Trump: ABD-İran savaşı uzun sürmez

Geçtiğimiz hafta Umman Körfezi’ndeki USS Abraham Lincoln uçak gemisinden havalanmaya hazırlanan bir F-18 savaş uçağı (EPA)
Geçtiğimiz hafta Umman Körfezi’ndeki USS Abraham Lincoln uçak gemisinden havalanmaya hazırlanan bir F-18 savaş uçağı (EPA)
TT

Trump: ABD-İran savaşı uzun sürmez

Geçtiğimiz hafta Umman Körfezi’ndeki USS Abraham Lincoln uçak gemisinden havalanmaya hazırlanan bir F-18 savaş uçağı (EPA)
Geçtiğimiz hafta Umman Körfezi’ndeki USS Abraham Lincoln uçak gemisinden havalanmaya hazırlanan bir F-18 savaş uçağı (EPA)

ABD Başkanı Doınald Trump, dün yaptığı açıklamada, Washington’ın güçlü bir pozisyonda olduğunu ve olası bir İran-ABD savaşının uzun sürmeyeceğini, çünkü kara birlikleri göndermeyi düşünmediklerini söyledi.
İran Dini Lideri Ali Hamaney ise uygulanan baskının “İran’ın geri çekilmesini sağlamayacağını” vurguladı. Hamaney, ABD’yi “dünyanın en kötüsü” olarak nitelendirdi. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani de Washington’a “yanlış yoldan gittiği” uyarısı yaparak nasihatte bulundu.
Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Genel Komutanı General Hüseyin Selami de Washington’ın DMO komutanlarına yönelik yaptırım kararının ABD’ye ait insansız hava aracının (İHA) düşürülmesine bir tepki olduğunu ve bunun her türlü mantıktan uzak ve anlamsız bir hamle olduğunu kaydetti.
ABD Başkanı Trump, İran’la bir savaş yaşanmamasını umduğunu ancak olası bir savaş durumunda bunun uzun sürmeyeceğini belirtti. Trump dün Fox Business’a verdiği röportajda “İran’a yönelik saldırıyı durdurmaya karar verdim ve çok sayıda İranlının öldürülmesine engel oldum” ifadelerini kullandı. Trump, söz konusu kararı İran’ın ABD’ye ait İHA’yı düşürmesinin ardından vermişti.
İran’la savaşmak istemediğini vurgulayan Trump, muhtemel bir çatışma durumunda ABD askerlerinin pozisyonunun ne olacağına ilişkin bir soruyu şöyle yanıtladı:
“Karaya asker indirmekten söz etmiyorum. Söylemek istediğim, eğer bir şey olursa çok uzun sürmeyeceğidir. Çünkü çok güçlü bir pozisyondayız.”
ABD Başkanı son iki ay boyunca şiddet ile uzlaşı arasında değişen farklı tutumlar sergiledi. Önceki gün yaptığı açıklamada Tahran’ı “Amerikan unsurlarına yapılacak herhangi bir saldırıda bulunması halinde yok ederiz” diyerek tehdit ederken İran'ın geçtiğimiz günlerde ABD’ye ait İHA’yı düşürmesiyle gerginliğin daha da artmasına rağmen son günlerde İran ile büyük güçler arasında daha geniş bir nükleer anlaşma imzalanması için yapılacak müzakerelere açık kapı bıraktı.
ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo dün Yeni Delhi’de, “India Today” televizyonuna verdiği demeçte “Washington, Tahran'la gerilimi azaltmak için elinden gelen her şeyi yaptı. Eğer bir savaş yaşanırsa bu İranlıların tercihi olacaktır. Umarım böyle bir tercihte bulunmazlar” diye konuştu.
Trump, İran’a yönelik baskıyı artırmak için benzeri görülmemiş bir hamleyle pazartesi günü Tahran’a, özellikle de İran rejimindeki üst düzey yetkililer ve DMO’nun bazı komutanlarını hedef alan “güçlü” yeni yaptırımlar uygulanması talimatı verdi. Bununla birlikte Beyaz Saray, İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif'in de bu hafta sonu yaptırımlar listesine dahil edilmesinin planlandığını duyurdu.
