Trump, yasa dışı göçmen ailelerin toplatılması emri verdi

Orta Amerikalı göçmenler, geçtiğimiz Salı günü Teksas sınırını geçmeye çalıştı (Reuters)
Orta Amerikalı göçmenler, geçtiğimiz Salı günü Teksas sınırını geçmeye çalıştı (Reuters)
TT

Trump, yasa dışı göçmen ailelerin toplatılması emri verdi

Orta Amerikalı göçmenler, geçtiğimiz Salı günü Teksas sınırını geçmeye çalıştı (Reuters)
Orta Amerikalı göçmenler, geçtiğimiz Salı günü Teksas sınırını geçmeye çalıştı (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump'ın, ABD Göçmenlik ve Sınır Muhafaza Birimine, yasa dışı göçmen ailelerin Pazar gününden itibaren toplatılması emri vermesi, kurumun bu talebi yerine getirme gücüne dair bir takım soruları gündeme getirdi.
Yasadışı göçmenlerin sınır dışı edilme konusunun eski ABD yönetimi ve başkanlarının çözüme ulaştırmaya çalıştığı bir konu olduğu biliniyor. Ancak bu konu, kararların uygulanması ve güvenlik hizmetlerine sunulan gerçek imkânlarla çatıştı.
ABD basınında çıkan haberlere göre Trump, ABD Göçmenlik ve Sınır Muhafaza (ICE) Birimine, yasa dışı göçmen ailelerin toplatılması emri verdi. ICE Birimi Başkanı Mark Morgan, birimin kısa sürede 11 milyon kişiyi sınır dışı edemeyeceğini ifade ederek, ajansın göç politikasını uygulamaya kararlı olduğunu ifade etti. Morgan, göçmenlere koruma sağlayan bölgelerin ülkeye daha fazla göçmen akınına neden olacağı konusunda uyarıda bulundu.
Eski Başkan Barack Obama döneminde ICE’nin Başkanı olan John Sanuing, ICE’nin bu zor görevi yerine getiremeyeceğini ifade ederek, tam kapasite çalışmaktan başka bir şey yapamayacaklarını söyledi. Yeni göçmen dalgası tehdidi ICE yetkililerini zor kararlar almaya zorladı. Birçok ABD şehrinde büyük çaplı baskınlar başlatmak için hazırlıklar sürse de, bu kararın uygulanması için tam olarak bir tarih belirlenmedi.
Trump geçtiğimiz Pazartesi günü Twitter üzerinden yaptığı açıklamada "Gelecek hafta ICE, ABD'ye yasadışı yollarla giren milyonlarca yasadışı yabancıyı ülkeden çıkarma sürecini başlatacak. Geldikleri gibi hızla, bu ülkeden çıkarılacaklar” ifadelerini kullandı. Trump’ın açıklaması, ülkede düzenini oturtan göçmenler arasında korkuya neden oldu.
Kolluk kuvvetleri ve göçmenlik bürosu tarafından yapılacak baskınlara hazırlanmak aylar sürer. Bu da Trump’ın Salı günü Florida’da başlattığı seçim kampanyasının bir parçası olduğun anlamına gelebilir. Trump şu anki seçim kampanyasında özellikle göçmen konusu olmak üzere eski vaatlerini yineledi. ABD yönetimindeki yetkililere göre, toplu sürgünlerin başlatılması, ülkeye yasadışı yollardan girmeye çalışan göçmenler için caydırıcı olabilir. ABD yönetiminden bir yetkili ABD News’e verdiği demeçte, Trump’ın sınır dışı edilme kampanyasının ülke içindeki sadece 1 milyon kişiyi hedef aldığını söyledi.
ABD medyası, ülkedeki kişilerin sınır dışı edilerek ABD’den çıkarılacağını ve yasaların Orta Amerika’dan sığınma talebinde bulunan ailelerin sınır dışı edilmesini engellediğini bildirdi. Ayrıca sürgüne mahkûm edilenlerin temyiz başvurusunda bulunabileceği ve karar verilene kadar ülkede kalmaya devam edecekleri bildirildi.
ICE Birimi Başkanı Mark Morgan daha önce yaptığı açıklamada, bu ay duruşmadan kaçan ve sınır dışı edilmeleri için emir alınan göçmenler üzerinde çalışmalarda bulunacaklarını ifade etti. ABC News, Trump planını açıklamadan önce önümüzdeki haftalarda ulusal düzeyde göçmen sınır dışı etme politikasının başlatılacağını bildirmişti. İç Güvenlik Bakanlığı’ndan yetkililer, ajansın toplu bir sürgün için hazırlandığını söyleyerek, Bakanlık Soruşturma Birimi'nden yardım istedi. ICE’nin çalışmalarla ilgili karşı karşıya kalacağı zorluklar arasında göçmen memurlarının göçmenlerin adreslerini belirlemede zorlanması ve tespit edilen kişinin bulundukları yere girmesini izin vermemesi de bulunuyor.
ICE, bazı eyaletlerde kolluk kuvvetleri ile işbirliği yapılmadı fakat göçmenlere ICE tarafından sürgün edileceklerine dair uyarıda bulundu. Bu durumu öfkeyle karşılayan Trump, sorumluları hakkında adaleti engelleme suçundan soruşturma açma tehdidinde bulundu. Trump’ın planlarına Kongre’deki muhalefet karşı çıktı. Demokrat Meclis Başkanı Nancy Pelosi, bu tür faaliyetlerin toplumlarda korkuya neden olabileceğini söyledi.
Cumhuriyetçi Senatör Roy Blunt sınırdaki göçmenlere bakım sağlama ve onları güvence altına almanın daha iyi bir yol olduğunu söyledi.
Rakamlarla göçmenler
Yarı resmi verilere göre, göçmenlerin yüzde 75’i ABD’de yasal bir şekilde yaşıyor ve 11 milyon kadar kaçak göçmen var.  Bu göçmenlerin çoğu Meksika ve Orta Amerika’dan geliyor.
ABD yönetimi, sınır dışı edilecekleri belirleyerek, yasadışı göçmenleri sınır dışı etme politikasına bağlı kalmaya çalıştı. Bu da farklı yönetimler arasında sınır dışı edilen kişilerin sayısının farklı olduğunu gösteriyor. 2009- 2016 yılları arasında Eski Başkan Barack Obama döneminde 3 milyon göçmen sınır dışı edilirken, 2001- 2008 yılları arasında George W. Bush döneminde 2 milyon göçmen sınır dışı edildi. 2012 yılı 419 bin ile en çok göçmenin sınır dışı edildiği yıl oldu. Rakamlar, Obama’nın ilk görev yıllarında sıkı göç politikaları nedeniyle eleştirilmesine neden oldu.
2017 yılında Trıump yönetimi tarafından sınır dışı edilen göçmen sayısı 295 bin ile 2006 yılının en düşük rakamına ulaştı. 2018 yılında, sadece yaklaşık 256 göçmen sınır dışı edildi. Trump yönetimi, sınır geçişlerinin ve gözaltı merkezlerindeki izdihamın az sayıda göçmenin sınır dışı edilmesinden kaynaklandığını ve Orta Amerika’dan gelen göçmen sayısının artmasına neden olduğunu belirtti.
Trump ayrıca ABD sınırına doğru olan göç akımı olan ülkelere, konuyla ilgili bir önlem almaması durumunda gümrük vergisi uygulanacağı uyarısında bulunmuş ülkelerle göç anlaşması konusunda uzlaşmaya vardıktan sonra tehdidinden vazgeçmişti.
ABD sınır muhafızları günde yaklaşık 4 bin 500 kişiyi tutuklarken, tutukluların sayısı Ekim ve Mayıs ayları arasında son 10 yılın rekorunu kırarak 520 bine ulaştı. Göçle ilgili tüm kurumlar, önemli bir baskı olduğu konusunda fikir birliğine vardı. Çözümlenmeyen 700 bin göç davası olduğu tahmin ediliyor. Ayrıca yasal göçmenlerin Green kart ya da ABD vatandaşlığı alması daha uzun süren bir süreç haline geldi.



İran: ABD’nin herhangi bir saldırısı, hatta sınırlı saldırıları bile ‘saldırganlık’ olarak kabul edilecek

Tahran’da ABD karşıtı bir duvar resminin önünden geçen İran askeri (EPA)
Tahran’da ABD karşıtı bir duvar resminin önünden geçen İran askeri (EPA)
TT

İran: ABD’nin herhangi bir saldırısı, hatta sınırlı saldırıları bile ‘saldırganlık’ olarak kabul edilecek

Tahran’da ABD karşıtı bir duvar resminin önünden geçen İran askeri (EPA)
Tahran’da ABD karşıtı bir duvar resminin önünden geçen İran askeri (EPA)

İran bugün yaptığı açıklamada, ABD’den gelecek herhangi bir saldırının -sınırlı hava harekâtı dahil- ‘saldırganlık’ olarak değerlendirileceğini ve buna karşılık verileceğini duyurdu. Açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın böyle bir ihtimali değerlendirdiğini söylemesinin ardından geldi.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, haftalık basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Sınırlı bir saldırı ile ilgili soruya gelince; sınırlı saldırı diye bir şey yoktur. Her türlü saldırı, saldırganlık olarak kabul edilecektir” dedi.

Bekayi, “Her ülke, meşru müdafaa hakkına dayanarak saldırıya güçlü bir şekilde karşılık verir; biz de bunu yapacağız” ifadesini kullandı.

Bekayi’ye yöneltilen soru, Trump’ın cuma günü yaptığı ve Umman arabuluculuğunda süren müzakerelerde anlaşma sağlanamaması halinde Tahran’a sınırlı bir saldırı düzenlemeyi ‘değerlendirdiğini’ belirttiği açıklamasına atıfta bulunuyordu.

Taraflar, şubat ayı başında Umman arabuluculuğunda dolaylı görüşmelere yeniden başlamış; şimdiye kadar Maskat ve Cenevre’de iki tur müzakere gerçekleştirmişti. Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi, üçüncü turun perşembe günü Cenevre’de yapılacağını doğruladı.

İran heyetine başkanlık eden Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise dün yaptığı açıklamada, Tahran ile Washington arasında diplomatik bir uzlaşıya varılması için ‘iyi bir fırsat’ bulunduğunu söyledi.

Arakçi, ABD merkezli CBS televizyonuna verdiği röportajda, “Hâlâ herkes için fayda sağlayacak diplomatik bir çözüme ulaşma konusunda iyi bir fırsatımız olduğunu düşünüyorum” dedi. Müzakerecilerin bu ay gerçekleştirilen iki tur görüşmenin ardından ‘anlaşmanın unsurları ve taslak metni üzerinde çalıştıklarını’ belirten Arakçi, buna karşın ülkesinin uranyum zenginleştirme hakkından vazgeçmeyeceğini vurguladı.

Washington ile temel anlaşmazlık noktalarından biri olan bu konuda Arakçi, “Egemen bir ülke olarak bu alanda kendi kararımızı verme hakkına sahibiz” diye konuştu.

Tahran ile Washington arasındaki görüşmeler, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik askeri seçenekleri gündeme getirdiği bir ortamda yeniden başlamıştı. Trump önce İran’daki protestolara yönelik kanlı müdahaleleri gerekçe göstermiş, daha sonra ise özellikle nükleer program konusunda anlaşmaya varılamaması halinde askeri adım atılabileceği uyarısında bulunmuştu.

