İsrail: Ayrımcılığı protesto eden Falaşalar Hayfa'da yol kapattıhttps://turkish.aawsat.com/home/article/1794531/israil-ayr%C4%B1mc%C4%B1l%C4%B1%C4%9F%C4%B1-protesto-eden-fala%C5%9Falar-hayfada-yol-kapatt%C4%B1
İsrail: Ayrımcılığı protesto eden Falaşalar Hayfa'da yol kapattı
Tel Aviv/Şarku’l Avsat
TT
TT
İsrail: Ayrımcılığı protesto eden Falaşalar Hayfa'da yol kapattı
Filistin Hayfa’da oğulları bir İsrail askeri tarafından öldürülen Etiyopya kökenli siyahi Falaşa Yahudileri eylem yaptı. Göstericiler yolları kapatarak bölgede trafiğin durmasına neden oldu. Polis karşıtı slogan atan protestocular İsrail devletini beyaz ırkçılığı yapmakla suçladılar.
Protestolar gece geç saat saatlerden sabaha kadar sürdü. Falaşalar, İsrail polisinin hayatını tehlike altında hissettiği için genci öldürdüğü açıklamalarını reddederek “beyaz olsaydı öldürülmezdi” dediler.
Ön soruşturma ve görgü tanıklarının anlattıklarına göre öldürülen genç Acre Körfezinin yakınlarında bir mahallede diğer iki arkadaşıyla birlikte duruyordu. Onlara eve gitmek istediğini söyledi ve aralarından ayrıldı. Bölgede oturan Etiyopyalılar olayı şöyle anlattılar: “Küfür ve bağırma sesleri duydum. Beyaz İsrailli gençlerle kavga başlamıştı. Orda eşi ve çocuğuyla tesadüf eseri bulunan bir polis memuru sorumsuz bir şekilde 30 metre öteden ateş açtı.”
Olayın ardından polis memuru tutuklandı soruşturmadan sonra serbest bırakılarak kendisine 15 günlük ev hapsi cezası verildi.
Polis vahşice saldıran gençlerden korunmak için ateş açtığını söyleyerek kendini savundu ve gençler arasındaki kavgayı ayırmaya çalışırken hayati tehlike altında hissettiğini belirtti.
Polis kendini tanıttıktan sonra gençlerin taş atmaya başladığını söyledi. Polis merkezi de bu ifadeyi doğrulayarak memurun yüzündeki yaralanmalardan dolayı hastaneye götürüldüğünü belirtti.
Ancak birden fazla görgü tanığı, şüpheli polis memurunun bir grup gencin yanına gittiği ve onları silahla tehdit ettiği konusunda ısrar etti ve gencin boş yere vurulduğunu belirtti. Görgü tanıkları polisin tehlikede olmadığını ve gençlerle fiziksel bir temasta bulunmadığını söyledi.
Olay, Etiyopyalı toplum arasında, "Etiyopya kökenli gençlere gelince polisin ellerini tetiğe yaklaştırdığı” inancını doğrulayan ve İsrail'deki beyaz polisin siyah vatandaşlara karşı ırkçı zihniyetle yaklaştığını gösteren bir olay olarak değerlendirildi. Bu olay Etiyopyalı azınlık arasında öfkeye yol açtı ve bunun ten renginden dolayı öldürülen ilk olay olmadığını belirttiler.
Polisten sorumlu İsrail İç Güvenlik Bakanı Gilad Erdan, bir polisin bir kişi öldürmesinin tehlikeli bir durum olduğunu belirterek olayın derhal soruşturulması gerektiğini söyledi. İsrail Başbakanı ise akşama kadar olay hakkında bir açıklama yapmayarak sessiz kaldı. Bu durum Etiyopya topluğunu çok kızdırdı ve polis merkezi önünde gerçekleşen protestolar kitlesel eylemlere dönüştü. Eylemde özellikle Netanyahu’nun sessizliğine karşı sloganlar atıldı ve Netanyahu için siyah derililerin hiçbir şey ifade etmediği belirtildi.
