İngiltere Başbakan adaylarını tanıyalım

Eski İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson bir konuşma yaparken, 18 Ocak 2019 (Reuters)
Eski İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson bir konuşma yaparken, 18 Ocak 2019 (Reuters)
TT

İngiltere Başbakan adaylarını tanıyalım

Eski İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson bir konuşma yaparken, 18 Ocak 2019 (Reuters)
Eski İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson bir konuşma yaparken, 18 Ocak 2019 (Reuters)

İngiltere’de Muhafazakâr Parti vekillerinin birçoğu parti başkanlığı için aday olduğunu açıkladı. Muhafazakâr Parti'nin başına geçecek isim aynı zamanda İngiltere’de Başbakanlık koltuğuna da oturmuş olacak.
7 Haziran Cuma günü resmi olarak görevinden istifa eden Başbakan Theresa May, yeni başbakana seçilene kadar makamda kalacak. Uluslararası ilişkiler uzmanı Ahmed Mustafa'nın Independent Arabia'daki analizine göre yeni başbakanın temmuz ayı sonlarına kadar seçilmesi bekleniyor.  Adaylık başvuru süreci resmi olarak Salı gecesi sona erdi.  Adaylık başvurusunda bulunan isimler arasında İngiltere’nin eski başbakanı Boris Johnson, Çevre Bakanı Micheal Goff, Dışişleri Bakanı Jeremy Hunt, eski Brexit Bakanı Dominic Raab, İçişleri Bakanı Sajid Javid ve Meclis’teki Muhafazakâr parti grubunun lideri Andrea Leadsom bulunuyor.
Sağlık Bakanı Matt Hancock, uluslararası kalkınma bakanı Rory Stewart, Parti yöneticilerinden Mark Harper ve Eski Çalışma Bakanı Milletvekili Esther McVey da adaylar arasında.
Gizli oylamalar
İngiliz Parlamentosundaki Muhafazakâr Parti Milletvekilleri aday sayısını ikiye indirmek için birçok gizli oylama yapacak. Yaklaşık 160 bin parti üyesi sona kalan iki aday arasında yeni başbakanı seçecek ve yeni başbakan 22 Temmuz’da görevine başlayacak. Parti başkanlığı için adaylığını koyan isimler arasında iki kadın aday bulunuyor. Bunlardan biri 2016 yılında eski Başbakan David Cameron’un ardından gelecek yeni başbakanın belirlenmesi için yapılan seçimlerde son aşamaya ulaşmış olan Andrea Leadsom. Diğer kadın aday ise şuan muhafazakâr parti milletvekilliği yapan eski televizyon spikeri Esther McVey.
Birincilik tahminleri
İngiliz parlamenterlerin yapacağı gizli oylamaların sonuçların ne olacağını kestirmek zor olsa da başkanlık yarışının 4 isim arasında geçmesi bekleniyor. Parti içinde en öne çıkan isimler sırasıyla Boris Johnson, Micheal Goff, Dominic Raab ve Jeremy Hunt. Bazıları bu listeye Sajid Javid ve Andrea Leadson’u da ekliyor.
Başkanlık yarışında Boris Johnson’un şansı yüksek görünüyor
Öne çıkan bu 4 aday arasında sadece Jeremy Hunt 2016’da gerçekleştirilen Brexit referandumunda hayır oyu verdi. Hunt şuan ise, muhafazakârların referandum sonucuna aykırı hareket etmesinin partinin bir sonraki seçimlerde hezimet yaşamasına sebebiyet vereceğini söylüyor. Micheal Goff da adaylar arasındaki en muhafazakâr aday olarak öne çıkarken parti seçmeninin Nigel Farage liderliğindeki radikal sağa kaymasının engellenmesi noktasında partisine büyük yardımı dokunuyor. Boris Johnson’ın seçimlerde kazanma şansı Goff’tan yüksek olsa da sürpriz yaşanabileceği ihtimalini göz ardı etmemek lazım.
Tüm adaylar anlaşmasız bir şekilde bile olsa İngiltere’nin AB’den ayrılması taraftarı olsa da adayların, Brexit için belirlenen son vakit olan 31 Ekim’de ne yapacağı belli değil. Kampanya sürecinde verilen abartılı vaatler dışında 10 aday da muhafazakâr partinin genel politikasına bağlı kalıyor. Belki de Theresa May yönetiminin politikasına en bağlı olan aday Dışişleri Bakanı Jeremy Hunt.
Boris Johnson’un Türkiye ve Erdoğan konusundaki çelişkili tutumları Ortadoğu politikasını belirsiz hale getiriyor
ABD Başkanı Donald Trump Boris Johnson’un kazanmasını istediğini açıklasa da Goff’un kazanması, Trump’ın ABD-İngiltere ilişkilerini geliştirmesine engel teşkil etmeyecek.
Boris Johnson’un Türkiye ve Erdoğan konusundaki tutumu onun dış politikasının belirsiz olduğunu gösteren en güçlü örneklerden biri. Brexit sonrasında Türkiye-İngiltere ilişkilerini ilerletmek isteyen Johnson yazdığı şiirle Erdoğan’a sırtından haçerlemişti. Johnson yazdığı şiirde Erdoğan için “keçi ile uyumaktan hoşlanıyor” demişti.
