Almanya Irak Kürtlerine neden destek veriyor?

Almanya Savunma Bakanı Ursula von der Leyen’in Eylül 2018’de IKBY’ye gerçekleştirdiği ziyaretinde çekilen bir kare (AFP)
Almanya Savunma Bakanı Ursula von der Leyen’in Eylül 2018’de IKBY’ye gerçekleştirdiği ziyaretinde çekilen bir kare (AFP)
TT

Almanya Irak Kürtlerine neden destek veriyor?

Almanya Savunma Bakanı Ursula von der Leyen’in Eylül 2018’de IKBY’ye gerçekleştirdiği ziyaretinde çekilen bir kare (AFP)
Almanya Savunma Bakanı Ursula von der Leyen’in Eylül 2018’de IKBY’ye gerçekleştirdiği ziyaretinde çekilen bir kare (AFP)

Avrupa Terörle Mücadele ve İstihbarat Araştırmaları Merkezi tarafından yapılan bir araştırma, Alman ordusu ve güvenlik birimlerinin Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ne (IKBY) verdiği desteğin bölgeye büyük katkı sağladığını ortaya koydu.
Araştırma raporunda, Kürt Peşmerge güçlerinin terörle mücadeleye devam etmelerini sağlamak için eğitim vermek üzere IKBY’de görevlendirilen 150 Alman askerin, Aralık 2017'den bu yana Almanya Parlamentosu'nun yetkilendirmesiyle bölgedeki çalışmalarına devam ettiği belirtildi. Askerlerin görevlerinin kısa bir süreliğine askıya alındığını, ancak aynı yılın Ekim ayında, IKBY bağımsızlık referandumu sırasında tedbir amaçlı olarak askerlerin yeniden görevlerine döndükleri aktarılan araştırmada, söz konusu misyonun, Alman ordusunun az sayıdaki yurtdışı misyonlarından biri olduğuna dikkat çekildi.
Alman ordusu söz konusu eğitimin yanı sıra IKBY güvenlik kurumlarının gelişimi için ekipman ve silah da temin ediyor. Aynı şekilde Almanya Savunma Bakanı Ursula von der Leyen geçtiğimiz yılın başlarında, Peşmerge unsurlarının tedavisi, Kürt askeri güçlerinin sağlık alanındaki becerilerinin geliştirilmesi ve çatışma sırasında yaralılara ilk yardım yapabilmeleri için temel eğitim vermesi için IKBY’de, Alman hükümetine yaklaşık 100 milyon euroya mal olan özel bir hastanenin açılışını gerçekleştirdi.
Desteğin ayrıntıları
Alman hükümetinin IKBY’ye sağladığı işbirliği ve yardım şekillerine birçok kez atıfta bulunulan raporda, Alman ordusunun IKBY’den 28 subaya, Almanya’nın kuzeyindeki Munster Askeri Üssü’nde, düşman birlikleri belirleme, radar ve insansız hava araçları (İHA) ile istihbarat toplama ve kullanılacak bilgileri analiz etme eğitimi verdiği aktarıldı. Almanya’da eğitim gören subayların yanı sıra IKBY’de Alman ordusu tarafından 10 bin Peşmerge unsuruna eğitim verildiği bilgis verilen raporda, Peşmerge güçlerinin özel askeri yardım aldığı belirtildi. Almanya hükümeti, Peşmerge güçleri ile DEAŞ terör örgütü arasında dengenin değiştiğini söyledi.
Öte yandan Almanya Savunma Bakanlığı IKBY’ye Ağustos 2016 itibariyle silah da göndermeye başladı. Teslim edilen ilk partide, bin 500'den fazla tüfek, 100 roketatar ve 3 zırhlı araç dahil olmak üzere 70 tondan fazla gelişmiş silah bulunurken o tarihten bu yana toplamda 2 bin tonu bulan 28 bin parça silahın taşındığı 30 tır gönderildi. Ayrıca askeri eğitim vermekle görevlendirilen 150 Alman askerin görev süreleri “daimi” olarak değiştirildi.
Almanya’nın özel hesapları
DEAŞ terör örgütü, kontrol ettiği toprakların çoğunda ortadan kaldırılmasına rağmen, Alman devleti ve birimleri için özel bir güvenlik ve askeri sorun teşkil etmeye devam ediyor. Almanya’nın verilerine göre yaklaşık 200’den fazlası kadın olmak üzere bin kadar Alman, Suriye ve Irak’ta DEAŞ’a katıldı ve 6 yılda yüzlerce çocukları oldu.
