Edebiyat savaşları: Aklın yenilgisinden sosyal medya ahmaklığına…

Mısırlı Edebiyatçı Taha Hüseyin (AFP)
Mısırlı Edebiyatçı Taha Hüseyin (AFP)
TT

Edebiyat savaşları: Aklın yenilgisinden sosyal medya ahmaklığına…

Mısırlı Edebiyatçı Taha Hüseyin (AFP)
Mısırlı Edebiyatçı Taha Hüseyin (AFP)

Tüm savaşlar kötüdür; savaşı ilan edenlere de onlara karşı savaşanlara da yıkım, nefret ve kinden başka bir şey getirmez. Ancak edebiyat savaşları böyle savaşlardan değildir. Zira o, kültür için bir nimet ve meşaleyi tutuşturanlar ile tutuştuğu alanı medeni bir ilerlemeye çıkaran bir merdivendir.
Her beşerî kültür tarihinde edebi savaşlar, hep estetik, edebiyat, kişisel ve kitlesel tarih bilincinde yenilenmeye doğru bir sıçrayış olagelmiştir.
Edebi savaşlar, belirli bir tarihi aşamada felsefi, kültürel ve siyasi soruların barutunun yenilenmesidir.
Edebiyat savaşında da kazanan ve kaybeden; yaralanan, zarar gören ve ölen vardır. Ancak en büyük kazanan, düşünce ve toplumdur.
Bugün Arap ve Mağrip edebiyat sahasının durumu üzerine derinlemesine düşündüğümüzde ilan edilmemişi, ölümü andıran bir durgunluk hissederiz. Edebiyatçılar, kendilerini toplumun diğer bileşenlerinden ayıran bir özelliğe sahip olmaksızın ‘yığınlar’ gibi yaşıyor, çalacakları bir zilleri veya avam havas herkesi uyandırabilecek bir gürültüleri olmadan nefes alıyorlar. Barutları ıslak, silahları paslı, dilleri ceplerinde…
Arap ve Mağrip edebi kültür alanı, Kurtuba’dan Basra’ya genişlediğinde edebiyatçıların savaşları yakından da ve uzaktan da tutuşmuştu. Arap eleştirisi, şu tarihi ibareyi ölümsüz kıldı: “Bize ait olan bize geri verildi.” Bu ibare, yaratıcılıkta birincil ve ikincil olanın, intelijansiyada da takipçi ve takip edilenin ne manaya geldiğine dair tartışmanın sıkılığını belirtir. 
Dil savaşı topları, Basra Okulu ile Kufe Okulu’nun nahiv âlimleri arasında gümbürdeyip de ateşi geleneksel dilci seçkinler arasında asırlar boyu yanmaya devam etti ve bugünün insanlarına ulaşmadı mı?
Edebiyat ve kültür tarihi, ateşini el-Akkad, el-Mazini ve Abdurrahman Şükrü’nün öncülük ettiği Divan topluluğunun tutuşturduğu ve el-Akkad ve el-Mazini’nin kaleminden ‘Edebiyat ve Eleştiride Divan’ adlı eser etrafında felsefi bir bakış açısıyla derlenip 1921’de Şevki ve Hafız er-Rafii’nin temsil ettiği İhya grubuna karşı kitap olarak basılan büyük bir savaşı kaydetmedi mi?
1932 yılında Zeki Ebi Şadi öncülüğünde Apollo Okulu ortaya çıktı ve burası, Apollo dergisi etrafında toplanan Ebi el-Kasım es-Şabi, İbrahim Naci ve İliya Ebu Mazi gibi şairler için bir estetik yuvası haline geldi. Arap şiir yapısını tedirgin eden bu şairler, şiirsel söylemde geleneksel sese karşı savaşıyorlardı.
1920 yılında Amerika’dan Cibran Halil Cibran, Mihail Nuayme, Nesib Arida, İliya Ebu Mazi gibi Suriyeli ve Lübnanlı göçmen yazarların kendilerine özgü edebi bir sesi olarak Kalem Birliği sahneye çıktı ve bu isimler, dili, yazının sahilini ve ruhunu değiştirdi.
Bu okullar arasında savaş ateşleri tutuşmuştu. Gelenekselciler, muhafazakârlar, liberaller, çağdaşlar ve yenilikçiler olmak üzere her yönden ve yönelimden top ateşleri, Batı yönünde atılıyordu. Her bir ses hayat, yazı ve estetiğe dair felsefesi ve vizyonu için bir varlık yaratmak istiyordu.
Bazen sıcak, bazen soğuk olan tüm bu savaşlardan istifade eden Arap ve Mağrip edebiyatı, sonra da tüm toplumun oldu. Zira tartışma ve savunma, her ne olduysa, siyasi ve kültürel toplum yapısından ayrı değildi. Özellikle de bu aşamada aydın, kendisine vahiy inmeyen ‘peygamber’ imajı taşıyordu. Medya da bu savaş meydanında olup biten her şeyi aktarıp, hatta kızışmasına katkı sağlayarak, akıl ile estetik ve toplumsal tavırdaki durgunluğun harekete geçmesine yardımcı olan etmen oldu.
Bu savaşlarda, Arap ve Mağrip bölgesinde bir arada yaşayan her ulus ve inançtan atlılar: tüm yelpazesiyle Müslümanlar, Hıristiyanlar, Yahudiler, Dürziler, Ezidiler, Araplar, Berberiler, Kürtler, Çerkesler, Ermeniler ve daha başkaları vardı. İnanç ve milli aidiyet meselesi, yüceltme ve dışlama durağı değildi. Aksine herkesin farklı aidiyetleri ile katıldığı savaşların amacı, insanî ve yenilikçi boyutundaki yaratıcılıktı.
Estetik savaşın ölüm sebepleri
Entelektüel ve estetik açıdan Arap akıl yapısını büyük oranda etkileyen klasik edebiyat savaşlarının sonuncularından biri belki de Taha Hüseyin destekçileri ile rakipleri arasında yaşanan savaştı. Bir diğer deyişle bu savaş, akıl, aydınlanma ve açılım savunucuları ile selefi muhafazakâr reformcu okulun bakiyeleri arasındaydı. Tüm bu savaş, ‘edebiyat ve şiir’ meydanında, nasıl okunup yaşanabileceği konusunda yaşanıyordu. Her bir taraf belirli bir tarihî, toplumsal ve siyasi bir konumu savunuyordu, ama başka noktalara ulaştıran edebi söylemi kullanarak…
Bu savaşlardan bir süre sonra 1926’da Taha Hüseyin’in ‘Cahiliye Şiirinde’ adlı kitabı sahnede göründü. Görünüşe bakılırsa Taha Hüseyin ve ekibinin kurup savunduğu rasyonel aydınlanmacı felsefe ile Rafii, Mahmud Şakir, Lütfü Cuma ve diğerlerinin öncülük ettiği muhafazakâr akım arasındaki savaş, maalesef ki geleneksel reformcu akım lehine sonuçlandı.
Kabul etmek gerekir ki Arap ve Mağrip dünyasının yaşadığı kültürel ve siyasi gerileme, açıkça Taha Hüseyin’in aydınlanmacı bir düşünce, modern bir vizyon ve insanî bir yaklaşım bakımından yenildiği gün başladı. Geleneksel Ezherci düşünce, ‘Cahiliye Şiirinde’ savaşından muzaffer olarak çıktı. Arap ve Mağrip toplumlarımızın eğitimde yaşadığı ve bir yandan aklın yokluğu diğer yandan Akdeniz ve dünya çevremizle iletişime geçerken, Ortaçağcı söylemlerin kullanımı ile ön plana çıkan gerileme, bunun göstergesidir.
Fıkhî söylem, felsefi akla baskın geldi.
Kültür ve edebiyatta geleneksel Ezherci düşüncenin baskın olması ile çoktan beri kültür, edebiyat ve dil yapısının yenilikçi motoru olan önemli ve olumlu bir etken, yani Hıristiyan Arap intelijansiyasının (Suriye, Lübnan ve Filistin) önderlik ettiği edebi kültür akımı gözden kayboldu. Bu hareket, Arap dilinin modernleştirilmesine ve metnin köklü değişikliklere uğramasına öncülük etmiş ve edebiyatta geleneksel söylem ile fıkhî yazıya karşı bir devrimi yönetmişti.
İdeoloji, kültür ve edebiyat için bir can simidine dönüşürse…
Reformcu muhafazakâr düşüncenin akılcı aydınlanmacı düşünceye galip gelmesi ile birlikte toplum, siyasi ve kültürel bir ümitsizlik hali ile dolu, tehlikeli bir uykuya daldı. Bu uyku hali, 1967 yenilgisi çanları çalana kadar sürdü. Bununla intelijansiya, ikinci kez harekete geçti ancak bu defa söylemi, ‘yenilgi’ yaraları ile doğrudan bağlantılı, siyasi ve ideolojik içerikli olacaktı.
Taha Hüseyin, Ali Abdurrazık, Tahir el-Haddad, Kasım Emin, Cibran Halil Cibran, İliya Ebu Mazi, Mihail Nuayme, Tevfik el-Hakim, Ebu’l-Kasım eş-Şabi ve daha başkalarının savaşı, öteki ile ilişkinin sınırlarını çizmede bir model veya ayna olarak düşünceye, edebiyata, dile ve medeniyete dayanan edebi bir savaştı. 1967 sonrasındaki kültür ve entelektüel savaşı ise kendisine savaş veya çekişme meydanı olarak edebiyatı almış olsa da; siyasi ve ideolojikti.
Nebil Süleyman ve Buali Yasin’in ortak olarak hazırladığı Edebiyat ve İdeoloji adlı kitap (1974), edebiyat ve kültürü sıcak edebiyat savaşlarına açan yeni ses olarak görülebilir. Bu kitabın, Arap ve Mağrip dünyasındaki kültürel diyaloglar üzerinde bıraktığı etkinin, doğurduğu yankılar ve tepkiler bakımından Taha Hüseyin’in Cahiliye Şiirinde adlı kitabına benzer olduğunu söyleyebiliriz. Edebiyat ve İdeoloji adlı kitabın ardında bıraktığı bu etkinin büyüklüğünü, dost ve düşman kamplardan kitaba dair yazılan makaleler, araştırmalar, incelemeler ve diyalogların hacminden anlayabiliriz. Tüm bu çalışmalar daha sonra Nebil Süleyman, Buali Yasin ve Muhammed Kamil el-Hatib’in denetiminde ‘Suriye’de Kültür Savaşları’ başlığıyla kitap olarak derlendi ve 1979 yılında basıldı.
Bu kitabı, kültür ve edebiyat savaşlarının örnek bir tablosu olarak ele alacak olursak şunu diyebiliriz: Büyük oranda, Taha Hüseyin’in yenilgisinden bu yana aydınlanmacılığın tanık olduğu kültürel gerilemenin bir ifadesi, dolayısıyla edebi metinlerdeki toplumsal çöküşün sebeplerinin araştırılması idi. Aynı zamanda edebiyat ortak payda olsa bile, siyaset ile uğraşma ve onun medeni olana baskın kılınması için akıl ve aydınlanmacılık savaşının bir devamıydı.
Savaşların kaybeden cepheleri
‘Cahiliye Şiirinde’ki savaşında Taha Hüseyin’in düşüncesi, Ezherci reformcu düşünceye yenildi. Aynı şekilde; ‘Edebiyat ve İdeoloji’ savaşında da Nebil Süleyman ve Buali Yasin’in düşüncesi, kitabı, kuruluşları ve platformları ile ‘İslamcı edebiyat’ denen şeyi kuran İhvancı akımın yükselişi karşısında kaybetti.
Arap ve Mağrip ülkelerindeki tüm siyasi türevleri ile İhvan-ı Müslimin örgütünün edebi dili olan ‘İslamcı edebiyat’ olgusunun yayılması ile birlikte kültür ve edebiyat savaşları, estetik ve medeni savaşlardan ‘propagandacı’ savaşlara evrildi. Bu savaşların bazı komutanları da edebiyatçı olarak başlayıp daha sonra bir ‘çağrıcıya/vaize’ ya da şiddet ve aşırılığın teorisyenine dönüştü.
Kültürel savaşlar, ‘İhvancı karaktere bürünür bürünmez’ kendine yeni platformlar edindi; çekişme ve tartışma, şiir ve roman dünyasından çekilerek yeniden dinî mirasa döndü. Vaizlerin kendi aralarında savaşlar patlak verdi; her biri daha büyük bir izci, müşteri ve kadın-erkek hayran kitlesine sahip olmak istiyordu. Savaşlar önce televizyon kanallarında boy gösterdi, daha sonra sosyal medyaya taşındı. Kültür, edebiyat ve aydınlanmacı düşünceye karşı çok büyük bir kışlamız olduğu ortaya çıktı.
Kültürel olarak başlayan ve ‘kâfir’ ve ‘hain’ ilan etmeye doğru evrilen bu savaşın gölgesinde Arap ve Mağrip dünyası, geçen yüzyılın son çeyreğinde, bu aşırılığın Ferec Fuda, Hüseyin Merve, Suphi es-Salih, Mehdi Amil, Necib Mahfuz, Abdulkadir Allule, Tahir Cavut, Cilali Elyabis, Belkhenchir, Boucebci, Muhammed Brahmi, Şükrü Belaid vd. gibi ilk kurbanlarına tanık oldu. Bu isimler, bağnazlığa doğru kayan kültür savaşlarının kurbanlarıydı. Bu savaşın ateşi ise fitne, hoşgörüsüzlük, farklılıklara tahammülsüzlük, ötekine karşı nefret ve ortak yaşam felsefesini reddetme gıdaları ile besleniyordu.
‘Popüler’, teknolojik bir platform olarak sosyal medya ortamı, değerler kargaşasının yayılmasına meydan verdi ve işleri karman çorman etti. Dinî aşırılıkçı söylem nasıl kültür, edebiyat ve felsefe hattına girdiyse, sosyal medya ahmaklığı da tartışmaya öyle dahil oldu ve şiir, roman ve fıkıh alanında bildiği ve bilmediği her şeyde çekinmeden görüş belirtme hakkı elde etti.
Independent Arabia’dan Emin Zavi’nin analizi



Tekne saldırılarıyla bilinen "büyükanne" orka, mermilerle vuruldu

Orkanın sırt yüzgecinde olası kurşun yaraları tespit edildi (Reuters)
Orkanın sırt yüzgecinde olası kurşun yaraları tespit edildi (Reuters)
TT

Tekne saldırılarıyla bilinen "büyükanne" orka, mermilerle vuruldu

Orkanın sırt yüzgecinde olası kurşun yaraları tespit edildi (Reuters)
Orkanın sırt yüzgecinde olası kurşun yaraları tespit edildi (Reuters)

Suha Kidwai 

İspanyol yetkililer, İberya'daki ünlü bir orka sürüsünün dişi liderinin, av tüfeği veya havalı tabanca kurşunlarıyla örtüşen yaralarla görülmesinden sonra resmi soruşturma başlattı.

Toñi isimli hayvan, İspanya ve Portekiz açıklarında teknelere çarpıp iteklemesiyle tanınan ve kritik tehlike altında olan bir popülasyonun hayattaki en yaşlı dişi lideri.

İspanya Ekolojik Dönüşüm Bakanlığı, Toñi'nin Cebelitarık Boğazı'nda sırt yüzgecinde darbe kaynaklı birden fazla yara iziyle görüldüğünü doğruladı.

Bakanlık kaynakları, balinanın yüzgecinde hâlâ birkaç mermi kalıntısının bulunduğunu ve bunun ciddi bir enfeksiyon riski oluşturduğunu belirtiyor.

Yaraların fark edilmesinden kısa süre sonra Toñi'yi takip eden doğa koruma örgütü İberya Orka Savunucuları (IOG), "la abuela"nın (büyükanne) görüntüsünü yürek parçalayıcı diye tanımlıyor.

Eğer biri kasten ona av tüfeğiyle ateş ettiyse, bu sadece tek bir hayvana karşı işlenmiş bir aşırı zalimlik eylemi olmaz. Bu, kritik tehlike altındaki bir popülasyonun hayatta kalan son üyelerinden birine yönelik bir saldırı olur.

IOG'nin kurucu ortağı Janek Andre, "Sadece birkaç hafta önce onun yanındaydık ve o zaman bu yaralar yoktu" diyor.

Yaralar ilk olarak sürünün Faro yakınlarındaki sulardan geçmesinden sonra tespit edildiği için İspanyol yetkililer, Portekizli yetkililerle koordinasyon içinde çalışıyor.

Denizcilerin, bu hayvanların dümenlere çarptığı, gemileri döndürdüğü ve yapısal hasara yol açtığı olaylarını bildirmesinin ardından İberya orkaları 2020'de dünya çapında manşetlere çıkmıştı.

Sürü daha önce de boğazı geçen gemilere çarpmıştı (Rafael Fernandez Caballero/Yılın Okyanus Fotoğrafçısı)
Sürü daha önce de boğazı geçen gemilere çarpmıştı (Rafael Fernandez Caballero/Yılın Okyanus Fotoğrafçısı)

Sürü, düzinelerce gemideki hasarla ve en az 4 teknenin batmasıyla ilişkilendirilse de bilim insanları, bu davranışın saldırı amacı taşıdığı yönündeki iddiaları defalarca reddetti ve daha ziyade sosyal oyun ya da avlanma alıştırması olduklarını öne sürdü.

Ancak denizcilerle sürü arasındaki gerilim son yıllarda ciddi derecede tırmandı. Denizciler, yunus sürüsünün gemilere yaklaşmasını engellemek için tartışmalı yöntemler paylaşıyor.

Orkalar bir teknenin dümenine yaklaşırken bazı kişilerin suya maytap attığını gösteren video görüntüleri 2023'te ortaya çıkmıştı.

Bilim insanları, artık sadece 30 ila 40 balinadan oluştuğu tahmin edilen bu küçük popülasyonun, dünyanın en yoğun deniz koridorlarından birinde hayatta kalma mücadelesi verdiği uyarısında bulunuyor.

Ciddi gıda kıtlığı, kirlilik ve boğazdaki yoğun ticari gemi trafiği gibi ağır çevresel stres faktörleri, insanların misilleme eylemlerinin bu hassas sürüyü bölgesel yok oluşa bir adım daha yaklaştırma tehlikesi yarattığı anlamına geliyor.

Andre, "Gemilerle etkileşimler hakkında birinin görüşü ne olursa olsun, bu hayvanlara ateş etmek asla kabul edilemez" diye ekliyor.

Bu orkaların misillemeye değil, korumaya ihtiyacı var.

Soruşturma sürerken İspanyol deniz koruma kurumları, yerel denizcilerden ve tekne işletmecilerinden bilgi talep etti.

Independent Türkçe,independent.co.uk/news


Musk'ın şirketine yüz milyonlarca dolarlık dava

Mississippi eyaletinin Southaven kentindeki bir SpaceXAI veri merkezi. SpaceXAI'ın Mississippi’deki veri merkezlerinde çalışmak üzere sözleşme imzalayan Darana Hybrid şirketi, sözleşme kapsamında 432,5 milyon dolarlık borcun ödenmediği iddiasıyla SpaceXAI'a dava açtı (AFP)
Mississippi eyaletinin Southaven kentindeki bir SpaceXAI veri merkezi. SpaceXAI'ın Mississippi’deki veri merkezlerinde çalışmak üzere sözleşme imzalayan Darana Hybrid şirketi, sözleşme kapsamında 432,5 milyon dolarlık borcun ödenmediği iddiasıyla SpaceXAI'a dava açtı (AFP)
TT

Musk'ın şirketine yüz milyonlarca dolarlık dava

Mississippi eyaletinin Southaven kentindeki bir SpaceXAI veri merkezi. SpaceXAI'ın Mississippi’deki veri merkezlerinde çalışmak üzere sözleşme imzalayan Darana Hybrid şirketi, sözleşme kapsamında 432,5 milyon dolarlık borcun ödenmediği iddiasıyla SpaceXAI'a dava açtı (AFP)
Mississippi eyaletinin Southaven kentindeki bir SpaceXAI veri merkezi. SpaceXAI'ın Mississippi’deki veri merkezlerinde çalışmak üzere sözleşme imzalayan Darana Hybrid şirketi, sözleşme kapsamında 432,5 milyon dolarlık borcun ödenmediği iddiasıyla SpaceXAI'a dava açtı (AFP)

Elon Musk'ın veri merkezlerinin inşasına katkıda bulunan bir yüklenici, maaşları ödemediği gerekçesiyle, SpaceXAI'a yüz milyonlarca dolarlık dava açtı.

Darana Hybrid Inc, Musk'ın şirketinin gerçekleştirdikleri işler karşılığında ödeme yapmayarak kendilerine 432,5 milyon dolar borçlandığını iddia ediyor. 6 Ağustos'ta açılan davada ayrıca 136,8 milyon dolar tazminat talep ediliyor.

Davanın konu aldığı işler, Mississippi'deki 4 tesiste gerçekleştirildi.

SpaceXAI da Darana Hybrid'e dava açarak şirketin CEO'su Darryl Cuttell'ın, "hot rod (hızlanması için daha güçlü motorlarla modifiye edilmiş arabalar -çn.) projeleriyle ilgili kapsam dışı işleri" finanse etmesini sağlayacak bir dolandırıcılık planına karıştığını iddia ediyor. Darana Hybrid'in SpaceXAI'ı ödeme yapmaya zorlamak amacıyla satıcılara ve tedarikçilere ayrılan on milyonlarca dolarlık ödemeleri geciktirdiği öne sürülüyor.

Bu dosyadaki davacılar, duruşma talep ederek Darana'nın en az 500 milyon dolar tazminatın yanı sıra zararı azaltma maliyetleri, cezalandırıcı ve kanunla belirlenmiş tazminatları ve mahkeme masraflarını ödemesini istiyor.

Cuttell, şirketin önceki aylarda SpaceX'le birleşmesinden önce xAI'la sağlam bir çalışma ilişkisi olduğunu söylemişti.

Birleşme gerçekleştikten sonra ödemelerinin kesildiğini dile getirmişti.

Cuttell'ın, Musk'ın şirketinden kendisine borçlu olduğunu iddia ettiği para hakkında kamuoyuna açıklama yapmasından sonraki gün SpaceXAI ve iki alt şirketi ona dava açtı.

Cuttell geçen yıl International Hot Rod Association'ı (IHRA) satın almış ve Millington'daki Memphis Motorsports Park'ta kapsamlı yenileme çalışmalarına başlamayı planlamıştı. Bu tesisin adı daha sonra Darana Motorsports Park olarak değiştirildi.

Action News 5'a konuşan Cuttell, projenin süresiz askıya alınmak zorunda kaldığını ve faturalarını ödemek için IHRA mülklerini satmayı düşündüğünü belirtmişti.

SpaceXAI'ı veri merkezleriyle ilgili bir davaya sürükleyen tek kuruluş Darana değil. Hem Siyahların Gelişmesi İçin Ulusal Birlik (NAACP) hem de Southern Environmental Hukuk Merkezi, Tennessee eyaletinin Memphis kentindeki Colossus veri merkezinde gaz türbinlerinin izinsiz kullanılması nedeniyle SpaceXAI'a dava açmıştı.

TechCrunch'ın haberine göre ABD Adalet Bakanlığı bu davada SpaceXAI'ın tarafını tutarak sözkonusu türbinlerin "ulusal, ekonomik ve enerji güvenliği" meselesi olduğuna hükmetmişti.

Şirketin, ABD Başkanı Donald Trump'ın müttefiki olan kurucusu Musk, kısa ömürlü ve epey tartışmalı Hükümet Verimliliği Bakanlığı'nı yönetmişti.

SpaceXAI, izinsiz gaz türbinlerini kaldırmayı ve veri merkezinin enerji ihtiyaçlarını karşılamak için 1,2 gigawatt kapasiteli doğal gaz santrallerine geçmeyi planladığını temmuz sonlarında açıklamıştı.

Bu hamle izin sorununu çözecek olsa da bunun gerçekleşmesi neredeyse bir yıl sürecek. SpaceXAI'a göre veri merkezine güç sağlayan 69 gaz türbini gelecek temmuza kadar tamamen kaldırılmayacak.

The Independent cevap hakları için SpaceXAI ve Darana Hybrid'le temasa geçti.

Independent Türkçe


Power Rangers hayranlarına kötü haber

1993'te başlayan dizinin ilk iki sezonunda Siyah Ranger'ı siyah, Sarı Ranger'ıysa Asyalı bir oyuncunun canlandırması, ırkçılık eleştirilerine neden olmuştu (Saban Entertainment)
1993'te başlayan dizinin ilk iki sezonunda Siyah Ranger'ı siyah, Sarı Ranger'ıysa Asyalı bir oyuncunun canlandırması, ırkçılık eleştirilerine neden olmuştu (Saban Entertainment)
TT

Power Rangers hayranlarına kötü haber

1993'te başlayan dizinin ilk iki sezonunda Siyah Ranger'ı siyah, Sarı Ranger'ıysa Asyalı bir oyuncunun canlandırması, ırkçılık eleştirilerine neden olmuştu (Saban Entertainment)
1993'te başlayan dizinin ilk iki sezonunda Siyah Ranger'ı siyah, Sarı Ranger'ıysa Asyalı bir oyuncunun canlandırması, ırkçılık eleştirilerine neden olmuştu (Saban Entertainment)

1990'lı yılların popüler dizisi Power Rangers henüz geri gelemiyor. Zira Disney+, canlı çekim dizi projesinden vazgeçti. 

Power Rangers, dijital yayın platformunun sevilen dizilerinden Percy Jackson And The Olympians'ın sorumluları Jonathan E. Steinberg ve Dan Shotz'a emanet edilmişti. 

Ancak bir buçuk yıldır geliştirme aşamasında olan projenin devam ettirilmeyeceği bildirildi. 

Deadline'ın kaynaklarına dayandırdığı özel habere göre proje için hesaplanan bütçenin yüksekliği nedeniyle bu karar alındı.

Kaliteli bir Power Rangers yapımı için büyük bir yatırım gerektiği, Disney+'ın bu projenin fikri mülkiyetine sahip olmamasının da kârı azalttığı aktarıldı. 

Power Rangers markasının sahibi Hasbro'nun canlı çekim dizi uyarlamasını hayata geçirmek için daha önce de Netflix'le çalıştığı ancak o çabaların da meyve vermediği hatırlatıldı. 

The Mighty Morphin Power Rangers, Japon çocuk dizileri Super Sentai, Gosei Sentai Dairanger ve Ninja Sentai Kakuranger'den esinlenmişti.

Dizi, Power Rangers diye bilinen süper kahramanlara dönüşme yeteneği kazanan gençlerin hikayesini anlatıyordu.

Power Rangers, 1993'teki ses getiren çıkışının ardından birçok farklı versiyonla devam etti. 

Bunlar arasında 1995 yapımı film Mighty Morphin Power Rangers: The Movie'nin yanı sıra 1998'deki Power Rangers in Space, 2001'deki Power Rangers Time Force, 2021'deki Power Rangers Dino Fury ve 2023'teki Power Rangers Cosmic Fury gibi diziler var.

2017'de vizyona giren Power Rangers filmi, Dacre Montgomery, Naomi Scott, RJ Cyler, Becky G, Ludi Lin, Bill Hader, Bryan Cranston ve Elizabeth Banks gibi bilinen oyuncularına rağmen yalnızca 142 milyon dolarlık küresel gişe hasılatına ulaşmıştı. 

100 milyon dolarlık bütçeli filmin devamına dair planlar, bunun üzerine askıya alınmıştı.

Independent Türkçe, Deadline, The Wrap