En dengeli ama...
Belki de Boris Johnson, adaylar arasında Filistin meselesi konusunda en dengeli politikayı takip eden isim. Doğru, Johnson İsrail’in dostu olabilir ancak aynı zamanda iki devletli çözüme destek veriyor ve İsrail’in işgal ettiği bölgelerde Yahudi yerleşim bölgeleri inşa ederek genişlemeci bir politikası izlemesine de karşı. Libya’nın Sirte kenti için “cesetlerden temizlendikten sonra Kuzey Afrika’nın Dubai’si” olur ifadelerini kullanarak söz konusu kent hakkında dil sürçmesi yaşasa da Libya konusundaki tutumu mutedil bir yol izleyen komşu ülkeleri ile neredeyse aynı.
Johnson’un Yemen ve bölgede yaşanan krizler hakkındaki tutumu komşu ülkeler ile benzerlik gösterirken İran’ı destekçilerinden biri.  Gerektiği vakit Tahran’a sesini yükseltebilen biri olan Johnson Suriye hükümetinin cezalandırılması ve kimyasal silah kullanımına cevaben ABD’nin Şam rejimine ait bölgeleri bombalamasına destek veriyor. Johnson’un sergilediği tavırlar ile yaptığı açıklamalar arasındaki çelişkileri dikkate alırsak parti başkanlığını kazandığı vakit Ortadoğu politikasının ne olacağını kestirmek zor hale geliyor.
Jeremy Hunt’ın seçilmesi Theresa May’ın Ortadoğu politikasının devamı anlamına gelecek
Jeremy Hunt başkanlığa seçilmesi durumunda May’ın Ortadoğu politikasında pek fazla değişikliği gitmeyecek.  Çoğu muhafazalar parti üyesi gibi İsrail’in dostlarından biri olan Hunt buna karşılık iki devletli çözümü destekliyor ve Trump’ın ABD konsolosluğunun Tel Aviv’den Kudüs’e taşınması kararını da eleştirenlerden biri.
Hizbullah uyarısı
Sürekli olarak Hizbullah’ın oluşturduğu tehlike hakkında uyarılarda bulunan Hunt, İngiltere’nin 2008 yılında Hizbullah’ın askeri kanadını terör örgütleri listesine aldığı gibi bu kanadın tüm dünya tarafından yasaklanmasını istiyor. Arap ülkeleri ile ilişkilerin geliştirilmesi taraftarlarından biri olan Hunt bu ülkelerle ticari ve yatırım ortaklıkları yapılması için çalışılmasını istiyor.
Goff kazanması durumunda Trump’ın İran politikasını benimseyebilir
Öte yandan radikal sağ kanada en yakın isimlerden biri olan Micheal Goff “İslami tehlike”ye karşı koymak için oluşturulan muhafazakâr Henry Jackson Cemiyeti’nin kurucu üyelerinden biri. Goff’un kazanması İngiltere’nin İslami gruplara bakışı için dönüm noktası olabilir. Bu grupların en başında da İhvan’ı Müslimin geliyor. Goff kazanması durumunda İhvan’ı terör örgütleri listesine dâhil edebilir. Goff’un politikası Trump’ın seçi kampanyasının stratejik yetkililerinden ve Avrupa’daki popülist hareketin başlıca destekçilerinden olan Steve Bannon’un tutumu ile benzerlik arz ediyor. Gazeteci olduğu dönemde istişare heyetin içinde Irak savaşını en çok isteyenler arasındaydı.
İngiltere’de İslam'ın ve İran’ın güçlenmesine karşı olan Goff ABD’nin şu anki İran politikasına en çok destek verenlerden biri. Eğer Goff başkan seçilirse Trump gibi nükleer anlaşmadan çekilebilir. Kendisinin terör uzmanı olduğunu belirten Goff İslam tehlikesi hakkında “7/7 Celsius” adlı bir kitap yazdı. Kitabı okuyan kişiler hiçbir Arap ve İslam ülkesine gitmediği bilinen Goff’un kitapta hiçbir orijinal şey zikretmediğini belirtiyor.
Yahudi ve Müslüman
Nazilerin Yahudilere uyguladığı baskı nedeniyle Almanya’dan kaçmış bir babanın çocuğu olan Yahudi Dominic Raab internet üzerindeki kişisel sayfasından yaptığı açıklamada İsrail’de ve Batı Şeria’da okuyup çalıştığını belirterek Ortadoğu ile güçlü bir bağlantısı olduğunu belirtiyor. 1998 yılının yaz aylarını Batı Şeria’daki Birzeit üniversitende okuyarak geçiren Raab, Oslo görüşmelerinde Filistinli müzakerecilerden birinin ekibiyle çalıştığını söylüyor.
Seçim yarışında en düşük şansa sahip olan Sajid Majid’in seçilmesi durumunda İngiltere’nin Ortadoğu politikasında bir değişikliği gideceği düşünülmüyor. Ancak genellikle azınlıklardan olan biri,  taraf olmakla suçlanmamak için kendi azınlıklarına çok az yararı dokunuyor ve bazen de onlara karşı politika güdüyor.



