Kushner: Ekonomik gidişat Ortadoğu'daki barışın şartı

Jared Kushner, Manama Çalıştayı açılış oturumunda konuşurken (Reuters)
Jared Kushner, Manama Çalıştayı açılış oturumunda konuşurken (Reuters)
TT

Kushner: Ekonomik gidişat Ortadoğu'daki barışın şartı

Jared Kushner, Manama Çalıştayı açılış oturumunda konuşurken (Reuters)
Jared Kushner, Manama Çalıştayı açılış oturumunda konuşurken (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı ve danışmanı Jared Kushner, ekonomik gidişat konusunda anlaşmanın İsrail- Filistin barış planının zorunlu şartı olduğunu söyledi. Ancak Filistin halkı için refahın, adil bir siyasi çözüm olmadan sağlanamayacağını ifade etti.
Kushner: ABD sizden vazgeçmedi
Kushner, ABD barış planını ekonomik yönden sunmak için Bahreyn'de düzenlenen çalıştayda yaptığı konuşmada, siyasi yönün burada tartışılmayacağını vurguladı. Kushner, Filistinlilere hitaben, “ABD, sizden vazgeçmedi” dedi. ABD’nin barış planının yüzyılın fırsatı olduğunu ifade etti.
Kushner, medyada ‘Yüzyılın Anlaşması’ olarak bilinen planın ilk aşamanın başladığını açıkladı. Filistinlilere, Lübnan, Ürdün ve Mısır’ın da aralarında bulunduğu komşu devletlere kapsamlı bir refah vaadinde bulundu. Trump’ın Filistinlilere verdiği mesajın, “ABD, sıkıntılara rağmen fırsat, ahlak ve onura dayalı, daha iyi bir gelecek için size yardımcı olmaya çalışıyor” dedi.
“Yüzyılın Anlaşması, yüzyılın fırsatı olabilir”
Kushner, ‘Yüzyılın Anlaşması’ planının, liderlerin cesaret ettiği takdirde ‘yüzyılın fırsatı’ olabileceğine işarette bulundu. Planın, bu bölgeyi çatışmaların kurbanı olmaktan, fırsat çeken bir alana dönüştürmeyi hedeflediğini söyleyen Kushner, anlaşmanın 10 yılda 50 milyar dolarlık bir yatırım paketi uygulayacağını vurguladı. Filistin topraklarında bir alt yapı kurma, bölgedeki durumu iyileştirirken, Batı Şeria ile Gazze Şeridi’ni birbirine bağlamaya çalıştığını söyledi.
Kushner, Filistin'in Manama Çalıştayı’nı boykot etmesi hakkında, “Olumsuzdan olumluya dönülebilirdi” diyerek diğerlerini kınamak yerine fırsatları değerlendirme çağrısında bulundu. Bölgedeki yolsuzluk nedeniyle umutların birçoğunun yok olduğunu söyleyen Kushner, “Bunlar sağlık ve eğitim alanında yatırım için kullanılabilirdi. Şu ana kadar yaptıklarımızdan dolayı mutluluk duyuyoruz “dedi.
Barış planının ilk aşaması, dün, Bahreyn'in başkentinde Kushner’ın başkanlığı altında başlatıldı. ABD yönetimi, bunu 1948 yılından beri İsrail ve Filistin arasındaki çatışmaların çözüm bulması için hazırlanan ve başarıya ulaşmayan onlarca planın yerine koymaya çalışıyor. Washington, kredi, bağış ve yatırım yoluyla 50 milyar dolar toplamak için çabalıyor. 2 gün sürecek olan uluslararası çalıştayı yöneten Jared Kushner, bu çalıştayın, Washington planının bir kısmı olduğunu söylemişti. Bu, Washington'ın İsrail- Filistin çatışmasının çözmek için izlediği en kapsamlı politika oldu. Anlaşmanın geri kalanının ilerleyen zaman içerisinde açıklanacağı ifade edildi.
Filistin ve İsrail yönetimleri çalıştaya katılmadı
Filistin yönetimi, çalıştayı boykot ederek katılım göstermedi. İsrail hükümeti de çalıştaya katılmadı. Filistinliler çalıştayın siyasi ve ekonomik durumu birbirinden ayırdığını söylüyor. Öte yandan önümüzdeki Kasım ayından önce açıklanacak olan siyasi kısmın, bağımsız bir Filistin Devleti kurmayı içermediğine dair tahminler yürütülüyor.
Batı Şeria ve Gazze şeridini birbirine bağlayan yol projesi
ABD tarafından hazırlanan plan, Filistinliler lehine 50 milyar dolardan daha fazla değere sahip bağış ve yatırım çekme teklifi içeriyor.  Ayrıca onlara 10 yıl içerisinde 1 milyon iş fırsatı sağlama ve gayri safi yurt içi milli hasılanın iki katına çıkarılmasını vaat ediyor. Önerilen 179 proje içerisinde, 5 milyar dolara mal olan Batı Şeria ve Gazze şeridini birbirine bağlayan bir yol projesi ön plana çıkıyor.
Kushner’ın konuşmasının ardından, İmar Gayrimenkul Şirketi’nin Yönetim Kurulu Başkanı ve kurucusu Muhammed el-Abbar ve ABD'li Blackstone Grup’un kurucusu Stephen Schwarzman, Washington’ın ekonomik planındaki fırsatlardan bahsetti.  Schwarzman, Kushner’ın sunduğu planın derinliği, önemi ve ayrıntılarını beğendiğini söyledi. Bir iş insanı olarak bu planın uygun şartlarda başarılı olabileceğini, kötü şartlarda ise başarısızlığa uğrayabileceği belirtti. Schwarzman, ayrıca doğal kaynakların ekonomik başarı için zorunlu olmadığını söyledi. Singapur’u örnek vererek, “Doğal kaynaklara sahip değil ancak mükemmel bir yönetimi var” dedi. Abbar ise Filistin yönetiminin çalıştayı boykot etmesi hakkındaki bir soruya, “Filistin meselesi, tüm Arapların önem verdiği merkezi bir konudur. Burada olmadıkları için üzgünüz. Ancak bugün onları temsil ettiğimizi düşünüyorum. Bizler olumlu bir halkız gerek hava koşulları, gerekse de siyasi şartlar açısından zor bir çevrede yaşıyoruz. Ancak tüm pozitifliğimizi koruyor ve bunu gerçekleştiriyoruz. Bize düşen Filistinlilere bunun iyi bir plan ve arkasında iyi kişiler olduğunu göstermek” şeklinde konuştu.
Schwarzman, güvenlik ve politik anlamda bir istikrar olmaksızın Filistin ekonomisinin refaha kavuşmasının zor olduğunu söylerken Abbar, Ortadoğu bölgesinin ‘iş açısından kolay bir alan’ olduğunu belirterek, Mısır, Ürdün ve Lübnan'da elde ettiği başarılı tecrübelerine değindi. Abbar, ayrıca “Filistinliler parlak bir zekaya sahip. Onları destekliyor ve imkan sağlıyoruz” dedi. Çalıştaya katılan Birleşik Arap Emirlikleri'nden (BAE) bir iş insanı ise Manama Çalıştayı’ndan iyi bir sonuç elde etme oranı yüzde bir dahi olsa çabalanması gerektiğini söyledi.
Uluslararası katılım
Kushner, çalıştayın açılışında katılımcılara teşekkür etti. Çalıştayda IMF Başkanı Christine Lagarde gibi mali ve ekonomik kurumların temsilcilerinin, ayrıca yatırımcı ve uluslararası sermaye sahibi kişilerin bulunduğuna dikkat çekti.
Çalıştaya uluslararası bakan ve temsilciler katılıyor. Katılımcılar arasında, ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin,  Dünya Bankası Başkanı David Malpass ve FIFA Başkanı İsviçreli Gianni Infantino da bulunuyor. Arap, Batı ve Körfez ülkelerinden bakan ve temsilciler de çalıştaya katılanlar arasında yer alırken İsrail, yalnızca iş adamlarına göndermekle yetindi. Öte yandan Bahreyn ve İsrail arasında diplomatik ilişkiler bulunmuyor.
22 Arap ülkesi arasında Ürdün ve Mısır dışında hiçbirinin İsrail ile tam bir diplomatik ilişkisi bulunmuyor. Bu iki ülke Manama Çalıştayı’na maliye bakanları ve vekilleri düzeyinde katılım sağladı.         Ürdün Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Süfyan el-Kudah, “Ürdün’ün tutumu açık ve net. Hiçbir ekonomik teklif, işgali sonlandıracak, kardeş Filistin halkının meşru haklarını karşılayacak siyasi bir çözüme alternatif olamaz” dedi.
Çalıştaya Suudi Arabistan adına katılan heyete Maliye Bakanı Muhammed bin Abdullah el- Cud’an başkanlık ediyor. SPA’nın haberine göre Suudi heyetinde, Devlet Bakanı Muhammed Al Şeyh ve Kamu Yatırım Fonu Genel Sekreteri Yasir er-Ramyan bulunuyor. Habere göre Suudi Arabistan’ın bu çalıştaya katılması tutumunun sabit olduğu ve Filistin halkının yanında durup davalarına destek vermeye devam ettiğinin bir delili.
Suudi Arabistan'ın bağımsız bir Filistin Devleti kurulma vurgusu
Suudi Arabistan tarafından yapılan açıklama, ayrıca Filistin meselesi konusunda sarsılmaz bir tutuma sahip olunduğu yeniden vurgulandı. Arap barış girişimine göre çözümün 1967 sınırlarına uygun olarak, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin Devleti kurulması ile sağlanabileceğinin altı çizildi. Adil ve kapsamlı bir barış sağlanabilmesi için uluslararası toplum çaba sarf etmeye çağırıldı. Ayrıca bölgenin refaha kavuşmasının, yatırım için cazip bir hale gelmesinin ve ekonomik kalkınma fırsatlarını güçlendiren tüm uluslararası çabaların desteklediği ifade edildi.
Öte yandan BAE Dışişleri ve Uluslararası İş Birliği Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, çalıştaydan memnuniyetle bahsedildi. Başkenti Doğu Kudüs olmak üzere bağımsız bir Filistin Devleti kurulması konusundaki siyasi tutumunun sabit olduğu vurgulandı.
Mısır ve Fas da çalıştaya katılan ülkeler arasında yer aldı. Birleşmiş Milletler (BM) adına ise Birleşmiş Milletler Orta Doğu Barış Süreci Koordinatörü Yardımcısı Jamie McGoldrick katıldı.
Başarı fırsatları hakkında şüpheler
Kushner’ın çalıştay öncesinde yaptığı iyimser açıklamalara rağmen Filistinli yetkili ve çok sayıda Filistinli işadamının çalıştayı boykot etmesi, uygulama fırsatları konusunda bir tehdit oluşturdu. Trump yönetimi, planla, Filistinlilerin uluslararası destekle uygulayacağı bir ‘vizyon’ oluşturmak istiyordu. ‘Ekonomik vizyon’ olarak adlandırdığı projenin önündeki engelleri fark eden Kushner, Manama Çalıştayı’nın hedefinin bir barış antlaşması imzalandığında, projelerin uygulamaya konulması için büyük yatırımcılar ve kalkınma bankalarıyla ekonomik plan hakkında görüş alışverişinde bulunmak olduğunu söyledi. Kushner, iki gün önce gerçekleştirdiği basın toplantısında barış antlaşması olmaksızın, ekonomik projelerin uygulanmasının mümkün olmadığını vurgulamıştı.
Kushner’ın planı, ABD, Filistin ve uluslararası çevre tarafından yapılan eleştiriler ve birtakım zorluklarla karşı karşıya kaldı. Çoğunluk siyasi bir çözüm olmaksızın ekonomik refahın söz konusu olamayacağını düşünüyor. ABD yönetimi, önceki başarısızlıklarına benzer bir durumdan kaçınmak için siyasi çözümden önce ekonomik tekliflere yöneldi. Filistin'deki ekonomik durumla ilgili planda, siyasi kullanımlardan kaçınıldı. Planda, ‘işgal’, ‘denetim noktaları’, ‘yerleşim birimleri’ ve ‘Filistin Devleti’ gibi ifadeler kullanılmadı. Ancak Filistinlilerin, işgal altında günlük olarak karşılaştığı zorluklardan üstü kapalı bir şekilde bahsedildi. Örneğin; ‘Filistinliler rutin olarak Batı Şeria ve Gazze’de ulaşımı engelleyen, ekonomik durgunluğa neden olan, ihracatı azaltıp, yabancıların doğrudan yatırım yapmasına mani olan lojistik zorluklarla karşı karşıya kalıyor’ ifadelerine yer verildi.
Öte yandan pek çok kişi Washington’ın yardım programlarını fon sağlamayı askıya alması ve Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’na (UNRWA) sağlanan fonun kısmi olarak iptal edilmesi ile ABD'nin daha önce desteklediği tarzda milyarlarca dolarlık bir ekonomik program başlatması arasındaki çelişkiye dikkat çekti. ABD'nin eski Tel Aviv Büyükelçisi Daniel B. Shapiro, geçtiğimiz hafta, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “ABD yönetimi Filistin ekonomik planının tüm hedeflerini destekleyen, yardımcı programlarını sonlandırdı. Biz, yatırımlarımızı çektikten sonra şimdi diğerlerine yatırım yapmaya çağırıyoruz. Bölgede biraz zaman geçiren herkes anlar ki Filistin'in ekonomik meseleleri ve siyasi-güvenlik meselelerini birbirinden ayıramazsınız. İsrail ve Filistinlilerin bu konuyu tek bir paket halinde çözmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Ortadoğu'da Barış İttifakı Kurumu'nun Yönetim Kurulu Genel Müdürü Joel Braunold, ekonomik plan belgesinde kullanılan bazı fotoğraflara işarette bulunarak, Trump yönetimi tarafından askıya alınmadan önce ABD’nin desteklediği yardım programlarına ait olduğunu söyledi. E-mail ile Şarku'l Avsat' a yaptığı açıklamalarda, Washington planında önerilen birçok programın, ABD'li ajanslar tarafından uluslararası kalkınma için destek verilenler olduğuna dikkat çekti. Bunlar arasında içme suyu programı, yeni okullar inşa edilmesi, ulaştırma programı ve benzerlerinin bulunduğuna işarette bulundu.
Braunold, Filistin çalışma toplumunun Kushner’ın projesine cevap verme olasılığı hakkındaki bir soruya, “Bunun tartışmalı durum olduğunu düşünüyorum. Siyasi anlaşma sağlanmaksızın onaylayacaklarını söyleyemem. Anlaşmanın siyasi bölümünün açıklanmasının beklendiğini biliyorum. Ancak Filistinli iş insanlarının siyasi bölüm olmaksızın bunu kabul edip etmeyecekleri hakkında bir hüküm vermek imkansız” şeklinde yanıt verdi.



Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.


Trump: Gazze’ye 10 milyar dolar yardımın önündeki tek engel Hamas

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
TT

Trump: Gazze’ye 10 milyar dolar yardımın önündeki tek engel Hamas

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin Gazze için “Barış Konseyi”ne 10 milyar dolar sağlayacağını açıkladı ve bunu “savaş maliyetleriyle karşılaştırıldığında küçük bir rakam” olarak nitelendirdi. Trump, diğer üye ülkelerden gelen katkıların 7 milyar doları bulduğunu ve bağışların artmasının beklendiğini kaydetti.

Trump, “Barış Konseyi”nin açılışında yaptığı konuşmada, “Birlikte, yüzyıllar boyunca savaşın yıkımlarına maruz kalmış ve üç bin yıl süren katliamlarla boğulmuş bir bölgede kalıcı barış hayalini gerçekleştirebiliriz. Dünya, diğer çözülmemiş çatışmaların nasıl çözülebileceğini görmeli” dedi ve Birleşmiş Milletler’in çabalarını destekleyeceklerini vurguladı. Trump, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri, Fas, Bahreyn, Katar, Suudi Arabistan, Özbekistan ve Kuveyt gibi ülkelerin Gazze yardım paketine 7 milyar dolardan fazla katkıda bulunduğunu açıkladı.

Gazze’ye odaklanan Trump, ateşkesin tüm rehinelerin (canlı ve ölü) serbest bırakılmasıyla sonuçlandığını ve Hamas’ın söz verdiği gibi silahlarını teslim edeceğini söyledi, aksi hâlde “sert bir karşılık” verileceğini belirtti. Trump, “Şu anda dünya, önümüzdeki tek engel olan Hamas’ı bekliyor” dedi.

cfvdfv
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Devlet Bakanı Adil Cübeyr, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında (AFP)

Trump, toplantıya katılan ülkelerin yalnızca maddi katkıda bulunmadığını, bazı ülkelerin ateşkesi korumak ve kalıcı barışı sağlamak için personel göndermeyi taahhüt ettiğini kaydetti. Ortadoğu’nun “üç bin yıl boyunca imkânsız görülen bir barış” gördüğünü ifade eden Trump, bunun İran’ın nükleer kapasitesinin B-2 bombardıman uçaklarıyla yok edilmesinden kaynaklandığını belirtti ve bunun bölgesel barışın anahtarı olduğunu söyledi.

Norveç ve FIFA İşbirliği

Trump, geleceğe dönük planları da açıkladı; Norveç’in konseye ev sahipliği yapacağı, FIFA’nın Gazze’de projeler (futbol sahaları dahil) için 75 milyar dolar toplama kampanyasına katılacağı ve Japonya’nın bağış toplama girişimlerinde yer alacağı belirtildi. İran’a “barış yoluna katılma” çağrısı yapan Trump, aksi hâlde “farklı bir yol”la karşılaşacağını vurguladı ve İran’ın nükleer silaha erişimini önleme konusundaki kararlılığını yineledi.

Trump, adını taşıyan Barış Enstitüsü’ne övgüde bulunarak, BM ile yakın koordinasyonu vurguladı ve konseyin bu çalışmaları güçlendireceğini ve performansı “denetleyeceğini” belirtti. “Barış savaştan çok daha ucuzdur” diyen Trump, konseyin “kararlı liderlikle imkânsızın mümkün hâle getirilebileceğini” gösterdiğini söyledi.

dsvfdv
Washington’da Perşembe günü gerçekleştirilen “Barış Konseyi” toplantısından genel bir görünüm (AFP)

Konuşmasında ekonomik başarıları, Wall Street’teki gelişmeleri ve ilk yılında sekiz savaşı sona erdiren kişisel diplomatik başarısını öne çıkaran Trump, ekibini – Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, özel elçi Steve Witkoff, ve Jared Kushner dahil – “tüm zamanların en iyi ekibi” olarak nitelendirdi.

Trump, toplantıya katılan ülkelerin liderlerine teşekkür etti; Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei, Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Endonezya Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’i örnek göstererek, Pakistan-Hindistan ve Ermenistan-Azerbaycan gibi çatışmaların çözümünde oynadığı rolü vurguladı. Arap ülkelerine de teşekkür etti.

Filistinli Katılım

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Gazze için “Barış Konseyi” dışında bir “alternatif plan” olmadığını belirtti. Konsey koordinatörü Nikolay Mladenov, Perşembe günü, Hamas’ın etkisinden bağımsız bir Filistin Ulusal Polisi oluşturmak üzere başvuruların açıldığını duyurdu. Mladenov, “Sadece ilk birkaç saatte bin kişi başvuruda bulundu” dedi.

fvgthyju
Endonezya Cumhurbaşkanı, Perşembe günü Washington’da düzenlenen Barış Konseyi toplantısında (AFP)

Filistin yönetiminin Gazze işlerini yönetecek teknik komitesinin başkanı Ali Şaas kısa bir konuşma yaptı; hükümetin Gazze’de istikrar sağlama yetkisine sahip olduğunu, ancak zorlu şartlarda çalıştığını belirtti. Şaas dört önceliği açıkladı: güvenliği sağlamak, iki ay içinde 5 bin askeri eğitip konuşlandırmak, onurlu iş imkânları yaratmak, insani yardımların devamını ve temel hizmetlerin yeniden sağlanmasını temin etmek.

Trump, Perşembe günü 47’den fazla ülke liderinin, başbakan, dışişleri bakanı ve BM, AB, Dünya Bankası temsilcilerinin katıldığı konseyin ilk kurucu toplantısını açtı. Konseyin tartışmaları, yıkıcı savaşın ardından Gazze’nin yeniden inşası ve istikrarın sağlanmasına odaklandı.

fdbghyju
Washington’da Perşembe günü gerçekleştirilen Barış Konseyi toplantısından bir kare (AFP)

Bu zirve, BM Güvenlik Konseyi’nin ABD destekli ateşkes planını kabul etmesinden yaklaşık üç ay sonra gerçekleşti. Plan, iki yıl süreyle konseyin silahsızlanma ve Gazze’nin yeniden inşasını denetlemesini öngörüyordu. Başlıca sorunlar, Hamas’ın silahsızlanması, İsrail’in Gazze’den çekilmesi, yeniden inşanın boyutu ve insani yardımların akışı. Ateşkes hâlen kırılgan; taraflar ihlal iddialarını sürdürüyor.

Hamas’ın silahı sorunu

Trump yönetimi, Hamas’ı silahsızlandırma konusunda resmi bir plan açıklamadı. Mısır, Katar ve Türkiye ile görüşmelerin sürdüğü belirtiliyor. İsrail, Hamas ve diğer Filistin grupları silahsızlanmayı kabul etmeden geniş çaplı yeniden inşaya izin vermeyeceğini açıkladı. BM’de ABD Daimi Temsilcisi Mike Waltz, Hamas’a iki seçenek sunduklarını söyledi: “Kolay ya da zor yoldan silahsızlanma”.

Hamas, İsrail’in olası misillemelerinden endişe ederek silah teslim etmeye hazır görünmüyor. Hareket, Gazze yönetimini yeniden üstlenmiş ve ABD destekli teknik komiteye yetki devretmeye hazır. Ancak İsrail, komitenin Gazze’ye girişine izin vermedi. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, “Hamas silahsızlanmadan yeniden inşa olmayacak” dedi.

Barış Gücü

Endonezya, yaklaşık 8 bin asker göndereceğini açıkladı. Arnavutluk, Fas ve Yunanistan’ın da Gazze’ye barış gücü olarak katılacağı belirtiliyor. Bu güç sınır konularını ele alacak, ancak Hamas’ın silahsızlanmasını denetleme yetkisine sahip olup olmayacakları belirsiz.

Gazze’deki Uluslararası İstikrar Gücü Komutanı General Jasper Gievers, beş ülkenin – Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk – katılımını duyurdu. Ayrıca Mısır ve Ürdün polis eğitimine destek verecek. Endonezya, gücün yardımcı komutanlığı görevini üstlenecek.

Eleştiriler

Fransa Dışişleri Sözcüsü Pascal Confavreux, Avrupa Komisyonu’nun toplantıya katılımını sürpriz olarak nitelendirdi; Komisyon’un üye ülkeleri temsil yetkisi olmadığını vurguladı. Fransa, konseyin faaliyetlerini BM kararlarıyla uyumlu hâle getirmeden katılmayacağını belirtti.

Eleştiriler, konseyin BM’nin rolünü azaltabileceği ve ABD’nin alternatif bir yapı kurmak istediği endişelerinden kaynaklandı. Başkan Trump’ın geniş yetkileri – ömür boyu başkanlık, üye kabul ve fon kullanımı üzerinde tek yetki – eleştirildi.

Analistler, başarının mali taahhütlerle değil, üç temel zorluğun çözümüyle ölçüleceğini belirtiyor: Hamas’ın silahsızlanması, İsrail’in Trump planına göre çekilmesi ve uluslararası ve yerel meşruiyete sahip istikrar gücü oluşturma kapasitesi.


Eski Güney Kore Devlet Başkanı, sıkıyönetim ilan ettiği gerekçesiyle ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı

Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
TT

Eski Güney Kore Devlet Başkanı, sıkıyönetim ilan ettiği gerekçesiyle ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı

Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)

Güney Kore’nin eski Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol, 2024’ün sonlarında kısa süreli sıkıyönetim ilan etmesi nedeniyle bugün ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

Seul Merkez Bölge Mahkemesi yargıcı Ji Gwi-yeon, karar duruşmasında “İsyan suçundan Yoon’u ömür boyu hapis cezasına mahkûm ediyoruz” ifadesini kullandı.

Böylece eski muhafazakâr lider, savcılığın talep ettiği idam cezasından kurtulmuş oldu.

Yoon Suk Yeol, 3 Aralık 2024 akşamı yaptığı sürpriz konuşmada sıkıyönetim ilan etmiş ve orduya Ulusal Meclis’e girme talimatı vermişti. Ancak askerler tarafından kuşatılan binaya yeterli sayıda milletvekili girmeyi başarmış, yapılan oylamada bu güç kullanımına karşı karar alınmış ve dönemin devlet başkanı geri adım atmak zorunda kalmıştı.

Sivil yönetim fiilen yalnızca altı saatliğine askıya alınsa da, söz konusu girişim ülkede derin ve uzun süreli bir siyasi krize yol açmıştı.

Gözaltında yargılanan Yoon, bu eylemleri nedeniyle nisan ayında görevden alınmıştı.

Mahkemenin, eski Savunma Bakanı Kim Yong-hyun’u da mahkûm etmesinin ardından, Yoon ile birlikte yargılanan diğer sanıklar hakkında da kısa süre içinde karar vermesi bekleniyor.