Tuvalet yazılarının atası bulundu

Tuvalet yazılarının atası bulundu
TT

Tuvalet yazılarının atası bulundu

Tuvalet yazılarının atası bulundu

Antalya’nın Gazipaşa ilçesine bağlı Güney Mahallesinde bulunan ve tarihi M.Ö. 300 yıllarına dayanan Antiocheia Ad Gragum kentinde 2005 yılından bu yana sürdürülen kazı çalışmaları bu yıl da devam ediyor. Kentin hamam bölümünde bu yıl yapılan kazılarda Latrinas adı verilen tuvalet bulundu. Erkeklerin toplu olarak kullandığı öğrenilen tuvaletin zeminine Genç Roma döneminde işlendiği düşünülen mozaikler ise hayret uyandırdı. Latrinalarda zamanın güncel olaylarıyla dalga geçilen karikatürlere rastlanıldı. 
Nebraska Üniversitesi’nden Prof. Dr. Michael Hoff’un başkanlığını yaptığı kazılarda, eski alanların restorasyonu ve yeni alanların keşfedilmesi için çalışmalar yürütülüyor. Yaklaşık iki ay sürecek kazı çalışmalarına bu yıl yaklaşık 100 öğrenci ve arkeolog katılıyor. Kentin hamam bölümünde bu yıl yapılan kazılarda Latrinas adı verilen tuvale bulundu. Erkeklerin toplu olarak kullandığı öğrenilen tuvaletin zeminine işlenen mozaikler ise hayret uyandırdı. Döneme ait dini ve güncel olayların günümüz değimiyle karikatürize edildiği mozaiklerde Zeus ve mitolojik figürler abartı ve alaycı şekillerle resmedilmiş. 
Çalışmalar hakkında bilgi veren Prof. Dr. Michael Hoff, “Burası orijinalinde Romalıların hamamı, yıkandıkları, sosyalleştikleri birlikte vakit geçirdikleri bir alan. Fakat Geç Roma döneminde erken Bizanslıların Roma inancını terk edip, tek tanrı inancına geçince böyle bir yapıyı artık hamam olarak veya sosyalleşme alanı olarak değil de farklı bir amaç için değerlendirdiklerini görüyoruz. Buraları seramik atölyeleri olarak kullanmışlar. Kireç ve tuğla gibi malzemelerin üretildiğini görüyoruz. Kentin hamamının Geç Roma döneminde kentin ihtiyaçlarına üretmek için bir sanayi kentine dönüştürüldüğünü görüyoruz” dedi. 
Bulunan latrinas hakkında da bilgi veren Hoff şunları söyledi: “Bu senenin en önemli buluntularından bir tanesi Latrinas adı verilen tuvaletlerin zemine resmedilmiş mozaikler. Burası sadece erkeklere özel bir bölüm. Bu tuvaletin tabanı mozaik kaplı. Burada antik dönemden mitolojiden bazı sahneler resmedilmiş. Normalde buralar pis yerler oldukları için mitolojide kötü tehlikeli şeylerle bağdaştırılırlar. Buradaki Latrinada ise yapılan mozaiklerde bu konularda dalga geçilmiş. Çalışmalarımızda iki sahne ele geçirdik. Birisi tam olarak duruyor ama bir tanesi biraz tahrip olmuş durumda. Bir sahnede mitolojideki Ganymedes’in Zeus tarafından kaçırılma sahnesi yer alıyor. Ganymedes yakışıklı güzel bir çocuk. Zeus da kartal kılığına girerek Olympos’taki sarayına kendilerine şarap servisi yapsın diye kaçırıyor. Sahnemizden birisi bu. Fakat Zeus normalde kartal olmasına rağmen burada balıkçıl bir hayvan gibi resmedilmiş. Yani onunla alay edilmiş. Diğer sahnede ise Narkissos var. Narkissos kendisini çok güzel çok çekici ve yakışıklı bulan bir karakter. Lanetleniyor ve kendisinin sudaki yansımasına aşık olarak, ona bakmaktan kendini alamayarak burada ölüyor. Ve narsistik de buradan geliyor. Fakat Narkissos mitolojide çok yakışıklı ve beğenilen birisi olmasına rağmen bu mozaiğimizde o kadar yakışıklı tasvir edilmemiş. Karga burunlu göbekli yani çirkin diyebileceğimiz bir figüre sahip. Buradaki halkında bu olaylara karşı bakış açısını tuvalette iken bunlarla eğlendiğini ve onlarla dalga geçtiğini anlamamızı sağlıyor. Bu yönüyle de nadir bulunan mozaiklerden birisidir.” 
O dönemde yaşayanların zamanla inandıkları değerlerle bakış açılarının değiştiğini dile getiren Hoff, “Zamanla dine bakış açısı, mitolojiye bakış açısı, olaylara bakış açısı değiştiğinde tabi mitolojik olaylara da bakış açıları değişiyor. Burada çalışan kişilerinde bu olaylara karşı bakış açısının değiştiğini gösteriyor. Yoksa bunlar burada yaşayan insanların geçmişte dininin bir parçası olan şeyler. Onlardan beslenen bir toplum. Ama zamanla bu olaylara bakış açılarının değiştiğini bize gösteriyor. Geçmişteki inanışları ile dalga geçmeye başlamışlar. Naskissos figürünü gerçek bir figürün alaycı bir biçimde yaklaşılarak, çirkinleştirilerek resmedilmesi karikatüristlerin olduğunu gösteriyor” diye konuştu. 
Antiocheia Ad Cragum Antik Kenti hakkında 
Antiocheia Ad Cragum Antik Kenti Antalya Gazipaşa İlçesi Güneyköy Nohut Yeri'nde dir. Antik kent adını Kommegene Kralı IV.Antiochos’tan almıştır. Günümüzde kazı çalışmaları devam eden antik kentin kalıntıları denize doğru dik inen üç tepe üzerinde bulunmaktadır. Kent antik çağda "Dağlık Klikya" olarak bilinen bölgenin sınırları içinde yer almaktadır. Roma ve Bizans Dönemlerinde de yerleşim görmüş olan kentte günümüze ulaşan yapılar orta çağ kalesi, agora, sütunlu cadde, kilise, hamam, anıtsal kapı, tapınak, nekropol alanındaki anıt mezarlar ve triconhos'dur. 
Antiocheia Ad Cragum Antik Kenti’nde T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı izinleri ile Nebraska Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Michael Hoff başkanlığında gerçekleştirilen kazı çalışmasında (2015) mitolojik medusa figürü bulunmuştur. Medusa başının yüzü iyi durumda olup saçında yılanlar hala görülebilmektedir. Eser tahminen M.S. 2.yüzyıl veya M.S. 3.yüzyılın başına tarihlenmektedir. 



Epifiz bezinin kökeni eski omurgalının ikinci göz çifti olabilir

Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)
Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)
TT

Epifiz bezinin kökeni eski omurgalının ikinci göz çifti olabilir

Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)
Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)

Bilinen en eski omurgalının 4 gözü olduğu tespit edildi. 

Örümceklerin 8, arıların 5, kutu denizanalarının ise 24 gözü var. Ancak bu istisnaların dışında yeryüzündeki çoğu hayvan sadece iki göze sahip.

Öte yandan bilim insanları, omurgalıların zaman içinde diğer gözlerini kaybederek bugünkü görünümüne ulaştığını söylüyor.

518 milyon yıl önce yaşayan Myllokunmingia, dünyanın bilinen en eski omurgalısı. İlk omurgalıların yanı sıra pek çok omurgasız türün de ortaya çıktığı Kambriyen Dönemi'nde yaşayan bu deniz canlıları, bugünkü Çin'in yakınlarındaki sularda dolaşıyordu.

Çin ve Birleşik Krallık'tan araştırmacılar, Çin'in güneyindeki Chengjiang formasyonunda keşfedilen 10 ayrı Myllokunmingia fosilini analiz etti. Bunların 6'sı Haikouichthys ercaicunensis türüne aitken, diğerleri kesin olarak tanımlanamadı.

Göz gibi yumuşak vücut parçaları nadiren korunuyor ancak bilim insanları bu fosillerde göz kalıntıları elde etmeyi başardı.

İleri mikroskop teknikleri ve kimyasal analizler kullanan ekip, hayvanın yüzünün her iki yanında iki büyük göz ve yüzün ortasında iki küçük göz bulunduğunu saptadı.

Bulguları hakemli dergi Nature'da yayımlanan çalışmanın başyazarı Peiyun Cong "Anatomilerini anlamak için işe büyük gözleri inceleyerek başladık ve aralarında iki küçük, tamamen işlevsel göz bulmak tam bir sürpriz oldu" diyerek ekliyor: 

Bunu görmek inanılmaz derecede heyecan vericiydi.

Gözlerin hepsinde melanozom tespit eden araştırmacılar, bu organların "kamera tipi" olduğunu, yani görebilmek için ışığa ihtiyaç duyduğunu saptadı. Bu organeller vücudun çeşitli yerlerinde bulunurken, gözdekiler ışığın emilmesinden ve göz renginden sorumlu.

Ardından gözlerde tespit edilen dairesel yapıların da lens olduğu düşünülüyor. Bu sayede gözler muhtemelen ışığı algılamakla kalmayıp görüntü de oluşturabiliyordu. 

Bilim insanları bu deniz canlısının gelişmiş gözleri sayesinde diğer hayvanlara yem olmaktan kurtulduğunu düşünüyor. Kambriyen patlaması sonucu bu dönemde pek çok büyük yırtıcı tür ortaya çıkmıştı.

Makalenin bir diğer yazarı Jakob Vinther "Böyle bir ortamda 4 göze sahip olmak, bu hayvanlara daha geniş bir görüş alanı sağlamış olabilir ve bu da avcılardan kaçınmada önem taşıyor" diye açıklıyor.

Araştırmacılar ikinci göz çiftinin, bazı modern omurgalılardaki göz benzeri ilkel bir yapının ve insanlarda melatonin salgılayan epifiz bezinin evrimsel kökeni olabileceğini düşünüyor.

Bugünkü bazı balıklar, sürüngenler ve amfibiler, ışığı algılamaktan sorumlu paryetal göze sahip. Bu gözün bağlı olduğu epifiz bezi, insanlarda ve pek çok omurgalıda melatonin üreterek uyumaya yardımcı oluyor.

Cong "Epifiz organları ilk başta görüntü üreten gözlermiş" diyerek ekliyor:

Ancak evrimin ilerleyen aşamalarında küçüldüler, görme yeteneklerini kaybettiler ve uykuyu düzenlemedeki modern rollerini üstlendiler.

Independent Türkçe, Live Science, Discover Magazine, Nature


Devasa dinozorun büyük burnunun gizemi çözüldü

Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)
Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)
TT

Devasa dinozorun büyük burnunun gizemi çözüldü

Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)
Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)

Bilim insanları Triceratops'un burnunun, koku alma dışında sıcaklık ve nemi kontrol ettiği için çok büyük olduğunu buldu.

Devasa otobur dinozorlar olan Triceratops'un en dikkat çekici özelliği büyük kafaları ve burunlarıydı. 

Tokyo Üniversitesi'nden Seishiro Tada, Geç Kretase döneminde yaşayan Ceratopsia grubuna ait olan bu dinozorlar hakkında şöyle diyor: 

Özellikle Triceratops'un çok büyük ve sıradışı bir burnu var ve sürüngenlerin temel yapılarını hatırlasam da organların bunun içine nasıl sığdığını anlayamıyordum.

Tada ve ekibi, bu hayvanların burnunun anatomisini ilk kez kapsamlı bir şekilde inceledikleri bir çalışma yürüttü.

Bilim insanları bilgisayarlı tomografiden yararlanarak fosilleri inceledi. Ayrıca burun yapısını daha iyi anlamak için bugün yaşayan sürüngenlere ait verilere de başvurdular.

Bulguları hakemli dergi The Anatomical Record'da yayımlanan çalışmaya göre Triceratops'un sinirleri, diğer sürüngenlerden farklı bir bağlantıya sahipti.

Çoğu sürüngende sinirler ve kan damarları çeneyle burundan geçerek burun deliklerine ulaşıyor. Ancak Triceratops'un kafatası şekli çene yolunu engelleyerek sinir ve damarların burundan ilerlemesine neden oluyordu. 

Tada "Triceratops dokuları büyük burnunu desteklemek için bu şekilde evrimleşti" diye açıklıyor.

Fosil örneklerinde, neredeyse başka hiçbir dinozorda görülmeyen özel bir yapı da keşfedildi. 

Solunum türbinatı adı verilen bu ince, kıvrımlı yapılar, kanı beyne ulaşmadan önce soğutarak nemin kaybolup gitmesinin önüne geçiyordu. 

Araştırmacılar hem bu yapıların hem de sinir ve damarların rotasının değişmesinin, devasa dinozorun vücut sıcaklığını ve nemi kontrol altında tutmaya yaradığını düşünüyor.

Özellikle Geç Kretase'nin nemli sıcağında büyük kafalarını serinletmek üzere evrimleşmişler. 

Yeni çalışma, dinozorların yumuşak doku anatomisi hakkındaki önemli bir boşluğu dolduruyor. 

Araştırmacılar daha sonraki çalışmalarda bu ilginç hayvanların kafatasının diğer kısımlarına dair gizemleri aydınlatmayı umuyor.

Independent Türkçe, Phys.org, Science Blog, The Anatomical Record


Stephen King uyarlaması korku dizisi için takvim netleşiyor

Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)
Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)
TT

Stephen King uyarlaması korku dizisi için takvim netleşiyor

Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)
Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)

Korku türünün son yıllarda öne çıkan isimlerinden Mike Flanagan'ın sıradaki Stephen King uyarlaması, mevsimine son derece uygun bir takvimle gelebilir. 

Yapımda rol alan Katee Sackhoff, Amazon Prime Video için hazırlanan Carrie dizisinin yayın takvimine dair net bir işaret verdi.

The Haunting: Tepedeki Ev'in (The Haunting of Hill House) dizi sorumlusu ve yönetmeni olarak da tanınan Flanagan'ın, Carrie'yi bölüm bölüm anlatacak bir uyarlama için bizzat King tarafından seçildiği belirtiliyor. Dizinin çekimleri Ekim 2025'te tamamlandı ve 2026'da yayımlanacağı duyuruldu.

"Sizi güzel bir şey bekliyor"

The Direct'in aktardığına göre Sackhoff, açıklamayı Kanada'nın Vancouver kentindeki Fan Expo'da 14 Şubat'ta yaptı. Bo-Katan Kryze rolüyle Yıldız Savaşları (Star Wars) evreninden de tanınan oyuncu, Flanagan evreni anlamına gelen "Flanniverse" esprisiyle söze girip şu ifadeleri kullandı:

Mike Flanagan'a dönersek... Evet, Flanniverse... Carrie, Ekim 2026'da Amazon'da yayına giriyor. Sizi güzel bir şey bekliyor. Çok iyi. Gerçekten çok iyi.

Flanagan'ın Carrie dizisine dair şimdilik fazla detay yok ancak elbette King'in ikonik Göz (Carrie) romanından uyarlandığı biliniyor. Korku yazarının ilk romanı olan kitapta, genç Carrie, maruz kaldığı acımasız zorbalığın ardından mezuniyet balosunu kabusa çeviriyor.

Dizide Carrie White'ı genç yıldız Summer Howell canlandıracak. Çığlık'la (Scream) tanınan Matthew Lillard ise Müdür Grayle rolüyle kadroda yer alacak. Carrie'nin annesi Margaret'ı, Flanagan'ın diğer projeleriyle de tanınan Amerikalı aktris Samantha Sloyan oynayacak. 

Oyuncu kadrosunda ayrıca Alison Thornton ve Thalia Dudek gibi isimler yer alıyor.

Sackhoff, etkinlikte dizinin tonuna dair ufak bir ipucu da verdi: 

Yani, sonuçta Carrie bu... Ateş var mı? Biraz kan da olabilir.

Ardından şunu ekledi: 

Ben çok heyecanlıyım. Bayılacaksınız. Mike Flanagan işini çok iyi yapıyor.

Oyuncu ayrıca Flanagan'ın özellikle King uyarlamalarındaki başarısına dikkat çekerek, "Stephen ona güveniyor" dedi. Ayrıca şakayla karışık King'in Flanagan'a neredeyse "tüm kütüphanesini" açtığını ima etti: 

Şunu da yap, bunu da yap... Peki ya şu?

Flanagan daha önce Doktor Uyku (Doctor Sleep), Chuck'ın Hayatı (The Life of Chuck) ve Oyun (Gerald's Game) gibi eserleri uyarlamıştı. Şimdiyse Kara Kule (The Dark Tower) uyarlaması üzerinde çalışıyor. Flanagan'ın yakın zamanda söylediğine göre proje "ilerliyor, çok sayıda senaryo hazır ve ilk öncelik konumunda".

Independent Türkçe, GamesRadar, The Direct