Falaşalar, Kuzey Etiyopya kültürü içinde yaşayan etnik bir grup. Falaşaların dünya Yahudileri ile ilk tanışması, Alliance Israelite Universelle teşkilatı ile oldu. Teşkilat üyesi Joseph Halevi, Alliance tarafından 20.yüzyıl başlarında Paris’ten Etiyopya’ya gönderildi. 1975’de Falaşalar, İsrail hükümeti tarafından resmi anlamda “Yahudi” olarak tanındı ve Geri Dönüş Yasası’na göre İsrail’e göçleri teşvik edildi. Bu yasa altında İsrail’e gelenler, göçmen değil “geri dönenler” olarak kabul edildi.
Yahudi dini kimliği altında 1980-90 yılları arasında binlerce Falaşa İsrail’e göç etti. Ancak İsrail’de ilk toplandıkları yer olan Göçmen Merkezi’nde (Immigrant Absorption Centers) etnik farklılıkları nedeniyle sosyal-kültürel asimilasyona uğradılar.
1974'te Etiyopya'da iktidardaki Derg rejimi ile Tigre Halk Kurtuluş Cephesi arasında yoğun çatışmaların başlaması sonucu 1977-1983 arasında 6 bin civarında Falaşa Sudan'a ulaşıp, gizli hava ve deniz operasyonlarıyla İsrail'e taşındı.
1984'te ise 10 bin kadar Falaşa İsrail'e gitmek için yola çıktı. Yaklaşık 4 bin Falaşa Sudan'daki mülteci kamplarında açlıktan ve salgın hastalıklardan öldü. Kalan 6 bin Falaşa, Kasım 1984'te "Musa Operasyonu" ile hava yoluyla ve 1991'de "Süleyman Operasyonu" 15 bin Falaşa bir gecede İsrail'e taşıdı.
Siyahi Etiyopyalı Yahudiler, okullarda ve konut projelerinde ayrımcılığa uğruyor. Ayrıca ucuz iş gücü olarak kullanılıyorlar.
Tahran’dan Pakistanlı arabulucuya: Yedi şart yerine getirilmeden Washington’a güven yokhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5331709-tahran%E2%80%99dan-pakistanl%C4%B1-arabulucuya-yedi-%C5%9Fart-yerine-getirilmeden-washington%E2%80%99-g%C3%BCven-yok
Tahran’dan Pakistanlı arabulucuya: Yedi şart yerine getirilmeden Washington’a güven yok
İran Parlamentosu’nun internet sitesinde yayımlanan, Kalibaf ile Asım Münir’in salı günü Tahran’daki görüşmesinden bir fotoğraf.
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, salı günü Pakistan Genelkurmay Başkanı Mareşal Asım Münir’e, ABD’nin Tahran’ın güvenini ancak İran’ın New York’ta sunduğu yedi şartı yerine getirmesi halinde kazanabileceğini söyledi.
Kalibaf, akşam saatlerinde İran Meclisi’nde Münir ile yaptığı görüşmede, “Yeni bir söyleyecek sözümüz yok. ABD, yedi şartı yerine getirmeden İran’ın güvenini kazanamaz” dedi.
Üst düzey askeri ve diplomatik bir heyete başkanlık eden Münir, öğleden sonra İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile de bir araya geldi. İran medyasına göre görüşmede ikili ilişkiler, bölgesel gelişmeler ve “arabuluculuk girişimleri” ele alındı.
Kalibaf, İslamabad’daki müzakereler sırasında ABD Başkan Yardımcısı J. D. Vance’e, İslam Devrimi öncesi ve sonrasında ABD’nin İran’a yönelik uzun süredir devam eden olumsuz uygulamalarının Tahran’ı ABD’ye karşı “güven eksikliğinin zirvesine” taşıdığını açıkça ilettiğini söyledi.
