​ABD yaptırımları: Bugün Hizbullah’a, yarın ortaklarına

Emin Şeri, Vefik Safa, Muhammed Raad (AFP)
Emin Şeri, Vefik Safa, Muhammed Raad (AFP)
TT

​ABD yaptırımları: Bugün Hizbullah’a, yarın ortaklarına

Emin Şeri, Vefik Safa, Muhammed Raad (AFP)
Emin Şeri, Vefik Safa, Muhammed Raad (AFP)

ABD Hazine Bakanlığı’na bağlı Yabancı Mal Varlıklarını Denetleme Bakanlığı, daha önce eşi benzeri görülmemiş bir adım atarak Lübnan Meclisi’ndeki iki Hizbullahlı milletvekilini Amerikan yaptırımları listesine aldı. İki Milletvekili Emin Şerri ve Direnişe Vefa Bloğu (Hizbullahlı milletvekilleri ve müttefikleri) Başkanı Muhammed Rad’ın yanı sıra Hizbullah ile Lübnan’daki müttefikleri arasındaki siyasi ilişkilerin mimarı ve Lübnan Dışişleri Bakanlığı’nın daimî ziyaretçisi olan İrtibat ve Koordinasyon Birimi Yetkilisi Vefik Safa da yaptırımların kapsamında yer aldı.
ABD Hazine Bakanlığı Terör ve Mali İstihbarat Müsteşarı Sigal Mandelker söz konusu kararla eş zamanlı olarak Hizbullah’ı, Lübnan pParlamentosundaki unsurlarını, terör örgütünün finans ve güvenlik alanlarındaki çıkarlarını desteklemek ve İran’daki kötü niyetli faaliyetlerin etkisini artırmak adına kurumları manipüle etmek için kullanmakla suçladı.
Kararda ayrıca milletvekili Emin Şeri, Yabancı Mal Varlıklarını Denetleme Ofisi’nin raporuna dayalı olarak Hizbullah’ın üye hesaplarının dondurulmasından sonra Merkez Bankası yetkililerini ve aile üyelerini tehdit etmekle suçlandı. Güvenlik Yetkilisi Vefik Safa ise yasa dışı uyuşturucu ve silah türü mal kaçırmak ve Hizbullah’ın tespit ve inceleme yapılmaksızın belirli kargoları yönlendirmesi için Lübnan limanları ve sınır geçitlerinden faydalanmakla suçlanıyor.
ABD Hazine Bakanlığı’nın yeni kararından önce, 2018 yılında çıkarılan karar, Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah’ı, vekili Naim Kasım’ı, yardımcısı Hasan el-Halil’i ve Şura Meclisi üyeleri Muhammed Yezbek ile İbrahim Emin es-Seyyid’i kapsıyordu.
Bu karar daha başlangıç
Hizbullah’ın iki milletvekili ve liderinin itham edilmesi sürpriz olmadı. Zira bu suçlama, değiştirilen ve HIFPA2 olarak bilinen Hizbullah’ın Finansmanı ile Savaş yasasının uygulanması kapsamında geldi. Söz konusu yasa 2018 yılında, 1983'te gerçekleşen ve Lübnan’daki ABD Büyükelçiliği'nin ve Deniz Piyadeleri Karargâhı'nın patlatılmasının yıl dönümünde ABD Başkanı Donald Trump tarafından onandı. Yasanın yeni sürümü, Hizbullah’a bağlı Temsilciler Meclisi üyeleri ve bakanları hakkında dönemsel raporlar hazırlanmasını şart koşuyor ki bu, söz konusu kişiler hakkında yaptırım uygulanmasına zemin sağlıyor.
Bu karar ayrıca ABD yönetiminin Hizbullah’ı bir terör örgütü olarak nitelemesinden, Hizbullah’ın Finansmanı ile Mücadele yasasını (HFPA1) çıkarmasından ve Hizbullah’ı Kuzey ve Güney Amerika başta olmak üzere birçok yabancı ülkede takibe almasından bu yana Hizbullah hakkında aldığı önlemler bağlamında verildi. Daha önce bir sene içerisinde Hizbullah ile iş tutmakla suçlanan 40 kurum veya şahsa karşı yaptırım kararı alınmamıştı.
Independent Arabia’ya konuşan kaynaklar şunları aktardı:
“ABD Hazine Bakanlığı’nın bu kararı daha başlangıç. Hizbullah yetkilileri hakkında başka yaptırım kararları da alınacak. Ancak ABD yönetimi bu kararlarda ne kadar ileriye gidecek ve bu kararlar Hizbullah’ın müttefiklerine kadar uzanacak mı, bu soru halen cevapsız. Özellikle de HIFPA2 yasası, Hizbullah’ın siyasi meclis üyeleri ve liderleri ile ortaklarına işaret etmişken.”
ABD'nin listesine göre sözü edilen ortaklar kimler? Emel, Özgür Yurtsever Hareket ve el-Merede partileri mi? Yaptırımların daha önce Arap Tevhid Partisi Başkanı Viam Vehhab’ı kapsadığı göz önüne alındığında ABD yönetimi, Hizbullah’a yönelik baskıda bu kadar ileri gider mi? Kaynaklar yaptıkları açıklamada yaptırım kararlarının müttefikleri kapsaması çağrısı yapan Senatör Ted Cruz gibi radikal Cumhuriyetçiler ile devlet kurumları ve Hizbullah arasında ayrım yapılması gerektiğini belirten ılımlılar arasında bir görüş ayrılığı yaşandığını belirtti.
Damlalık yöntemi
ABD yönetiminin Hizbullah’ın müttefikleri konusundaki kararının ne olacağı halen belirsizliğini koruyor. Bununla birlikte yaklaşımı, yaptırımlarda ‘damlalık’ yöntemine dayalı olup bunun devam edeceği muhakkak. 
17 Temmuz’da Lübnan Dışişleri Bakanı ve Yurtsever Hareket Lideri Cibran Basil’in ABD Dışişleri’nin ev sahipliği yaptığı Yıllık Dini Özgürlükler Konferansı'na katılmak üzere Washington’a gitmesi bekleniyor. Her ne kadar Lübnan Dışişleri Bakanlığı'ndan kaynaklar Basil’in Washington’daki faaliyet gündemini açıklamak istemezken bu ziyaret, ABD'nin Hizbullah’a yaptırım uygulaması ve buluşmaların Basil’in eline Hizbullah’ın müttefiklerine açık ve doğrudan bir Washington mesajı verecek olmasından dolayı önemli işaretler taşıyor. Independent Arabia’nın edindiği bilgilere göre Yurtsever Hareket hesabına çalışan Savunma Bakanı İlyas Bu Saab’ın Washington’ı ziyaret etme planı vardı. Bununla birlikte Genelkurmay Başkanı Joseph Avn’ın Washington’a yönelik son ziyaretine damga vuran toplantılarının aksine bu ziyareti mümkün kılan görüşmeler üst düzeyde gerçekleşmedi.
Hizbullahlı milletvekilleri, Lübnan hükümeti ile Temsilciler Meclisi’nden ABD Hazine Bakanlığı’nın yeni kararına karşı tavır almasını talep ederken bu talebe yönelik resmî yanıt gecikmedi.
Kararı eleştiren ve ‘ABD’nin böyle bir uygulamaya başvurmasını esefle karşılayan’ Cumhurbaşkanı Mişel Avn, söz konusu kararın ‘Lübnan’ı ve bankacılık sektörünü gözettiğini belirten ABD'nin önceki tutumu ve kara paranın aklanması ve terör saldırılarında kullanılması ile mücadeleye ilişkin uluslararası anlaşmalar ile örtüşmediğini’ ifade etti. Başbakan Saad Hariri ise ‘bu yaptırımlarla yeni bir eğilim gösterilmiş olsa da önceki yaptırımlardan farkı olmadığını’ söyleyerek mevcut hamleyi basit göstermeye çabaladı. Bu yaptırımların Temsilciler Meclisi'nin ve Bakanlar Kurulu'nun faaliyetlerini etkilemeyeceğini belirten Hariri duruma yönelik tavır alınacağının sözünü vererek meseleyi büyütmeme çağrısı yaptı.
Karara yönelik en sert tepki ise Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri’den geldi. “Hizbullahlı milletvekillerine yönelik yaptırımlar tüm Lübnan’a yönelik bir saldırıdır” ifadelerini kullanan Berri, Uluslararası Parlamentolar Birliği'ne ‘bu akıl almaz tavra karşı gerekli tutumun benimsenmesi’ çağrısında bulundu. Berri ayrıca ‘Amerikan demokrasisi dünya demokrasilerine saldırır mı oldu?’ sorusunu yöneltti.
Yapılan değerlendirmelere göre ABD'nin mesajı açık: Mevcut ABD-İran çekişmesinde resmî bir tutum alınması bekleniyor.
Besbelli ki gri tonlar artık Amerikalılar için kullanışlı değil.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.