Griffiths, barış sürecini canlandırma kapsamında gerçekleştireceği geziye Lavrov ve yardımcısı ile görüşerek başlıyor

Griffiths, barış sürecini canlandırma kapsamında gerçekleştireceği geziye Lavrov ve yardımcısı ile görüşerek başlıyor
TT

Griffiths, barış sürecini canlandırma kapsamında gerçekleştireceği geziye Lavrov ve yardımcısı ile görüşerek başlıyor

Griffiths, barış sürecini canlandırma kapsamında gerçekleştireceği geziye Lavrov ve yardımcısı ile görüşerek başlıyor

Birleşmiş Milletler (BM) Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths, Yemen krizinin çözümüne ilişkin siyasi dosyayı canlandırmak için gerçekleştireceği tur çerçevesinde yarın Rusya'ya hareket edecek. Griffiths'in Rusya’ya gerçekleştireceği bir günlük ziyaret kapsamında Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Yardımcısı Sergei Verchinen ile görüşmesi bekleniyor. Bir BM yetkilisi, Rusya ziyaretinin önemli olduğunu belirterek, Rusya’nın hem önemli bir ortak hem de BM Güvenlik Konseyi'nin daimi bir üyesi olduğunu söyledi.
BM Yemen Özel Temsilcisi Griffiths, Rusya ziyaretini tamamladıktan sonra Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Umman Sultanlığı’na yönelecek. BM Yemen Özel Temsilcisi veya elçilik ofisi tarafından, elçinin Husi yetkilileriyle görüşmek üzere Sana'yı ziyaret edip etmeyeceğini henüz açıklanmadı. Ancak bazı gözlemciler, Griffiths’in Umman ziyaretinin, Muhammed Abdüsselam gibi burada bulunan Husi yetkilileri ile bir araya geleceğini göstergesi olduğunu düşünüyorlar.
Griffiths, Yemen Cumhurbaşkanı Abdurrabbu Mansur Hadi’nin kendisini “görevini suiistimal etmekle” itham etmesinin ardından geçtiğimiz hafta Yemen hükümeti yetkilileriyle bir araya gelmişti. Bir Yemen hükümet kaynağı, Yemen hükümetinin geçtiğimiz yılın sonunda yapılan İsveç-Yemen istişarelerinin çıktılarından biri olan Hudeyde anlaşmasının ilk aşamasını uygulamaya yönelik vizyonunu sunduğunu açıkladı. Yemen hükümetinin yeniden konuşlandırmaya ilişkin vizyonunun anlaşmazlıkların üstesinden gelinmesini esas aldığını kaydeden kaynak, bu konunun Yemen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Ali Muhsin el-Ahmer’in 26 Haziran'da Riyad'da Griffiths ile gerçekleştirdiği görüşmede ele alındığını söyledi.
Yemeni hükümetinin sunduğu vizyon, üzerinde anlaşılacak belirli bir zaman dahilinde Husi milislerinin limanlardan ve Hudeyde kentinden çekilmesini, güvenliğin ilgili yasa uyarınca güvenlik güçlerine ve Sahil Güvenlik'e teslim edilmesini ve sürenin dolmasıyla birlikte kararın uygulanmaması halinde belirli bir mekanizmaya göre hareket edilmesini içeriyor.
Husi ihlalleri 6 bini aştı
Şarku’l Avsat’a konuşan Hudeyde Vali Vekili Velid el-Kadimi, Yemen Cumhurbaşkanı Yardımcısı el-Ahmer ile Griffiths arasında gerçekleşen toplantı sırasında İsveç anlaşmasına geri dönülmesi konusunun ele alındığını söyledi. BM izleme ve denetleme ekibinin yokluğunda Husiler tarafından yapılan ihlallerin sayısının 6 bin 500’ü aştığını belirten el-Kadimi, bu konunun BM tarafından ciddiyetle ele alınmasının zorunlu olduğunu söyledi.
Yemen hükümeti, imzalanan anlaşmanın özüne ve ruhuna uygun olarak BM Yemen Özel Temsilcisi’nin İsveç anlaşmasını uygulama yönünde takip ettiği yolu düzeltme teşebbüsünü yineledi ve uluslararası elçi ile tekrar çalışmaya geri dönüşünün temel şartının bu olduğunu belirtti. Şarku’l Avsat’a konuşan Yemenli siyasetçiler, birkaç başkenti ziyaret etmeyi planlayan Griffiths'in görevinin birtakım düğümler dolayısıyla başarısızlık riskinin yüksek olduğunu dile getirdiler. Yemenli resmi kaynakların aktardığına göre Yemen Dışişleri Bakanı Yardımcısı Büyükelçi Muhammed el-Hadrami, dün Yemen'deki İngiltere Büyükelçiliği Temsilcisi Fiona Walker ile bir araya geldi. İkili, ülkeler arasındaki ikili ilişkileri ve onları çeşitli alanlarda güçlendirmenin ve geliştirmenin yolları ile barışı sağlama çabalarını ele aldı.
Büyükelçi el-Hadrami, İngiltere’nin Yemen’deki meşru hükümete ve barış çabalarına verdiği desteği takdir ederken, Cumhurbaşkanı Abdurrabbu Mansur Hadi tarafından temsil edilen siyasi liderliğin desteğini ve hükümetin barış çabalarının başarısına yönelik kararlılığını vurguladı.
Yemen Resmi Haber Ajansı'nın (SABA) haberine göre el-Hadrami, Yeniden Düzenleme Koordinasyon Komitesi'nin (RRC), “Husilerin Hudeyde, Salif ve Ras İsa limanlarından çekilmesine ve üçlü denetim mekanizmasına ilişkin rolünün etkinleştirilmesinin önemine” vurgu yaptı. Ayrıca Yemen hükümetinin, İsveç anlaşmasının özüne ve ruhuna uygun olarak barış sürecinin yeniden hayata geçirilmesi çabalarına olumlu olarak katılacağını belirtti.
Hadrami, Husilerin limanlardan tek taraflı geri çekilme tiyatrosunun farkında olduklarını ve bunu kabul etmeyeceklerini bir kez daha dile getirdi. Yemen hükümetinin yeniden BM Yemen Özel Temsilcisi ile birlikte hareket etmesinin söz konusu oyunu kabul ettiği anlamına gelmediğini ifade eden Hadrami, bilakis hükümetin yaklaşımının barış sürecinin yeniden yönlendirilmesine ve üzerinde uzlaşıya varılan hususlar doğrultusunda takip edilen yolun tashih edilmesine odaklanacağını belirtti. BM’nin Hudeyde anlaşmasına bağlılığının önemine dikkat çeken Hadrami, RRC’nin ve BM misyonunun görevinin ilgili anlaşmanın yeniden müzakere edilmesini içermediğini kaydetti.
Husiler süreci zorlaştırıyor
Yemen Dışişleri Bakanı Yardımcısı, uluslararası arabuluculuk süreci sırasında milislerin anlaşmanın uygulanmasına ilişkin engeller çıkardığının açıklanmamasının uluslararası elçinin görevine yardımcı olmadığını, bilakis elçinin görevini zorlaştırdığını belirtti. Bununla birlikte hükümet kaynakları, Yemen'deki İngiltere Büyükelçiliği Temsilcisi'nin, BM Yemen Özel Temsilcisi ve Yemen hükümetinin sarf etmiş olduğu çabaları desteklediklerini, İngiltere’nin üç referans noktası uyarınca Yemen’de adil ve sürdürülebilir bir barışı sağlama konusundaki kararlılıklarını dile getirdiğini aktardı.
Griffiths'in Husileri İsveç anlaşmasını uygulamaya ikna etmekte başarılı olup olamayacağına dair pek çok şüphenin dile getirildiği bir zamanda Şarku’l Avsat’a konuşan Yemenli yazar Vidah el-Celil, BM Temsilcisi Griffiths'in bu kez Rusya’ya yönelmesinin, Yemen krizinde daha fazla karmaşıklığa işaret ettiğini söyledi. Ayrıca Celil, Griffiths'in Moskova ziyaretinin, Rusya'nın Yemen Büyükelçisi Vladimir Dedushkin'in daha önce yaptığı açıklamalarla bağlantılı olduğunu belirtti. Büyükelçi Dedushkin ilgili açıklamasında, olası bir barış anlaşmasında Güney Yemen’in önemine ve temsilinin ehemmiyetine atıfta bulunarak, ülkesinin Aden’deki konsolosluğunu yeniden açma niyetini dile getirmişti.
Yemen hükümetinin uyarısı Griffiths’i harekete geçirdi
Şarku’l Avsat’a konuşan Yemen'in Kahire Büyükelçiliği Danışmanı Beliğ Mahlafi, Griffiths’in peşi sıra gerçekleştirmeyi planladığı ziyaretlerle başarısızlık tehdidi altında bulunan görevini kurtarmaya çalıştığını belirtti. Mahlafi, özellikle Yemen hükümetinin Stockholm anlaşmasından çekileceğini ima etmesinin ve kendisiyle ilişkilerini kesecekleri uyarısında bulunmasının Griffiths’i böyle bir ziyaret turu gerçekleştirmeye sevk ettiğini söyledi.
Yemen hükümetinin, son zamanlarda Hudeyde’de yaşananlardan dolayı Griffiths’in eylemlerinden büyük bir memnuniyetsizlik duyduğunu dile getiren Mahlafi, “Yemen’deki Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu’ndan uluslararası topluma ve BM’ye, sonsuza dek sabırlı olunamayacağına dair açık bir mesaj var. Bundan dolayı Stockholm anlaşmasının uygulanması için Mayıs ayı ortasına kadar mühlet verildi ve aksi takdirde hükümetin anlaşmadan çekileceği belirtildi. Bu, Griffiths'in milislerin tek taraflı geri çekilmelerini meşrulaştırmasına neden oldu” ifadelerini kullandı.
Mahlafi, karşı karşıya kaldığı tüm baskılardan dolayı Griffiths’in, Husilerin bu şekilde geri çekilmeleri hususunda, bunun en doğru şey olduğunu düşünmesine sebep olmasının muhtemel olduğunu belirtiyor. Ayrıca Griffiths’in böyle bir geri çekilme sürecini onaylamasının, milisleri Stockholm anlaşmalarını uygulamaya zorlayamayacağını örtülü bir kabul ettiği anlamına geldiğini söylüyor.
Dışişleri Bakanı Yardımcısı Büyükelçi Muhammed el-Hadrami ile Yemen'deki İngiltere Büyükelçiliği Temsilcisi Fiona Walker arasında gerçekleşen görüşmenin net mesajlar taşıdığını dile getiren Mahlafi, “Yemen hükümeti, Cumhurbaşkanı Hadi’nin direktifleri doğrultusunda, ancak İsveç anlaşmasının özüne ve ruhuna uygun olarak barış sürecinin yeniden hayata geçirilmesi halinde sürece olumlu olarak katılacaktır” dedi.
Bunun yanı sıra Martin Griffiths'in büyük bir çıkmazda olduğunu belirten Mahlafi, “Griffiths, Husi milislerinin Stockholm anlaşmasını uygulamayacaklarının tamamen farkında ve böyle olduğu takdirde kendi görevinin de tehlikeye gireceğinin bilincinde. Nitekim kendisinden önceki Elçi İsmail Vild Şeyh gibi onun görevi de böylece sona erecek” ifadelerini kullandı. Ayrıca uluslararası toplumun anlaşmanın uygulanması için daha ciddi ve sert bir tutum benimsemesi gerektiğini ifade eden Mahlafi, aksi takdirde uluslararası toplumun ve BM’nin inandığı başarı hikayesinin sonuna gelineceğini ve sıfır noktasına geri dönüleceğini söyledi.
“Husilerin silahlarını teslim etmeyeceğini biliyoruz”
 Öte yandan  Şarku’l Avsat’a konuşan Yemenli yazar ve aktivist Hamdan el-Ali, BM Özel Temsilcisi Griffiths'in çabalarının hiçbirinin başarılı olmadığını düşündüğünü dile getirerek, “Husilerin silahlarını teslim etmeyeceğini biliyoruz. Husiler, gerçekleştirilen diyaloglardan ve istişarelerden sadece daha fazla zaman kazanmak ve varlıklarını güçlendirmek için istifade ediyorlar. Nitekim ilgili diyaloglar milislerin Yemen halkını baskı altında tutmak için kullandıkları bir araç haline geldi” ifadelerini kullandı. Yemen hükümetin, ülkede barışı sağlamak amacıyla milislerle aynı masada oturmayı kabul ettiğini belirten el-Ali, Husi milislerinin buna karşılık mayın döşemeye, çocukları silah altına almaya ve halkı ezmeye devam ettiklerini söyledi.
Husilerin inançlarının bir neticesi olarak uluslararası çabaların herhangi bir şekilde sonuç vermediğini ifade eden el-Ali, “Husiler projelerine devam etmekte ısrarlılar. Yemen'i ve bütün bölgeyi yönetme konusunda ilahi bir haklarının olduğuna inanıyorlar” dedi.



Güney Yemen’de siyasi bileşenler Riyad Konferansı’na olumlu yaklaşıyor

“Vatan Kalkanı” güçleri, “Geçiş Konseyi” unsurlarını kamplardan çıkarmalarının ardından Hadramut’ta konuşlandı (Reuters)
“Vatan Kalkanı” güçleri, “Geçiş Konseyi” unsurlarını kamplardan çıkarmalarının ardından Hadramut’ta konuşlandı (Reuters)
TT

Güney Yemen’de siyasi bileşenler Riyad Konferansı’na olumlu yaklaşıyor

“Vatan Kalkanı” güçleri, “Geçiş Konseyi” unsurlarını kamplardan çıkarmalarının ardından Hadramut’ta konuşlandı (Reuters)
“Vatan Kalkanı” güçleri, “Geçiş Konseyi” unsurlarını kamplardan çıkarmalarının ardından Hadramut’ta konuşlandı (Reuters)

Yemen’de güneyli siyasi çevreler, gerek liderlik düzeyinde gerekse yapı ve kurumlar bazında, Suudi Arabistan’ın Başkent Riyad’da kapsamlı bir Güney Konferansı düzenlenmesi çağrısına olumlu yanıt verdi. Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad Muhammed el-Alimi’nin talebiyle gündeme gelen konferansın, Güney ve Doğu Yemen vilayetlerinin iradesini yok saymadan, tek taraflılığa kapı aralamadan Güney meselesine yönelik yol haritasını belirlemesi hedefleniyor.

Söz konusu uzlaşının; Hadramut, el-Mahra, Abyan, Lahic, Şebve ve Sokotra’daki yerel yönetimleri, önde gelen güneyli siyasi isimleri, danışma organlarını ve etkin bileşenleri kapsadığı; Güney Geçiş Konseyi’nin (GGK) de sürece dahil olduğu belirtildi. Girişimin Körfez, Arap ve uluslararası düzeyde destek gördüğü kaydedildi.

Suudi Arabistan’ın çağrısı ve buna eşlik eden resmî, halk ve uluslararası düzeydeki memnuniyetin; güney diyaloğunu kapsayıcılık temelinde yeniden düzenlemeye, dışlayıcı yaklaşımları aşmaya ve Güney meselesini adil bir çerçevede ele alacak ulusal-bölgesel bir zemine oturtmaya yönelik kritik bir adım olarak değerlendirildiği ifade edildi.

zx
Güney Geçiş Konseyi’nin, Hadramut ve el-Mehra’da tek taraflı askeri adımlar atarak sahadaki gerilimi tırmandırdı. (AP)

Bu çerçevede Başkanlık Konseyi Üyesi Dr. Abdullah el-Alimi, Suudi tutuma duyduğu derin takdiri dile getirerek, başta Güney Geçiş Konseyi olmak üzere tüm güneyli bileşenleri, Güney’in çıkarlarını her türlü mülahazanın üzerinde tutan kapsayıcı bir diyaloğa yapıcı biçimde katılmaya çağırdı. El-Alimi, ciddi bir diyaloğun görüşleri yakınlaştırmanın, ortaklık esaslı çözümler üretmenin, halk iradesine saygı göstermenin ve güney saflarındaki birliği güçlendirmenin tek yolu olduğunu vurguladı.

Yemen Şura Meclisi Başkanı Ahmed bin Değir ise Riyad Konferansı’nın önemine dair en net değerlendirmelerden birini yaptı. Bin Değir, güney diyaloğunun Güney meselesini yeniden sahiplerine iade edeceğini, güney vilayetleri arasında derinleşen ve istikrarsızlığa yol açan fitne ve gerilimlerin önünü keseceğini söyledi. Konferansın; iktidar, kaynak paylaşımı ve siyasi sistemin geleceğine ilişkin sorunların, Ulusal Diyalog Konferansı çıktıları, Riyad Anlaşması ve yetki devri bildirisi gibi açık referanslar çerçevesinde ele alınması için gerçekçi bir giriş kapısı oluşturduğunu belirtti.

Yerel yönetimlerden destek

Suudi çağrısına yerel yönetimlerden de art arda destek açıklamaları geldi. Lahic Valiliği, Riyad’da kapsayıcı bir Güney Konferansı’na ev sahipliği yapılmasını, “Güney halkının davalarının adaletini koruma yolunda doğru yönde ilerlediğinin göstergesi olan olumlu bir adım” olarak niteledi. Lahic Valisi Ahmed Türki, resmî açıklamasında yerel yönetimin meşru siyasi liderlik ve meşruiyeti destekleyen koalisyonun yanında durduğunu, devlet kurumlarının korunmasının güvenlik ve istikrarın temel dayanağı olduğunu vurguladı.

Tarihsel ve siyasi ağırlığıyla Hadramut da sürece güçlü destek verdi. Hadramut Valisi Salim el-Hanbeşi, Suudi Arabistan’ın çağrıya yanıtının Yemen ile stratejik ilişkilerin derinliğini ve siyasi diyalog yoluyla ihtilafları aşma iradesini yansıttığını belirterek, Hadramut’un güney saflarını birleştiren her türlü çabanın dayanağı ve istikrarın temel unsuru olmaya devam edeceğini söyledi.

El-Mehra Valisi Muhammed Ali Yasir ise vilayetinin Riyad Konferansı’na tam destek verdiğini, kapsamlı diyaloğun çatışmayı sona erdirmenin ve birlik ile güvenliği güçlendiren adil ve kalıcı bir barışa ulaşmanın en doğru yolu olduğunu ifade etti. Abyan Valisi Ebu Bekir Hüseyin Salim de konferansın, Güney meselesinin ulusal bir çerçevede, dışlama ve tekelleşmeye izin vermeden ele alınması açısından önemli bir adım olduğunu kaydetti.

yfrgty
Aden’de, Yemen’den ayrılma çağrılarıyla bilinen Güney Geçiş Konseyi’nin destekçileri arasında yer alan bir kişi (AFP)

Gözlemciler, bu geniş coğrafi mutabakatın güney sahnesini yeniden şekillendirdiğini; vilayetlerin seslerinin görmezden gelinmesinin ya da Güney’in tek bir yapı veya tek sesli bir söylemle sınırlandırılmasının artık zorlaştığını belirtiyor.

Şartlı memnuniyet

Güney Geçiş Konseyi, Suudi çağrıyı diyaloğu esas alan yaklaşımıyla uyumlu bularak memnuniyetini açıkladı. Ancak bu tutum; “Güney halkının iradesinin” vurgulanması, uluslararası garantiler, net bir takvim ve nihai aşama olarak halk oylaması gibi siyasi şartlarla birlikte dile getirildi.

Gözlemcilere göre, GGK’nin bu şartları konumunu koruma çabası olarak görülse de, yıllar süren tek taraflı yaklaşımların ardından kapsayıcı bir müzakere masasına oturmayı kabul etmesi; Güney meselesinin herhangi bir bileşenden daha geniş olduğunun ve bölgesel-uluslararası koşulların tek taraflı süreçlere artık izin vermediğinin bir göstergesi.

Suudi davetin, Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi’nin talebi üzerine geldiği; daha önce GGK’nin bazı adımlarını reddeden ve bunların Güney meselesinin özüne zarar verdiğini, dış ajandalara hizmet ettiğini savunan güneyli bileşenler ve siyasi isimlerden gelen çağrıların bu süreci güçlendirdiği belirtildi. Bu durumun, yaklaşan konferansın meşruiyetini ve olası sonuçlarını pekiştirdiği ifade edildi.

Öte yandan Yemen Dışişleri Bakanlığı ile İstişare ve Uzlaşı Heyeti, Suudi rolünün güney diyaloğu için bir “emniyet supabı” oluşturduğunu vurgulayarak, Riyad’ın taraf değil, tarafsız bir kolaylaştırıcı olarak zemini hazırladığını ve diyaloğun yeni çatışmalara sürüklenmesini engellemeyi amaçladığını kaydetti. Körfez, Arap ve İslam dünyasından gelen destekle girişimin uluslararası bir boyut kazandığı; Güney meselesine ilişkin herhangi bir çözümün Yemen’de kapsamlı siyasi çözümün parçası olması gerektiği vurgulandı.


Mukalla’da güvenlik kontrolü Vatan Kalkanı’na geçti

Hadramut’ta konuşlu “Vatan Kalkanı”na bağlı güçler (Vatan Kalkanı)
Hadramut’ta konuşlu “Vatan Kalkanı”na bağlı güçler (Vatan Kalkanı)
TT

Mukalla’da güvenlik kontrolü Vatan Kalkanı’na geçti

Hadramut’ta konuşlu “Vatan Kalkanı”na bağlı güçler (Vatan Kalkanı)
Hadramut’ta konuşlu “Vatan Kalkanı”na bağlı güçler (Vatan Kalkanı)

Yemen hükümetine bağlı “Vatan Kalkanı” güçlerinin, ülkenin doğusundaki Mukalla kentinde konuşlandığı ve başta Merkez Bankası, yerel yönetim binası ile Cumhurbaşkanlığı Sarayı olmak üzere kentin hayati kurumlarının büyük bölümünü güvence altına aldığı bildirildi.

Mukalla’daki güvenlik kaynaklarının Şarku’l Avsat gazetesine verdiği bilgiye göre, Vatan Kalkanı güçleri pazar günü saat 11.30 sularında kentte konuşlanmaya başladı. Kimliklerinin açıklanmasını istemeyen kaynaklar, güçlerin Mukalla’nın doğusundaki Hılf bölgesinde bulunan Hadramut Elit Güçleri kampına yöneldiğini, Hılf Tepesi’nde de konuşlanarak Merkez Bankası, yerel yönetim binası ve Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı güvence altına aldığını aktardı.

Kaynaklar, “Vatan Kalkanı’nın Mukalla’daki konuşlanmasının büyük ölçüde tamamlandığını” belirterek, “önümüzdeki saatlerde kente ulaşması beklenen Hadramut Valisi ile eş zamanlı olarak ilave birliklerin takviye amacıyla gelmesinin beklendiğini” ifade etti.

Televizyon görüntüleri, Mukalla’da Vatan Kalkanı güçlerinin geniş çaplı konuşlandığını ve halkın bu durumu memnuniyetle karşıladığını ortaya koydu. Kent sakinleri, kentin güvenliğinin sağlanması ve devletin hayati kurumlarının korunması nedeniyle memnuniyetlerini dile getirdi.

Öte yandan Vatan Kalkanı güçleri, Riyan Uluslararası Havalimanı’nda da konuşlanarak tesislerin güvenliğini sağladı ve havalimanı altyapısına yönelik olası ihlal ve yağma girişimlerinin önüne geçti.

Yemen İçişleri Bakanı Korgeneral İbrahim Haydan ise Hadramut vilayetinin vadi ve sahil kesimlerinde, Vatan Kalkanı komutanlığıyla koordinasyon içinde güvenlik güçlerinin konuşlandırıldığını doğruladı. Haydan, Şarku’l Avsat’a yaptığı özel açıklamada, söz konusu adımların, kurtarılmış vilayetlerde güvenlik ve istikrarı güçlendirmeyi, kamu düzenini korumayı amaçlayan güvenlik planları kapsamında atıldığını belirtti.

Haydan, bu tedbirlerin kamu ve özel mülkiyetin korunması, güvenliği bozmayı hedefleyen her türlü girişimin engellenmesi ve istikrarın pekiştirilmesi hedefiyle hayata geçirildiğini vurguladı.


İsrail’in Refah Sınır Kapısı’ndaki varlığı, Mısır ile gerginlik ve Gazze Anlaşması’nın engellenmesi

Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafı (Arşiv - Reuters)
Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafı (Arşiv - Reuters)
TT

İsrail’in Refah Sınır Kapısı’ndaki varlığı, Mısır ile gerginlik ve Gazze Anlaşması’nın engellenmesi

Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafı (Arşiv - Reuters)
Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafı (Arşiv - Reuters)

Refah Sınır Kapısı’nın Tel Aviv'in kontrolündeki Filistin tarafının açılmasıyla ilgili İsrail'den bir haftadan kısa bir süredir bilgiler sızmaya devam ediyor. Bu akşam İsrail Başbakan Binyamin Netanyahu başkanlığında sınır kapısındaki İsrail varlığı ve sınır kapısının kontrolü konusunda karar vermek üzere görüşmelerin yapılacağı konuşuluyor.

Mısır, İsrail'in 2024 yılının mayıs ayında sınır kapısını işgal etmesinden bu yana yaklaşık 18 aydır İsrail'in Mısır sınırındaki kapıda bulunmasını reddediyor. Şarku’l Avsat'a konuşan uzmanlar, bunun Mısır ile gerilimi artıracağına ve Gazze'deki ateşkes anlaşmasının uygulanmasını engelleyeceğine inanıyor.

Uzmanlar, bu manevraların anlaşmayı bozmak ve uygulanmasını geciktirmek için İsrail tarafından yapıldığını ve anlaşmanın ikinci aşamasının bu ay açıklanması durumunda bile bunun değişmeyeceğini düşünüyorlar.

İsrail televizyonu Kanal 12, İsrail güvenlik kurumlarının önümüzdeki günlerde Refah Sınır Kapısı’nı her iki yönde yeniden açmak için siyasilerden talimat almaya hazırlandığını bildirdi.

Kanal, Başbakan Netanyahu’nun bugün güvenlik istişareleri yapacağını ve bu istişarelerde ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı görüşmede kabul ettiği ‘tavizleri’ sunmasının beklendiğini, gündemin en üst sırasının sınır kapısının yeniden açılması olduğunu aktardı.

İsrail, içerideki güvenlik endişelerine yanıt vermek amacıyla Gazze Şeridi'ne giriş ve çıkışları kontrol etmek için Refah Sınır Kapısı’nın Filistin tarafında bir ‘kontrol noktası’ kurmayı planlıyor. Kanal 12 televizyonu, kontrol noktasının sahadaki güçler tarafından mı yoksa teknolojik araçlarla mı yönetileceği konusunda net bir açıklama yapmadı.

İsrail Yayın Kurumu, geçtiğimiz çarşamba günü, Netanyahu'nun ABD ziyaretinden dönüşünün ardından, ABD’nin baskısına yanıt olarak İsrail'in Refah Sınır Kapısı’nı her iki yönde de açmak için hazırlıklara başladığını ve gerekli düzenlemeler tamamlandıktan sonra birkaç gün içinde bir duyuru yapılacağını bildirdi.

frgt
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus Mülteci Kampı’nda, yerinden edilmiş Filistinli bir çocuk elinde bir bidon suyla çömelmiş dururken (AFP)

Sınır kapısının yeniden açılması, başlangıçta Gazze'deki ateşkes anlaşmasının ilk aşaması kapsamında planlanmıştı, ancak İsrail bu maddeyi zamanında uygulamaya koyamadı ve bu da ertelenmesine yol açtı.

Kanal 12 televizyonu bunu teyit ederek İsrail tarafının Florida'da ABD tarafıyla varılan mutabakat doğrultusunda bu kararı uygulamak için gerekli hazırlıkları ve saha düzenlemelerini çoktan başlattığını bildirdi.

Geçtiğimiz pazartesi günü Florida'daki Mar-a-Lago tatil beldesinde Trump ile bir araya gelen Netanyahu, Gazze'deki ateşkes anlaşması da dahil olmak üzere birçok konuyu görüştü. ABD merkezli Axios haber sitesi, İsrailli ve Amerikalı yetkililerin, Netanyahu'nun Trump ile yaptığı görüşmede, Hamas'ın silahsızlandırılmasını da içeren anlaşmanın ikinci aşamasına geçilmesini kabul ettiğini, ancak her iki tarafın da silahsızlandırma ile birlikte ikinci aşamada planlanan İsrail'in geri çekilmesiyle ilgili herhangi bir şeyi teyit etmediğini aktardı.

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve İsrail meseleleri konusunda uzman bir akademisyen olan Dr. Ahmed Fuad Enver, Mısır'ın hiçbir koşulda Refah Sınır Kapısı’nda İsrail'in varlığını kabul etmeyeceğini ve önceki duruma dönülmesinin önemini defalarca kez vurguladığını belirtti.

Mısır'ın sergilediği, açık ve geri dönüşü olmayan bir tutum olmasına rağmen, bu sızıntıları Kahire'nin tepkisini test etme girişimi olarak değerlendiren Dr. Enver, İsrail'in sınır kapısında yakınında bariyerler kuracağı, bu durumun da Mısır ile gerilimi artıracağı ve Gazze anlaşmasını engelleyeceği uyarısında bulundu.

Filistinli siyasi analist Abdulmehdi Mattava, sınır kapısında veya yakınlarındaki kontrol noktalarında İsrail'in fiili varlığının Mısır ile gerilimi artıracağına ve Gazze anlaşmasının uygulanmasını engelleyeceğine inanıyor. Mattava, bugün yapılması planlanan toplantının, sınır kapısının Filistin tarafını izlemek için personel kullanmadan sadece kameralar ve teknoloji kullanılması ve giriş-çıkış yapanların isim listelerinin alınması yönündeki bir tavsiye ile sonuçlanmasını bekliyor.

Kahire, İsrail'in varlığıyla ilgili bu yeni tutum hakkında yorum yapmadı, ancak Mayıs 2024'ten bu yana İsrail ordusunun sınır geçişini işgal etmesini reddetti, geri çekilmesini talep etti ve resmi platformlar ve yetkili kaynaklar aracılığıyla bu tutumunu birden fazla kez yineledi. Geçtiğimiz aralık ayında Mısır, Katar ve diğer altı ülke, İsrail'in Rafah sınır kapısını tek yönlü olarak açarak sadece Gazze sakinlerinin Mısır'a çıkmasına izin verme niyetini açıklamasını reddetti. Bu da İsrail'in Refah Sınır Kapısı’nın ‘önümüzdeki günlerde’ sadece Gazze sakinlerinin Mısır'a çıkmasına izin vermek üzere açılacağına dair resmi açıklamasına verilen bir tepkiydi.

Ancak Kahire el-İhbariyye televizyonu, Mısır'ın Gazzelilerin tek yönlü geçişine izin veren bir anlaşmayı kabul etmeyeceğini bildirdi. Televizyon kanalı, resmi bir kaynak aracılığıyla, sınırın açılması konusunda bir anlaşmaya varılması halinde, Trump'ın planına uygun olarak sınırın her iki yönde, Mısır'ın Filistinlilerin geri dönmeksizin Gazze Şeridi’nden ayrılmalarına izin vermemesine atıfla Gazze Şeridi'ne giriş ve çıkış için açılacağını doğruladı. Çünkü Kahire, Filistinlilerin yerinden edilmesine ilişkin bir emsal oluşturulmasını istemiyor.

Mısır'ın Refah Sınır Kapısı konusundaki tutumunun değişmediğini ve değişmeyeceğini belirten Dr. Enver, İsrail'in sızdırdığı bilgilerin, Gazze Şeridi'ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının uygulanmasını geciktirmek için bir girişim olduğunu belirtti.

Mattava ise, ikinci aşamanın Washington'ın baskısı altında başlayacağını, ancak İsrail'in, sınır kapısı her iki tarafta da açıldığında Hamas'ın silahsızlandırılması ve elinde bulunan son İsrailli rehinenin kalıntılarının iadesi gibi engel teşkil eden konulara başvuracağını tahmin ediyor.