Almanya’nın bu konuda karşı karşıya kaldığı çeşitli zorluklar var. Örneğin, Alman yetkililer, söz konusu DEAŞ üyesi Almanların büyük bir kısmının Almanya’ya dönmeleri ve ülkenin güvenliğine karşı risk oluşturmalarının yanı sıra ait oldukları topluluklar ve gruplar içinde etkili olmalarından endişe ediyor.
Alman hükümeti ayrıca, bu kişilerin yargılamaları sırasında veritabanında herhangi bir delil ve şikayetçi olmadığı için çok zor bir süreçten geçiriyor. Bu yüzden Alman yasalarındaki boşluğun bu kişilerin işledikleri suçların cezasız kalmasına neden olabileceğine dair korkular bulunuyor.
Bu nedenle Almanya, mümkün olan en çok sayıda DEAŞ üyesi Almanın yakalanabilmesi ve yargılanmalarını sağlayacak delillerin toplanması amacıyla IKBY’nin istihbarat birimini geliştirmeye çalışıyor.
Almanya ayrıca DEAŞ’lı Almanların yasal belgeleri olmayan çocuklarına dair yasal bir ikilemle içerisinde. Bir önceki raporda Alman makamları tarafından bu duruma ilişkin özel hazırlıklar yapıldığına işaret edildi.
Ekim 2016'da Alman Federal Meclisi tarafından kabul edilen ve Alman istihbarat servisinin yetkilerini genişletmeyi hedefleyen, Almanya dış istihbarat teşkilatı Federal Haber alma Servisi (BND) Yasası sayesinde Almanya, terörizm, siber suçlar ve insan kaçakçılığıyla mücadelenin yanı sıra müttefik ülkelerle işbirliği içinde Almanya sınırları dışındaki gizli istihbarat misyonlarına katılmak için casusluğa başvurabiliyor.
Irak merkezi hükümetinin rolü
Almanya’nın IKBY’deki askeri ve güvenlik alanında yürüttüğü çalışmalar, Irak merkezi hükümetiyle olan işbirliğinin bir parçası. Almanya’nın Irak'ın çeşitli bölgelerinde 800'den fazla askeri bulunuyor. Alman güvenlik birimleri, Irak merkezi hükümetiyle en çok işbirliği yapan birimlerden. İki taraf arasında, örgütün hem Irak içinde hem de dışındaki diğer kollarına dair mümkün olduğunca fazla bilgi toplamak amacıyla DEAŞ üyelerinin aileleri hakkında soruşturma yürütülmesi için işbirliği yapılıyor.
Bununla birlikte Alman hükümeti, Irak merkezi hükümetinin yapılan işbirliğinin yalnızca kendi kontrolü altındaki bölgelerle sınırlı kalması talebi ile IKBY’deki güvenlik ve askeri işbirliği arasında denge kurmaya çalışıyor. IKBY, merkezi hükümetin, Peşmerge güçleri ve Kürt güvenlik birimlerine rağmen bölgeyi güvenilmez olarak görme eğiliminden şikayet ediyor. Ortadoğu ile en çok ilgilenen üç Avrupa ülkesinden biri olan Almanya ise Avrupa’nın bölgesel güçlerle güvenlik alanındaki işbirliğini etkileyebilecek olan iki tarafı kaybetme korkusu yaşıyor.
Ancak diğer yandan Almanya’nın özellikle IKBY’deki Kürtlerle ilgili istisnai hesapları da var. Almanya Entegrasyon Kurumu, sayıları 600 bine ulaşan Kürt asıllı Alman vatandaşının, Ortadoğu ülkelerinden Almanya’ya gelenler arasında ülkeye en çabuk uyum sağlayan ve aktif olan yabancı azınlıklardan olduğuna işaret etti.
Rüstem Mahmud - Independent Arabia



Suriye güvenlik güçleri, kaçırma ve suikast eylemlerine karışan DEAŞ hücresini çökertti

Suriye güvenlik güçlerinin çökertildiğini açıkladığı DEAŞ hücresine mensup gözaltındaki kişilerden biri (SANA)
Suriye güvenlik güçlerinin çökertildiğini açıkladığı DEAŞ hücresine mensup gözaltındaki kişilerden biri (SANA)
TT

Suriye güvenlik güçleri, kaçırma ve suikast eylemlerine karışan DEAŞ hücresini çökertti

Suriye güvenlik güçlerinin çökertildiğini açıkladığı DEAŞ hücresine mensup gözaltındaki kişilerden biri (SANA)
Suriye güvenlik güçlerinin çökertildiğini açıkladığı DEAŞ hücresine mensup gözaltındaki kişilerden biri (SANA)

Suriye makamları, dün terör örgütü DEAŞ’a bağlı bir hücrenin çökertildiğini açıkladı. Kaçırma, patlayıcı düzenek yerleştirme ve suikast eylemlerine karıştığı belirtilen hücrenin faaliyetlerinin Rakka’dan Halep, İdlib ve Humus’a kadar uzandığı bildirildi.

İç Güvenlik Güçleri, yürütülen bir dizi güvenlik operasyonu sonucunda hücrenin Rakka’daki dört elebaşının yanı sıra Halep, İdlib ve Humus’taki çok sayıda üyesinin de yakalandığını açıkladı. Açıklamada, şüphelilerin faaliyetleri ve hareketlerinin takip edildiği, ayrıca saldırılarda kullanılmak üzere hazırlanmış patlayıcı maddelerin ele geçirildiği belirtildi.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre ilk soruşturmaların, hücre üyelerinin beş kaçırma olayına karıştığını ve başka saldırılar düzenlemeyi planladığını ortaya koyduğu kaydedildi. Soruşturmanın sürdüğü ve gözaltına alınanların yetkili adli makamlara sevk edileceği ifade edildi.

İç Güvenlik Güçleri ile Genel İstihbarat Teşkilatı, geçen 18 Ağustos’ta Halep vilayetinin Münbiç kırsalında “Ebu Cihad el-Muhacir” lakaplı Hamza Abdullah Muhammed’in yakalandığını açıklamıştı. İki kurum, Muhammed’i DEAŞ’ın önde gelen askeri liderlerinden biri olarak nitelendirmişti.


Suriye’de geçim krizi derinleşiyor: Zamlar ve su kıtlığı halkı zorluyor

Şam’daki bir akaryakıt istasyonunda, Suriye’nin çeşitli kentlerinde protestolara yol açan son zammın ardından fiyatlar gösteriliyor (Reuters)
Şam’daki bir akaryakıt istasyonunda, Suriye’nin çeşitli kentlerinde protestolara yol açan son zammın ardından fiyatlar gösteriliyor (Reuters)
TT

Suriye’de geçim krizi derinleşiyor: Zamlar ve su kıtlığı halkı zorluyor

Şam’daki bir akaryakıt istasyonunda, Suriye’nin çeşitli kentlerinde protestolara yol açan son zammın ardından fiyatlar gösteriliyor (Reuters)
Şam’daki bir akaryakıt istasyonunda, Suriye’nin çeşitli kentlerinde protestolara yol açan son zammın ardından fiyatlar gösteriliyor (Reuters)

Suriye’nin başkenti Şam dahil ülke genelinde halkın büyük bölümünün yaşadığı geçim sıkıntısı, yeni bir fiyat artışı dalgasıyla daha da derinleşti. Hükümetin akaryakıt ve tüp gaz fiyatlarını artırma yönündeki son kararı, aylık maaşlarla temel yaşam ihtiyaçları arasındaki uçurumu daha da büyüttü.

Nüfusun yüzde 90’ından fazlasının yoksulluk sınırının altında yaşadığı ülkede, içme suyundaki kıtlık da krizi daha ağır hale getirdi. Çok sayıda aile, ihtiyaç duyduğu suyu yüksek fiyatlarla satın almak zorunda kalıyor.

Gıda ürünleri, sebze ve meyve fiyatlarının yanı sıra ulaşım ve nakliye ücretlerinde de büyük artışlar yaşandı. Petrol Ürünleri ve Madenlerin Fiyatlarını Belirleme Daimi Komitesi’nin 13 Eylül’de yeni ve geçici bir petrol ürünleri fiyat tarifesi yayımlamasının ardından akaryakıt fiyatları, bölgesel ve küresel gelişmelerin de etkisiyle yüzde 9 ila yüzde 40 arasında arttı.

Ancak karara tepki olarak düzenlenen öfkeli protestoların ardından Enerji Bakanı Muhammed el-Beşir 17 Eylül’de özellikle ısınma, tarım ve destekten yararlanması gereken kesimlere yönelik indirimli fiyatla sübvansiyonlu motorin satılacağını açıkladı. Buna rağmen temel gıda ürünleri ve ihtiyaç maddelerinin genel fiyatları, 13 Eylül’deki kararın ardından ulaştığı seviyeden gerilemedi.

uy7km
Suriye’nin kuzeydoğusundaki Tel Temir girişinde 16 Eylül’de akaryakıt fiyatlarındaki artışa karşı düzenlenen protestolar sırasında göstericiler, Rimelan petrol sahalarından gelen tankerlerin geçişini engellemek için yolu kapatırken (AP)

Orta gelir grubunda yer almasına rağmen fiyatların kendisini zorladığını belirten işlem takipçisi Samir el-Adnan, piyasalardaki fiyatları “çok ağır ve yakıcı” olarak nitelendirerek bunların aylık geliriyle kesinlikle örtüşmediğini söylüyor.

Adnan, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “İnsanlar aylık kazancımız nedeniyle bizi kıskanıyor ama biz bile bu fiyatlarla baş edemiyoruz. Ülkenin büyük çoğunluğunu oluşturan yoksullar bu fiyatlarla nasıl baş edecek?” dedi.

Ekonomi uzmanları ve hane halkı maliyetlerine ilişkin araştırmalara göre üç kişilik bir ailenin orta düzeyde bir yaşam sürdürebilmesi için temel ihtiyaçlarını karşılamasının aylık maliyeti en az 80 bin Suriye lirasına ulaşıyor. Bu rakam, hükümetteki birinci derece memurların büyük bölümünün 20 bin lirayı aşmayan aylık maaşının dört katına denk geliyor.

Aylık maaşlarla temel yaşam ihtiyaçlarının maliyeti arasındaki bu derin uçurum, çok sayıda ailenin temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için kapsamlı bir tasarruf politikasına yönelmesine yol açtı.

ghyj
Suriye Enerji Bakanı Muhammed el-Beşir, enerji sektörünün durumu ve akaryakıt fiyatlarındaki artışla ilgili Halk Meclisi’nde bilgi verirken (Bakanlığın hesabı)

Temel eğitim ikinci kademesinde öğretmenlik yapan Rima el-Ahmed, kendisinin öğretmen olduğunu, eşinin ise devlet bankasında memur olarak çalıştığını belirterek ülkedeki güvenlik durumunun önceki rejimin devrilmesinin ardından çeşitli açılardan iyileştiğini söyledi. Ahmed’e göre bu iyileşmelerin başında güvenlik ve istikrarın sağlanması ve korku ortamının büyük ölçüde gerilemesi geliyor.

Ancak yaşam koşullarının giderek kötüleştiğini belirten Ahmed, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Hükümetin fiyatlarda akıl almaz artışlara yol açan kararları ve piyasalardaki fiyatların hükümet tarafından denetlenmemesi nedeniyle durum daha da kötüleşiyor. Bu geçim sıkıntısına bir çözüm bulunması gerekiyor. Ailelerin dayanma gücü tükendi” dedi.

Suriye hükümeti daha önce çalışanların maaşlarını artırmak için çeşitli kararnameler yayımlamıştı. Ancak aylık gelirlerle yaşam maliyetleri arasındaki fark kapanmadı. Akaryakıt fiyatlarına yapılan son zammın ardından yaşanan fiyat artışları, daha önceki zamların da etkisini büyük ölçüde ortadan kaldırdı.

Bundan önce, Ekim 2025’in sonlarında elektrik tüketim tarifelerine de zam yapılmıştı. Kilovatsaat başına yaklaşık 10 lira olan eski fiyatlarla kıyaslandığında elektrik tarifeleri 60 ila 70 kat artırılmıştı.

dfgthy
Devlet şebekesinden su ulaşmaması nedeniyle Şam’ın Zahire Mahallesi’nde su satan bir kamyonet (Şarku’l Avsat)

Şam ve kırsalındaki halkın yaşam koşullarını daha da ağırlaştıran bir diğer sorun ise içme ve temizlik suyu konusunda yaşanan ciddi kıtlık oldu. Devlet şebekesinden evlere ulaşan suyun basıncının yetersiz olması, çok sayıda ailenin suyu yüksek fiyatlarla tankerlerden satın almak zorunda kalmasına yol açıyor.

