Hindistan’ı dünyanın üçüncü büyük ekonomisi yapacak yol haritası açıklandı

Hindistan Başbakanı Narendra Modi
Hindistan Başbakanı Narendra Modi
TT

Hindistan’ı dünyanın üçüncü büyük ekonomisi yapacak yol haritası açıklandı

Hindistan Başbakanı Narendra Modi
Hindistan Başbakanı Narendra Modi

Yeni Delhi yönetimi, 2024-2025 yılları arasındaki süreçte ekonomisini 5 trilyon dolara çıkarmayı hedefliyor. Bu da Hindistan’ın dünyanın en büyük üçüncü ekonomisi olacağı anlamına geliyor. Hindistan Maliye Bakanı, söz konusu hedef doğrultusunda, yüksek büyüme oranına ulaşmak için yıllık bütçe taslağına dair hazırlanan yol haritasının duyurusunu yaptı. Yol haritasının, 31 Mart 2020 tarihine kadar yürürlükte kalması bekleniyor.
Hindistan’ın bu hedefe ulaşması için güçlü bir yatırım gücü ile yılda yüzde 8’lik bir büyüme kaydetmesi gerekiyor. Hindistan tarihinin ikinci kadın maliye bakanı olan Nirmala Sitharaman, geçen hafta Hindistan parlamentosuna 3 trilyon dolarlık bir yıllık bütçe sundu.
Hindistan bağımsızlığını ilan etmesinin ardından 57 yıl içinde ancak 1 trilyon dolarlık bir yıllık bütçe açıklayabilmiş, sonraki 7 yılda bunu 2 trilyon dolara çıkarmıştı. Şimdi ise 9 yıl aranın ardından, 1 Nisan 2019’da başlayan ve 31 Mart 2020’ye kadar sürecek olan mali yılı karşılayacak 3 trilyon dolarlık yıllık bütçesini açıkladı.
Yabancı yatırımı ülkeye çekme çabaları
Yeni bütçe sunumu adeta Narendra Modi hükümetinin söz konusu hedefe ulaşmak için ihtiyaç duyduğu yabancı yatırımları ülkeye getirecek yatırımcıların ayağının altına serilen bir kırmızı halı niteliğinde…
Bütçe sunumu, yabancı ve yerli yatırımları teşvik etmek için borç piyasasına yönelik reformlar yapılması, yabancı yatırımlara doğrudan daha yüksek tavanlar sunulması, yabancı kurumsal yatırımcıların yatırımlarına yönelik kısıtlamaların azaltılması ve yasaların kolaylaştırılmasını içeriyordu. Ayrıca Maliye Bakanı Sitharaman, yabancı yatırımcılara daha elverişli bir çerçeve sunabilmek amacıyla mali portföylerdeki yabancı yatırımlara yönelik yüzde 24 tavanını kaldırdıklarını duyurdu. Buna ek olarak daha fazla değişiklik yapılması da bekleniyor.
Bu adımlar, portföylerdeki yabancı yatırımcıların, fon akışının daha yüksek bir frekans oranı kazanma eğiliminde olduğu hisseler dışındaki unsurlara yatırım yapmalarını teşvik etmeyi amaçlıyor. Artık portföylerde izin verilen azami yabancı yatırım miktarı, şirketin faaliyet gösterdiği sektörde doğrudan yabancı yatırıma uygulanan sınırla eşdeğer olacak. Ancak kurumlar çalışmalarını kontrol etme ihtiyacına bağlı olarak daha düşük bir limit belirleyebilir. Bununla birlikte portföydeki yabancı yatırımlar artık gayrimenkul ve altyapı yatırım fonları tarafından verilen borçlanma senetleri yatırımlarına olanak sağlayacak. Söz konusu yatırımların uzun vadede nispeten negatif olma eğiliminde oldukları da belirtilmeli.
Değişiklilerle gayrimenkul ve altyapı yatırım fonları aracılığıyla mevcut varlıklardan para kazanmak isteyen Hint unsurlarına daha fazla yabancı sermaye çekmesi bekleniyor.
BARC India Şirketi CEO’su Partho Dasgupta konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi;