İsrail, Ramallah’taki Hollandalı diplomatların diplomatik statüsünü iptal etti

Batı Şeria’nın kuzeydoğusundaki Ebu Felah köyünde İsrailli yerleşimcilerin düzenlediği saldırıda kırılan pencereler (AFP)
Batı Şeria’nın kuzeydoğusundaki Ebu Felah köyünde İsrailli yerleşimcilerin düzenlediği saldırıda kırılan pencereler (AFP)
TT

İsrail, Ramallah’taki Hollandalı diplomatların diplomatik statüsünü iptal etti

Batı Şeria’nın kuzeydoğusundaki Ebu Felah köyünde İsrailli yerleşimcilerin düzenlediği saldırıda kırılan pencereler (AFP)
Batı Şeria’nın kuzeydoğusundaki Ebu Felah köyünde İsrailli yerleşimcilerin düzenlediği saldırıda kırılan pencereler (AFP)

İsrail Dışişleri Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, Ramallah’taki Hollanda Temsilcilik Ofisi’nde görev yapan Hollandalı diplomatların diplomatik statüsünü iptal ettiğini bildirdi. Kararın, Hollanda hükümetinin Batı Şeria’daki İsrail yerleşimlerinden gelen ürünlerin ithalatını yasaklama kararına misilleme olarak alındığı belirtildi.

Bakanlık, söz konusu diplomatların diplomatik statüsünün yedi gün içinde sona ereceğini açıkladı.


