Washington ve Pyongyang üçüncü zirveye hazırlanıyor

ABD Başkanı Donald Trump ve Kuzey Kore Lideri Kim Jong-un, Hanoi zirvesinde iken (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve Kuzey Kore Lideri Kim Jong-un, Hanoi zirvesinde iken (Reuters)
TT

Washington ve Pyongyang üçüncü zirveye hazırlanıyor

ABD Başkanı Donald Trump ve Kuzey Kore Lideri Kim Jong-un, Hanoi zirvesinde iken (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve Kuzey Kore Lideri Kim Jong-un, Hanoi zirvesinde iken (Reuters)

Pek çok ABD'li yetkili, ABD Başkanı Donald Trump ile Kuzey Kore Lideri Kim Jong-un arasında üçüncü bir zirve gerçekleştirilmesi konusunda Kuzey Kore ile ABD’nin resmi olmayan görüşmeler yürüttüğünü belirtti. Bununla birlikte Beyaz Saray, bu zirvenin gerçekleşeceği muhtemel tarihi açıklamayı reddederek ABD Başkanı’nın Japonya ve Güney Kore’ye yönelik ziyareti sırasında Kuzey Kore Lideri ile bir görüşme gerçekleştirmek gibi bir gündeminin olmadığını ifade etti.
Başkan Trump, salı günü yaptığı basın açıklamasında üçüncü bir zirve ihtimaline işaret ederek, “Bildiğiniz üzere bir gün bu zirveyi gerçekleştireceğiz. Biliyorsunuz ki Kuzey Kore Lideri nükleer bir deneme yapmadı” ifadelerine yer verdi. ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo da geçtiğimi pazar günü ABD’nin ‘bir gün’ Kuzey Kore ile görüşmeleri yeniden başlatmaya hazır olduğunun sinyalini vererek Pyongyang’ın silahsızlanma konusunu masaya yatırmak istediğine işaret etti. ABD Başkanı’nın, Japonya’nın Osaka kentindeki G20 zirvesine katıldıktan sonra cumartesi günü Güney Kore’ye gitmesi bekleniyor. Yetkililer, bu ziyaret sırasında üçüncü bir zirvenin planlamasının tartışılacağını öngörüyor. Başkan Trump’ın özel Kuzey Kore Elçisi Steven Pigeon, perşembe günü Güney Kore’nin başkenti Seul’a bir ziyaret gerçekleştirecek. Amerikan yönetimi yetkilileri, bu ziyaretin Kuzey Koreli yetkililerle bir araya gelmek için fırsata çevirebileceğini düşünüyor. Bu değerlendirmelerin öncesinde ise Güney Kore Cumhurbaşkanı Moon Jae-in, üçüncü zirve düzenlemelerine ilişkin tartışmaların çoğunun kulis arkasında olduğu yönünde açıklama yapmıştı. Güney Kore Lideri, Güney Koreli Yonhap haber ajansı ile yabancı basına çarşamba günü yaptığı açıklamada ABD ile Kuzey Kore’nin üçüncü bir zirve ihtimali konusunda ‘perde ardında’ görüşmeler yürüttüğünü ifade etti. Açıklamasının devamında Moon, iki Kore arasındaki ‘çeşitli kanallar’ üzerinden de diyalog yürütüldüğünü belirtti. “Ben, Lider Kim’in nükleer silahsızlanmaya kararlı olduğuna inanıyorum” ifadelerini dile getiren Güney Koreli Lider, Kuzey Kore’nin nükleer silahsızlanması için resmi bir diyalog yok diye bir ‘donmanın’ söz konusu olmadığını söyledi. Reuters’ın aktardığına göre Moon, ABD’nin iş dünyası düzleminde görüşmeler yürütülmesi önerisinde bulunduğuna işaret ederek Kuzey Kore’yi ‘mümkün olan en kısa sürede’ müzakere masasına dönmeye çağırdı.  Kuzey Kore, BM Güvenlik Konseyi kararları ile ABD yaptırımlarına aykırı olarak senelerdir nükleer ve füze programı bulunduruyor. Öte yandan Moon, bu haftaki G20 zirvesinde Japonya ile bir zirve gerçekleştirmeye de hazır olduğunu ancak tarihi meselelerden ötürü gerginliğin yaşandığı bir durumda nihai kararın Japonya Başbakanı Şinzo Abe’ye ait olduğunu ifade etti. İki ülke arasındaki ilişkiler, Güney Kore mahkemelerinin Japon şirketlerini İkinci Dünya Savaşı sırasında zorla çalıştırdığı işçilere tazminat ödemeye mecbur eden bir dizi karar aldığından bu yana donmuş vaziyette.