“Hindistan, şirketler üzerindeki yüksek vergi oranları, belirsiz bir vergi sistemi ve e-ticaret politikalarında da olduğu gibi belirsiz bir ortamın varlığı nedeniyle yabancı şirketler tarafından en fazla dava edilen ülkelerden biri haline geldi. Ancak bununla birlikte ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşı, Hindistan’a ilginç bir potansiyel sunabilir ve yabancı yatırımcılara yönelik dostane bir ortamın yanı sıra Hindistan’da daha fazla iş ve yatırım imkanı yaratabilir.”
Hindistan hükümeti, havacılık, sigorta, medya ve perakende alanlarında doğrudan yabancı yatırımlara açılmaya başladı. Şu an hükümet, sigorta broker kesimlerine doğrudan yüzde 100 oranında yabancı yatırım yapma izni vermiş durumda.
Bu atılımlar, Hindistan'daki hizmetlerin kapsamının yanı sıra büyük küresel aktörlerin katılımlarını genişletmek için de yeni yatırımlar sağlayacaktır. Diğer yandan sigortacılıkla ilgili ticari faaliyetlerde doğrudan yabancı yatırım tavan sınırı yüzde 49'a yükseldi. Artık sigorta broker kesimleri daha fazla yatırımı yeni pazarları kapsayacak şekilde dijital teknolojilere yönlendirebilecek.
Offshore borçlanma
Yeni bütçenin en belirgin işaretlerinden biri olan Hindistan'ın yurt içi tasarruflarını, yurt dışından borç alarak ve muhtemelen devlet tahvilleri ihraç ederek telafi etme niyeti ekonomistler arasında büyük tartışmalara neden oldu.
Bu bağlamda, Hindistan’ın gayri safi yurtiçi hasılasına göre devlet borç oranının dünya genelindeki en düşük seviyelerden biri olduğunu belirtmekte fayda var.
Wise Investor’un CEO’su Joydeep Sen konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu:
“Hükümet, yerel yatırımcıların ve girişimcilerin ekonomik büyümeyi artırmak için yeterli olmadığının farkına vardı. Ayrıca ulusal tahvil ihracı rekor seviyelerde düşük ve küresel faiz oranlarıyla zamanlamada tutarlı görünüyor. Bu durum yerel tahvil piyasası üzerindeki baskıyı hafifletmenin ve yerel tahvil getirisinin iyi bir düzeyde kalmasının yanı sıra hükümetin mali kayıtlarını iyileştirmesine de yardımcı olur. Hükümet, döviz cinsinden kredi almaya karar verdi. Ancak bu riskli olabilir. Çünkü Hindistan'ın borçlarını geri ödemesi gerektiğinde döviz kurunun ne olacağını tahmin etmek zordur. Dolar son 5 yılda rupi karşısında yüzde 18 ila 20 oranında güç kazandı. Ancak hükümet, borçların geri ödenmesinin ardından ekonominin çok daha büyüyeceği inancında.”
Mali disiplin
Hindistan hükümeti cesurca atılmış bir adımla mali açığını GSYİH'nın yüzde 3,3'üne düşürme kararı aldı. Modi hükümeti, bu yılın başlarında sunulan geçici bütçe kapsamında mali hedefini yüzde 3,4 olarak belirledi. Bu her ne kadar hükümet adına mali kısıtlamaya yönelik bir eğilim olsa da bazı uzmanlar hükümetin coşkusunu paylaşmayarak mali açıkla ilişkili düşük hedefin gerçekleştirilmesinin zor olacağını öngörüyor.
Bu konuda değerlendirmelerde bulunan Nomura Holding ekonomistleri Sonal Varma ve Aurodeep Nandi, hükümet bütçesinin gelirlerin düşmesinden ve büyümenin yavaşlamasından kaynaklanan olumsuz mali koşullara rağmen mali açık hedefini azaltacağına inandıklarını ve bunun hükümetin ekonominin temellerini ve olumlu unsurları kısa vadede iyileştirmeye yönelik kararlılığının önemli bir göstergesi olduğunu aktardılar.
