Afrika arabuluculuğu Sudan anlaşmasının yakın olduğunu söylüyor

Afrika Birliği (AfB) Arabulucusu Muhammed Hasan Lebat
Afrika Birliği (AfB) Arabulucusu Muhammed Hasan Lebat
TT

Afrika arabuluculuğu Sudan anlaşmasının yakın olduğunu söylüyor

Afrika Birliği (AfB) Arabulucusu Muhammed Hasan Lebat
Afrika Birliği (AfB) Arabulucusu Muhammed Hasan Lebat

Ortak Afrika-Etiyopya arabuluculuğu, Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG) ile Sudan Askeri Geçiş Konseyi (AGK) arasında yakında zamanda bir anlaşmaya varılacağını açıkladı ve taraflara bugün doğrudan müzakereler için çağrıda bulunduğunu bildirdi.
Afrika Birliği (AfB) Arabulucusu Muhammed Hasan Lebat, dün Hartum'da gerçekleştirdiği basın toplantısında, tek çekişme noktası olan egemenlik konseyi konusunda yaşanan anlaşmazlık dışında sunulan tekliflerin çoğunluğunun yeni belgeye dahil edildiğini söyledi. Tarafların önerilerini dinlediğini ve önerilerden çoğunu yapıcı bulduklarını ifade eden Lebat, taraflar arasında anlaşmazlık noktası olan egemenlik konseyi dışındaki diğer önerilerin belgeye dahil edildiğini belirtti. İlgili meselenin oldukça hassas olduğunu dile getiren Lebat, taraflara bu meselenin çözümü için bir toplantı düzenlemeleri çağrısı yaptıklarını belirtti.
Lebat, “Çağrısında bulunduğumuz ortak toplantının öncesinde bir uzlaşıya varılması halinde bu konuyu da anlaşma belgesine ekleyeceğiz. Herhangi bir uzlaşıya varılmaması durumunda ise söz konusu mesele ortak gündemin başında yer alacak. Arabuluculuk mevcut zorlukların üstesinde gelinmesi için çalışmaya hazır olacak” diyerek sözlerini sürdürdü. Taraflar arasında uzlaşılan hususların oldukça fazla olduğunu ifade eden Lebat, tarafların orta bir tutum üzerinde uzlaşamamalarının üzücü olduğunu ifade ederek, bir anlaşmaya varmaya ramak kaldığını söyledi.
“Anlaşma umutları yeniden yeşertecek”
Tarafların egemenlik konseyi çıkmazının yanı sıra ÖDBG tarafından seçilen sivil bir başbakan ile bir hükümet kurulması, bakanlıkların görevlendirilmesi ve bakanların seçimi konularını aştığını ifade eden Lebat, “Anlaşma yeni bir gerçekliğin ortaya çıkmasına vesile olacak ve umutları yeniden yeşertecek” dedi. Mevcut atmosferi bozacak herhangi bir şeyin önüne geçilmesi çağrısı yapan Lebat, “Taraflara, mevcut atmosferi bozacak herhangi söz veya eylemden sakınmaları ve anlaşmazlık noktasını tartışmak üzere uygun bir zemin oluşturarak, geçici bir anlaşmaya kapı açmaları çağrısında bulunuyoruz” ifadesini kullandı. Ayrıca medyaya ve uluslararası topluluğa, uygun bir çözüme ulaşmaya çalışan arabuluculuk çabalarını desteklemeleri çağrısında bulundu.
Etiyopya Arabulucusu Mahmud Derir, arabuluculuğun ilgili taraflar arasında doğrudan müzakerelerin başlaması için bir tarih belirlediğini, gözden geçirilmiş belgeyi onlara teslim ettiğini ve tarafları bugün bir toplantıya davet ettiğini söyledi. “Bu çabayı desteklemede tarafları ve ortakları aktif bir rol oynamaya davet ediyoruz” diyen Derir, sunulan belgede kaydedilen birçok hususta bir uzlaşı bulunduğunu, fakat egemenlik konseyi meselesinin bir anlaşmazlık noktası olarak devam ettiğini belirterek, bu yakınlık ve uzlaşının müzakere için bir araç olması gerektiğini vurguladı.
“Toplantıya kadar beklemeliyiz”
 Sudan'ın bölgesel organizasyondaki üyeliği donduran AfB, AGK’ya iktidarı sivillere devretmesi için 30 Haziran’a kadar mühlet vermişti. Muhammed el-Hasan Lebat, AfB’nin bu ayın 7’si ve 8’inde Nijer'in başkenti Niamey’de bir zirve düzenleyeceğini ve Afrika Barış ve Güvenlik Konseyi’nin Sudan’daki durum hakkında bir oturum düzenlemesi beklendiğini belirterek, “Toplantıya kadar beklemeliyiz” dedi.
ÖDBG geçtiğimiz cumartesi günü, başkent Hartum'da ve 30'dan fazla kentte askeri konseyin iktidarı sivillere devretmesini ve 3 Haziran'da ordu genel merkezi önünde öldürülen protestocuların katillerinin yargılanmasını talep etmek için milyonlarca Sudanlının katıldığı bir protesto yürüyüşü düzenledi. Ancak gerçek mermiler ve göz yaşartıcı gazlar kullanarak gösterilere müdahale eden askeri konseyi makamları, 11 kişinin hayatını kaybetmesine sebep oldular. Hayatını kaybeden kişilerden 3’ünün cesedi önceki gün Omdurman’da bir meydanda bulunurken, 4’üncü bir ceset de dün Nil Nehri yakınında bulundu.
Gözaltı operasyonları devam ediyor
ÖDBG halk direnişini ve protestoları tırmandırmaya yöneldi ve iki hafta boyunca devam edecek bir protesto programı ilan etti. Program, bu ayın 13’ünde gerçekleştirilecek merkezi bir konvoy ve 14’ünde yapılacak bir sivil itaatsizlik eylemi ile sona erecek. Buna karşılık AGK, Sudan Meslek Grupları Birliği (SPA) liderlerine yönelik bir gözaltı operasyonu başlatarak  Hartum'dan Öğretmen Komitesi Başkanı Yasin Hasan, Atbara kentinden Avukat Abdulmecid İdris, Öğretmenler Komitesi Üyesi Abdulhalık et-Tayyib ve Merkez Sudan Tabibler Komitesi Üyesi İhsan Fakri’nin de aralarında bulunduğu çok sayıda kişiyi gözaltına aldı.
“Zorba diktatörler tarih boyunca başarısız oldu”
ÖDBG’nin omurgasını teşkil eden SPA yaptığı açıklamada, “Gözaltılar ve baskınlar bizi özgürlük, barış ve adalet yolunu sürdürmekten alıkoymayacak. Gözaltılar ve suikast gibi şiddet eylemleriyle hareket eden bütün baskıcı rejimler ve zorba diktatörler tarih boyunca başarısız oldu” ifadelerini kullandı. Halk hareketi liderlerinden herhangi birinin zarar görmesi durumunda bütün sorumluluğun askeri konseye ait olduğunun kaydedildiği açıklamada, “Onlara bu devrimin halkın devrimi olduğunu öğretiyoruz. Binlerce kişiyi tutuklayıp öldürseler de halk baki kalır ve zorbaların rağmına özlemlerini gerçekleştirmek için mücadeleye devam eder” ifadeleri yer aldı.
“Barışçıl göstericilere yapılan saldırıyı kınıyoruz”
Öte yandan ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada,  Sudan güvenlik güçlerinin barışçıl göstericilere karşı gerçek mühimmat kullanılmasının kınamayı ve hesap verebilirliği gerektirdiği ifade edildi.
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü yaptığı açıklamada, 30 Haziran’da Hartum’da ve Sudan’ın diğer birçok şehrinde gerçekleştirilen barışçıl gösterilerin, Sudan halkının sivillerin önderlik ettiği geçici bir hükümet talebini vurguladığını söyledi. Şarku’l Avsat’a konuşan sözcü, barışçıl göstericilere karşı barışçıl Sudan güvenlik güçleri tarafından gerçek mühimmat kullanımının kınanmayı gerektirdiğini dile getirerek, askeri makamların yaşanan ölümlerden sorumlu tutulması gerektiğini söyledi.
Sözcü ülkede son zamanlarda yükselen tansiyona ilişkin Washington’un attığı adımlara değinmedi. Oysa Dışişleri Bakanı Yardımcısı Makila James, geçtiğimiz hafta Temsilciler Meclisi'ndeki bir oturumda göstericilere karşı daha fazla şiddet uygulanması durumunda olası yaptırımlar da dahil olmak üzere Washington'un tüm seçenekleri dikkate aldığı konusunda uyarıda bulunmuştu.
Sivillerin liderliğinde bir hükümetin kurulması hususunda uzlaşıya varmaları için ÖDBG’ye AGK’ya çağrıda bulunan sözcü, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın yapılan arabuluculuk çabalarını desteklediğini dile getirdi. Ayrıca ABD'nin Sudan Özel Temsilcisi Donald Booth ve diğer ABD’li yetkililerinin uluslararası çabaları koordine etmek amacıyla AfB ve Etiyopya arabuluculuğu ile sürekli temas halinde olduğuna dikkat çekerek, Donald Booth'un, Sudan'daki duruma bir çözüm bulunması için tüm tarafları Afrika arabuluculuğu birlikte çalışmaya teşvik ettiğini sözlerine ekledi.



Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık ettiği Barış Konseyi’nin ilk toplantısı, çeşitli önerileri gündeme taşıdı. Washington yönetimi toplantının çıktısını Gazze Şeridi’nin yeniden imarı için finansman sağlanması ve Hamas’ın silahsızlandırılması başlıklarında özetlerken, Arap tarafı taleplerini Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının tüm maddeleriyle uygulanması, uluslararası istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin Tel Aviv’in engellemeleri olmaksızın görev yapabilmesi üzerine yoğunlaştırdı.

40’tan fazla ülkeden temsilciler ile 12 ülkeden gözlemcinin katıldığı toplantının sonuçlarının uygulama aşamasında başarıya ulaşıp ulaşamayacağı ise tartışma konusu oldu. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, özellikle İsrail’in geri çekilmemesi ve Hamas’ın silahsızlandırılmasına ilişkin net mutabakat sağlanamaması gibi başlıca engeller nedeniyle sürecin ciddi zorluklarla karşılaşabileceğini, bunun da anlaşmanın aksamasına ya da askıya alınmasına yol açabileceğini ifade etti.

Endişeler

Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto, Gazze Şeridi’ndeki barış sürecini zayıflatabilecek girişimlere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

Söz konusu açıklama, Subianto’nun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan Barış Konseyi’nin açılışına katılmasının ertesi gününde geldi. Toplantıda, İsrail saldırılarıyla büyük yıkıma uğrayan Gazze Şeridi’nin yeniden inşası ve bölgede uluslararası bir istikrar gücü oluşturulması konuları öne çıkmıştı.

Trump, ABD’nin konseye 10 milyar dolar bağışta bulunacağını açıklarken; Suudi Arabistan, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Fas, Bahreyn, Katar, Özbekistan ve Kuveyt’in Gazze Şeridi’ne yönelik yardım paketi için 7 milyar dolardan fazla katkı sağladığını belirtti.

Hamas’ın silahsızlandırılması gerektiğini vurgulayan Trump, hareketin söz verdiği üzere silahlarını teslim edeceğini ifade ederek, aksi halde ‘sert bir karşılık’ verileceği uyarısında bulundu. Trump, “Dünya şu anda Hamas’ı bekliyor… Şu an önümüzdeki tek engel o” dedi.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar da Barış Konseyi toplantısındaki konuşmasında Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılması planına destek verdiğini açıkladı. Başbakan Binyamin Netanyahu ise toplantı öncesinde “Gazze silahsızlandırılmadan yeniden inşa olmayacak” mesajını vermişti.

Toplantıda konuşan ve yeni kurulan uluslararası istikrar gücünün komutanı olan General Jasper Jeffers, Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk’un güç göndermeyi taahhüt ettiğini açıkladı. Gazze’ye komşu iki ülke olan Mısır ve Ürdün’ün ise polis ve güvenlik güçlerinin eğitilmesini üstlenmeyi kabul ettiği bildirildi.

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, toplantıda yaptığı konuşmada Batı Şeria ile Gazze Şeridi arasındaki bağın korunmasının önemine işaret ederek, Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’ndeki sorumluluklarını yeniden üstlenebilmesi gerektiğini belirtti. Medbuli, Filistinlilerin kendi işlerini doğrudan yürütebilmesi ve teknokrat komitenin Gazze Şeridi’nin tüm bölgelerinde görev yapabilmesi çağrısında bulundu.

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ise konuşmasında Doha’nın nihai çözüme ulaşılması amacıyla Konsey’in çalışmalarına 1 milyar dolar katkı sağlayacağını duyurdu. Al Sani, Trump liderliğindeki Barış Konseyi’nin ‘20 maddelik planın tam ve gecikmeksizin uygulanmasını’ sağlayacağını ifade etti.

Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde İsrail meseleleri analisti olarak görev yapan Dr. Said Ukkaşe, Barış Konseyi’nde ortaya konan çerçevenin net planlar içermediğini ve bunun anlaşmanın uygulanmasında karmaşaya, hatta tıkanma ve donmaya yol açabileceğini belirtti. Ukkaşe, ABD Başkanı Donald Trump’ın, engellerin giderilmesi ve gerekli mutabakatların sağlanmasına odaklanmadan konseyi hızla devreye sokarak bir başarı elde etmeye çalıştığını ifade etti.

Filistinli siyasi analist Nizar Nazzal da benzer bir görüş dile getirdi. Nazzal, Konsey’in taahhütlerinin uygulama aşamasında sekteye uğrayabileceğini belirterek, ekonomik başlıklara -örneğin yeniden imar için fon sağlanmasına- ağırlık verildiğini, ancak açık bir yol haritası ortaya konmadığını söyledi. Güvenlik boyutunda ise Hamas’ın silahsızlandırılmasının gündeme getirildiğini, buna karşın İsrail’in çekilmesi ya da hareketin geleceği konusunda netlik bulunmadığını kaydetti.

Nazzal, siyasi yükümlülüklerden uzak bu yaklaşımın temel bir sorun teşkil ettiğini vurgulayarak, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması, İsrail’in geri çekilmesi ve teknokrat komitenin yetkilendirilmesi gibi hassas başlıkların güvenlik alanındaki karmaşık dengeler nedeniyle gecikebileceğini ifade etti.

Hamas’ın önceliği

Hamas ise son günlerde ABD Başkanı Donald Trump’ın silahsızlanma yönündeki açıklamalarıyla doğrudan bir polemiğe girmekten kaçınmayı sürdürdü. Hareket, perşembe günü yayımladığı bildiride, Gazze Şeridi’ne ilişkin herhangi bir düzenlemenin ‘İsrail saldırılarının tamamen durdurulmasıyla’ başlaması gerektiğini vurguladı.

Hamas, akşam saatlerinde yaptığı bir başka açıklamada da Gazze’nin ve Filistin halkının geleceğine dair ele alınacak her türlü siyasi sürecin ya da düzenlemenin, ‘saldırıların bütünüyle sona erdirilmesi, ablukanın kaldırılması ve başta özgürlük ve kendi kaderini tayin hakkı olmak üzere Filistin halkının meşru ulusal haklarının güvence altına alınması’ temelinde şekillenmesi gerektiğini belirtti.

ABD’li arabulucu Bishara Bahbah ise perşembe günü basına yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahsızlandırılmasının, mensuplarına güvence ve koruma sağlanmasına bağlı olduğunu ifade etti.

Ukkaşe, ABD ve İsrail’den gelen açıklamaların, silahsızlanma gerçekleşmeden Gazze Şeridi’nde saldırıların durmasının mümkün olmadığına işaret ettiğini savundu. Ukkaşe, Hamas’ın izlediği çizginin örgütün varlığını sürdürme isteğini yansıttığını belirterek, bunun anlaşma maddelerinin tamamlanmasına engel olabileceğini ve Washington’un istikrar gücünün yetkileri ile konuşlandırılma takvimini netleştirmemesi halinde savaşın yeniden başlayabileceğini söyledi.

Nazzal ise Hamas’ın tamamen tasfiyesi üzerinden bir müzakere yürütülmesinin mümkün olmadığını belirterek, hareketin geleceğinin kapsamlı biçimde ele alınması ve karşılıklı tavizlere dayalı formüller yerine gerçek ve ciddi mutabakatlara yönelinmesi gerektiğini ifade etti.


Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)

Trump yönetimi, ülkedeki iç savaş sırasında 2012 yılında kapatılan Şam'daki ABD büyükelçiliğini yeniden açma planlarıyla ilgili olarak Kongre'ye bildirimde bulundu.

Associated Press (AP) tarafından elde edilen ve bu ayın başlarında Kongre komitelerine gönderilen bir bildirimde, Dışişleri Bakanlığı'nın "Suriye'deki büyükelçilik faaliyetlerinin olası yeniden başlatılmasına yönelik aşamalı bir yaklaşım uygulamayı" amaçladığı belirtildi.

10 Şubat tarihli bildirimde, bu planlara ilişkin harcamaların 15 gün içinde, yani gelecek hafta başlayacağı belirtilmişti; ancak planların tamamlanma tarihi veya Amerikalı personelin Şam'a kalıcı olarak ne zaman döneceğine dair bir zaman çizelgesi belirtilmemişti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre ABD yönetimi geçen yıldan beri, özellikle Beşşar Esed rejiminin Aralık 2024'te beklenen düşüşünden kısa bir süre sonra, büyükelçiliği yeniden açmayı değerlendiriyordu.

Yönetim, bu adımı Başkan Donald Trump'ın Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın gündemindeki en önemli önceliklerden biri olarak belirledi.


İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
TT

İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)

Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine dün düzenlenen İsrail hava saldırılarında en az 8 kişi hayatını kaybetti. İsrail ordusu, hedef alınan unsurların Hizbullah ile müttefiki Hamas mensupları olduğunu açıkladı.

Hizbullah’a yakın bir kaynak AFP’ye yaptığı açıklamada, Bekaa bölgesini hedef alan saldırılarda örgütün askeri komutanlarından birinin de hayatını kaybedenler arasında bulunduğunu bildirdi.

Yerel basında yer alan haberlerde, hayatını kaybedenler arasında Hizbullah’ta görevli bir yetkilinin de bulunduğu, söz konusu ismin eski milletvekili Muhammed Yaği’nin oğlu olduğu ve Hizbullah’ın hayatını kaybeden eski genel sekreteri Hasan Nasrallah’ın yardımcılığını yaptığı öne sürüldü.

İsrail, Kasım 2024’te bir yılı aşkın süren çatışmaların ardından varılan ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’a yönelik hava saldırılarını sürdürüyor. İsrail ordusu genellikle hedefin Hizbullah olduğunu belirtirken, zaman zaman Hamas Hareketi’ni de vurduğunu açıklıyor.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), Bekaa bölgesindeki İsrail saldırılarının ilk belirlemelere göre altı kişinin ölümüne ve 25’ten fazla kişinin yaralanmasına yol açtığını, yaralıların bölgedeki hastanelere sevk edildiğini duyurdu.

İsrail ordusu ise Bekaa’daki Baalbek bölgesinde Hizbullah’a ait karargâhların hedef alındığını açıkladı.

Söz konusu saldırılar, ülkenin en büyük Filistin mülteci kampı olan Ayn el-Hilve’ye yönelik İsrail hava saldırılarından saatler sonra gerçekleşti. Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırılarda iki kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. İsrail ordusu ise kampta Hamas’a ait bir karargâhın hedef alındığını duyurdu.

NNA, İsrail’e ait bir insansız hava aracının (İHA) Sayda’ya bitişik kampı vurduğunu aktardı.

İsrail ordusu açıklamasında, kampta ‘Hamas mensubu militanların faaliyet gösterdiği bir karargâhın’ hedef alındığını belirterek, Lübnan’da Hamas’ın ‘yerleşmesine karşı’ operasyonlarını sürdürdüğünü ve “Hamas terör örgütü militanlarına karşı nerede faaliyet gösterirlerse göstersinler güçlü şekilde hareket etmeye devam edeceğini” kaydetti.

 Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Hamas yaptığı yazılı açıklamada, sivil kayıplara yol açtığını belirttiği saldırıyı kınadı.

Açıklamada, ‘işgal ordusunun ileri sürdüğü iddiaların’ reddedildiği belirtilerek, bunların ‘gerçekler karşısında dayanaksız bahaneler’ olduğu savunuldu. Hedef alınan merkezin, kampta güvenlik ve istikrarı sağlamakla görevli Ortak Güvenlik Gücü’ne ait olduğu ifade edildi.

Lübnan hükümeti geçen yıl, İsrail ile yaşanan ve binlerce Hizbullah mensubunun yanı sıra çok sayıda üst düzey ismin hayatını kaybettiği savaşın ardından zayıflayan Hizbullah’ın silahsızlandırılacağını taahhüt etmişti.

Lübnan ordusu geçen ay, İsrail sınırına yakın bölgeden başlayarak Litani Nehri’ne kadar uzanan alanı kapsayan planın ilk aşamasını tamamladığını açıkladı.

Ancak Hizbullah’ı yeniden silahlanmakla suçlayan İsrail, Lübnan ordusunun kaydettiği ilerlemeyi yetersiz bulduğunu duyurdu.

Beş aşamadan oluşan planın ikinci etabı ise Litani Nehri’nin kuzeyinden başlayarak, başkent Beyrut’un yaklaşık 40 kilometre güneyindeki Sayda’nın kuzeyinden Akdeniz’e dökülen Evveli Nehri’ne kadar uzanan bölgeyi kapsıyor.