Afrika arabuluculuğu Sudan anlaşmasının yakın olduğunu söylüyor

Afrika Birliği (AfB) Arabulucusu Muhammed Hasan Lebat
Afrika Birliği (AfB) Arabulucusu Muhammed Hasan Lebat
TT

Afrika arabuluculuğu Sudan anlaşmasının yakın olduğunu söylüyor

Afrika Birliği (AfB) Arabulucusu Muhammed Hasan Lebat
Afrika Birliği (AfB) Arabulucusu Muhammed Hasan Lebat

Ortak Afrika-Etiyopya arabuluculuğu, Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG) ile Sudan Askeri Geçiş Konseyi (AGK) arasında yakında zamanda bir anlaşmaya varılacağını açıkladı ve taraflara bugün doğrudan müzakereler için çağrıda bulunduğunu bildirdi.
Afrika Birliği (AfB) Arabulucusu Muhammed Hasan Lebat, dün Hartum'da gerçekleştirdiği basın toplantısında, tek çekişme noktası olan egemenlik konseyi konusunda yaşanan anlaşmazlık dışında sunulan tekliflerin çoğunluğunun yeni belgeye dahil edildiğini söyledi. Tarafların önerilerini dinlediğini ve önerilerden çoğunu yapıcı bulduklarını ifade eden Lebat, taraflar arasında anlaşmazlık noktası olan egemenlik konseyi dışındaki diğer önerilerin belgeye dahil edildiğini belirtti. İlgili meselenin oldukça hassas olduğunu dile getiren Lebat, taraflara bu meselenin çözümü için bir toplantı düzenlemeleri çağrısı yaptıklarını belirtti.
Lebat, “Çağrısında bulunduğumuz ortak toplantının öncesinde bir uzlaşıya varılması halinde bu konuyu da anlaşma belgesine ekleyeceğiz. Herhangi bir uzlaşıya varılmaması durumunda ise söz konusu mesele ortak gündemin başında yer alacak. Arabuluculuk mevcut zorlukların üstesinde gelinmesi için çalışmaya hazır olacak” diyerek sözlerini sürdürdü. Taraflar arasında uzlaşılan hususların oldukça fazla olduğunu ifade eden Lebat, tarafların orta bir tutum üzerinde uzlaşamamalarının üzücü olduğunu ifade ederek, bir anlaşmaya varmaya ramak kaldığını söyledi.
“Anlaşma umutları yeniden yeşertecek”
Tarafların egemenlik konseyi çıkmazının yanı sıra ÖDBG tarafından seçilen sivil bir başbakan ile bir hükümet kurulması, bakanlıkların görevlendirilmesi ve bakanların seçimi konularını aştığını ifade eden Lebat, “Anlaşma yeni bir gerçekliğin ortaya çıkmasına vesile olacak ve umutları yeniden yeşertecek” dedi. Mevcut atmosferi bozacak herhangi bir şeyin önüne geçilmesi çağrısı yapan Lebat, “Taraflara, mevcut atmosferi bozacak herhangi söz veya eylemden sakınmaları ve anlaşmazlık noktasını tartışmak üzere uygun bir zemin oluşturarak, geçici bir anlaşmaya kapı açmaları çağrısında bulunuyoruz” ifadesini kullandı. Ayrıca medyaya ve uluslararası topluluğa, uygun bir çözüme ulaşmaya çalışan arabuluculuk çabalarını desteklemeleri çağrısında bulundu.
Etiyopya Arabulucusu Mahmud Derir, arabuluculuğun ilgili taraflar arasında doğrudan müzakerelerin başlaması için bir tarih belirlediğini, gözden geçirilmiş belgeyi onlara teslim ettiğini ve tarafları bugün bir toplantıya davet ettiğini söyledi. “Bu çabayı desteklemede tarafları ve ortakları aktif bir rol oynamaya davet ediyoruz” diyen Derir, sunulan belgede kaydedilen birçok hususta bir uzlaşı bulunduğunu, fakat egemenlik konseyi meselesinin bir anlaşmazlık noktası olarak devam ettiğini belirterek, bu yakınlık ve uzlaşının müzakere için bir araç olması gerektiğini vurguladı.
“Toplantıya kadar beklemeliyiz”
 Sudan'ın bölgesel organizasyondaki üyeliği donduran AfB, AGK’ya iktidarı sivillere devretmesi için 30 Haziran’a kadar mühlet vermişti. Muhammed el-Hasan Lebat, AfB’nin bu ayın 7’si ve 8’inde Nijer'in başkenti Niamey’de bir zirve düzenleyeceğini ve Afrika Barış ve Güvenlik Konseyi’nin Sudan’daki durum hakkında bir oturum düzenlemesi beklendiğini belirterek, “Toplantıya kadar beklemeliyiz” dedi.
ÖDBG geçtiğimiz cumartesi günü, başkent Hartum'da ve 30'dan fazla kentte askeri konseyin iktidarı sivillere devretmesini ve 3 Haziran'da ordu genel merkezi önünde öldürülen protestocuların katillerinin yargılanmasını talep etmek için milyonlarca Sudanlının katıldığı bir protesto yürüyüşü düzenledi. Ancak gerçek mermiler ve göz yaşartıcı gazlar kullanarak gösterilere müdahale eden askeri konseyi makamları, 11 kişinin hayatını kaybetmesine sebep oldular. Hayatını kaybeden kişilerden 3’ünün cesedi önceki gün Omdurman’da bir meydanda bulunurken, 4’üncü bir ceset de dün Nil Nehri yakınında bulundu.
Gözaltı operasyonları devam ediyor
ÖDBG halk direnişini ve protestoları tırmandırmaya yöneldi ve iki hafta boyunca devam edecek bir protesto programı ilan etti. Program, bu ayın 13’ünde gerçekleştirilecek merkezi bir konvoy ve 14’ünde yapılacak bir sivil itaatsizlik eylemi ile sona erecek. Buna karşılık AGK, Sudan Meslek Grupları Birliği (SPA) liderlerine yönelik bir gözaltı operasyonu başlatarak  Hartum'dan Öğretmen Komitesi Başkanı Yasin Hasan, Atbara kentinden Avukat Abdulmecid İdris, Öğretmenler Komitesi Üyesi Abdulhalık et-Tayyib ve Merkez Sudan Tabibler Komitesi Üyesi İhsan Fakri’nin de aralarında bulunduğu çok sayıda kişiyi gözaltına aldı.
“Zorba diktatörler tarih boyunca başarısız oldu”
ÖDBG’nin omurgasını teşkil eden SPA yaptığı açıklamada, “Gözaltılar ve baskınlar bizi özgürlük, barış ve adalet yolunu sürdürmekten alıkoymayacak. Gözaltılar ve suikast gibi şiddet eylemleriyle hareket eden bütün baskıcı rejimler ve zorba diktatörler tarih boyunca başarısız oldu” ifadelerini kullandı. Halk hareketi liderlerinden herhangi birinin zarar görmesi durumunda bütün sorumluluğun askeri konseye ait olduğunun kaydedildiği açıklamada, “Onlara bu devrimin halkın devrimi olduğunu öğretiyoruz. Binlerce kişiyi tutuklayıp öldürseler de halk baki kalır ve zorbaların rağmına özlemlerini gerçekleştirmek için mücadeleye devam eder” ifadeleri yer aldı.
“Barışçıl göstericilere yapılan saldırıyı kınıyoruz”
Öte yandan ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada,  Sudan güvenlik güçlerinin barışçıl göstericilere karşı gerçek mühimmat kullanılmasının kınamayı ve hesap verebilirliği gerektirdiği ifade edildi.
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü yaptığı açıklamada, 30 Haziran’da Hartum’da ve Sudan’ın diğer birçok şehrinde gerçekleştirilen barışçıl gösterilerin, Sudan halkının sivillerin önderlik ettiği geçici bir hükümet talebini vurguladığını söyledi. Şarku’l Avsat’a konuşan sözcü, barışçıl göstericilere karşı barışçıl Sudan güvenlik güçleri tarafından gerçek mühimmat kullanımının kınanmayı gerektirdiğini dile getirerek, askeri makamların yaşanan ölümlerden sorumlu tutulması gerektiğini söyledi.
Sözcü ülkede son zamanlarda yükselen tansiyona ilişkin Washington’un attığı adımlara değinmedi. Oysa Dışişleri Bakanı Yardımcısı Makila James, geçtiğimiz hafta Temsilciler Meclisi'ndeki bir oturumda göstericilere karşı daha fazla şiddet uygulanması durumunda olası yaptırımlar da dahil olmak üzere Washington'un tüm seçenekleri dikkate aldığı konusunda uyarıda bulunmuştu.
Sivillerin liderliğinde bir hükümetin kurulması hususunda uzlaşıya varmaları için ÖDBG’ye AGK’ya çağrıda bulunan sözcü, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın yapılan arabuluculuk çabalarını desteklediğini dile getirdi. Ayrıca ABD'nin Sudan Özel Temsilcisi Donald Booth ve diğer ABD’li yetkililerinin uluslararası çabaları koordine etmek amacıyla AfB ve Etiyopya arabuluculuğu ile sürekli temas halinde olduğuna dikkat çekerek, Donald Booth'un, Sudan'daki duruma bir çözüm bulunması için tüm tarafları Afrika arabuluculuğu birlikte çalışmaya teşvik ettiğini sözlerine ekledi.



"Barış Konseyi"... Trump'ın vaatlerinin yeni bir sınavı

 Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
TT

"Barış Konseyi"... Trump'ın vaatlerinin yeni bir sınavı

 Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)

Washington, önceki gün Barış Konseyi'nin resmi açılışına tanık oldu. Bu hamleyi ABD Başkanı Donald Trump, kendisini bir barış başkanı olarak tanıtarak ve mesajını öncelikle Amerikan kamuoyuna yönelterek siyasi söyleminin merkezine yerleştirdi. Amerika Birleşik Devletleri artık dış politika dosyalarının iç mücadelenin bir parçası haline geldiği ve her diplomatik hamlenin seçmenler önünde Amerikan rolünün imajının yeni bir sınavı olduğu bir seçim yılına giriyor.

İran ile gerginliğin artmasıyla birlikte bölgedeki büyük askeri yığılma göz önüne alındığında şu soru gündeme geliyor: "İran'a önümüzdeki iki hafta içinde askeri bir saldırı düzenlenmesi durumunda Gazze ile ilgili müzakere edilen iyimser planlar nasıl gerçekçi olabilir?"

Öte yandan, "Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi"nin geçen akşam Geçici Polis Gücü'nde iş başvurularının alınmaya başlanacağını duyurmasının hemen ardından, Gazze'deki gençler başvurularını yapmak için yarışa girdiler.


Mladenov'un ofisi ile Filistin Yönetimi arasında iletişim ve koordinasyon için bir irtibat bürosu kurulması

Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
TT

Mladenov'un ofisi ile Filistin Yönetimi arasında iletişim ve koordinasyon için bir irtibat bürosu kurulması

Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)

Gazze Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi için hazırlanan Amerikan barış planının uygulanması kapsamında, ofisi ile Filistin Yönetimi arasında resmi bir irtibat bürosu kurulduğunu duyurdu.

Mladenov'un ofisinden dün yapılan açıklamada, "Filistin Yönetimi ile irtibat bürosunun kurulmasını memnuniyetle karşılıyoruz" denilerek, bu adımın iki taraf arasında resmi ve organize bir iletişim ve koordinasyon kanalı sağlayacağı, yazışmaların açık bir kurumsal mekanizma aracılığıyla alınıp iletilmesini güvence altına alacağı belirtildi.

Şarku'l Avsat'ın DPA'den aktardığına göre açıklamada Mladenov'un "(Barış Konseyi) ile Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi arasındaki irtibat görevlisi sıfatıyla, Gazze Şeridi'ndeki geçiş yönetimi, yeniden yapılanma ve kalkınmanın çeşitli yönlerinin (dürüstlük ve etkinlik içinde) uygulanmasını sağladığı" ifade edildi.

Yapılan açıklamada, Filistin Yönetimi irtibat bürosunun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından açıklanan 20 maddelik barış planını, Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı 2025 tarihli kararına uygun olarak uygulamak ve Gazze halkı ile bölge halkı için daha istikrarlı bir gelecek inşa etmeye katkıda bulunmak amacıyla, Filistin Yönetimi irtibat bürosuyla birlikte çalışma konusundaki istekliliği ifade edildi.

Filistin Yönetimi Başkan Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh ise yaptığı kısa açıklamada, duyuruyu memnuniyetle karşılayarak şunları söyledi: "Filistin Yönetimi'ne bağlı bir irtibat bürosunun kurulması duyurusunu memnuniyetle karşılıyoruz. Bu büro, Başkan Trump'ın planını ve Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı kararını uygulamak için (Barış Konseyi) temsilcisinin ofisi ile Filistin Yönetimi arasında resmi bir koordinasyon ve iletişim kanalı sağlayacaktır."

Bu gelişme, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze Şeridi'ndeki savaşı sona erdirmeye yönelik planının ikinci aşamasının uygulanması bağlamında gerçekleşiyor. Kasım 2025'te BM Güvenlik Konseyi tarafından 2803 sayılı kararla onaylanan plan, yönetimi ve yeniden yapılanmayı denetlemek üzere geçici bir organ olarak "Barış Konseyi"nin kurulmasını ve geçici bir uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılmasını destekliyor.

Bulgar bir diplomat ve 2015-2020 yılları arasında Ortadoğu barış sürecinde BM özel temsilcisi olarak görev yapmış olan Mladenov, 2015 sonbaharından beri devam eden kırılgan ateşkes ortamında, yaygın yıkımın ardından yeniden yapılanmada büyük zorluklarla karşı karşıya olan Gazze'de "Barış Konseyi" ile Gazze Ulusal Yönetim Komitesi arasında koordinasyonu sağlamaktan sorumludur.

İrtibat ofisinin kurulması, Ramallah'taki Filistin Yönetimi ile Gazze'de yeni mekanizmalar arasındaki koordinasyonu artırmak için pratik bir adım olarak görülürken, kapsamlı silahsızlanma ve İsrail güçlerinin çekilmesi gibi planın bazı hükümlerinin uygulanması, Filistinli grupların tutumlarına ve sahadaki gelişmelere bağlı kalmaktadır.


Husiler Sana'daki Şeyh el-Ahmar'ın evini kuşattı

Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)
Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)
TT

Husiler Sana'daki Şeyh el-Ahmar'ın evini kuşattı

Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)
Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)

Husi grubu, birkaç gündür Yemen'deki Haşid aşiretinin en önde gelen şeyhlerinden biri olan aşiret lideri Himyar el-Ahmar’ın, Husi kontrolündeki başkent Sana'nın kuzeyindeki el-Hesebe mahallesindeki evine güvenlik kuşatması uyguluyor. Bu hareket, aşiret ve siyasi çevrelerde geniş çaplı kınamalara yol açtı.

Şarku’l Avsat'a bilgi veren kaynaklar, Husi lideri Yusuf el-Madani'nin birkaç gün önce el-Ahmar’ın evinin etrafına sıkı bir güvenlik kordonu kurulması emrini verdiğini söyledi. Maskeli silahlı kişiler zırhlı araçlar ve askeri kamyonlarla eve giden sokaklara konuşlandırıldı ve giriş çıkışları kısıtlamak için kontrol noktaları kuruldu.

Kaynaklara göre, grubun uyguladığı prosedürler arasında Haşid kabilesi ve diğer kabilelerden şeyhler de dahil olmak üzere ziyaretçilerin kimliklerinin kontrol edilmesi ve bazılarının eve girmesinin engellenmesi, diğer ziyaretçilerin ise bir daha el-Ahmer'i ziyaret etmeyeceklerine dair taahhüt imzalamaya zorlanması yer alıyordu. Bu durum, grubun kontrolü altındaki bölgelerde kabile şeyhlerine karşı dikkat çekici bir tırmanış anlamına geliyor.

Şeyh Himyar el-Ahmar, Yemen'deki Haşid kabilesinin en önde gelen şeyhlerinden biridir (Facebook)

Şeyh Himyar el-Ahmar, Yemen'deki Haşid kabilesinin en önde gelen şeyhlerinden biridir (Facebook)

Sana'a'nın kuzeyindeki el-Ahmar’ın evinin yakınlarında yaşayanlar, Şarku’l Avsat'a verdikleri demeçte, mahallede alışılmadık güvenlik takviyelerinin yaşandığını, bunun günlük hayatı etkilediğini ve özellikle artan halk hoşnutsuzluğu doğrultusunda durumun aşiret çatışmalarına dönüşmesi konusunda ciddi endişeler doğurduğunu söylediler.

Bölge sakinleri ayrıca, "provokatif" olarak nitelendirdikleri bu hamlenin, özellikle kuşatma uzarsa veya hedef alınan kişilerin sayısı artarsa, kabileler arasındaki gerilimleri daha da artıracağından endişe ediyorlar.

Boyun eğdirme mesajları

Şeyh Himyar el-Ahmar, Yemen'in siyasi sahnesindeki en büyük ve en etkili kabilelerden biri olan Haşid kabilesinin en önde gelen sosyal figürlerinden biridir. Gözlemciler, bu statüdeki bir kabile figürünü hedef almanın, acil güvenlik endişelerinin ötesine geçen siyasi bir mesaj olarak görülebileceğini değerlendiriyor.

Amran, Sana ve çevresindeki kırsal kesimden aşiret liderleri, Şarku’l Avsat'a yaptıkları açıklamada, Husilerin aldığı önlemlerden duydukları derin memnuniyetsizliği dile getirerek, aşiret önderlerine yönelik devam eden tacizin yerleşik toplumsal normların ihlali ve kuzeydeki aşiretler arasında gerilimi artırma tehdidi olduğunu belirttiler.

Bu tür önlemlerin devam etmesinin, Yemen toplumunda derinden kök salmış aşiret geleneklerine doğrudan bir provokasyon oluşturduğunu, bu geleneklere göre evleri silahlarla kuşatmanın veya kutsallıklarını ihlal etmenin suç sayıldığını vurguladılar.

 Husiler, kendilerine karşı herhangi bir ayaklanma korkusuyla halk üzerinde sıkı bir güvenlik baskısı uyguluyor (EPA)Husiler, kendilerine karşı herhangi bir ayaklanma korkusuyla halk üzerinde sıkı bir güvenlik baskısı uyguluyor (EPA)

Yerel kaynaklar, Husi militanlarının, Haşid aşiretinin önde gelen isimlerinden aşiret şeyhi Cibran Mücahid Ebu Şevarib'i, Sana'nın kuzeyindeki bir kontrol noktasında, el-Ahmar ailesinin evini ziyaretinden dönerken kaçırdığını ve hiçbir açıklama yapmadan bilinmeyen bir yere götürdüklerini bildirdi.

Ziyaretler devam ediyor

Husilerin sıkılaştırdığı güvenlik önlemlerine rağmen, aşiret şeyhleri ​​ve ileri gelenleri, grubun birkaç gündür konut çevresinde uyguladığı kısıtlamaları hiçe sayarak Sana'daki Şeyh Humeyr el-Ahmar’ın evini ziyaret etmeye devam ediyor.

Aşiret kaynaklarına göre önde gelen sosyal figürler, silahlı adamların konuşlandırılması ve bölge çevresinde kontrol noktalarının kurulmasının devam etmesi göz önüne alındığında, "aşiret geleneklerinin ihlali" olarak nitelendirdikleri durumu reddetmek ve dayanışma göstermek için Şeyh el-Ahmar’ın evine ulaşma konusunda istekliydiler.

Kaynaklar, ziyaretlerin gergin bir atmosferde gerçekleştiğini ancak aşiretlerin Şeyh el-Ahmar'a olan sürekli desteğini yansıttığını vurguladı.

Gözlemciler, bu aşiret hareketlerinin taciz politikasını ve evlerin kuşatılmasını reddeden açık mesajlar taşıdığını, Yemen'deki aşiret geleneklerinin evlere özel bir kutsallık tanıdığını ve onları herhangi bir şekilde hedef almayı yasakladığını savundu.

 Bir güvenlik kamerası görüntüsü, Şeyh el-Ahmar’ın evinin önünde daha önce yapılan bir Husi askeri geçit törenini gösteriyor (Facebook)Bir güvenlik kamerası görüntüsü, Şeyh el-Ahmar’ın evinin önünde daha önce yapılan bir Husi askeri geçit törenini gösteriyor (Facebook)

Bu gelişmeler, Husilerin Sana ve diğer şehirleri ele geçirmesinden bu yana, kabilelerin nüfuz dengesini yeniden şekillendirmek ve geleneksel liderleri kendi otoritesine tabi kılmak amacıyla, Husiler ile bir dizi kabile şeyhi ve ileri gelenleri arasında yaşanan gergin ilişki bağlamında ortaya çıkmaktadır.

Tekrarlanan provokasyonlar bağlamında, Husi grubu geçen yıl Ağustos ayında Sana'da merhum Şeyh Abdullah bin Hüseyin el-Ahmar’ın evinin ana kapısı önünde "Humeyni sloganı" atarak askeri geçit töreni düzenledi.