Kalibaf, Trump yönetiminin İslamabad Mutabakatı’nı ihlal etmesinin ve tekrarlanan tehditlerinin güvensizliği daha da derinleştirdiğini belirtti. Kalibaf, “Savaş yanlısı değiliz ancak vatanımızı ve ulusal onurumuzu savunmaya tamamen hazırız. Tehditler ve askeri hamleler, İslam Cumhuriyeti’nin stratejik kararlarını etkileyemez” ifadelerini kullandı.
ABD’nin yanlış hesapları ve İran’a karşı yürüttüğü savaşla “bataklığa saplandığını” söyleyen Kalibaf, Washington’ın “buradan çıkmak için gerekli adımları atması gerektiğini” ifade etti.
Kalibaf, Pakistan hükümetine ve halkına, “savaş ve müzakere sürecinde” İran’ın yanında durduğu için teşekkür etti.
Kalibaf’ın ofisi tarafından yayımlanan açıklamada, Münir’in Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Ulusal Meclis Başkanı Ayaz Sadık’ın selamlarını ilettiği ve iki ülke arasındaki iş birliğinin sürdürülmesi çağrısında bulunduğu belirtildi. Kalibaf’ın sınırdaki hareketlilikle ilgili sorusuna yanıt veren Münir ise sınır sorunlarının geçici ve teknik nitelikte olduğunu ve sınırın bugün itibarıyla açıldığını söyledi.
İran Cumhurbaşkanlığı tarafından yayımlanan, Pezeşkiyan’ın Asım Münir başkanlığındaki Pakistan heyetini salı günü Tahran’da kabulünden bir fotoğraf.
İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai ise Münir’i kabulünde, “İran’dan bir gram dahi zenginleştirilmiş nükleer madde çıkmayacağını” söyledi. Rızai, bu maddelerin İranlıların ülkede kullanmak üzere sahip olduğu büyük bir sermaye ve ulusal servet olduğunu belirtti.
Rızai, İran halkı ve yetkililerinin birlik içinde ve tek sesle, ABD güven tesis etmediği sürece müzakere yapılmayacağı konusunda uzlaştığını belirterek, güven inşasının ilk adımının İran’ın şartlarının yerine getirilmesi olduğunu söyledi.
Washington’da kararı kim veriyor?
İran Devrim Muhafızları’na bağlı Tesnim Haber Ajansı, üst düzey bir İranlı güvenlik kaynağının, müzakerelerin önündeki başlıca engellerden birinin ABD yönetiminde nihai karar alma yetkisinin kimde olduğunun belirsizliği olduğunu söylediğini aktardı.
Kaynak, kararın Başkan Yardımcısı J. D. Vance’in mi, Özel Temsilci Steve Witkoff’un mu, Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun mu yoksa Jared Kushner’ın mı elinde olduğunun net olmadığını belirtti.
Kaynak, ABD’de seçimler öncesinde yaşanan siyasi rekabet ve iç anlaşmazlıkların yanı sıra bu belirsizliğin arabuluculuk ve mesaj alışverişini önemli ölçüde karmaşıklaştırdığını ve çıkmazın sürmesine katkıda bulunduğunu ifade etti.
Farklı anlatımlar
İranlı yetkililerin Münir’in ziyaretinin amacı konusunda farklı açıklamalar yapması dikkat çekti. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ziyaretin nedeninden haberdar olmadığını belirterek, “Kendisiyle görüşüp hangi konuları ele alacağımızı görmemiz gerekiyor” dedi.
Tesnim daha önce Pakistan’ın Tahran ile Washington arasındaki arabulucu rolünün ziyaretin gündem maddelerinden biri olduğunu bildirmişti. Ancak Meclis Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Sözcüsü Hasan Kuşçavi, ziyaretin İran İçişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde gerçekleştiğini ve arabuluculuk ya da Hürmüz mücadelesine ilişkin yeni girişimlerden bağımsız olarak ikili ilişkiler, sınır iş birliğinin güçlendirilmesi ve komşuluk ilişkileriyle sınırlı olduğunu söyledi.
Kuşçavi, nükleer dosyanın diplomatik gündemde yer aldığını da reddederek, “Şu anda nükleer dosyayla ilgili herhangi bir müzakere bulunmuyor” dedi. İran diplomasisinin “ilk istişareler aşamasını geride bıraktığını” belirten Kuşçavi, nihai kararın karşı tarafta olduğunu söyledi.
Fars Haber Ajansı ise ismini açıklamadığı bir kaynağa dayandırdığı haberinde, ziyaretin pazar akşamına kadar neredeyse ihtimal dışı olduğunu, ancak ziyaret kararının pazartesi öğle saatlerinde ani şekilde kesinleştiğini bildirdi. Ajans, kararın petrol fiyatlarının varil başına 110 dolara yükseldiği sırada alındığına dikkat çekti.
Ajans ayrıca, daha önce diğer arabulucuların gerçekleştirdiği ziyaretlerin petrol fiyatlarının düşmesine zemin hazırladığını ancak müzakerelerde somut bir ilerleme sağlanamadığını belirtti.
Pakistan’ın arabuluculuğu
Ziyaret öncesinde iki ülke yetkilileri arasında son günlerde telefon görüşmeleri gerçekleştirildi. Görüşmelerde daha fazla tırmanmanın önlenmesi, boğazın yeniden açılması ve çatışmanın mümkün olan en kısa sürede sona erdirilmesi üzerinde duruldu.
Pakistan, Katar’ın da katılımıyla Washington ve Tahran arasında 18 Haziran’da imzalanan 14 maddelik mutabakat zaptına arabuluculuk etmişti. Ancak anlaşma, İran’ın Hürmüz’de gemilere yönelik saldırılarını yeniden başlatması ve ABD’nin İran’a yönelik saldırılar düzenlemesinin ardından temmuz ayında çökmüştü.
Pakistan İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi, pazartesi günü Doha’da düzenlenen Dünya Güvenlik Forumu’nda ülkesinin arabuluculuk çabalarından “hiçbir zaman vazgeçmediğini” söyledi.
Nakvi, “Gerilimin çok yüksek seviyelere ulaştığı anlar oldu ancak pes etmedik. Konuşmaya, dinlemeye ve güven inşa etmek için çalışmaya devam ettik” dedi.
Nakvi, Münir ile Katar Başbakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani’nin mutabakatın imzalanmasının ardından İsviçre’deki Luzern Gölü Zirvesi sırasında “tek bir mola vermeden 16 saatten fazla” çalıştığını söyledi.
Nakvi, “Savaşları durdurmanın bize mal edilmesini istemiyoruz. Savaşların başlamadığı bir gelecek istiyoruz” ifadelerini kullandı.
İran medyası, yetkililere dayandırdığı haberlerde Pakistan’ın hâlâ başlıca arabulucu olduğunu ve iki taraf arasındaki mesajların Pakistanlı yetkililer üzerinden, ardından Katar aracılığıyla iletildiğini bildirdi.
Münir’in Tahran’a son ziyareti 24 Ağustos’ta gerçekleşmişti. Ziyaret, içeriği açıklanmayan bir telefon görüşmesinin ardından ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirilmişti. Pakistan ordusu, söz konusu görevin çatışmaya “barışçıl, kalıcı ve kapsamlı bir çözüm” bulmayı amaçladığını açıklamıştı.
Münir, o dönemde Kalibaf ile görüşmüş, Kalibaf Washington’ı mutabakat kapsamındaki taahhütlerini “defalarca” ihlal etmekle suçlamış ve “Tahran’ın baskılar karşısında tutumunu değiştirmeyeceğini” söylemişti. Münir ayrıca Rızai ile görüşmüş, Rızai de Tahran’ın “ABD’ye güvenmediğini” ifade etmişti.