Trump, Kuzey Kore ile nükleer çekişmeye ilişkin daha fazla önlem alınmasını ele almak üzere pazar günü Seul’da Güney Kore Cumhurbaşkanı ile bir araya gelmeyi planlıyor.
Moon, hem Başkan Trump’ın hem de Kuzey Kore Lideri Kim’in bir diyalog arzusunun hiç ortadan kalkmadığını, karşılıklı mesajların da bunun ispatı olduğunu ekledi. Trump ile Kim Jong-un arasındaki Vietnam zirvesinin başarısız olarak nitelenmesini kabul etmeyen Güney Kore Cumhurbaşkanı, bu zirvenin birbirlerinin tutumunu daha iyi anlamak ve istediklerini müzakere masasına sürmek adına iki taraf için de bir fırsat olduğuna işaret etti. 
Güney Kore Cumhurbaşkanı, Kore yarımadasında barış gerçekleştirme uğraşı içerisinde kuzey komşusu ile diyalogun kolaylaştırılmasında temel bir role sahip. Moon, ABD ile Kuzey Kore arasındaki müzakerelerin kolaylaştırılmasında belirleyici bir rol oynadı. Trump yönetimi, ilki Haziran 2018’de Singapur’da, ikincisi de Şubat 2019’da Hanoi’de olmak üzere Kuzey Kore ile iki zirve gerçekleştirdi. Ancak taraflar, Kuzey Kore’nin nükleer silah programını durdurmayı ve silahsızlanmayı veya Amerikan yaptırımlarının kaldırılması ile eş zamanlı olarak bunun için bir süreç oluşturmayı gerektiren net ve somut bir anlaşmaya varamadı.
Son aylarda Trump yönetimi, atışma ile geçen bir süreçten sonra Kuzey Kore ve Lideri ile olan ilişkilerini tarif ederken daha samimi bir yaklaşım benimsedi. Başkan Trump, Kuzey Kore ile bir anlaşmaya varma ihtimali konusunda daha iyimser bir tavır sergileyerek liderini defalarca övdü ve nükleer silahsızlanmaya bağlı kalırsa Kuzey Kore halkının ekonomik anlamda gelişmesi için ümit vaat eden pek çok ekonomik fırsatın sözünü verdi. Geçtiğimiz cumartesi günü Kuzey Kore Lideri Kim Jong-un, resmi Kuzey Kore basını tarafından ‘harika’ olarak nitelenen ve içeriği ilginç bir mesaj aldı. Bu mesaj, Kuzey Kore Lideri’nin bir ay önce gönderdiği ve Trump’ın gazetecilere ‘güzel ve sıcak’ bir mesaj diye tarif ettiği mesaja cevap niteliğindeydi.
Bununla birlikte Kuzey Kore, çarşamba günü, nükleer dosyaya ilişkin görüşmelerin önünde bir engel olduğunu söylediği ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’yu kınadı. Kuzey Kore Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Pompeo’yu eleştirerek Pompeo’nun son açıklamalarını, Pyongyang’a karşı ‘en düşmanca faaliyetlere bir gösterge’ olarak değerlendirdi. Pompeo, gazetecilere yaptığı açıklamada Kuzey Kore ile görüşmelerin çalışma ekipleri düzeyinde başlamasının ‘olası bir gerçek’ haline geldiğine işaret ederek ‘Kuzey Kore ekonomisinin yüzde 80’den fazlasının yaptırımlara tâbi olduğunu’ ekledi.
Ardından hemen bir düzeltme girişiminde bulunarak hata yaptığını, bu rakamın Amerikan’ın İran’a yönelik yaptırımlarının etkisine dair olduğunu belirtti. Ancak Pyongyang bu açıklamayı ‘sorumsuzca’ buldu. Kuzey Kore resmi haber ajansının aktardığına göre Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, “Pompeo’nun dediği gibi yaptırımlar, ekonomimizi yüzde 80 etkiliyorsa o zaman ABD’nin hedefi onu yüzde 100 yapmak mıdır?” sorusunu yöneltti. Fransız haber ajansının haberine göre Sözcü, konuya ilişkin açıklamasının devamında Amerikalı karar sahiplerinin düşmanca yorum ve tutumlarının durmuş halde olan diplomatik süreci yeniden canlandırmak için sarf edilen üst düzey çabaları engellediğini, ve bunun Kore yarımadasının nükleer silahsızlanmasını istemeyi ‘zorlaştırdığını’ belirtti.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.