Trump, kadın muhabirin sözünü kesti: Sessiz ol

ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)
TT

Trump, kadın muhabirin sözünü kesti: Sessiz ol

ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, basınla yaşadığı son gergin diyalogda bir kadın muhabire "sessiz olmasını" söyledi ve ardından kadınların erkeklerden daha iyi yönetim sergilediği fikrini "çok saçma" bularak reddetti.

80 yaşındaki başkan bu ifadeleri cumartesi günü Tennessee'de oynanacak üniversite düzeyindeki Amerikan futbolu maçı için yola çıkmadan önce, Beyaz Saray'ın önünde gazetecilerle konuşurken dile getirdi.

Başkanın geçen hafta CNN, MS NOW ve Politico'nun Beyaz Saray'a girişini yasaklamasının ardından bir kadın gazeteci Trump'a Beyaz Saray basın havuzunda sadece kendisini "destekleyen" yayın organlarının mı yer almasını istediğini sordu. Federal bir yargıç perşembe günü bu kararı engellemiş olsa da Trump cumartesi günü CNN'in başkanlık uçağı Air Force One'a alınmasını engelledi ve bu kanalın yerine LindellTV'yi dahil etti.

Trump, "Hayır, hayır" diye yanıt verdi.

Sizinki gibi yalan haberler değil, doğru haberler istiyorum. Dinleyin, doğru haberler istiyorum. Açık ve özgür basını severim. Sevmediğim şey yalan haber.

Trump sözlerine CNN ve MS NOW'ın reytinglerinin düşük olduğunu öne sürerek devam etti. Aynı muhabir, yani MS NOW'dan Akayla Gardner, "Zor sorular istemiyor musunuz?" diye ek bir soru sorduğunda ise Trump onun sözünü kesti.

Trump işaret parmağını kaldırarak, "Bekle, bekle, sessiz ol" dedi.

Sevmediğim şey yalan haberler. Ve onlar yalan haber yapıyor.

Gazetecileri taraflı ve adil olmayan haberler yapmakla suçlayan Trump basınla uzun süredir kavgalı. Ayrıca daha önce gazetecilere yönelik kişisel hakaretlerde bulunmuş ve bazılarının cezalandırılması gerektiğini ima etmişti.

Trump sıklıkla kadın muhabirleri hedef alıyor. Haziranda CNN muhabiri Kaitlan Collins'e sert tepki göstermiş, onun "gözlerinde nefret olduğunu" ve "yüzünde hiç gülümseme görmediğini" söylemişti. Daha önce de Collins'in Beyaz Saray balo salonuyla ilgili sorular sormasının ardından onu "aptal ve edepsiz" diye nitelemişti.

Geçen kasımda Trump, Jeffrey Epstein hakkında soru sormaya çalışan Bloomberg muhabiri kadına "Sessiz ol, domuzcuk" demişti. Beyaz Saray'ın bu söze getirdiği açıklama, Trump'ın "herkese karşı son derece açık ve dürüst" olduğuydu.

Cumartesi sabahı Trump'a eski ABD Başkanı Barack Obama'nın kadınların yönetimde olmasıyla ilgili bu haftaki yorumları da soruldu.

Obama pazartesi günü, "Kadınları iki yıl kadar bütün hükümetlerin başına getirseniz ve ardından işlerin nasıl gittiğine baksanız, her şeyin mükemmel olmayacağına ama daha iyi olacağına güçlü biçimde inanıyorum" demişti.

Trump bu konuda, "Bu çok saçma" yorumunu yaptı.

Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade.

Trump başka birçok konuya da değindi. Bir kez daha "süper zeka" diye tanımladığı yapay zekanın geliştirme çalışmalarını Birleşik Devletler'in "frenlemeyeceğini" söyledi.

Bunun yanı sıra Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'ye, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşını sona erdirmek için "bir anlaşma yapması" çağrısında bulundu ve ABD'nin Hürmüz Boğazı üzerinde "tam kontrole" sahip olduğunu öne sürdü.

