Geçmiş ile bugün arasına sıkışan İngiliz-Hint kökenli Iraklılar

1917 yılında İngiliz ordusunun Bağdat'a giriş anı (Wikipedia)
1917 yılında İngiliz ordusunun Bağdat'a giriş anı (Wikipedia)
TT

Geçmiş ile bugün arasına sıkışan İngiliz-Hint kökenli Iraklılar

1917 yılında İngiliz ordusunun Bağdat'a giriş anı (Wikipedia)
1917 yılında İngiliz ordusunun Bağdat'a giriş anı (Wikipedia)

“Eğitim, çalışma, evlilik ve aile kurma gibi doğal haklara sahip bir Iraklı olarak doğdum. Ancak eski rejim döneminde yaşadığımız adaletsizlik, korku, gözdağı, yerinden edilme ve mahrum bırakılmalar nedeniyle geleceğe dair büyük korkularım var”
32 yaşındaki Muhammed Bedir’in üzüntü veren bu sözleri, son birkaç yıldır toplumun sert tepkisinden duydukları korkuyla sessizliğe gömülen yüzlerce İngiliz-Hint kökenli Irak vatandaşının içinde bulunduğu zor şartları özetliyor.
Independent Arabia'dan Menar ez-Zubeydi'nin haberine göre Bedir, dedesinin İran’da ticaret yapmak ve çalışmak için 1896'da karısı ve oğluyla Irak'a geldiğini, ancak yolculuk sırasında burada öldüğünü ve eşi ile oğlunun Irak’taki diğer çok sayıda göçmen ailenin yanında yaşamlarını sürdürdüğünü belirtti. Bu ailelerin bir kısmının Bağdat’a yerleştiğini söyleyen Bedir, ancak 1970’lerde karşı karşıya kaldıkları tacizler ve zorla yerlerinden edilme kampanyaları sonucunda, bir kısmının, Kadisiye ve Vasit bölgelerine bir kısmının ise Irak dışına gitmeye zorlandığını aktardı.
Müslüman olan yüzlerce İngiliz-Hint kökenli Iraklı aile üyeleri, diğer Iraklılarla sosyal bağlar kurmuş gibi görünüyor. Ancak yine de toplumun aşağılamalarına maruz kalıyorlar ve bu yüzden birçoğu gerçek kökenlerini gizlemeyi tercih ediyor. Anne-babaları ve dedelerinden miras aldıkları matbaa ve fotoğrafçılık alanlarında çalışan İngiliz-Hint kökenli Iraklılar, aynı mahallelerde bir birine yakın evlerde yaşıyorlar ve orta sınıfa mensuplar.
Suçlamalar ve takipler
‘Irak’ta Arap kökenli olmayan bir aile grubu’ olduklarını söyleyen 26 yaşındaki Ahmed Haldun Said, bunun Irak Vatandaşlık Dairesi’ndeki resmi belgelerle ispatlandığını ve ‘3A’ olarak kodlanan vatandaşlık sınıfına mensup olduklarını belirtti. Eski rejim döneminde dışlanma ve yerinden edilme gibi kötü muamelelere maruz kaldıklarını aktaran Said, bununla birlikte Arap kökenli Iraklılarla evlenmeleri veya bağlantı kurmalarının engellemesi de dahil olmak üzere bir takım güçlüklerle karşı karşıya kaldıklarını söyledi.
Babasının eski rejim döneminde din alanında araştırmalar yapması nedeniyle, İslami Davet Partisi’ne üye olmakla suçlandıklarını aktaran Said, “Sonra babam görevinden alınarak hapse atıldı” dedi. Yaşadıkları adaletsizliğin burada da son bulmadığını söyleyen Said, tüm İngiliz-Hint kökenli ailelerin devlet memurluğundan mahrum edilme, taciz ve takip edilme gibi büyük sorunlarla karşı karşıya kaldıklarını ifade etti.
Yeni Irak hükümetine göre siyasi ayrılma süresi herhangi bir hak veya tazminat talep edilmeksizin hesaplandı ve 1991'den sonra, özellikle 18 yaşını dolduranlar, herhangi maddi veya manevi tazminat almadan devlet memurluğundan uzaklaştırıldılar.
Evlilik ambargosu
İşletme, tıp, hukuk ve mühendislik gibi çeşitli alanlarda eğitim almaları, iyi davranışlar sergilemeleri ve yüksek eğitim seviyesine sahip olmaları, yasal, ahlaki ve sosyal herhangi bir sorunları olmamasına rağmen kökenleri nedeniyle İngiliz-Hint kökenli Irak kadınlarıyla evlenilmiyor.
Said, genellikle evliliklerin İngiliz-Hint kökenli aileler arasında gerçekleştiğini, ancak nadiren de olsa Feyli Kürtleri ya da Türkmenlerle evlilik imkanı olduğunu ve bunun da yalnızca erkeklerle sınırlı kaldığını söyledi.
İngiliz-Hint kökenli erkekler, aşiret mensubu olmadıkları gerekçesiyle, evlilik konusunda toplumun uyguladığı ambargodan oldukça şikayetçi.
Meçhul aşiret
Bu insanlar, kendi kökenlerini gizleyip, bilinen aşiret isimlerini kendilerine atfediyorlar, ama sadece sözlü olarak. İsimlerini söyledikleri aşiretlere sadece dostane bir şekilde aitler. Yani ne bu aşiretlerin bir üyesi ne de onlar içinde tanınan simalar değiller.
Kayıp kökler
İngiliz-Hint kökenlilerin çocuklarının birçoğu, mensubu oldukları soyları bilmiyorlar ve ancak dört kuşak geriye gidebiliyorlar. Güven ve psikolojik istikrardan yoksun olan bu ailelerin üyelerini çevreleyen tüm bu koşullar, gelecek nesiller için bir tehdidin ayak seslerini temsil ediyor. Bu da onlarda büyük bir psikolojik bir engel oluşturuyor.
Said, İngiltere’nin Bağdat Büyükelçiliği’ne, Irak hükümetinin İngiltere himayesinde gelecek nesillere iyi bir yaşam hakkı verilmesi dahil olmak üzere kendilerine tüm haklarının geri verilmesi için İngiliz-Hint kökenlileri destekleme çağrısında bulundu.
Köken çeşitliliği
Araştırmacı ve düşünür Galib el-Kabi, farklı kökenlerden çok sayıda insanın, savaş, istihdam ve bazı doğal afetlerden kaçış gibi nedenlerden ötürü, Irak’a geldiğini ve bu kökenlerin arasında Romanlar, Hintler, İngilizler ve Afganların bulunduğunu söyledi.
İngiliz-Hint kökenlilerin, İngiliz ordusu Irak'a girmeden önce işçi ve tüccar olarak Basra üzerinden Irak’a geldiklerini belirten Kabi, ancak bazılarının 1914’te Birinci Dünya Savaşı’nın başlarında İngiliz ordusu için bölge hakkında bilgi toplamaya çalıştıklarını kaydetti. Kabi, o dönem Hindistan’ı yöneten İngiliz Doğu Hindistan Kumpanyası'nın, Hindistan’ın kuzeyi ve Pakistan'dan gelen göçmenleri Irak'a gönderdiğini ve bu göçmenlerin aileleriyle birlikte İngiliz ve Hintlerden oluşan karma ordunun çıkarma yaptığı Maysan vilayetinin kuzeyi, Vasit vilayetinin güneyi ve Dikar şehrinin kuzeyindeki bölgelerde kaldıklarını aktardı. İngiliz-Hint karma ordusunun ilk ilerleyişini, Kuveyt ve Basra arasındaki bölgede gerçekleştirdiğini belirten Kabi, yaklaşık iki ay sonra, İngiliz kuvvetlerinin Basra'nın kontrolünü ele geçirdiklerini, ancak Nisan 1915'te Osmanlı kuvvetleri tarafından ağır kayıplara uğratıldıklarını ifade etti.
Irak’ın Divaniye vilayetinde yaşayan ve sosyal olarak saygı gören, takdir edilen seçkin şahsiyetlere sahip İngiliz-Hint kökenli vatandaşların olduğunu söyleyen Kabi, ancak bu kişilerin kökenlerine dair bilgileri gizlediklerini sözlerine ekledi.
“Köken meselesi kökleriyle gurur duyan aşiretler için önemli”
Öte yandan toplum bilimci Nur Muhammed ise konuya ilişkin değerlendirmesinde köken farklılıklarının çok doğal bir durum olduğunu, ancak bazı toplumların bunu kabul etmediklerini söyledi. Nur Muhammed, “Köken meselesi, kökleriyle gurur duyan aşiretler için temel bir meseledir. Bu nedenle kendilerine tabi olanlara bir parçalarıymış gibi davranmaz ve hiçbir hak vermezler” diye konuştu.



Hava ve kara saldırıları Taiz’de Husileri yıpratıyor

Taiz'de Husi hedefine düzenlenen saldırının ardından binaların yakınından dumanlar yükseldi (Reuters)
Taiz'de Husi hedefine düzenlenen saldırının ardından binaların yakınından dumanlar yükseldi (Reuters)
TT

Hava ve kara saldırıları Taiz’de Husileri yıpratıyor

Taiz'de Husi hedefine düzenlenen saldırının ardından binaların yakınından dumanlar yükseldi (Reuters)
Taiz'de Husi hedefine düzenlenen saldırının ardından binaların yakınından dumanlar yükseldi (Reuters)

Yemen’in güneybatısındaki Taiz eyaletinde bulunan cepheler, hükümet güçlerinin saldırılarını temas hatlarından Husi askerî hareketliliğinin derinliklerine taşımasıyla yoğun çatışmaların yaşandığı yeni bir aşamaya girdi. Hükümet kuvvetleri eyaletin farklı bölgelerindeki takviye birlikleri, askerî mevzileri ve mühimmat depolarını doğrudan hedef alırken, sahada sıcak temaslar ve Husilerin engellenen sızma girişimleri yaşandı.

Savaş uçakları; El-Huban, Mafrak Maviye, Ez-Zikre, El-Akbuş ve Hayfan’daki Husi mevzileri ile toplanma alanlarına hava harekâtı düzenledi. Harekâtta ayrıca Taiz kentinin kuzeyindeki Et-Sittin Caddesi’nde bir ikmal konvoyu ile batıdaki El-Vazi'iyye bölgesinde yer alan takviye güçler vuruldu. İnsansız hava araçları (İHA) ve topçu birlikleri de eş zamanlı olarak birden fazla cephede askerî araç ve toplanma alanlarını ateş altına aldı.

Hükümet güçleri; Cebel Habaşi’ye bağlı El-Ahtub bölgesindeki bir sızma girişiminin püskürtüldüğünü, El-Kadaha’da bir Husi aracının ve El-Akrud’daki toplanma alanlarının vurulduğunu duyurdu. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Cebel Numan, Kahbub, El-Algame ve Rasen çevresindeki çatışmalar sürerken, kontrol haritasında henüz kayda değer bir değişim yaşanmadı.

Askerî gerilimle birlikte Husi kanadındaki kayıpların da arttığı gözlendi. Yemen merkezli takip ve gözlem verilerine göre, kesin nihai rakam olarak doğrulanması zor olmakla birlikte, bu ay içinde aralarında üst düzey yöneticiler ve subayların da bulunduğu 422 Husi mensubu için cenaze töreni düzenlendi.


ABD’den Bağdat’a hava sahası yasağını ihlal etmemesi için “ciddi” uyarı

ABD’ye ait askeri konvoydaki bir araç, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin başkenti Erbil’de ilerliyor (Arşiv- AFP)
ABD’ye ait askeri konvoydaki bir araç, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin başkenti Erbil’de ilerliyor (Arşiv- AFP)
TT

ABD’den Bağdat’a hava sahası yasağını ihlal etmemesi için “ciddi” uyarı

ABD’ye ait askeri konvoydaki bir araç, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin başkenti Erbil’de ilerliyor (Arşiv- AFP)
ABD’ye ait askeri konvoydaki bir araç, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin başkenti Erbil’de ilerliyor (Arşiv- AFP)

Sorumlu bir hükümet kaynağı dün yaptığı açıklamada, Bağdat’ın İran’a yönelik hava sahası yasağının ihlal edilmemesi konusunda ABD’den “ciddi ve doğrudan bir uyarı” aldığını doğruladı. Kaynak Şarku’l Avsat’a Irak’ın daha önce “insani gerekçelerle” Necef Havalimanı’nın bu yasağın dışında tutulmasını talep ettiğini belirtti.

Kaynak, “ABD tarafı, yaptırım tedbirlerinin yalnızca İran hava yolu şirketleriyle sınırlı kalmayacağını, bu şirketlere hizmet sağlayan veya uçuşlarının gerçekleştirilmesini kolaylaştıran herhangi bir kurum ya da havalimanını da kapsayabileceğini açıkça belirtti” dedi.

Kaynak ayrıca, “Bu uyarı hükümeti, Irak havalimanlarının, havacılık sektörünün ve bu sektörde faaliyet gösteren kurumların yaptırımlara maruz kalmasını önlemek dışında bir seçenek bırakmadı” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Bağdat’taki federal hükümet, önümüzdeki çarşamba günü “Uluslararası Koalisyon” güçlerinin ülkeden çekilmesine denk gelen ve hükümetin “Egemenlik Günü” olarak nitelendirdiği günü kutlamaya hazırlanırken, Kürt liderlerin çoğu söz konusu çekilmeye ilişkin ciddi endişelerini dile getiriyor.

Bölgesel Yönetim Başbakanı Mesrur Barzani, ofisi tarafından yayımlanan açıklamada, “Kürdistan Bölgesi’nin kendisini koruyacak herhangi bir savunma sistemi sağlanmadan savunmasız bırakılması endişe verici” ifadelerini kullandı.


Suriye, Baniyas Terminali üzerinden Irak’a benzin sevkiyatına başladı

Suriye yeni yönetimi, ülke ekonomisini canlandırmak ve altyapısını yeniden inşa etmek için çalışmalar yürütüyor (Arşiv - Reuters)
Suriye yeni yönetimi, ülke ekonomisini canlandırmak ve altyapısını yeniden inşa etmek için çalışmalar yürütüyor (Arşiv - Reuters)
TT

Suriye, Baniyas Terminali üzerinden Irak’a benzin sevkiyatına başladı

Suriye yeni yönetimi, ülke ekonomisini canlandırmak ve altyapısını yeniden inşa etmek için çalışmalar yürütüyor (Arşiv - Reuters)
Suriye yeni yönetimi, ülke ekonomisini canlandırmak ve altyapısını yeniden inşa etmek için çalışmalar yürütüyor (Arşiv - Reuters)

Suriye makamları, yaptıkları açıklamada, Ortadoğu’daki savaş nedeniyle Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin aksamasının ardından, bu hafta Irak adına ithal edilen benzinin Irak’a sevkiyatına başladıklarını duyurdu.

Suriye Arap Haber Ajansı’nın (SANA) haberine göre Suriye Petrol Şirketi, Irak adına tedarik edilen benzinin Baniyas petrol terminali üzerinden taşınmasına başladı.

Ajans, bu adımın “Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin aksadığı bir dönemde enerji tedarikini güvence altına almak amacıyla imzalanan, üç aylık ve yenilenebilir bir anlaşma” kapsamında atıldığını bildirdi.

Şarku’l Avsat'ın SANA’dan aktardığına göre Suriye Petrol Şirketi Ulaştırma ve Depolama Birimi Genel Müdür Yardımcısı mühendis Ahmed Kubbeçi yaptığı açıklamada, Irak’a benzin sevkiyatının perşembe günü ilk etapta 57 tankerle başladığını belirtti. Kubbeçi, Tenef Sınır Kapısı üzerinden günlük sevkiyat kapasitesinin yaklaşık 200 tankere çıkarılması için çalışmaların sürdüğünü ifade etti.

Kubbeçi, Katarlı UCC şirketinin benzini dünyanın çeşitli kaynaklarından satın aldığını, Suriye tarafının ise yakıtın taşınmasını transit geçiş ücretleri karşılığında üstlendiğini kaydetti.

Transit taşımacılığın şirket ve devlet için gelir sağladığını belirten Kubbeçi, bunun aynı zamanda Suriye’nin bölge ülkeleri arasında ithalat, ihracat, mal ve enerji taşımacılığında bir geçiş güzergâhı olarak rolünü desteklediğini kaydetti.

Irak, nisan ayının başında Hürmüz Boğazı’nın kapatılması nedeniyle petrolü ihraç etmek amacıyla Suriye toprakları üzerinden tankerlerle taşımaya başladığını açıklamıştı.

Kubbeçi, dün yaptığı açıklamada, hâlihazırda taşınan tanker sayısının günlük 1.000 ile bin 200 arasında değiştiğini söyledi.

Suriye’de yeni yönetim, Beşşar Esed’in 2024’ün sonlarında devrilmesinin ardından iktidara gelmesinden sonra, on yılı aşkın süren savaşta ağır hasar gören ülke ekonomisini canlandırmaya ve altyapıyı yeniden inşa etmeye çalışıyor.

Suriyeli yetkililer, Irak tarafıyla Kerkük-Baniyas petrol hattıyla ilgili bir mutabakat zaptı imzalandığını ve bu mutabakatın sözleşmeye dönüştürülmesi için yürütülen görüşmelerin son aşamaya geldiğini bildirdi. Yetkililer, sürecin tamamlanmasının ardından sahadaki uygulama çalışmalarının başlatılmasının planlandığını belirtti.