Ancak buna karşın uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody's, söz konusu hedefin Hindistan için önemli zorluklar oluşturabileceği konusunda uyarıda bulundu. Moody's açıklamasında, Hindistan hükümetinin 2020 mali yılındaki bütçe açığı için daha düşük bir hedef belirlerken ekonomik büyüme ve gelirlere verdiği desteği koruduğunu kaydetti. Bu zıt hedeflerin önünde önemli zorluklar olacağını vurgulayan Moody’s, hükümetin aldığı geliri destekleyici önlemlere rağmen ekonominin nispeten yavaş büyümesini beklediklerini belirtti.
Korumacılık ve varlık vergileri
Maliye Bakanı Sitharaman tarafından açıklanan bütçede sıkıntılı unsurlara rağmen ekonomik özgürlük öncesi döneme işaret eden bir takım öğeler de yer alıyor. Hindistan, ihtiyaç dışı ürünlerin ithalatını durdurmaya ya da daha maliyetli hale getirmeye karar vermişti. Hükümet, aralarında altın, yabancı kitaplar ve oto yedek parçaları da bulunan yaklaşık 75 ürünün ithalatının yanı sıra ham petrolün litre başına iki rupilik vergi artışı uyguladı.
Bununla birlikte yerel işletmeleri korumak amacıyla 4 milyar rupiye (58,4 milyon dolar) varan kazanç sağlayan şirketler için kurumlar vergisinde indirime gidildi.
Ancak en önemli tedbir, sermayenin bankalara yeniden girmesine yardımcı olmak ve yavaşlayan büyüme hızını yeniden güçlendirmek amacıyla küçük işletmeleri desteklemek için varlık vergileri toplamaktı. Bu doğrultuda hükümet, yıllık geliri 20 milyon rupiyi (292 bin dolar) aşan ve Hint toplumunun en üst tabakasını oluşturan bireylerin gelir vergilerini artırdı. Şu anda Hindistan’da 5 ila 10 milyon rupi arasında geliri olanlara yüzde 10, 10 milyon rupiden fazla geliri olanlara ise yüzde 15 vergi uygulanıyor. Yeni uygulama ise 20 ila 50 milyon rupi arasındaki gelirler için yüzde 25 ve yıllık 50 milyon rupiyi geçen gelirler için yüzde 37'lik bir vergi içerecek.
Ulusal İleri Araştırmalar Ulusal Enstitüsü (NIAS) Sosyal Bilimler Okulu’nda profesör olan Harish Kumar Bhannwala, aşırı zenginlerin vergilendirilmesinin olumlu bir siyasi sinyal gönderebileceğini ancak ülkedeki çok önemli bir alana zarar vereceğini söyledi. Sinyalin, Hindistan hükümetinin ülkedeki büyük işletme sahipleriyle ilgilenmediği şeklinde anlaşılacağına dikkati çeken Prof. Bhannwala, bu yüzden söz konusu insanların diğer ülkelerdeki fırsatları aramaya başlayabileceklerini belirtti.
Diğer yandan Gümrük Dairesi'nden son birkaç yıldır elde edilen veriler, altın kaçakçılığının arttığına, bunun da “olumsuz davranışı” artıracağına işaret etti.
Altyapı ve yenilenebilir endüstrilerin refahı
Hükümet, karayolu bağlantılarını geliştirmek amacıyla 11,7 milyar dolar harcama yapmayı planlıyor. Demiryolu altyapısı için 2019 ve 2030 arasında da 730 milyar dolara ihtiyaç olacak. Hükümet ayrıca daha hızlı kalkınma, yolcu taşımacılığı ve nakliye hizmetleri konusunda kamu-özel sektör ortaklıkları için yabancı yatırımcılara çağrıda bulundu.
Bununla birlikte hükümet, ekonomik büyümeyi ve “Hindistan'da üretildi” sloganını desteklemek amacıyla yarı iletkenler, güneş pilleri, lityum piller ve bilgisayar sunucuları gibi ileri teknoloji alanlarında büyük üretim tesisleri kurulması için uluslararası şirketlere yatırımla ilgili gelirler ve diğer vergiler üzerinde muafiyet vererek ve şeffaf bir ihaleyle ülkeye davet etme planını başlatacak.