Independent Türkçe


İran ordusu: Savaş bitmedi, ülke hassas bir aşamadan geçiyor

İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)
İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)
TT

İran ordusu: Savaş bitmedi, ülke hassas bir aşamadan geçiyor

İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)
İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)

İran Ordusu Başkomutanı Tümgeneral Emir Hatemi, pazar günü savaşın “sona ermediğini” söyleyerek “ağır saldırılar” tehdidinde bulundu. ABD Başkanı Donald Trump ise İran’ın “teslim olması” halinde çatışmaların “yakında” sona ereceğini öne sürdü.

Fransız Haber Ajansı AFP’den  aktardığı habere göre İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Deniz Kuvvetleri, “Remus 600” tipi ABD’ye ait insansız denizaltıyı ele geçirdi. Denizaltının Hürmüz Boğazı’nda “casusluk görevleri” yürüttüğü belirtildi.

Açıklamada, denizaltının istihbarat kapasitesi ve elektronik harp tekniklerinin kullanıldığı “koordineli ve karmaşık bir operasyon” sonucunda ele geçirildiği belirtildi. Denizaltının içinde depolanan verilerin çıkarılması için İranlı uzmanların kontrolüne alındığı kaydedildi. ABD ordusundan ise henüz konuya ilişkin açıklama gelmedi.

Tahran, eylül ayı içinde ikinci kez insansız bir ABD denizaltısını ele geçirdiğini duyurmuş oldu. Devrim Muhafızları, 8 Eylül’de de başka bir ABD insansız denizaltısını kontrol altına aldığını açıklamıştı. ABD ordusu daha sonra deniz insansız araçlarından birinin “arızalandığını” bildirmiş ancak aracın İran tarafından ele geçirilip geçirilmediğine ilişkin bilgi vermemişti.

Bu açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın cumartesi günü İran hükümetinin Hürmüz Boğazı’nı yeniden açma ve çatışmaları yedi gün içinde sona erdirme önerisini reddetmesinin ardından geldi. Tahran ise iki taraf arasında İslamabad’da varılan mutabakat zaptına yakın şartlarda ısrar ediyor. Söz konusu mutabakat, İran’ın boğazdaki gemilere yönelik saldırılarına yeniden başlamasının ardından çökmüştü.

cdvfhyj
“F/A-18 Super Hornet” savaş uçağı, Orta Doğu sularında bulunan ABD Donanması’na ait “USS George Washington” uçak gemisinden kalkışa hazırlanırken (CENTCOM)

Şarku’l Avsat‘ın İran resmi haber ajansı IRNA’dan aktardığı habere göre Ordu Komutanı General Emir Hatemi, Tahran’da düzenlenen bir konferansta yaptığı konuşmada, İran’ın karşı karşıya olduğu rakiplerinin “yanlış hesaplarından” birinin İran liderinin ve çok sayıda üst düzey komutanın öldürülmesinin ülkenin çökmesine yol açacağını düşünmeleri olduğunu söyledi.

Hatemi, “Tek bir komutan bile geri adım atmadı. Herkes kararlılıkla ayağa kalktı, direndi ve ülkeyi savundu” dedi. Hatemi, ABD’yi İran içinde karışıklık çıkarmaya çalışmakla suçlayarak Trump’ın İranlılar üzerinde baskı kurup onları isyana ve ardından iç savaşa sürüklemek istediğini öne sürdü.

Hatemi, Trump’ın Venezuela’ya ilişkin son açıklamalarına atıfta bulunarak ABD’nin aynı senaryoyu İran’da uygulamak istediğini ancak İranlıların buna izin vermeyeceğini söyledi. İranlı komutan, “dayatılan savaşın hassas ve kader belirleyici aşamalardan geçtiğini” belirterek “Savaş bitmedi. Zafer kazandık ancak bu zaferi korumamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Hatemi, “Saldırgan düşman ağır darbeler aldı ancak İran askerlerinden gelecek ağır darbelere karşı hazırlıklı olması gerekiyor” dedi.

İran’ın ticaretten mahrum bırakılmasını kabul etmeyeceğini belirten Hatemi, yabancı aktörlerin bölgedeki stratejik su yollarını kullanmasına karşı çıktı.

Hatemi, “İran ticaret yapamazsa, İran yaşayamazsa hiç kimse ticaret yapamaz ve yaşayamaz” dedi. Hürmüz Boğazı’nı “izzetimizin ve onurumuzun boğazı” olarak nitelendiren Hatemi, “ülkenin düşmanlarının İran halkı bu geçitten mahrum bırakılırken bu büyük lojistik koridoru kullanmasına izin verilmeyeceğini” söyledi.

İran ordusu ABD saldırısını ihtimal dışı bırakmıyor

İran Ordusu Sözcüsü Muhammed Ekremi-Niya da silahlı kuvvetlerin yeni bir ABD saldırısına karşı “tamamen hazır” olduğunu söyledi. ABD’nin İran’a yeniden saldırması halinde “daha büyük zararlara” uğrayacağı uyarısında bulundu.

jyumk
İran Ordusu Sözcüsü Emir Ekremi-Niya (Arşiv - Daneshju)

Ekremi-Niya, ABD’nin bölgedeki koşullarının “iyi olmadığını” belirterek bunun Washington’ı “askeri saldırganlığa” yöneltebileceğini söyledi. İran ordusunun herhangi bir saldırıyla mücadele etmek için “her açıdan” hazır olduğunu vurguladı.

Washington’ın, Hamas ve Hizbullah’a yönelik saldırılar ile Beşşar Esad yönetiminin devrilmesi ve İran’daki gelişmelerin ülkeye saldırmak için uygun koşulları oluşturduğunu düşünerek yanlış hesap yaptığını savundu.

İran’ın 28 Şubat’taki saldırılara karşılık verdiğini belirten Ekremi-Niya, İran Hava Kuvvetleri’nin 2 Mart’ta Kuveyt, Katar ve Irak Kürdistan Bölgesi’nde operasyonlar düzenlediğini söyledi. “Füzelerimiz ve insansız hava araçlarımız düşmana ezici bir karşılık verdi” dedi.

Ekremi-Niya, Trump’ı İran’ı bölmeye çalışmakla suçlayarak “Saddam gibi üçüncü savaşta da ülkeyi bölmeye çalıştı ancak ikisi de başarılı olamadı” ifadelerini kullandı.

Wall Street Journal gazetesi ise adını açıklamadığı ABD’li yetkililere dayandırdığı haberinde Trump’ın özel görüşmelerinde, kasım ayında yapılacak ara seçimlerin ardından ABD’nin bombardıman kampanyasını yeniden başlatma ihtimalini dile getirdiğini bildirmişti.

Trump pazar günü İran’la savaşın “yakında” sona ermesini beklediğini söyledi. İran’ın “teslim olmasıyla” petrol fiyatlarının “düşeceğini” öne süren Trump, fiyatların “çakılacağını” ifade etti. ABD’nin önceki gece limanlardan “rekor miktarda” petrol çıkardığını ve bunun savaş öncesinde çıkarılan miktardan daha fazla olduğunu söyledi.

Hürmüz güzergâhları

İran Genelkurmay Sözcüsü Tuğgeneral Ebu’l Fazl Şekarci, cumartesi akşamı Hürmüz Boğazı’nın yönetiminin İran’ın elinde olduğunu söyledi. Şekarci, devlet televizyonuna verdiği röportajda “İran’ın belirlediği güzergâhın dışında geçmek isteyen hiçbir gemi güvende olmayacak” dedi.

İran’da su yolunun yönetiminden sorumlu kurum da gemi sahiplerini “yasa dışı” olarak nitelendirdiği güzergâhları kullanmamaları konusunda uyardı. İran medyasının kurumun açıklamasına dayandırdığı haberlere göre talimatlara uyulmaması, gelecekte gemilerin Hürmüz Boğazı’ndan geçişine kısıtlamalar getirilmesine yol açabilir.

Kurum, söz konusu güzergâhların kullanılmasının mali riskler ve mürettebatın hayatı açısından tehlikeler barındırdığını belirterek gemi sahiplerinden bu ihlallerin önlenmesi için gerekli tedbirleri almalarını istedi.

Kuralların ihlal edildiği tespit edilen kiracı şirketlerin “ihlal eden şirketler listesine” alınabileceği ve bunun söz konusu şirketlerle bağlantılı tüm gemilerin gelecekteki geçişlerine kısıtlama getirilmesine yol açabileceği belirtildi.

Kurum ayrıca bir geminin sahipleri tarafından gönderildiğini belirttiği bir mektubun görüntüsünü yayımladı. Mektupta gemi sahiplerinin kiracı şirketin doğrudan talimatı üzerine boğazdan “izinsiz” geçiş yaptıkları ve İran makamlarının talep ettiği prosedürleri tamamlamadıkları için özür diledikleri öne sürüldü. İran’ın iddiasına göre gemi sahipleri, gemilerinin ve şirketlerinin ihlal listesinden çıkarılmasını talep etti.

cdfvgthyj
Tahran sokaklarından birinde İran’ın eski dini lideri Ali Hamaney ile eski Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin fotoğraflarının yer aldığı bir propaganda panosu (EPA)

Bu adımlar, boğazdaki deniz trafiğinin hâlâ ciddi ölçüde kısıtlandığı bir dönemde atıldı. Savaşın 28 Şubat’ta başlamasından önce dünya genelinde ticareti yapılan petrol ve sıvılaştırılmış doğal gazın yaklaşık beşte biri Hürmüz Boğazı’ndan geçiyordu. Ancak İran’ın saldırıları ve tehditleri gemi trafiğinde keskin düşüşe yol açarken ABD de İran limanlarına abluka uyguladı.

İran, geçiş yapan gemilerden çevrenin korunması gibi hizmetlerin finansmanında kullanılmak üzere “hizmet bedeli” olarak adlandırdığı bir ücret almayı planladığını söylüyor. ABD ise bu uygulamaya karşı çıkıyor.

Washington, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol kapasitesini küçümsedi. Axios’un haberine göre ABD’li müzakereciler geçen hafta gerçekleştirilen dolaylı görüşmeler sırasında İran tarafına Tahran’ın boğazı kontrol etmediğini ve dolayısıyla boğazla ilgili taleplerde bulunamayacağını söyledi.

Trump ise İran’ın boğazı yeniden açma önerisini reddetmesinin ardından ABD’nin boğaz üzerinde tam kontrole sahip olduğunu söyledi.

Tahran, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin “yedi günlük plan” olarak nitelendirdiği öneriyi Katar üzerinden iletmişti. Buna göre Washington’ın başta ABD’nin deniz ablukasını ve petrol satışlarına yönelik yaptırımları kaldırması olmak üzere İran’ın şartlarını kabul etmesi halinde boğaz yedi gün içinde yeniden açılacaktı.

Şekarci, ABD’yi boğaza müdahale etmemesi konusunda uyararak “Amerikalıların hayatta kalmak için önünde tek bir yol var: Batı Asya bölgesinden çıkmak. Ne kadar hızlı çıkarlarsa kayıpları o kadar az olur” dedi.

Şekarci, “Amerikalılar Hürmüz Boğazı’na müdahale etmeyi hayal etsin. Eğer Hürmüz Boğazı’na müdahale ederlerse bir tokat yiyecekler” ifadelerini kullandı.

İran’ı “küresel bir güç” olarak nitelendiren Şekarci, Tahran’ın ABD’nin “yeni dünya düzenindeki eski konumuna” dönmesine izin vermeyeceğini söyledi.