Pakistanlı kaynaklar o dönemde Münir’in ziyaretinin Washington ile Tahran arasındaki “güven krizini” azaltmayı amaçladığını belirtmişti.
Hürmüz şartları
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, pazar günü ülkesinin Hürmüz Boğazı’nı yedi gün içinde açma teklifinin “hâlâ masada olduğunu” söyledi. Arakçi, Washington’ın İran’ın şartlarını kabul etmesi halinde boğazın altıncı gün açılacağını ve müzakerelerin yedinci gün yeniden başlayacağını belirtti.
İran, öneriyi eylül ayının ortasında sunmuş ve daha sonra ABD’den yanıt aldığını kabul etmişti. Ancak Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai, geçen hafta Washington’ın yedi şartın tamamına yanıt vermemesi nedeniyle müzakerelerin tıkandığını söyledi.
Şartlar arasında, diğer taleplerin yanı sıra ABD’nin İran limanlarına yönelik ablukasını kaldırması, petrol ihracatına yönelik yaptırımları iptal etmesi ve bölgedeki tüm cephelerde çatışmaları durdurması bulunuyor.
Washington ise müzakerelerin başından bu yana nükleer dosyanın gündeme alınmasında ısrar ediyor. Vance, bu ayın başlarında savaşı sona erdirmek için Tahran’ın uranyum zenginleştirme kapasitesini “somut” biçimde azaltması gerektiğini söylemişti. Tahran ise ilk aşamanın Hürmüz Boğazı’nın açılmasına odaklanmasını istiyor.
Ziyaret, gemilere yönelik saldırıların arttığı bir dönemde gerçekleşti. Devrim Muhafızları salı günü, iki petrol tankerinin İran mayınlarına çarpmasının ardından boğazın güneyinde alev aldığını ve kullanılamaz hale geldiğini açıkladı. Devrim Muhafızları ayrıca bir ABD insansız hava aracını düşürdüğünü bildirdi. ABD ordusundan ise konuya ilişkin açıklama gelmedi.
İngiltere Deniz Ticaret Operasyonları Kurumu, pazar günü boğazda en az üç geminin kimliği belirsiz mermilerle saldırıya uğradığını bildirdi. ABD merkezli Savaş Çalışmaları Enstitüsü ise İran’ın gemiden gemiye petrol transferi gerçekleştiren gemileri hedef alıyor gibi göründüğünü belirtti.
ABD saldırılarının eylül başından bu yana durmuş olmasına rağmen Bekayi, savaşın yeniden başlaması ihtimali konusunda, “Bu ihtimalle gece gündüz yaşıyoruz ve şu anda konuştuğumuz anda bile bunu göz ardı edemeyiz” dedi.
Witkoff ve Kushner, Oslo’da Ukrayna konulu görüşmelere katılacakhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5331700-witkoff-ve-kushner-oslo%E2%80%99da-ukrayna-konulu-g%C3%B6r%C3%BC%C5%9Fmelere-kat%C4%B1lacak
Witkoff ve Kushner, Oslo’da Ukrayna konulu görüşmelere katılacak
Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner, Eylül 2026 (Reuters)
Norveç hükümeti, ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un bugün Oslo’ya gelerek Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile Norveç ve Finlandiya liderlerinin katılacağı görüşmelere iştirak edeceğini, Jared Kushner’ın ise toplantıya uzaktan katılacağını açıkladı.
Norveç Başbakanı Jonas Gahr Store yaptığı açıklamada, “Ukrayna, ABD’li özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner’dan toplantılara katılmalarını istedi. Katılımlarından memnuniyet duyuyorum. Daha önce birçok ülkede diplomatik çabalar yürütüldü. Norveç ve Finlandiya olarak bu çalışmaları sürdürmekten memnuniyet duyuyoruz. Amaç, diplomatik çabaları daha yapıcı bir sürece yönlendirmek” ifadelerini kullandı.
Zelenskiy, Oslo ziyareti sırasında Norveç Kralı ile de görüşecek ve parlamentoyu ziyaret edecek.
