Cezayir’de İngilizce Fransızcanın yerini mi alıyor?

Halk Hareketi, her türlü Fransız sömürgesinden kurtulmak mı istiyor? (AFP)
Halk Hareketi, her türlü Fransız sömürgesinden kurtulmak mı istiyor? (AFP)
TT

Cezayir’de İngilizce Fransızcanın yerini mi alıyor?

Halk Hareketi, her türlü Fransız sömürgesinden kurtulmak mı istiyor? (AFP)
Halk Hareketi, her türlü Fransız sömürgesinden kurtulmak mı istiyor? (AFP)

Cezayir’de eğitimde birinci yabancı dil olarak İngilizcenin Fransızcanın yerini alması meselesi kamuoyunu meşgul ediyor. Moliere’nin dili, yaklaşık 132 yıl süren sömürge geçmişinden ötürü on yıllar boyunca resmî kurumlar ile meclislerdeki işlemlerin çoğuna hâkim oldu ve bu Mağrip ülkesinin vatandaşları arasındaki en yaygın dil olarak varlığını sürdürdü.
Halk oylaması
Tartışma, Cezayir Yükseköğretim Bakanlığı’nın internet sitesinde üniversite eğitiminde Fransızcanın İngilizce ile değiştirilmesine dair bir anket yayınlaması ile patlak verdi. Nihai karar, ülke içinde ve dışındaki akademisyen çoğunluğuna bırakılacak. Bu adım, sosyal medya fenomenlerinden çok sayıda etkileşim aldı.
Yükseköğretim Bakanlığı’nın üniversitelerde eğitim dili olarak İngilizcenin kabul edilmesine yönelik anket sonuçlarını birkaç gün içerisinde açıklaması bekleniyor. Bakan Tayyib Nuri, bir açıklamasında, “Sürecin bir başlangıcı olarak çok sayıda görüş dile getirildi. Destekleyenler olduğu gibi karşı çıkanlar da var. Üniversite hocaları, öğrenciler ve üniversite yetkilileri tarafından sunulan görüşler videolar ve saha açıklamaları ile belgelendirildi. Bunları yakın zamanda sizin bilginize sunacağım” ifadelerine yer verdi.
Saldırganlık bulaşıcıdır
Bu uygulama ile eş zamanlı olarak Eğitim Bakanlığı, bu ayın on altısında yapılacak olan sektörde mesleki terfi imtihanlarında Fransızca dil sınavının kaldırılacağını açıkladı. Bakanlık ilk kez böylesi bir kararı duyuruyor.
Cezayir’de eğitimde Fransızcanın yerini İngilizcenin almasını talep eden yetkililer arasına katılan Cezayir Çalışma ve İstihdam Bakanı Ticani Hassan Haddam, Dayanışma Yüksekokulu öğrencilerinin mezuniyet töreninde, “Cezayir’de İngilizcenin gelişerek Fransızcanın yerini almasını diliyorum. Çünkü Fransızca küresel bir dil değil ve kullanım alanı da belirli birkaç ülke ile sınırlı” şeklinde konuştu.
Hükümet Yetkilisi, bir sonraki sosyal girişte Sosyal Güvenlik Yüksekokulunda İngilizce eğitime başlanacağını ve ilk deneyim olarak başta İngilizce konuşan Afrika ülkelerinin bu okulun hizmetlerinden faydalandırılacağını duyurdu. Bu adım, ‘bu bilimsel yapılaşmanın bölge ve kıta düzeyinde eğitim-öğretim alanlarındaki rolünü güçlendirme çabası’ kapsamında atılacak.
Tarihi bir fırsat
Cezayir Ulusal Yükseköğretim Akademisyenleri Konseyi Ulusal Koordinatörü Dr. Abdulhafiz Milat, konuyu, “Bu adımı tebrik ediyor, güçlü bir şekilde destekliyoruz. Sendika olarak bu adıma destek olup eşlik etmeye hazırız, zira biz uzun bir süredir özellikle yükseköğretimde Fransızca kullanımından kurtulmak gerektiğini söyleyen ilk kuruluşuz. Bu dil, teknolojik ve bilimsel gelişmeye artık ayak uyduramıyor. Fransa’da bile İngilizce, üst düzey bilimsel çalışmalarda baskın dil haline geldi. İngilizceye geçiş eğilimi, önceki Cumhurbaşkanı Abdulaziz Buteflika’nın 1999 yılında iktidara gelmesinden önce güçlü bir şekilde varlığını hissettiriyordu. Ancak Buteflika bu eğilimi durdurdu. Hatta önceki Cumhurbaşkanı Liamine Zeroual tarafından getirilen Araplaşma yasasını bile dondurdu. 22 Şubat hareketinden sonra bugün, Buteflika’dan, onun rejiminden ve Fransa hesabına çalışan derin devletten yani söz konusu eğilimin önüne taş koyan unsurlardan kurtulduk. Bugün ölü Fransızcadan ve bağımlılıktan kurtulmak için önümüzde tarihi bir fırsat var. Cezayir halkının bu eğilimi güçlü bir şekilde desteklemesi gerekir” sözleri ile değerlendirdi.
Hareketin rolü
Cezayir’deki 22 Şubat Hareketi başladığından bu yana göstericiler, her cuma miting düzenleyerek Fransa’nın ülkeleri üzerindeki egemenliğini kınayarak Paris’e tanınan ekonomik ayrıcalıkların durdurulması çağrısı yapıyor. Halkın gözünde Paris, mallarını elden çıkarmak ve birçoklarının iştahını kabartan gizli zenginlikler üzerinde yatan bir ülkeden büyük kârlar elde etmek için Cezayir’i bir pazar belledi.
Fransız egemenliği ekonomi ile sınırlı kalmıyor. Son yıllarda İngilizceye daha fazla ilgi gösteren ve yetkililerden bu dilin birinci yabancı dil haline getirilmesini talep eden yeni bir neslin ortaya çıkması ile birlikte Cezayirliler, bu ülkeye olan kültürel bağlılık konusundaki hoşnutsuzluklarını da dile getiriyor. Bu esnada Cezayirlilere Shakespeare’in dilini öğretmek için açılan enstitü ve kurslar çoğalıyor. Cezayir’de British Council’in İngilizce öğrenimi için yüzlerce başvuru alması da bu dile yönelik açılımı yansıtıyor.
Milat’a göre “Fransa ve Cezayir’deki bağlıları, İngilizceye yönelik bu ilgiden memnun kalmayacak ve engellemek için çeşitli yollara başvuracak. Üniversite eğitiminde İngilizceye geçiş, teknik ve bireysel bazı zorluklarla karşılaşacak. Bu zorlukların bir kısmı sahte de olabilir. Bununla birlikte siyasi irade ve halk desteği ile bu adım, tarihi bir geçiş aşamasını tamamlayacak.”
Milat, “İngilizce kullanımına geçişin aşamalı ve hazırlıklı olmasını” öneriyor. Ona göre başlangıçta sadece birkaç büyük üniversite seçilmeli ve genelde İngilizcenin tek eylem ve bilimsel etkileşim dili olduğu özel bilimsel alanlar tercih edilmeli. Daha sonra diğer üniversiteler ve alanlarla bu geçiş tamamlanmalıdır.
Milat aynı şekilde, İngilizceye geçişte başlangıçta yüksek lisans düzeyi ile yetinilmesini ve yüksek lisans eğitiminde İngilizce konusunda zorluk çekmemesi adına üniversite öğrencisinin İngilizce seviyesinin lisans eğitiminin üç senesinde yükseltilmesini öneriyor. Ona göre birkaç senenin ardından İngilizce, tüm seviyelerde yaygınlaştırılabilir.
Independent Arabia'dan İman Uveymir'e konuşan Milat, üniversite hocalarının yoğunlaştırılmış kurslarla İngilizcede yetkinleştirilmeleri ve İngilizcenin ilkokul, ortaokul ve lise düzeylerinde Fransızcanın yerini alan ilk yabancı dil hale getirilmesi gerektiğinin altını çiziyor.



Şera, Suriyelilere karşı ihlallerde bulunanlar hariç, çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişilere af çıkardı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
TT

Şera, Suriyelilere karşı ihlallerde bulunanlar hariç, çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişilere af çıkardı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera dün çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişiler ile 70 yaşını aşmış mahkûmları kapsayan genel af kararı yayımladı. Ancak karar, Suriyelilere yönelik ihlallerde bulunanları kapsam dışı bırakıyor.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre söz konusu kararname, Aralık 2024’te Beşşar Esed’in devrilmesinin ardından göreve gelen Şera’nın yayımladığı ilk af niteliğini taşıyor. Esed, görev süresi boyunca zaman zaman benzer af kararnameleri çıkarmıştı.

Suriye devlet televizyonunda yayımlanan kararnameye göre, ‘müebbet hapis cezası’ 20 yıla indiriliyor. Ayrıca kabahat ve ihlallerde verilen cezaların tamamı kaldırılıyor. Uyuşturucuyla Mücadele Kanunu, Suriye lirası dışında işlem yapılmasının yasaklanmasına ilişkin yasa ve devlet destekli malların kaçakçılığına dair kanunda yer alan bazı ağır suçlara ilişkin cezalar da affediliyor.

Af kapsamında ayrıca Askerî Ceza Kanunu ve Bilişim Suçları Kanunu’nda düzenlenen bazı ağır suçlara ilişkin cezalar da kaldırılıyor.

Silah ve mühimmat yasasında yer alan suçlardan hüküm giyenler de kararın yayımlanmasından itibaren üç ay içinde silahlarını yetkili makamlara teslim etmeleri şartıyla cezalarının tamamından muaf tutulacak.

Kararname, ‘tedavisi mümkün olmayan ağır bir hastalığa’ sahip olanlar ile 70 yaşını doldurmuş hükümlülerin de, metinde belirtilen istisnalar dışında, cezalarının tamamından muaf tutulmasını öngörüyor.

Buna karşılık, ‘Suriye halkına karşı ağır ihlaller içeren suçlar’ ile İşkencenin Suç Sayılmasına Dair Kanun’da düzenlenen suçlar af kapsamı dışında bırakıldı.

Yeni yönetimin göreve gelmesinden bu yana, eski yönetimle bağlantılı oldukları ve Suriyelilere karşı ihlallerde bulundukları iddiasıyla onlarca kişinin gözaltına alındığı açıklanmış, bazıları hakkında yargı süreci başlatılmıştı.


Washington'da düzenlenen "Gazze Barış Konseyi"nin ilk toplantısının gündeminde 4 dosya yer alıyor

Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)
Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)
TT

Washington'da düzenlenen "Gazze Barış Konseyi"nin ilk toplantısının gündeminde 4 dosya yer alıyor

Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)
Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın başkanlık ettiği “Barış Konseyi”nin ilk toplantısı bugün yapılacak. Toplantıda, İsrail'in saldırılarının devam etmesi ve ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının askıya alınmasıyla birlikte, Hamas'ın silahsızlandırılması, İsrail'in Gazze Şeridi'nden çekilmesi ve istikrar güçlerinin konuşlandırılması ile Gazze Şeridi'ndeki durum ele alınacak.

Bu toplantı, yeniden yapılanma dosyası ve “Gazze Yönetim Komitesi”nin çalışmalarıyla birlikte çözülmemiş meselelere yoğunlaşıyor. Şarku’l Avsat'a konuşan uzmanlara göre İsrail'in Batı Şeria'daki Filistin topraklarını yağmalaması konusunun gündeme getirilmesi olasılığı var. Uzmanlar, İsrail'in toplantıya katılımının, Meksika'nın sınırlı katılım açıklamasında olduğu gibi, İsrail'e karşı çıkanların katılımını azaltabileceğini değerlendiriyor.

Gündemdeki dosyalar

Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov’un CNN'e yaptığı açıklamaya göre bugünkü toplantıda, Gazze Komisyonu'nun Şerid'e girmesini, ateşkes ihlallerinin sona ermesini sağlamak ve insani yardımı hızlı bir şekilde ulaştırmak için izlenecek süreç tartışılacak. Ayrıca “Gazze'de silahsızlanma süreci, İsrail güçlerinin sınır hattından çekilmesi ve Gazze'nin yeniden inşası ve Batı Şeria'nın Filistin Yönetimi'ne ilhakı da dahil olmak üzere Trump'ın 20 maddelik planının uygulanması” da ele alınacak.

Mladenov, “tüm tarafların bu konularda anlaşmaya varması ve çabalarını birleştirmesi”nin alternatifi olarak “savaşın yeniden başlaması” ve “savaşın yeniden başlamasından daha da tehlikeli olan, Hamas'ın Gazze'nin yaklaşık yüzde 50'sini kontrol ettiği ve geri kalanının İsrail kontrolü altında olduğu statükonun pekiştirilmesi” olacağı uyarısında bulundu.

İsrail güvenlik kaynakları, Trump'ın “Barış Konseyi” toplantısında uluslararası güçlerin Gazze Şeridi'ne girmesini ve Hamas'ın silahsızlandırılması ile yeniden inşa sürecinin başlatılmasını duyuracağını tahmin ediyor. Bu bilgi, dün İbranice web sitesi Walla'ya konuşan bir kaynak tarafından verildi.

Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden akrabasının yasını tutuyor (AFP)Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden akrabasının yasını tutuyor (AFP)

Endonezya, şu ana kadar Gazze'ye asker gönderme niyetini açıklayan tek ülke olurken, İsrail ise Gazze Şeridi'nde Türkiye'nin varlığını reddediyor. Endonezya ordu sözcüsü Dony Pramono pazartesi günü yaptığı açıklamada, Cakarta'nın önerilen çokuluslu gücün bir parçası olarak nisan ayı başlarında Gazze'ye gönderilmek üzere 1.000 asker hazırladığını belirtti.

Siyaset bilimi profesörü ve Filistin ve İsrail meseleleri uzmanı Dr. Tarık Fahmi, ilk toplantının konseyi kurup, çalışmalarına başlamak için fon toplamaya odaklanacağını ve ilgili ve etkili ülkelerin çoğunu kapsayacağını düşünüyor. En önemli konular, istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve silahsızlanma olacak, ancak bazı zorluklar olduğunu da belirtiyor. Ancak anlaşmaya varmaktan başka bir alternatifin olmadığı da ifade ediyor.

Filistinli siyasi analist Dr. Ayman el-Raqab da onunla aynı fikirde ve Hamas'ın silahsızlandırılması, Filistin polis güçlerinin yanı sıra istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin çalışmaları ile Batı Şeria sorunu ile İsrail'in toprak gaspı konularının toplantının ana gündem maddeleri olacağını belirtiyor. Trump'ın, başkanlığını yaptığı konseyin başarısını vurgulamak için bu sorunların bazılarının çözülmesi için çaba göstereceğini değerlendiriyor.

Katılımcılar için engel

Katılımcı düzeyinde Kahire, Başbakan Mustafa Medbuli'nin Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi adına toplantıya katılacağını duyurdu. Bakanlar Kurulu tarafından dün yapılan açıklamaya göre bu katılım, “Mısır'ın kapsamlı ve adil barış çabalarını destekleme rolü ve Trump'ın Filistin halkının Gazze'den sürülmesini reddeden tutumunu ve çabalarını onaylama rolü çerçevesinde” gerçekleşecek.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün yaptığı açıklamada, “Barış Konseyi”nin Gazze Şeridi'nde kalıcı istikrar, ateşkes ve arzu edilen barışın sağlanmasına katkıda bulunacağını umduğunu belirterek, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın toplantıda ülkesini temsil edeceğini kaydetti.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar'ın Başbakan Binyamin Netanyahu adına toplantıya katılmak üzere ABD'ye gitmesinden bir gün sonra, Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum dün yaptığı açıklamada, toplantıya her iki tarafın da tam katılımının olmadığını (Filistin'in Filistin'in yokluğuna atıfta bulunarak) AFP’ye göre bu nedenle Meksika'nın katılımının sınırlı olacağını belirtti

Fehmi, Mısır'ın bölgedeki ağırlığı ve önemi göz önüne alındığında, Mısır'ın katılımına alternatif olmadığını düşünüyor. İsrail'in katılımının, Trump'ın isteklerine aykırı görünmemek için yarı çözüm çerçevesinde olduğunu, ancak aynı zamanda Konsey'in kararlarını etkili bir şekilde engellemek ve ihlallerine ve saldırılarına devam etmek için çalışacağını açıklıyor.

El-Raqab, Mısır'ın hem sahada hem de Gazze meselesine ilişkin müzakerelerde sahip olduğu uluslararası deneyim nedeniyle katılımının son derece önemli olduğunu ve bunun durum üzerinde olumlu bir etki yaratacağına dair umutlar olduğunu değerlendiriyor.


Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki tüm güçlerini geri çekmeye hazırlanıyor

Suriye'nin Kamışlı kentinde bir ABD devriyesi (Arşiv- Reuters)
Suriye'nin Kamışlı kentinde bir ABD devriyesi (Arşiv- Reuters)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki tüm güçlerini geri çekmeye hazırlanıyor

Suriye'nin Kamışlı kentinde bir ABD devriyesi (Arşiv- Reuters)
Suriye'nin Kamışlı kentinde bir ABD devriyesi (Arşiv- Reuters)

Wall Street Journal (WSJ), üç ABD'li yetkiliye atıfta bulunarak, Amerika Birleşik Devletleri'nin Suriye'deki yaklaşık 1.000 askerinin tamamını geri çekmeye hazırlandığını bildirdi.

ABD ordusu geçen hafta Suriye'deki stratejik üssünden çekilme işlemini tamamladığını ve üssü Suriye güçlerine devrettiğini duyurdu. Bu, ABD-Suriye ilişkilerinin güçlendiğinin son işareti olup, daha geniş kapsamlı bir ABD çekilmesinin yolunu açabilir. WSJ’de dün yer alan habere göre, birlikler önümüzdeki iki ay içinde Suriye'deki kalan ABD mevzilerinden de çekilecek.

Suriye Savunma Bakanlığı geçen perşembe günü yaptığı açıklamada, ABD güçlerinin ayrılmasının ardından ordu birliklerinin Tanf askeri üssünü devraldığını belirtti.

Bakanlık şu açıklamayı yaptı: “Suriye ve Amerika Birleşik Devletleri tarafları arasındaki koordinasyon sayesinde, Suriye Arap Ordusu birlikleri el-Tanf üssünün kontrolünü ele geçirdi, üssü ve çevresini güvence altına aldı ve el-Tanf çölündeki Suriye-Irak-Ürdün sınırına konuşlanmaya başladı.” Açıklamada ayrıca, “Bakanlığın sınır koruma güçleri önümüzdeki günlerde görevlerine başlayacak ve bölgede konuşlanacak” denildi.

El-Tanf üssü, Suriye, Ürdün ve Irak arasındaki sınır üçgeni bölgesinde stratejik bir konuma sahiptir. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre üs, 2014 yılında Suriye ve Irak'ın büyük bir bölümünde DEAŞ'a karşı yürütülen savaşta çok önemli rol oynamıştır. Örgüt, 2017'de Irak'ta ve iki yıl sonra da Suriye'de yenilgiye uğratıldı.

Beşşar Esed rejiminin 8 Aralık 2024'te devrilmesinden önce, üsse insansız hava araçlarıyla (İHA) birkaç kez saldırı düzenlenmiş ve bu saldırıların sorumluluğunu Irak'taki gruplar üstlenmiştir.