başbakanı Narendra Modi (Reuters)
Hindistan Başbakanı Narendra Modi (Reuters)

Halktan aldığı destekle birlikte, iktidarının ikinci dönemi için çalışmalarına başlayan Hindistan Başbakanı Narendra Modi, ikinci dönemi sırasında, ülkede son yıllarda yaşanan mali krizin ardından, ekonomik reformların hızlandırılması için çaba sarf edecek.
Modi, iktidarının ilk döneminde, tükenmiş olan bankacılık sisteminin reformuna ve ülkenin ekonomik yapısının yeniden canlandırılmasına odaklanıyordu. Mal ve Hizmet Vergisi, Borç ve İflas Kanunu, Gayrimenkul Düzenleme Kanunu’nu çıkaran Modi, Hindistan'ın önümüzdeki 10 yıl içinde güçlü bir ekonomik büyüme konumuna gelmesi için gerekli olan yerleşik yapının temellerini attı. Önümüzdeki Temmuz ayında 2019 bütçesinin tamamının sunulması bekleniyor.
Ekonomiyi canlandırmak
Modi’nin son seçimleri kazanmasından bir gün sonra, küresel yatırımcılar, Hindistan tahvillerinde 216,3 milyar dolarlık net bir servet elde etti. Bu kimseler, Modi’nin ve Hindistan Merkez Bankası’nın ülke ekonomisini nasıl yönlendirdiğini yakından takip ediyor.
Kotak Mahindra Asset Management Şirketi’nin Yatırım Sorumlusu Lakshmi Iyer, “Yabancı fonların Hindistan'ı takip etmekten başka seçenekleri yok. Vadeli işlemleriniz muhtemel ve elde ettiğiniz getiri yüksekse, bu zaman dilimi iyi kazanımların sağlanabileceği bir dönem olabilir” ifadelerini kullandı.
Öte yandan Hint endüstrisi, son genel seçimlerden galip olarak ayrılan Modi hükümetine, ülkedeki ekonominin realitesini değerlendirme hakkı verdi ve şirket vergi oranlarında derhal indirim yapılması yönünde güçlü bir baskıyla birlikte mevcut yavaşlık konusundaki endişelerini dile getirdi.
Yeni Hint hükümetini ülke ekonomisini canlandırmaya yönelik girişimlerde bulunmaya teşvik eden Hindistan Sınıflandırma ve Araştırma Kurumu'na (INDRA) göre ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 6,9’a ulaşması bekleniyor.  Kuruma göre bu oran, beklenen yüzde 7’lik oranın çok az altında olan bir rakam.
31 Temmuz’da sona erecek olan 2018-2019 mali yılına dayanan verilerden yola çıkan kurum, üçüncü çeyrekte kaydedilen yüzde 6,6’lık büyüme oranının dördüncü çeyrekte yüzde 6,3’e gerileyeceğini teyit etti. Kuruma göre cari mali yıl, ülkedeki ardışık ikinci ekonomik düşüş dönemini temsil ediyor. Yeni hükümetin karşı karşıya kalacağı öncelikli zorluğun ekonominin yeniden canlandırılması olduğunu dile getiren kurum, kısa vadeli icraatlar aracılığıyla periyodik zorlukların üstesinden gelinebileceğini, fakat şu anda elzem olan durumun ülke ekonomisini tıkayan yapısal zorluklarının ele alınması olduğunu ifade etti.
Hint Endüstrisi Konfederasyonu Başkanı Vikram Kirloskar, “Hükümet vergi oranlarını düşürmeli ve hizmet sektörü de dâhil olmak üzere tüm sektörlerdeki yatırım tahsisatlarının kapsamını genişletmeli. Böylece tüketim, yatırım, devlet harcamaları ve ihracat bir kerede başlatılabilir” ifadelerini kullandı.
Modi’den talep edilen düzenlemeler
Narendra Modi, ticaret yanlısı siyasi bir lider olarak görülüyor. Mayıs 2014’te göreve başladığından beri Hindistan borsa endeksleri yüzde 40’ın üstüne çıktı. Modi hükümeti, sağlık hizmeti, vergilendirme ve ülkenin çokça ihtiyacı olan yabancı yatırıma izin verme gibi büyük reformları gerçekleştirmeyi başardı. Bununla birlikte, ikinci görev süresi boyunca çözülmesi gereken sorunların yer aldığı uzun bir listesi var. Bunlar arasında yüksek işsizlik oranları ve ticari açık gibi sorunlar da bulunuyor.
Hindistan ekonomisi için birer tehdit unsuru olmalarının ardından acil reform gerektiren bazı kilit alanlar:
1. Tarım ve istihdam reformları
Tarımsal ve kırsal sorunlar ülke genelindeki en belirgin problemler arasında yer alıyor. 2022'ye kadar çiftçilik gelirini ikiye katlama sözü veren başbakan için bu yıl en büyük zorluklardan biri de bu olacak. Bir yandan ülkedeki mevcut darboğaz ve öte yandan bu yılki mevsimsel tahminler iyi birer gösterge değiller. Nitekim Hint tarımının büyük bir kısmı hala büyük oranda muson yağmurlarına dayanıyor. Ülkedeki tarımsal sorunlara yönelik kısa vadeli çözümlerin başarılı olması beklenmiyor. Çiftçilerin gelirlerinde gerçek bir artışa tanık olmanın öncesinde, ekonomiye ilişkin uzun vadeli yapısal reformlar yapılması gerekmektedir.
