AB'nin ‘Stratejik Gündemi’ neleri içeriyor?

AB'nin ‘Stratejik Gündemi’ neleri içeriyor?
TT

AB'nin ‘Stratejik Gündemi’ neleri içeriyor?

AB'nin ‘Stratejik Gündemi’ neleri içeriyor?

Bir grup üst düzey Avrupalı uzman, dün Brüksel’de 2024 yılına kadar bir dizi kilit hedefin belirleneceği Avrupa Birliği’nin (AB) “Stratejik Gündemi”ni tartışmaya başladılar. Söz konusu stratejik gündem, AB’nin dış ve savunma politikasının güçlendirilmesi, ticaret politikasının sıkılaştırılması ve Avrupa kıtasının son yıllarda kaybettiği uluslararası etkisinin geri kazanılması için iddialı bir sanayi politikası oluşturulmasını kapsıyor. Gündemin, Belçika’nın başkenti Brüksel’de gelecek hafta yapılması planlanan bir sonraki zirvede, AB üyesi ülkeler tarafından kabul edilmesi bekleniyor.
Gündem taslağı, AB'nin dış ve savunma politikasının daha fazla güçlendirilmeye ihtiyacı olduğunu vurgularken aynı zamanda üye ülkelerin çıkarlarını, değerlerini ve yaşam tarzlarını koruması ve AB’nin yeni dünya düzeninin oluşumuna katkıda bulunması için uluslararası etkilerini kullanabilmesini sağlayacak güçlü kaynaklarını bir araya getirmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Aynı zaman AB’nin sınır kontrol tedbirlerini sıkılaştırılması gerektiğine işaret eden taslak, AB üyeleri arasında daha iddialı ve koordineli bir ticaret politikasının benimsenmesi, alternatif yenilenebilir enerjilere geçme programlarının hızlandırılması ve böylece AB’nin bu alanda dünyaya öncülük etmesinin sağlanması gerektiğinin de altını çiziyor. Bununla birlikte taslakta dijital hizmetlerin geliştirilmesi, yatırım ve savunma işbirliğinin teşvik edilmesi ve pazarlarını Avrupa’ya kapatan ülkelerle karşılıklı ticaret ilkesini aktif hale getirilmesinin önemine vurgu yapılıyor.
Bununla birlikte Stratejik Gündem'in, üye ülkeler arasında bir anlaşmaya varılması halinde Kasım ayı başında göreve başlaması beklenen yeni AB Komisyonu başkanının yol haritası olması bekleniyor.
Bununla birlikte Avrupa Parlamentosu'nun (AP) dört ana bloğu Muhafazakarlar, Sosyalistler, Liberaller ve Yeşiller’in taslağın kabul edilmesine katkıda bulunmaları bekleniyor.
AB liderleri, AB Konseyi Başkanı Donald Tusk tarafından hazırlanan gündemin ilk taslağını geçtiğimiz ay Romanya’da düzenlenen zirvede tartıştılar.
Söz konusu gündemin başlatılması süreci, tıpkı AB tarafından yayımlanan bir belgede belirtildiği gibi AB’nin Çin’i “sistemik bir rakip” olarak gördüğü uluslararası ilişkilerde çalkantılar yaşanan bir döneme denk geliyor.
En büyük 100 yazılım şirketi arasında Avrupa’dan sadece 5 şirket yer alıyor
Avrupa’nın ABD’ye askeri ve teknoloji gibi alanlardaki bağımlılığının son yıllarda Suriye ve Libya krizleri gibi coğrafi olarak yakın krizleri ele almasını engellediği vurgulanan gündem taslağında, aynı zamanda bu durumun finansal, dijital ve enerji hizmetleri gibi önemli sektörlerde AB’li şirketlerin büyük Amerikan ve Çinli şirketlerle rekabet etmesini engellediği belirtildi. Avrupa Komisyonu bünyesindeki Avrupa Siyasi Strateji Merkezi (EPSC) tarafından hazırlanan bir raporda, küresel boyutta bilişim alanında kurulan son Avrupalı şirketin 1972 yılında kurulan, 1 milyar doları aşkın değere sahip Almanya'nın “SAP” adlı profesyonel yazılım şirketinin olduğuna ve bu alanda dünyanın en büyük 100 şirketi arasında Avrupa’dan sadece 5 şirketin bulunduğuna işaret edildi.
Stratejik Gündem’in ana hedefini, Avrupa Konseyi Başkanı’nın da dediği gibi, AB’nin uluslararası arenadaki etkisini yeniden geri kazanması ve bu potansiyelini tam kapasitede kullanabilmesinin önündeki birçok ulusal engelle karşı karşıya kalan iç pazarın geliştirilmesi oluşturuyor.
Enerji alanında ise gündem, ekonomik altyapının modernleştirilmesi, enerji ağlarının entegre edilmesi ve Avrupa’nın neredeyse geçtiğimiz yüzyılda tamamen hegemonyası altına aldığı jeo-stratejik konumuna geri döndürecek bir sanayi stratejisi geliştirilmesini öneriyor.
Ancak gündem taslağının geliştirilmesine katkıda bulunan uzmanlardan biri, eğer bir takım engel aşılmazsa üye ülkelerin bireysel çıkarları ve siyasi gündemlerinin asgari düzeyde kalmaya devam edeceğini vurguladı.
Yeşiller,Stratejik Gündem'i eleştiriyorlar
Örneğin, Yeşiller tarafından desteklenen çevre hareketleri, söz konusu gündemi sert bir dille eleştiriyorlar. Avrupalı liderler bu eleştiriler üzerine iklim değişikliği konusundaki tutumlarını net bir şekilde açıklama gerektiği duydular. Ancak, stratejik gündem, şuan insanlığa yönelik en büyük tehdit olan iklim değişikliği sorununa herhangi bir çözüm getiremeyen sadece bir dizi altı boş başlıktan oluşuyor.
Öte yandan uzman, Avrupa ülkelerinin geçtiğimiz yüzyılın son on yılında Amerikan şirketleri karşısında rekabetçiliğini yitirmiş ve son mali krizin yan etkileri nedeniyle tükenmiş şirketlerin ihtiyaç duyduğu şartlara ve hıza göre modernizasyonu ve entegrasyonu için uygun koşullar yaratılmasını tercih ederek büyük kamu kuruluşlarının desteğine dayalı sanayi politikasını kesin olarak reddettiğini hatırlattı.
Avrupa Stratejik Gündemi son bölümünde ise AB'nin oluşturulduğu siyasi, yasal ve teknolojik ilke ve ölçülerin yıprandığı veya bu ilke ve ölçülerle rekabet eden belli başlı büyük güçlerin bir kısmının sarsıldığı karmaşık ve hızlı dalgalanmaların yaşandığı endişe verici bir dünya sahnesi ortaya koydu.



Trump, Japonya'nın Amerika Birleşik Devletleri'ne yapacağı ilk yatırım paketini açıkladı

Trump ve Takaichi, Tokyo'da nadir toprak minerallerinin "tedarikini güvence altına almak" amacıyla bir anlaşma imzaladıktan sonra (Arşiv- Reuters)
Trump ve Takaichi, Tokyo'da nadir toprak minerallerinin "tedarikini güvence altına almak" amacıyla bir anlaşma imzaladıktan sonra (Arşiv- Reuters)
TT

Trump, Japonya'nın Amerika Birleşik Devletleri'ne yapacağı ilk yatırım paketini açıkladı

Trump ve Takaichi, Tokyo'da nadir toprak minerallerinin "tedarikini güvence altına almak" amacıyla bir anlaşma imzaladıktan sonra (Arşiv- Reuters)
Trump ve Takaichi, Tokyo'da nadir toprak minerallerinin "tedarikini güvence altına almak" amacıyla bir anlaşma imzaladıktan sonra (Arşiv- Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, dün Japonya'nın enerji ve temel madenler projelerine yaptığı ilk yatırımları duyurdu. Bu açıklama, Başbakan Sanae Takaichi'nin ABD ziyaretinden önce iki ülke arasında ticaret anlaşmasının ilerletilmesi kapsamında yapıldı.

Trump, Truth Social platformundaki paylaşımında, "Japonya, Amerika Birleşik Devletleri'ne yatırım yapma taahhüdü olan 550 milyar dolarlık yatırımların ilk aşamasına resmi ve mali olarak adım atıyor" dedi. Bu yatırımların üç projeyi kapsadığını açıkladı: biri Teksas'ta petrol ve doğalgaz, diğeri Ohio'da elektrik üretimi ve üçüncüsü Georgia'da nadir toprak mineralleriyle ilgili.

12 Şubat'ta Japon basını, toplamda yaklaşık 40 milyar dolarlık bir yatırım için üç proje hakkında ileri düzeyde görüşmeler yapıldığını bildirmişti.

Trump, projelerin gümrük vergileri olmadan hayata geçmeyeceğini savundu. "Bu, Amerika Birleşik Devletleri ve Japonya için çok heyecan verici ve tarihi bir dönem" ifadesini kullandı.

İki ülke, temmuz ayı sonunda, ABD'nin ithal Japon mallarına %15 gümrük vergisi uygulayacağı ve karşılığında Japon şirketlerinin toplam 550 milyar dolarlık yatırım yapacağı bir ticaret anlaşması imzaladıklarını duyurmuştu.

Protokol, Japonya'nın Amerika Birleşik Devletleri'ndeki yatırımlarının nereye yönlendirileceğine ilişkin kararın Washington'a ait olduğunu öngörüyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre ortak bir Japon-Amerikan komitesi önerilen projeleri inceleyecek, ancak nihai karar Trump'a ait olacak.

Projeler seçildikten sonra, Tokyo'dan 45 gün içinde gerekli fonu sağlaması istenecek. Protokole göre, Japonya yatırımının değerini geri kazanana kadar, Japonlar ve Amerikalılar her projenin karını eşit olarak paylaşacaklar.


Ukrayna barışına ilişkin kritik müzakereler

Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)
Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)
TT

Ukrayna barışına ilişkin kritik müzakereler

Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)
Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)

Ukrayna barış görüşmeleri dün Cenevre'de başladı ve gözlemciler bu görüşmelerin, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan ve son dönemde üzerinde değişiklikler yapılan plana dayalı siyasi çözüm için temel bir çerçeve oluşturulması açısından çok önemli olacağını öngörüyor.

Bu, Rusya, Ukrayna ve Amerika Birleşik Devletleri'ni bir araya getiren üçüncü doğrudan müzakere turu. Daha önce Birleşik Arap Emirlikleri'nin başkenti Abu Dabi'de düzenlenen iki tur müzakere, çözümsüz kalan konularda görüşleri uzlaştırmada başarısız olmuştu.

Kremlin, erken tahminlerden kaçınılması gerektiğini belirterek, "Taraflar çarşamba günü (bugün) çalışmalarına devam edecekler" dedi.

Başkan Trump ise Kiev'i müzakereye ve "hızlı bir şekilde" anlaşmaya varmaya çağırdı.


85 ülke, İsrail'in Batı Şeria'da "genişleme" girişimlerini kınadı

İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)
TT

85 ülke, İsrail'in Batı Şeria'da "genişleme" girişimlerini kınadı

İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)

Birleşmiş Milletler'de 85 ülke, işgal altındaki Batı Şeria'da "yasadışı varlığını genişletmeyi" amaçlayan yeni önlemler aldığı gerekçesiyle dün İsrail'i ortak bir bildiriyle kınadı ve Filistin topraklarının ilhakının "demografik değişikliklere" yol açabileceği endişesini dile getirdi.

İsrail'in yerleşimcilerin arazi satın almasını kolaylaştıran önlemleri onaylamasından bir hafta sonra, İsrail hükümeti pazar günü, 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria'da arazi kayıt sürecini hızlandırmaya karar verdi.

Fransa, Çin, Suudi Arabistan ve Rusya da dahil olmak üzere Birleşmiş Milletler'in 85 üye ülkesi ve Avrupa Birliği ve Arap Birliği gibi çok sayıda kuruluş, "İsrail'in Batı Şeria'daki yasadışı varlığını genişletmeyi amaçlayan tek taraflı karar ve eylemlerini" kınadı.

New York'ta yayınlanan açıklamada ülkeler, "bu kararların İsrail'in uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülükleriyle bağdaşmadığını ve derhal geri alınması gerektiğini" belirterek, her türlü ilhak biçimine kesin olarak karşı olduklarını ifade ettiler.

 Ayrıca, "her türlü ilhak biçimine şiddetle karşı olduklarını" yinelediler.

Açıklama şöyle devam etti: “1967’den beri işgal altında olan Filistin topraklarının, Doğu Kudüs de dahil olmak üzere, demografik yapısını, karakterini ve yasal statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm önlemleri reddettiğimizi yineliyoruz.”

“Bu politikalar uluslararası hukukun ihlalini teşkil etmekte, bölgede barış ve istikrarı sağlamaya yönelik devam eden çabaları baltalamakta ve çatışmayı sona erdirecek bir barış anlaşmasına ulaşma olasılığını tehdit etmektedir” uyarısında bulundu.

BM Genel Sekreteri António Guterres pazartesi günü İsrail'i "sadece istikrarsızlaştırıcı olmakla kalmayıp, Uluslararası Adalet Divanı'nın da teyit ettiği gibi yasadışı olan yeni önlemlerini derhal geri çekmeye" çağırdı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre yerleşim faaliyetleri 1967'den bu yana tüm İsrail hükümetleri altında devam etti, ancak özellikle 7 Ekim 2023'te başlayan Gazze savaşından bu yana, İsrail tarihinin en sağcı hükümetlerinden biri olan Binyamin Netanyahu'nun mevcut hükümeti altında hızı önemli ölçüde arttı.

İsrail'in işgal edip ilhak ettiği Doğu Kudüs dışında, Batı Şeria'da yaklaşık üç milyon Filistinlinin arasında 500 binden fazla İsrailli yaşıyor ve bu yerleşim yerleri Birleşmiş Milletler tarafından uluslararası hukuka göre yasadışı kabul ediliyor.