G20 Zirvesi: Kutuplaşmalar, bölünmeler ve değişen tutumlar

 Osaka’daki zirve dolayısıyla bir araya gelen iki lider Putin ve Trump (EPA)
Osaka’daki zirve dolayısıyla bir araya gelen iki lider Putin ve Trump (EPA)
TT

G20 Zirvesi: Kutuplaşmalar, bölünmeler ve değişen tutumlar

 Osaka’daki zirve dolayısıyla bir araya gelen iki lider Putin ve Trump (EPA)
Osaka’daki zirve dolayısıyla bir araya gelen iki lider Putin ve Trump (EPA)

Japonya’nın Osaka şehrinde dün başlayan G20 Zirvesi’ne katılan liderler arasındaki ikili görüşmeler, dünyanın içinde bulunduğu durumu bir kez daha gözler önüne sererken, toplantıların ana gündemini ekonomi, ticaret, güvenlik ve terörle mücadele oluşturdu. Liderler, zirve arifesinde çekişmeli taraflar arasındaki ikili atışmalardan dolayı hüküm süren gerginliği azaltacak şekilde karşılıklı açıklamalarda bulundu. Bununla birlikte gözler bugün, ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in iki ülke arasında ‘ticari bir ateşkese’ varma emeliyle yapacağı zirveye çevrilmiş durumda.
Putin-May
Zirvenin ilk gününde yapılan ikili görüşmelerdeki son atışmalar arasında İngiltere Başbakanı Therasa May ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin görüşmesi yer alıyor. May, Putin’i, ‘Birleşik Krallık ile müttefiklerini tehdit eden istikrar sarsıcı işlerden el çekmeye’ davet etti. İngiltere’nin resmî açıklamasına göre ‘ikili ilişkilerde bir normalleşme olmayacak’.
Putin ile May, 2018 yılında eski Rus casus Sergey Skripal’in İngiltere topraklarında zehirlenmesi hadisesinden bu yana ilk kez bir araya geldi. Diplomatik bir kaynağın Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamaya göre, özellikle İngiltere tarafından yapılanlar başta olmak üzere iki ülke arasındaki duyurulmayan ziyaretler, bu görüşmeye zemin hazırladı.
Putin ile görüşmesi sırasında “(kızı Yulia ile birlikte) Skripal’e yönelik saldırının arkasında Rusya’nın olduğuna dair belirleyici kanıtlara sahip olduğunu” vurgulayan May, Londra’nın ilişkilerde bir değişim ihtimaline açık olduğunu, ancak bunun gerçekleşmesi için Moskova hükümetinin başka bir yol tercih etmesi gerektiğini ifade etti.
Londra, daha önce bu buluşmanın Rusya ile olan ilişkilerde bir normalleşme anlamına gelmeyeceğini belirtmişti.
Trump-Putin
ABD, İsrail ve Rusya Ulusal Güvenlik yetkililerinin geçen hafta Kudüs’te bir araya gelmesi ve ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun geçen ay Soçi’yi ziyaret ederek Putin ile görüşmesinden hareketle Trump ile Putin’in görüşmesi pek fazla ilgi görmedi. Bununla beraber, ABD ve Rusya liderlerinin birlikte verdiği sıcak görüntülerin yanı sıra Trump’ın G20 zirvesi arifesinde birçok tarafa yönelttiği eleştiriler kapsamında Rusya veya Putin’in yer almaması dikkat çekti.
Dün sabah G20 liderlerinin geleneksel fotoğraf çekimi öncesinde Trump, Putin’e doğru yönelmiş olarak platforma çıktı ve karşılıklı konuşma esnasında onun sırtını sıvazladı. Ardından Trump, 2016 yılındaki seçim kampanyası ile Rusya arasındaki ilişkiye dair ABD’deki meclis soruşturması devam ederken “Rusya’nın kendisini iktidara taşıyan seçimlere müdahale etmekle suçlanması” konusuyla alay etti. Rus mevkidaşından resmî olarak aday olduğu 2020 başkanlık seçimlerine müdahale etmemesini isteyip istemeyeceği sorulduğunda Trump, Putin’e dönüp yüzüne karşı alaycı bir tebessümle, “Seçimlere müdahale etme Başkan!” dedi ve sonra parmaklarını sallayarak ‘müdahale etme’ ibaresini tekrarladı. Bu cümlenin tercümesini dinlediği esnada Putin de tebessüm etti.
Rus mevkidaşı ile geçtiğimiz yıl Temmuz ayında Helsinki’de yaptığı son görüşmede Trump, oldukça uzlaşmacı bir dil kullandığı gerekçesiyle ABD’de yoğun eleştirilere maruz kalmıştı.
Trump, Putin ile olan ilişkileri hakkında, “Çok iyi. Başkan Putin ile olmaktan büyük şeref duyuyorum” ifadelerini kullanırken Kremlin, Rus liderin ABD Başkanı’nı, İkinci Dünya Savaşı zaferinin 75. yıldönümü kutlamaları için Mayıs 2020’de Rusya’ya davet ettiğini açıkladı.
Putin, “Görüşmeyeli uzun zaman oldu” diyerek, iki ülke yönetimlerinin bu esnada ‘çok iş’ yaptığına işaret etti. Batılı bir diplomatik kaynağa göre Trump ile Putin, ikili ilişkiler ve Batı Kudüs toplantısının sonuçlarının yanı sıra Suriye meselesi, ABD’nin ‘İran’ın etkinliğinin sınırlandırılması’ da dâhil olmak üzere krize dair önerisi ve genel olarak İran meselesi hakkında görüş alışverişinde bulundu.
İki üçlü buluşma
Dünkü zirve esnasında iki tane de önemli üçlü buluşma gerçekleşti. İlk üçlü içerisinde Trump, Japonya Başbakanı Şinzo Abe ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi yer aldı. İkinci üçlüyü ise Putin, Şi ve Modi oluşturuyordu. İlk görüşmede üçlü planda ekonomik ve askeri ilişkiler ile Abe’nin ABD ile Çin ve Hindistan arasında arabuluculuk çabaları ele alındı.
Putin, Şi ve Modi ile yaptığı üçlü görüşmede, “Birlikte çalışmak, gerek ülkelerimiz arasındaki ilişkileri doğrudan geliştirmek veya güçlendirmek açısından gerekse de ülkelerimizin ciddi bölgesel ve küresel sorunların çözümüne katkı sağlaması bakımından bariz faydalar sağlıyor. Rusya, Hindistan ve Çin’in uluslararası pek çok meseleye karşı tutumu, birbirine yakın ve uyumlu. Stratejik istikrar için birlikte çalışacağız” dedi.
Sözlerinin devamında Putin; Rusya, Çin ve Hindistan’ın “uluslararası ilişkilerde egemenliğe saygı ve başka ülkelerin içişlerine karışmama gibi temel ilkelerine bağlı olduğunu” belirterek, “Bu üç ülke küresel istikrarı güçlendirmek, terörle ve aşırılıkla mücadele etmek, uyuşturucu ile bağlantılı suçlar ve elektronik suçlara karşı koymak için ortak çabalar sarf ediyor. Yani, Avrupa’daki benzer güvenlik yapısının temellerini atıyor” dedi.
Japonya’nın uyumu, ABD’nin sakinliği
Abe, G20 zirvesi açılışında yeni İmparator Akihito’nun yönetimi devralması ve ‘güzel uyum’ adlı yeni bir dönemin başlamasından sona ülkenin girdiği yeni çağa uygun olarak ‘uyum’ çağrısı yaparak, “Osaka’ya hoş geldiniz. Dilerim Osaka’da hep birlikte iyi bir uyum yakalarız” ifadelerini kullandı.
Mevcut ticaret savaşının tarafları olan Çin Devlet Başkanı ile ABD Başkanı’nın ortasında duran Abe, ‘çatışmalara odaklanmak yerine ortak paydalar icat etmeye’ teşvik etti.
Trump, mesajı almış olacak ki Pekin’e yönelik yakın zamanda sarf ettiği bir dizi sert açıklamaya bakarak zirvede büyük bir sıcaklık gösterdi ve uzlaşmacı açıklamalarda bulundu. Daha önce açıktan açığa Japonya’nın askerî olarak ABD’ye bağımlı olmasını eleştiren Trump, ABD’deki Japon otomobil üreticilerinin inşa ettiği ‘harika fabrikaları’ övdü. Trump, ticaret politikasını eleştirdiği Hindistan ile de ‘bir anlaşmaya’ varmak istediğini ifade etti. Ayrıca ikili bir görüşmede Almanya Şansölyesi Angela Merkel için de ‘hoş bir kadın’ nitelemesini kullandı. Hâlbuki daha önce Almanya’yı NATO harcamalarında ‘sorumsuz’ bir ortak olmakla suçlamıştı. 
Trump-Şi
Trump, önceki gün “Çin ekonomisi çöküyor. Bir anlaşma imzalamak istiyorlar” açıklamasını yaptıktan sonra dün, Çinli mevkidaşı ile ‘yapıcı’ bir görüşme gerçekleştirmeyi beklediğini ifade etti.
Washington, ABD’nin ithal ettiği tüm Çin mallarına gümrük vergisi uygulamakla tehdit etmişti. Böyle bir şey, iki dev arasındaki ticari ve teknolojik bir çekişmede geri dönüşü olmayan bir nokta oluşturacaktır. Çinli bir yetkili, “Tek taraflılık, korumacılık ve sıkıştırmalar artıyor. Bu, ciddi bir tehdittir” ifadelerini kullandı. Uzmanlar ise G20 zirvesinde bir anlaşmaya varma şansının çok düşük olduğunu, olsa olsa Washington’un yeni gümrük vergileri dayatmasını önleyip çatışmanın yükselmesini engelleyecek bir ateşkese varılabileceğini düşünüyor. Şarku’l Avsat’a konuşan Batılı diplomatlara göre ise ABD ve Çin tarafı, altı aylık bir ateşkes ilanını içeren bir bildiri taslağı üzerine görüşüyor ki bu, müzakerelerin başarısız olması halinde ticari savaşa geri dönmeden önce bir anlaşmaya varmak için bir zaman çizelgesi mahiyetindedir. Bununla birlikte bu ihtimal bile garanti edilmiyor. Wall Street Journal gazetesi, Pekin’in ön talep olarak Washington’dan, ABD’li şirketlere, Washington tarafından ulusal güvenliğine bir tehdit olarak görülen Çinli Huawei iletişim grubu ile çalışmasını yasaklamamasını istediğini belirtti. Diplomatlar, Trump’ın tutumunun öngörülemeyeceğinin unutulmaması gerektiğini düşünüyor.
Öte yandan Pekin’e göre korumacılık ile ‘sıkıştırma yaklaşımları’ küresel sistemi tehdit ediyor. Şi, zirve münasebetiyle üç Afrikalı lider Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Güney Afrika Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa ve Senegal Cumhurbaşkanı Macky Sall ile bir araya geldi. Bu toplantıdaki tüm liderler, yükselişe geçen tek taraflı, korumacı ve sıkıştırıcı yaklaşımların ekonomik küreselleşme ve küresel sistem için ciddi bir tehdit oluşturduğuna ve gelişmekte olan ülkelerin dış çevresi için büyük zorluklara yol açtığına işaret etti.
Zirve bu öğlen kapanış oturumu ile sona erecek. Öncesinde ise Putin ile Abe bir araya gelerek Japonya ile Rusya arasında stratejik anlaşmalara imza atacak.
İran ve Türkiye
İran meselesi, Osaka’daki liderlerin ele aldığı mevzulardan biri oldu. Trump, ABD ile İran arasında askeri bir çatışmanın çıkmasına dair endişelere sebep olan gerginliklerin çözümü meselesine ilişkin olarak “Aceleye gerek yok” ifadelerini kullandı ve ekledi: “Umalım ki sonunda işe yarasın. Eğer başarılı olunursa iyi olur. Aksi bir durumda zaten duyacaksınız.”
ABD Başkanı Çarşamba günü, İran ile ‘çok sürmesini’ beklemediği bir savaşın patlak verebileceğine değindi. Ancak yaptığı açıklamalarda ‘bunun gerçekleşmemesini umduğunu’ belirtti.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da hem Trump hem de Putin ile birebir görüşmeler gerçekleştirdi. Bu görüşmelerde Rus S-400 sistemi satın alınması ve Washington’un F-35 uçakları projesinde işbirliğini dondurma tehdidinden ötürü Washington ile yaşanan gerginlikler ele alındı. Trump ile baş başa görüşmelerde Suriye’nin kuzeydoğusunda ‘güvenli bölgenin’; Putin ile de Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib’te gerilimi düşürme anlaşmasının geleceğinin masaya yatırıldığı ifade edildi.  



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.