İran petrol tankerleri ABD'nin ablukası sebebiyle limanlara geri dönüyor

M/V Sevan gemisi, ABD Donanması'na ait bir helikopter tarafından Basra (Arap) Denizi'nde durdurulup cumartesi günü İran'a gözetim altında iade edilmeden önce İran’ın ‘gölge filosuna’ ait 19 gemiden biri olarak kayıtlara geçti (CENTCOM)
M/V Sevan gemisi, ABD Donanması'na ait bir helikopter tarafından Basra (Arap) Denizi'nde durdurulup cumartesi günü İran'a gözetim altında iade edilmeden önce İran’ın ‘gölge filosuna’ ait 19 gemiden biri olarak kayıtlara geçti (CENTCOM)
TT

İran petrol tankerleri ABD'nin ablukası sebebiyle limanlara geri dönüyor

M/V Sevan gemisi, ABD Donanması'na ait bir helikopter tarafından Basra (Arap) Denizi'nde durdurulup cumartesi günü İran'a gözetim altında iade edilmeden önce İran’ın ‘gölge filosuna’ ait 19 gemiden biri olarak kayıtlara geçti (CENTCOM)
M/V Sevan gemisi, ABD Donanması'na ait bir helikopter tarafından Basra (Arap) Denizi'nde durdurulup cumartesi günü İran'a gözetim altında iade edilmeden önce İran’ın ‘gölge filosuna’ ait 19 gemiden biri olarak kayıtlara geçti (CENTCOM)

Gemi takip verileri, pazartesi günü İran petrolünü taşıyan 6 tankerin ABD’nin ablukası nedeniyle İran limanlarına geri dönmek zorunda kaldığını ortaya koydu. Bu durum, İran ile yaşanan savaşın dünya petrol ihracatının en önemli geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğine etkisini gözler önüne serdi.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından dün sabah yapılan açıklamada, ABD güçlerinin İran limanlarına abluka uygulamayı ve gemilerin giriş çıkışını engellemeyi sürdürdüğü belirtildi.

CENTCOM ayrıca abluka uygulanırken bir Amerikan gemisinin ticari bir gemiyi gözetlediğini belirterek ABD güçlerinin 38 gemiyi rota değiştirmeye ya da limana dönmeye zorladığını duyurdu.

ABD ve İsrail'in İran'a karşı 28 Şubat'ta başlattığı savaş öncesi günlük 125 ila 140 gemi Hürmüz Boğazı’ndan geçiyordu. Ancak Kpler şirketinin gemi takip verileri ve Cinemaks şirketinin uydu analizlerine göre dün yalnızca 7 gemi boğazdan geçiş yaptı. Reuters'ın aktardığına göre bu gemilerin hiçbiri küresel pazara yönelik petrol taşımıyordu.

Verilerde geçiş yapan gemiler arasında İran’daki limanlardan birinden hareket eden İran bandıralı kuru yük gemisi Pavand’ın yanı sıra Irak limanlarından kalkan başka gemilerin olduğu görüldü.

İran, Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğine kısıtlamalar getirirken ABD 13 Nisan'da İran bağlantılı deniz trafiğine abluka uygulayacağını duyurdu. ABD ordusu 25 Nisan'da ise, abluka başlangıcından bu yana 37 gemiyi geri çevirdiğini açıkladı. ABD ordusu, rotası değiştirilen gemilerin türleri ve müdahale operasyonlarının kesin konumları hakkında ayrıntılı bilgi vermedi.

Dünyanın en büyük nakliye hizmetleri sağlayıcısı olan Clarksons, pazartesi günü yayımladığı notta ‘İran'ın gerekli geçiş koşullarına uymayan gemilere saldırdığını ve bu gemileri alıkoyduğunu, ABD'nin ise ablukasını sürdürdüğünü’ belirtti.

TankerTrackers.com sitesinden uydu görüntüsü analizleri ise 6 İran tankerinin limanlara döndükten sonra son birkaç gün içinde yaklaşık 10,5 milyon varil petrol yüküyle boğazı yeniden geçtiğini ortaya koydu. ABD’nin Umman Körfezi'nde konuşlandırdığı güçler, bazı gemilere geri dönme talimatı verirken bazılarına yolculuğa devam etme izni tanındı.

TankerTrackers.com tarafından sağlanan veriler, yaklaşık 4 milyon varil İran petrolü taşıyan iki tankerin ABD’nin ablukasına rağmen 24 Nisan'da Asya'ya doğru yola çıktığına işaret etti. Aynı verilere göre Asya'dan dönen 4 boş İran petrol tankeri de en son Pakistan kıyıları açıklarında görüldü.

Analistler, ABD kuvvetlerinin İran bağlantılı gemileri doğuda Malakka Boğazı'na kadar rota değiştirmeye zorladığını belirterek bu yüklerin alıcılara mı ulaşacağının yoksa İran'a geri mi döneceğinin henüz netlik kazanmadığını ifade etti.

Öte yandan Körfez'de yüzlerce gemi ve yaklaşık 20 bin denizci mahsur kalmaya devam ediyor.


İsrail Genelkurmay Başkanı, askerlerini yağma eylemlerinin sonuçlarına karşı uyardı

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir (AFP)
İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir (AFP)
TT

İsrail Genelkurmay Başkanı, askerlerini yağma eylemlerinin sonuçlarına karşı uyardı

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir (AFP)
İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir (AFP)

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir dün, askerlerini yağma eylemlerine karşı uyararak sosyal medyadaki ‘tartışmalı’ paylaşımların ‘kırmızı çizgi’ oluşturduğuna dikkati çekti.

Zamir, Haaretz gazetesinin asker ve saha komutanlarının ifadelerine dayanarak Lübnan'ın güneyinde askerlerin büyük miktarda sivil mülkü yağmaladığından şüphelenildiğini haberleştirmesinin bu uyarıyı yaptı.

İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamada, Zamir'in bir grup subayıyla yaptığı toplantıda “Eğer yağma varsa bu ayıplı bir olgudur ve İsrail ordusunun imajına zarar verebilir. Bu tür olaylar yaşanmışsa soruşturacağız” dediği belirtildi.

Sosyal medyada paylaşılan video görüntülerinde, İsrail askerlerinin büyük olasılıkla Lübnan'ın güneyinde olduğu düşünülen mülklere zarar verirken şakalaşarak kendilerini kayıt altına aldığı görülüyor.

dwefgr
İsrail'in Güney Lübnan'a düzenlediği hava saldırısının ardından yükselen duman (EPA)

Güney Lübnan'ın Deble köyünde bir İsrail askerinin Hz. İsa heykelini çekiçle parçaladığını gösteren fotoğraf ise uluslararası kınama dalgasına yol açtı. İsrail ordusu, olaya karışan iki askerin cezalandırıldığını duyurdu.

Zamir, konuya ilişkin şunları söyledi:

“Muvazzaf ve yedek askerler sosyal medyayı tartışmalı paylaşımlar için ya da öz tanıtım aracı olarak kullanmamalı. Bu aşılmaması gereken kırmızı bir çizgidir.”

