Edebiyat savaşları: Aklın yenilgisinden sosyal medya ahmaklığına…

Mısırlı Edebiyatçı Taha Hüseyin (AFP)
Mısırlı Edebiyatçı Taha Hüseyin (AFP)
TT

Edebiyat savaşları: Aklın yenilgisinden sosyal medya ahmaklığına…

Mısırlı Edebiyatçı Taha Hüseyin (AFP)
Mısırlı Edebiyatçı Taha Hüseyin (AFP)

Tüm savaşlar kötüdür; savaşı ilan edenlere de onlara karşı savaşanlara da yıkım, nefret ve kinden başka bir şey getirmez. Ancak edebiyat savaşları böyle savaşlardan değildir. Zira o, kültür için bir nimet ve meşaleyi tutuşturanlar ile tutuştuğu alanı medeni bir ilerlemeye çıkaran bir merdivendir.
Her beşerî kültür tarihinde edebi savaşlar, hep estetik, edebiyat, kişisel ve kitlesel tarih bilincinde yenilenmeye doğru bir sıçrayış olagelmiştir.
Edebi savaşlar, belirli bir tarihi aşamada felsefi, kültürel ve siyasi soruların barutunun yenilenmesidir.
Edebiyat savaşında da kazanan ve kaybeden; yaralanan, zarar gören ve ölen vardır. Ancak en büyük kazanan, düşünce ve toplumdur.
Bugün Arap ve Mağrip edebiyat sahasının durumu üzerine derinlemesine düşündüğümüzde ilan edilmemişi, ölümü andıran bir durgunluk hissederiz. Edebiyatçılar, kendilerini toplumun diğer bileşenlerinden ayıran bir özelliğe sahip olmaksızın ‘yığınlar’ gibi yaşıyor, çalacakları bir zilleri veya avam havas herkesi uyandırabilecek bir gürültüleri olmadan nefes alıyorlar. Barutları ıslak, silahları paslı, dilleri ceplerinde…
Arap ve Mağrip edebi kültür alanı, Kurtuba’dan Basra’ya genişlediğinde edebiyatçıların savaşları yakından da ve uzaktan da tutuşmuştu. Arap eleştirisi, şu tarihi ibareyi ölümsüz kıldı: “Bize ait olan bize geri verildi.” Bu ibare, yaratıcılıkta birincil ve ikincil olanın, intelijansiyada da takipçi ve takip edilenin ne manaya geldiğine dair tartışmanın sıkılığını belirtir. 
Dil savaşı topları, Basra Okulu ile Kufe Okulu’nun nahiv âlimleri arasında gümbürdeyip de ateşi geleneksel dilci seçkinler arasında asırlar boyu yanmaya devam etti ve bugünün insanlarına ulaşmadı mı?
Edebiyat ve kültür tarihi, ateşini el-Akkad, el-Mazini ve Abdurrahman Şükrü’nün öncülük ettiği Divan topluluğunun tutuşturduğu ve el-Akkad ve el-Mazini’nin kaleminden ‘Edebiyat ve Eleştiride Divan’ adlı eser etrafında felsefi bir bakış açısıyla derlenip 1921’de Şevki ve Hafız er-Rafii’nin temsil ettiği İhya grubuna karşı kitap olarak basılan büyük bir savaşı kaydetmedi mi?
1932 yılında Zeki Ebi Şadi öncülüğünde Apollo Okulu ortaya çıktı ve burası, Apollo dergisi etrafında toplanan Ebi el-Kasım es-Şabi, İbrahim Naci ve İliya Ebu Mazi gibi şairler için bir estetik yuvası haline geldi. Arap şiir yapısını tedirgin eden bu şairler, şiirsel söylemde geleneksel sese karşı savaşıyorlardı.
1920 yılında Amerika’dan Cibran Halil Cibran, Mihail Nuayme, Nesib Arida, İliya Ebu Mazi gibi Suriyeli ve Lübnanlı göçmen yazarların kendilerine özgü edebi bir sesi olarak Kalem Birliği sahneye çıktı ve bu isimler, dili, yazının sahilini ve ruhunu değiştirdi.
Bu okullar arasında savaş ateşleri tutuşmuştu. Gelenekselciler, muhafazakârlar, liberaller, çağdaşlar ve yenilikçiler olmak üzere her yönden ve yönelimden top ateşleri, Batı yönünde atılıyordu. Her bir ses hayat, yazı ve estetiğe dair felsefesi ve vizyonu için bir varlık yaratmak istiyordu.
Bazen sıcak, bazen soğuk olan tüm bu savaşlardan istifade eden Arap ve Mağrip edebiyatı, sonra da tüm toplumun oldu. Zira tartışma ve savunma, her ne olduysa, siyasi ve kültürel toplum yapısından ayrı değildi. Özellikle de bu aşamada aydın, kendisine vahiy inmeyen ‘peygamber’ imajı taşıyordu. Medya da bu savaş meydanında olup biten her şeyi aktarıp, hatta kızışmasına katkı sağlayarak, akıl ile estetik ve toplumsal tavırdaki durgunluğun harekete geçmesine yardımcı olan etmen oldu.
Bu savaşlarda, Arap ve Mağrip bölgesinde bir arada yaşayan her ulus ve inançtan atlılar: tüm yelpazesiyle Müslümanlar, Hıristiyanlar, Yahudiler, Dürziler, Ezidiler, Araplar, Berberiler, Kürtler, Çerkesler, Ermeniler ve daha başkaları vardı. İnanç ve milli aidiyet meselesi, yüceltme ve dışlama durağı değildi. Aksine herkesin farklı aidiyetleri ile katıldığı savaşların amacı, insanî ve yenilikçi boyutundaki yaratıcılıktı.
Estetik savaşın ölüm sebepleri
Entelektüel ve estetik açıdan Arap akıl yapısını büyük oranda etkileyen klasik edebiyat savaşlarının sonuncularından biri belki de Taha Hüseyin destekçileri ile rakipleri arasında yaşanan savaştı. Bir diğer deyişle bu savaş, akıl, aydınlanma ve açılım savunucuları ile selefi muhafazakâr reformcu okulun bakiyeleri arasındaydı. Tüm bu savaş, ‘edebiyat ve şiir’ meydanında, nasıl okunup yaşanabileceği konusunda yaşanıyordu. Her bir taraf belirli bir tarihî, toplumsal ve siyasi bir konumu savunuyordu, ama başka noktalara ulaştıran edebi söylemi kullanarak…
Bu savaşlardan bir süre sonra 1926’da Taha Hüseyin’in ‘Cahiliye Şiirinde’ adlı kitabı sahnede göründü. Görünüşe bakılırsa Taha Hüseyin ve ekibinin kurup savunduğu rasyonel aydınlanmacı felsefe ile Rafii, Mahmud Şakir, Lütfü Cuma ve diğerlerinin öncülük ettiği muhafazakâr akım arasındaki savaş, maalesef ki geleneksel reformcu akım lehine sonuçlandı.
Kabul etmek gerekir ki Arap ve Mağrip dünyasının yaşadığı kültürel ve siyasi gerileme, açıkça Taha Hüseyin’in aydınlanmacı bir düşünce, modern bir vizyon ve insanî bir yaklaşım bakımından yenildiği gün başladı. Geleneksel Ezherci düşünce, ‘Cahiliye Şiirinde’ savaşından muzaffer olarak çıktı. Arap ve Mağrip toplumlarımızın eğitimde yaşadığı ve bir yandan aklın yokluğu diğer yandan Akdeniz ve dünya çevremizle iletişime geçerken, Ortaçağcı söylemlerin kullanımı ile ön plana çıkan gerileme, bunun göstergesidir.
Fıkhî söylem, felsefi akla baskın geldi.
Kültür ve edebiyatta geleneksel Ezherci düşüncenin baskın olması ile çoktan beri kültür, edebiyat ve dil yapısının yenilikçi motoru olan önemli ve olumlu bir etken, yani Hıristiyan Arap intelijansiyasının (Suriye, Lübnan ve Filistin) önderlik ettiği edebi kültür akımı gözden kayboldu. Bu hareket, Arap dilinin modernleştirilmesine ve metnin köklü değişikliklere uğramasına öncülük etmiş ve edebiyatta geleneksel söylem ile fıkhî yazıya karşı bir devrimi yönetmişti.
İdeoloji, kültür ve edebiyat için bir can simidine dönüşürse…
Reformcu muhafazakâr düşüncenin akılcı aydınlanmacı düşünceye galip gelmesi ile birlikte toplum, siyasi ve kültürel bir ümitsizlik hali ile dolu, tehlikeli bir uykuya daldı. Bu uyku hali, 1967 yenilgisi çanları çalana kadar sürdü. Bununla intelijansiya, ikinci kez harekete geçti ancak bu defa söylemi, ‘yenilgi’ yaraları ile doğrudan bağlantılı, siyasi ve ideolojik içerikli olacaktı.
Taha Hüseyin, Ali Abdurrazık, Tahir el-Haddad, Kasım Emin, Cibran Halil Cibran, İliya Ebu Mazi, Mihail Nuayme, Tevfik el-Hakim, Ebu’l-Kasım eş-Şabi ve daha başkalarının savaşı, öteki ile ilişkinin sınırlarını çizmede bir model veya ayna olarak düşünceye, edebiyata, dile ve medeniyete dayanan edebi bir savaştı. 1967 sonrasındaki kültür ve entelektüel savaşı ise kendisine savaş veya çekişme meydanı olarak edebiyatı almış olsa da; siyasi ve ideolojikti.
Nebil Süleyman ve Buali Yasin’in ortak olarak hazırladığı Edebiyat ve İdeoloji adlı kitap (1974), edebiyat ve kültürü sıcak edebiyat savaşlarına açan yeni ses olarak görülebilir. Bu kitabın, Arap ve Mağrip dünyasındaki kültürel diyaloglar üzerinde bıraktığı etkinin, doğurduğu yankılar ve tepkiler bakımından Taha Hüseyin’in Cahiliye Şiirinde adlı kitabına benzer olduğunu söyleyebiliriz. Edebiyat ve İdeoloji adlı kitabın ardında bıraktığı bu etkinin büyüklüğünü, dost ve düşman kamplardan kitaba dair yazılan makaleler, araştırmalar, incelemeler ve diyalogların hacminden anlayabiliriz. Tüm bu çalışmalar daha sonra Nebil Süleyman, Buali Yasin ve Muhammed Kamil el-Hatib’in denetiminde ‘Suriye’de Kültür Savaşları’ başlığıyla kitap olarak derlendi ve 1979 yılında basıldı.
Bu kitabı, kültür ve edebiyat savaşlarının örnek bir tablosu olarak ele alacak olursak şunu diyebiliriz: Büyük oranda, Taha Hüseyin’in yenilgisinden bu yana aydınlanmacılığın tanık olduğu kültürel gerilemenin bir ifadesi, dolayısıyla edebi metinlerdeki toplumsal çöküşün sebeplerinin araştırılması idi. Aynı zamanda edebiyat ortak payda olsa bile, siyaset ile uğraşma ve onun medeni olana baskın kılınması için akıl ve aydınlanmacılık savaşının bir devamıydı.
Savaşların kaybeden cepheleri
‘Cahiliye Şiirinde’ki savaşında Taha Hüseyin’in düşüncesi, Ezherci reformcu düşünceye yenildi. Aynı şekilde; ‘Edebiyat ve İdeoloji’ savaşında da Nebil Süleyman ve Buali Yasin’in düşüncesi, kitabı, kuruluşları ve platformları ile ‘İslamcı edebiyat’ denen şeyi kuran İhvancı akımın yükselişi karşısında kaybetti.
Arap ve Mağrip ülkelerindeki tüm siyasi türevleri ile İhvan-ı Müslimin örgütünün edebi dili olan ‘İslamcı edebiyat’ olgusunun yayılması ile birlikte kültür ve edebiyat savaşları, estetik ve medeni savaşlardan ‘propagandacı’ savaşlara evrildi. Bu savaşların bazı komutanları da edebiyatçı olarak başlayıp daha sonra bir ‘çağrıcıya/vaize’ ya da şiddet ve aşırılığın teorisyenine dönüştü.
Kültürel savaşlar, ‘İhvancı karaktere bürünür bürünmez’ kendine yeni platformlar edindi; çekişme ve tartışma, şiir ve roman dünyasından çekilerek yeniden dinî mirasa döndü. Vaizlerin kendi aralarında savaşlar patlak verdi; her biri daha büyük bir izci, müşteri ve kadın-erkek hayran kitlesine sahip olmak istiyordu. Savaşlar önce televizyon kanallarında boy gösterdi, daha sonra sosyal medyaya taşındı. Kültür, edebiyat ve aydınlanmacı düşünceye karşı çok büyük bir kışlamız olduğu ortaya çıktı.
Kültürel olarak başlayan ve ‘kâfir’ ve ‘hain’ ilan etmeye doğru evrilen bu savaşın gölgesinde Arap ve Mağrip dünyası, geçen yüzyılın son çeyreğinde, bu aşırılığın Ferec Fuda, Hüseyin Merve, Suphi es-Salih, Mehdi Amil, Necib Mahfuz, Abdulkadir Allule, Tahir Cavut, Cilali Elyabis, Belkhenchir, Boucebci, Muhammed Brahmi, Şükrü Belaid vd. gibi ilk kurbanlarına tanık oldu. Bu isimler, bağnazlığa doğru kayan kültür savaşlarının kurbanlarıydı. Bu savaşın ateşi ise fitne, hoşgörüsüzlük, farklılıklara tahammülsüzlük, ötekine karşı nefret ve ortak yaşam felsefesini reddetme gıdaları ile besleniyordu.
‘Popüler’, teknolojik bir platform olarak sosyal medya ortamı, değerler kargaşasının yayılmasına meydan verdi ve işleri karman çorman etti. Dinî aşırılıkçı söylem nasıl kültür, edebiyat ve felsefe hattına girdiyse, sosyal medya ahmaklığı da tartışmaya öyle dahil oldu ve şiir, roman ve fıkıh alanında bildiği ve bilmediği her şeyde çekinmeden görüş belirtme hakkı elde etti.
Independent Arabia’dan Emin Zavi’nin analizi



Denis Villeneuve'ün başlattığı aksiyon serisi sürecek

58 yaşındaki Amerikalı aktör Josh Brolin (solda), Sicario ve devam filminde hedefe ulaşmak için ahlaki sınırları esnetmekten çekinmeyen, sert ve pragmatik CIA operasyon görevlisi Matt Graver rolünde (Lionsgate)
58 yaşındaki Amerikalı aktör Josh Brolin (solda), Sicario ve devam filminde hedefe ulaşmak için ahlaki sınırları esnetmekten çekinmeyen, sert ve pragmatik CIA operasyon görevlisi Matt Graver rolünde (Lionsgate)
TT

Denis Villeneuve'ün başlattığı aksiyon serisi sürecek

58 yaşındaki Amerikalı aktör Josh Brolin (solda), Sicario ve devam filminde hedefe ulaşmak için ahlaki sınırları esnetmekten çekinmeyen, sert ve pragmatik CIA operasyon görevlisi Matt Graver rolünde (Lionsgate)
58 yaşındaki Amerikalı aktör Josh Brolin (solda), Sicario ve devam filminde hedefe ulaşmak için ahlaki sınırları esnetmekten çekinmeyen, sert ve pragmatik CIA operasyon görevlisi Matt Graver rolünde (Lionsgate)

İlk filmin üzerinden 10 yıldan fazla zaman geçse de CIA ajanı Matt Graver'ın Meksikalı uyuşturucu kartellerine karşı mücadelesi henüz sona ermedi.

2015 yapımı Sicario ve 2018 tarihli Sicario: Day of the Soldado'da Matt Graver karakterine hayat veren Josh Brolin, serinin üçüncü filmi için çalışmaların yakın zamanda başlayacağını müjdeledi. 

Oscar adayı oyuncu, ScreenRant'e yaptığı açıklamada seriyi üçlemeye tamamlayacak filmin çekimlerine "çok yakında" başlanmasının beklendiğini söyledi.

Denis Villeneuve'ün yönettiği ilk filmde Matt Graver, FBI ajanı Kate'i (Emily Blunt) Meksikalı uyuşturucu kartellerine karşı yürütülen gizli bir operasyona dahil ediyordu. Operasyon ekibinde, geçmişi ve gerçek amacı belirsiz Alejandro (Benicio Del Toro) da yer alıyordu.

Emily Blunt'ın rol almadığı, Stefano Sollima yönetmenliğindeki devam filminde kadroya Isabela Merced katılmıştı. İki film, dünya çapında toplam 160 milyon dolardan fazla hasılat elde etti.

Son Sicario filminden bu yana üretim temposunu önemli ölçüde artıran Taylor Sheridan, Yellowstone evrenini Dutton Ranch ve Marshals gibi yan dizilerle genişletti. 

Sheridan ayrıca Landman, The Madison, Lioness, Tulsa King ve Mayor of Kingstown gibi bağımsız yapımlara imza attı.

Independent Türkçe, ScreenRant, Deadline


Nicolas Cage'in sevilen serisi 19 yıl sonra dönüyor

Büyük Hazine: Sırlar Kitabı'nda büyük büyük dedesinin Abraham Lincoln suikastına karıştığı suçlamasını temizlemek ve Kayıp Altın Şehir'i bulmak için yola çıkan Ben Gates, ABD başkanlarının sırlarını içeren gizli bir kitaba ulaşmaya çalışıyor (Walt Disney Studios Motion Pictures)
Büyük Hazine: Sırlar Kitabı'nda büyük büyük dedesinin Abraham Lincoln suikastına karıştığı suçlamasını temizlemek ve Kayıp Altın Şehir'i bulmak için yola çıkan Ben Gates, ABD başkanlarının sırlarını içeren gizli bir kitaba ulaşmaya çalışıyor (Walt Disney Studios Motion Pictures)
TT

Nicolas Cage'in sevilen serisi 19 yıl sonra dönüyor

Büyük Hazine: Sırlar Kitabı'nda büyük büyük dedesinin Abraham Lincoln suikastına karıştığı suçlamasını temizlemek ve Kayıp Altın Şehir'i bulmak için yola çıkan Ben Gates, ABD başkanlarının sırlarını içeren gizli bir kitaba ulaşmaya çalışıyor (Walt Disney Studios Motion Pictures)
Büyük Hazine: Sırlar Kitabı'nda büyük büyük dedesinin Abraham Lincoln suikastına karıştığı suçlamasını temizlemek ve Kayıp Altın Şehir'i bulmak için yola çıkan Ben Gates, ABD başkanlarının sırlarını içeren gizli bir kitaba ulaşmaya çalışıyor (Walt Disney Studios Motion Pictures)

Yeni bir hazine avına hazır olun: Yönetmen Jon Turteltaub, Büyük Hazine (National Treasure) serisinin üçüncü filminin nihayet çekileceğini açıkladı.

Turteltaub, haberi cuma gecesi Philadelphia'da düzenlenen National Treasure Hunt podcastinin canlı kaydında ilk kez açıkladı:

Sonunda bu iş gerçekleşiyor. Bunu ilk kez burada, yüksek sesle açıklıyorum. Bu haberi duymayı hak ettiniz.

Projenin artık ciddi bir aşamaya geldiğini belirten yönetmen, Hollywood'a özgü bir mizahla şunları ekledi:

Artık 'Hollywood usulü gerçeklik' aşamasındayız; yani her an her şey olabilir. Nicolas Cage'e otobüs çarparsa Büyük Hazine 3 çekilmez ama bana otobüs çarparsa büyük olasılıkla çekilir. Hollywood'a hoş geldiniz!

Turteltaub, sonunda içine sinen bir senaryonun hazırlandığını ve Disney'in projeye yeşil ışık yaktığını söyledi. Yönetmen, şartlar elverdiği takdirde önceki filmlerin kadrosundaki herkesi geri getirmek istediklerini de söyledi.

Disney ve Nicolas Cage'in temsilcileri ise konuyla ilgili henüz resmi açıklama yapmadı.

İki film dünya çapında 800 milyon doları aştı

2004'te vizyona giren ilk film, tarihçi Ben Gates'in (Nicolas Cage) gizli bir hazine haritasına ulaşmak için Bağımsızlık Bildirgesi'ni çalmasını konu alıyordu.

Cage'in yanı sıra Diane Kruger, Justin Bartha, Harvey Keitel, Jon Voight ve Sean Bean'in rol aldığı yapım, dünya çapında 347 milyon dolar hasılat elde etmişti.

2007 yapımı devam filmi Büyük Hazine: Sırlar Kitabı (National Treasure: The Book of Secrets) ise kadrosuna Helen Mirren ve Ed Harris gibi ustaları katarak gişede 459 milyon dolarlık bir başarıya ulaşmıştı.

Seri, 2022'de Disney+ için hazırlanan Büyük Hazine: Tarihin Sınırında (National Treasure: Edge of History) adlı diziyle televizyona da taşınmıştı. Catherine Zeta-Jones'un yanı sıra önceki filmlerin oyuncularından Justin Bartha ve Harvey Keitel de dizide yer almıştı. Ancak dizi, tek sezonun ardından ekranlara veda etmişti.

Oyuncu kadrosu henüz resmen açıklanmayan üçüncü filmin hazırlıkları sürüyor.

Independent Türkçe, Variety, Hollywood Reporter, Deadline


Karşıya geçeceğinizi gözünüzden anlayan sistem devreye girdi

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash
TT

Karşıya geçeceğinizi gözünüzden anlayan sistem devreye girdi

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash

Las Vegas, yaya geçitlerini daha güvenli hale getirmek ve yayaları sürücüler için daha görünür kılmak amacıyla tasarlanmış yapay zeka destekli bir aydınlatma sistemini test ediyor.

İlk kurulum, Circa, Binion's ve California Hotel & Casino gibi önemli cazibe merkezlerinin yakınındaki First Street ve Ogden Avenue kavşağına yapıldı.

Bu kavşak aynı zamanda, teknolojiyi geliştiren Intelligent Security Systems şirketine göre, yılda 24 milyondan fazla ziyaretçi çeken neon ışıklı açık hava eğlence merkezi Fremont Street Experience'a sadece birkaç adım uzaklıkta.

SecurOS Soffit sistemi, yaya geçidine giren yayaları algılıyor ve onları karşıya geçene kadar LED ışıklarla takip ediyor. Bir basın açıklamasına göre hedefli aydınlatma, göz kamaştırmadan veya gereksiz ışık kirliliğine yol açmadan yayaları sürücüler için daha görünür kılmak üzere tasarlandı. Sistem, yaya geçidini kullanan kimse olmadığında standart aydınlatma sağlıyor.

Güvenlik sistemleri şirketine göre ABD'de 70'ten fazla kent bu teknolojiyi kullanmaya başladı.
 

gbhj
İlk kurulum, Circa, Binion's ve California Hotel & Casino gibi önemli cazibe merkezlerinin yakınında, First Street ve Ogden Avenue'da yapıldı (Intelligent Security Systems)

Bu deneme, Las Vegas'ın Fremont Caddesi ve çevresindeki 16 kavşağı gelişmiş sinyalizasyon teknolojisiyle donatma planının bir parçası.

Las Vegas Belediyesi, projeyi şubatta duyururken teknolojinin yayaları daha iyi algılamak ve yoğun kavşaklardaki güvenliği artırmak için yapay zekadan yararlanacağını açıklamıştı.

Nevada Üniversitesi, Las Vegas'ın Savunmasız Yol Kullanıcıları Projesi Direktörü Erin Breen, o dönemde Fox 5 Las Vegas'a, "Göz hareketlerinizden karşıya geçmeyi planlayıp planlamadığınızı anlayabiliyor" diye konuşmuştu.

dsfghyjukı
Aydınlatma, göz kamaştırmadan veya gereksiz ışık kirliliği yaratmadan yayaların görünürlüğünü artırmak ve kimse geçmediğinde standart aydınlatma sağlamak üzere tasarlandı (Intelligent Security Systems)

Şehir, bu yıl başlaması beklenen proje için Federal Karayolu İdaresi'nden 1,4 milyon dolar aldı. 16 kavşağın tamamı sistemle donatıldıktan sonra pilot program iki yıl sürecek.

Fox 5'in haberine göre, Belediye Başkanı Shelley Berkeley, duyurunun yapıldığı sıralarda düzenlediği basın toplantısında, "Eğer işe yararsa, bunu şehir genelinde uygulayacağız" dedi.

İşe yaramazsa yeniden düğmeye basma yöntemine döneceğiz.

Berkeley, "Bazen eski yöntemler daha iyi sonuç veriyor ama ne olacağını göreceğiz" diye ekledi.

The Independent, konuyla ilgili yorum almak için Intelligent Security Systems ve Las Vegas Belediyesi'yle iletişime geçti.

Independent Türkçe