İran ise sert açıklamalarını dün de sürdürdü. İran Dini Lideri Ali Hamaney, Beyaz Saray’ın kendisine yaptırımlar uyguladığını duyurmasının ardından yaptığı ilk açıklamada ABD yönetimlerini “dünyanın en kötü hükümetleri” olarak nitelendirdi. İran Devrimi’nin İranlıların başlarına darbe almalarını sona erdirdiğini söyleyen Hamaney, ülkesinin yaptırımlar karşısında geri çekilmeyeceğini vurguladı.
İranlıları 2020’nin mart ayında yapılması planlanan parlamento seçimleri atmosferine hazırlama çabası içerisinde olan Hamaney, ABD’yi İranlıların seçimlere ve devleti destekleyen mitinglere katılmalarını “engellemek” istemekle suçladı. İranlıları hükümet tarafından düzenlenen mitinglere ve seçimlere katılmaya çağıran Hamaney bunun “baskıların İran halkını etkilemediğinin bir göstergesi” olacağını söyledi. Hamaney sözlerini şöyle sürdürdü:
“Seçimler bu yılın sonunda yapılacak. İran halkının, bazıları tarafından empoze edilmeye çalışılan bir takım şüphelere rağmen seçimlere yoğun bir şekilde katılacağını biliyorum.”
Hamaney, ABD’nin müzakere çağrısını da değerlendirdi:
“ABD’nin müzakere önerisi aldatmacadan başka bir şey değildir. Düşman, baskıyla bir sonuca varamayınca İran halkını saf bir millet yerine koyarak, 'İran halkı kalkınmalıdır' diyor. Tabii ki bu millet kalkınacaktır. Ama siz olmadan ve sizin yaklaşmamanız şartıyla.”
Hamaney, üst düzey yargı yetkililerine yaptığı konuşmayı şöyle sürdürdü:
“Eğer müzakerede onun sözünü dinlersen, milleti mahvedecek. Dinlemezsen, siyasi atmosfer oluşturarak propaganda ve baskılarına devam edecek.”
DMO Genel Komutanı General Hüseyin Selami de bu hafta ABD Başkanı Trump tarafından imzalanan yeni yaptırımların, İran’ın ABD’ye ait İHA’nın düşürülmesine karşı bir tepki olduğunu ve Washington’ın çaresizliğini gösterdiğini söyledi. Reuters’ın haberine göre ABD’nin DMO komutanlarına yaptırım uygulamasının İran’ın ustalığı karşısındaki çaresizliklerinin ve öfkelerinin bir göstergesi olduğunu belirten Selami “Bu ağır darbenin ardından Amerikalıların kamuoyu nazarında her türlü mantıktan uzak girişimlerle öfkelerini göstermesi son derece doğal” ifadesini kullandı.
DMO komutanlarını hedef alan yatırımlar ilk kez uygulanırken ABD daha öncede DMO’yu yabancı terör örgütleri listesine eklemişti.
Mehr Haber Ajansı’na konuşan İran Devrim Muhafızları Ordusu Hava-Uzay Kuvvetleri Komutanı Emir Ali Hacızade, ne ABD’nin ne de bir başka ülkenin İran topraklarını ihlal etmeye cesaret edemeyeceğini söyledi. “Savaşın hayaleti ve askeri saldırı” ile ilgili tartışmaların önemini vurgulayan Hacızade, “Bu konuda düşmanın herhangi bir niyeti yok” diye konuştu.
Hacızade, DMO’ya yakın Fars Haber Ajansı’nın aktardığı açıklamalarında da şunları söyledi:
“İHA meselesi, ABD’nin her zaman olduğu gibi uluslararası hukuka olan saygısızlığını ortaya koyarken bölgedeki istikrarlı birlik, İHA’nın düşürülmesi görevini yerine getirdi. Amerikalılar, İranlı liderler ve yetkililerin uyarılarını görmezden gelmenin havalı olduğunu düşünüyorlardı.”
Aynı şekilde İran Atom Enerjisi Kurumu Sözcüsü Behruz Kemalvendi dün yaptığı açıklamada İran Atom Enerjisi Kurumu’nun zenginleştirilmiş uranyum üretiminde 300 kilogram sınırının aşılması için verdiği 10 günlük sürenin 27 Haziran’da dolduğunu söyledi.
Bu açıklama, cuma günü İran ile nükleer anlaşmanın tarafları arasında Viyana’da anlaşmanın geleceğini tartışmak üzere yapılacak toplantı öncesinde geldi.
Tahran’ın geçen ay nükleer anlaşmada kalmak için verdiği 60 günlük süreyi duyurmasının ardından anlaşma tarafları söz konusu toplantıyla ilk kez karşı karşıya gelecek. Tahran ayrıca geçen ay birkaç kez, uranyum zenginleştirme oranını yüzde 3,67'den yüzde 5 ile yüzde 20 arasında değişen seviyelere çıkarmayı planladığını duyurmuştu.
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Abbas Arakçi, 15 Haziran’da yaptığı bir açıklamada, Avrupalılara verilen 60 günlük süreyi uzatma niyetleri olmadığını söyledi. Dört gün sonra 19 Haziran’da bir açıklama yapan Atom Enerjisi Kurumu Sözcüsü Kemalvendi ise “Nükleer anlaşmanın taraflarına verdiği iki aylık süre uzatılamaz. İkinci adım, zamanlanan gündeme göre atılacak ve gündem yakından takip edilecek” dedi.
Cumhurbaşkanı Ruhani, aynı tarihlerde “nükleer anlaşmanın çökmesinin, bölgenin ve dünyanın yararına olmayacağı” uyarısında bulundu. Ruhani, Avrupa'nın nükleer anlaşmayı kurtarmak için çok az zamanı olduğunu da sözlerine ekledi.
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Şemhani de iki gün önce yaptığı açıklamada ülkesinin nükleer anlaşmadaki taahhütlerinin azaltılmasında ikinci faza 7 Temmuz itibariyle başlayacağını duyurdu. Fransız Haber Ajansı’nın (AFP) haberine göre Şemhani, Tahran'ın 2018'in mayıs ayında ABD’nin tek taraflı olarak nükleer anlaşmadan çekilmesinden bu yana anlaşmayı kurtarmak istediklerini söyleyen Avrupalıların sözlerini yerine getirmesi için sabırsızlıkla beklediğini belirtti.
Diğer yandan Cumhurbaşkanı Ruhani, “nükleer anlaşmayı sürdürmek için yeterli çaba sarf etmedikleri” gerekçesiyle Fransa, İngiltere ve Almanya’yı suçlayıcı açıklamalarına hız verdi. Ruhani anlaşma kapsamındaki taahhütleri yerine getirmenin hem Avrupa’nın hem de Washington'ın çıkarına olduğunu sözlerine ekledi.
Fransız mevkidaşı Emmanuel Macron ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından haftalık hükümet toplantısında açıklamalarda bulunan Ruhani, Tahran’ın Avrupalıların nükleer anlaşma konusundaki eylemsizliğine dair yaşadığı hayal kırıklığını yineledi. İran’ın anlaşmada kalmaya devam etmesinin, “Avrupa’nın İran’ın hiçbirine ulaşamadığı ekonomik çıkarlarını sağlayacak sözlerine bağlı olduğunu” vurgulayan Ruhani’nin Macron’a, “İran, anlaşmadan faydalanamazsa anlaşmanın içerdiği taahhütleri sınırlandırır” dediği aktarıldı. Ruhani, telefon görüşmesinde Macron’a ayrıca İran’ın anlaşma ile ilgili yeni müzakerelere hiçbir koşulda girmeyeceğini söyledi.
Ruhani ayrıca İran’ın bölgedeki gerginliği artırmakla ilgilenmediğini ve ABD de dahil olmak üzere hiçbir ülke ile savaş istemediğini de sözlerine ekledi.
Ruhani, dün kabine toplantısında yaptığı konuşmada Amerikalılara hitaben “Seçtiğiniz yol yanlış” dedi. Washington’a bölgedeki gerginliği azaltmak için uzlaşı yoluna dönmesini tavsiye eden Ruhani, “Uzlaşıya dönüş, tüm tarafların çıkarlarını güvence altına almanın en kısa yolu ve aynı zamanda özellikle Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesine İlişkin Antlaşma (NPT) çerçevesinde dünyanın ve bölgenin çıkarlarına olacaktır” şeklinde konuştu.
IRNA haber ajansı, İran Merkez Bankası Başkanı Abdulnasır Hamati’nin, “ABD'nin yaptırımlarına rağmen İran'ın petrol ihracatını artırdığı” şeklindeki açıklamalarını aktardı. Ancak Hamati’nin açıklamaları, Petrol Bakanı Bijen Namdar Zengene’nin geçen hafta İran meclisinde yaptığı konuşmada, “İran artık İran adına petrol satamaz” ifadeleriyle çelişti. Hamati açıklamasında “ABD'nin petrol satışlarını sıfıra düşürme iddiasına rağmen petrol ihracatı artıyor” ifadelerini kullanmıştı.



