Griffiths, barış sürecini canlandırma kapsamında gerçekleştireceği geziye Lavrov ve yardımcısı ile görüşerek başlıyor

Griffiths, barış sürecini canlandırma kapsamında gerçekleştireceği geziye Lavrov ve yardımcısı ile görüşerek başlıyor
TT

Griffiths, barış sürecini canlandırma kapsamında gerçekleştireceği geziye Lavrov ve yardımcısı ile görüşerek başlıyor

Griffiths, barış sürecini canlandırma kapsamında gerçekleştireceği geziye Lavrov ve yardımcısı ile görüşerek başlıyor

Birleşmiş Milletler (BM) Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths, Yemen krizinin çözümüne ilişkin siyasi dosyayı canlandırmak için gerçekleştireceği tur çerçevesinde yarın Rusya'ya hareket edecek. Griffiths'in Rusya’ya gerçekleştireceği bir günlük ziyaret kapsamında Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Yardımcısı Sergei Verchinen ile görüşmesi bekleniyor. Bir BM yetkilisi, Rusya ziyaretinin önemli olduğunu belirterek, Rusya’nın hem önemli bir ortak hem de BM Güvenlik Konseyi'nin daimi bir üyesi olduğunu söyledi.
BM Yemen Özel Temsilcisi Griffiths, Rusya ziyaretini tamamladıktan sonra Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Umman Sultanlığı’na yönelecek. BM Yemen Özel Temsilcisi veya elçilik ofisi tarafından, elçinin Husi yetkilileriyle görüşmek üzere Sana'yı ziyaret edip etmeyeceğini henüz açıklanmadı. Ancak bazı gözlemciler, Griffiths’in Umman ziyaretinin, Muhammed Abdüsselam gibi burada bulunan Husi yetkilileri ile bir araya geleceğini göstergesi olduğunu düşünüyorlar.
Griffiths, Yemen Cumhurbaşkanı Abdurrabbu Mansur Hadi’nin kendisini “görevini suiistimal etmekle” itham etmesinin ardından geçtiğimiz hafta Yemen hükümeti yetkilileriyle bir araya gelmişti. Bir Yemen hükümet kaynağı, Yemen hükümetinin geçtiğimiz yılın sonunda yapılan İsveç-Yemen istişarelerinin çıktılarından biri olan Hudeyde anlaşmasının ilk aşamasını uygulamaya yönelik vizyonunu sunduğunu açıkladı. Yemen hükümetinin yeniden konuşlandırmaya ilişkin vizyonunun anlaşmazlıkların üstesinden gelinmesini esas aldığını kaydeden kaynak, bu konunun Yemen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Ali Muhsin el-Ahmer’in 26 Haziran'da Riyad'da Griffiths ile gerçekleştirdiği görüşmede ele alındığını söyledi.
Yemeni hükümetinin sunduğu vizyon, üzerinde anlaşılacak belirli bir zaman dahilinde Husi milislerinin limanlardan ve Hudeyde kentinden çekilmesini, güvenliğin ilgili yasa uyarınca güvenlik güçlerine ve Sahil Güvenlik'e teslim edilmesini ve sürenin dolmasıyla birlikte kararın uygulanmaması halinde belirli bir mekanizmaya göre hareket edilmesini içeriyor.
Husi ihlalleri 6 bini aştı
Şarku’l Avsat’a konuşan Hudeyde Vali Vekili Velid el-Kadimi, Yemen Cumhurbaşkanı Yardımcısı el-Ahmer ile Griffiths arasında gerçekleşen toplantı sırasında İsveç anlaşmasına geri dönülmesi konusunun ele alındığını söyledi. BM izleme ve denetleme ekibinin yokluğunda Husiler tarafından yapılan ihlallerin sayısının 6 bin 500’ü aştığını belirten el-Kadimi, bu konunun BM tarafından ciddiyetle ele alınmasının zorunlu olduğunu söyledi.
Yemen hükümeti, imzalanan anlaşmanın özüne ve ruhuna uygun olarak BM Yemen Özel Temsilcisi’nin İsveç anlaşmasını uygulama yönünde takip ettiği yolu düzeltme teşebbüsünü yineledi ve uluslararası elçi ile tekrar çalışmaya geri dönüşünün temel şartının bu olduğunu belirtti. Şarku’l Avsat’a konuşan Yemenli siyasetçiler, birkaç başkenti ziyaret etmeyi planlayan Griffiths'in görevinin birtakım düğümler dolayısıyla başarısızlık riskinin yüksek olduğunu dile getirdiler. Yemenli resmi kaynakların aktardığına göre Yemen Dışişleri Bakanı Yardımcısı Büyükelçi Muhammed el-Hadrami, dün Yemen'deki İngiltere Büyükelçiliği Temsilcisi Fiona Walker ile bir araya geldi. İkili, ülkeler arasındaki ikili ilişkileri ve onları çeşitli alanlarda güçlendirmenin ve geliştirmenin yolları ile barışı sağlama çabalarını ele aldı.
Büyükelçi el-Hadrami, İngiltere’nin Yemen’deki meşru hükümete ve barış çabalarına verdiği desteği takdir ederken, Cumhurbaşkanı Abdurrabbu Mansur Hadi tarafından temsil edilen siyasi liderliğin desteğini ve hükümetin barış çabalarının başarısına yönelik kararlılığını vurguladı.
Yemen Resmi Haber Ajansı'nın (SABA) haberine göre el-Hadrami, Yeniden Düzenleme Koordinasyon Komitesi'nin (RRC), “Husilerin Hudeyde, Salif ve Ras İsa limanlarından çekilmesine ve üçlü denetim mekanizmasına ilişkin rolünün etkinleştirilmesinin önemine” vurgu yaptı. Ayrıca Yemen hükümetinin, İsveç anlaşmasının özüne ve ruhuna uygun olarak barış sürecinin yeniden hayata geçirilmesi çabalarına olumlu olarak katılacağını belirtti.
Hadrami, Husilerin limanlardan tek taraflı geri çekilme tiyatrosunun farkında olduklarını ve bunu kabul etmeyeceklerini bir kez daha dile getirdi. Yemen hükümetinin yeniden BM Yemen Özel Temsilcisi ile birlikte hareket etmesinin söz konusu oyunu kabul ettiği anlamına gelmediğini ifade eden Hadrami, bilakis hükümetin yaklaşımının barış sürecinin yeniden yönlendirilmesine ve üzerinde uzlaşıya varılan hususlar doğrultusunda takip edilen yolun tashih edilmesine odaklanacağını belirtti. BM’nin Hudeyde anlaşmasına bağlılığının önemine dikkat çeken Hadrami, RRC’nin ve BM misyonunun görevinin ilgili anlaşmanın yeniden müzakere edilmesini içermediğini kaydetti.
