Putin Suriye'deki önceliklerini belirlerken siyasi uzlaşıyı görmezden geliyor

BRICS ülkeleri G20 Zirvesi’nde bir araya geldi: Hindistan Başbakanı, Güney Afrika, Brezilya, Çin ve Rusya Devlet Başkanları (EPA)
BRICS ülkeleri G20 Zirvesi’nde bir araya geldi: Hindistan Başbakanı, Güney Afrika, Brezilya, Çin ve Rusya Devlet Başkanları (EPA)
TT

Putin Suriye'deki önceliklerini belirlerken siyasi uzlaşıyı görmezden geliyor

BRICS ülkeleri G20 Zirvesi’nde bir araya geldi: Hindistan Başbakanı, Güney Afrika, Brezilya, Çin ve Rusya Devlet Başkanları (EPA)
BRICS ülkeleri G20 Zirvesi’nde bir araya geldi: Hindistan Başbakanı, Güney Afrika, Brezilya, Çin ve Rusya Devlet Başkanları (EPA)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Japonya’nın Osaka şehrinde yapılan G-20 Zirvesi öncesi ve sırasında yaptığı konuşmalarda, ülkesinin ve “uluslararası toplumun” Suriye’de yerine getirmesi gereken görev ve önceliklere değindi. Putin, Suriye’de geriye kalan “gerilim odaklarının” ortadan kaldırılması, Suriye hükümetini destekleyerek mültecilerin geri dönüşü ve uluslararası insani yardımların erişiminin kolaylaştırılması, ardından da “meşru hükümet” çatısı altında Suriye ekonomisinin toparlanmasını sağlayacak olan yeniden inşa projelerinin başlatılması gibi Suriye sorununu çözecek temel unsurları belirledi.
Moskova uzun zamandır, Cenevre'deki müzakerelere geri dönüş ya da müzakere sürecini canlandırmak için çalışma umutlarına yönelik sinyallerini azaltmış durumda. Son iki yıldır, özellikle 2017 yılının başlarında yapılan “Astana Görüşmeleri”nin başlamasıyla Rusya, ateşkes dosyalarına ve Suriye’deki “Gerginliği Azaltma Bölgeleri” olarak adlandırılan alanların dağılımına odaklandı. Ancak kısa süre önce bu bölgeler, Rusya'nın Suriye rejimi lehine belirlediği büyük operasyon alanlarına dönüştü. Böylece, Suriye’nin güney bölgeleri, Halep ve Doğu Guta dosyaları kapatılırken geriye sadece haftalardır askeri gerginliklerin devam ettiği İdlib kaldı.
Bu arada Moskova, mültecilerin geri dönüşü ve yeniden yapılandırma operasyonlarını başlatma fikrini ortaya attı. Rusya, 2254 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) karar uyarınca siyasi süreci yeniden başlatma gereğine dair herhangi bir tartışma yapılmasına izin vermeden uluslararası toplumu bu iki meseleyle ilgilenmeye çağırdı.
Rus yetkililer, son iki yıldır Birleşmiş Milletler (BM) ile yaptıkları görüşmelerde, Anayasa Komisyonu’nu kurma ve çalışmalarını başlatma konusundaki çabalarında uluslararası kararların uygulanmasını kısıtlamaya odaklandılar. Moskova birçok kez, eski BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura’nın Suriye’deki siyasi geçiş süreciyle ilgili dört aşamalı vizyonuna dayanan birleşik bir siyasi çözümün başlatılması gereğini ortaya koymak isteyen uluslararası elçilerin veya Batılı ülkelerin açıklamalarını şiddetle eleştirdi.
Moskova’nın uluslararası toplumu yeniden yapılanma ve mültecilerin geri dönüşüyle ilgili tartışmaları başlatmaya ve Arap ülkelerini Esed rejimiyle ilişkilerini normalleştirmeye ikna edememesine rağmen, bölgedeki siyasi gelişmeler ve özellikle de İran dosyası ve İran’ın bölgesel politikalarına yönelik eleştirilerin artması, Moskova'ya önceliklerini yeniden düzenleme konusunda büyük bir fırsat sağladı.
Rusya birçok kez dolaylı yollardan “tüm yabancı güçlerin Suriye topraklarından çıkması gerektiğini” vurgulayarak İran’ın Suriye’den çıkarılmasıyla ilgilenmek istediğini ortaya koydu. Aynı şekilde bölgesel düzeyde siyasi eylemleri için mümkün olan en geniş desteği sağlamak amacıyla bir yandan Türkiye ve İran ile koordinasyonunu devam ettirirken diğer yandan İsrail ve Arap ülkeleriyle yakın temaslarını sürdürdü. Bu çabalar, İsrail, Rusya ve ABD’nin güvenlik birimi başkanlarının üçlü bir zirve yapmaları fikrinin kabul edilmesiyle sonuçlandı. Sızan bazı bilgilere göre ABD, Rusya’ya, Esed rejiminin kalması karşılığında İran’ın Suriye’deki varlığının sona erdirilmesi şeklinde bir teklifte bulundu. Her ne kadar Moskova, bir “anlaşmanın” olgunlaşmaya başladığını reddetse de, müzakere kapısını açık bıraktı.
Şarku’l Avsat’a konuşan Rus kaynaklara göre Moskova, şuana kadar elde edilenlerle birlikte Suriye konusunda anlaşmalara ulaşma olasılığını değerlendiriyor. Çünkü bunun baltalanması, Suriye’ye kaosun yeniden dönmesi ve tüm bölgesel tarafların çıkarlarını karşılayan daha geniş bir çerçevede çalışmak zorunda kalınması anlamına geliyor. Bu da dosyanın İran’ın Suriye'deki varlığını ele almakla sınırlı kalmaması demek oluyor. Bu durum, Rusların Batı Kudüs’teki üçlü güvenlik toplantısının “Ortadoğu’daki sorunları tartışmak için kalıcı bir mekanizma” haline gelebileceğini yönündeki ısrarlarını açıklıyor.
“Meşru hükümete karşı kanlı bir isyan”
Rusya Devlet Başkanı Putin’in Osaka Zirvesi oturum aralarında yapılan BRICS Grubu görüşmeleri sırasındaki sözleri, bu bağlamda anlaşılabilir. Rusya’nın Suriye’deki önceliği, Suriye dosyasıyla “iç savaş” ya da rejim ile muhalifler arasındaki anlaşmazlığı çözme temelinde mücadele etmeyi çoktan bırakmış olan Moskova’nın “gerilim odaklarının” ortadan kaldırılmasını tamamlamasıdır. En iyi ihtimalle, tüm muhaliflerin terörist olarak suçlanmaması halinde, “meşru hükümete karşı kanlı bir isyan” başlaması fikri üzerinde duruluyor.
Bununla birlikte uluslararası toplumun G-20 Zirvesi sırasında ve sonrasında Putin tarafından belirtilen “önceliklerle” ilgileneceği varsayılabilir.
Öte yandan Putin BRICS liderleriyle yaptığı toplantıda şu dikkat çekici sözleri sarf etti;
“Suriye'deki acil önlemler, (gerilim odaklarının ortadan kaldırılması, mültecilerin geri dönüşü ve ekonominin canlandırılması) Afganistan, Venezuela, Ortadoğu veya Kore Yarımadası'ndaki diğer krizlerin ve çatışmaların çözümüne giden yoldur.”
“Suriye’de zafere giden yolun riskli”
Rusya’nın Suriye meşru hükümetine verdiği destek sayesinde akan kanın büyük ölçüde durdurulabildiğini söyleyen Putin, “Suriye’de zafere giden yolun” “riskli” olduğunu da inkar etmedi. Putin daha önce “Financial Times” gazetesine verdiği demeçte, “Rusya’nın Suriye’deki çabalarının sonucu beklediğimizden daha yüksek. Ancak bununla birlikte krize müdahale riski de oldukça fazla” demişti. Rusya Devlet Başkanı şöyle devam etti;
“Bu konuyu daha önce iyice düşündüm. Tüm koşulları, artıları ve eksileri değerlendirdim. Bununla birlikte, Rusya’nın etrafındaki gelişmelere ilişkin senaryoları ve bunun ne gibi yan etkileri olabileceğini ölçtüm. Sadece askeri komutanlarla değil, diğer üst düzey yetkililer ve bakanlarla da konuştum. Son tahlilde, Suriye dosyasına aktif katılımımızın olumlu sonuçlarının, Rusya ve çıkarlarına karşı sınırlarımızın yakınında büyüyen uluslararası terör gücüne müdahale etmeme ve pasif kalmamızın sonuçlarından çok daha etkili olacağına karar verdim.”
Söz konusu sonuçları sıralamadan önce Suriye dosyasına müdahale etme kararını değerlendiren Putin, “Birincisi, çok sayıda isyancı ortadan kaldırıldı. İkincisi, coğrafi olarak bize yakın olan bir bölgede istikrarı sağlamayı başardık. Üçüncü olarak, Rusya'nın kendi içindeki güvenliğini doğrudan garanti altına aldık. Dördüncü olarak ise bölgedeki tüm ülkelerle iyi ve pratik ilişkiler kurduk ve Ortadoğu’daki konumlarımızı daha istikrarlı hale getirdik. Bu durum, her şeyden önce devlet kurumlarını korumayı ve yeni bir kaos yaşanmasını önlemeyi başardığımız Suriye’nin kendisiyle ilgili. Son olarak, barışçıl atmosferdeki herhangi bir tatbikatta hayal edilemeyecek bir deneyim edinen silahlı kuvvetlerimizi önemli ölçüde geliştirdik” ifadelerini kullandı.
Bir Rus kaynağına göre Putin, böylece Suriye’ye yönelik Rus müdahalesinin sonuçlarını analiz ederken Rusya’nın “sahadaki operasyonel dosyalar” konusunda bir sonraki hamleyi belirlemeye yönelik mevcut tutumunu da ortaya koydu.
Gelişmelerin, Cenevre görüşmelerinin ötesine geçtiğini söyleyen Putin, ihtiyaç duyulan siyasi çözümün daha gerçekçi bir şekilde anlaşılmasının, daha sonra seçimlerin önünü açacak yeni bir anayasaya dayandığını, ülkedeki geniş kapsamlı bir ekonomik canlanma ve yeniden yapılanma süreciyle vatandaşların yaşam koşullarını iyileştirileceğini ve mültecilerin geri dönüşüne yönelik engellerin kaldırılmasını sağlayacağını söyledi.



Trump, kadın muhabirin sözünü kesti: Sessiz ol

ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)
TT

Trump, kadın muhabirin sözünü kesti: Sessiz ol

ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Barack Obama'nın "Yönetimde kadınlar olsaydı işler daha iyi yürürdü" ifadesine itiraz ederek gazetecilere şunları söyledi: "Bu çok saçma. Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade" (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, basınla yaşadığı son gergin diyalogda bir kadın muhabire "sessiz olmasını" söyledi ve ardından kadınların erkeklerden daha iyi yönetim sergilediği fikrini "çok saçma" bularak reddetti.

80 yaşındaki başkan bu ifadeleri cumartesi günü Tennessee'de oynanacak üniversite düzeyindeki Amerikan futbolu maçı için yola çıkmadan önce, Beyaz Saray'ın önünde gazetecilerle konuşurken dile getirdi.

Başkanın geçen hafta CNN, MS NOW ve Politico'nun Beyaz Saray'a girişini yasaklamasının ardından bir kadın gazeteci Trump'a Beyaz Saray basın havuzunda sadece kendisini "destekleyen" yayın organlarının mı yer almasını istediğini sordu. Federal bir yargıç perşembe günü bu kararı engellemiş olsa da Trump cumartesi günü CNN'in başkanlık uçağı Air Force One'a alınmasını engelledi ve bu kanalın yerine LindellTV'yi dahil etti.

Trump, "Hayır, hayır" diye yanıt verdi.

Sizinki gibi yalan haberler değil, doğru haberler istiyorum. Dinleyin, doğru haberler istiyorum. Açık ve özgür basını severim. Sevmediğim şey yalan haber.

Trump sözlerine CNN ve MS NOW'ın reytinglerinin düşük olduğunu öne sürerek devam etti. Aynı muhabir, yani MS NOW'dan Akayla Gardner, "Zor sorular istemiyor musunuz?" diye ek bir soru sorduğunda ise Trump onun sözünü kesti.

Trump işaret parmağını kaldırarak, "Bekle, bekle, sessiz ol" dedi.

Sevmediğim şey yalan haberler. Ve onlar yalan haber yapıyor.

Gazetecileri taraflı ve adil olmayan haberler yapmakla suçlayan Trump basınla uzun süredir kavgalı. Ayrıca daha önce gazetecilere yönelik kişisel hakaretlerde bulunmuş ve bazılarının cezalandırılması gerektiğini ima etmişti.

Trump sıklıkla kadın muhabirleri hedef alıyor. Haziranda CNN muhabiri Kaitlan Collins'e sert tepki göstermiş, onun "gözlerinde nefret olduğunu" ve "yüzünde hiç gülümseme görmediğini" söylemişti. Daha önce de Collins'in Beyaz Saray balo salonuyla ilgili sorular sormasının ardından onu "aptal ve edepsiz" diye nitelemişti.

Geçen kasımda Trump, Jeffrey Epstein hakkında soru sormaya çalışan Bloomberg muhabiri kadına "Sessiz ol, domuzcuk" demişti. Beyaz Saray'ın bu söze getirdiği açıklama, Trump'ın "herkese karşı son derece açık ve dürüst" olduğuydu.

Cumartesi sabahı Trump'a eski ABD Başkanı Barack Obama'nın kadınların yönetimde olmasıyla ilgili bu haftaki yorumları da soruldu.

Obama pazartesi günü, "Kadınları iki yıl kadar bütün hükümetlerin başına getirseniz ve ardından işlerin nasıl gittiğine baksanız, her şeyin mükemmel olmayacağına ama daha iyi olacağına güçlü biçimde inanıyorum" demişti.

Trump bu konuda, "Bu çok saçma" yorumunu yaptı.

Kadınları çok severim. Bence harikalar. Ama ne kadar da saçma bir ifade.

Trump başka birçok konuya da değindi. Bir kez daha "süper zeka" diye tanımladığı yapay zekanın geliştirme çalışmalarını Birleşik Devletler'in "frenlemeyeceğini" söyledi.

Bunun yanı sıra Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'ye, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşını sona erdirmek için "bir anlaşma yapması" çağrısında bulundu ve ABD'nin Hürmüz Boğazı üzerinde "tam kontrole" sahip olduğunu öne sürdü.

Independent Türkçe


İran ordusu: Savaş bitmedi, ülke hassas bir aşamadan geçiyor

İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)
İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)
TT

İran ordusu: Savaş bitmedi, ülke hassas bir aşamadan geçiyor

İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)
İran Ordu Komutanı Emir Hatemi, pazar günü askerlerinin oluşturduğu kalabalığa hitap ederken (IRNA)

İran Ordusu Başkomutanı Tümgeneral Emir Hatemi, pazar günü savaşın “sona ermediğini” söyleyerek “ağır saldırılar” tehdidinde bulundu. ABD Başkanı Donald Trump ise İran’ın “teslim olması” halinde çatışmaların “yakında” sona ereceğini öne sürdü.

Fransız Haber Ajansı AFP’den  aktardığı habere göre İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Deniz Kuvvetleri, “Remus 600” tipi ABD’ye ait insansız denizaltıyı ele geçirdi. Denizaltının Hürmüz Boğazı’nda “casusluk görevleri” yürüttüğü belirtildi.

Açıklamada, denizaltının istihbarat kapasitesi ve elektronik harp tekniklerinin kullanıldığı “koordineli ve karmaşık bir operasyon” sonucunda ele geçirildiği belirtildi. Denizaltının içinde depolanan verilerin çıkarılması için İranlı uzmanların kontrolüne alındığı kaydedildi. ABD ordusundan ise henüz konuya ilişkin açıklama gelmedi.

Tahran, eylül ayı içinde ikinci kez insansız bir ABD denizaltısını ele geçirdiğini duyurmuş oldu. Devrim Muhafızları, 8 Eylül’de de başka bir ABD insansız denizaltısını kontrol altına aldığını açıklamıştı. ABD ordusu daha sonra deniz insansız araçlarından birinin “arızalandığını” bildirmiş ancak aracın İran tarafından ele geçirilip geçirilmediğine ilişkin bilgi vermemişti.

Bu açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın cumartesi günü İran hükümetinin Hürmüz Boğazı’nı yeniden açma ve çatışmaları yedi gün içinde sona erdirme önerisini reddetmesinin ardından geldi. Tahran ise iki taraf arasında İslamabad’da varılan mutabakat zaptına yakın şartlarda ısrar ediyor. Söz konusu mutabakat, İran’ın boğazdaki gemilere yönelik saldırılarına yeniden başlamasının ardından çökmüştü.

cdvfhyj
“F/A-18 Super Hornet” savaş uçağı, Orta Doğu sularında bulunan ABD Donanması’na ait “USS George Washington” uçak gemisinden kalkışa hazırlanırken (CENTCOM)

Şarku’l Avsat‘ın İran resmi haber ajansı IRNA’dan aktardığı habere göre Ordu Komutanı General Emir Hatemi, Tahran’da düzenlenen bir konferansta yaptığı konuşmada, İran’ın karşı karşıya olduğu rakiplerinin “yanlış hesaplarından” birinin İran liderinin ve çok sayıda üst düzey komutanın öldürülmesinin ülkenin çökmesine yol açacağını düşünmeleri olduğunu söyledi.

Hatemi, “Tek bir komutan bile geri adım atmadı. Herkes kararlılıkla ayağa kalktı, direndi ve ülkeyi savundu” dedi. Hatemi, ABD’yi İran içinde karışıklık çıkarmaya çalışmakla suçlayarak Trump’ın İranlılar üzerinde baskı kurup onları isyana ve ardından iç savaşa sürüklemek istediğini öne sürdü.

Hatemi, Trump’ın Venezuela’ya ilişkin son açıklamalarına atıfta bulunarak ABD’nin aynı senaryoyu İran’da uygulamak istediğini ancak İranlıların buna izin vermeyeceğini söyledi. İranlı komutan, “dayatılan savaşın hassas ve kader belirleyici aşamalardan geçtiğini” belirterek “Savaş bitmedi. Zafer kazandık ancak bu zaferi korumamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Hatemi, “Saldırgan düşman ağır darbeler aldı ancak İran askerlerinden gelecek ağır darbelere karşı hazırlıklı olması gerekiyor” dedi.

İran’ın ticaretten mahrum bırakılmasını kabul etmeyeceğini belirten Hatemi, yabancı aktörlerin bölgedeki stratejik su yollarını kullanmasına karşı çıktı.

Hatemi, “İran ticaret yapamazsa, İran yaşayamazsa hiç kimse ticaret yapamaz ve yaşayamaz” dedi. Hürmüz Boğazı’nı “izzetimizin ve onurumuzun boğazı” olarak nitelendiren Hatemi, “ülkenin düşmanlarının İran halkı bu geçitten mahrum bırakılırken bu büyük lojistik koridoru kullanmasına izin verilmeyeceğini” söyledi.

İran ordusu ABD saldırısını ihtimal dışı bırakmıyor

İran Ordusu Sözcüsü Muhammed Ekremi-Niya da silahlı kuvvetlerin yeni bir ABD saldırısına karşı “tamamen hazır” olduğunu söyledi. ABD’nin İran’a yeniden saldırması halinde “daha büyük zararlara” uğrayacağı uyarısında bulundu.

jyumk
İran Ordusu Sözcüsü Emir Ekremi-Niya (Arşiv - Daneshju)

Ekremi-Niya, ABD’nin bölgedeki koşullarının “iyi olmadığını” belirterek bunun Washington’ı “askeri saldırganlığa” yöneltebileceğini söyledi. İran ordusunun herhangi bir saldırıyla mücadele etmek için “her açıdan” hazır olduğunu vurguladı.

Washington’ın, Hamas ve Hizbullah’a yönelik saldırılar ile Beşşar Esad yönetiminin devrilmesi ve İran’daki gelişmelerin ülkeye saldırmak için uygun koşulları oluşturduğunu düşünerek yanlış hesap yaptığını savundu.

İran’ın 28 Şubat’taki saldırılara karşılık verdiğini belirten Ekremi-Niya, İran Hava Kuvvetleri’nin 2 Mart’ta Kuveyt, Katar ve Irak Kürdistan Bölgesi’nde operasyonlar düzenlediğini söyledi. “Füzelerimiz ve insansız hava araçlarımız düşmana ezici bir karşılık verdi” dedi.

Ekremi-Niya, Trump’ı İran’ı bölmeye çalışmakla suçlayarak “Saddam gibi üçüncü savaşta da ülkeyi bölmeye çalıştı ancak ikisi de başarılı olamadı” ifadelerini kullandı.

Wall Street Journal gazetesi ise adını açıklamadığı ABD’li yetkililere dayandırdığı haberinde Trump’ın özel görüşmelerinde, kasım ayında yapılacak ara seçimlerin ardından ABD’nin bombardıman kampanyasını yeniden başlatma ihtimalini dile getirdiğini bildirmişti.

Trump pazar günü İran’la savaşın “yakında” sona ermesini beklediğini söyledi. İran’ın “teslim olmasıyla” petrol fiyatlarının “düşeceğini” öne süren Trump, fiyatların “çakılacağını” ifade etti. ABD’nin önceki gece limanlardan “rekor miktarda” petrol çıkardığını ve bunun savaş öncesinde çıkarılan miktardan daha fazla olduğunu söyledi.

Hürmüz güzergâhları

İran Genelkurmay Sözcüsü Tuğgeneral Ebu’l Fazl Şekarci, cumartesi akşamı Hürmüz Boğazı’nın yönetiminin İran’ın elinde olduğunu söyledi. Şekarci, devlet televizyonuna verdiği röportajda “İran’ın belirlediği güzergâhın dışında geçmek isteyen hiçbir gemi güvende olmayacak” dedi.

İran’da su yolunun yönetiminden sorumlu kurum da gemi sahiplerini “yasa dışı” olarak nitelendirdiği güzergâhları kullanmamaları konusunda uyardı. İran medyasının kurumun açıklamasına dayandırdığı haberlere göre talimatlara uyulmaması, gelecekte gemilerin Hürmüz Boğazı’ndan geçişine kısıtlamalar getirilmesine yol açabilir.

Kurum, söz konusu güzergâhların kullanılmasının mali riskler ve mürettebatın hayatı açısından tehlikeler barındırdığını belirterek gemi sahiplerinden bu ihlallerin önlenmesi için gerekli tedbirleri almalarını istedi.

Kuralların ihlal edildiği tespit edilen kiracı şirketlerin “ihlal eden şirketler listesine” alınabileceği ve bunun söz konusu şirketlerle bağlantılı tüm gemilerin gelecekteki geçişlerine kısıtlama getirilmesine yol açabileceği belirtildi.

Kurum ayrıca bir geminin sahipleri tarafından gönderildiğini belirttiği bir mektubun görüntüsünü yayımladı. Mektupta gemi sahiplerinin kiracı şirketin doğrudan talimatı üzerine boğazdan “izinsiz” geçiş yaptıkları ve İran makamlarının talep ettiği prosedürleri tamamlamadıkları için özür diledikleri öne sürüldü. İran’ın iddiasına göre gemi sahipleri, gemilerinin ve şirketlerinin ihlal listesinden çıkarılmasını talep etti.

cdfvgthyj
Tahran sokaklarından birinde İran’ın eski dini lideri Ali Hamaney ile eski Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin fotoğraflarının yer aldığı bir propaganda panosu (EPA)

Bu adımlar, boğazdaki deniz trafiğinin hâlâ ciddi ölçüde kısıtlandığı bir dönemde atıldı. Savaşın 28 Şubat’ta başlamasından önce dünya genelinde ticareti yapılan petrol ve sıvılaştırılmış doğal gazın yaklaşık beşte biri Hürmüz Boğazı’ndan geçiyordu. Ancak İran’ın saldırıları ve tehditleri gemi trafiğinde keskin düşüşe yol açarken ABD de İran limanlarına abluka uyguladı.

İran, geçiş yapan gemilerden çevrenin korunması gibi hizmetlerin finansmanında kullanılmak üzere “hizmet bedeli” olarak adlandırdığı bir ücret almayı planladığını söylüyor. ABD ise bu uygulamaya karşı çıkıyor.

Washington, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol kapasitesini küçümsedi. Axios’un haberine göre ABD’li müzakereciler geçen hafta gerçekleştirilen dolaylı görüşmeler sırasında İran tarafına Tahran’ın boğazı kontrol etmediğini ve dolayısıyla boğazla ilgili taleplerde bulunamayacağını söyledi.

Trump ise İran’ın boğazı yeniden açma önerisini reddetmesinin ardından ABD’nin boğaz üzerinde tam kontrole sahip olduğunu söyledi.

Tahran, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin “yedi günlük plan” olarak nitelendirdiği öneriyi Katar üzerinden iletmişti. Buna göre Washington’ın başta ABD’nin deniz ablukasını ve petrol satışlarına yönelik yaptırımları kaldırması olmak üzere İran’ın şartlarını kabul etmesi halinde boğaz yedi gün içinde yeniden açılacaktı.

Şekarci, ABD’yi boğaza müdahale etmemesi konusunda uyararak “Amerikalıların hayatta kalmak için önünde tek bir yol var: Batı Asya bölgesinden çıkmak. Ne kadar hızlı çıkarlarsa kayıpları o kadar az olur” dedi.

Şekarci, “Amerikalılar Hürmüz Boğazı’na müdahale etmeyi hayal etsin. Eğer Hürmüz Boğazı’na müdahale ederlerse bir tokat yiyecekler” ifadelerini kullandı.

İran’ı “küresel bir güç” olarak nitelendiren Şekarci, Tahran’ın ABD’nin “yeni dünya düzenindeki eski konumuna” dönmesine izin vermeyeceğini söyledi.


Trump bu hafta İran’la yeni bir müzakere turu bekliyor

ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Chicago’daki O’Hare Uluslararası Havalimanı’na gelişinde gazetecilere konuşurken (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Chicago’daki O’Hare Uluslararası Havalimanı’na gelişinde gazetecilere konuşurken (AP)
TT

Trump bu hafta İran’la yeni bir müzakere turu bekliyor

ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Chicago’daki O’Hare Uluslararası Havalimanı’na gelişinde gazetecilere konuşurken (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Chicago’daki O’Hare Uluslararası Havalimanı’na gelişinde gazetecilere konuşurken (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve nükleer müzakerelerin yeniden başlatılmasını, ABD’nin deniz ablukasının kaldırılması ve bölgedeki ateşkesin yeniden tesis edilmesine bağlayan önerisini reddetmesinin ertesi günü, bu hafta İran’la yeni bir müzakere turu yapılmasını beklediğini söyledi.

Trump,bugün (Pazar) Axios’a verdiği mülakatta, “Bu hafta İran’la daha fazla görüşme yapılmasını bekliyorum. Bir anlaşmaya varmak istiyorlar ancak bu benim yapmak istediğim anlaşma değil. Bu, belki de bir yıl önce kabul edebileceğimiz bir anlaşma. Ellerindeki kozları olduğundan fazla değerlendirdiler” dedi.

Bölgesel kaynaklar Trump’ın beklentilerini Axios’a doğrulayarak ABD ile İran arasında yeni bir dolaylı müzakere turunun pazartesi günü başlayabileceğini söyledi. Ancak kaynaklar, iki taraf arasındaki anlaşmazlıkların aşılıp aşılamayacağının henüz net olmadığını belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu çalışmalarına katıldıktan sonra Tahran’a dönmesine rağmen Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin ekibi New York’taki diplomatik temaslarını sürdürüyor.

Anlaşmazlığın başlıca noktalarından biri müzakerelerin kapsamıyla ilgili. İran, Hürmüz Boğazı ve ABD’nin deniz ablukasına odaklanılmasını isterken Trump yönetimi Tahran’dan nükleer programı konusunda taviz vermesini talep ediyor. Trump, ABD’nin İran’a yönelik saldırılarına yeniden başlayıp başlamayacağı sorusuna ise “Bunu her zaman düşünüyorum” yanıtını verdi.

bghj
ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü Maryland eyaletindeki Andrews Hava Üssü’nde başkanlık uçağına binerken (AP)

Trump ayrıca ABD ordusunun Hürmüz Boğazı’ndan büyük miktarlarda petrol geçişini kolaylaştırdığını belirterek savaşın başlamasından bu yana en yüksek miktarda petrolün hafta sonunda boğazdan geçtiğini söyledi. Trump, “20 milyon varilden fazla” dedi.

ABD Savunma Bakanlığı’ndan bir yetkili de Trump’ın açıklamalarını Axios’a doğrulayarak cuma gecesi Hürmüz Boğazı üzerinden 22 milyon varil petrol ihraç edildiğini belirtti.

Katar, değiştirilmiş formül için arabuluculuk yapıyor

ABD’nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner, geçen salı günü New York’ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları kapsamında İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile yeni bir dolaylı müzakere turu gerçekleştirdi.

Görüşmelerde Katarlı yetkililer de yer aldı ve iki taraf arasında mesajların iletilmesini sağladı. Arakçi, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve nükleer müzakerelerin yeniden başlatılması için İran’ın şartlarını Witkoff ve Kushner’a iletti.

İran, ABD’nin deniz ablukasını kaldırması, petrol satışlarına yönelik yaptırımları iptal etmesi ve bölgede ateşkesin yeniden yürürlüğe konulması karşılığında Hürmüz Boğazı’nın bir hafta içinde yeniden açılmasını ve nükleer müzakerelerin tekrar başlamasını önerdi.

Trump, cumartesi günü İran’ın önerisini reddetti. Ancak bir ABD’li yetkili ile bölgesel kaynaklar Axios’a, Katarlı arabulucuların bir anlaşmaya varılması amacıyla iki taraf arasındaki temaslarını sürdürdüğünü söyledi.

Katar Başbakanı perşembe günü New York’ta İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile bir araya gelerek Trump yönetimiyle yapılabilecek anlaşmayı görüştü. Katar Başbakanı kısa süre sonra üst düzey Katarlı yetkililerle birlikte Witkoff ile görüştü ve kendisini müzakereler hakkında bilgilendirdi.

Dolaylı müzakereler hakkında bilgi sahibi bölgesel bir kaynak, Katarlı arabulucuların İran’ın ilk önerisini iki tarafla görüştüğünü ve incelemeleri için her iki tarafa da uzlaşı sağlayabilecek yeni bir öneri sunduğunu söyledi.

Katarlı arabulucular hafta sonu boyunca öneri metninde yapılacak değişiklikler konusunda İranlı ve Amerikalı müzakerecilerle ayrı ayrı temaslarını sürdürdü.

Arabulucuların pazartesiden itibaren Arakçi ve Witkoff ile ayrı ayrı görüşmeler gerçekleştirmesi bekleniyor.

Arakçi resmi yanıtı bekliyor

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, pazar günü NBC News’e yaptığı açıklamada Trump’ın İran’ın önerisini reddettiğini açıklamasına rağmen Tahran’ın diplomatik bir çözüm istediğini söyledi.

Arakçi, ABD’de yapılacak ara seçimlerin Tahran’ın hesaplarında yer almadığını belirterek “Biz yalnızca ulusal çıkarlarımızla ilgileniyoruz. Müzakerelere hazırız” dedi.

Arakçi, “Başkan Trump’ın bu anlaşmayı reddettiğini duyduğumuz halde... arabulucular üzerinden resmi bir yanıt beklemeyi sürdürüyoruz” diye konuştu.