ABD Adalet Bakanı'na çak yapan Trump'ın eli kanamış

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

ABD Adalet Bakanı'na çak yapan Trump'ın eli kanamış

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

ABD Başkanı Donald Trump'ın yaşlılık nedeniyle cildinin epey hassaslaştığı, Adalet Bakanı Pam Bondi'ye beşlik çakınca elinin kanadığı bildirildi.

The Wall Street Journal'a (WSJ) verdiği röportajda başkan, Milwaukee'de düzenlenen 2024 Cumhuriyetçi Ulusal Kongresi'nde Bondi'nin, yüzüğüyle kazara elini çizdiğini itiraf etti.

"Yüzük elimin arkasına çarptı ve evet, küçük bir kesik oluştu" diyen Trump, ellerine "birisi tekrar vurunca" morlukları gizlemek için makyaj kullandığını ekledi.

ABD Başkanı "Bilirsiniz, kolayca uygulanan, yaklaşık 10 saniye süren bir makyajım var" dedi.

İçeriden kaynaklar WSJ'ye yaptıkları açıklamada olayın bazı tanıkları endişelendirdiğini ve son yıllarda Trump'ın elinin yaralandığı birkaç vakadan sadece biri olduğunu söyledi.

Bu itiraf, 79 yaşındaki abur cubur meraklısı Trump'ın sağlığı hakkında geniş kapsamlı bir haberde yer aldı. Sağlığıyla ilgili endişeleri reddeden Trump, "mükemmel" durumda olduğunu ısrarla vurguladı.

cdvfgh
Beyaz Saray, Trump'ın el rahatsızlığının aspirin kullanımı ve sık sık el sıkışmasından kaynaklandığını söylüyor (Saul Loeb/AFP)

Haberde Trump'ın bazen bacak şişkinliğini gidermek için varis çorabı giydiği, doktorlarının tavsiye ettiğinden daha fazla aspirin aldığı ve çalışanlarından toplantı programını hafifletmelerini istediği de ortaya çıktı.

Ancak başkan, ona yakın kişilerin aksini savunan ifadelerine rağmen işitme problemi olduğunu ve Beyaz Saray'daki kamuya açık etkinlikler sırasında uyukladığını inkar etti.

Trump "Sadece [gözlerimi] kapatıyorum. Bu beni çok rahatlatıyor" dedi. 

Bazen göz kırptığım anın fotoğrafını çekiyorlar ve beni gözüm kapalı yakalıyorlar.

Trump'ın morarmış elleri ve bunları kapatmak için kullanılan ağır makyaj, fotoğraf ve videolarda sıklıkla görüldüğü için geçen yıl boyunca kamuoyunda sürekli tartışılan bir konu oldu.

Beyaz Saray Kongre Balosu'nda aralık ayında yaptığı konuşma sırasında elindeki makyaj izleri açıkça görülüyordu ve bir kabine toplantısında sağ elinin arkasında iki büyük yara bandı vardı.

Trump röportajında ​​bunun, aldığı yüksek miktarda aspirinden kaynaklandığını ve bu nedenle cildinin morarmaya yatkın hale geldiğini ısrarla belirtti.

Bu, Beyaz Saray'ın sorunu "sık sık el sıkışma ve aspirin kullanımından kaynaklanan hafif yumuşak doku tahrişi"ne bağlayan geçen temmuzdaki açıklamasıyla örtüşüyor.

Yetkililer, Trump'a kronik venöz yetmezlik teşhisi konduğunu söylüyor. Yaygın görülen ve hayati tehlike arz etmeyen bu hastalıkta, bacaklardan yukarı doğru kan pompalayan kapakçıkların işlevini kaybetmeye başlamasıyla kanın bir kısmı geri akarak alt bacaklarda birikiyor. 

Independent Türkçe


Maduro, Trump’a karşı koz peşinde: ABD’liler yakalanıyor

Maduro, CIA'in Venezuela'da saldırı düzenlediğinin ortaya çıkmasına rağmen ABD'yle diyaloğa açık olduklarını söylemişti (Reuters)
Maduro, CIA'in Venezuela'da saldırı düzenlediğinin ortaya çıkmasına rağmen ABD'yle diyaloğa açık olduklarını söylemişti (Reuters)
TT

Maduro, Trump’a karşı koz peşinde: ABD’liler yakalanıyor

Maduro, CIA'in Venezuela'da saldırı düzenlediğinin ortaya çıkmasına rağmen ABD'yle diyaloğa açık olduklarını söylemişti (Reuters)
Maduro, CIA'in Venezuela'da saldırı düzenlediğinin ortaya çıkmasına rağmen ABD'yle diyaloğa açık olduklarını söylemişti (Reuters)

Karayipler'de gerginlik tırmanırken Venezuela güvenlik güçleri, son aylarda en az 5 ABD'liyi yakaladı.

Kimliğinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan ABD'li bir yetkili, Washington'un Karayipler'deki askeri yığınağını artırmasının ardından Venezuela güvenlik güçlerinin gizli operasyonlar düzenleyerek 5 Amerikan vatandaşını yakaladığını belirtiyor.

Yetkili, yakalanan kişilerle ilgili hâlâ bilgi toplandığını, bunlardan bazılarının uyuşturucu kaçakçılığına karışmış olabileceğini söylüyor.  

Donald Trump yönetimi, Venezuela lideri Nicolas Maduro'nun ABD'ye karşı koz olarak kullanmak için Amerikalıları gözaltına aldığını düşünüyor.

New York Times'ın haberinde de Trump'ın eylülde Karayipler'e askeri yığınağı başlatmasıyla Venezuela yönetiminin ABD'lileri hedef aldığı yazılıyor.

Adlarının gizli tutulmasını isteyen yetkililer, yakalanan bazı kişilerin cezai işlemle karşı karşıya kalabileceğini belirtiyor.

Yakalananlar arasında üç kişi Venezuela ve ABD pasaportuna sahip, diğer iki kişiyse Venezuela'yla herhangi bir bağı bulunmayan ABD yurttaşları.

Trump, iki başkanlık döneminde de yurtdışında yakalanan Amerikalıların serbest bırakılmasını öncelik haline getirdi.

Cumhuriyetçi lider, ikinci döneminin başlamasından birkaç gün sonra rehine takası anlaşması için özel temsilcisi Richard Grenell'i Venezuela'ya göndermişti.

Grenell ve Maduro arasında şubatta yapılan görüşmenin ardından, Venezuela'da “terörist eylemler gerçekleştirmeyi planladıkları” gerekçesiyle yakalanan 6 ABD vatandaşı serbest bırakılmıştı.

Venezuela'da gözaltına alınan 10 Amerikan vatandaşı da, Trump yönetiminin El Salvador'daki hapishaneye gönderdiği 250'den fazla Venezuelalı göçmenin serbest bırakılması karşılığında temmuzda ABD'ye gönderilmişti.

Analizde, Venezuela'da Amerikalıların gözaltına alınmasının Washington'ın Latin Amerika ülkesindeki askeri operasyonlarını zorlaştırabileceğine dikkat çekiliyor.

ABD Güney Komutanlığı'nın (SOUTHCOM) eski direktörü James Stavridis şu yorumları paylaşıyor:

Maduro, Trump yönetimine karşı bu yaklaşımı benimseyerek ateşle oynuyor. Bu, Trump'ın geri adım atmasını sağlamayacağı gibi, onu gerginliği daha da tırmandırmaya teşvik edecektir.

"Uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele" gerekçesiyle Güney Mızrağı Operasyonu'nu geçen ay başlattığını duyuran ABD'nin Venezuela'ya askeri hareket düzenlemesi ihtimali haftalardır dünya gündeminde.

Amerikan ordusu, dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford'un da aralarında bulunduğu çok sayıda savaş gemisiyle birlikte 15 bin askerini bölgeye sevk etmişti.

Uyuşturucu taşıdığı iddia edilen gemilere Amerikan ordusu tarafından şimdiye dek 30 saldırı düzenlendi; en az 107 kişi öldürüldü.

Independent Türkçe, CNN, New York Times


İsviçre’deki yılbaşı faciası: Herkes çığlık atıyordu, korku filmi gibiydi

İsviçreli yetkililer, Le Constellation'daki yangında can kaybının artabileceğini söylüyor (AFP)
İsviçreli yetkililer, Le Constellation'daki yangında can kaybının artabileceğini söylüyor (AFP)
TT

İsviçre’deki yılbaşı faciası: Herkes çığlık atıyordu, korku filmi gibiydi

İsviçreli yetkililer, Le Constellation'daki yangında can kaybının artabileceğini söylüyor (AFP)
İsviçreli yetkililer, Le Constellation'daki yangında can kaybının artabileceğini söylüyor (AFP)

İsviçre'deki Crans-Montana kayak merkezinde yaşanan facia dünya gündeminden düşmüyor.

Kayak merkezindeki Le Constellation adlı barda yılbaşı kutlamalarının yapıldığı sırada çıkan yangın sonucu en az 47 kişi yaşamını yitirdi.

Valais Kantonu Emniyet Müdürü Frédéric Gisler'in açıklamasında göre gece yarısından sonra bardan duman çıktığı fark edildi. Birkaç dakika sonra da acil çağrı merkezine yangın ihbarı geldi.

Gisler, acilen bölgeye 10 helikopter ve 40 ambulans gönderildiğini bildirdi. 150 tıbbi personel de ilk müdahale için olay yerine sevk edildi.

İlk incelemelere göre 40 kişi yaşamını kaybetti, 115 kişi de yaralandı.  

Ancak İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani, bugünkü açıklamasında yangında ölenlerin sayısını 47 olarak paylaştı. İtalya sınırına yakın bölgedeki kayak merkezinde 30 İtalyan vatandaşı olduğunu belirtti.

Bunlardan 15'inin hastanede tedavi gördüğünü, diğer 15'inden ise henüz haber alınamadığını aktardı.

Yangının neden çıktığı henüz belirlenemedi. Valais Başsavcısı Beatrice Pilloud, olayla ilgili soruşturmanın sürdüğünü ve tüm ihtimallerin gözden geçirildiğini bildirdi.

Buna ek olarak olayda kaybolan 16 yaşındaki Arthur Brodard'ın ebeveynleri Christophe ve Laetitia Brodard, oğullarından henüz haber alamadıklarını söyledi.

Arthur ve arkadaşlarının "maytaplı şampanya" sipariş ettiğini anlatan ebeveynler, bundan birkaç dakika sonra patlama yaşandığını söylüyor. Kendileri o sırada barda olmayan Christophe ve Laetitia, bu bilgileri görgü tanıklarından edinmiş.

AFP'nin irtibata geçtiği görgü tanıkları da benzer bir durumdan söz etti. Axel Clavier, patlamanın ardından binada mahsur kaldıklarını ve bir camı kırarak dışarı çıktıklarını söylüyor.

Görgü tanığı, garsonların ellerindeki maytaplı şampanya şişelerini tavana çok yaklaştırması sonucu tavandaki malzeme alev aldığını belirtiyor.

CNN'in görüştüğü başka bir görgü tanığı da "Tavan alev aldıktan sonra, yaklaşık 10 saniye içinde tüm gece kulübünde yangın başladı. Hepimiz çığlık atarak dışarı koştuk" dedi.

Bara yakın bir restoranda çalışan ve yangını görür görmez olay yerine giden 26 yaşındaki Ilan Achour da Reuters'a şunları söyledi:

Herkes yanmıştı, herkes çığlık atıyordu, herkes bağırıyordu. Korku filmi gibiydi. Hayatımda hiç böyle bir şey görmemiştim. En iyi arkadaşımı kollarımda kaybettim.

Öte yandan Cenevre Üniversitesi Hastanesi'nin acil servis direktörü Dr. Robert Larribau, Zürih ve Lozan'daki yanık tedavi ünitelerinin kapasitesinin dolduğunu belirtiyor.

Yaklaşık 50 kişinin ağır yanık geçirdiğini, dün itibarıyla birçok hastanın Almanya, Fransa ve İtalya'ya nakledildiğini söylüyor.

Independent Türkçe, New York Times, BBC, Guardian, CNN