Edebiyat savaşları: Aklın yenilgisinden sosyal medya ahmaklığına…

Mısırlı Edebiyatçı Taha Hüseyin (AFP)
Mısırlı Edebiyatçı Taha Hüseyin (AFP)
TT

Edebiyat savaşları: Aklın yenilgisinden sosyal medya ahmaklığına…

Mısırlı Edebiyatçı Taha Hüseyin (AFP)
Mısırlı Edebiyatçı Taha Hüseyin (AFP)

Tüm savaşlar kötüdür; savaşı ilan edenlere de onlara karşı savaşanlara da yıkım, nefret ve kinden başka bir şey getirmez. Ancak edebiyat savaşları böyle savaşlardan değildir. Zira o, kültür için bir nimet ve meşaleyi tutuşturanlar ile tutuştuğu alanı medeni bir ilerlemeye çıkaran bir merdivendir.
Her beşerî kültür tarihinde edebi savaşlar, hep estetik, edebiyat, kişisel ve kitlesel tarih bilincinde yenilenmeye doğru bir sıçrayış olagelmiştir.
Edebi savaşlar, belirli bir tarihi aşamada felsefi, kültürel ve siyasi soruların barutunun yenilenmesidir.
Edebiyat savaşında da kazanan ve kaybeden; yaralanan, zarar gören ve ölen vardır. Ancak en büyük kazanan, düşünce ve toplumdur.
Bugün Arap ve Mağrip edebiyat sahasının durumu üzerine derinlemesine düşündüğümüzde ilan edilmemişi, ölümü andıran bir durgunluk hissederiz. Edebiyatçılar, kendilerini toplumun diğer bileşenlerinden ayıran bir özelliğe sahip olmaksızın ‘yığınlar’ gibi yaşıyor, çalacakları bir zilleri veya avam havas herkesi uyandırabilecek bir gürültüleri olmadan nefes alıyorlar. Barutları ıslak, silahları paslı, dilleri ceplerinde…
Arap ve Mağrip edebi kültür alanı, Kurtuba’dan Basra’ya genişlediğinde edebiyatçıların savaşları yakından da ve uzaktan da tutuşmuştu. Arap eleştirisi, şu tarihi ibareyi ölümsüz kıldı: “Bize ait olan bize geri verildi.” Bu ibare, yaratıcılıkta birincil ve ikincil olanın, intelijansiyada da takipçi ve takip edilenin ne manaya geldiğine dair tartışmanın sıkılığını belirtir. 
Dil savaşı topları, Basra Okulu ile Kufe Okulu’nun nahiv âlimleri arasında gümbürdeyip de ateşi geleneksel dilci seçkinler arasında asırlar boyu yanmaya devam etti ve bugünün insanlarına ulaşmadı mı?
Edebiyat ve kültür tarihi, ateşini el-Akkad, el-Mazini ve Abdurrahman Şükrü’nün öncülük ettiği Divan topluluğunun tutuşturduğu ve el-Akkad ve el-Mazini’nin kaleminden ‘Edebiyat ve Eleştiride Divan’ adlı eser etrafında felsefi bir bakış açısıyla derlenip 1921’de Şevki ve Hafız er-Rafii’nin temsil ettiği İhya grubuna karşı kitap olarak basılan büyük bir savaşı kaydetmedi mi?
1932 yılında Zeki Ebi Şadi öncülüğünde Apollo Okulu ortaya çıktı ve burası, Apollo dergisi etrafında toplanan Ebi el-Kasım es-Şabi, İbrahim Naci ve İliya Ebu Mazi gibi şairler için bir estetik yuvası haline geldi. Arap şiir yapısını tedirgin eden bu şairler, şiirsel söylemde geleneksel sese karşı savaşıyorlardı.
1920 yılında Amerika’dan Cibran Halil Cibran, Mihail Nuayme, Nesib Arida, İliya Ebu Mazi gibi Suriyeli ve Lübnanlı göçmen yazarların kendilerine özgü edebi bir sesi olarak Kalem Birliği sahneye çıktı ve bu isimler, dili, yazının sahilini ve ruhunu değiştirdi.
Bu okullar arasında savaş ateşleri tutuşmuştu. Gelenekselciler, muhafazakârlar, liberaller, çağdaşlar ve yenilikçiler olmak üzere her yönden ve yönelimden top ateşleri, Batı yönünde atılıyordu. Her bir ses hayat, yazı ve estetiğe dair felsefesi ve vizyonu için bir varlık yaratmak istiyordu.
Bazen sıcak, bazen soğuk olan tüm bu savaşlardan istifade eden Arap ve Mağrip edebiyatı, sonra da tüm toplumun oldu. Zira tartışma ve savunma, her ne olduysa, siyasi ve kültürel toplum yapısından ayrı değildi. Özellikle de bu aşamada aydın, kendisine vahiy inmeyen ‘peygamber’ imajı taşıyordu. Medya da bu savaş meydanında olup biten her şeyi aktarıp, hatta kızışmasına katkı sağlayarak, akıl ile estetik ve toplumsal tavırdaki durgunluğun harekete geçmesine yardımcı olan etmen oldu.
Bu savaşlarda, Arap ve Mağrip bölgesinde bir arada yaşayan her ulus ve inançtan atlılar: tüm yelpazesiyle Müslümanlar, Hıristiyanlar, Yahudiler, Dürziler, Ezidiler, Araplar, Berberiler, Kürtler, Çerkesler, Ermeniler ve daha başkaları vardı. İnanç ve milli aidiyet meselesi, yüceltme ve dışlama durağı değildi. Aksine herkesin farklı aidiyetleri ile katıldığı savaşların amacı, insanî ve yenilikçi boyutundaki yaratıcılıktı.
Estetik savaşın ölüm sebepleri
Entelektüel ve estetik açıdan Arap akıl yapısını büyük oranda etkileyen klasik edebiyat savaşlarının sonuncularından biri belki de Taha Hüseyin destekçileri ile rakipleri arasında yaşanan savaştı. Bir diğer deyişle bu savaş, akıl, aydınlanma ve açılım savunucuları ile selefi muhafazakâr reformcu okulun bakiyeleri arasındaydı. Tüm bu savaş, ‘edebiyat ve şiir’ meydanında, nasıl okunup yaşanabileceği konusunda yaşanıyordu. Her bir taraf belirli bir tarihî, toplumsal ve siyasi bir konumu savunuyordu, ama başka noktalara ulaştıran edebi söylemi kullanarak…
Bu savaşlardan bir süre sonra 1926’da Taha Hüseyin’in ‘Cahiliye Şiirinde’ adlı kitabı sahnede göründü. Görünüşe bakılırsa Taha Hüseyin ve ekibinin kurup savunduğu rasyonel aydınlanmacı felsefe ile Rafii, Mahmud Şakir, Lütfü Cuma ve diğerlerinin öncülük ettiği muhafazakâr akım arasındaki savaş, maalesef ki geleneksel reformcu akım lehine sonuçlandı.
Kabul etmek gerekir ki Arap ve Mağrip dünyasının yaşadığı kültürel ve siyasi gerileme, açıkça Taha Hüseyin’in aydınlanmacı bir düşünce, modern bir vizyon ve insanî bir yaklaşım bakımından yenildiği gün başladı. Geleneksel Ezherci düşünce, ‘Cahiliye Şiirinde’ savaşından muzaffer olarak çıktı. Arap ve Mağrip toplumlarımızın eğitimde yaşadığı ve bir yandan aklın yokluğu diğer yandan Akdeniz ve dünya çevremizle iletişime geçerken, Ortaçağcı söylemlerin kullanımı ile ön plana çıkan gerileme, bunun göstergesidir.
Fıkhî söylem, felsefi akla baskın geldi.
Kültür ve edebiyatta geleneksel Ezherci düşüncenin baskın olması ile çoktan beri kültür, edebiyat ve dil yapısının yenilikçi motoru olan önemli ve olumlu bir etken, yani Hıristiyan Arap intelijansiyasının (Suriye, Lübnan ve Filistin) önderlik ettiği edebi kültür akımı gözden kayboldu. Bu hareket, Arap dilinin modernleştirilmesine ve metnin köklü değişikliklere uğramasına öncülük etmiş ve edebiyatta geleneksel söylem ile fıkhî yazıya karşı bir devrimi yönetmişti.
İdeoloji, kültür ve edebiyat için bir can simidine dönüşürse…
Reformcu muhafazakâr düşüncenin akılcı aydınlanmacı düşünceye galip gelmesi ile birlikte toplum, siyasi ve kültürel bir ümitsizlik hali ile dolu, tehlikeli bir uykuya daldı. Bu uyku hali, 1967 yenilgisi çanları çalana kadar sürdü. Bununla intelijansiya, ikinci kez harekete geçti ancak bu defa söylemi, ‘yenilgi’ yaraları ile doğrudan bağlantılı, siyasi ve ideolojik içerikli olacaktı.
Taha Hüseyin, Ali Abdurrazık, Tahir el-Haddad, Kasım Emin, Cibran Halil Cibran, İliya Ebu Mazi, Mihail Nuayme, Tevfik el-Hakim, Ebu’l-Kasım eş-Şabi ve daha başkalarının savaşı, öteki ile ilişkinin sınırlarını çizmede bir model veya ayna olarak düşünceye, edebiyata, dile ve medeniyete dayanan edebi bir savaştı. 1967 sonrasındaki kültür ve entelektüel savaşı ise kendisine savaş veya çekişme meydanı olarak edebiyatı almış olsa da; siyasi ve ideolojikti.
Nebil Süleyman ve Buali Yasin’in ortak olarak hazırladığı Edebiyat ve İdeoloji adlı kitap (1974), edebiyat ve kültürü sıcak edebiyat savaşlarına açan yeni ses olarak görülebilir. Bu kitabın, Arap ve Mağrip dünyasındaki kültürel diyaloglar üzerinde bıraktığı etkinin, doğurduğu yankılar ve tepkiler bakımından Taha Hüseyin’in Cahiliye Şiirinde adlı kitabına benzer olduğunu söyleyebiliriz. Edebiyat ve İdeoloji adlı kitabın ardında bıraktığı bu etkinin büyüklüğünü, dost ve düşman kamplardan kitaba dair yazılan makaleler, araştırmalar, incelemeler ve diyalogların hacminden anlayabiliriz. Tüm bu çalışmalar daha sonra Nebil Süleyman, Buali Yasin ve Muhammed Kamil el-Hatib’in denetiminde ‘Suriye’de Kültür Savaşları’ başlığıyla kitap olarak derlendi ve 1979 yılında basıldı.
Bu kitabı, kültür ve edebiyat savaşlarının örnek bir tablosu olarak ele alacak olursak şunu diyebiliriz: Büyük oranda, Taha Hüseyin’in yenilgisinden bu yana aydınlanmacılığın tanık olduğu kültürel gerilemenin bir ifadesi, dolayısıyla edebi metinlerdeki toplumsal çöküşün sebeplerinin araştırılması idi. Aynı zamanda edebiyat ortak payda olsa bile, siyaset ile uğraşma ve onun medeni olana baskın kılınması için akıl ve aydınlanmacılık savaşının bir devamıydı.
Savaşların kaybeden cepheleri
‘Cahiliye Şiirinde’ki savaşında Taha Hüseyin’in düşüncesi, Ezherci reformcu düşünceye yenildi. Aynı şekilde; ‘Edebiyat ve İdeoloji’ savaşında da Nebil Süleyman ve Buali Yasin’in düşüncesi, kitabı, kuruluşları ve platformları ile ‘İslamcı edebiyat’ denen şeyi kuran İhvancı akımın yükselişi karşısında kaybetti.
Arap ve Mağrip ülkelerindeki tüm siyasi türevleri ile İhvan-ı Müslimin örgütünün edebi dili olan ‘İslamcı edebiyat’ olgusunun yayılması ile birlikte kültür ve edebiyat savaşları, estetik ve medeni savaşlardan ‘propagandacı’ savaşlara evrildi. Bu savaşların bazı komutanları da edebiyatçı olarak başlayıp daha sonra bir ‘çağrıcıya/vaize’ ya da şiddet ve aşırılığın teorisyenine dönüştü.
Kültürel savaşlar, ‘İhvancı karaktere bürünür bürünmez’ kendine yeni platformlar edindi; çekişme ve tartışma, şiir ve roman dünyasından çekilerek yeniden dinî mirasa döndü. Vaizlerin kendi aralarında savaşlar patlak verdi; her biri daha büyük bir izci, müşteri ve kadın-erkek hayran kitlesine sahip olmak istiyordu. Savaşlar önce televizyon kanallarında boy gösterdi, daha sonra sosyal medyaya taşındı. Kültür, edebiyat ve aydınlanmacı düşünceye karşı çok büyük bir kışlamız olduğu ortaya çıktı.
Kültürel olarak başlayan ve ‘kâfir’ ve ‘hain’ ilan etmeye doğru evrilen bu savaşın gölgesinde Arap ve Mağrip dünyası, geçen yüzyılın son çeyreğinde, bu aşırılığın Ferec Fuda, Hüseyin Merve, Suphi es-Salih, Mehdi Amil, Necib Mahfuz, Abdulkadir Allule, Tahir Cavut, Cilali Elyabis, Belkhenchir, Boucebci, Muhammed Brahmi, Şükrü Belaid vd. gibi ilk kurbanlarına tanık oldu. Bu isimler, bağnazlığa doğru kayan kültür savaşlarının kurbanlarıydı. Bu savaşın ateşi ise fitne, hoşgörüsüzlük, farklılıklara tahammülsüzlük, ötekine karşı nefret ve ortak yaşam felsefesini reddetme gıdaları ile besleniyordu.
‘Popüler’, teknolojik bir platform olarak sosyal medya ortamı, değerler kargaşasının yayılmasına meydan verdi ve işleri karman çorman etti. Dinî aşırılıkçı söylem nasıl kültür, edebiyat ve felsefe hattına girdiyse, sosyal medya ahmaklığı da tartışmaya öyle dahil oldu ve şiir, roman ve fıkıh alanında bildiği ve bilmediği her şeyde çekinmeden görüş belirtme hakkı elde etti.
Independent Arabia’dan Emin Zavi’nin analizi



ABD'nin mama devi bebek ölümlerine rağmen kayırıldı mı?

Şirketin en bilinen ürünü Similac (AP)
Şirketin en bilinen ürünü Similac (AP)
TT

ABD'nin mama devi bebek ölümlerine rağmen kayırıldı mı?

Şirketin en bilinen ürünü Similac (AP)
Şirketin en bilinen ürünü Similac (AP)

ABD Adalet Bakanlığı, ülkenin en büyük yerli bebek maması üreticisi Abbott hakkındaki ceza soruşturmasını kapattı. 

Wall Street Journal'ın (WSJ) haberine göre, bebek ölümlerine neden olduğu iddia edilen şirket yalnızca para ödeyerek kurtulacak. 

Abbott'ın ​Michigan fabrikasında ölümcül olabilecek Cronobacter sakazakii bakterisine ait izler bulununca tesis 2022'de kapatılmıştı. 

Pandemiyle başlayan tedarik zinciri sorunları, bu fabrikanın kapanmasıyla birleşince ABD'de bebek maması kıtlığı ciddi boyutlara varmıştı. 

Abbott, mamalarını tüketen 4 bebeğin Cronobacter sakazakii bakterisi yüzünden hastalanması ve bunlardan ikisinin hayatını kaybetmesiyle kendi ürünlerinin ilgisi olmadığını savunuyor. 

Amerikan gazetesinin haberine göre, savcılar davayı düşürmeden önce Abbott hakkında federal Gıda, İlaç ve Kozmetik Yasası'nı ihlal ettiği gerekçesiyle bir kabahat suçlaması ve devleti yanıltmaya yönelik ayrı bir suçlama yöneltmeyi değerlendiriyordu. Savcılar en az bir kişiye dava açmayı da düşünüyordu. 

WSJ'ye konuşan bir şirket sözcüsü, dağıtımı yapılsa da hiç açılmamış Abbott bebek mamalarının hiçbirinde bu bakteriye rastlanmadığını söyledi. 

Sözcü, devleti yanıltmaya yönelik herhangi bir hamlelerinin olmadığını da savundu. 

Diğer yandan soruşturmada yer alan bazı isimler, şirkete dava açacak kadar kanıt toplandığını ancak üst yönetimin talimatıyla soruşturmanın kapatıldığını Amerikan gazetesine belirtti. 

Dava açmak yerine federal fonlarla yapılan beslenme programlarının şirketten aldığı mamaların parasının devlete geri verilmesine karar verdiği aktarıldı. 

Adalet Bakanlığı sözcüsü, WSJ'ye yaptığı açıklamada dava açmanın şirkete karşı gereğinden sert bir adım olacağını öne sürdü. 

Independent Türkçe, WSJ, Reuters


Tom Hanks, Yeni Hayat'taki bir sahneyi hâlâ izleyemiyor

Hayatta kalma draması Yeni Hayat, hayranların favorisi (20th Century Fox)
Hayatta kalma draması Yeni Hayat, hayranların favorisi (20th Century Fox)
TT

Tom Hanks, Yeni Hayat'taki bir sahneyi hâlâ izleyemiyor

Hayatta kalma draması Yeni Hayat, hayranların favorisi (20th Century Fox)
Hayatta kalma draması Yeni Hayat, hayranların favorisi (20th Century Fox)

Tom Hanks'in 2000 yapımı filmi Yeni Hayat (Cast Away) pek çok sinemasever için vazgeçilmez filmlerden biri olmayı sürdürse de başrol oyuncusunun izlemekten hoşlanmadığı bir sahne var.

Robert Zemeckis'in yönettiği bu klasik film, uçağı Pasifik Okyanusu'na düştükten sonra öldüğü sanılan FedEx çalışanı Chuck Norland'ın (Hanks) hayatını konu alıyor.

Dünyanın geri kalanının haberi olmadan Chuck hayatta kalır ve tek arkadaşı voleybol topu Wilson'la birlikte eve dönüş planları yapar.

Uçağa binmeden önce Chuck'ın kız arkadaşı Kelly ona içinde kendi fotoğrafı olan bir cep saati verir ve yıllar sonra nihayet geri döndüğünde, saati iade etmek için kız arkadaşının evine gider. Ancak Hanks, bu duygusal sahneden hoşlanmıyor.

69 yaşındaki oyuncu, The Rest is Entertainment'ın son bölümünde şunları açıkladı:

Yeni Hayat'ta bir sahne var... Ben geri dönüyorum, Chuck, Kelly'nin evinde ve ona saatini geri veriyor. Ve o an sanki orada değilmişim gibi hissediyorum. Aslında sadece kameranın bana döndüğü kısa bir plan. Ama orada yaptığım bir hareket var ve bana inandırıcı gelmiyor. O hareket Chuck'ın değil, Tom Hanks'in hareketi gibi. Film televizyonda açıksa, o sahne gelmeden kalkıp odadan çıkıyorum.

Hanks'i Forrest Gump'ın yönetmeni Zemeckis'le yeniden bir araya getiren Yeni Hayat, başrol oyuncusu için En İyi Erkek Oyuncu da dahil iki Oscar adaylığı elde etmişti.

Uçak kazası geçiren kahramanı canlandıran Hanks, Altın Küre'de de En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazanmış ve BAFTA'da da aynı ödüle aday gösterilmişti.

Oyuncu bugünlerde Oyuncak Hikayesi (Toy Story) serisinin 19 Haziran'da vizyona giren 5. filminin tanıtımını yapıyor.

1995'te yayımlanan ilk Oyuncak Hikayesi'nden beri oyuncak kovboy Woody'yi seslendiren oyuncu, yeni filmin çocukların ekran başında geçirdiği zamanın "korkusunu" ele aldığını söyledi.

Pixar'ın serisinin son filminde Woody, Buzz Lightyear ve Jessie, yeni bir tür rakiple karşı karşıya kalıyor: Greta Lee'nin seslendirdiği, Lilypad adlı kurbağa şeklinde bir tablet.

Hanks, BBC'ye şöyle konuştu:

Filmde şehir manzarasına baktığımız bir an var. Yatak odalarında ve diğer odalarda telefonun o mavi parıltısını görüyoruz ve bu, insanın kalbine korku salıyor.

The Rest Is Entertainment'ı podcast'lerinizi dinlediğiniz her yerden izleyebilir veya dinleyebilirsiniz.

Independent Türkçe


Netflix'in yeni Kore dizisi ilk haftadan zirve yarışına girdi

Aksiyon sahneleriyle öne çıkan Agent Kim Reactivated, Netflix Türkiye'de en çok izlenen diziler arasında 4. sırada yer alıyor (Netflix)
Aksiyon sahneleriyle öne çıkan Agent Kim Reactivated, Netflix Türkiye'de en çok izlenen diziler arasında 4. sırada yer alıyor (Netflix)
TT

Netflix'in yeni Kore dizisi ilk haftadan zirve yarışına girdi

Aksiyon sahneleriyle öne çıkan Agent Kim Reactivated, Netflix Türkiye'de en çok izlenen diziler arasında 4. sırada yer alıyor (Netflix)
Aksiyon sahneleriyle öne çıkan Agent Kim Reactivated, Netflix Türkiye'de en çok izlenen diziler arasında 4. sırada yer alıyor (Netflix)

Güney Kore yapımı casus dizisi Agent Kim Reactivated'ın ilk iki bölümü yayımlanır yayımlanmaz Netflix'in en çok izlenen 10 dizisi arasına hızla yükseldi. 

Agent Kim Reactivated, eşini kaybettikten sonra asi kızı Kim Min-ji'yi (Seo Su-min) büyütmek için elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışan, sakin ofis çalışanı Bay Kim'i (So Ji-sub) merkezine alıyor.

Dizi, babayla kızının birbirine taban tabana zıt karakterlerini daha ilk sahnelerde ortaya koyuyor. Min-ji okulda kendisine zorbalık yapan üç öğrenciye karşı çıktığında Bay Kim okul yönetiminden özür diliyor. Min-ji ise özür dileyecek hiçbir şey yapmadığını savunuyor. 

Ancak Min-ji'nin aniden ortadan kaybolması ve geride bıraktığı izlerin bir kaçırılma ihtimaline işaret etmesi, Bay Kim'i gerçek kimliğini açıklamaya zorluyor.

Sabah 9 akşam 5 mesaisi yapan bu uysal adam, aslında eski bir özel ajan. Kızını kimin kaçırdığını bulmak için gerçek kimliğini ortaya çıkarıyor ve yeniden Ajan Kim'e dönüşüyor.

Manager Kim adlı popüler dijital çizgi romandan uyarlanan dizinin ilk bölümleri, Netflix'in alışılagelmiş toplu yayın modelinin aksine, haftalık yayın takvimiyle hafta sonu izleyiciye sunuldu. 

Toplam 10 bölümden oluşan yapım, her hafta iki bölümle cuma ve cumartesi izleyiciyle buluşacak. Senaryosunu Nam Dae-joong'un kaleme aldığı, yönetmen koltuğunu ise Yi Seung-young ve Lee So-eun'un paylaştığı dizinin merakla beklenen final bölümlerinin ise 24 ve 25 Temmuz tarihlerinde yayımlanması öngörülüyor.

Öte yandan, açılış bölümlerinin izlenme istatistikleri de kamuoyuyla paylaşıldı. Verilere göre birinci bölüm 1,9 milyon izleyiciye ulaşırken, ikinci bölüm 3,2 milyon izleyiciyi ekrana çekmeyi başardı. 

İzleyici sayısındaki bu kayda değer artışın, 3 ve 4 Temmuz'da yayımlanacak yeni iki bölümle birlikte katlanarak devam etmesi bekleniyor.

En çok izlenen 10 dizi listesi ve IMDb'deki izleyici yorumları da dizinin olumlu karşılandığını gösteriyor.

IMDb'de halihazırda 10 üzerinden 8,1 gibi yüksek bir puana sahip dizi için bir izleyici, "daha şimdiden ekrana kilitlendiğini" belirterek yeni bölümleri beklemenin "zor" olacağını ifade ediyor.

Aynı kullanıcı yorumuna şöyle devam ediyor: 

Dizi ilk dakikadan itibaren temposunu hissettiriyor. Eksilmeyen bir gerilim ve gizemle insanı bir sonraki bölüme geçmeye zorluyor. İnsanı daha en başından hikayenin içine çekiyor. Aksiyon sahneleri son derece başarılı, tansiyon hiç düşmüyor ve başrol oyuncusunun ekrandaki güçlü duruşu her sahneyi sürükleyici kılıyor. Eğer sıkı aksiyon dizilerini seviyorsanız, Agent Kim Reactivated kesinlikle izlemeye değer.

Bir diğer IMDb kullanıcısı Chirag ise incelemesinde şu ifadelere yer veriyor: 

Eğer şiddet dozunu veya hikayenin yarattığı heyecanı törpülemeden hakkını veren, yüksek bütçeli bir webtoon uyarlaması bekliyorsanız, bu dizi tam aradığınız cevher.

Agent Kim Reactivated'ın ilk iki bölümü Netflix'te izlenebilir.
Independent Türkçe, Metro, Express