Fransız yargısının, Müslüman Kardeşler (İhvan-ı Müslümin) örgütüne bağlı bir kongrenin Nantes şehrinde düzenlenmesini yasaklama kararı, bazı ülkelerde halihazırda yasaklı olan örgüte yönelik Batı kuşatmasını daha da derinleştirdi. Mısırlı uzmanlar ve analistler, bu adımı "Müslüman Kardeşler'in Batı'daki faaliyetlerini yasaklama sürecinde önemli bir gelişme" olarak nitelendirdi.
Nantes İdari Mahkemesi, "Batı'daki Müslümanların Buluşması" adlı kongrenin organizatörleri tarafından yapılan itirazı reddetti. Mahkeme; Loire-Atlantic Valiliği ile İçişleri Bakanlığı'nın, 23-24 Mayıs 2026 tarihlerinde Nantes kentinin Malakoff mahallesindeki Selam Camii'nde yapılması planlanan kongreyi yasaklama kararını onadı.
Fransa Başbakanı: Siyasal İslam'a karşı kararlı olmalıyız
Fransa Başbakanı Sébastien Lecornu, Nantes mahkemesinin kararını "Müslüman Kardeşler'in sızma girişimlerine karşı atılmış önemli bir adım" olarak değerlendirdi. Lecornu, cumartesi günü X platformunda yaptığı paylaşımda, "Siyasal İslam karşısında Fransa, yasal açıdan hiçbir kusura yer bırakmayacak şekilde kararlı ve titiz olmalıdır" ifadelerini kullandı.
Söz konusu yasak kararı, Paris yönetiminin "siyasal İslam" ve örgütün kendi topraklarındaki faaliyetleriyle mücadele amacıyla tırmandırdığı baskı dalgasının bir parçası olarak geldi. Fransa daha önce de derneklerin feshedilmesi, etkinliklerin engellenmesi ve camilerdeki hutbelerin denetlenmesi gibi benzer önlemler almıştı.
Uzmanlar: Eski mutabakatlar sona erdi
Bölgesel güvenlik ve terör uzmanı Ahmed Sultan, Fransa'nın kararını "Müslüman Kardeşler'in Batı'daki faaliyetlerini yasaklama sürecinde kritik bir dönemeç" olarak gördüğünü belirtti. Şarku'l Avsat'a konuşan Sultan, bu kararın "Avrupa başkentlerinin geçmişte hoşgörüyle yaklaştığı yapılar dahil olmak üzere, örgütün faaliyetlerine ve onunla bağlantılı veya ona yakın kabul edilen kurumlara yönelik kısıtlamaların artacağı bir eğilimi yansıttığı" değerlendirmesinde bulundu.
Sultan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu kararın, Avrupa'da yükselen sağ eğilimler ile kıta ülkelerinde ayrılıkçılık ve paralel toplumlar oluşmasına yönelik artan endişelerle ilgili daha geniş bir bağlamı var. Fransa'nın öncülük ettiği bu Avrupa kampanyası, diğer ülkeleri de harekete geçirdi. Geçmişte bazı Avrupa ülkeleri ile Müslüman Kardeşler arasında var olan eski mutabakatlar sona ermiştir; artık yeni bir gerçeklik söz konusudur."
Örgütün bu süreci "kendisini kökünden sökmeyi amaçlayan bir fırtına" olarak gördüğünü belirten Sultan, Müslüman Kardeşler'in Avrupa hükümetleriyle doğrudan bir çatışmaya girmek yerine, "tebliğde aleniyet, teşkilatlanmada gizlilik" şeklindeki klasik yöntemine başvuracağını ve yargı yolunu deneyeceğini öngördü.
Küresel kuşatma çemberi genişliyor
Müslüman Kardeşler'e yönelik uluslararası baskı son aylarda gözle görülür şekilde arttı:
ABD: Geçen ocak ayında Washington, Müslüman Kardeşler'in Mısır, Ürdün ve Lübnan kollarını "terör örgütü" olarak tanıdı. Mart ayında ise Sudan kolu aynı listeye alındı. Ayrıca yakın tarihli bir Beyaz Saray raporunda, örgüt ile El-Kaide ve DEAŞ gibi yapılar arasında bağ kurularak, Müslüman Kardeşler "modern terörün kökeni" olarak tanımlandı.
Fransa: Geçen ocak ayında Fransız Parlamentosu'nun çoğunluğu, Avrupa Komisyonu'na "Müslüman Kardeşler ve liderlerinin terör örgütleri listesine alınması" çağrısında bulunan tasarıyı onayladı.
Hollanda: Amsterdam yönetimi de örgütü yasaklamak için harekete geçti. Geçen ay yerel basına yansıyan haberlerde, parlamentoda yapılacak bir oylamanın Avrupa genelinde büyük bir mücadeleyi başlatacağı belirtildi.
Radikal örgütler uzmanı Münir Edib ise Fransa'nın bu kararının arkasında, "Müslüman Kardeşler'in cumhuriyet değerlerine tehdit oluşturduğu ve Fransız toplumuna sinsice sızdığı" yönündeki endişelerin yattığını savundu. Şarku'l Avsat'a değerlendirmelerde bulunan Edib, bu tehlike algısının 2015'teki terör saldırılarından beri bütün Avrupa'ya yayıldığını ifade etti. Edib, dünya genelinde atılan bu adımların örgütü ciddi şekilde sarsacağını ve Batı'daki bu abluka sonucunda iki yıl içinde örgütün ve mali ağının çökebileceğini ileri sürdü.