Suudi kadınların feracesindeki dönüşümler: Siyahın egemenliğinden sonra gelen ışıltılı renkler

Suudi kadınların feracesindeki dönüşümler: Siyahın egemenliğinden sonra gelen ışıltılı renkler
TT

Suudi kadınların feracesindeki dönüşümler: Siyahın egemenliğinden sonra gelen ışıltılı renkler

Suudi kadınların feracesindeki dönüşümler: Siyahın egemenliğinden sonra gelen ışıltılı renkler

Şıklığa ve modaya önem veren Arap kadını, moda tasarımcıları tarafından geliştirilen ulusal kıyafetleriyle toplumsal gelenekleri sürdürüyor…
Yaratıcı düşünceleri sergilemek amacıyla yerel ve küresel çapta defilelerin düzenlendiği Suudi Arabistan’da, bu alanda çalışan uzmanlar kadınların dikkatini geleneksel kıyafetlere çekmeye ve kökleri on yıllar hatta yüzyıllar öncesine dayansa da çağdaşlığını koruyan bu kıyafetleri güzellik dokunuşlarıyla zenginleştirmeye çabalıyor. Ferace (Abaya) türü kıyafet de elbette bu çabanın dışında değil.
Independent Arabia, Suudi Arabistan’ın doğu sahilinde yer alan el-Huber şehrindeki ferace çarşılarından birinde alışveriş yapanlara eşlik etti. Burada Suudi Arabistan’daki birçok kadın tarafından tercih edilen bir giyim tarzına canlılık veren modern ve çağdaş ferace tasarımları sergileniyor. Satış sorumlusu Amine el-Miftah konuya ilişkin olarak şunları söyledi:
“Suudi kadınlar, son yıllarda üniversite ve çalışma ortamında boy göstermelerine paralel olarak modern feraceler de giymeyi arzuluyor. Renkli bazı tasarımların ortaya çıkması ile siyah rengin etkisi kırıldı.”
Muhafazakâr dinî akımın egemenliğinden sonra özgürlüğünü geri almaya başlayan Suudi kadınlar, son yıllarda renkli feraceler giymeye başladı.  El-Miftah açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Beyaz ve pembe gibi renkler, geleneksel siyah rengin yerini aldı. Aynı şekilde Suudi Arabistan’ın bazı bölgelerinde, ibadet için tasarlanan renklerdeki uzun etek veya pantolonla ferace giyimi de yaygınlaştı.”
Spor feraceler ‘özgürlüğü’ simgeliyor
Moda ile deneyimini daha önce ülkesindeki pek çok kadının ilgisinden bir miktar uzak olan hobisi üzerinden anlatan Fatma el-Beluşi, “Defilelere, modern gelişim dalgasına uygun basit tasarımlı renkli feraceler bulmak için gidiyorum. Koşmama veya bisiklete binmeme imkân tanıyan spor feraceler beni cezbediyor” diye konuştu.
Herhangi bir feracenin denenmesinin ardında birçok ilginin ve eğilimin yattığını belirten el-Beluşi konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Kadınlar genelde kıyafette rahatlıkla birlikte özgürlüğü, esnekliği ve hayata katılımı ifade eden renkleri seviyor. El-Huber’deki mağazayı ziyaret ettikten sonra feracelere sanatsal değer katan renkler gözlerimi kamaştırdı. Tesettür artık küresel modaya paralel bir görünüm aldı.”