Husiler süreci zorlaştırıyor
Yemen Dışişleri Bakanı Yardımcısı, uluslararası arabuluculuk süreci sırasında milislerin anlaşmanın uygulanmasına ilişkin engeller çıkardığının açıklanmamasının uluslararası elçinin görevine yardımcı olmadığını, bilakis elçinin görevini zorlaştırdığını belirtti. Bununla birlikte hükümet kaynakları, Yemen'deki İngiltere Büyükelçiliği Temsilcisi'nin, BM Yemen Özel Temsilcisi ve Yemen hükümetinin sarf etmiş olduğu çabaları desteklediklerini, İngiltere’nin üç referans noktası uyarınca Yemen’de adil ve sürdürülebilir bir barışı sağlama konusundaki kararlılıklarını dile getirdiğini aktardı.
Griffiths'in Husileri İsveç anlaşmasını uygulamaya ikna etmekte başarılı olup olamayacağına dair pek çok şüphenin dile getirildiği bir zamanda Şarku’l Avsat’a konuşan Yemenli yazar Vidah el-Celil, BM Temsilcisi Griffiths'in bu kez Rusya’ya yönelmesinin, Yemen krizinde daha fazla karmaşıklığa işaret ettiğini söyledi. Ayrıca Celil, Griffiths'in Moskova ziyaretinin, Rusya'nın Yemen Büyükelçisi Vladimir Dedushkin'in daha önce yaptığı açıklamalarla bağlantılı olduğunu belirtti. Büyükelçi Dedushkin ilgili açıklamasında, olası bir barış anlaşmasında Güney Yemen’in önemine ve temsilinin ehemmiyetine atıfta bulunarak, ülkesinin Aden’deki konsolosluğunu yeniden açma niyetini dile getirmişti.
Yemen hükümetinin uyarısı Griffiths’i harekete geçirdi
Şarku’l Avsat’a konuşan Yemen'in Kahire Büyükelçiliği Danışmanı Beliğ Mahlafi, Griffiths’in peşi sıra gerçekleştirmeyi planladığı ziyaretlerle başarısızlık tehdidi altında bulunan görevini kurtarmaya çalıştığını belirtti. Mahlafi, özellikle Yemen hükümetinin Stockholm anlaşmasından çekileceğini ima etmesinin ve kendisiyle ilişkilerini kesecekleri uyarısında bulunmasının Griffiths’i böyle bir ziyaret turu gerçekleştirmeye sevk ettiğini söyledi.
Yemen hükümetinin, son zamanlarda Hudeyde’de yaşananlardan dolayı Griffiths’in eylemlerinden büyük bir memnuniyetsizlik duyduğunu dile getiren Mahlafi, “Yemen’deki Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu’ndan uluslararası topluma ve BM’ye, sonsuza dek sabırlı olunamayacağına dair açık bir mesaj var. Bundan dolayı Stockholm anlaşmasının uygulanması için Mayıs ayı ortasına kadar mühlet verildi ve aksi takdirde hükümetin anlaşmadan çekileceği belirtildi. Bu, Griffiths'in milislerin tek taraflı geri çekilmelerini meşrulaştırmasına neden oldu” ifadelerini kullandı.
Mahlafi, karşı karşıya kaldığı tüm baskılardan dolayı Griffiths’in, Husilerin bu şekilde geri çekilmeleri hususunda, bunun en doğru şey olduğunu düşünmesine sebep olmasının muhtemel olduğunu belirtiyor. Ayrıca Griffiths’in böyle bir geri çekilme sürecini onaylamasının, milisleri Stockholm anlaşmalarını uygulamaya zorlayamayacağını örtülü bir kabul ettiği anlamına geldiğini söylüyor.
Dışişleri Bakanı Yardımcısı Büyükelçi Muhammed el-Hadrami ile Yemen'deki İngiltere Büyükelçiliği Temsilcisi Fiona Walker arasında gerçekleşen görüşmenin net mesajlar taşıdığını dile getiren Mahlafi, “Yemen hükümeti, Cumhurbaşkanı Hadi’nin direktifleri doğrultusunda, ancak İsveç anlaşmasının özüne ve ruhuna uygun olarak barış sürecinin yeniden hayata geçirilmesi halinde sürece olumlu olarak katılacaktır” dedi.
Bunun yanı sıra Martin Griffiths'in büyük bir çıkmazda olduğunu belirten Mahlafi, “Griffiths, Husi milislerinin Stockholm anlaşmasını uygulamayacaklarının tamamen farkında ve böyle olduğu takdirde kendi görevinin de tehlikeye gireceğinin bilincinde. Nitekim kendisinden önceki Elçi İsmail Vild Şeyh gibi onun görevi de böylece sona erecek” ifadelerini kullandı. Ayrıca uluslararası toplumun anlaşmanın uygulanması için daha ciddi ve sert bir tutum benimsemesi gerektiğini ifade eden Mahlafi, aksi takdirde uluslararası toplumun ve BM’nin inandığı başarı hikayesinin sonuna gelineceğini ve sıfır noktasına geri dönüleceğini söyledi.
“Husilerin silahlarını teslim etmeyeceğini biliyoruz”
 Öte yandan  Şarku’l Avsat’a konuşan Yemenli yazar ve aktivist Hamdan el-Ali, BM Özel Temsilcisi Griffiths'in çabalarının hiçbirinin başarılı olmadığını düşündüğünü dile getirerek, “Husilerin silahlarını teslim etmeyeceğini biliyoruz. Husiler, gerçekleştirilen diyaloglardan ve istişarelerden sadece daha fazla zaman kazanmak ve varlıklarını güçlendirmek için istifade ediyorlar. Nitekim ilgili diyaloglar milislerin Yemen halkını baskı altında tutmak için kullandıkları bir araç haline geldi” ifadelerini kullandı. Yemen hükümetin, ülkede barışı sağlamak amacıyla milislerle aynı masada oturmayı kabul ettiğini belirten el-Ali, Husi milislerinin buna karşılık mayın döşemeye, çocukları silah altına almaya ve halkı ezmeye devam ettiklerini söyledi.
Husilerin inançlarının bir neticesi olarak uluslararası çabaların herhangi bir şekilde sonuç vermediğini ifade eden el-Ali, “Husiler projelerine devam etmekte ısrarlılar. Yemen'i ve bütün bölgeyi yönetme konusunda ilahi bir haklarının olduğuna inanıyorlar” dedi.