Tarım sektörü, 2004-2005 döneminde GSYİH'nın yüzde 21'ini oluşturuyordu. Bu rakam son 15 yılda yüzde 13'e düştü. Ancak aynı dönemde tarım sektöründeki işgücü sayısında benzer bir düşüş yaşanmadı. Hint tarımı, ülke işgücünün yaklaşık yüzde 55'ine karşılık geliyor. Bu oran, yaklaşık 260 milyon insana karşılık geliyor. Bu durum da ülke nüfusunun yüzde 55 ila 57'sinin bir darboğaza sıkışıp kalan tarıma dayalı olduğunu gösteriyor. Hintli çiftçilerin mustarip olduğu sıkıntıların temelinde, ülkedeki düşük gıda fiyatları var. Hindistan hükümetinin asgari fiyat sistemini uygulamasına rağmen çiftçiler, tarımlarından kazançlı bir getiri elde edemiyorlar.
Banka dışı finansal kuruluşların sorunlarının çözülmesi, söz konusu şirketlerin kırsal ekonomiye nihai kredi sağlamada çok önemli bir rol oynamalarından dolayı acil bir gerekliliktir. İş kanunlarının çeşitli düzenlemeler aracılığıyla birleştirilmesi ve hatta fiili kurallardaki asgari bir değişiklik bile ülkedeki sanayi sektörüne katkıda bulunacaktır. Bugün, insan sermayesi yönetiminin temel tanımları hakkında çok fazla kafa karışıklığı var. Standart bir kanunlar dizisi, ‘endüstriyel ilişkiler, sosyal güvenlik, ücretler, işyeri güvenliği ve sosyal refah’ gibi belirli alanlardaki yasal düzenlemeler ve kurallarla ilgileniyor. Yasaların bu şekilde birleştirilmesi, uyumluluk ve dava maliyetlerinin azaltılmasına büyük ölçüde katkıda bulunacaktır. Bu durum, ülkedeki sanayi sektörü için kendi başına büyük bir kazanç olacak.
2. Yatırımlarda yaşanan düşüş
Başbakan’ın, Maliye ve Sanayi Bakanlarının acilen dikkat etmesi ve üstesinden gelmesi gereken bir diğer sorun yeni özel sektör projelerine yönelik yatırımlara ilişkin gözlenen isteksizliktir. Son beş yılda, altyapıya yapılan kamu yatırımları ve sosyal sektör planlarına yapılan harcamalar, özel tüketimin yanı sıra ekonomik büyümeyi büyük ölçüde yönlendirmenin anahtarı olmuştur. Öte yandan, özel sektördeki ticaret ve yatırımda önemli ölçüde bir düşüş yaşandı.
Ekonomik büyüme döngüsünün devam etmesi için bu iki alanın acil bir şekilde düzenlenmesi gerekiyor. Ancak özel sektörü, 2008 yılından öncesine dayanan bir çalışma şekliyle yatırım yapmaya teşvik etmek, morallerin oldukça düşük olması sebebiyle altından kalkması zor bir iş olarak görünüyor. Modi’nin ikinci dönemi sırasında kendisini bekleyen önemli görevlerden biri de özel sektör yatırımları ve özel tüketim için moralleri yükseltmek olacak. Bu iki alan uzun vadeli büyüme oranlarının korunmasına yardımcı olacaktır.
3. Hint yapımı (Make in India)
Narendra Modi hükümetinin ilk döneminde imalat sanayinin bir bölümünü yerelleştirmek, ithalata bağımlılığı azaltmak ve aynı zamanda ihracat kazancını teşvik etmek için iddialı bir  “Make in India” girişimi başlatıldı. Bu çerçevede kaydedilen ilerlemeler oldukça karışık ve belirsizdi. Savunma ve otomotiv sektörlerinde bazı önemli projeler başlatıldı. Ancak daha yapılacak çok iş var.
Acil yardım ve uzun vadeli uluslararası kalkınma projeleri sunan önemli bir uluslararası insani yardım kuruluşu olan CARE'de çalışan ekonomi uzmanlarından Madan Sabnavis, ABD ve Çin'in açık ticaret savaşına girmesiyle birlikte şu anda büyük bir fırsat bulunduğunu dile getirdi. Şimdiye kadar tarafların pozisyonlarından geri çekileceklerine dair herhangi bir açıklamada bulunmadıklarını belirten Sabnavis, Hindistan’ın ABD ve Çin’e olan ihracatlarını arttırarak mevcut durumdan faydalanabileceğini söyledi.
4. İşsizlik
Hindistan’ın 1,36 milyar kişilik nüfusunun yüzde 67’sini 15 ila 64 yaş arasındaki kimseler oluşturuyor. Dolayısıyla ülkede -her ne kadar hepsi aynı anda iş aramasa bile- iş arama potansiyeli olan 910 milyon kişi var ve bu sayı hükümetin önünde büyük bir zorluk olarak duruyor.
Hindistan Ekonomik İzleme Merkezi tarafından bu yılın Ocak ayında yayınlanan bir rapora göre, 2016 yılında büyük para birimlerinin dolaşımının durdurulması kararı ve daha sonra 2017 yılında çıkarılan mal ve hizmet vergisiyle birlikte 2018 yılında yaklaşık 11 milyon iş kaybedildi.



İsrail, Ramallah’taki Hollandalı diplomatların diplomatik statüsünü iptal etti

Batı Şeria’nın kuzeydoğusundaki Ebu Felah köyünde İsrailli yerleşimcilerin düzenlediği saldırıda kırılan pencereler (AFP)
Batı Şeria’nın kuzeydoğusundaki Ebu Felah köyünde İsrailli yerleşimcilerin düzenlediği saldırıda kırılan pencereler (AFP)
TT

İsrail, Ramallah’taki Hollandalı diplomatların diplomatik statüsünü iptal etti

Batı Şeria’nın kuzeydoğusundaki Ebu Felah köyünde İsrailli yerleşimcilerin düzenlediği saldırıda kırılan pencereler (AFP)
Batı Şeria’nın kuzeydoğusundaki Ebu Felah köyünde İsrailli yerleşimcilerin düzenlediği saldırıda kırılan pencereler (AFP)

İsrail Dışişleri Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, Ramallah’taki Hollanda Temsilcilik Ofisi’nde görev yapan Hollandalı diplomatların diplomatik statüsünü iptal ettiğini bildirdi. Kararın, Hollanda hükümetinin Batı Şeria’daki İsrail yerleşimlerinden gelen ürünlerin ithalatını yasaklama kararına misilleme olarak alındığı belirtildi.

Bakanlık, söz konusu diplomatların diplomatik statüsünün yedi gün içinde sona ereceğini açıkladı.


Trump, kadın muhabirin sözünü kesti: Sessiz ol

ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)
TT

Trump, kadın muhabirin sözünü kesti: Sessiz ol

ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, basınla yaşadığı son gergin diyalogda bir kadın muhabire "sessiz olmasını" söyledi ve ardından kadınların erkeklerden daha iyi yönetim sergilediği fikrini "çok saçma" bularak reddetti.

80 yaşındaki başkan bu ifadeleri cumartesi günü Tennessee'de oynanacak üniversite düzeyindeki Amerikan futbolu maçı için yola çıkmadan önce, Beyaz Saray'ın önünde gazetecilerle konuşurken dile getirdi.

Başkanın geçen hafta CNN, MS NOW ve Politico'nun Beyaz Saray'a girişini yasaklamasının ardından bir kadın gazeteci Trump'a Beyaz Saray basın havuzunda sadece kendisini "destekleyen" yayın organlarının mı yer almasını istediğini sordu. Federal bir yargıç perşembe günü bu kararı engellemiş olsa da Trump cumartesi günü CNN'in başkanlık uçağı Air Force One'a alınmasını engelledi ve bu kanalın yerine LindellTV'yi dahil etti.

Trump, "Hayır, hayır" diye yanıt verdi.

Sizinki gibi yalan haberler değil, doğru haberler istiyorum. Dinleyin, doğru haberler istiyorum. Açık ve özgür basını severim. Sevmediğim şey yalan haber.

Trump sözlerine CNN ve MS NOW'ın reytinglerinin düşük olduğunu öne sürerek devam etti. Aynı muhabir, yani MS NOW'dan Akayla Gardner, "Zor sorular istemiyor musunuz?" diye ek bir soru sorduğunda ise Trump onun sözünü kesti.

Trump işaret parmağını kaldırarak, "Bekle, bekle, sessiz ol" dedi.

Sevmediğim şey yalan haberler. Ve onlar yalan haber yapıyor.

Gazetecileri taraflı ve adil olmayan haberler yapmakla suçlayan Trump basınla uzun süredir kavgalı. Ayrıca daha önce gazetecilere yönelik kişisel hakaretlerde bulunmuş ve bazılarının cezalandırılması gerektiğini ima etmişti.

Trump sıklıkla kadın muhabirleri hedef alıyor. Haziranda CNN muhabiri Kaitlan Collins'e sert tepki göstermiş, onun "gözlerinde nefret olduğunu" ve "yüzünde hiç gülümseme görmediğini" söylemişti. Daha önce de Collins'in Beyaz Saray balo salonuyla ilgili sorular sormasının ardından onu "aptal ve edepsiz" diye nitelemişti.

Geçen kasımda Trump, Jeffrey Epstein hakkında soru sormaya çalışan Bloomberg muhabiri kadına "Sessiz ol, domuzcuk" demişti. Beyaz Saray'ın bu söze getirdiği açıklama, Trump'ın "herkese karşı son derece açık ve dürüst" olduğuydu.

Cumartesi sabahı Trump'a eski ABD Başkanı Barack Obama'nın kadınların yönetimde olmasıyla ilgili bu haftaki yorumları da soruldu.

Obama pazartesi günü, "Kadınları iki yıl kadar bütün hükümetlerin başına getirseniz ve ardından işlerin nasıl gittiğine baksanız, her şeyin mükemmel olmayacağına ama daha iyi olacağına güçlü biçimde inanıyorum" demişti.

Trump bu konuda, "Bu çok saçma" yorumunu yaptı.

Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade.

Trump başka birçok konuya da değindi. Bir kez daha "süper zeka" diye tanımladığı yapay zekanın geliştirme çalışmalarını Birleşik Devletler'in "frenlemeyeceğini" söyledi.

Bunun yanı sıra Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'ye, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşını sona erdirmek için "bir anlaşma yapması" çağrısında bulundu ve ABD'nin Hürmüz Boğazı üzerinde "tam kontrole" sahip olduğunu öne sürdü.

Independent Türkçe


İran ordusu: Savaş bitmedi, ülke hassas bir aşamadan geçiyor

İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)
İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)
TT

İran ordusu: Savaş bitmedi, ülke hassas bir aşamadan geçiyor

İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)
İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)

İran Ordusu Başkomutanı Tümgeneral Emir Hatemi, pazar günü savaşın “sona ermediğini” söyleyerek “ağır saldırılar” tehdidinde bulundu. ABD Başkanı Donald Trump ise İran’ın “teslim olması” halinde çatışmaların “yakında” sona ereceğini öne sürdü.

Fransız Haber Ajansı AFP’den  aktardığı habere göre İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Deniz Kuvvetleri, “Remus 600” tipi ABD’ye ait insansız denizaltıyı ele geçirdi. Denizaltının Hürmüz Boğazı’nda “casusluk görevleri” yürüttüğü belirtildi.

Açıklamada, denizaltının istihbarat kapasitesi ve elektronik harp tekniklerinin kullanıldığı “koordineli ve karmaşık bir operasyon” sonucunda ele geçirildiği belirtildi. Denizaltının içinde depolanan verilerin çıkarılması için İranlı uzmanların kontrolüne alındığı kaydedildi. ABD ordusundan ise henüz konuya ilişkin açıklama gelmedi.

Tahran, eylül ayı içinde ikinci kez insansız bir ABD denizaltısını ele geçirdiğini duyurmuş oldu. Devrim Muhafızları, 8 Eylül’de de başka bir ABD insansız denizaltısını kontrol altına aldığını açıklamıştı. ABD ordusu daha sonra deniz insansız araçlarından birinin “arızalandığını” bildirmiş ancak aracın İran tarafından ele geçirilip geçirilmediğine ilişkin bilgi vermemişti.

Bu açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın cumartesi günü İran hükümetinin Hürmüz Boğazı’nı yeniden açma ve çatışmaları yedi gün içinde sona erdirme önerisini reddetmesinin ardından geldi. Tahran ise iki taraf arasında İslamabad’da varılan mutabakat zaptına yakın şartlarda ısrar ediyor. Söz konusu mutabakat, İran’ın boğazdaki gemilere yönelik saldırılarına yeniden başlamasının ardından çökmüştü.

cdvfhyj
“F/A-18 Super Hornet” savaş uçağı, Orta Doğu sularında bulunan ABD Donanması’na ait “USS George Washington” uçak gemisinden kalkışa hazırlanırken (CENTCOM)

Şarku’l Avsat‘ın İran resmi haber ajansı IRNA’dan aktardığı habere göre Ordu Komutanı General Emir Hatemi, Tahran’da düzenlenen bir konferansta yaptığı konuşmada, İran’ın karşı karşıya olduğu rakiplerinin “yanlış hesaplarından” birinin İran liderinin ve çok sayıda üst düzey komutanın öldürülmesinin ülkenin çökmesine yol açacağını düşünmeleri olduğunu söyledi.

Hatemi, “Tek bir komutan bile geri adım atmadı. Herkes kararlılıkla ayağa kalktı, direndi ve ülkeyi savundu” dedi. Hatemi, ABD’yi İran içinde karışıklık çıkarmaya çalışmakla suçlayarak Trump’ın İranlılar üzerinde baskı kurup onları isyana ve ardından iç savaşa sürüklemek istediğini öne sürdü.

Hatemi, Trump’ın Venezuela’ya ilişkin son açıklamalarına atıfta bulunarak ABD’nin aynı senaryoyu İran’da uygulamak istediğini ancak İranlıların buna izin vermeyeceğini söyledi. İranlı komutan, “dayatılan savaşın hassas ve kader belirleyici aşamalardan geçtiğini” belirterek “Savaş bitmedi. Zafer kazandık ancak bu zaferi korumamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Hatemi, “Saldırgan düşman ağır darbeler aldı ancak İran askerlerinden gelecek ağır darbelere karşı hazırlıklı olması gerekiyor” dedi.

İran’ın ticaretten mahrum bırakılmasını kabul etmeyeceğini belirten Hatemi, yabancı aktörlerin bölgedeki stratejik su yollarını kullanmasına karşı çıktı.

Hatemi, “İran ticaret yapamazsa, İran yaşayamazsa hiç kimse ticaret yapamaz ve yaşayamaz” dedi. Hürmüz Boğazı’nı “izzetimizin ve onurumuzun boğazı” olarak nitelendiren Hatemi, “ülkenin düşmanlarının İran halkı bu geçitten mahrum bırakılırken bu büyük lojistik koridoru kullanmasına izin verilmeyeceğini” söyledi.

İran ordusu ABD saldırısını ihtimal dışı bırakmıyor

İran Ordusu Sözcüsü Muhammed Ekremi-Niya da silahlı kuvvetlerin yeni bir ABD saldırısına karşı “tamamen hazır” olduğunu söyledi. ABD’nin İran’a yeniden saldırması halinde “daha büyük zararlara” uğrayacağı uyarısında bulundu.

jyumk
İran Ordusu Sözcüsü Emir Ekremi-Niya (Arşiv - Daneshju)

Ekremi-Niya, ABD’nin bölgedeki koşullarının “iyi olmadığını” belirterek bunun Washington’ı “askeri saldırganlığa” yöneltebileceğini söyledi. İran ordusunun herhangi bir saldırıyla mücadele etmek için “her açıdan” hazır olduğunu vurguladı.

Washington’ın, Hamas ve Hizbullah’a yönelik saldırılar ile Beşşar Esad yönetiminin devrilmesi ve İran’daki gelişmelerin ülkeye saldırmak için uygun koşulları oluşturduğunu düşünerek yanlış hesap yaptığını savundu.

İran’ın 28 Şubat’taki saldırılara karşılık verdiğini belirten Ekremi-Niya, İran Hava Kuvvetleri’nin 2 Mart’ta Kuveyt, Katar ve Irak Kürdistan Bölgesi’nde operasyonlar düzenlediğini söyledi. “Füzelerimiz ve insansız hava araçlarımız düşmana ezici bir karşılık verdi” dedi.

Ekremi-Niya, Trump’ı İran’ı bölmeye çalışmakla suçlayarak “Saddam gibi üçüncü savaşta da ülkeyi bölmeye çalıştı ancak ikisi de başarılı olamadı” ifadelerini kullandı.

Wall Street Journal gazetesi ise adını açıklamadığı ABD’li yetkililere dayandırdığı haberinde Trump’ın özel görüşmelerinde, kasım ayında yapılacak ara seçimlerin ardından ABD’nin bombardıman kampanyasını yeniden başlatma ihtimalini dile getirdiğini bildirmişti.

Trump pazar günü İran’la savaşın “yakında” sona ermesini beklediğini söyledi. İran’ın “teslim olmasıyla” petrol fiyatlarının “düşeceğini” öne süren Trump, fiyatların “çakılacağını” ifade etti. ABD’nin önceki gece limanlardan “rekor miktarda” petrol çıkardığını ve bunun savaş öncesinde çıkarılan miktardan daha fazla olduğunu söyledi.

Hürmüz güzergâhları

İran Genelkurmay Sözcüsü Tuğgeneral Ebu’l Fazl Şekarci, cumartesi akşamı Hürmüz Boğazı’nın yönetiminin İran’ın elinde olduğunu söyledi. Şekarci, devlet televizyonuna verdiği röportajda “İran’ın belirlediği güzergâhın dışında geçmek isteyen hiçbir gemi güvende olmayacak” dedi.

İran’da su yolunun yönetiminden sorumlu kurum da gemi sahiplerini “yasa dışı” olarak nitelendirdiği güzergâhları kullanmamaları konusunda uyardı. İran medyasının kurumun açıklamasına dayandırdığı haberlere göre talimatlara uyulmaması, gelecekte gemilerin Hürmüz Boğazı’ndan geçişine kısıtlamalar getirilmesine yol açabilir.

Kurum, söz konusu güzergâhların kullanılmasının mali riskler ve mürettebatın hayatı açısından tehlikeler barındırdığını belirterek gemi sahiplerinden bu ihlallerin önlenmesi için gerekli tedbirleri almalarını istedi.

Kuralların ihlal edildiği tespit edilen kiracı şirketlerin “ihlal eden şirketler listesine” alınabileceği ve bunun söz konusu şirketlerle bağlantılı tüm gemilerin gelecekteki geçişlerine kısıtlama getirilmesine yol açabileceği belirtildi.

Kurum ayrıca bir geminin sahipleri tarafından gönderildiğini belirttiği bir mektubun görüntüsünü yayımladı. Mektupta gemi sahiplerinin kiracı şirketin doğrudan talimatı üzerine boğazdan “izinsiz” geçiş yaptıkları ve İran makamlarının talep ettiği prosedürleri tamamlamadıkları için özür diledikleri öne sürüldü. İran’ın iddiasına göre gemi sahipleri, gemilerinin ve şirketlerinin ihlal listesinden çıkarılmasını talep etti.

cdfvgthyj
Tahran sokaklarından birinde İran’ın eski dini lideri Ali Hamaney ile eski Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin fotoğraflarının yer aldığı bir propaganda panosu (EPA)

Bu adımlar, boğazdaki deniz trafiğinin hâlâ ciddi ölçüde kısıtlandığı bir dönemde atıldı. Savaşın 28 Şubat’ta başlamasından önce dünya genelinde ticareti yapılan petrol ve sıvılaştırılmış doğal gazın yaklaşık beşte biri Hürmüz Boğazı’ndan geçiyordu. Ancak İran’ın saldırıları ve tehditleri gemi trafiğinde keskin düşüşe yol açarken ABD de İran limanlarına abluka uyguladı.

İran, geçiş yapan gemilerden çevrenin korunması gibi hizmetlerin finansmanında kullanılmak üzere “hizmet bedeli” olarak adlandırdığı bir ücret almayı planladığını söylüyor. ABD ise bu uygulamaya karşı çıkıyor.

Washington, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol kapasitesini küçümsedi. Axios’un haberine göre ABD’li müzakereciler geçen hafta gerçekleştirilen dolaylı görüşmeler sırasında İran tarafına Tahran’ın boğazı kontrol etmediğini ve dolayısıyla boğazla ilgili taleplerde bulunamayacağını söyledi.

Trump ise İran’ın boğazı yeniden açma önerisini reddetmesinin ardından ABD’nin boğaz üzerinde tam kontrole sahip olduğunu söyledi.

Tahran, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin “yedi günlük plan” olarak nitelendirdiği öneriyi Katar üzerinden iletmişti. Buna göre Washington’ın başta ABD’nin deniz ablukasını ve petrol satışlarına yönelik yaptırımları kaldırması olmak üzere İran’ın şartlarını kabul etmesi halinde boğaz yedi gün içinde yeniden açılacaktı.

Şekarci, ABD’yi boğaza müdahale etmemesi konusunda uyararak “Amerikalıların hayatta kalmak için önünde tek bir yol var: Batı Asya bölgesinden çıkmak. Ne kadar hızlı çıkarlarsa kayıpları o kadar az olur” dedi.

Şekarci, “Amerikalılar Hürmüz Boğazı’na müdahale etmeyi hayal etsin. Eğer Hürmüz Boğazı’na müdahale ederlerse bir tokat yiyecekler” ifadelerini kullandı.

İran’ı “küresel bir güç” olarak nitelendiren Şekarci, Tahran’ın ABD’nin “yeni dünya düzenindeki eski konumuna” dönmesine izin vermeyeceğini söyledi.