İslam ve Arap ülkeleri, neredeyse tüm renklerden ferace bulundurmalarıyla meşhurdur. Siyah, Suudi Arabistan’daki birçok din adamı tarafından neredeyse dayatılan bir renkti. Din adamları bu rengin dışına çıkmayı, tesettüre ve feracenin varlık sebebi olan iffete aykırı, fitneyi kışkırtıcı ve erkekleri baştan çıkarıcı bir hareket olarak görüyor ve ‘üzerinde süsleme olmamasını’ feracenin en önemli şartlarından biri sayıyorlardı.
‘Omuz feracesi mi Fransız feracesi mi?
Fetvalar, feracenin yalnızca rengine karışmakla kalmayıp giyiniş biçimine, büyüklüğüne, ne zaman nerede nasıl giyileceğine de müdahale ediyordu. Bu durum, örneğin Fransız feracesi olarak adlandırılan omuz feracesinin giyilmesi meselesinin sona ermesinde kıstas oldu. Dışarı çıkarken kadının feracesini omzuna koyması meselesine bir cevap istendiğinde Suudi Arabistan’daki Bilimsel Araştırmalar ve Fetva Daimî Komisyonu, buna cevaz vermediğini, ‘zira erkeklere benzemenin haram olduğunu’ duyurdu.
Merhum Suudi Fakih Şeyh Muhammed bin Salih el-Useymin’e göre işlemeli model, en sakıncalı olanı. Zira bu “süslenme sayılır ve kadına yasaktır. Bu tür ferace ile altındaki kıyafet arasında bir fark yoktur.”
Ancak ferace, hakkında hüküm veren fetvalara rağmen gelişerek farklı tasarım tarzlarında ve kıvrımlarında birçok rengi barındıran bir resim haline geldi. Önceleri ferace, kadının bedenini başından ayak tabanına kadar örten siyah bir kumaş parçasıydı ve Suudi kadınların ifadesine göre ailenin dine, adetlere ve geleneklere ne kadar bağlı olduğunu gösteriyordu.
Siyah rengin, özelde Suudi Arabistan genelde Körfez bölgesindeki genel havaya uygun, özellikle de şerî bir yaptırımla ilgisi olmayan bir renkle değiştirilmesi için çağrı yapılıyor. Nitekim renkli ya da temel renkten türetilen renklere sahip feraceler tercih edilirken siyah olanlar, Körfez’deki kadınlar için resmî ve geleneksel bir giyim tarzı olarak görülüyor. Her ne kadar bazı din adamları siyah feraceyi tesettürle ilişkilendirse de konunun kaynağı dinî bir metinden ziyade toplumsal bir adet olarak karşımıza çıkıyor.
Yolculukta feraceden vazgeçmek!
‘Önemli geleneksel kıyafetlerden biri üzerinde yenilikçi ve yaratıcı dokunuşlar yapmanın, yeni ve renkli modernlikler katarak farklı ancak geleneksel bir sembolle bağlantılı bir kıyafet ortaya koymanın harika bir şey olduğunu’ düşünen Suudi ferace tasarımcısı Nouf el-Sudeyri konuya dair şu değerlendirmede bulunuyor:
“Bir şeriat uzmanı olarak ibadete estetik dokunuşlarda bulunmanın dinî kimlik ile çatıştığını düşünmüyorum. Bundan dolayı feracelerimin genç kızların ilgi duymasını sağlayacak basit ve renkli bir tasarımda olmasını istedim. Özellikle de feraceler, Suudi Arabistan dışına yapılan yolculuklarda toplum arasında daha az görünmeye başlamışken…”
Ferace, Suudi Arabistan’daki genç kızlar arasında moda haline geldi. Bundan hareketle kadın tasarımcılar, geleneksel modaya olan ilgilerini göz önünde bulundurarak feracelerde modern genç nesil tarafından kabul görecek ve daha şık hale getirecek şekilde yeteneklerini ortaya koymaya çabalıyor. El-Sudeyri açıklamasında “Geleneksel kıyafetleri zamanın ruhuna uygun şekilde geliştirme çabası, bu mirasın gelecek kuşaklar için kalıcı hale gelmesini mümkün kılıyor. Ayrıca bu moda alanında çalışan öncü iş kadınları için de kârlı bir iş haline geldi” dedi.ff
