ABD yaptırımlarına karşı çıkış yolu Blockchain mi?

Bitcoin gibi dijital para birimleri, Blockchain teknolojisinin en bilinen uygulamalarından biri olarak kabul ediliyor (Reuters)
Bitcoin gibi dijital para birimleri, Blockchain teknolojisinin en bilinen uygulamalarından biri olarak kabul ediliyor (Reuters)
TT

ABD yaptırımlarına karşı çıkış yolu Blockchain mi?

Bitcoin gibi dijital para birimleri, Blockchain teknolojisinin en bilinen uygulamalarından biri olarak kabul ediliyor (Reuters)
Bitcoin gibi dijital para birimleri, Blockchain teknolojisinin en bilinen uygulamalarından biri olarak kabul ediliyor (Reuters)

ABD’de yayınlanan bir rapor, ABD karşıtı uluslararası cephenin, kısa vadede para çıkarma ve uzun vadede ABD’nin yönettiği ve şimdiye kadar kendisiyle işlem yapılan küresel finans ve bankacılık sistemi dışındaki tüm ekonomik sistemleri yönetmek adına Blockchain (Blok zinciri) teknolojisini kullanma deneyimleri konusunda uyardı.
Washington’da herhangi bir parti bağlantısı olmayarak araştırmalar yürüten Demokrasileri Savunma Vakfı’nın (FDD) hazırladığı rapor, İran, Rusya, Çin ve Venezuela’nın ABD’nin dünya üzerindeki ekonomik etkinliğini nasıl kısıtlamaya çalıştıklarına delillerle açıklık getirdi.
Independent Arabia’dan Tarık Şami’nin haberine göre Rapora göre söz konusu ülkelerin, mevcut finansal sistemi yıkarak yerine getirmek istedikleri yeni sistem, temelde Blok Zinciri teknolojisine odaklanarak uluslararası ekonomik alışverişlerdeki Amerikan doları (USD) hâkimiyetini bitirecek ve bankalar yoluyla ticarî dolaşım ihtiyacını ortadan kaldıracak şifreli dijital para birimleri çıkarmayı hedef ediniyor. Zira böyle bir şey, Amerikan ekonomik yaptırımlarının etkisini azaltacak, belki tamamen ortadan kaldırabilecek.
Blok Zinciri nedir?
Bloklar dizisi veya bağlı zincir anlamına gelen Blok Zinciri, işlemlerin yapılması ve yazıya geçirilmesi için elektronik bir kayıt yapısı olarak faaliyet gösteren bir veri tabanı. Bununla tüm taraflar, üçüncü bir tarafın doğrulamasını gerektirmeyen güvenli bir ağ üzerinden veri takibi yapabilir. Bu sistem, depolanan verileri koruyabilecek ve daha sonra bir değişiklik yapılmasını engelleyecek şekilde tasarlandı. Her bir blok veya bloğun her bir işlemi de bir zaman mührü ve önceki blok ya da işlem hakkında bilgi içeriyor.
Blok Zinciri teknolojisinin önemi, geleneksel ticari sistemlerden farklı oluşundan ileri geliyor. Nitekim bu teknolojide alışveriş hareketini izlemek için, örneğin bankalar gibi güven hizmetleri sunmaları ile bilinen merkezî bir kayıt sistemine ya da bir aracıya ihtiyaç yok. Zira tüm taraflar, birbiri ile doğrudan muhatap oluyor. Bu teknolojinin başka meziyetleri de var.
Biri güvenlik ki aktarılan veriler gönderilmeden önce şifreleniyor; diğeri de zaman alan işlemlerin yürütülmesi üzerinden verilerin işlenmesindeki hız. Ayrıca fon transferinden malların, hisse senetlerinin ve mal varlıklarının aktarılmasına kadar her türlü havale yönetimine de imkân tanıyor.
Üzerinde oynamanın veya sahtesini yapmanın zor olduğu bilinen Bitcoin gibi şifreli dijital para birimleri, Blok Zinciri teknolojisinin en bilinen uygulamalarından biri olarak kabul ediliyor.
Niçin yeni kurallar koymaya çabalıyorlar?
Demokrasileri Savunma Vakfı’na (FDD) bağlı Mali ve Ekonomik Güç Merkezi’nden siber güvenlik uzmanı araştırmacı Yaya J. Fanusie ve siber ekonomi uzmanı Trevor Logan imzalı rapora göre ABD muhaliflerinin ABD’nin etkinliğini baltalayan yeni bir finans sistemi kurma konusundaki aceleci çabalarının birkaç sebebi var. Buna göre 1800 yılında birkaç ekonomist dışında kimse Amerikan dolarının, bir sonraki asrın hâkim para birimi olarak sterlinin yerini alabileceğini hayal edemezdi. Yine kimse ABD bankaları, şirketleri ve Amerika’nın dış politikasının küresel ekonomiyi üçüncü bin yıla nasıl yönlendireceğini de öngöremezdi.
Bununla birlikte USD’nin üstünlüğü ve egemenliği, ABD’deki siyasi karar alıcılarına, ABD’nin ulusal güvenlik çıkarlarını desteklemek için sadece diplomatik çabalara veya askerî güce bağlı kalmaksızın zorlama, mali baskı ve ekonomik yaptırım uygulama araçlarını kullanım gücü sağladı.
ABD’nin rakipleri on yıllardır Washington DC’nin mali ve ekonomik araçlarından kurtulmak ve onun gücünü engellemek için çabaladı ancak ABD’nin yönettiği küresel mali sistemin denetlediği kanallar üzerinden hareket etmedikçe büyük uluslararası ticari eylemleri yönetmenin bir yolu bulunamadı.
İşler değişiyor
Ancak şimdi işler değişiyor. Nitekim Dünya üzerinde, bir şeylerin değerini alışıldık küresel bankacılık sistemi dışında dönüştürmek için mali bir sistem kurmak üzere yeni kanallar ve hatlar oluşturuluyor.
Sözgelimi şifreli Bitcoin para birimi, kullanıcılarına, bir aracıya başvurmaksızın belirli bir parasal değeri veya mal varlığını dijital yolla başkasına gönderme imkânı sağlıyor ki bu geleneksel bankacılık sektörünün rolünü etkisiz hale getiriyor.
Şifreli dijital para birimleri ile işlem yapmaya yönelik ilginin büyüdüğü ABD’de Blok Zincirinin popülerliği artıyor. Bu durum karşısında büyük finans kurumları, ödeme verimliliğini artırmak için geliştirilmiş programlarını denemeye başvurdu ve milyonlarca kullanıcı bu şeffaflıktan istifade etti. Bununla birlikte ABD’nin rakipleri bu gelişmede de, Washington’ın, yaptırımlara ne kadar bağlı kalındığını gözetlemede geleneksel bankalar gibi aracı kurumlara dayanan ekonomik yaptırımlar uygulama gücünü azaltmak için elverişli bir fırsat buldu.
Deneysel girişimler
Blok Zinciri platformu, bu zamana kadar deney aşamasında kalıp alışıldık küresel finans sistemi ile kıyaslandığında yaygın da değildi. Ancak hızla gelişen bu teknoloji, ABD’nin rakiplerine, ilk kez ekonomik sistemleri tam anlamıyla işletme ve bunu, ABD’nin liderliğindeki küresel finans sistemi dışında yönetme imkânı tanıyan tek yol olabilir.
Bundan dolayı Amerikan karşıtı rejimler, ABD’nin mali etkinliğine karşı koyma çabalarının temel bileşeni olarak Blok Zinciri teknolojisine öncelikleri arasında yer veriyorlar. Liderlerinin, ABD yaptırımlarına karşı dirençlerini artırmayı hedeflediği İran, Rusya ve Venezuela, Blok Zinciri teknolojisi alanında deneyler başlattı. Aynı şekilde Çin de Amerika’nın mali gücünden ve Çinli yetkililere yönelik yaptırımları kullanarak oluşturduğu tehditten çekiniyor.
FDD raporu, söz konusu dört ülkenin gösterdiği çabaların, başka mali kurumların gizli kimlikleri yoluyla yaptırımlardan kaçmanın da ötesine geçtiğine işaret ediyor. Rapora göre bu dört ülke, uluslararası ticaret için alternatif bir ödeme sistemi geliştirerek tek ya da çok taraflı yaptırımların gücünü azaltmak için çabalıyor.  
Uzun vadeli stratejiler
Rapor, Blok Zinciri teknolojisini kullanarak Amerikan yaptırımlarına direnmenin ABD’nin rakipleri açısından uzun vadeli bir strateji olduğunu düşünüyor. Mevcut Blok Zinciri platformları, alışıldık küresel bankacılık sistemi içindeki mali işlemlerin büyüklüğü ve hızına denk bir durumda değil. Daha da önemlisi hâlihazırdaki Blok Zinciri projeleri, gerçek dünyadaki resmî para birimlerine ve banka hesaplarına dayalı. Bundan dolayı Amerikan yaptırımlarının baskısı, halen Blok Zinciri teknolojisi alanında faaliyet yürüten kurumlara ve şirketlere ulaşabilir.
Bununla beraber ABD’nin etkisi zorunlu olarak devam etmeyecektir. Şöyle ki Blok Zinciri teknolojisi, ABD’nin kontrolü dışında mali havale sistemi için alternatif olası yollar başlattı. Ayrıca işaret edilen dört ülke, bu teknolojinin yardımı ile ABD’nin mali gücünü,  USD’nin Sterlin’i devirdiği şekilde devireceği bir dünya öngörüyor.
İran ve SWIFT sisteminden kaçış
Raporda belirtildiğine göre 40 yıl süren Amerikan yaptırımları karşısında İran, yoğun kaçakçılık ağları geliştirdi. Bununla birlikte Washington, İran’ı küresel mali sistemden uzaklaştırmak suretiyle İran’a karşı ağır maliyetler dayatabildiğini gösterdi. Nitekim SSWIF sistemi, ABD’nin SWIFT’in, İranlı finans kurumlarına yönelik hizmetini sürdürdüğü takdirde bankalar arası mesaj hizmetine ve Brüksel’deki merkezine yaptırım uygulayacağı yönündeki tehdidinin ardından Kasım 2018’de 24’ten fazla İran bankasından ayrıldı.
Yaptırımlar, ham petrol ihracatı alanında da İran’ın gücünü etkiledi. Nitekim Tahran, sürekli büyüyerek Mart 2019’da yüzde 51’e varan enflasyon üzerinden büyük zorluklarla yüzleşiyor ki bu durum, İran riyalinin değerindeki bir gerileme ile birlikte gelen uzun bir durgunluk tehdidinde bulunuyor.
Bu yüzden Blok Zinciri, ABD yaptırımlarına karşı korunaklı ve yeni bir mali altyapı oluşturmak için bir fırsat sunuyor. Ancak bu sistem, yaptırımlardan hızlı bir şekilde kaçmasında Tahran’a halen yardımcı olamıyor.
Bankacılık Araştırmaları Enstitüsü Başkanı olan İran Merkez Bankası Müdürü Ali Divandari’ye göre mali işlemler kavramında bir devrim meydana getirebilecek olan Blok Zinciri teknolojisinin küresel mali sistemden ayrılması, teorik olarak Amerikan yaptırımlarının baskısına karşı bir kalkan oluşturabilir.
Bu açıklamalar yeni bir gösterge değil. Nitekim 2017 yılında, Blok Zinciri teknolojisine başlayan Brave New World Investments adlı İsveçli bir kurum oluşturulduğunda İran yönelimi kendini belli etmeye başladı. Bu kurumun amacı, şifreli Bitcoin kullanımı üzerinden Avrupa’nın İran’daki yatırımlarını kolaylaştırmaktı. Şirket, yatırımcılardan Bitcoin aldı ve hisse senetleri borsasında yerel şirketlerden pay satın almak için bunları İran riyaline dönüştürmeyi planladı. Ancak İsveç bankaları, daha sonra Amerika’nın kendisine yaptırım uygulamasından çekinerek bu şirketin banka hesapları açmasına izin vermedi.
Raporda işaret edildiği üzere İran Merkez Bankası, Blok Zinciri teknolojisinde altyapı kurmak için yatırım yapıyor. Bu doğrultuda Şerif Teknoloji Üniversitesi, 2017 yılında Merkez Bankası’nın desteğiyle Blok Zinciri laboratuvarları kurdu ve birçok Avrupalı uzmanı barındıran ve araştırma, geliştirme ve yatırımları değerlendirme faaliyetleri yürüten bir bilim merkezi haline geldi.
Şifreli İran parası geliştirme
İran Merkez Bankası, uluslararası ticareti kolaylaştırmak amacıyla şifreli para birimleri geliştirmek için 2018 yılında Bilim ve Teknoloji Başkan Yardımcısı Ofisi ve Fara Borsası (Iran Fara Bourse) ile bir anlaşma imzaladı. 
2018 temmuz ayının sonunda Tahran, ABD mali yaptırımlarını etkisiz hale getirmek için ulusal dijital bir para birimi geliştirdiğini duyurdu. Aynı şekilde İran basını da İran’ın yerel bankacılık işlemlerinde kullanılacak dijital para birimi çıkarılması için gerekli temel unsurların kurulumunda sona gelindiğini belirtti. Hâlihazırda İranlı teknoloji şirketleri, bu sistemdeki aksaklıkları gidermek için Merkez Bankası ile birlikte çalışıyor.
Ağustos 2018’de Merkez Bankası, şifreli para biriminin iki aşamada çıkarılacağını açıkladı. Bu para birimi ilk aşamada bankalar arası ödemelerde kullanılacakken ikinci aşamada daha geniş bir alanda kullanılabilecek. Bununla birlikte İran hükümetinin şifreli para birimi konusunda yaptığı açıklamalar gösteriyor ki Tahran’ın Blok Zinciri teknolojisinde nihai hedefi, küresel bankacılık sistemi dışında uluslararası ticareti kolaylaştırmaya yardımcı olmak.
Borna girişimi
Raporda yabancı ticarete ve İran bankacılık sektörü için çizilen yeni yollara ilişkin olarak yürütülen birkaç projeden bahsediliyor. Bu girişimlerden biri de ‘Borna’. Bu, İran Merkez Bankası ile bilişim hizmetleri kurumu Informatics arasındaki bir ortaklıktan ibaret. Buna göre banka, Informatics ile ortaklığı üzerinden Blok Zincirini başlatmadan sorumlu Artiach şirketi lehine finansmanla yükümlü. İran basınında çıkan haberler, Artiach kurumundan bir ekibin, Borna projesinin bir parçası olarak kimlik doğrulama sistemi geliştirmek için Informatics ofislerinde çalıştığına işaret ediyor.
Rapor, ödeme altyapısı oluşturma hedefiyle açık kaynaklı Blok Zincirine dayalı olarak tasarlanan Peyman adlı başka bir dijital para birimi geliştirmeye çalışan İranlı Ghoghnoos şirketinin yürüttüğü ayrı bir projeyi de izledi. Peyman’ın başlangıçta üçü Amerikan yaptırımları listesinde yer alan dört İranlı banka arasında kullanılması bekleniyor. İran hükümeti, Peyman parasını henüz resmî olarak desteklememiş olsa da Ghoghnoos, resmî birkaç finans ve teknoloji grubu ile anlaşmalar imzaladı.
Rapor, İran’ın, Blok Zinciri sistemini gerçeklik zemininde nasıl işleteceğini belirlemek için bu deneysel projeleri test ettiğini ve bunun nihayetinde şifreli İran para biriminin tasarlanma ve işletme biçimini ortaya çıkaracağını ifade ediyor.
Geçtiğimiz ocak ayında İran Merkez Bankası, şifreli ulusal para birimi ve gelecekte bölge düzleminde çıkacak olan başka şifreli para birimlerini işletmede tek yetkilinin kendisi olacağını ilan etti. Bu duyuru ile eş zamanlı olarak İran’da Ticari Pazarlama Kuruluşu Başkan Vekili, ülkesinin Amerikan yaptırımlarını atlatma hedefinin bir parçası olarak sekiz ülke ile olan mali işlemlerinde şifreli para kullanımını müzakere ettiğini açıkladı. Söz konusu ülkeler ise Avusturya, Bosna, İngiltere, Fransa, Almanya, Rusya, Güney Afrika ve İsviçre. Bununla birlikte bu konu hakkındaki görüşmelere dair bir onay veya İran’ın ilgili planının detaylarına dair bir açıklama yapılmadı.
Rusya: İnternet, Amerikalıların; Blok Zinciri de bizim
Rapor, Rusya’nın, uzun vadeli bir ulusal güvenlik ve ekonomi hedefi olarak Blok Zinciri teknolojisini geliştirmeye öncelik verdiğini vurguluyor. Amaç ise yalnızca Amerikan yaptırımlarının etkisini azaltmak değil; aynı zamanda döviz rezervlerini çeşitlendirmek ve ABD’nin yönettiği küresel finans sistemi dışında uluslararası ticareti kolaylaştırmak. Rusya, Blok Zinciri teknolojisi toplumunda güçlü bir etken olarak görülüyor. Rus finans kurumları, Blok Zinciri projelerini, stratejik bir ilerleme gerçekleştirmek için yürütüyor. Bir Rus istihbarat subayı, 2017 yılında düzenlenen bir uluslararası konferansta, “İnternet, ABD’ye ait. Ama Blok Zinciri bizim olacak” ifadelerini kullanmıştı.
Ruslar, şifreli para biriminden, özel sektör işlemleri ile sınırlı olarak 2015 yılında bahsetmeye başladı. Ancak o dönemde Merkez Bankasına sunulan projeler ve öneriler reddedildi. Duma (Rus Parlamentosu) Üyesi Andrei Loginov, şifreli para birimlerinin Rusya’nın Amerika ve Avrupa yaptırımlarından kaçınmasına yardımcı olabileceğini açıkladıktan sonra ise Kremlin yetkilileri, şifreli ulusal bir para birimi oluşturma ya da Blok Zinciri teknolojisine dayalı bir mali sistem kurma düşüncesini desteklemeye başladı.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, bu fikre karşı mücadele geliştirse de nihayetinde uluslararası finans ticaretinde bulunan pek çok kayıtlamadan kaçınmak adına bu teknolojiyi anlamak gerektiğini kabul etti. Bazı tahminlere göre finans alanının Blok Zinciri teknolojisine dönüşmesi on yıllar alacak olsa da Rusya, şimdiden başlayarak bunun temellerini atıyor. Bu doğrultuda pek çok pilot proje başlatarak Sberbank için dijital para birimleri şeklinde hisseler çıkardı. Bu noktada belirtmek gerekir ki Rusya’nın en büyük bankası olan Sberbank’ın Amerika ve Avrupa yaptırımları listesinde yer alması, onun uluslararası piyasadan sermaye toplama gücünü azalttı.
Aynı şekilde Rusya’nın en büyük iletişim şirketi MTC de Sberbank ile işbirliği içerisinde Blok Zinciri platformu üzerinden 12 milyon dolar değerinde tahvil çıkardı. Bankanın yönetim kurulunun yaptığı açıklamaya göre ortak Blok Zinciri projesinde bu daha başlangıç olup, beş ila on sene içerisinde Blok Zinciri üretim ve hizmetleri rekor ve yaygın bir seviyeye çıkacak.
Finansal işlemleri gerçekleştirmek için dijital bir platform kurmak üzere Japonyalı, İsviçreli ve Slovakyalı kurumlarla bir şirketler grubu da oluşturan Rusya, Amerikan yaptırımlarının etkisini azaltmak isteyen ülkeler başta olmak üzere Blok Zinciri teknolojisini denemek isteyen ülkelere birtakım kolaylıklar sağlıyor. Söz konusu yaptırımlar, Rusya bankacılık sektörünün yeni borçlarla başa çıkma ve doğrudan yabancı yatırımları çekme gücünü kırdığı için Moskova’nın, Blok Zinciri teknolojisini kullanan ülkelerle sınır ötesi işlem yapmaya ihtiyacı var.
Venezuela: Petro’nun başarısızlığı
ABD’ye karşıt olan ülkelerden biri de Venezuela. Bilindiği üzere Devlet Başkanı Nicolas Maduro, gürültülü bir reklam ile Petro adlı şifreli bir ulusal para birimi kurmaya çalıştı ancak bu, ciddi bir ekonomik ve teknik bir girişimden ziyade daha çok bir reklam olarak kaldı. Bu tecrübe, İran, Çin ve Rusya için ibret alınabilecek dersler içeriyor.
Petro para biriminin akıbeti, Başkan Maduro’nun insani kriz ve uluslararası baskılar karşısında iktidara tutunma çabaları ile bağlantılı iken para birimi çıkışının başarısızlığı, ülkelerin yaşayabilir şifreli ulusal para birimi oluşturmak için neye ihtiyaç duyduklarına dair belirgin bir örnek durum haline geldi. Para biriminin değeri ve teknolojik olarak nasıl çıkarılacağına dair açıklamalardaki gelişigüzellik ve çelişki, bir seneden fazla sürdü. Sonrasında ise Hükümet, yerel finans işlemlerine bu yeni para birimini katamadığı gibi rejim de ticari ortaklarını bu yeni para birimi ile işlem yapmaya ikna etme konusunda başarısız oldu. Nitekim Rusya, Türkiye ve Hindistan çekimser kaldı ve Venezuela, Amerikan yaptırımlarına karşı bir direnç unsuru olan para birimi çıkarma hedefinden faydalanamadı.
Çin oyunun kurallarını değiştirebilir
Raporun da belirttiği gibi ABD’nin rakipleri arasında Blok Zincirine dayalı şifreli dijital paranın altyapısını geliştirmek için en iyi durumda olan Çin gibi duruyor. Zira dolara dayalı küresel mali sistemle rekabet edebilecek güçte olan Çin, ABD’nin diğer rakiplerine kıyasla Blok Zinciri alanında en gelişmiş teknolojiye sahip durumda. Üstelik küresel ticarette en etkin ve en büyük ekonomi de Çin’de.
Çin, uluslararası döviz parası olan doları ortadan kaldırmayı hedefliyor. Ancak temel birimi Yuan olan Çin ulusal parası Renminbi’nin akışı, doların yerini almak için onu çekici olmayan bir hale getiriyor. Bununla beraber Renminbi, dijital bir para birimine dönüştürülürse elde edilmesi ve ülkeler arasında kendisi ile işlem yapılması kolaylaşır. Bu durumda da öngörülen işlem değeri yüz milyar dolarlara ulaşan Tek Kemer Tek Yol girişiminde yer alan Çinli şirketlerle ticareti kolaylaştırmak için faydalı olacaktır.
Amerikan raporu çeşitli kaynaklara dayanarak Pekin’in dijital bir para birimi geliştirdiğini ve Blok Zinciri teknolojisinin alt yapısını, finans ve bankacılık sektörü ile bütünleştirdiğini söylüyor. Pekin’in takvimi uzun görülse de stratejisi sağlam ve ısrarlı. Çin’in 2050 yılına kadar çizdiği siyasi ve ekonomik vizyon ile de tutarlı.
Nakdî olmayan ödemeleri kullanan büyük bir nüfusla birlikte Çin, Çin Komünist Partisi’nin şifreli para birimini daha geniş bir çerçevenin parçası haline getirmeye çalıştığı bir zamanda şifreli para birimlerini geliştirmeyi benimseme konusunda iyi bir durumda. Çin’deki İnterneti Düzenleme Ajansı, Blok Zinciri platformlarının kullanıcıların kişisel kimlikleri bilmeyi gerektireceğini ve tüketici bilgilerini depolayıp içeriklerini denetleyeceğini söyledi.
Merkez Bankası olan Çin Halk Bankası, 2014 yılından bu yana dijital bir para birimi stratejisi geliştiriyor. Çin, Bitcoin’den bağımsız bir model kopyalamak veya çoğaltmak niyetinde değil. Onun amacı, en kapsamlı teknolojiyi benimseyerek hükümet merkezli olarak yönetilebilen bir dijital para çıkarmak. Merkez Bankası ise dijital para biriminin, egemenliğine hizmet edeceğini garantilemeyi hedefliyor. Çin Merkez Bankası, şifreli para birimi araştırmalarına çok sayıda kaynak ve uzman tahsis etti. Çin, Blok Zinciri yoluyla ödeme sistemine katılmanın faydasına ikna olur ve ticareti, geleneksel sistemin dışına çıkarsa bu, oyunun kurallarında bir değişiklik anlamına gelecek.
ABD’ye öğütler ve uyarılar
FDD Raporu, Amerikalı yetkililere, yeni teknolojinin oluşturduğu tehditleri ve ayrıcalıkları özümsemeyi, küresel mali sistemin tarafsızlık ve selametini korumayı ve Blok Zinciri yarışı olarak bilinen şeye liderlik etmek için tecrübelerine yatırım yaparak bunları parlatmayı tavsiye ediyor. Raporda ifade edildiği üzere ABD, rakiplerinin gelecekte yeni bir mali sistem oluşturma girişimlerine öncülük etmeye devam ederse şifreli para birimleri alanında yasaya dayalı yeni bir mali sistemle uzlaşmak için elverişli bir fırsata sahip.
Raporda ayrıca ABD için büyük bir olumsuz etki yaratması muhtemel şu dört senaryodan yana duyulan çekincelere de yer verilmiş:
-Washington’un rakibi olan bir devlet, petrol ticareti gibi hayati bir ihracat malında ticari işlemler için diğer ülkeleri şifreli para birimini kullanmaya ikna edebilir.  
-Birçok ülke, ticari işlemlerinde Bitcoin gibi bağımsız bir dijital parayı benimser ve bu, küresel finans sisteminde kabul görürse o zaman ABD’nin rakipleri, bu paradan büyük oranda döviz toplamaya başlayacak ve dolayısıyla küresel mali sistemde daha büyük bir etkinlik yaratmak için bu para birimi stoklarını kullanacaktır.
-ABD’ye karşı olan ülkelerden biri, hükümetinin çıkardığı dijital para birimleri portföyünde gelişme kaydedebilir ve bu ülke vatandaşları, yabancı şirketlerle ile ilişkilerinde bu para birimini kullanmayı sürdürebilir.
-Washington’a karşıt bir ülke, yerel bankacılık sisteminde Blok Zinciri teknolojisi alanında yeterli bir başarı elde edip daha sonra bu platformu, mali sistemlerine entegre etmeleri için başka ülkelere ihraç edebilir.



Suudi Arabistan ekonomisi 2025 yılını yüzde 4,5 büyüme ile kapattı

Riyad’ın genel görünümü (Reuters)
Riyad’ın genel görünümü (Reuters)
TT

Suudi Arabistan ekonomisi 2025 yılını yüzde 4,5 büyüme ile kapattı

Riyad’ın genel görünümü (Reuters)
Riyad’ın genel görünümü (Reuters)

Suudi Arabistan ekonomisi, 2025 yılında dikkat çekici bir performans sergileyerek, reel gayri safi yurtiçi hasılada (GSYİH) bir önceki yıla göre yüzde 4,5 oranında büyüme kaydetti. Bu sonuçlar, Maliye Bakanlığı’nın 2026 bütçe bildirisinde vurguladığı stratejik hedeflerle uyumlu bir şekilde ekonomik dayanıklılığı ortaya koydu. Bakanlık, açıklamasında büyümenin sürdürülebilirliğine ve çeşitlendirilmiş ekonomik itici güçlere odaklanılacağını, bunun da Vizyon 2030 hedefleriyle örtüştüğünü belirtmişti.

2025 yılı, dönüşüm sürecinde kritik bir dönem olarak öne çıktı. Yıllık veriler, farklı sektörlerin büyümeye katkısında dengeli bir dağılım olduğunu gösterdi. Petrol faaliyetleri yüzde 5,6 ile en yüksek yıllık büyüme oranını kaydederken, toplam GSYİH’ye 1,4 puanlık katkı sağladı. Öte yandan, petrol dışı faaliyetler ekonominin lokomotifi olarak rolünü sürdürdü ve yüzde 4,9’luk yıllık büyüme ile toplam büyümeye 2,7 puan katkıda bulunarak en yüksek katkıyı veren sektör oldu. Hükümet faaliyetleri ise yüzde 0,9 oranında dengeli bir büyüme kaydetti.

Maliye Bakanlığı, 2025 yılı için reel GSYİH büyümesini yüzde 4,6 olarak öngörmüştü. Bu büyüme, petrol dışı faaliyetlerin ekonominin başlıca büyüme motoru olarak katkısıyla desteklendi.

Dördüncü çeyrek

2025 yılının dördüncü çeyreğinde Suudi Arabistan ekonomisi rekor bir hızla büyüyerek, bir önceki yılın aynı dönemine göre GSYİH’de yüzde 4,9 oranında artış kaydetti. Bu çeyrekteki en dikkat çekici gelişme, petrol faaliyetlerindeki patlama oldu; sektör yüzde 10,4 oranında büyüyerek çeyreklik büyümeye 2,5 puan katkı sağladı. Petrol sektöründeki bu hızlı artışla paralel olarak, petrol dışı faaliyetler yüzde 4,1 büyüyerek çeyreklik büyümeye 2,3 puanlık katkıda bulundu.

Mevsimsel olarak düzeltilmiş çeyreklik büyüme analizine göre, ekonomi üçüncü çeyreğe kıyasla yüzde 1,1 büyüme gösterdi. Bu ivmeyi petrol faaliyetleri yüzde 1,4 ile sürüklerken, petrol dışı faaliyetler yüzde 1,3 oranında büyüme kaydetti. Hükümet faaliyetleri ise çeyreklik bazda yüzde 0,2 oranında hafif bir düşüş gösterdi.


Altın, sıkı para politikası beklentileriyle değer kaybetti

Vietnam'ın başkenti Hanoi'de elinde altın külçeleri tutan bir kadın (AFP)
Vietnam'ın başkenti Hanoi'de elinde altın külçeleri tutan bir kadın (AFP)
TT

Altın, sıkı para politikası beklentileriyle değer kaybetti

Vietnam'ın başkenti Hanoi'de elinde altın külçeleri tutan bir kadın (AFP)
Vietnam'ın başkenti Hanoi'de elinde altın külçeleri tutan bir kadın (AFP)

Altın fiyatları bugün yüzde 4’ten fazla geriledi. Söz konusu düşüşte, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) bir sonraki başkanının daha sıkı bir para politikası izleyebileceğine yönelik artan beklentiler etkili oldu. Buna karşın, jeopolitik ve ekonomik belirsizliklerin sürmesi ve yatırımcıların güvenli limanlara yönelmesiyle altın, 1980’den bu yana en güçlü aylık kazancına doğru ilerliyor.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre spot altın fiyatı, önceki saatlerde yüzde 5’i aşan kayıpların ardından, saat 05.20 itibarıyla yüzde 3 düşüşle ons başına 5.232,57 dolara geriledi. Bu düşüş, dün ons başına 5.594,82 dolarla kaydedilen rekor seviyenin ardından geldi.

Son gerilemeye rağmen altın fiyatları, ocak ayı başından bu yana yüzde 20’nin üzerinde artış gösterdi. ABD’de şubat vadeli altın kontratları da yüzde 1,8 düşüşle ons başına 5.225 dolara indi.

KCM Trade Baş Piyasa Analisti Tim Waterer, Fed başkanlığı için daha az gevşek para politikasına yatkın bir ismin seçileceği yönündeki beklentilerin, doların toparlanmasının ve altının aşırı alım bölgesine girmesinin fiyatlar üzerinde baskı oluşturduğunu söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, Fed Başkanı Jerome Powell’ın yerine aday göstereceği ismi bugün açıklamayı planladığını belirtti. Piyasalarda, eski Fed Yönetim Kurulu üyesi Kevin Warsh’ın bu göreve getirilebileceğine dair beklentiler artmış durumda.

StoneX Kıdemli Analisti Matt Simpson da, Kevin Warsh’ın Fed başkanlığına atanabileceğine yönelik söylentilerin Asya işlemleri sırasında altın fiyatları üzerinde olumsuz etki yarattığını ifade etti.

Öte yandan ABD doları, çarşamba günü Fed’in faiz oranlarını sabit tutma kararının da kısmi desteğiyle, son birkaç yılın en düşük seviyelerinden toparlandı. Buna rağmen dolar, üst üste ikinci haftalık kaybını kaydetme yolunda ilerliyor.

Doların değer kazanması, ABD doları cinsinden fiyatlanan altının, ABD dışındaki alıcılar için maliyetini artırıyor. Piyasalar ise 2026 yılı içinde iki faiz indirimi beklentisini koruyor.

Dün açıklanan İsviçre gümrük verileri, dünyanın borsa dışı en büyük altın işlem merkezi konumundaki Birleşik Krallık’a İsviçre’den yapılan altın ihracatının, Ağustos 2019’dan bu yana en yüksek seviyeye çıktığını gösterdi.

Hong Kong’da işlem görmeye başlayan Hang Seng Gold ETF Endeksi de önceki seansta ilk işlem gününde yüzde 9’un üzerinde yükseldi.

Diğer değerli metallerde ise düşüşler görüldü. Gümüşün spot fiyatı, dün ons başına 121,64 dolarla rekor kırmasının ardından yüzde 7 gerileyerek 107,70 dolara indi. Buna karşın gümüş, ay başından bu yana yüzde 56 yükselerek tüm zamanların en iyi aylık performansına yöneldi.

Platin fiyatı spot işlemlerde yüzde 3,7 düşüşle ons başına 2.531,84 dolara geriledi. Platin, pazartesi günü ons başına 2.918,80 dolarla tarihi zirvesini görmüştü. Paladyum fiyatı ise yüzde 4 düşerek ons başına 1.925,50 dolara indi.


FED, Trump’ın baskılarına rağmen faiz oranlarını sabit tutarak bağımsızlığını korumaya çalışıyor

FED Başkanı Jerome Powell (AFP)
FED Başkanı Jerome Powell (AFP)
TT

FED, Trump’ın baskılarına rağmen faiz oranlarını sabit tutarak bağımsızlığını korumaya çalışıyor

FED Başkanı Jerome Powell (AFP)
FED Başkanı Jerome Powell (AFP)

Küresel piyasaların merakla izlediği bir dönemde, ABD Merkez Bankası Federal Rezerv (FED), faiz oranlarını 3,5–3,75% aralığında sabit tuttu. Bu karar, işgücü piyasasının durumu ve enflasyonun seyri hakkında daha net bir tablo elde etme amacı taşıyor.

FED’in faiz kararı, normal şartlarda sakin karşılanabilirdi; fakat Çarşamba günü toplantısı, Başkan Jerome Powell ve bankayı Washington’daki soruşturmaların gölgesinde bıraktı. Powell, soruşturmaların Beyaz Saray tarafından kendi faiz politikalarını etkilemek amacıyla bir araç olarak kullanıldığını ifade etti.

Tüm bu siyasi baskılara rağmen FED, mevcut para politikası yolundan sapmayacağını açıkladı ve “politikaların şu anda iyi bir noktada olduğu” mesajını verdi. Bu karar, piyasaların ekonomik ve hukuki gelişmeleri daha net görmesini bekleyeceği uzun bir bekleyiş sürecinin kapısını araladı.

Faiz oranlarının sabit tutulmasıyla birlikte, FED’in Açık Piyasa Komitesi ekonomik büyüme tahminini yükseltti ve işgücü piyasasına dair endişeleri enflasyona kıyasla azalttı. Toplantı sonrası yapılan açıklamada, “Mevcut göstergeler ekonomik faaliyetlerin iyi bir hızda genişlediğini gösteriyor. İş yaratma kazanımları hâlâ sınırlı, işsizlik oranı bazı istikrar sinyalleri veriyor ve enflasyon hâlâ yüksek” denildi.

Bağımsızlık tartışması

Merkez bankasının bağımsızlığı, politika yapımında temel bir unsur olarak ön plana çıkarken, ABD Yüksek Mahkemesi’nde de gündemde. Mahkeme, Başkan Trump’ın geçen yaz FED yöneticisi Lisa Cook’u görevden alma girişiminin anayasal yetkileri aşıp aşmadığını değerlendiriyor. Powell, Beyaz Saray’ın çok yönlü baskılarına karşı dururken, Trump da Powell’ın görev süresinin sona ereceği Mayıs ayına kadar FED’in başkanlığı için aday listesini daralttı. Bu yüzden, sadece faiz kararı değil, aynı zamanda yaşanan siyasi ve hukuki gerilimler de toplantıyı FED tarihinin en kritik anlarından biri hâline getirdi.

Powell acele etmiyor

Powell, merkez bankasının yeni bir hareket için acele etmediğini vurguladı ve ekonomik verileri dikkatle değerlendirme yolunu tercih etti. Analistler, bu duruşun Powell’ın kurumun bağımsızlığını koruma çabası olarak yorumlandığını ve mevcut faiz oranlarının “nötr” aralıkta olduğunu belirtiyor.

Enflasyon ve işgücü piyasası çelişkisi

ABD’de politika yapıcılar karmaşık bir ekonomik tabloyla karşı karşıya. Temel enflasyon hâlâ yüzde 2,6–2,8 seviyelerinde ve FED’in yüzde 2 hedefine göre yüksek. Öte yandan son iş verileri, maaş artışlarının yavaşladığını ve işsizlik oranının yüzde 4,4 seviyesinde olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, FED’in hem işgücü piyasası hem de enflasyon açısından risklere karşı esnek bir tutum sergileyebileceğini belirtiyor. İşgücü piyasası ciddi şekilde zayıflarsa adım atılacak, enflasyon yüksek kalırsa faiz politikası aynı şekilde devam edecek.

İç çekişmeler ve siyasi zorluklar

Kararın oybirliğiyle alınmasına rağmen FED içinde farklı görüşler mevcut. Açık Piyasa Komitesi’nin yeni üyeleri enflasyonu kontrol altına almak için sıkı politikalar önermekte, diğer üyeler ise işgücü piyasasını korumak için daha hızlı hareket edilmesi gerektiğini savunuyor. Buna ek olarak, mahkeme ve soruşturmalar, Powell’ın tüm odağını para politikası ve kurumsal tarafsızlık üzerinde tutmasına neden oluyor.

Gelecek beklentileri

Piyasa analistleri, FED’in Powell’ın görev süresi sona erene kadar Mayıs ayına kadar, yeni bir adım atmadan bekleyebileceğini öngörüyor. Merkez bankası, önümüzdeki dönemde esnek bir yaklaşım benimseyecek ve gümrük vergileri ile yeni ticaret uygulamalarının fiyatlar üzerindeki etkilerini dikkatle izleyecek.