Edebiyat savaşları: Aklın yenilgisinden sosyal medya ahmaklığına…

Mısırlı Edebiyatçı Taha Hüseyin (AFP)
Mısırlı Edebiyatçı Taha Hüseyin (AFP)
TT

Edebiyat savaşları: Aklın yenilgisinden sosyal medya ahmaklığına…

Mısırlı Edebiyatçı Taha Hüseyin (AFP)
Mısırlı Edebiyatçı Taha Hüseyin (AFP)

Tüm savaşlar kötüdür; savaşı ilan edenlere de onlara karşı savaşanlara da yıkım, nefret ve kinden başka bir şey getirmez. Ancak edebiyat savaşları böyle savaşlardan değildir. Zira o, kültür için bir nimet ve meşaleyi tutuşturanlar ile tutuştuğu alanı medeni bir ilerlemeye çıkaran bir merdivendir.
Her beşerî kültür tarihinde edebi savaşlar, hep estetik, edebiyat, kişisel ve kitlesel tarih bilincinde yenilenmeye doğru bir sıçrayış olagelmiştir.
Edebi savaşlar, belirli bir tarihi aşamada felsefi, kültürel ve siyasi soruların barutunun yenilenmesidir.
Edebiyat savaşında da kazanan ve kaybeden; yaralanan, zarar gören ve ölen vardır. Ancak en büyük kazanan, düşünce ve toplumdur.
Bugün Arap ve Mağrip edebiyat sahasının durumu üzerine derinlemesine düşündüğümüzde ilan edilmemişi, ölümü andıran bir durgunluk hissederiz. Edebiyatçılar, kendilerini toplumun diğer bileşenlerinden ayıran bir özelliğe sahip olmaksızın ‘yığınlar’ gibi yaşıyor, çalacakları bir zilleri veya avam havas herkesi uyandırabilecek bir gürültüleri olmadan nefes alıyorlar. Barutları ıslak, silahları paslı, dilleri ceplerinde…
Arap ve Mağrip edebi kültür alanı, Kurtuba’dan Basra’ya genişlediğinde edebiyatçıların savaşları yakından da ve uzaktan da tutuşmuştu. Arap eleştirisi, şu tarihi ibareyi ölümsüz kıldı: “Bize ait olan bize geri verildi.” Bu ibare, yaratıcılıkta birincil ve ikincil olanın, intelijansiyada da takipçi ve takip edilenin ne manaya geldiğine dair tartışmanın sıkılığını belirtir. 
Dil savaşı topları, Basra Okulu ile Kufe Okulu’nun nahiv âlimleri arasında gümbürdeyip de ateşi geleneksel dilci seçkinler arasında asırlar boyu yanmaya devam etti ve bugünün insanlarına ulaşmadı mı?
Edebiyat ve kültür tarihi, ateşini el-Akkad, el-Mazini ve Abdurrahman Şükrü’nün öncülük ettiği Divan topluluğunun tutuşturduğu ve el-Akkad ve el-Mazini’nin kaleminden ‘Edebiyat ve Eleştiride Divan’ adlı eser etrafında felsefi bir bakış açısıyla derlenip 1921’de Şevki ve Hafız er-Rafii’nin temsil ettiği İhya grubuna karşı kitap olarak basılan büyük bir savaşı kaydetmedi mi?
1932 yılında Zeki Ebi Şadi öncülüğünde Apollo Okulu ortaya çıktı ve burası, Apollo dergisi etrafında toplanan Ebi el-Kasım es-Şabi, İbrahim Naci ve İliya Ebu Mazi gibi şairler için bir estetik yuvası haline geldi. Arap şiir yapısını tedirgin eden bu şairler, şiirsel söylemde geleneksel sese karşı savaşıyorlardı.
1920 yılında Amerika’dan Cibran Halil Cibran, Mihail Nuayme, Nesib Arida, İliya Ebu Mazi gibi Suriyeli ve Lübnanlı göçmen yazarların kendilerine özgü edebi bir sesi olarak Kalem Birliği sahneye çıktı ve bu isimler, dili, yazının sahilini ve ruhunu değiştirdi.
Bu okullar arasında savaş ateşleri tutuşmuştu. Gelenekselciler, muhafazakârlar, liberaller, çağdaşlar ve yenilikçiler olmak üzere her yönden ve yönelimden top ateşleri, Batı yönünde atılıyordu. Her bir ses hayat, yazı ve estetiğe dair felsefesi ve vizyonu için bir varlık yaratmak istiyordu.
Bazen sıcak, bazen soğuk olan tüm bu savaşlardan istifade eden Arap ve Mağrip edebiyatı, sonra da tüm toplumun oldu. Zira tartışma ve savunma, her ne olduysa, siyasi ve kültürel toplum yapısından ayrı değildi. Özellikle de bu aşamada aydın, kendisine vahiy inmeyen ‘peygamber’ imajı taşıyordu. Medya da bu savaş meydanında olup biten her şeyi aktarıp, hatta kızışmasına katkı sağlayarak, akıl ile estetik ve toplumsal tavırdaki durgunluğun harekete geçmesine yardımcı olan etmen oldu.
Bu savaşlarda, Arap ve Mağrip bölgesinde bir arada yaşayan her ulus ve inançtan atlılar: tüm yelpazesiyle Müslümanlar, Hıristiyanlar, Yahudiler, Dürziler, Ezidiler, Araplar, Berberiler, Kürtler, Çerkesler, Ermeniler ve daha başkaları vardı. İnanç ve milli aidiyet meselesi, yüceltme ve dışlama durağı değildi. Aksine herkesin farklı aidiyetleri ile katıldığı savaşların amacı, insanî ve yenilikçi boyutundaki yaratıcılıktı.
Estetik savaşın ölüm sebepleri
Entelektüel ve estetik açıdan Arap akıl yapısını büyük oranda etkileyen klasik edebiyat savaşlarının sonuncularından biri belki de Taha Hüseyin destekçileri ile rakipleri arasında yaşanan savaştı. Bir diğer deyişle bu savaş, akıl, aydınlanma ve açılım savunucuları ile selefi muhafazakâr reformcu okulun bakiyeleri arasındaydı. Tüm bu savaş, ‘edebiyat ve şiir’ meydanında, nasıl okunup yaşanabileceği konusunda yaşanıyordu. Her bir taraf belirli bir tarihî, toplumsal ve siyasi bir konumu savunuyordu, ama başka noktalara ulaştıran edebi söylemi kullanarak…
Bu savaşlardan bir süre sonra 1926’da Taha Hüseyin’in ‘Cahiliye Şiirinde’ adlı kitabı sahnede göründü. Görünüşe bakılırsa Taha Hüseyin ve ekibinin kurup savunduğu rasyonel aydınlanmacı felsefe ile Rafii, Mahmud Şakir, Lütfü Cuma ve diğerlerinin öncülük ettiği muhafazakâr akım arasındaki savaş, maalesef ki geleneksel reformcu akım lehine sonuçlandı.
Kabul etmek gerekir ki Arap ve Mağrip dünyasının yaşadığı kültürel ve siyasi gerileme, açıkça Taha Hüseyin’in aydınlanmacı bir düşünce, modern bir vizyon ve insanî bir yaklaşım bakımından yenildiği gün başladı. Geleneksel Ezherci düşünce, ‘Cahiliye Şiirinde’ savaşından muzaffer olarak çıktı. Arap ve Mağrip toplumlarımızın eğitimde yaşadığı ve bir yandan aklın yokluğu diğer yandan Akdeniz ve dünya çevremizle iletişime geçerken, Ortaçağcı söylemlerin kullanımı ile ön plana çıkan gerileme, bunun göstergesidir.
Fıkhî söylem, felsefi akla baskın geldi.
Kültür ve edebiyatta geleneksel Ezherci düşüncenin baskın olması ile çoktan beri kültür, edebiyat ve dil yapısının yenilikçi motoru olan önemli ve olumlu bir etken, yani Hıristiyan Arap intelijansiyasının (Suriye, Lübnan ve Filistin) önderlik ettiği edebi kültür akımı gözden kayboldu. Bu hareket, Arap dilinin modernleştirilmesine ve metnin köklü değişikliklere uğramasına öncülük etmiş ve edebiyatta geleneksel söylem ile fıkhî yazıya karşı bir devrimi yönetmişti.
İdeoloji, kültür ve edebiyat için bir can simidine dönüşürse…
Reformcu muhafazakâr düşüncenin akılcı aydınlanmacı düşünceye galip gelmesi ile birlikte toplum, siyasi ve kültürel bir ümitsizlik hali ile dolu, tehlikeli bir uykuya daldı. Bu uyku hali, 1967 yenilgisi çanları çalana kadar sürdü. Bununla intelijansiya, ikinci kez harekete geçti ancak bu defa söylemi, ‘yenilgi’ yaraları ile doğrudan bağlantılı, siyasi ve ideolojik içerikli olacaktı.
Taha Hüseyin, Ali Abdurrazık, Tahir el-Haddad, Kasım Emin, Cibran Halil Cibran, İliya Ebu Mazi, Mihail Nuayme, Tevfik el-Hakim, Ebu’l-Kasım eş-Şabi ve daha başkalarının savaşı, öteki ile ilişkinin sınırlarını çizmede bir model veya ayna olarak düşünceye, edebiyata, dile ve medeniyete dayanan edebi bir savaştı. 1967 sonrasındaki kültür ve entelektüel savaşı ise kendisine savaş veya çekişme meydanı olarak edebiyatı almış olsa da; siyasi ve ideolojikti.
Nebil Süleyman ve Buali Yasin’in ortak olarak hazırladığı Edebiyat ve İdeoloji adlı kitap (1974), edebiyat ve kültürü sıcak edebiyat savaşlarına açan yeni ses olarak görülebilir. Bu kitabın, Arap ve Mağrip dünyasındaki kültürel diyaloglar üzerinde bıraktığı etkinin, doğurduğu yankılar ve tepkiler bakımından Taha Hüseyin’in Cahiliye Şiirinde adlı kitabına benzer olduğunu söyleyebiliriz. Edebiyat ve İdeoloji adlı kitabın ardında bıraktığı bu etkinin büyüklüğünü, dost ve düşman kamplardan kitaba dair yazılan makaleler, araştırmalar, incelemeler ve diyalogların hacminden anlayabiliriz. Tüm bu çalışmalar daha sonra Nebil Süleyman, Buali Yasin ve Muhammed Kamil el-Hatib’in denetiminde ‘Suriye’de Kültür Savaşları’ başlığıyla kitap olarak derlendi ve 1979 yılında basıldı.
Bu kitabı, kültür ve edebiyat savaşlarının örnek bir tablosu olarak ele alacak olursak şunu diyebiliriz: Büyük oranda, Taha Hüseyin’in yenilgisinden bu yana aydınlanmacılığın tanık olduğu kültürel gerilemenin bir ifadesi, dolayısıyla edebi metinlerdeki toplumsal çöküşün sebeplerinin araştırılması idi. Aynı zamanda edebiyat ortak payda olsa bile, siyaset ile uğraşma ve onun medeni olana baskın kılınması için akıl ve aydınlanmacılık savaşının bir devamıydı.
Savaşların kaybeden cepheleri
‘Cahiliye Şiirinde’ki savaşında Taha Hüseyin’in düşüncesi, Ezherci reformcu düşünceye yenildi. Aynı şekilde; ‘Edebiyat ve İdeoloji’ savaşında da Nebil Süleyman ve Buali Yasin’in düşüncesi, kitabı, kuruluşları ve platformları ile ‘İslamcı edebiyat’ denen şeyi kuran İhvancı akımın yükselişi karşısında kaybetti.
Arap ve Mağrip ülkelerindeki tüm siyasi türevleri ile İhvan-ı Müslimin örgütünün edebi dili olan ‘İslamcı edebiyat’ olgusunun yayılması ile birlikte kültür ve edebiyat savaşları, estetik ve medeni savaşlardan ‘propagandacı’ savaşlara evrildi. Bu savaşların bazı komutanları da edebiyatçı olarak başlayıp daha sonra bir ‘çağrıcıya/vaize’ ya da şiddet ve aşırılığın teorisyenine dönüştü.
Kültürel savaşlar, ‘İhvancı karaktere bürünür bürünmez’ kendine yeni platformlar edindi; çekişme ve tartışma, şiir ve roman dünyasından çekilerek yeniden dinî mirasa döndü. Vaizlerin kendi aralarında savaşlar patlak verdi; her biri daha büyük bir izci, müşteri ve kadın-erkek hayran kitlesine sahip olmak istiyordu. Savaşlar önce televizyon kanallarında boy gösterdi, daha sonra sosyal medyaya taşındı. Kültür, edebiyat ve aydınlanmacı düşünceye karşı çok büyük bir kışlamız olduğu ortaya çıktı.
Kültürel olarak başlayan ve ‘kâfir’ ve ‘hain’ ilan etmeye doğru evrilen bu savaşın gölgesinde Arap ve Mağrip dünyası, geçen yüzyılın son çeyreğinde, bu aşırılığın Ferec Fuda, Hüseyin Merve, Suphi es-Salih, Mehdi Amil, Necib Mahfuz, Abdulkadir Allule, Tahir Cavut, Cilali Elyabis, Belkhenchir, Boucebci, Muhammed Brahmi, Şükrü Belaid vd. gibi ilk kurbanlarına tanık oldu. Bu isimler, bağnazlığa doğru kayan kültür savaşlarının kurbanlarıydı. Bu savaşın ateşi ise fitne, hoşgörüsüzlük, farklılıklara tahammülsüzlük, ötekine karşı nefret ve ortak yaşam felsefesini reddetme gıdaları ile besleniyordu.
‘Popüler’, teknolojik bir platform olarak sosyal medya ortamı, değerler kargaşasının yayılmasına meydan verdi ve işleri karman çorman etti. Dinî aşırılıkçı söylem nasıl kültür, edebiyat ve felsefe hattına girdiyse, sosyal medya ahmaklığı da tartışmaya öyle dahil oldu ve şiir, roman ve fıkıh alanında bildiği ve bilmediği her şeyde çekinmeden görüş belirtme hakkı elde etti.
Independent Arabia’dan Emin Zavi’nin analizi



Televizyon tarihine geçen dizi bitmiyor: 23. sezon onayı geldi

56 yaşındaki Altın Küre adayı Ellen Pompeo, 2022'deki 19. sezonda Meredith Grey karakterini canlandırmayı bıraksa da konuk oyuncu olarak dizide yer almayı sürdürüyor (ABD)
56 yaşındaki Altın Küre adayı Ellen Pompeo, 2022'deki 19. sezonda Meredith Grey karakterini canlandırmayı bıraksa da konuk oyuncu olarak dizide yer almayı sürdürüyor (ABD)
TT

Televizyon tarihine geçen dizi bitmiyor: 23. sezon onayı geldi

56 yaşındaki Altın Küre adayı Ellen Pompeo, 2022'deki 19. sezonda Meredith Grey karakterini canlandırmayı bıraksa da konuk oyuncu olarak dizide yer almayı sürdürüyor (ABD)
56 yaşındaki Altın Küre adayı Ellen Pompeo, 2022'deki 19. sezonda Meredith Grey karakterini canlandırmayı bıraksa da konuk oyuncu olarak dizide yer almayı sürdürüyor (ABD)

Televizyon tarihinin en uzun soluklu medikal drama dizisi Grey's Anatomy, rekorlarını tazelemeye devam ediyor. ABC, fenomen dizinin 23. sezon onayını aldığını resmen duyurdu.

Shonda Rhimes tarafından yaratılan ve yayın hayatına 2005'te başlayan dizi, televizyondaki başarısını dijital platformlara da taşımayı sürdürüyor.

2025 verilerine göre Grey's Anatomy, Disney+ ve Hulu'da en çok izlenen dizi olarak zirveye yerleşti. Reyting ölçüm şirketi Nielsen'in verilerine göre ise ABD'deki tüm dijital platformlar arasında en çok izlenen ikinci yapım olmayı başardı. 

Grey's Anatomy, yayımlandığı akşam ulaştığı 2,22 milyonluk izleyici sayısını, dijital platform ve gecikmeli izleme verileriyle bir hafta içinde iki katın üzerine taşıyor. Ayrıca, 18-49 yaş grubunda, canlı spor yayınları hariç tutulduğunda en çok izlenen 15 yapım arasında yer almayı sürdürüyor.

Ayrılık rüzgarları

Dizinin merkezindeki Meredith Grey karakterine hayat veren Ellen Pompeo, 19. sezonda rolünü azaltmış olsa da yürütücü yapımcı, anlatıcı ve konuk oyuncu olarak yapımdaki ağırlığını koruyor.

Ancak 22. sezon finaliyle birlikte dizi iki önemli oyuncusuna veda edecek. Uzun süredir kadroda yer alan Kevin McKidd (Owen Hunt) ve Kim Raver (Teddy Altman), yeni sezonda yer almayacak.

Dizinin geniş oyuncu kadrosunda Chandra Wilson, James Pickens Jr., Camilla Luddington ve Caterina Scorsone gibi gedikli isimlerin yanı sıra son dönemde Wes Bryant karakteriyle ekibe katılan Trevor Jackson gibi yeni yüzler de yer alıyor.

ABC yeni sezon planını kuruyor

23. sezon onayıyla birlikte Grey's Anatomy, ABC'nin 2026-2027 yayın dönemindeki güçlü halkalarından biri oldu. 

Kanalın yeni sezon programında ayrıca 9-1-1, 9-1-1: Nashville, Abbott Elementary ve High Potential gibi yapımlar yer alıyor.

Grey's Anatomy, Türkiye'de Disney+ üzerinden izlenebiliyor.

Independent Türkçe, Variety, Hollywood Reporter, Deadline


Gişe şampiyonu gerilim seriye dönüşüyor: Tarih belli oldu

Freida McFadden'in 2022 tarihli romanından uyarlanan Hizmetçi'de Euphoria'yla yıldızı parlayan 28 yaşındaki Sydney Sweeney, kusursuz görünen zengin bir ailenin yanında çalışmaya başlayan genç bir hizmetçiyi canlandırıyor (Starz Entertainment)
Freida McFadden'in 2022 tarihli romanından uyarlanan Hizmetçi'de Euphoria'yla yıldızı parlayan 28 yaşındaki Sydney Sweeney, kusursuz görünen zengin bir ailenin yanında çalışmaya başlayan genç bir hizmetçiyi canlandırıyor (Starz Entertainment)
TT

Gişe şampiyonu gerilim seriye dönüşüyor: Tarih belli oldu

Freida McFadden'in 2022 tarihli romanından uyarlanan Hizmetçi'de Euphoria'yla yıldızı parlayan 28 yaşındaki Sydney Sweeney, kusursuz görünen zengin bir ailenin yanında çalışmaya başlayan genç bir hizmetçiyi canlandırıyor (Starz Entertainment)
Freida McFadden'in 2022 tarihli romanından uyarlanan Hizmetçi'de Euphoria'yla yıldızı parlayan 28 yaşındaki Sydney Sweeney, kusursuz görünen zengin bir ailenin yanında çalışmaya başlayan genç bir hizmetçiyi canlandırıyor (Starz Entertainment)

Geçen yılın sürpriz gişe canavarı Hizmetçi (The Housemaid), devam filmiyle beyazperdeye dönmeye hazırlanıyor. 

Lionsgate, Freida McFadden'ın çok satan roman serisinden uyarlanan Hizmetçinin Sırrı'nın (The Housemaid's Secret) vizyon tarihini ve iddialı stratejisini resmen duyurdu.

35 milyon dolarlık mütevazı bütçesine rağmen dünya çapında yaklaşık 400 milyon dolar hasılat elde ederek bir fenomene dönüşen Hizmetçi'nin devamı, ilk filmin yıldönümünden tam iki yıl sonra, 17 Aralık 2027'de sinemaseverlerle buluşacak.

Stüdyo, devam filmi için son derece iddialı bir vizyon stratejisi izliyor. Yapım, Avengers: Secret Wars ve Lord of the Rings: The Hunt for Gollum gibi daha geniş ve erkek ağırlıklı bir izleyici kitlesine seslenen büyük bütçeli yapımlarla aynı gün gösterime girecek.

Stüdyo, Noel döneminin yoğun gişe rekabetinde aksiyon yerine yetişkinlere hitap eden tekinsiz bir gerilim arayan seyirciyi hedefliyor.

Kadroya dev isim

İlk filmde Millie karakteriyle büyük beğeni toplayan Sydney Sweeney ve Enzo rolüyle Michele Morrone devam filminde yerlerini koruyor. Serinin bu halkasındaki en dikkat çekici gelişmelerden biri ise usta oyuncu Kirsten Dunst'ın kadroya dahil olması oldu.

Devam halkası, zengin bir ailenin yanında çalışırken karanlık sırlarla yüzleşen Millie'nin yeni işine odaklanıyor. Millie bu kez, yüzünü görmesine asla izin verilmediği gizemli bir kadının evinde hizmetçilik yapmaya başlayacak. Ancak kilitli kapıların ardında, kendi sırlarından bile daha karanlık gerçeklerin yattığını keşfedecek.

Üçleme mi geliyor?

Yönetmen koltuğunda Paul Feig'in oturduğu yapımın çekimlerine bu yılın sonlarında başlanması planlanıyor. Senaryoyu ilk filmde olduğu gibi Rebecca Sonnenshine kaleme alacak. 

Lionsgate, McFadden'ın serideki üçüncü kitabı olan The Housemaid Is Watching'i (Hizmetçi İzliyor) de beyazperdeye taşıyarak projeyi kalıcı bir seriye dönüştürmeyi amaçlıyor.

Hollywood Reporter eleştirmeni David Rooney'nin Hizmetçi için yaptığı, "Tatil döneminde aileden kaçıp kışkırtıcı bir tekinsizlik ve karanlık sırlarla örülü şık bir eğlence arıyorsanız, doğru yerdesiniz" yorumu, serinin izleyici üzerindeki cazibesini özetler nitelikte.

Independent Türkçe, Variety, Hollywood Reporter


Jeffrey Epstein skandalı dizi oluyor: Başrolde Oscarlı yıldız var

Trump (solda), Epstein'in (ortada) fuhuş ağında rolü olduğuna dair iddiaları yalanlasa da skandal itibarına büyük zarar verdi (AFP)
Trump (solda), Epstein'in (ortada) fuhuş ağında rolü olduğuna dair iddiaları yalanlasa da skandal itibarına büyük zarar verdi (AFP)
TT

Jeffrey Epstein skandalı dizi oluyor: Başrolde Oscarlı yıldız var

Trump (solda), Epstein'in (ortada) fuhuş ağında rolü olduğuna dair iddiaları yalanlasa da skandal itibarına büyük zarar verdi (AFP)
Trump (solda), Epstein'in (ortada) fuhuş ağında rolü olduğuna dair iddiaları yalanlasa da skandal itibarına büyük zarar verdi (AFP)

Jeffrey Epstein skandalını konu alan ilk kurmaca dizi için hazırlık süreci başladı. Sony Pictures Television imzalı mini dizinin başrolünde, Oscar ödüllü oyuncu Laura Dern yer alacak.

Dünyayı sarsan Epstein davası, bu kez bir mini diziyle ekranlara taşınmaya hazırlanıyor. Ödüllü araştırmacı gazeteci Julie K. Brown'ın 2021 tarihli aynı isimli kitabından uyarlanan Perversion of Justice: The Jeffrey Epstein Story (Adaletin Çarpıtılması: Jeffrey Epstein Hikayesi), skandalın perde arkasını ve hukuk sistemindeki çarpıklıkları mercek altına alacak. Dizide Julie K. Brown'a Vahşi Duygular (Wild at Heart) ve Jurassic Park'la tanınan 59 yaşındaki Dern hayat verecek.

Dizi, Miami Herald muhabiri Julie K. Brown'ın, Epstein'le federal savcılar arasındaki gizli anlaşmayı ortaya çıkarma sürecini anlatıyor. Brown'ın yıllar süren titiz araştırması, 80 mağdurun kimliğinin belirlenmesini sağlamış, kilit tanıkları ifade vermeye ikna etmiş ve nihayetinde Epstein'le suç ortağı Ghislaine Maxwell'in tutuklanmasına giden yolu açmıştı.

Hukuk sistemindeki "gizli" ayrıcalıklar

Yapım, Epstein'ın 2008'de fuhşa teşvik suçlamalarından suçlu bulunmasına rağmen nasıl yalnızca bir yıl hapisle kurtulduğunu da irdeleyecek. 

O dönem Florida Güney Bölgesi Başsavcısı olan ve daha sonra Donald Trump yönetiminde Çalışma Bakanı olarak görev yapan Alexander Acosta'yla yapılan "gizli uzlaşma", Epstein'in federal suçlamalardan kaçmasını sağlamıştı. 

Brown'ın 2018'de yayımlanan haber serisi, bu hukuksuz süreci yeniden dünya gündemine taşımış ve Acosta'nın istifasına yol açmıştı.

İlk kurmaca yapım

Daha önce Netflix'in Jeffrey Epstein: Korkunç Zengin (Filthy Rich) ve Lifetime'ın Surviving Jeffrey Epstein gibi ses getiren belgesellerine konu olan bu skandal, Perversion of Justice'le ilk kez kurmaca bir diziye dönüşecek.

Jeffrey Epstein, 2019'da seks ticareti suçlamasıyla yargılanmayı beklediği cezaevindeki hücresinde ölü bulunmuştu. Resmi kayıtlara intihar olarak geçse de 66 yaşındaki tutuklunun ölümünün nasıl gerçekleştiği halen tartışmalara konu oluyor.

Dizi, Epstein'in küresel çapta kurduğu ağın kurbanları üzerindeki yıkıcı etkisini ve adaletin nasıl "saptırıldığını" detaylarıyla işleyecek.

Independent Türkçe, Variety, Hollywood Reporter, Entertainment Weekly