Siyah şart değil!
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Amerikan CBS kanalına verdiği röportajda Suudi yasalarının kadınları belirli bir kıyafet giymeye zorlamasına itiraz ederek şunları söyledi:
“Şeriat gereği kadınların erkekler gibi saygın ve yakışır kıyafetler giymesi lazım. Ancak bu, siyah feracenin zorunlu olduğu anlamına gelmez. Ne tür bir saygın ve edepli kıyafet giymek istediği kadına kalmış bir karardır.”
Yüksek Alimler Heyeti Üyesi Dr. Abdullah el-Mutlak da fetvalarında kadınları belirli renklere ve kıyafetlere zorlamamak gerektiği düşüncesinden hareket eden fakihler arasında yer alıyor. Bir radyo programında konuşan el-Mutlak “Kadınların ferace giymeye zorlanmaması gerektiğini düşünüyorum. Zira şeriatın amacı örtünmektir. İslam dünyasındaki Müslüman kadınların yüzde 90’ından fazlası ferace giymiyor. Zaten önemli olan örten bir kıyafet giymektir” dedi.
Ancak bu açıklama, bazı çevrelerde geniş bir tartışmaya sebep oldu. Bunun üzerine el-Mutlak sözlerine açıklık getirmek durumunda kaldı:
“Demem o ki bu, Suudi kadınlar için gerekli değildir. Ancak elbette ki örtünmeyi gerçekleştiren ve şartları sağlayan her kıyafet şeriata uygun ve kabul edilir bir tesettür biçimidir. Kadınların feraceden haberdar olmadığı Arap ülkeleri var. Buralarda kadınlar ferace değil ama örten ve edepli kıyafetler giyiyor. Zaten asıl olan da örtünme ve edeptir.”
Kadim bir tartışma…
Feracenin özelliklerine ilişkin tartışma yeni değil. Nitekim İslam dünyasının en ünlü çağdaş âlimlerinden olan Şeyh Nasıruddin el-Albani dönemine damga vuran birçok tartışma konularından biri de buydu. Bu tartışmalar esnasında sahabe kadınlar ile müminlerin annelerinin tesettürünün ‘renkli’ olup siyaha bürünmedikleri ispatlandı.
El-Albani konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu:
“Bazı kadınların zorunlu hissettiği gibi kadının örtündüğü kıyafetin siyah veya beyaz dışında bir renkte olmasının süs olmadığını biliyorum. Bunun iki delili var. İlki Peygamber Efendimizin (SAV), “Kadınların güzelliğinin rengi görülür ancak kokusu duyulmaz” hadisidir. Diğeri ise sahabe kadınların uygulamalarıdır. Burada size el-Hafız İbn Ebi Şeybe’nin rivayet ettiği bazı hadisleri aktaracağım. Şeyh İbrahim en-Nahai diyor ki o, “Alkame ve el-Esved ile birlikte Nebi’nin (SAV) eşlerinin yanına girer ve (onları) kırmızı çarşaf içerisinde görürdü”. El-Kasım bin Muhammed Ebi Bekr es-Sıddık’tan rivayet edildiğine göre Hz. Aişe, Harem’de yani Hac bölgesindeyken safran rengi elbise giyiyordu. Said b. Cubeyr’den nakledildiğine göre ise o, Peygamberin (SAV) bazı eşlerini Kabe’yi tavaf ederlerken üzerlerinde safran rengi elbise ile görürdü.”


Ferace birçok gelişim aşamasından geçti

Mısırlı Akademisyen Süreyya Nasr, Halkların Giyim Tarihi adlı kitabında Körfez bölgesinde ve Irak’ta tesettürün çeşitli aşamalardan geçtiğini, giyim tarzının birçok bakımdan mevcut olana benzemediğini belgeliyor. Nitekim bölgede yaygın olan feracelerin ve burkaların özelliklerinden biri de ipeksi ve altın renklerle ‘işlenmesiydi’ ki bu inkâr edilemez bir estetik dokunuş kazandırıyordu. Nasr, bu ifadesini söz konusu dönemdeki tabloyu belgelendiren birçok resimle de destekliyor.
Araştırmacılar ve tarihçiler, siyah rengin ferace rengi haline geldiği tarihi belirleme konusunda farklı görüşler ileri sürüyor. Arap Mağribi ve Kuzey Afrika bölgesine Endülüs’ten mi yoksa Osmanlılardan mı geliyor; bunun cevabı net değil. Gerçeğe en yakın varsayımları inceleyen Lübnanlı Araştırmacı Badiye Fahs, neredeyse fikir birliğinin hâkim olduğu görüşünde. Ssiyah rengin genelde hüzün, kötümserlik ve utancın rengi olmasından hareketle feracenin ilk ortaya çıktığında siyah olmadığını ifade ediyor.
Necef’e özgü ferace hakkında da şunları söylüyor:
“Aslında rengi beyazdı, Moğollar Bağdat’ı yaktığında siyaha döndü. Resimler, çiçekler ve göz alıcı renklerle işlenen beyaz ferace, Bağdat kadınlarının halk kıyafetiydi. Ancak Moğolların istilasından sonra şehirleri için duydukları üzüntüden dolayı bu rengi siyah ile değiştirdiler. Tarihi anlatı, böyle söylüyor. Aynı anlatı Necef feraceleri için de geçerli olabilir. Neceflilerin siyah feraceleri belki Moğol işgalinden de önce, Peygamberin torunu İmam Hüseyin bin Ali’nin katledilmesinden duyulan üzüntünün ifadesi olarak Kerbela hadisesine dayalı olabilir. Her iki durumda da siyah feracenin gerekliliğine dair dini bir temel yok. Nakledilen hadislere göre şeriat, siyah rengi hoş görmez. Ben feraceyi kanlı tarihsel olayların sebep olduğu üzüntü halinin bir ifadesi olarak görüyorum.”
Feracenin siyasete alet edilmesi!
Ferace de aslında diğer elbiseler gibi sıradan bir toplumsal olgu olmakla birlikte Suudi Arabistan ve birçok İslam ve Arap ülkelerinde değişik tarihi ve siyasi aşamalardan geçti. Nitekim kadın konusunda çatışan akımlar ya belirli bir şekli dayatmaya çalışarak ya da çıkarılmasına veya değiştirilmesine davet ederek feraceyi kullandı.
İlk durumda 40 yıl önceki Humeyni devriminin etkisi vardı. Zira İran tarzı, Suudi Arabistan’daki Uyanış gibi birçok İslami hareket arasında yayıldı ve kadının edebini, siyasi semboller taşıyan giyim tarzına yönelik bağlılığı ile ölçmeye çalıştı.
İkinci durumda ise Mısırlı aktivist Hüda Eş-Şaravi ve ondan etkilenenlerle ön plana çıktı. Bu kadınlar, birkaç defa feraceyi tartışma konusu yaparak bunu kadına karşı ayrımcılığın bir ifadesi olarak gördü. Feminist hareketler hâlihazırda da feraceyi en yumuşak tabirle “sevimsiz” olarak görüyor.
Araştırmacı Dr. Şeyha el-Harbi, Eski Arap Metinlerinde Ferace adlı kitabında şunları aktarıyor:
“Dini kavramlara göre kadınların ferace giymesi onun kişiliğini ve onurunu korumaya uygun gören insan doğasıyla uyumunu yansıtıyor. Kadın, bu bozulmamış fıtrata uyarak, siyah dış örtü ve ferace giymek istiyor.”
Kadınları feracesini çıkarmaya itecek üzüntü, keder ve aşağılanma gibi birçok sebebin olduğunu söyleyen el-Harbi’ye göre kadın, korkak gördükleri erkeklerin önünde bir küçümseme ifadesi olarak feracesini çıkarmakta da tereddüt etmeyebilir.



Gişe rekortmeni Backrooms'un devamı gelecek mi?

Backrooms'da terapist Dr. Mary Kline'ı canlandıran 38 yaşındaki Norveçli aktris Renate Reinsve, Joachim Trier imzalı Dünyanın En Kötü İnsanı'yla (Verdens Verste Menneske) dünya çapında tanındı (A24)
Backrooms'da terapist Dr. Mary Kline'ı canlandıran 38 yaşındaki Norveçli aktris Renate Reinsve, Joachim Trier imzalı Dünyanın En Kötü İnsanı'yla (Verdens Verste Menneske) dünya çapında tanındı (A24)
TT

Gişe rekortmeni Backrooms'un devamı gelecek mi?

Backrooms'da terapist Dr. Mary Kline'ı canlandıran 38 yaşındaki Norveçli aktris Renate Reinsve, Joachim Trier imzalı Dünyanın En Kötü İnsanı'yla (Verdens Verste Menneske) dünya çapında tanındı (A24)
Backrooms'da terapist Dr. Mary Kline'ı canlandıran 38 yaşındaki Norveçli aktris Renate Reinsve, Joachim Trier imzalı Dünyanın En Kötü İnsanı'yla (Verdens Verste Menneske) dünya çapında tanındı (A24)

21 yaşındaki yönetmen Kane Parsons, ilk uzun metrajlı filmi Backrooms'un yaz aylarında yakaladığı gişe başarısını değerlendirdi.

Parsons, cumartesi günü Zürih Film Festivali kapsamında düzenlenen zirvede, sektör temsilcileriyle 2026 gişesini konuştu. Parsons'ın Backrooms'la, YouTube'da tanınan Curry Barker'ın da Saplantı'yla (Obsession) yakaladığı başarı, iki genç yönetmeni Hollywood'un gündemine taşıdı.

Sosyal medya ve çevrimiçi platformlar çağında izleyiciyi sinemaya çekmenin konuşulduğu oturumda Backrooms yönetmeni Kane Parsons'a, Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi (AMPAS) CEO'su Bill Kramer, Mattel Studios Başkanı ve İçerikten Sorumlu Üst Yöneticisi Robbie Brenner'la Sony Pictures Classics Eş Başkanı Michael Barker eşlik etti.

Başrollerini Renate Reinsve ve Chiwetel Ejiofor'un paylaştığı A24 yapımı Backrooms'u bir korku filmi olarak görmediğini söyleyen Parsons, şöyle konuştu:

Backrooms'u bir korku filmi gibi yönetmedim ve projeye bu gözle bakmıyorum. Pazarlama açısından filme böyle bir etiket koymak en kolay yol olabilir; insanlara filmi nasıl değerlendireceklerine dair bir çerçeve sunuyor. Ancak gelecekteki projelerimde bu tür etiketlerden olabildiğince uzak durmaya ve kontrolüm altında olan kısımlara odaklanmaya çalışacağım. Böylece bu tür kalıpların üzerimdeki etkisi sanırım azalacak.

Filmin pazarlama ve dağıtımı hakkında konuşan Parsons, vizyona girmeden önce izleyicilerin nasıl tepki vereceğini kestiremediklerini söyledi.

YouTube'daki Backrooms videolarını yıllardır izleyen kitlenin tepkisini öngöremediklerini söyleyen Parsons, "Fragman yayımlanır yayımlanmaz insanlarda 'Bakalım Hollywood bu işi nasıl berbat etmiş' merakı ya da en azından büyük bir merak duygusu tetiklendi. Tanıdıkları o temel fikrin hakkını verdiğimizi düşünmek hoşuma gidiyor" ifadelerini kullandı.

Mayısta vizyona giren film, dünya çapında 400 milyon doları aşkın hasılat elde ederek beklentileri aştı. Zürih'teki panelde Backrooms'un başarısı, genç izleyicilerin sinema salonlarına ilgisinin bir örneği olarak gösterildi.

Hollywood'un bilinen markalara ve devam filmlerine yönelme eğilimine değinen Parsons, "İnternette zaten var olan, ancak tek bir merkezin kontrolünde olmayan bir fikrin karşılık bulduğunu gördük. İnsanların aradığı şey de bu yenilik: Çok sık kullanıldığı için etkisini yitiren kültürel ikonlardan uzaklaşmak" dedi.

Akademi CEO'su Bill Kramer ise YouTube ile sinemaya gitme alışkanlığı arasında bu derece güçlü bir bağ olduğunu daha önce tahmin etmediklerini vurguladı. 

Kramer, "Bu yazdan çıkardığım en büyük ders bu oldu. Gençlerin sinema salonlarına geri döndüğünü görmek sektörün geleceği adına bana büyük bir umut veriyor. Akademi Müzesi'nden bilet alanların yarısından fazlası 40 yaşın altında; salonlarımız da doluyor. İnsanlar filmleri sinemada izlemeyi seviyor; ihtiyacımız olan tek şey yeni izleyiciler kazanmaktı. Sen de bu yaz bunu başardın" diyerek Parsons'ı tebrik etti.

Backrooms, hastası kaybolduktan sonra boyutlar arası bir evrene adım atan terapist Dr. Mary Kline'ın (Reinsve) hikayesini konu alıyor. Yapım, Parsons'ın henüz ergenlik yıllarında YouTube'da başlattığı ve fenomene dönüşen serisinden uyarlandı.

Devam filmi ihtimali sorulduğunda ise temkinli davranan Parsons, "Zaman gösterecek" demekle yetindi.

Zürih Film Festivali, 24 Eylül-4 Ekim'de gerçekleşiyor.

Independent Türkçe, Hollywood Reporter, Deadline


Örümcek-Adam'ın yönetmeni yeni Star Wars üçlemesine hazırlanıyor

Yıldız Savaşları evreninin merkezi figürlerinden Darth Vader, sinema tarihinin en ikonik kötü karakterlerinden biri (LucasFilm)
Yıldız Savaşları evreninin merkezi figürlerinden Darth Vader, sinema tarihinin en ikonik kötü karakterlerinden biri (LucasFilm)
TT

Örümcek-Adam'ın yönetmeni yeni Star Wars üçlemesine hazırlanıyor

Yıldız Savaşları evreninin merkezi figürlerinden Darth Vader, sinema tarihinin en ikonik kötü karakterlerinden biri (LucasFilm)
Yıldız Savaşları evreninin merkezi figürlerinden Darth Vader, sinema tarihinin en ikonik kötü karakterlerinden biri (LucasFilm)

8 yıldır bağımsız hikayelerle genişleyen Yıldız Savaşları (Star Wars) evreninde yeni bir üçleme hazırlanıyor. Projenin Skywalker hikayesini sürdürüp sürdürmeyeceği ise henüz net değil.

Sektör basınındaki haberlere göre Lucasfilm, yeni Yıldız Savaşları üçlemesinin ilk filmi için Star Wars: Skeleton Crew'un yaratıcılarından Jon Watts'ı yönetmen olarak seçti. Filmin senaryosunu ise Simon Kinberg kaleme alıyor.

Tom Holland'ın başrolünde yer aldığı 2017 yapımı Örümcek-Adam: Eve Dönüş (Spider-Man: Homecoming), 2019 tarihli Örümcek-Adam: Evden Uzakta (Spider-Man: Far From Home) ve 2021'de çıkan Örümcek-Adam: Eve Dönüş Yok'tan (Spider-Man: No Way Home) oluşan üçlemeyle adını duyuran Jon Watts, bu hamlesiyle George Lucas, Irvin Kershner, Richard Marquand, J.J. Abrams ve Rian Johnson gibi isimlerin yer aldığı Yıldız Savaşları yönetmenleri kervanına katılmış oldu. 

Yönetmenin kurucusu olduğu prodüksiyon şirketi Freshman Year ve yapımcı Dianne McGunigle, 2024'te Walt Disney Studios'la anlaşma imzalamıştı. 

Watts ayrıca 2024'te Christopher Ford'la birlikte, Jude Law'un başrolünde yer aldığı ve Yeni Cumhuriyet döneminde geçen Disney+ dizisi Skeleton Crew'u hayata geçirmişti.

Yeni filmin senaryosunu yazan Oscar adayı Simon Kinberg ise X-Men serisindeki senaristlik, yapımcılık ve yönetmenlik çalışmalarıyla tanınıyor. Kinberg'ün projede yer alacağı ilk duyurulduğunda bu tercih sektörde sürpriz olarak karşılanmıştı.

Skywalker efsanesinin 9. ve son filmi olan J.J. Abrams imzalı Star Wars: Skywalker'ın Yükselişi (Star Wars: The Rise of Skywalker), 2019'da gösterime girmişti.

Yeni üçlemenin Skywalker hikayesiyle bağlantısının ne olacağı henüz açıklanmadı.

Independent Türkçe, Variety, Deadline, The Wrap, Knight Edge Media


Emmy ödüllü yıldız The Last of Us'ın üçüncü sezonuna katıldı

The Last of Us'ın ilk iki sezonu, dünyayı kasıp kavuran bir mantar salgını sonrasında hayatta kalma mücadelesi veren Joel ve Ellie'nin hikayesini anlatıyordu (HBO)
The Last of Us'ın ilk iki sezonu, dünyayı kasıp kavuran bir mantar salgını sonrasında hayatta kalma mücadelesi veren Joel ve Ellie'nin hikayesini anlatıyordu (HBO)
TT

Emmy ödüllü yıldız The Last of Us'ın üçüncü sezonuna katıldı

The Last of Us'ın ilk iki sezonu, dünyayı kasıp kavuran bir mantar salgını sonrasında hayatta kalma mücadelesi veren Joel ve Ellie'nin hikayesini anlatıyordu (HBO)
The Last of Us'ın ilk iki sezonu, dünyayı kasıp kavuran bir mantar salgını sonrasında hayatta kalma mücadelesi veren Joel ve Ellie'nin hikayesini anlatıyordu (HBO)

HBO'nun fenomen dizisi The Last of Us'ın üçüncü sezon kadrosuna John Goodman'la oyunlarda rol alan Laura Bailey ve Ian Alexander katıldı.

Aynı adlı PlayStation oyun serisinden uyarlanan, kıyamet sonrası Amerika'da geçen dizide Goodman, kendilerine "Karayolu Kahramanları" adını veren iki kişiden Joey'yi canlandıracak.

Joey'nin yol arkadaşı Paco'yu ise Ian Alexander canlandıracak. Alexander, The Last of Us Part II'de Lev'i canlandırmıştı. 25 yaşındaki oyuncu ayrıca bilimkurgu dizisi The OA'de Buck Vu karakteriyle izleyici karşısına çıkmıştı.

Laura Bailey ise dini bir tarikatın liderlerinden Elizabeth rolüyle kadroya dahil oluyor. The Last of Us Part II'de Abby'yi canlandıran Bailey, 2023 yapımı video oyunu Marvel's Spider-Man 2'de Mary Jane Watson'ı seslendirmişti. 45 yaşındaki Bailey, The Legend of Vox Machina adlı animasyon dizisinin seslendirme kadrosunda da yer alıyor.

Craig Mazin'in dizi sorumluluğunu üstlendiği yapımın üçüncü sezonuyla 2027'de dönmesi bekleniyor. Bu sezonun dizinin finali olabileceği de konuşuluyor.

Üçüncü sezon kadrosuna daha önce katıldığı açıklanan isimler arasında Clea DuVall, Patrick Wilson, Jason Ritter, Jorge Lendeborg Jr., Michelle Mao ve Kyriana Kratter yer alıyor.

Önceki sezonlardan tanıdığımız ve yeni sezonda da izleyeceğimiz isimler arasında ise Kaitlyn Dever, Bella Ramsey, Isabela Merced, Gabriel Luna ve Jeffrey Wright bulunuyor. 

74 yaşındaki Goodman, Tom Cruise'un başrolünde olduğu ve 2 Ekim'de vizyona girecek Digger'da ABD Başkanı Compson'ı da canlandıracak.

Popüler oyun serisinden uyarlanan The Last of Us, küresel bir salgının dünyayı yıkıma uğrattığı ve insanların büyük bölümünü zombi benzeri yaratıklara dönüştürdüğü bir gelecekte geçiyor.

Diziyi Craig Mazin ve oyunun yaratıcısı Neil Druckmann birlikte geliştirdi.

Druckmann'ın üçüncü sezon öncesinde dizinin yapım ekibinden ayrıldığı açıklanmıştı. Mazin de yeni sezonda senarist ve yönetici yapımcı görevlerinin yanı sıra dizi sorumluluğunu tek başına üstlenecek.

Independent Türkçe, Variety, Hollywood Reporter