Axios haber sitesi daha önce Witkoff’un Ukrayna ve Rusya’dan yetkililerle görüşmek üzere bu hafta Avrupa’ya gideceğini bildirmişti. Siteye konuşan ve adı açıklanmayan bir ABD’li yetkili, “Görüşmelerde Ukrayna, Avrupalı müttefikleri ve ABD bir araya gelerek Rusya’ya sunulacak bir barış önerisi geliştirmeye çalışacak” dedi.
Yetkili, Witkoff’un ziyaretine Oslo’dan başlamasının beklendiğini, burada Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ve Norveç Başbakanı Jonas Gahr Store’la görüşeceğini belirtti.
Toplantıya ayrıca Birleşik Krallık, Fransa, Almanya ve Polonya’dan temsilcilerin yanı sıra NATO yetkilileri ve diğer Avrupalı yetkililer de katılacak.
Yetkili, Witkoff’un daha sonra Rusya’ya gitmeyi planladığını belirterek, “Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşmeyi ve bazı fikirleri gündeme getirmeyi umuyor” dedi.
Beyaz Saray ise AFP’nin yorum ve söz konusu bilgilerin doğrulanmasına ilişkin talebine henüz yanıt vermedi.
Zelenskiy ile Rubio arasındaki görüşme
Ukrayna Devlet Başkanı, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile hava savunması ve uydu iletişimi konularına odaklanan ‘verimli’ bir görüşme gerçekleştirdiğini söyledi.
Zelenskiy, X platformundaki paylaşımında, görüşmede balistik füze önleme sistemlerinin, Rusya’nın balistik füze saldırılarına karşı erken uyarı mekanizmalarının ve Starlink ile Starshield uydu hizmetlerinin mevcut durumunun ele alındığını belirtti. Zelenskiy, söz konusu uydu hizmetleriyle ilgili olarak “Eski durumlarına döndürülmeleri gerekiyor” ifadesini kullandı.
Trump: Eğer Demokratlar kazanırsa ABD de Fransa gibi yanacakhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5331696-trump-e%C4%9Fer-demokratlar-kazan%C4%B1rsa-abd-de-fransa-gibi-yanacak
Trump: Eğer Demokratlar kazanırsa ABD de Fransa gibi yanacak
ABD Başkanı Donald Trump, Heartland Credit Union Arena’da düzenlenen seçim mitinginde konuşuyor. (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump dün, Cumhuriyetçilerin uzun süredir elinde tuttuğu ancak siyasi rakiplerinin lehine dönme riski taşıyan Kansas eyaletindeki Senato koltuğunu koruma mücadelesinde, Fransa’da yaşanan şiddetli huzursuzlukları Demokratlara karşı bir argüman olarak kullandı.
Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre, Trump’ın mevcut Cumhuriyetçi aday Roger Marshall’ı desteklemek amacıyla düzenlediği miting, İran savaşı ve yükselen fiyatlar nedeniyle seçmenlerin yaşadığı hayal kırıklığının ortasında Cumhuriyetçi adayların savunmada kaldığı muhafazakâr eyaletlere ulaşma çabalarının son halkası oldu.
Trump, “Sizi seviyorum Kansaslılar, fakat ben buraya Roger Marshall adındaki bir adam için geldim” ifadelerini kullandı.
Seçim söylemlerine yeni bir boyut ekleyen Trump, Cumhuriyetçilerin kazanmaması halinde Fransa’daki geniş çaplı protestoların ABD’de de patlak verebileceği bir senaryoya işaret etti. Trump, bu iddiasına ilişkin herhangi bir kanıt sunmadı.
Fransa’da son günlerde, hayat pahalılığı ve kamu hizmetlerinin yetersiz finansmanı nedeniyle düzenlenen kitlesel protestoların yağma ve arbedeye dönüşmesiyle son yılların en şiddetli huzursuzluk dalgası yaşandı.