Hükümet, Şam’ın çeşitli bölgelerine ve mahallelerine su sağlamak için üç günde bir yaklaşık 10 saatlik su verme programı uygulasa da Şam’ın güneyindeki Def eş-Şevk Mahallesi’nde yaşayan Ebu Hamza, yaz boyunca evine yalnızca iki ya da üç kez su ulaştığını belirtiyor.

Ebu Hamza, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Aileler çok yoruldu. Tek dertleri günlük ekmeğini, elektrik faturasını ve su parasını karşılamak. Hayat artık çok zor” dedi.

Akademisyen ve ekonomi uzmanı Ziyad Arabş, Suriye’deki geçim krizinin birbirine bağlı üç temel açığın etkisiyle derinleştiğini belirtiyor. Bunları ödemeler dengesi, kamu bütçesi ve fiyatlar karşısındaki satın alma gücü olarak sıralıyor.

Arabş, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, akaryakıt fiyatlarını artırmanın ya da sübvansiyon politikasını tek başına değiştirmenin krizi çözmeyeceğini belirterek motorin fiyatının döviz kuru ve bütçeden bağımsız şekilde ele alınmasının başarılı olmayacağını söyledi.

Arabş’a göre bunun yerine kademeli ve kapsamlı bir plan uygulanması gerekiyor. Bu planın birkaç hafta içinde hayata geçirilecek acil tedbirler arasında sübvansiyonlu gıda sepeti, nakit yardımları, destekli fiyatlarla satış yapan noktalar, geçici istihdam programları ve temel ürünler için referans döviz kurunun sabitlenmesi gibi uygulamaları içermesi gerekiyor.

Bunun yanı sıra birkaç ay içinde elektrik, tarım ve küçük işletmelere yönelik orta vadeli reformların, birkaç yıl içinde ise bütçe, ticaret ve yenilenebilir enerji alanlarında yapısal reformların hayata geçirilmesi gerektiğini ifade eden Arabş, üretime yönelik uygun koşullu kredilerin yeniden başlatılmasının da gerekli olduğunu belirtiyor.

juk
Esed’in devrilmesinin ardından Yermuk Mülteci Kampı’nda yıkılan evinin önünde duran Filistinli bir kadın (AFP)

Arabş ayrıca yerli üreticiyi koruyan “akıllı” bir ticaret politikasının derhal uygulanmasını, önce üretim girdilerinin ardından da üretilen miktarın desteklenmesini öneriyor.

Arabş’ın ifadesiyle temel ilke şu olmalı: “Alternatif sunmadan fiyat artırılmamalı, yoksulları telafi etmeden destekler azaltılmamalı ve sosyal adalet olmadan reform yapılmamalı.”

Arabş, en iyi senaryoda henüz ortada olmayan kapsamlı bir ekonomik planın uygulanmasıyla iki ila üç yıl içinde gözle görülür bir iyileşme sağlanabileceğini, en kötü senaryoda ise etkili sonuç alınmadan yol aranmasının sürmesi halinde krizin beş ila 10 yıl devam edebileceğini belirtiyor.

Arabş’a göre belirleyici olan planın uygulanması, şeffaflık ve yolsuzlukla mücadele. Zira gecikme daha fazla yoksulluk ve göç anlamına geliyor. “Vatandaşın artık bekleme lüksü yok. Her gecikme günü gelecekten eksiltiyor.”


Suriye’de eski rejim mensuplarına yönelik operasyonlar sürüyor: Hamza el-Hatib’in işkenceyle öldürülmesiyle ilişkilendirilen komutan yakalandı

Eski Suriye rejimi döneminde Dera Siyasi Güvenlik Şubesi Başkanı Atıf Necib, Nisan 2026’da Şam Adalet Sarayı’ndaki duruşmada (AP)
Eski Suriye rejimi döneminde Dera Siyasi Güvenlik Şubesi Başkanı Atıf Necib, Nisan 2026’da Şam Adalet Sarayı’ndaki duruşmada (AP)
TT

Suriye’de eski rejim mensuplarına yönelik operasyonlar sürüyor: Hamza el-Hatib’in işkenceyle öldürülmesiyle ilişkilendirilen komutan yakalandı

Eski Suriye rejimi döneminde Dera Siyasi Güvenlik Şubesi Başkanı Atıf Necib, Nisan 2026’da Şam Adalet Sarayı’ndaki duruşmada (AP)
Eski Suriye rejimi döneminde Dera Siyasi Güvenlik Şubesi Başkanı Atıf Necib, Nisan 2026’da Şam Adalet Sarayı’ndaki duruşmada (AP)

Suriye İç Güvenlik Güçleri, eski rejim döneminde Dera kırsalındaki Sayda beldesinde 138. Hava Savunma Tugayı Komutanlığı görevini yürüten Tuğgeneral Cabir Mahrez İbrahim’i yakaladı. İbrahim’in, aralarında çocuk Hamza el-Hatib’in de bulunduğu göstericilerin öldürülmesi, gözaltına alınması ve bastırılmasına yönelik emirler vermekle ilişkilendirildiği belirtildi.

İç Güvenlik Güçleri pazar günü yaptığı açıklamada, kayıtlar ve ilk soruşturmaların İbrahim’in öldürme ve gözaltı emirleri vermenin yanı sıra göstericilerin bastırılmasına karıştığını ortaya koyduğunu bildirdi. Açıklamada ayrıca İbrahim’in Dera’nın doğu kırsalındaki köy ve beldelere yönelik askeri operasyonlara katıldığı, sivillerin takip edilmesi ve evlerinin hedef alınmasında rol oynadığı belirtildi.

İç Güvenlik Güçleri, soruşturmaların İbrahim’in yaklaşık 120 kişinin hayatını kaybettiği Sayda Konutları katliamındaki doğrudan sorumluluğuna işaret ettiğini bildirdi. Açıklamada ayrıca İbrahim’in, aralarında çocuk Hamza el-Hatib’in de bulunduğu çok sayıda Dera sakininin sistematik şekilde gözaltına alınması ve işkenceye maruz bırakılmasıyla ilişkilendirildiği kaydedildi.

Eski rejim, 13 yaşındaki Hamza el-Hatib’i 18 Mart 2011’de Dera kentinde başlayan Suriye devriminin ilk aylarında gözaltına aldı. El-Hatib, işkence altında hayatını kaybetti.

El-Hatib’in işkence görmüş ve parçalanmış cesedi, hükümet karşıtı bir gösteri sırasında gözaltına alınmasından haftalar sonra 21 Mayıs 2011’de ailesine teslim edildi. Hamza’nın ölümü ve Beşşar Esad karşıtı sloganlar yazdıkları gerekçesiyle başka çocuk ve gençlere de işkence yapılması, ülke genelinde geniş çaplı protestolara ve hükümet güçlerinin sert müdahalesine yol açtı.

Esad’ın devrilmesinin ardından Hamza’nın annesi yaşananları kutlayamadı. Zira kendisine kötü şöhretli Saydnaya Hapishanesi’nde bulunan fotoğraf ve belgeler ulaştı. Bu belgeler, Hamza’nın 2019’da polis tarafından gözaltına alınan ağabeyi Ömer’in de tutukluluk sırasında hayatını kaybettiğini doğruluyordu.

İki kardeşin annesi Semira, İngiliz yayın kuruluşu BBC’ye verdiği demeçte büyük bir üzüntü içinde titreyerek Ömer’in cezaevinden çıkmasını beklediğini söyledi. Semira, “Belki bugün ya da yarın gelir diye düşünüyordum. Bugün ise gözaltında öldüğü haberini aldım” dedi. Semira, Esad’ın kendisinin yaşadıklarını yaşamasını dilediğini söyledi.

İbrahim’in yakalanması, Suriye makamlarının Beşşar Esad yönetiminin 8 Aralık 2024’te devrilmesinden bu yana eski rejim döneminde yaşanan ihlallerle bağlantılı suçlamalar kapsamında eski yetkililer ve askerleri hedef alan operasyonların bir parçası.

İç Güvenlik Güçleri, bu ayın 19’unda yaptığı açıklamada “eski rejim döneminde Cumhuriyet Muhafızları’nın üst düzey komutanlarından biri olan eski Tümgeneral Ahmed Muhammed İsmail’in yakalandığını” duyurmuştu.

Suriye yargısı daha önce eski güvenlik yetkilisi Atıf Necib’i “insanlığa karşı suçlar” işlemekle suçlayarak gıyabında idam cezasına çarptırmıştı. Necib, Dera’daki Siyasi Güvenlik Şubesi’nin başkanlığını yaptığı dönemde işlenen suçlardan sorumlu tutuldu. Mahkeme Necib’i “kasten öldürme”, “15 yaşından küçük çocukları kasten öldürme” ve “ölümle sonuçlanan işkence” de dahil olmak üzere çok sayıda suçtan mahkûm etti.