Husiler: ABD ile İngiltere'nin düzenlediği saldırıda 2 balıkçı öldü

Fotoğraf: AA_Arşiv
Fotoğraf: AA_Arşiv
TT

Husiler: ABD ile İngiltere'nin düzenlediği saldırıda 2 balıkçı öldü

Fotoğraf: AA_Arşiv
Fotoğraf: AA_Arşiv

Yemen'de İran destekli Husiler, ABD ile İngiltere'nin, ülkenin batısındaki El-Meha kenti açıklarında düzenlediği saldırıda 2 balıkçının öldüğünü duyurdu.

Husilere bağlı Kızıldeniz Balıkçılık Genel Kurumundan yapılan yazılı açıklamada, ABD ile İngiltere'nin 1 Mart'ta Meha sahilleri açıklarında balıkçıları hedef aldığı bildirildi.

Saldırıda 2 balıkçının hayatını kaybettiği, bazılarının kaybolduğu belirtildi ancak sayı verilmedi.

Açıklamada, ABD ile İngiltere'nin, Kızıldeniz'deki varlığının binlerce Yemenli balıkçının hayatını tehdit ettiği kaydedildi.

ABD ile İngiltere'den konuya ilişkin henüz açıklama yapılmadı.

- Kızıldeniz'deki durum

Yemen'deki İran destekli Husiler, İsrail'in Gazze'deki saldırılarına tepki gerekçesiyle 31 Ekim 2023'te Yemen açıklarında İsrailli şirketlere bağlı olduğunu belirttikleri ticari gemilere el koymaya, bazılarına da insansız hava araçları ve füzelerle saldırılar düzenlemeye başladı.

ABD güçleri, bu süreçte birçok kez Yemen'den atılan füze ve kamikaze dronları düşürdüğünü duyurdu.

Husilerin eylemlerinin ardından çok sayıda gemicilik şirketi, Kızıldeniz'deki seferlerini durdurma kararı aldı.

ABD, küresel deniz ticareti güvenliğinin tehlikeye girdiği gerekçesiyle 18 Aralık 2023'te bir grup ülkenin katılımıyla Husi güçlerine karşı "Refah Muhafızı Operasyonu" adında çok uluslu "deniz görev gücü" oluşturulduğunu açıkladı.

Kızıldeniz'de 31 Aralık 2023'te İsrail ile bağlantılı gemiyi ele geçirmeye çalışan Husilere ait 3 sürat teknesi, ABD helikopterlerince ateş altına alındı.

Husiler, 10 Ocak'ta da İsrail'e destek olduğu gerekçesiyle Kızıldeniz'de ABD'ye ait bir geminin füze ve kamikaze dronlarla hedef alındığını duyurdu.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, 11 Ocak'ta ABD ve Japonya tarafından sunulan, Husilerin Kızıldeniz'deki saldırılarının acilen sonlandırılmasının istendiği kararı kabul etti.

Küresel ticaretin yaklaşık yüzde 12'si, Akdeniz'i Kızıldeniz'e bağlayarak Avrupa ile Asya arasındaki en kısa rotayı sunan Süveyş Kanalı üzerinden yapılıyor.


İsrail, tüm uyarılara rağmen Refah'a yönelik saldırılarını sürdürüyor

Fotoğraf: Jehad Alshrafi/AA
Fotoğraf: Jehad Alshrafi/AA
TT

İsrail, tüm uyarılara rağmen Refah'a yönelik saldırılarını sürdürüyor

Fotoğraf: Jehad Alshrafi/AA
Fotoğraf: Jehad Alshrafi/AA

İsrail, "güvenli olduğu" iddiasıyla Filistinlileri sürdüğü Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah'a saldırmaya devam ediyor.

Görgü tanıklarından alınan bilgiye göre, İsrail ordusu, Refah'ta Mısır sınırı yakınlarında boş arazilere bir dizi hava saldırısı düzenledi.

Saldırılarda yerinden edilen Filistinlilerden yaralananlar oldu.

Gazze'deki hükümetin Medya Ofisi Genel Müdürü İsmail es-Sevabite, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İsrail'in, uluslararası toplumdan gelen tüm uyarılara rağmen Refah'ı yoğun şekilde bombalamayı sürdürdüğünü belirtti.

İsrail ordusunun, Refah'taki BAE Doğum Hastanesi yakınlarında yerinden edilmiş Filistinlilerin kaldığı çadırlara düzenlediği saldırıyı hatırlatan Sevabite, "İsrail, kasıtlı olarak yerinden edilenleri hedef alıyor ve Gazze halkını tehcir etmek istiyor. Bu suç cezasız kalamaz. İsrail, işlediği suçlarla '(Gazze'de) güvenli bir yer olmadığı ve Refah'ın ateş altında olduğu' mesajını veriyor." diye konuştu.

Sevabite, dünya ülkelerini, Filistin halkına karşı yürütülen soykırım ve saldırıların durması için İsrail'e baskı yapmaya çağırdı.

Gazze'deki Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, Refah'taki BAE Doğum Hastanesi yakınlarına düzenlenen saldırıda 2'si sağlık personeli 11 kişinin hayatını kaybettiği, 50 kişinin yaralandığı belirtilmişti.


İsrail ordusu Gazze'nin Han Yunus kentine hava saldırılarını sürdürdü

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

İsrail ordusu Gazze'nin Han Yunus kentine hava saldırılarını sürdürdü

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus şehrine hava saldırılarına devam ederken, kente karadan da baskınlar düzenledi.

Görgü tanıklarının AA'ya verdiği bilgilere göre, İsrail askerlerinin şehre karadan saldırılarında patlama ve ağır makineli tüfek sesleri duyuldu.

Hava bombardımanının yanı sıra İsrail askeri araçları Han Yunus'un kuzey ve batısından şehrin içine doğru ilerleyişini sürdürdü.

Saldırılar sonucunda meydana gelen can ve mal kaybına ilişkin henüz bilgi edinilemedi.

Bu saldırılar, İsrail ordusunun dün akşam Han Yunus kentindeki bir binada patlamalar meydana gelmesi sonucu 3 askerin öldüğünü ve 5'i ağır olmak üzere 14 askerin yaralandığını duyurmasından saatler sonra gerçekleştirildi.

- İsrail'in Gazze'yi işgalinde 7 Ekim sonrası

Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, "Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal değerlere yönelik sürekli ihlallere karşılık verme" gerekçesiyle İsrail'e 7 Ekim 2023'te kapsamlı saldırı düzenledi.

İsrail, 7 Ekim'deki saldırılarda 1200 İsraillinin öldüğünü, 5 bin 132 kişinin de yaralandığını açıkladı.

İsrail'in 7 Ekim'den bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda en az 13 bin 230'u çocuk, 8 bin 860'ı kadın olmak üzere 30 bin 320 Filistinli öldürüldü, 71 bin 533 kişi yaralandı.

Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.

İsrail ordusu, Gazze Şeridi'ne saldırılarının başladığı 7 Ekim'den bu yana 245'i karadan işgal sürecinde olmak üzere 585 askerinin öldürüldüğünü duyurdu.

Çatışmalara 24 Kasım 2023'te 4 günlüğüne verilen ve daha sonra 3 gün daha uzatılan "insani ara"da 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakıldı. Öte yandan İsrail, binlerce Filistinliyi alıkoyup hapsetmeyi sürdürdü.

İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te de 7 Ekim 2023'ten bu yana İsrail güçleri ile yasa dışı Yahudi yerleşimcilerin saldırılarında 419 Filistinli hayatını kaybetti.

İsrail ordusu ve Hizbullah arasında 8 Ekim'den bu yana sınırda yaşanan çatışmalarda 219 Hizbullah mensubu, 45 Lübnanlı sivil, 11 Emel Hareketi, 12 Hamas ve 12 İslami Cihad mensubu ile 6 İsrailli sivil ve 11 asker öldü.


Hamas: İsrail’in taleplerimize yanıt vermesi halinde 24 veya 48 saat içinde ateşkes anlaşması mümkün

İsrail askerleri Gazze Şeridi sınırında (Reuters)
İsrail askerleri Gazze Şeridi sınırında (Reuters)
TT

Hamas: İsrail’in taleplerimize yanıt vermesi halinde 24 veya 48 saat içinde ateşkes anlaşması mümkün

İsrail askerleri Gazze Şeridi sınırında (Reuters)
İsrail askerleri Gazze Şeridi sınırında (Reuters)

Hamas hareketinden üst düzey bir kaynak, İsrail’in devam eden görüşmelerde hareketin taleplerini kabul etmesi halinde, Gazze Şeridi’nde ateşkesin ‘24 ila 48 saat içinde’ sağlanabileceğini söyledi. 

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı habere göre, isminin gizli kalmasını isteyen kaynak, “Bugün Kahire’de bir müzakere turu başlayacak. İsrail, yerinden edilmiş Filistinlilerin Gazze’nin kuzeyine dönmesi ve insani yardımın arttırılmasını içeren Hamas’ın taleplerini kabul ederse, önümüzdeki 24 veya 48 saat içinde bir ateşkes anlaşmasının yolu açılacaktır” diye ekledi.

Öte yandan ABD’li bir yetkili, İsrail’in ateşkes anlaşmasının genel hatlarını büyük ölçüde kabul etmesinin ardından, Gazze’de önerilen ateşkesin kaderinin, Hamas’ın ‘belirli bir kategorideki rehineleri’ serbest bırakmayı kabul etmesine bağlı olduğunu söyledi.

İsminin gizli kalmasını isteyen yetkili dün AFP’ye yaptığı açıklamada, “İsrailliler prensipte anlaşmanın şartlarını kabul etti. Top artık Hamas’ın sahasında. Hamas’ın risk altındaki belirli bir grup rehineyi serbest bırakmayı kabul etmesi halinde Gazze’de altı haftalık ateşkes bugün başlayabilir” dedi.

Savaş, Hamas’ın 7 Ekim’de başlattığı, çoğu sivil en az bin 160 kişinin ölümüne neden olan saldırının ardından başladı.

İsrail, Hamas’ı ‘ortadan kaldırma’ amacıyla Gazze’ye yoğun saldırılar düzenledi ve 27 Ekim’de karadan askeri operasyonlar başlattı.

Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı’na göre İsrail’in saldırıları sonucu şu ana kadar çoğu çocuk ve kadın 30 bin 320 kişi hayatını kaybetti.


İsrail ordusu Refah'ta bir ailenin evini bombaladı, 6'sı çocuk 14 kişi öldü

İsrail ordusu Refah'ta bir ailenin evini bombaladı, 6'sı çocuk 14 kişi öldü
TT

İsrail ordusu Refah'ta bir ailenin evini bombaladı, 6'sı çocuk 14 kişi öldü

İsrail ordusu Refah'ta bir ailenin evini bombaladı, 6'sı çocuk 14 kişi öldü

İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah kentinde bir eve düzenlediği bombalı saldırıda aynı aileden 6'sı çocuk 14 kişi öldürüldü.Filistin resmi ajansı WAFA'nın haberine göre, İsrail savaş uçakları Refah kentinin doğusundaki Es-Selam Mahallesi'nde Ebu Anze ailesine ait üç katlı evi bombaladı.Sağlık kaynakları, saldırıda aynı aileden 6'sı çocuk 14 kişinin yaşamını yitirdiğini aktardı.

Enkaz altında hâlen ölü ve yaralılar olduğu ifade edildi.
İsrail ordusu Gazze'nin Han Yunus kentine hava saldırılarını sürdürdü
İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus şehrine hava saldırılarına devam ederken, kente karadan da baskınlar düzenledi.

gvrftbg
Fotoğraf: AA

Görgü tanıklarının AA'ya verdiği bilgilere göre, İsrail askerlerinin şehre karadan saldırılarında patlama ve ağır makineli tüfek sesleri duyuldu.

Hava bombardımanının yanı sıra İsrail askeri araçları Han Yunus'un kuzey ve batısından şehrin içine doğru ilerleyişini sürdürdü.

Saldırılar sonucunda meydana gelen can ve mal kaybına ilişkin henüz bilgi edinilemedi.

Bu saldırılar, İsrail ordusunun dün akşam Han Yunus kentindeki bir binada patlamalar meydana gelmesi sonucu 3 askerin öldüğünü ve 5'i ağır olmak üzere 14 askerin yaralandığını duyurmasından saatler sonra gerçekleştirildi.

İsrail'in 149 gündür saldırılarını sürdürdüğü Gazze'de can kaybı 30 bin 410'a çıktı
İsrail ordusunun, halkı zorla aç ve susuz bıraktığı abluka altındaki Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda can kaybı son 24 saatte 90 artarak 30 bin 410'a yükseldi.

Gazze'deki Filistin Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, İsrail'in Gazze Şeridi'ne 149 gündür sürdürdüğü saldırılara ilişkin bilgi verildi.

İsrail güçlerinin son 24 saatte Gazze Şeridi'nde 90 Filistinliyi daha öldürdüğü ve toplam can kaybının 30 bin 410'a yükseldiği aktarıldı.

Son saldırılarda İsrail güçlerinin 177 Filistinliyi daha yaraladığı ve Gazze Şeridi'nde toplam yaralı sayısının 71 bin 700'e ulaştığı bildirildi.

Açıklamada ayrıca İsrail'in son 24 saatte "9 katliam" gerçekleştirdiği, enkaz altında ve yol kenarlarında hâlâ ölülerin bulunduğu ancak İsrail güçlerinin engellemesi nedeniyle sağlık ekipleri ile sivil savunma görevlilerinin cenazelere ulaşamadığı vurgulandı.


Haşdi Şabi liderinin Anbar ziyareti ‘Sünni bölge ilan etme’ konusunda tartışmalara yol açtı

Halbusi Anbar’ın batısında destekçileriyle birlikte (Arşiv - X)
Halbusi Anbar’ın batısında destekçileriyle birlikte (Arşiv - X)
TT

Haşdi Şabi liderinin Anbar ziyareti ‘Sünni bölge ilan etme’ konusunda tartışmalara yol açtı

Halbusi Anbar’ın batısında destekçileriyle birlikte (Arşiv - X)
Halbusi Anbar’ın batısında destekçileriyle birlikte (Arşiv - X)

Irak’ta Haşdi Şabi (Halk Seferberlik Güçleri) grubu lideri Falih el Feyyad ile ülkedeki en güçlü Sünni aşiret liderlerinden Ali Hatem Süleyman arasında Cuma günü Anbar’da yapılan toplantı ülkede tartışmalara yol açtı.

Feyyad, yıllardır görevde kalmasına itiraz eden siyasi partilerin sert eleştirilerine maruz kaldı.

Haşdi Şabi liderine yöneltilen eleştirilerin çoğu, DEAŞ’ın 2014’ün başlarında Anbar’a girmesiyle ilgili önceki tutumları göz önüne alındığında, yakın zamana kadar ‘terör’ suçlamasıyla aranan Süleyman’la görüşmesine neden olan ‘yeni gelişmeye’ odaklandı.

Süleyman, Haşdi Şabi güçlerinin DEAŞ’a saldırı amacıyla bu şehre girmesine de ilk başta açıkça karşı çıkmıştı.

dcbgrf
Feyyad Cuma günü Anbar’da yaptıkları toplantıda Süleyman’la el sıkışırken (X)

Haşdi Şabi Medya Ofisi tarafından yapılan açıklamada, Ali Hatem Süleyman ile yapılan görüşmenin önceden planlandığı ve bu ziyaretin doğrudan Başbakan Muhammed Şiya Es Sudani’nin direktifi altında gerçekleştiğini vurgulandı.

Açıklamada, “Anbar’a ziyaretin amacı, kurtarılmış bölgelerdeki güvenlik gelişmelerini takip etmek ve Irak’ın birliğini, bölünmesini öngören projelerden korumaya yönelik kararlılığı teyit etmekti” denildi.

Sünni bölge planını baltalamak

Söz konusu açıklamada, “Anbar’daki taraflar, devletin egemenliğine ve birliğine meydan okuyan ‘Sünni bir bölge ilan etme’ isteklerini dile getirirken, Feyyad ve Haşdi Şabi Güçleri ulusal birlik ve egemenliği korumaya çalışıyor” ifadelerine yer verildi.

Bu bağlamda, ‘Sünni bölge ilan etme planını baltalamayı’ amaçlayan ziyaretin amacının açıkça ifade edildiği belirtildi.

Süleyman ise, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada şunları yazdı;

Kapılarımız açık. Ülkenin istikrarı ve Anbar halkının çıkarları adına siyasi, sosyal ve hükümet yetkililerinden herkesi kabul ediyoruz.

Sünni bölge meselesi, Anbar’da haftalardır tartışmalara yol açıyor ve Bağdat’taki siyasi ve hatta yargı salonlarında geniş yankı uyandırıyor.

Şii güçlerin çoğu projeye karşı çıkıyor.

Irak Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Faik Zeydan iki hafta önce yaptığı açıklamada, her ne kadar ülkenin anayasası belirli ve karmaşık olmayan koşullar altında bölgeler oluşturma yetkisini veriyorsa da, Irak’ın ‘birliğinin parçalandığı’ bahanesiyle Sünni bir bölgenin kurulmasına şiddetle karşı çıktığını söyledi.

Söz konusu anayasaya göre herhangi bir bölgenin meclis üyelerinin üçte birinin veya seçmen sayısının yüzde 10’unun oyu bölgenin kurulması için yeterli.

Şii kaygısı

Görevden alınan Meclis Başkanı Muhammed el Halbusi’nin liderliğindeki Tekaddum Partisi’nin Aralık ayında yapılan yerel seçimlerde Anbar Konseyi’ni kazanmasıyla, Şiilerin Anbar’da Sünni bölgesinin kurulacağına yönelik korkusu arttı.

Partinin, vali ve il meclisi başkanı pozisyonundaki kontrolü, söz konusu bölgeyi oluşturma adımlarına başlamasının önünü açabilir.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Halbusi’ye yönelik Sünni-Şii rekabeti nedeniyle ‘ülkeyi bölmek’ istediği yönündeki kışkırtma ve suçlamalara rağmen, kendisine yakın çevreler bunu reddediyor.

Ayrıca, Sunni bölgelerin kurulması meselesinin yasal olduğunu ve ülkenin daimi anayasası hükümlerine aykırı olmadığını belirtiyorlar.

Gözlemciler, Feyyad’ın ziyaretinin ve Süleyman’ın yanı sıra Anbar’daki diğer aşiretlerin liderleriyle görüşmesinin, ‘Halbusi’nin partisinin etkisine karşı koymak için yeni siyasi partiler yaratma’ amacı taşıdığını öne sürdü.

Yazar Falah el-Mishaal, ziyaretin normal bir bağlamda gerçekleştiğine inandığını söyleyerek, “Çünkü siyasette kalıcı bir düşmanlık yoktur, kalıcı çıkarlar vardır” dedi.

Mishaal, açıklamasını şu ifadelerle sürdürdü;

İktidardaki çerçeve partilerinin yönelimi, Süleyman da dahil olmak üzere Anbar şeyhleri ​​başta olmak üzere pek çok Sünni şahsın üzerinde çalıştığı bölge projesine karşı hale geldi. Bu eğilimin ortadan kaldırılması ve şeyhlerin maddi ve manevi olarak kazanılması için talimatlar verildi. Feyyad’ın yaptığı da bu çerçeveye giriyor.

Sadr hareketine bağlı bir analist olan Issam Hüseyin, sosyal medya platformunda Feyyad ve Süleyman’ın görüşmesine değindi.

Hüseyin,” Feyyad’a gelen öfkeli tepkiler, Koordinasyon çerçevesi liderlerinin ABD Büyükelçisi ile toplantılarının varlığı nedeniyle abartılıyor. Herhangi bir ihanet ya da gizli anlaşma suçlaması görmedik” dedi.


İsrail, Gazze Şeridi’ndeki aşiretlerin sivil yönetimi devralma planını test ediyor

ABD’nin Gazze’ye havadan yardım sürecinden bir kesit (ABD Savunma Bakanlığı-AFP)
ABD’nin Gazze’ye havadan yardım sürecinden bir kesit (ABD Savunma Bakanlığı-AFP)
TT

İsrail, Gazze Şeridi’ndeki aşiretlerin sivil yönetimi devralma planını test ediyor

ABD’nin Gazze’ye havadan yardım sürecinden bir kesit (ABD Savunma Bakanlığı-AFP)
ABD’nin Gazze’ye havadan yardım sürecinden bir kesit (ABD Savunma Bakanlığı-AFP)

ABD dün Gazze’ye havadan yardım yapan ülkeler listesine katılırken, İsrail, Hamas hükümetine alternatif bir yönetim kurmak amacıyla Gazze Şeridi’ndeki aşiretlerin sivil yönetimi devralma planını test etmek üzere sahada adımlar atmaya başladı.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre, Arapçayı akıcı bir şekilde konuşabilen Dürzi İsrailli subay Ghassan Alyan’ın başkanlık ettiği İsrail Hükümeti’nin (işgal altındaki) Filistin Topraklarındaki Faaliyetleri Koordinatörlüğü Ofisi, Gazze Şeridi’nde Hamas ile anlaşmazlık içerisinde olan aşiretlerden bazı kişilerle iletişim kurdu.

Kaynaklar konuya ilişkin açıklamalarında şunları söyledi;

Birçok aşiret, güvenliği sağlama, durumu kontrol etme ve hatta Hamas unsurlarının geri kalan kesimleriyle yüzleşme bahanesi altında, belirli bölgeleri korumak için İsrail’in silahlı gruplar oluşturma önerisini reddetti. Ancak büyük bir aşiret kabul etti ve bir diğer aşiret de hala müzakerelerde bulunuyor.

Westobserver sitesine göre, Şarku’l Avsat’a konuşan bu kaynaklar ayrıca şunları ekledi;

“İletişim artık Gazze’nin güneybatısı ve doğusunda yoğunlaşan büyük bir aşiret üzerinde yoğunlaşıyor. Silahlı bir aşiret olan bu aşiret, savaş sırasında Hamas hareketinin silahlı kanadı olan İzzeddin El Kassam Tugayları’nın birçok üyesinin El Sabra mahallesinde öldürülmesi de dahil olmak üzere ciddi olaylara neden oldu. Bu aşiretin üyeleri, Hamas’ın ortadan kaldırılması halinde, bu işbirliğinin devam etmesi ve aşiretin bulunduğu bölgedeki Gazzelilere hizmet sağlanması koşuluyla işbirliğine hazır olduklarını İsrail’e bildirdi.”

İsrail Kamu Yayın Kuruluşu, İsrail’deki güvenlik yetkililerinin, Gazze Şeridi’ne giren insani yardım tırlarına yönelik yağma ve soygunu önlemek amacıyla Gazze’de yerel halk ve Hamas dışındaki aşiretlerde silahlı grupların olması fikrini dayatmaya çalıştığını bildirdi.

Hamas’taki kaynaklar ise Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, hareketin aşiretlerle gerçekleşen temaslar hakkında yeterli bilgiye sahip olduğunu, aynı zamanda silahlı kişiler tarafından kaos ve sabotaj amacıyla gerçekleştirilen tüm ihlalleri dikkatle izlediğini açıkladı.

Kaynaklar, Hamas liderliğinin bu olaylardan söz konusu aşiretleri sorumlu tutma kararı aldığını ve eylemlerinin bedelini daha sonra ödeyeceklerini dile getirdi.

Hamas’tan kaynaklar ayrıca, “İşgalcilerle iş birliği yapanlar ve direnişçilerin öldürülmesine sebep olanlar hesap vermekten kurtulamayacaklardır” diye konuştu.

Hamas’ın Gazze Şeridi’ni kontrol altına aldıktan sonra bazı aşiretlere saldırıp silahlarına el koyduğu büyük bir operasyon başlatmasının ardından, Hamas ile bazı aşiretler arasında bir ‘intikam’ olarak tanımlanabilecek bir durum söz konusu.

Öte yandan ABD, Gazze Şeridi’ne havadan insani yardım gönderen ülkelere katıldı ve Ürdün Hava Kuvvetleri ile koordineli olarak üç askeri nakliye uçağı ile Gazze’ye 38 bin öğünlük gıda içeren yardım ulaştırdı.

Diplomatik olarak Kahire, bugün yeni bir ateşkes müzakerelerine ev sahipliği yapıyor.

Birkaç gün içinde Ramazan ayı başlamadan önce bir anlaşma beklendiğinden, bu müzakere turunun belirleyici olacağına inanılıyor.


Han Yunus'ta bubi tuzaklı bir binanın bombalanması sonucu 3 İsrail askeri öldü, 14 asker de yaralandı

Gazze Şeridi'nde devam eden kara operasyonu sırasında bir İsrail askeri. (AFP)
Gazze Şeridi'nde devam eden kara operasyonu sırasında bir İsrail askeri. (AFP)
TT

Han Yunus'ta bubi tuzaklı bir binanın bombalanması sonucu 3 İsrail askeri öldü, 14 asker de yaralandı

Gazze Şeridi'nde devam eden kara operasyonu sırasında bir İsrail askeri. (AFP)
Gazze Şeridi'nde devam eden kara operasyonu sırasında bir İsrail askeri. (AFP)

Gazze Şeridi'nde yaşanan çatışmalarda üç İsrail askerinin öldüğünü, altısı kritik olmak üzere 14 askerin de yaralandığını bildirdi. İsrail ordusunun Gazze'ye yönelik kara harekatının başlamasından bu yana ölen askerlerin sayısı 245'e yükseldi.

Times of Israel’in Arap Dünyası Haber Ajansı'ndan (AWP) aktardığı habere göre Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bubi tuzaklı bir binanın bombalanması sonucu ölüm ve yaralanmalar meydana geldi.

Times of Israel, İsrail ordusunun ön soruşturmasında, Hamas güçlerinin içeriden ve dışarıdan bubi tuzağıyla korunan bir binaya baskın düzenlediğini, bunun da binanın yıkılması ve askerlerin ölümüne ve yaralanmasına yol açtığını aktardı.

Savaş, 7 Ekim'de Hamas güçlerinin Gazze ile İsrail'in güneyi arasındaki sınıra düzenlediği saldırıyla başladı. Söz konusu saldırı, çoğu sivil en az bin 160 kişinin ölümüyle sonuçlandı.

Buna karşılık İsrail, Hamas'ı ‘ortadan kaldırmakla’ tehdit etti ve Gazze'ye hava harekâtı başlattı. Ardından 27 Ekim'de karadan askeri operasyonlar düzenledi. Gazze Şeridi'ndeki Sağlık Bakanlığı'na göre söz konusu saldırılar şu ana kadar çoğunluğu kadın ve çocuk olmak üzere 30 bin 320 kişinin ölümüyle sonuçlandı.


UNICEF: Gazze'de iki yaşın altındaki her altı çocuktan biri akut yetersiz beslenmeden mustarip

Refah'taki bir çocuk hastanesinde tedavi gören Filistinli çocuk. (DPA)
Refah'taki bir çocuk hastanesinde tedavi gören Filistinli çocuk. (DPA)
TT

UNICEF: Gazze'de iki yaşın altındaki her altı çocuktan biri akut yetersiz beslenmeden mustarip

Refah'taki bir çocuk hastanesinde tedavi gören Filistinli çocuk. (DPA)
Refah'taki bir çocuk hastanesinde tedavi gören Filistinli çocuk. (DPA)

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) İcra Direktörü Catherine Russell, dün (Cumartesi) yaptığı açıklamada, Gazze'de iki yaşın altındaki her altı çocuktan birinin akut yetersiz beslenmeden mustarip olduğu konusunda uyardı.

Şarku’l Avsat’ın Arap Dünyası Haber Ajansı'ndan (AWP) aktardığı habere göre Russell, Gazze'de şu ana kadar en az 10 çocuğun yetersiz beslenme ve susuzluk nedeniyle öldüğü yönündeki haberleri ‘korkunç’ olarak nitelendirdi.

Russell, X platformu üzerinden yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Ciddi yetersiz beslenme çocuklarda ölüme yol açabilir veya bilişsel ve fiziksel engellere neden olabilir. Gazzeli çocuklar için beslenme, su, sağlık hizmeti, kurşun ve bombalardan korunma açısından her dakika önemli.”

Russell bu konunun ‘derhal ateşkes gerektirdiğini’ vurguladı.


Libya'nın Zaviye kentinde çatışmalar: Ölen ve yaralananların olduğu bildirildi

UBH’ye bağlı güçler, Zaviye kentinin çeşitli mahallelerinde sıkı güvenlik önlemleri aldı (Arşiv - AFP)
UBH’ye bağlı güçler, Zaviye kentinin çeşitli mahallelerinde sıkı güvenlik önlemleri aldı (Arşiv - AFP)
TT

Libya'nın Zaviye kentinde çatışmalar: Ölen ve yaralananların olduğu bildirildi

UBH’ye bağlı güçler, Zaviye kentinin çeşitli mahallelerinde sıkı güvenlik önlemleri aldı (Arşiv - AFP)
UBH’ye bağlı güçler, Zaviye kentinin çeşitli mahallelerinde sıkı güvenlik önlemleri aldı (Arşiv - AFP)

Libya merkezli Al Masar TV dün, Libya'nın kuzeybatısında yer alan Zaviye kentinde silahlı gruplar arasında çatışmaların yaşandığını ve bu çatışmalar sonucunda çok sayıda ölü ve yaralı olduğunu bildirdi.

Televizyon kanalının X platformundan aktarılan haberde, kentteki silahlı grupların isimlerine yer verilmezken çatışmaların kentin Harşa bölgesinden iki kişinin yaralanması üzerine başladığı belirtildi.

Londra merkezli Arap Dünyası Haber Ajansı’nın (AWP) Al Masar TV’den aktardığına göre Acil Durum ve Hızlı Müdahale Ekibi, Zaviye sahil yolunda devam eden çatışmalar nedeniyle sivilleri ‘dikkatli olmaları’ yönünde uyardı.

Acil Durum ve Hızlı Müdahale Ekibi Sözcüsü Usame Ali, kentteki çatışmaların durdurulması için Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) İçişleri Bakanlığı'na duruma müdahale etmesi çağrısında bulunurken, sahil yolunu kullanmak isteyenlere yan yolları kullanmalarını tavsiye etti.