Trump’ın kendisi de ABD’de mal ve hizmetlerin makul fiyatlarla sunulması konusunda zorluklarla karşı karşıya bulunuyor.
Trump, başkanlık kampanyalarını alevlendirmek için daha önce kullandığı göçmen ve Müslüman karşıtı söylemlere yeniden başvurdu.
Trump konuşmasında, “Bu ülkede buna izin vermeyeceğiz. Kilise kulelerinin yandığını ve Fransa’nın alevler içinde kaldığını gördüğünüzde, Demokratların ABD’ye yapmak istediği şeyin tam olarak bu olduğunu unutmayın” dedi.
ABD Başkanı Donald Trump, Kansas’ta düzenlenen bir seçim mitinginde Cumhuriyetçi Senato adayı Roger Marshall’ın konuşmasını dinliyor. (Reuters)
Sivil haklar savunucuları, Trump’ı yıllardır göçmenleri ve etnik azınlıkları hedef alan ve onlarla alay eden söylemleri nedeniyle sık sık eleştiriyor. Sivil toplum kuruluşları, bu tür söylemlerin bu gruplara yönelik ayrımcı tutumları sıradanlaştırdığını belirtiyor.
Kansas eyaleti, Trump’ın 2024 seçimlerinde 16 puan farkla kazandığı ve 94 yıldır ABD Senatosu’na hiçbir Demokratı seçmeyen bir eyalet konumunda bulunuyor.
Senato’da ilk dönemini dolduran Senatör Marshall, Demokrat Parti’nin adayı Adam Hamilton ile başa baş bir yarış yürütüyor. Büyük bir Metodist kilisesinin kurucusu ve papazı olan Hamilton, Trump’ın gümrük vergisi programına ve Başkan’ın ‘istikrarsız liderliği’ olarak adlandırdığı tutumuna karşı çıktığını açıklayarak aday olmuştu.
Trump, Hamilton hakkında, “Sizin beyaz olarak doğduğunuz için tövbe etmenizi istiyor” ifadesini kullandı.
Marshall ise kalabalığa hitabında seçim vaatlerini ‘radikal İslam’ın’ durdurulması gibi kültürel konulara odakladı. Hamilton’ı LGBT+ onur yürüyüşlerini desteklediği gerekçesiyle Kansas için ‘çok radikal’ olarak nitelendiren Marshall’ın bu sözleri kalabalık tarafından yuhalandı.
Yanıt olarak Hamilton’ın kampanya sözcüsü, Marshall’ın kampanyasının ‘çökmekte olduğunu’ ifade etti.
ABD Başkanı Donald Trump dün, Kansas eyaletinin Park City kentinde Heartland Credit Union Arena’da düzenlenen seçim mitinginde, Kansas eyalet valiliği adayı Ty Masterson’la tokalaştı. (AP)
Dün yayımlanan bir videoda Hamilton, Trump’ı eyalette ağırlayarak Başkan’ın destekçilerine kendi seçim kampanyasında ‘yer olduğunu’ belirtti. Hamilton, mantıklı olduğu durumlarda Trump ile birlikte çalışacağını, ancak Washington politikalarının kırsaldaki çiftçilere ve hastanelere zarar vermesi halinde Kansas halkını savunacağını ekledi.
Reuters/Ipsos tarafından yapılan ve dün açıklanan son anket, Amerikalıların yüzde 31’inin Trump’ın görev performansını onayladığını gösterdi; bu oran, Başkan için rekor düzeydeki en düşük seviye oldu.
Demokratların, Cumhuriyetçilerin elindeki hassas çoğunluğu geri alabilmesi için hem Temsilciler Meclisi’nde hem de Senato’da net dört sandalye kazanması gerekiyor. Temsilciler Meclisi’nde mevcut durum 214’e karşı 218 sandalye ile Cumhuriyetçilerin lehine bulunurken, Senato’da ise Cumhuriyetçilerin 53, Demokratların 47 sandalyesi bulunuyor.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة