Edebiyat savaşları: Aklın yenilgisinden sosyal medya ahmaklığına…

Mısırlı Edebiyatçı Taha Hüseyin (AFP)
Mısırlı Edebiyatçı Taha Hüseyin (AFP)
TT

Edebiyat savaşları: Aklın yenilgisinden sosyal medya ahmaklığına…

Mısırlı Edebiyatçı Taha Hüseyin (AFP)
Mısırlı Edebiyatçı Taha Hüseyin (AFP)

Tüm savaşlar kötüdür; savaşı ilan edenlere de onlara karşı savaşanlara da yıkım, nefret ve kinden başka bir şey getirmez. Ancak edebiyat savaşları böyle savaşlardan değildir. Zira o, kültür için bir nimet ve meşaleyi tutuşturanlar ile tutuştuğu alanı medeni bir ilerlemeye çıkaran bir merdivendir.
Her beşerî kültür tarihinde edebi savaşlar, hep estetik, edebiyat, kişisel ve kitlesel tarih bilincinde yenilenmeye doğru bir sıçrayış olagelmiştir.
Edebi savaşlar, belirli bir tarihi aşamada felsefi, kültürel ve siyasi soruların barutunun yenilenmesidir.
Edebiyat savaşında da kazanan ve kaybeden; yaralanan, zarar gören ve ölen vardır. Ancak en büyük kazanan, düşünce ve toplumdur.
Bugün Arap ve Mağrip edebiyat sahasının durumu üzerine derinlemesine düşündüğümüzde ilan edilmemişi, ölümü andıran bir durgunluk hissederiz. Edebiyatçılar, kendilerini toplumun diğer bileşenlerinden ayıran bir özelliğe sahip olmaksızın ‘yığınlar’ gibi yaşıyor, çalacakları bir zilleri veya avam havas herkesi uyandırabilecek bir gürültüleri olmadan nefes alıyorlar. Barutları ıslak, silahları paslı, dilleri ceplerinde…
Arap ve Mağrip edebi kültür alanı, Kurtuba’dan Basra’ya genişlediğinde edebiyatçıların savaşları yakından da ve uzaktan da tutuşmuştu. Arap eleştirisi, şu tarihi ibareyi ölümsüz kıldı: “Bize ait olan bize geri verildi.” Bu ibare, yaratıcılıkta birincil ve ikincil olanın, intelijansiyada da takipçi ve takip edilenin ne manaya geldiğine dair tartışmanın sıkılığını belirtir. 
Dil savaşı topları, Basra Okulu ile Kufe Okulu’nun nahiv âlimleri arasında gümbürdeyip de ateşi geleneksel dilci seçkinler arasında asırlar boyu yanmaya devam etti ve bugünün insanlarına ulaşmadı mı?
Edebiyat ve kültür tarihi, ateşini el-Akkad, el-Mazini ve Abdurrahman Şükrü’nün öncülük ettiği Divan topluluğunun tutuşturduğu ve el-Akkad ve el-Mazini’nin kaleminden ‘Edebiyat ve Eleştiride Divan’ adlı eser etrafında felsefi bir bakış açısıyla derlenip 1921’de Şevki ve Hafız er-Rafii’nin temsil ettiği İhya grubuna karşı kitap olarak basılan büyük bir savaşı kaydetmedi mi?
1932 yılında Zeki Ebi Şadi öncülüğünde Apollo Okulu ortaya çıktı ve burası, Apollo dergisi etrafında toplanan Ebi el-Kasım es-Şabi, İbrahim Naci ve İliya Ebu Mazi gibi şairler için bir estetik yuvası haline geldi. Arap şiir yapısını tedirgin eden bu şairler, şiirsel söylemde geleneksel sese karşı savaşıyorlardı.
1920 yılında Amerika’dan Cibran Halil Cibran, Mihail Nuayme, Nesib Arida, İliya Ebu Mazi gibi Suriyeli ve Lübnanlı göçmen yazarların kendilerine özgü edebi bir sesi olarak Kalem Birliği sahneye çıktı ve bu isimler, dili, yazının sahilini ve ruhunu değiştirdi.
Bu okullar arasında savaş ateşleri tutuşmuştu. Gelenekselciler, muhafazakârlar, liberaller, çağdaşlar ve yenilikçiler olmak üzere her yönden ve yönelimden top ateşleri, Batı yönünde atılıyordu. Her bir ses hayat, yazı ve estetiğe dair felsefesi ve vizyonu için bir varlık yaratmak istiyordu.
Bazen sıcak, bazen soğuk olan tüm bu savaşlardan istifade eden Arap ve Mağrip edebiyatı, sonra da tüm toplumun oldu. Zira tartışma ve savunma, her ne olduysa, siyasi ve kültürel toplum yapısından ayrı değildi. Özellikle de bu aşamada aydın, kendisine vahiy inmeyen ‘peygamber’ imajı taşıyordu. Medya da bu savaş meydanında olup biten her şeyi aktarıp, hatta kızışmasına katkı sağlayarak, akıl ile estetik ve toplumsal tavırdaki durgunluğun harekete geçmesine yardımcı olan etmen oldu.
Bu savaşlarda, Arap ve Mağrip bölgesinde bir arada yaşayan her ulus ve inançtan atlılar: tüm yelpazesiyle Müslümanlar, Hıristiyanlar, Yahudiler, Dürziler, Ezidiler, Araplar, Berberiler, Kürtler, Çerkesler, Ermeniler ve daha başkaları vardı. İnanç ve milli aidiyet meselesi, yüceltme ve dışlama durağı değildi. Aksine herkesin farklı aidiyetleri ile katıldığı savaşların amacı, insanî ve yenilikçi boyutundaki yaratıcılıktı.
Estetik savaşın ölüm sebepleri
Entelektüel ve estetik açıdan Arap akıl yapısını büyük oranda etkileyen klasik edebiyat savaşlarının sonuncularından biri belki de Taha Hüseyin destekçileri ile rakipleri arasında yaşanan savaştı. Bir diğer deyişle bu savaş, akıl, aydınlanma ve açılım savunucuları ile selefi muhafazakâr reformcu okulun bakiyeleri arasındaydı. Tüm bu savaş, ‘edebiyat ve şiir’ meydanında, nasıl okunup yaşanabileceği konusunda yaşanıyordu. Her bir taraf belirli bir tarihî, toplumsal ve siyasi bir konumu savunuyordu, ama başka noktalara ulaştıran edebi söylemi kullanarak…
Bu savaşlardan bir süre sonra 1926’da Taha Hüseyin’in ‘Cahiliye Şiirinde’ adlı kitabı sahnede göründü. Görünüşe bakılırsa Taha Hüseyin ve ekibinin kurup savunduğu rasyonel aydınlanmacı felsefe ile Rafii, Mahmud Şakir, Lütfü Cuma ve diğerlerinin öncülük ettiği muhafazakâr akım arasındaki savaş, maalesef ki geleneksel reformcu akım lehine sonuçlandı.
Kabul etmek gerekir ki Arap ve Mağrip dünyasının yaşadığı kültürel ve siyasi gerileme, açıkça Taha Hüseyin’in aydınlanmacı bir düşünce, modern bir vizyon ve insanî bir yaklaşım bakımından yenildiği gün başladı. Geleneksel Ezherci düşünce, ‘Cahiliye Şiirinde’ savaşından muzaffer olarak çıktı. Arap ve Mağrip toplumlarımızın eğitimde yaşadığı ve bir yandan aklın yokluğu diğer yandan Akdeniz ve dünya çevremizle iletişime geçerken, Ortaçağcı söylemlerin kullanımı ile ön plana çıkan gerileme, bunun göstergesidir.
Fıkhî söylem, felsefi akla baskın geldi.
Kültür ve edebiyatta geleneksel Ezherci düşüncenin baskın olması ile çoktan beri kültür, edebiyat ve dil yapısının yenilikçi motoru olan önemli ve olumlu bir etken, yani Hıristiyan Arap intelijansiyasının (Suriye, Lübnan ve Filistin) önderlik ettiği edebi kültür akımı gözden kayboldu. Bu hareket, Arap dilinin modernleştirilmesine ve metnin köklü değişikliklere uğramasına öncülük etmiş ve edebiyatta geleneksel söylem ile fıkhî yazıya karşı bir devrimi yönetmişti.
İdeoloji, kültür ve edebiyat için bir can simidine dönüşürse…
Reformcu muhafazakâr düşüncenin akılcı aydınlanmacı düşünceye galip gelmesi ile birlikte toplum, siyasi ve kültürel bir ümitsizlik hali ile dolu, tehlikeli bir uykuya daldı. Bu uyku hali, 1967 yenilgisi çanları çalana kadar sürdü. Bununla intelijansiya, ikinci kez harekete geçti ancak bu defa söylemi, ‘yenilgi’ yaraları ile doğrudan bağlantılı, siyasi ve ideolojik içerikli olacaktı.
Taha Hüseyin, Ali Abdurrazık, Tahir el-Haddad, Kasım Emin, Cibran Halil Cibran, İliya Ebu Mazi, Mihail Nuayme, Tevfik el-Hakim, Ebu’l-Kasım eş-Şabi ve daha başkalarının savaşı, öteki ile ilişkinin sınırlarını çizmede bir model veya ayna olarak düşünceye, edebiyata, dile ve medeniyete dayanan edebi bir savaştı. 1967 sonrasındaki kültür ve entelektüel savaşı ise kendisine savaş veya çekişme meydanı olarak edebiyatı almış olsa da; siyasi ve ideolojikti.
Nebil Süleyman ve Buali Yasin’in ortak olarak hazırladığı Edebiyat ve İdeoloji adlı kitap (1974), edebiyat ve kültürü sıcak edebiyat savaşlarına açan yeni ses olarak görülebilir. Bu kitabın, Arap ve Mağrip dünyasındaki kültürel diyaloglar üzerinde bıraktığı etkinin, doğurduğu yankılar ve tepkiler bakımından Taha Hüseyin’in Cahiliye Şiirinde adlı kitabına benzer olduğunu söyleyebiliriz. Edebiyat ve İdeoloji adlı kitabın ardında bıraktığı bu etkinin büyüklüğünü, dost ve düşman kamplardan kitaba dair yazılan makaleler, araştırmalar, incelemeler ve diyalogların hacminden anlayabiliriz. Tüm bu çalışmalar daha sonra Nebil Süleyman, Buali Yasin ve Muhammed Kamil el-Hatib’in denetiminde ‘Suriye’de Kültür Savaşları’ başlığıyla kitap olarak derlendi ve 1979 yılında basıldı.
Bu kitabı, kültür ve edebiyat savaşlarının örnek bir tablosu olarak ele alacak olursak şunu diyebiliriz: Büyük oranda, Taha Hüseyin’in yenilgisinden bu yana aydınlanmacılığın tanık olduğu kültürel gerilemenin bir ifadesi, dolayısıyla edebi metinlerdeki toplumsal çöküşün sebeplerinin araştırılması idi. Aynı zamanda edebiyat ortak payda olsa bile, siyaset ile uğraşma ve onun medeni olana baskın kılınması için akıl ve aydınlanmacılık savaşının bir devamıydı.
Savaşların kaybeden cepheleri
‘Cahiliye Şiirinde’ki savaşında Taha Hüseyin’in düşüncesi, Ezherci reformcu düşünceye yenildi. Aynı şekilde; ‘Edebiyat ve İdeoloji’ savaşında da Nebil Süleyman ve Buali Yasin’in düşüncesi, kitabı, kuruluşları ve platformları ile ‘İslamcı edebiyat’ denen şeyi kuran İhvancı akımın yükselişi karşısında kaybetti.
Arap ve Mağrip ülkelerindeki tüm siyasi türevleri ile İhvan-ı Müslimin örgütünün edebi dili olan ‘İslamcı edebiyat’ olgusunun yayılması ile birlikte kültür ve edebiyat savaşları, estetik ve medeni savaşlardan ‘propagandacı’ savaşlara evrildi. Bu savaşların bazı komutanları da edebiyatçı olarak başlayıp daha sonra bir ‘çağrıcıya/vaize’ ya da şiddet ve aşırılığın teorisyenine dönüştü.
Kültürel savaşlar, ‘İhvancı karaktere bürünür bürünmez’ kendine yeni platformlar edindi; çekişme ve tartışma, şiir ve roman dünyasından çekilerek yeniden dinî mirasa döndü. Vaizlerin kendi aralarında savaşlar patlak verdi; her biri daha büyük bir izci, müşteri ve kadın-erkek hayran kitlesine sahip olmak istiyordu. Savaşlar önce televizyon kanallarında boy gösterdi, daha sonra sosyal medyaya taşındı. Kültür, edebiyat ve aydınlanmacı düşünceye karşı çok büyük bir kışlamız olduğu ortaya çıktı.
Kültürel olarak başlayan ve ‘kâfir’ ve ‘hain’ ilan etmeye doğru evrilen bu savaşın gölgesinde Arap ve Mağrip dünyası, geçen yüzyılın son çeyreğinde, bu aşırılığın Ferec Fuda, Hüseyin Merve, Suphi es-Salih, Mehdi Amil, Necib Mahfuz, Abdulkadir Allule, Tahir Cavut, Cilali Elyabis, Belkhenchir, Boucebci, Muhammed Brahmi, Şükrü Belaid vd. gibi ilk kurbanlarına tanık oldu. Bu isimler, bağnazlığa doğru kayan kültür savaşlarının kurbanlarıydı. Bu savaşın ateşi ise fitne, hoşgörüsüzlük, farklılıklara tahammülsüzlük, ötekine karşı nefret ve ortak yaşam felsefesini reddetme gıdaları ile besleniyordu.
‘Popüler’, teknolojik bir platform olarak sosyal medya ortamı, değerler kargaşasının yayılmasına meydan verdi ve işleri karman çorman etti. Dinî aşırılıkçı söylem nasıl kültür, edebiyat ve felsefe hattına girdiyse, sosyal medya ahmaklığı da tartışmaya öyle dahil oldu ve şiir, roman ve fıkıh alanında bildiği ve bilmediği her şeyde çekinmeden görüş belirtme hakkı elde etti.
Independent Arabia’dan Emin Zavi’nin analizi



800 milyon dolarlık korku serisi yeni filmiyle rekor kırdı

Ruhlar Bölgesi: Aramızdalar'ın başrolündeki Britanyalı aktris Amelia Eve, Netflix dizisi The Haunting: Bly Malikanesi'yle (The Haunting of Bly Manor) de tanınıyor (Sony Pictures Releasing)
Ruhlar Bölgesi: Aramızdalar'ın başrolündeki Britanyalı aktris Amelia Eve, Netflix dizisi The Haunting: Bly Malikanesi'yle (The Haunting of Bly Manor) de tanınıyor (Sony Pictures Releasing)
TT

800 milyon dolarlık korku serisi yeni filmiyle rekor kırdı

Ruhlar Bölgesi: Aramızdalar'ın başrolündeki Britanyalı aktris Amelia Eve, Netflix dizisi The Haunting: Bly Malikanesi'yle (The Haunting of Bly Manor) de tanınıyor (Sony Pictures Releasing)
Ruhlar Bölgesi: Aramızdalar'ın başrolündeki Britanyalı aktris Amelia Eve, Netflix dizisi The Haunting: Bly Malikanesi'yle (The Haunting of Bly Manor) de tanınıyor (Sony Pictures Releasing)

Tom Holland, Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün'ün (Spider-Man: Brand New Day) başrolünü üstlenip Christopher Nolan'ın Odyssey'inde (The Odyssey) Odysseus'un oğlunu canlandırarak yaz sezonuna damgasını vurdu. Ancak 2026 gişesi, güçlü bir korku filminin büyük bütçeli yapımlar karşısında bile öne çıkabileceğini bir kez daha gösterdi.

İlk hafta sonunda Kuzey Amerika'da 25,3 milyon dolar hasılat elde eden Ruhlar Bölgesi: Aramızdalar (Insidious: Out of the Further), Tom Holland'ın iki filmle kurduğu gişe hakimiyetini kırdı ve Nolan'ın epik uyarlamasını üçüncü sıraya geriletti.

Screen Gems, Stage 6 Films, Blumhouse ve Atomic Monster ortak yapımı Ruhlar Bölgesi: Aramızdalar, dünya çapında 60,3 milyon dolarlık açılış yaptı.

Beklentileri aşan bu sonuç, serinin bir önceki halkası Ruhlar Bölgesi: Kırmızı Kapı'nın (Insidious: The Red Door) 64 milyon dolarlık küresel açılışına da yaklaştı.

Yeni filmle birlikte Ruhlar Bölgesi serisinin dünya çapındaki toplam hasılatı 800 milyon doları aştı.

Film, Kuzey Amerika dışındaki 64 pazarda 35 milyon dolar kazanarak yılın en büyük ikinci uluslararası korku filmi açılışını gerçekleştirdi. Bu sonuçla Silahlar'ı (Weapons) yüzde 18, Çığlık 7'yi (Scream 7) ise yüzde 11 geride bıraktı.

Meksika, 4,2 milyon dolarla filmin uluslararası pazarları arasında ilk sırayı aldı. Filipinler'deki 4 milyon dolarlık hasılat ise ülke tarihinin en büyük ikinci korku filmi açılışı oldu. Film Peru, İtalya ve Hollanda'nın da aralarında bulunduğu 23 ülkede serinin en büyük açılışına imza attı.

Eleştirmenler temkinli, izleyiciler daha memnun

Film, izleyici memnuniyetini ölçen CinemaScore'dan bir önceki yapım Kırmızı Kapı gibi C+ notu aldı. Serinin en yüksek CinemaScore notu olan B+'yı ikinci ve üçüncü filmler almıştı.

Rotten Tomatoes verileri ise daha olumlu bir tablo ortaya koyuyor. Sinema yazarlarından yüzde 57 oranda olumlu değerlendirme alan yapım, yüzde 66'lık puana sahip 2010 tarihli ilk filmin ardından serinin en yüksek eleştirmen notunu alan ikinci filmi oldu. Yüzde 70'lik izleyici puanı ise serinin bugüne kadarki en yüksek oranı.

Salonları dolduran izleyici kitlesine bakıldığında kadınların ağırlığı dikkat çekiyor. İzleyicilerin yüzde 57'sini kadınlar, yüzde 43'ünü ise erkekler oluşturdu. 25 yaş altı kadın izleyicilerin yüzde 62'si filmi kesinlikle tavsiye ettiğini belirtti.

Jacob Chase'in yazıp yönettiği Ruhlar Bölgesi: Aramızdalar, "Öteki Taraf" adı verilen boyuta geçebildiğini ve oradaki iblisleri dünyaya taşıyabildiğini keşfeden genç bir annenin hikayesini anlatıyor.

Jason Blum, James Wan, Leigh Whannell ve Oren Peli'nin yapımcılığını üstlendiği filmin kadrosunda Lin Shaye, Amelia Eve, Brandon Perea ve Maisie Richardson-Sellers yer alıyor.

Independent Türkçe, Deadline, Variety, CosmicBook, CinemaBlend


Yapımcılarına milyarlarca dolar kazandıran meşhur dizi çalıntı mı?

2024'te final yapan Yellowstone'da Kevin Costner, ABD'nin en büyük sığır çiftliğini elinde tutan güçlü aile reisi John Dutton III karakterini canlandırmıştı (Paramount Network)
2024'te final yapan Yellowstone'da Kevin Costner, ABD'nin en büyük sığır çiftliğini elinde tutan güçlü aile reisi John Dutton III karakterini canlandırmıştı (Paramount Network)
TT

Yapımcılarına milyarlarca dolar kazandıran meşhur dizi çalıntı mı?

2024'te final yapan Yellowstone'da Kevin Costner, ABD'nin en büyük sığır çiftliğini elinde tutan güçlü aile reisi John Dutton III karakterini canlandırmıştı (Paramount Network)
2024'te final yapan Yellowstone'da Kevin Costner, ABD'nin en büyük sığır çiftliğini elinde tutan güçlü aile reisi John Dutton III karakterini canlandırmıştı (Paramount Network)

Televizyonun en başarılı yapımlarından Yellowstone, kapsamlı bir telif hakkı davasının merkezinde.

Senarist ve gazeteci Lauren J. Salkin dizinin yaratıcısı Taylor Sheridan, Paramount, NBCUniversal ve Sheridan'ın menajerlik şirketi Elevate Entertainment'a telif hakkı ihlali iddiasıyla dava açtı.

Kaliforniya Merkez Bölgesi ABD Bölge Mahkemesi'ne sunulan dilekçede Salkin, geliştirmek için 10 yılı aşkın süre harcadığı Sovereign Nation adlı projesinin senaryosunu, sunum dosyalarını ve ayrıntılı konsept metinlerini 2016'nın sonuyla 2017'nin başı arasında Sheridan'ın temsilcilerine gönderdiğini öne sürdü.

Proje Amerika yerlisi kabilelerin yönetimi, kumarhaneler üzerinden kurulan ekonomik güç ve günümüzde yaşanan toprak mücadelelerine odaklanan bir drama diye tanımlanıyordu.

Salkin'in iddiasına göre Elevate Entertainment, 1 Şubat 2017'de verdiği yanıtta Sovereign Nation'ın, Sheridan'ın "televizyon projeleri için uygun olmadığını" bildirdi. Ancak bu cevaptan sadece birkaç ay sonra Paramount, Sheridan imzalı Yellowstone projesine yeşil ışık yaktı.

“Olay örgüsü ve oyuncu seçimlerinde çarpıcı benzerlikler var”

Dava dilekçesinde Yellowstone'un, Salkin'in projesine özgü unsurları kopyaladığı öne sürülüyor. Dilekçede sıralanan benzerlikler arasında siyasi ve ekonomik gücün merkezi konumundaki bir kabile kumarhanesi, yerli rezervinin sınırları dışına genişleme girişiminden doğan temel çatışmalar, imar kısıtlamalarının bulunmaması ve 99 yıllık kiralama modeli gibi arazi hukukuna özgü mekanizmalar yer alıyor.

Salkin ayrıca projesi için önerdiği bazı oyuncuların Yellowstone'da benzer karakterleri canlandırdığını öne sürüyor. Dilekçeye göre Salkin'in projesi için önerdiği Gil Birmingham, Yellowstone'da kumarhaneyi yöneten kabile liderini, Danny Huston ise dışarıdan gelen gayrimenkul geliştiricisini canlandırdı.

Salkin'in avukatı Paul B. Lackey, Hollywood Reporter'a şu açıklamayı yaptı:

Bu tam anlamıyla Davut'la Golyat'ın mücadelesi. Müvekkilim, bugün televizyon tarihinin en büyük başarılarından birine dönüştüğünü gördüğümüz bu hikayenin çok katmanlı temelini oluşturmak için yıllarını harcadı. Kendisine ait olduğunu savunduğu fikrin büyük bir ticari başarıya dönüştüğünü izledi ve sonunda 'Artık yeter' dedi.

Dilekçede şu ifadelere yer verildi:

Telif hakkı hukuku elbette kovboy hikayesi, toprak anlaşmazlığı veya yerli kumarhanesi gibi genel fikirleri korumaz. Bizim iddiamız bu değil. İhlal iddiası, Salkin'in geliştirdiği özgün anlatı tercihlerinin, sahne yapılarının ve kurgusal düzenin kopyalanmasına dayanıyor.

Dilekçede ayrıca, Salkin'in projesini daha önce inceleyen kıdemli bir HBO yöneticisinin Yellowstone'u izlediğinde iki yapım arasında çarpıcı benzerlikler bulunduğunu söylediği öne sürüldü.

Dilekçede, Kevin Costner'ın başrolünde yer aldığı ve çok sayıda yan diziye ilham veren Yellowstone'un yapımcılarına milyarlarca dolar kazandırdığı, buna karşılık Salkin'e bu başarıdan herhangi bir pay verilmediği savunuluyor.

Salkin, mahkemeden kendisine tazminat ve Yellowstone'dan elde edilen kârdan pay verilmesini, ayrıca olası hak ihlallerinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı alınmasını talep ediyor.

Yellowstone, Türkiye'de Netflix ve TV+ üzerinden izlenebiliyor.

Independent Türkçe, Hollywood Reporter, Variety


Taken ve John Wick karışımı dizi Netflix'i kasıp kavuruyor

Aksiyon sahneleriyle öne çıkan Agent Kim Reactivated, eşini kaybettikten sonra sakin bir hayat süren ve tek derdi asi kızı Min-ji'yi büyütmek olan bir babanın sıradışı hikayesini anlatıyor (Netflix)
Aksiyon sahneleriyle öne çıkan Agent Kim Reactivated, eşini kaybettikten sonra sakin bir hayat süren ve tek derdi asi kızı Min-ji'yi büyütmek olan bir babanın sıradışı hikayesini anlatıyor (Netflix)
TT

Taken ve John Wick karışımı dizi Netflix'i kasıp kavuruyor

Aksiyon sahneleriyle öne çıkan Agent Kim Reactivated, eşini kaybettikten sonra sakin bir hayat süren ve tek derdi asi kızı Min-ji'yi büyütmek olan bir babanın sıradışı hikayesini anlatıyor (Netflix)
Aksiyon sahneleriyle öne çıkan Agent Kim Reactivated, eşini kaybettikten sonra sakin bir hayat süren ve tek derdi asi kızı Min-ji'yi büyütmek olan bir babanın sıradışı hikayesini anlatıyor (Netflix)

96 Saat'in (Taken) temel fikrini John Wick'in sert aksiyonuyla buluşturan bir yapım arıyorsanız Netflix'in yeni dizilerinden Agent Kim Reactivated tam size göre olabilir.

Ancak dizi, bu iki filmden farklı olarak Kuzey ve Güney Kore arasındaki casusluk faaliyetlerini merkezine alıyor. İki ülkenin kaderini belirleyebilecek bir gelişme yaşanırken kontrolden çıkan bir ajan, aralarındaki kırılgan ilişkiyi daha da istikrarsızlaştırma riski yaratıyor.

10 bölümlük aksiyon-gerilim dizisi, türün sevilen unsurlarını bir araya getirerek izleyicilerden övgü alan sürükleyici bir hikaye sunuyor. Bir yanıyla 96 Saat'i, diğer yanıyla John Wick'i andıran dizi, beklenmedik biçimde yükseldiği Netflix listelerindeki yerini haftalardır koruyor.

Netflix'in ilk 10 listesinde 8 hafta

Agent Kim Reactivated, 8 haftadır Netflix'in İngilizce dışındaki en çok izlenen dizileri arasında yer alarak dünya çapında başarı yakaladı.

Neflix Türkiye'de 26 Haziran'da yayımlanmaya başlayan dizi, küresel listeye üçüncü sıradan girdi ve ardından üç hafta üst üste zirvede kaldı. İkinci haftasında 10,5 milyon izlenmeyle en yüksek seviyesine ulaşan yapım, 7. haftasında 2,3 milyon izlenmeyle 7. sıraya geriledi. Dizi, 8. haftasında ise 1,4 milyon izlenmeyle 9. sırada yer alıyor.

47 milyondan fazla görüntülenmeye ulaşan popüler webtoon Manager Kim'den uyarlanan Agent Kim Reactivated, birbirinden çılgın aksiyon senaryolarını tek bir hikayede buluşturuyor.

Baştan sona temposunu kaybetmeyen dizideki kaos, izleyicinin gönülden destekleyebileceği karakterler, nefret uyandıran kötüler ve gerilimli anların arasına serpiştirilen mizahla dengeleniyor. MovieWeb'e göre yapım, bu yönüyle 96 Saat ve John Wick'in dahi tam olarak kuramadığı aksiyon, karakter ve mizah dengesini yakalıyor.

Agent Kim Reactivated ne anlatıyor?

Dizinin merkezinde, ergenlik çağındaki Min-ji'yi (Seo Su-min) tek başına büyüten babası Kim Do-hyeon (So Ji-sub) yer alıyor.

Sakin bir banka çalışanı olan Kim, başlangıçta açıkça kendisinin yapmadığı hataların sorumluluğunu bile üstlenmeye razı, pasif bir baba izlenimi veriyor. Ancak Min-ji'nin bir zorbalık olayının ardından öldüğü düşünülünce Kim'in huzurlu hayatı altüst oluyor.

Sıradan bir banka çalışanı gibi görünse de eski bir casus olan Kim, kızının başına gelenlerin ardından intikam almak için harekete geçiyor.

John Wick tarzı bir ölüm makinesi

Agent Kim Reactivated, aksiyonun dozunu bir an bile düşürmüyor. Daha ilk bölümde, kızının kayboluşunu araştırırken bir serseriyle karşılaşan Kim, gerçek yeteneklerine dair ilk ipuçlarını veriyor.

Bu noktadan sonra tempo giderek yükseliyor ve Kim her bölümde kendisini sayısız çatışmanın ortasında buluyor. Tıpkı John Wick gibi neredeyse durdurulamaz bir ölüm makinesi olan Kim, yakın dövüşte kolay kolay yenilmiyor ve hemen her türlü silahı ustalıkla kullanıyor.

Ancak diziyi öne çıkaran yalnızca aksiyon sahnelerinin çokluğu değil. Kim'in iki eski casus ortağının hikayeye katılması, yapıma farklı dövüş tarzları kazandırıyor. Bu karakterlerden biri olimpiyatlarda altın madalya kazanmış bir tekvandocu, diğeri ise Ortadoğu'nun çeşitli bölgelerinde görev yapmış seçkin bir asker.

John Wick 5'in yapımı sürerken ve vizyon tarihi henüz kesinleşmemişken Agent Kim Reactivated, sert aksiyon arayanlara 10 bölümlük güçlü bir alternatif sunuyor.

Diziyi değerlendiren bir IMDb kullanıcısı şöyle yazıyor:

Şiddetin dozunu ve hikayenin yarattığı heyecanı törpülemeden kaynak materyalin hakkını veren, yüksek bütçeli bir webtoon uyarlaması arıyorsanız bu dizi kaçırılmaması gereken bir cevher.

Independent Türkçe, Collider, MovieWeb