Diplomatik sürece paralel olarak ABD, Ortadoğu’daki askeri varlığını da artırdı. Washington yönetimi bölgeye iki uçak gemisi gönderirken, savaş uçakları, askeri nakliye uçakları ve havada yakıt ikmali yapabilen tanker uçaklardan oluşan filoları da konuşlandırdı.

ffvbf
Arap Denizi’ndeki ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln (AFP)

ABD’nin müzakere heyetine başkanlık eden Özel Temsilci Steve Witkoff cumartesi günü yaptığı basın açıklamasında, Başkan Donald Trump’ın İran’ın ABD’nin askeri yığınağı karşısında neden ‘teslim olmadığını’ sorguladığını söyledi.

Bu açıklamaya yanıt veren Bekayi ise teslimiyetin İranlıların karakterinde olmadığını belirterek, ülkelerinin tarihi boyunca böyle bir tutum sergilemediğini ifade etti.


Kallas, İran sorununa ‘diplomatik çözüm’ çağrısında bulundu: Başka bir savaş istemiyoruz

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, AB dışişleri bakanları toplantısı öncesinde Brüksel’de basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (AP)
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, AB dışişleri bakanları toplantısı öncesinde Brüksel’de basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (AP)
TT

Kallas, İran sorununa ‘diplomatik çözüm’ çağrısında bulundu: Başka bir savaş istemiyoruz

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, AB dışişleri bakanları toplantısı öncesinde Brüksel’de basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (AP)
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, AB dışişleri bakanları toplantısı öncesinde Brüksel’de basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (AP)

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas bugün, İran ile ABD arasında beklenen görüşmeler öncesinde, Tahran dosyası için ‘diplomatik bir çözüm’ çağrısında bulundu. Bu açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın Tahran’ı askeri müdahalelerle tehdit ettiği bir döneme denk geldi.

Kallas, AB üyesi ülkelerin dışişleri bakanları toplantısı öncesinde yaptığı açıklamada, “Bu bölgede bir başka savaşa ihtiyacımız yok; zaten çok sayıda savaş var” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Kallas, “İran şimdiye kadarki en zayıf dönemini yaşıyor. Bu zamanı diplomatik bir çözüm bulmak için değerlendirmeliyiz” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi dün, ABD ile İran arasındaki yeni müzakere turunun önümüzdeki perşembe günü Cenevre’de yapılacağını duyurdu. Busaidi, müzakereler için ‘ekstra çaba göstermeye yönelik olumlu bir ivme’ olduğunu da belirtti.

ABD, İran’dan uranyum zenginleştirme stokundan vazgeçmesini, Washington’a göre nükleer bomba yapımında kullanılabilecek bu stokların imhasını, Ortadoğu’daki silahlı gruplara desteğini durdurmasını ve füze programına kısıtlamalar getirilmesini talep ediyor.

İran ise nükleer programının barışçıl olduğunu vurguluyor, ancak yaptırımların kaldırılması karşılığında bazı sınırlamaları kabul etmeye hazır olduğunu söylüyor. Tahran, nükleer konuyu füze programı veya silahlı gruplara destek gibi diğer meselelerle ilişkilendirmeyi ise reddediyor.


Barış Konseyi’ndeki İsrail ekibi Gazze Şeridi’nin nasıl yeniden inşa edileceğini açıkladı

Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
TT

Barış Konseyi’ndeki İsrail ekibi Gazze Şeridi’nin nasıl yeniden inşa edileceğini açıkladı

Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu’da kapsamlı barış planının başarıya ulaşıp ulaşamayacağına dair tartışmalar sürerken, özellikle Hamas’ın silah bırakmayı kabul etmeyeceğini düşünen çevreler planın uygulanabilirliği konusunda şüphelerini dile getiriyor. Bu kesimler, İsrail hükümetinin de bu durumu, süreci bütünüyle sekteye uğratmak için kullanabileceğini ve müzakereleri zorlaştıracak çok sayıda ağır şart öne sürebileceğini savunuyor. Buna karşılık ABD yönetimine yakın isimler ise iyimser mesajlar veriyor. Projede kilit sorumluluklar üstlenen üç İsrailli yetkili de bu isimler arasında yer alıyor.

Söz konusu isimler, ABD Başkanı’nın planın başarıya ulaşması konusunda kararlı olduğunu ve sürecin sabote edilmesine izin vermeyeceğini vurguluyor. Ayrıca şimdiye kadar atılan adımların, biriken engellere rağmen ‘umut verici’ olduğunu ifade ediyorlar.

dvfd
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeyinde, toplu iftar yapan yerinden edilmiş aileler, 21 Şubat 2026 (AFP)

İsrail’in önde gelen gazetelerinden Yedioth Ahronoth, ABD ekibi tarafından görevlendirilen ve İsrail’i resmen temsil etmeyen İsrailli yetkililere dayandırdığı haberinde, sürecin artık geri dönülmez biçimde başladığını aktardı. Yetkililer, Mısır, Türkiye ve Katar’ın Hamas’ı iş birliğine ikna etmek için etkili bir rol üstlendiğini ifade etti.

Gazete, İsrail’in siyasi ve askeri liderliğinde birçok ismin Trump’ın vizyonuna ve bu vizyona inanan danışmanları Steve Witkoff ile Jared Kushner’ın planı fiilen hayata geçirme kapasitesine kuşkuyla yaklaştığını yazdı. Söz konusu iki ismin, planın uygulanma mekanizmalarını oluşturmak ve başarıya ulaştırmakla görevlendirildiği belirtildi.

Buna karşılık Barış Konseyi’nde yer alan İsrailli yetkililer (İş insanı Yakir Gabay, teknoloji sektörü yöneticisi Liran Tancman ve Başbakan Binyamin Netanyahu’nun ABD koordinasyon merkezindeki temsilcisi Michael Eisenberg) Hamas’ın silah bırakmayı kabul etmesi ve Filistinlilerin okul müfredatını ‘barış ve hoşgörü kültürünü’ esas alacak şekilde değiştirmesi halinde Trump’ın projesinin ‘Gazze Şeridi’ni gerçek bir rivieraya dönüştürmek için tarihi bir fırsat’ olacağını savundu.

Şarku’l Avsat’ın Yedioth Ahronoth’tan aktardığına göre yetkililer, projenin arkasında ‘engellenmesi zor, sağlam, profesyonel ve dengeli bir çekirdek oluşturan’ Amerikalı, Arap ve uluslararası isimlerden oluşan bir kadronun bulunduğunu ifade etti.

Ancak aynı yetkililer, Hamas’tan talep edilen hususun ‘taviz verilemeyecek belirleyici unsur’ olduğuna da dikkat çekti.

İlk görev

Barış Konseyi üyesi Yakir Gabay, projenin uygulanmasına ilişkin vizyonunu açıklarken, “İlk görev 70 milyon ton moloz ve patlayıcı kalıntısını temizlemek, geri dönüştürülebilecek malzemeleri değerlendirmek, yüzlerce kilometrelik tüneli yıkıp doldurmak ve Gazze sakinleri için dayanıklı çadırlar ile konteynerlerden oluşan geçici konutları hızla organize etmek olacak. Bu adımlar, altyapı ve konut inşasıyla eş zamanlı yürütülecek” dedi.

dfvfdv
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeyinde, yerinden edilmiş kişiler için kurulan çadırlar (AFP)

Gabay, modern hastaneler, okullar, fabrikalar, tarım alanları, karayolu ve demiryolu ağları, enerji, su ve veri merkezleri ile bir liman ve havaalanı inşasını içeren ayrıntılı bir plan hazırlandığını belirtti.

Ortadoğu’da milyonlarca konut inşa etmiş deneyimli müteahhitlerin projeye dahil edileceğini kaydeden Gabay, ‘uygun maliyetli’ konut üretimi için finansmanın hazır olduğunu, yüz binlerce kişiye istihdam sağlanacağını ifade etti.

Konut ve iş alanlarının yanı sıra 200 otelin inşasının da planlandığını açıkladı.

Gabay ayrıca, bu çerçevede Jared Kushner’ın açıklamalarına atıfta bulunarak, Gazze’de Ali Şaas liderliğinde kurulan teknokrat hükümete ve yolsuzlukla mücadele konusunda sağlanan mutabakata dayandıklarını söyledi.

Yüksek teknoloji girişimcisi ve hükümete bağlı siber merkez danışmanı Liran Tancman ise Amerikalı, Arap ve Filistinli taraflarla iş birliği içinde modern teknolojik çözümler geliştirilmesini öngören bir planın uygulanmasından sorumlu olduğunu belirtti. Gazze Şeridi’nde internet altyapısının 2G’den beşinci nesil teknolojiye yükseltileceğini ve hizmetin halka ücretsiz sunulacağını vaat eden Tancman, Gazze Şeridi’nde üretilen mal ve ürünlerin yurt dışına ihracı için modern mekanizmaların oluşturulduğunu da açıkladı.

Yeni bir çağ

İsrailli yetkililer, Yedioth Ahronoth gazetesine yaptıkları açıklamada, Gazze Şeridi’nin yeniden imar planının fiilen Refah’ta başladığını ve üç yıl süreceğini bildirdi. İsrail’in halihazırda moloz temizleme çalışmalarını yürüttüğünü belirten yetkililer, ilk aşamada 500 bin kişiyi barındıracak 100 bin konut inşa edileceğini, yalnızca altyapı maliyetinin 5 milyar dolar olacağını ifade etti. Hedefin, Gazze Şeridi’ndeki tüm vatandaşlar için 400 bin konut inşa etmek olduğu; altyapı için 30 milyar dolar ve yeniden inşa için aynı tutarda kaynak öngörüldüğü kaydedildi.

vfdvfd
Gazze şehrindeki er-Rimal Mülteci Kampı’nda yerinden edilmiş bir kadın, seyyar su tankerlerinden doldurduğu iki su kabını taşıyor, 21 Şubat 2026 (AFP)

Gazete, Barış Konseyi’nden üst düzey bir üyenin, “Hamas planla olumlu şekilde etkileşime girerse bunun iyi bir karşılığı olur. İsrail’de liderleri için af çıkabilir, hatta silahları para karşılığında satın alınabilir. En önemlisi, Gazze ve halkı dünyaya açık ve bağlantılı yeni bir döneme geçer” ifadelerini aktardı.

Öte yandan The Times of Israel’e konuşan bir ABD’li yetkili, Yedioth Ahronoth’ta yer alan bilgilerin büyük bölümünü doğruladı. Yetkili, “Hamas silah bırakmayı kabul etmeden fon akışı başlamaz. Ancak İsrail’in de olumlu bir tutum sergilemesi gerekecek” dedi.

The Times of Israel’e konuşan bir Arap diplomat ise “Ortadoğu’da kibir tehlikeli olabilir” uyarısında bulunarak, ABD’nin Gazze’nin yeniden inşasını ve bölgede yeni bir teknokrat hükümet kurulmasını kapsayan planının ikinci aşamasının başarıya ulaşması için hem İsrail hem de Hamas üzerindeki sürekli baskının gerekli olacağını söyledi.

Bölgesel arabulucuların Hamas ile yürüttüğü silahsızlanma görüşmelerine de vakıf olduğu belirtilen diplomat, Washington’un bu konuda bir anlaşmaya varılabileceğine inanması için gerekçeler bulunduğunu aktardı.

Ancak diplomat, silahsızlanma sürecinin zaman alacağını ve Hamas’ın bazı üyelerinin, Gazze Şeridi’ni yönetmek üzere oluşturulan Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi gözetimindeki kamu sektörüne entegre edilmesini gerektireceğini ifade etti. İsrail’in bu çerçeveye karşı çıkmasının muhtemel olduğunu belirten diplomat, Tel Aviv yönetiminin söz konusu komitenin başarısını kolaylaştıracağı konusunda da ciddi şüpheler bulunduğunu dile getirdi.