Edebiyat savaşları: Aklın yenilgisinden sosyal medya ahmaklığına…

Mısırlı Edebiyatçı Taha Hüseyin (AFP)
Mısırlı Edebiyatçı Taha Hüseyin (AFP)
TT

Edebiyat savaşları: Aklın yenilgisinden sosyal medya ahmaklığına…

Mısırlı Edebiyatçı Taha Hüseyin (AFP)
Mısırlı Edebiyatçı Taha Hüseyin (AFP)

Tüm savaşlar kötüdür; savaşı ilan edenlere de onlara karşı savaşanlara da yıkım, nefret ve kinden başka bir şey getirmez. Ancak edebiyat savaşları böyle savaşlardan değildir. Zira o, kültür için bir nimet ve meşaleyi tutuşturanlar ile tutuştuğu alanı medeni bir ilerlemeye çıkaran bir merdivendir.
Her beşerî kültür tarihinde edebi savaşlar, hep estetik, edebiyat, kişisel ve kitlesel tarih bilincinde yenilenmeye doğru bir sıçrayış olagelmiştir.
Edebi savaşlar, belirli bir tarihi aşamada felsefi, kültürel ve siyasi soruların barutunun yenilenmesidir.
Edebiyat savaşında da kazanan ve kaybeden; yaralanan, zarar gören ve ölen vardır. Ancak en büyük kazanan, düşünce ve toplumdur.
Bugün Arap ve Mağrip edebiyat sahasının durumu üzerine derinlemesine düşündüğümüzde ilan edilmemişi, ölümü andıran bir durgunluk hissederiz. Edebiyatçılar, kendilerini toplumun diğer bileşenlerinden ayıran bir özelliğe sahip olmaksızın ‘yığınlar’ gibi yaşıyor, çalacakları bir zilleri veya avam havas herkesi uyandırabilecek bir gürültüleri olmadan nefes alıyorlar. Barutları ıslak, silahları paslı, dilleri ceplerinde…
Arap ve Mağrip edebi kültür alanı, Kurtuba’dan Basra’ya genişlediğinde edebiyatçıların savaşları yakından da ve uzaktan da tutuşmuştu. Arap eleştirisi, şu tarihi ibareyi ölümsüz kıldı: “Bize ait olan bize geri verildi.” Bu ibare, yaratıcılıkta birincil ve ikincil olanın, intelijansiyada da takipçi ve takip edilenin ne manaya geldiğine dair tartışmanın sıkılığını belirtir. 
Dil savaşı topları, Basra Okulu ile Kufe Okulu’nun nahiv âlimleri arasında gümbürdeyip de ateşi geleneksel dilci seçkinler arasında asırlar boyu yanmaya devam etti ve bugünün insanlarına ulaşmadı mı?
Edebiyat ve kültür tarihi, ateşini el-Akkad, el-Mazini ve Abdurrahman Şükrü’nün öncülük ettiği Divan topluluğunun tutuşturduğu ve el-Akkad ve el-Mazini’nin kaleminden ‘Edebiyat ve Eleştiride Divan’ adlı eser etrafında felsefi bir bakış açısıyla derlenip 1921’de Şevki ve Hafız er-Rafii’nin temsil ettiği İhya grubuna karşı kitap olarak basılan büyük bir savaşı kaydetmedi mi?
1932 yılında Zeki Ebi Şadi öncülüğünde Apollo Okulu ortaya çıktı ve burası, Apollo dergisi etrafında toplanan Ebi el-Kasım es-Şabi, İbrahim Naci ve İliya Ebu Mazi gibi şairler için bir estetik yuvası haline geldi. Arap şiir yapısını tedirgin eden bu şairler, şiirsel söylemde geleneksel sese karşı savaşıyorlardı.
1920 yılında Amerika’dan Cibran Halil Cibran, Mihail Nuayme, Nesib Arida, İliya Ebu Mazi gibi Suriyeli ve Lübnanlı göçmen yazarların kendilerine özgü edebi bir sesi olarak Kalem Birliği sahneye çıktı ve bu isimler, dili, yazının sahilini ve ruhunu değiştirdi.
Bu okullar arasında savaş ateşleri tutuşmuştu. Gelenekselciler, muhafazakârlar, liberaller, çağdaşlar ve yenilikçiler olmak üzere her yönden ve yönelimden top ateşleri, Batı yönünde atılıyordu. Her bir ses hayat, yazı ve estetiğe dair felsefesi ve vizyonu için bir varlık yaratmak istiyordu.
Bazen sıcak, bazen soğuk olan tüm bu savaşlardan istifade eden Arap ve Mağrip edebiyatı, sonra da tüm toplumun oldu. Zira tartışma ve savunma, her ne olduysa, siyasi ve kültürel toplum yapısından ayrı değildi. Özellikle de bu aşamada aydın, kendisine vahiy inmeyen ‘peygamber’ imajı taşıyordu. Medya da bu savaş meydanında olup biten her şeyi aktarıp, hatta kızışmasına katkı sağlayarak, akıl ile estetik ve toplumsal tavırdaki durgunluğun harekete geçmesine yardımcı olan etmen oldu.
Bu savaşlarda, Arap ve Mağrip bölgesinde bir arada yaşayan her ulus ve inançtan atlılar: tüm yelpazesiyle Müslümanlar, Hıristiyanlar, Yahudiler, Dürziler, Ezidiler, Araplar, Berberiler, Kürtler, Çerkesler, Ermeniler ve daha başkaları vardı. İnanç ve milli aidiyet meselesi, yüceltme ve dışlama durağı değildi. Aksine herkesin farklı aidiyetleri ile katıldığı savaşların amacı, insanî ve yenilikçi boyutundaki yaratıcılıktı.
Estetik savaşın ölüm sebepleri
Entelektüel ve estetik açıdan Arap akıl yapısını büyük oranda etkileyen klasik edebiyat savaşlarının sonuncularından biri belki de Taha Hüseyin destekçileri ile rakipleri arasında yaşanan savaştı. Bir diğer deyişle bu savaş, akıl, aydınlanma ve açılım savunucuları ile selefi muhafazakâr reformcu okulun bakiyeleri arasındaydı. Tüm bu savaş, ‘edebiyat ve şiir’ meydanında, nasıl okunup yaşanabileceği konusunda yaşanıyordu. Her bir taraf belirli bir tarihî, toplumsal ve siyasi bir konumu savunuyordu, ama başka noktalara ulaştıran edebi söylemi kullanarak…
Bu savaşlardan bir süre sonra 1926’da Taha Hüseyin’in ‘Cahiliye Şiirinde’ adlı kitabı sahnede göründü. Görünüşe bakılırsa Taha Hüseyin ve ekibinin kurup savunduğu rasyonel aydınlanmacı felsefe ile Rafii, Mahmud Şakir, Lütfü Cuma ve diğerlerinin öncülük ettiği muhafazakâr akım arasındaki savaş, maalesef ki geleneksel reformcu akım lehine sonuçlandı.
Kabul etmek gerekir ki Arap ve Mağrip dünyasının yaşadığı kültürel ve siyasi gerileme, açıkça Taha Hüseyin’in aydınlanmacı bir düşünce, modern bir vizyon ve insanî bir yaklaşım bakımından yenildiği gün başladı. Geleneksel Ezherci düşünce, ‘Cahiliye Şiirinde’ savaşından muzaffer olarak çıktı. Arap ve Mağrip toplumlarımızın eğitimde yaşadığı ve bir yandan aklın yokluğu diğer yandan Akdeniz ve dünya çevremizle iletişime geçerken, Ortaçağcı söylemlerin kullanımı ile ön plana çıkan gerileme, bunun göstergesidir.
Fıkhî söylem, felsefi akla baskın geldi.
Kültür ve edebiyatta geleneksel Ezherci düşüncenin baskın olması ile çoktan beri kültür, edebiyat ve dil yapısının yenilikçi motoru olan önemli ve olumlu bir etken, yani Hıristiyan Arap intelijansiyasının (Suriye, Lübnan ve Filistin) önderlik ettiği edebi kültür akımı gözden kayboldu. Bu hareket, Arap dilinin modernleştirilmesine ve metnin köklü değişikliklere uğramasına öncülük etmiş ve edebiyatta geleneksel söylem ile fıkhî yazıya karşı bir devrimi yönetmişti.
İdeoloji, kültür ve edebiyat için bir can simidine dönüşürse…
Reformcu muhafazakâr düşüncenin akılcı aydınlanmacı düşünceye galip gelmesi ile birlikte toplum, siyasi ve kültürel bir ümitsizlik hali ile dolu, tehlikeli bir uykuya daldı. Bu uyku hali, 1967 yenilgisi çanları çalana kadar sürdü. Bununla intelijansiya, ikinci kez harekete geçti ancak bu defa söylemi, ‘yenilgi’ yaraları ile doğrudan bağlantılı, siyasi ve ideolojik içerikli olacaktı.
Taha Hüseyin, Ali Abdurrazık, Tahir el-Haddad, Kasım Emin, Cibran Halil Cibran, İliya Ebu Mazi, Mihail Nuayme, Tevfik el-Hakim, Ebu’l-Kasım eş-Şabi ve daha başkalarının savaşı, öteki ile ilişkinin sınırlarını çizmede bir model veya ayna olarak düşünceye, edebiyata, dile ve medeniyete dayanan edebi bir savaştı. 1967 sonrasındaki kültür ve entelektüel savaşı ise kendisine savaş veya çekişme meydanı olarak edebiyatı almış olsa da; siyasi ve ideolojikti.
Nebil Süleyman ve Buali Yasin’in ortak olarak hazırladığı Edebiyat ve İdeoloji adlı kitap (1974), edebiyat ve kültürü sıcak edebiyat savaşlarına açan yeni ses olarak görülebilir. Bu kitabın, Arap ve Mağrip dünyasındaki kültürel diyaloglar üzerinde bıraktığı etkinin, doğurduğu yankılar ve tepkiler bakımından Taha Hüseyin’in Cahiliye Şiirinde adlı kitabına benzer olduğunu söyleyebiliriz. Edebiyat ve İdeoloji adlı kitabın ardında bıraktığı bu etkinin büyüklüğünü, dost ve düşman kamplardan kitaba dair yazılan makaleler, araştırmalar, incelemeler ve diyalogların hacminden anlayabiliriz. Tüm bu çalışmalar daha sonra Nebil Süleyman, Buali Yasin ve Muhammed Kamil el-Hatib’in denetiminde ‘Suriye’de Kültür Savaşları’ başlığıyla kitap olarak derlendi ve 1979 yılında basıldı.
Bu kitabı, kültür ve edebiyat savaşlarının örnek bir tablosu olarak ele alacak olursak şunu diyebiliriz: Büyük oranda, Taha Hüseyin’in yenilgisinden bu yana aydınlanmacılığın tanık olduğu kültürel gerilemenin bir ifadesi, dolayısıyla edebi metinlerdeki toplumsal çöküşün sebeplerinin araştırılması idi. Aynı zamanda edebiyat ortak payda olsa bile, siyaset ile uğraşma ve onun medeni olana baskın kılınması için akıl ve aydınlanmacılık savaşının bir devamıydı.
Savaşların kaybeden cepheleri
‘Cahiliye Şiirinde’ki savaşında Taha Hüseyin’in düşüncesi, Ezherci reformcu düşünceye yenildi. Aynı şekilde; ‘Edebiyat ve İdeoloji’ savaşında da Nebil Süleyman ve Buali Yasin’in düşüncesi, kitabı, kuruluşları ve platformları ile ‘İslamcı edebiyat’ denen şeyi kuran İhvancı akımın yükselişi karşısında kaybetti.
Arap ve Mağrip ülkelerindeki tüm siyasi türevleri ile İhvan-ı Müslimin örgütünün edebi dili olan ‘İslamcı edebiyat’ olgusunun yayılması ile birlikte kültür ve edebiyat savaşları, estetik ve medeni savaşlardan ‘propagandacı’ savaşlara evrildi. Bu savaşların bazı komutanları da edebiyatçı olarak başlayıp daha sonra bir ‘çağrıcıya/vaize’ ya da şiddet ve aşırılığın teorisyenine dönüştü.
Kültürel savaşlar, ‘İhvancı karaktere bürünür bürünmez’ kendine yeni platformlar edindi; çekişme ve tartışma, şiir ve roman dünyasından çekilerek yeniden dinî mirasa döndü. Vaizlerin kendi aralarında savaşlar patlak verdi; her biri daha büyük bir izci, müşteri ve kadın-erkek hayran kitlesine sahip olmak istiyordu. Savaşlar önce televizyon kanallarında boy gösterdi, daha sonra sosyal medyaya taşındı. Kültür, edebiyat ve aydınlanmacı düşünceye karşı çok büyük bir kışlamız olduğu ortaya çıktı.
Kültürel olarak başlayan ve ‘kâfir’ ve ‘hain’ ilan etmeye doğru evrilen bu savaşın gölgesinde Arap ve Mağrip dünyası, geçen yüzyılın son çeyreğinde, bu aşırılığın Ferec Fuda, Hüseyin Merve, Suphi es-Salih, Mehdi Amil, Necib Mahfuz, Abdulkadir Allule, Tahir Cavut, Cilali Elyabis, Belkhenchir, Boucebci, Muhammed Brahmi, Şükrü Belaid vd. gibi ilk kurbanlarına tanık oldu. Bu isimler, bağnazlığa doğru kayan kültür savaşlarının kurbanlarıydı. Bu savaşın ateşi ise fitne, hoşgörüsüzlük, farklılıklara tahammülsüzlük, ötekine karşı nefret ve ortak yaşam felsefesini reddetme gıdaları ile besleniyordu.
‘Popüler’, teknolojik bir platform olarak sosyal medya ortamı, değerler kargaşasının yayılmasına meydan verdi ve işleri karman çorman etti. Dinî aşırılıkçı söylem nasıl kültür, edebiyat ve felsefe hattına girdiyse, sosyal medya ahmaklığı da tartışmaya öyle dahil oldu ve şiir, roman ve fıkıh alanında bildiği ve bilmediği her şeyde çekinmeden görüş belirtme hakkı elde etti.
Independent Arabia’dan Emin Zavi’nin analizi



David Beckham, oğlu Brooklyn'le ilgili soruyu yanıtsız bıraktı

Ortadaki David Beckham'ın ailesiyle birlikte verdiği bu pozda oğlu Brooklyn eksik (Reuters)
Ortadaki David Beckham'ın ailesiyle birlikte verdiği bu pozda oğlu Brooklyn eksik (Reuters)
TT

David Beckham, oğlu Brooklyn'le ilgili soruyu yanıtsız bıraktı

Ortadaki David Beckham'ın ailesiyle birlikte verdiği bu pozda oğlu Brooklyn eksik (Reuters)
Ortadaki David Beckham'ın ailesiyle birlikte verdiği bu pozda oğlu Brooklyn eksik (Reuters)

Katie Rosseinsky 

En büyük oğlu Brooklyn'le yaşandığı görülen aile içi anlaşmazlıkla ilgili soruları yanıtlamayı reddeden David Beckham, bu dargınlığı "özel bir mesele" diye nitelendirdi.

27 yaşındaki Brooklyn Beckham, ocak ayında Instagram'da yayımladığı uzun açıklamada David ve Victoria'yı, oyuncu ve mirasyedi eşi Nicola Peltz Beckham'la ilişkisini "durmaksızın sabote etmeye" çalışmakla suçlamıştı.

Ebeveynleri hakkında "Tüm hayatım boyunca, basında ailemiz hakkındaki anlatıları kontrol ettiler" iddiasında bulunarak "Yapmacık sosyal medya paylaşımları, aile etkinlikleri ve sahte ilişkiler, içine doğduğum hayatın değişmez bir parçası oldu" demişti.

"Ailemle uzlaşmak istemiyorum" diye devam eden Brooklyn "Hayatımda ilk kez kendimi savunuyorum" ifadesini de kullanmıştı.

Beckhamlar, Brooklyn'in yorumları hakkında hâlâ doğrudan yorum yapmazken, futbol ikonu David, Hollywood Bulvarı'ndaki Şöhretler Kaldırımı'nda bir yıldıza kavuşmadan önce kendisiyle röportaj yapıldığında bu ilişkideki kopuşla ilgili sorulardan kaçınmayı sürdürdü.

Variety, Beckham ailesindeki "sürtüşme" hakkında medyada çıkan "acımasız” haberleri sorduğunda İngiltere'nin eski kaptanı bu konu için "Konuşmak istemediğim tek şey" dedi.

"Dürüst olmak gerekirse, sizi burada durdurduğum için üzgünüm ama bu özel bir mesele" ifadesini kullandı.

Röportaj sırasında David; Brooklyn, 23 yaşındaki Romeo, 21 yaşındaki Cruz ve 14 yaşındaki Harper'a işaret ederek "4 harika çocuğunu" özellikle övdü ve "Aile her zaman önce gelir" dedi.

"Önceliğimiz bu ve uzun yıllar boyunca birlikte olduğunuzda her şeyin yürümesini sağlayan şey de bu" ifadesini kullanan David, "Önceliğimiz her zaman ailemiz olacak" diye ekledi.

Independent Türkçe,independent.co.uk/life-style


Jeff Bezos: "İşçilerin yapay zeka endişeleri yersiz"

Jeff Bezos, yapay zekanın "ekonomide işgücü sıkıntısı" yaratabileceğini söylüyor (AFP)
Jeff Bezos, yapay zekanın "ekonomide işgücü sıkıntısı" yaratabileceğini söylüyor (AFP)
TT

Jeff Bezos: "İşçilerin yapay zeka endişeleri yersiz"

Jeff Bezos, yapay zekanın "ekonomide işgücü sıkıntısı" yaratabileceğini söylüyor (AFP)
Jeff Bezos, yapay zekanın "ekonomide işgücü sıkıntısı" yaratabileceğini söylüyor (AFP)

Owen Scott ABD Muhabiri 

Amazon'un tartışma yaratan kurucusu Jeff Bezos, yapay zekanın insanların işlerini elinden alacağı endişelerini haksız buldu.

Prometheus diye bilinen yeni yapay zeka girişimini anlatan milyarder, yapay zekanın "ekonomide işgücü sıkıntısı" yaratabileceğini bile öne sürdü.

Girişimin eş başkanı Bezos, The Wall Street Journal'a yaptığı açıklamada şirketin jet motoru gibi karmaşık fiziksel ürünleri tasarlayıp üretebilen bir "yapay genel mühendis" yaratmayı planladığını söyledi. ​

Bezos'a göre şirketin hedefi, "mühendisleri güçlendirip icatları daha kolay ve hızlı hale getirerek küçük ekiplerin çok daha kısa zaman dilimlerinde çok daha büyük işler yapabilmesini sağlamak".

Yapay zekanın etkisine ilişkin endişeleri geri çeviren Bezos, gençlerin bu teknolojiye yönelik karamsarlığının "gerçeklikle taban tabana zıt" olduğunu iddia etti.

Milyarder, bu teknoloji nedeniyle mevcut işlerde daha az insana ihtiyaç duyulacak olsa da daha fazla fırsat yaratılacağını ve üretkenliğin artacağını söyledi.

Bezos, yapay zeka sayesinde icat yapmak daha ucuz, kolay ve hızlı hale gelirse istihdamın artacağını bile öne sürdü. Amazon'un kurucusu, "ihtiyaç duyulan kişi sayısı 10 kat azalsa bile" teknolojinin "en az 10 kat" fırsat yaratacağını ifade ediyor. ​

Bezos ayrıca "Üretkenlik o kadar artacak ki, iki gelirli hanelerde bir kişi işgücü piyasasından çekilecek" iddiasında bulundu.

Ancak yeni bir Reuters/Ipsos anketine katılanların yarısından fazlası, kendilerinin veya ev halkından birinin yapay zeka nedeniyle işini kaybetmesinden korktuğunu belirtti.

4 bin 531 katılımcının yüzde 53'ü bu endişeyi yaşarken, yüzde 37'si yaşamıyordu. ​
 

Bezos, yapay zekadaki gelişmelerin "çok sayıda altın çağın" temelini attığını iddia etti (AFP)Bezos, yapay zekadaki gelişmelerin "çok sayıda altın çağın" temelini attığını iddia etti (AFP)

Yönetici kariyer değiştirme danışmanlığı şirketi Challenger, Gray & Christmas, ABD'deki işverenlerin mayısta 97 bin 6 kişiyi işten çıkaracağını duyurmasıyla 2020'den bu yana o ay için kaydedilen en yüksek toplama ulaşıldığını bildiriyor.

Şirketin baş gelir sorumlusu Andy Challenger, "Teknoloji, işgücü piyasasını gerçek zamanlı olarak yeniden şekillendiriyor" diyor. 

Şirketlerin işten çıkarmalar için öne sürdüğü başlıca neden artık yapay zeka ve bunu gerekçe gösteren başlıca sektör ise teknoloji.

The Wall Street Journal'a göre Prometheus, imalat şirketlerini satın alıp faaliyetlerinin genelinde yapay zeka kullanmak amacıyla 100 milyar dolarlık bir fon oluşturmak üzere görüşmeler yürütüyor.

Yayın organının eriştiği kayıtlara göre 41 milyar dolar değerindeki Prometheus; Bezos'un kendisi, BlackRock, Goldman Sachs ve JPMorgan Chase dahil yatırımcılardan 12 milyar dolarlık fon topladı.

Şirket ayrıca San Francisco, Zürih ve Londra'daki ofislerinde 150 kişiyi işe aldı.

Bezos, yapay zeka alanındaki ilerlemelerin, eşzamanlı gerçekleşen "çok sayıda altın çağın" temelini attığını söyledi.

Şu an şirket kurmak için en iyi zaman.

Independent Türkçe,independent.co.uk/news


Sardinya'da 10 ila 65 yaşındakilere plaj şemsiyesi yasağı

Punta Molentis, geçen yıl kundaklama sonucu çıkan yangınlardan etkilendi (Unsplash)
Punta Molentis, geçen yıl kundaklama sonucu çıkan yangınlardan etkilendi (Unsplash)
TT

Sardinya'da 10 ila 65 yaşındakilere plaj şemsiyesi yasağı

Punta Molentis, geçen yıl kundaklama sonucu çıkan yangınlardan etkilendi (Unsplash)
Punta Molentis, geçen yıl kundaklama sonucu çıkan yangınlardan etkilendi (Unsplash)

Yaz sezonu öncesinde yetkililerin yeni ve sıkı kuralları uygulamaya koymasıyla Sardinya'nın popüler bir plajında 10 ile 65 yaşlarındaki kişilerin şemsiye kullanması yasaklandı.

Sardinya'nın güneybatı ucundaki Villasimius'un belediye meclisi, doğal ortamı korumak amacıyla Punta Molentis Plajı'nda bu önlemi uygulamaya koydu.

Yeni kurala göre, en fazla 10 yaşında çocuğu olan her aile bir adet plaj şemsiyesi getirebilir.

Ayrıca 65 yaş ve üzeri kişilerin de plajda kişi başına bir adet şemsiye kullanmasına izin veriliyor.

Belediye meclisi yeni yönetmelikte, grup üyelerinden biri bu yaş aralığında olmadığı sürece "plaj şemsiyeleri veya başka herhangi bir gölgelik kurmanın yasaklandığını" belirtiyor.

Çardak ve çadır gibi diğer gölgelik türleri de yasaklandı ancak yetkililerin plajlara koyduğu "kurulumlara" müsaade ediliyor.

Yetkililer plaja erişim sınırlamaları da getirdi. Günde sadece 70 aracın park etmesine ve kumullara aynı anda en fazla 150 kişinin girmesine izin veriliyor.

Plaja erişmek için gelmeden önce internetten rezervasyon yapılması ve kişi başı 10 euro ödenmesi gerekiyor. Maksimum kapasiteye ulaşıldığında erişim askıya alınıyor ve park biletlerinin görünür bir şekilde sergilenmesi zorunlu tutuluyor.

Plaja tekneyle gelenler, kumullar üzerinde yalnızca bir saat kalabiliyor ve sırt çantaları veya soğutucu çantalarla karaya çıkmalarına izin verilmiyor.

Aynı anda sadece 100 kişinin tekneyle plajı ziyaret etmesine olanak tanınırken, kişi başı ücret 5 euro tutarında. 

Ayrıca plaj, 08.00'dan 21.00'a kadar açık. Uzatılmadığı takdirde tüm düzenlemeler 31 Ekim'e kadar yürürlükte kalacak.

Temmuz 2025'te yüz hektarlık bir alandaki bitki örtüsünde çıkan yangınlar Punta Molentis'i tehlikeye atmış ve sahildekilerin motorlu tekne ve sandallarla tahliye edilmesine yol açmıştı.

Herhangi bir can kaybı bildirilmese de otoparktaki birkaç araba tamamen yanmıştı.

Geçen yılki yangınlar ve diğer hava olaylarının, kumulların kapasitesini azaltıp habitatları tehlikeye atması nedeniyle belediye, plajdaki insan etkisini sınırlamak "gerektiğini" belirtiyor.

Independent Türkçe