Bu çizgiyi aşan herkes hakkında disiplin soruşturması açılacağını söyleyen Zamir, bu tür davranışların normalleşmesinin, operasyonel tehditler kadar tehlikeli olabileceği uyarısında bulundu.

İsrail ordusu, Fransız Haber Ajansı AFP’nin aktardığı bir başka açıklamasında ise ‘sivil mülklere yönelik her türlü saldırı ve her türlü yağma eylemini son derece ciddi bir mesele olarak değerlendirdiğini’ vurguladı.

Açıklamada, bu tür uygulamalara ilişkin her türlü raporun ‘derinlemesine incelendiği’ ve söz konusu eylemlerin gerçekliğine dair kanıt bulunması halinde ‘dava açılması da dahil olmak üzere’ disiplin ve cezai işlem uygulanabileceğini belirtti.

Açıklamada ayrıca askeri polisin ‘kuzey geçiş noktalarında kuvvetlerin operasyonlardan çıkışı sırasında arama işlemleri gerçekleştirdiği’ de belirtildi. Ancak yağmayı doğrulayan herhangi bir bulguya ulaşılıp ulaşılmadığı açıklanmadı.

İnsan hakları örgütü Breaking the Silence (Sessizliği Kırmak) ise yağma ve benzer davranışların İsrail'in 2023 yılı sonlarında Gazze Şeridi’ne yönelik kara saldırısının başlamasından bu yana son derece yaygın hale geldiğini, ancak Lübnan'daki askerlerden henüz ifade toplanmadığını açıkladı.


Trump, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Teşkilatı'nın adını "ICE"den "NES"e değiştirmeyi hedefliyor

İngiltere Kralı III. Charles ve Kraliçe Camilla'nın ABD başkenti Washington'a gelişinden önce, Beyaz Saray yakınlarındaki kapalı yolda polis memurları, 27 Nisan 2026 (AFP)
İngiltere Kralı III. Charles ve Kraliçe Camilla'nın ABD başkenti Washington'a gelişinden önce, Beyaz Saray yakınlarındaki kapalı yolda polis memurları, 27 Nisan 2026 (AFP)
TT

Trump, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Teşkilatı'nın adını "ICE"den "NES"e değiştirmeyi hedefliyor

İngiltere Kralı III. Charles ve Kraliçe Camilla'nın ABD başkenti Washington'a gelişinden önce, Beyaz Saray yakınlarındaki kapalı yolda polis memurları, 27 Nisan 2026 (AFP)
İngiltere Kralı III. Charles ve Kraliçe Camilla'nın ABD başkenti Washington'a gelişinden önce, Beyaz Saray yakınlarındaki kapalı yolda polis memurları, 27 Nisan 2026 (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, tartışmalı Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi’nin adının değiştirilmesi fikrine destek verdi. Kurumun İngilizce kısaltması olan “ICE” yerine “NICE” adının kullanılmasını önerdi.

Trump’ın sözcüsü Karoline Leavitt, dün X üzerinden yaptığı paylaşımda isim değişikliğine işaret etti. Bu gelişme, Trump’ın Truth Social platformunda muhafazakâr influencer Alyssa Marie tarafından yapılan bir öneriyi paylaşmasının asonrasında geldi. Söz konusu öneride, kurumun mevcut adına “ulusal” kelimesinin eklenmesi teklif edildi.

Bu eklemeyle birlikte kısaltmanın “ICE” (İngilizcede “buz”) yerine “NICE” (İngilizcede “iyi, hoş”) şeklinde değişeceği belirtildi. Trump, öneriye “Harika fikir!!! Yapın bunu” sözleriyle destek verdi.

Söz konusu değişikliğin resmî olarak hayata geçirilip geçirilemeyeceği ise henüz netlik kazanmadı. Zira Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi, ABD İç Güvenlik Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteriyor.