NASA, dünyayı ‘sahte’ bir başarı ile kandırdı mı?

NASA, dünyayı ‘sahte’ bir başarı ile kandırdı mı?
TT

NASA, dünyayı ‘sahte’ bir başarı ile kandırdı mı?

NASA, dünyayı ‘sahte’ bir başarı ile kandırdı mı?

Saat, Güney Amerika’daki Houston şehrinin saatine göre akşam 10’a yaklaşmıştı ki televizyon kanalları, yeryüzünün dışında ‘herhangi bir yerden’ gelen tarihi bir haberi yayınlamak için programlarını yarıda kesti. Çok geçmeden Amerika ve Avrupa ekranlarının çoğunda gözlere kazınan sahnelerle ‘Ay’ın yüzeyinden canlı yayın’ ibaresi göründü. O zaman kısık bir ses tonuyla, eski Sovyetler Birliği ile ‘soğuk savaşın’ zirvesindeyken Ay’ın yüzeyine ilk insanın (bir Amerikalı idi) ulaşması ile ilan edilen 20 Temmuz 1969’daki başarının ilişkisine dair bir soru soruldu.
‘Herhangi bir yerden’ gelen videoda ‘titreşim’ halindeki görüntüde, metal bir merdiven ve arkasında da tek renk bir tozun kapladığı bir manzara görünüyor. Sonra ekranda zemine ayak basmaya çalışan bir astronotun uzun botları beliriyor. Bu astronot daha sonra görüntünün dışına sıçrıyor. Ardından kamera yavaşça taşlar, tepeler, dağlar ve kraterlerden oluşan ürkütücü bir manzarayı çekmek üzere dönüyor. Ve Ay’ın yüzeyinden o ilk insan sözü işitiliyor: “İşte huzurun başkenti, kartal inişe geçti.”
Uzay sondasından birkaç metre uzaklaştığında sesi net olmayan astronot, daha sonra üniformasının ceplerinden birinden bir bayrak çıkarıp onu metal bir çubuğa bağlayarak Ay’ın toprağına dikiyor. Ardından geriye bir adım atarak selamlamak üzere elini kaldırıyor. ABD Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), Apollo 11 uzay gemisinin Astronot Neil Amstrong’u, Komuta Birimi Başkanı Michael Collins ve Ay Birimi Pilotu Edwin Aldrin Jr.’u aya ulaştırma başarısını böyle duyurdu.
NASA, yeryüzünde analiz etmek üzere Ay’ın yüzeyinden 47 madde toplayabildiğini açıklayarak Neil Armstrong’un şu sözünü aktardı: “Geldiğimiz gibi gidiyoruz. İnşallah tüm insanlık için barış ve umutla döneceğiz. Apollo ekibine tebrikler.”
50 yıl geçtikten sonra bugün bu görüntüye şüphe ile yaklaşanlar var. Şüphe duyanlar iniş görüntülerinin Ay’ın yüzeyinden değil, yeryüzünde ‘herhangi bir yerden’ geldiğini düşünüyor. Ne oldu? Niçin bazıları bu adımı sorguluyor?
Sorgulama ile geçen 50 yıl
Ay’ın yüzeyine bir insan taşıyan altı NASA misyonu uzun zamandır sorgulanıyor. NASA’nın, Neil Armstrong ve Buzz Aldrin’den başlayarak (1969) Eugene Cernan ve Jack Schmitt’e (Aralık 1972) kadar Ay’a ayak basan astronotlar dizisi hakkında yaptığı açıklamalara şüphe ile yaklaşan, hatta konu ile alakalı uluslararası bir soruşturma yürütülmesini talep edenler var.
Sorgulama 1969’da mı başladı? O dönemde New York Times gazetesi yazarlarından biri olan John Noble Wilford, 17 Aralık 1969’da bir makale yayımladı. Bazıları Wilford’un Ay’a ulaşıldığı haberinin doğruluğunu sorguladığını düşünüyor. Ancak gazetenin internet sitesini inceleyenler, onun bu tavırdan uzak olduğunu, hatta bu konuya dair komplo teorisine kararlı bir şekilde karşı çıktığını bilir. ‘Her bir olayın tarih kitaplarında bir satırı hak ettiğini’ düşünen Wilford’un, bilim açısından oldukça önemli olan bu olayı eleştirel bir düşünce yoluyla NASA yetkilileri ile tartıştığını söylemek daha doğru. Üstelik ‘uzay çağı kahramanı’ olarak tarif ettiği Astronot Armstrong hakkında bir ölüm ilanı da yazdı.
1976 yılında, Ay’a yapılan altı Amerikan uzay yolculuğu hakkındaki resmî Amerikan anlatısına itiraz eden bir sorgulamanın yapıldığı ‘Biz Ay’a Hiç Gitmedik’ adlı kitap sahneye çıktı. Kitabın yazarı Bill Kaysing, vaktini, NASA’nın bu yolculuklara dair yayınladığı ‘sabit ve hareketli’ fotoğrafları ve bu fotoğrafların mantığa ne kadar uygun olduğunu incelemeye ayırmış.
Şu ana kadar duyulan şüpheler; bayrağın, rüzgârın ve esintinin olmadığı bir yerde nasıl salındığı, astronotun Ay’daki çekimin yeryüzündeki çekimin altıda biri olduğu bilgisine uygun düşmeyecek şekilde yavaş sıçrayışları ve farkı yönlerde gölgelerin belirmesi konusuna odaklanıyor.
1999 yılında, Amerikalı film yapımcısı Aron Ranen, Gittik mi? Adlı bir belgesel hazırladı. On yıllar önceki ‘Amerikan başarısı’ hakkında kuşku uyandıran bu belgesel, NASA’daki eski bilim adamlarının ve bu olaydan şüphelenen başkalarının görüşlerine başvurarak, bu konuda bizzat Amerikalılar arasında geniş bir anlaşmazlığın var olduğundan bahsediyor.
2001 yılında Amerikalı Fox şirketinin ‘Komplo Teorisi: Ay’a Gerçekten İndik mi?’ başlığıyla ürettiği bir belgesel filminde Ay’a Hiç Gitmedik kitabının yazarı Bill Kaysing’in de aralarında bulunduğu Amerikalılar konuşuyor. Amerikalı bazı bilim adamlarının 1969 yılında yaşananların pahalıya mâl olan bir Amerikan filmi olmaktan öteye geçmediğine tam olarak inanmış oldukları görülüyor. Onlara göre NASA, Sovyetler Birliği’ni ABD’nin, uzay alanında, iki ülke arasında bir savaş çıkması halinde kendisine askerî üstünlük sağlayacak bir ilerlemeye sahip olduğuna ikna etmeyi hedefliyordu.
Buna karşılık 2009 yılında NASA’nın güvenilirliğine ve Ay’a ilk ulaşımına işaret eden kanıtlar ortaya çıktı. Ay’ı çevreleyen bir uzay aracı olan LRO’nun (Lunar Reconnaissance Orbiter) görüntüleri, Amerika’nın insanlı yolculuklarının izlerini, hatta astronotların ve Ay’ın yüzeyine giderken kullandıkları aracın izlerini inceledi. Hindistan Uzay Ajansı’nın önde gelen uzmanlarından biri olan Prakash Chuhan’a göre Chandrayaan-1 gemisi, Amerika’nın insanlı Apollo uçuşlarının izlerini gösteren görüntüler elde edebildi. 2012 yılında Çinli uzay bilimcileri de Channi-2 sondasının bilgilerine dayanarak aynı şeyi belirtti.
2016 yılında NASA’nın Arapça sitesinde yayınlanan bir makalede İngiltere’nin Oxford Üniversite’sinde araştırmacı olan David Robert Grimes, bilim hakkında yanlış teorilerin aktarılmasına dair bir denklemi vardı. Bu denklemi meşhur olan 4 sahte teori (Ay, ‘aşılar güvensizdir’, ‘şirketler kanser ilaçlarını saklıyor’, ‘insanlığın iklim değişikliğine bir müdahalesi yok’) üzerinde denedi ve insanlara ne kadar az yalan söylenirse söylensin, bunların en az 5 sene içerisinde ortaya çıkacağını ispat etti.
Neden sorgulanıyor?
Independent Arabi’dan Ahmed Abdulhakim’in haberine göre Ay başarısına dair öne sürülebilecek belki de ilk sorgulama, Amerikan bayrağının rüzgârın olmadığı Ay’da salınmasıdır. Alman Havacılık ve Uzay Merkezi’nde (DLR) çalışan Ralph Jaumann’ın da aralarında bulunduğu birden fazla bilimsel kaynak, bayrağın, ayın yüzeyine yerleştirilen metal tabanın titreşimlerinden dolayı salındığını, zira NASA’nın iyice tutunmasını sağlamak için bayrağa yumuşak metal ipler eklediğini belirtti.
Rus bilim adamları bir süredir Amerikalı astronotların Ay’ın yumuşak toprağı üzerindeki ayak izlerinin nasıl öylece kaldığını sorguluyor. Amerikalı, Avrupalı ve daha başka uzay ajanslarının verdiği bilgilere göre, Ay’ın toprağı, bileşenleri arasındaki kimyasal etkileşimin ve uyumun olduğu,  rüzgârın ve suyun Ay’ın yüzeyi üzerinde etkisinin olmadığı bilinmektedir.
NASA’nın daha sonra yayınladığı görüntüdeki astronotların sıçrayışları hakkında şüphelerini dile getirenlerse, Ay üzerindeki hareketleri esnasındaki sıçrayışların, Ay’ın yüzeyindeki çekimin düşüklüğüne bakarak abartılı bir şekilde yavaş olduğunu söylüyor. Bilindiği gibi Ay’ın yüzeyindeki çekim, yeryüzündeki çekimin altıda biri oranında. Buna göre astronotların sıçrayışlarının, her bir sıçrayışta yaklaşık 1 metre yükseğe olması gerekirdi.
Birçok uzay ajansının ve referans olan bilim kurumlarının internet sitesinde yayınlanan ve kesin hale gelen bilgilere dayanarak astronotların sıçrayışlarının, son derece ağır olan astronot kıyafetlerinden etkilendiği söyleniyor. Yaklaşık 85 kiloluk ağırlığa sahip kıyafetlerle astronotlar, aynı zamanda kendi selametlerini garanti edecek şekilde de hareket etmeyi ister.
Diğer şüphelere gelince… Bazıları Ay’ın yüzeyindeki benzerlikleri, ‘fotoğraf yerinde’ her zaman benzer arka planların kullanılmasına bir delil olarak kabul ediyor. Ancak NASA’nın internet sitesinde sunduğu bilgilere göre fotoğrafların tekrarlanması şaşırtıcı değil. Zira astronotlar, iniş yaptıkları yerde farklı açılardan binlerce fotoğraf çekti.
Bir diğer meşhur şüphe de astronotların Ay’dan yayınladığı fotoğraflarda gökyüzünde yıldız olmamasına odaklanıyor. NASA buna da şöyle yanıt veriyor: Parlak Ay yüzeyi (Ay’ın Güneş ışığını güçlü bir şekilde yansıttığı için parlak olduğunu unutmayalım) ve karanlık gökyüzüne dair fotoğrafların ışık kontrastı, gökyüzünde hafif ışık noktalarını gösteremeyecek kadar güçlü.
Öte yandan Rus uzay bilimcileri, Amerikalı astronotların Ay yüzeyinde beliren gölge açısının, bu görüntülerde gölgeleri farklı yönlere düşüren birden fazla ışık kaynağı olması bakımından uygun olmadığını düşünüyor. Bu sorgulamaya cevap da yine yukarıda bahsedilen kaynak referanslardan geliyor: Ay üzerindeki ışık, vadileri, tepeleri ve dağları içeren yüzeyden yansıyor. Bu, ışığın birden fazla yöne düşmesini sağlar ve aynı şeyin birden fazla gölgesini ortaya çıkarır.
Bir başka sorgulama da uçağın indiği yerde bir çukurun olmaması ve neredeyse hiçbir tozun bulunmamasına dair. Uzaybilimci Jaumann’ın açıklamasına göre, iniş açıları dikey olmayıp Apollo gemisi, yan bir açı ile yerleşti.
Bu şüphelerin yanı sıra Rus Astronot Aleksey Leonov, Ay üzerine iniş görüntülerinin bazılarının, bu yolcuklara dair tam bir görüntü vermek adına orijinal filme eklenmek amacıyla stüdyolarda çekildiğini düşünüyor. Rus Astronot Georgy Grechko da bu görüşünde meslektaşına katılarak komplo teorilerini gülünç buluyor. Grechko, “Biz bunu detaylı bir şekilde biliyoruz” ifadeleri ile bu yolculuğun gerçekten de yapıldığını dile getiriyor.
Buna karşılık Rus bilim adamları, uzaya ilk keşif yolculuklarının, Sovyetler Birliği zamanında gerçekleştiğini belirtiyor. Buna göre tam olarak Şubat 1966’da bir Rus uzay aracı olan Luna 9, Ay yüzeyine ilk sessiz ve kontrollü inişini yapabildi. Bu görev, Ay’ın yüzeyine dair temel soruların cevaplanmasına katkı sağlayan ve ilk insanlı görevlere zemin hazırlayan bir mühendislik mucizesiydi.
The Guardian gazetesi, bu olayın ellinci yıldönümünde şu soruyu ortaya atıyor, “Niye hala birçok insan Ay’ın yüzeyine ilk inişin bir aldatmaca olduğunu düşünüyor?”  Bu İngiliz gazetesi, konu ile ilgilenen yazarlarından biri olan Richard Goodwin’den naklen şu değerlendirmede bulunuyor: ABD’nin Ay’ın yüzeyine ilk inişi konusunda dünyayı aldatıp aldatmadığı etrafında dönen tartışma, tarihî bağlamlar ve yolculuk sürecine dair teknik sorgulamalarla bağlantılı.
Bu olayın yaşandığından şüphe etmemekle birlikte Goodwin, Bill Kaysing ve birkaç Rus bilim adamının da aralarında bulunduğu şüphecilerin iddialarını, Soğuk Savaş’tan bu yana Washington ile Moskova arasında yaşanan siyasi rekabet ve medya propagandasına ilişkin durumlara bağlıyor. Üstelik bazılarının tarihi, kendi lehlerine tahrif etmeye çalıştıklarını belirterek, “Almanya’da Naziler eliyle yapılan soykırım gibi büyük tarihî hadiselerde bile görgü tanığı olan bazı insanların bunu reddetmesi mümkün. NASA’nın görevi için de aynı şey geçerli. Bazıları, insanlığın o dönemin sınırlarını aşan bir şeyi başarabileceğine inanmıyor olabilir” ifadelerini kullanıyor.
Goodwin sözlerini, ‘Ay: Geleceğin Tarihi’ adlı kitabın yazarı Oliver Morton’un şu sözünü alıntılayarak bitiriyor: “Bu olaydan şüphe duyanlar, bu meseleyi insanların ilgilendiğinden daha ciddi bir şekilde ele alıyorlar. Şu ana kadar sabit olan hakikat şu ki; Ay’a iniş, yeryüzündeki hayatı henüz değiştirmedi.”



Kaliforniya'daki inşaat işçileri 40 milyon yıllık hayvan kemikleri keşfetti

Kaliforniya'nın güneyindeki ekipler, bu antik memeliye ait olabilecek kemikleri ortaya çıkardı (Roger Witter/NPS)
Kaliforniya'nın güneyindeki ekipler, bu antik memeliye ait olabilecek kemikleri ortaya çıkardı (Roger Witter/NPS)
TT

Kaliforniya'daki inşaat işçileri 40 milyon yıllık hayvan kemikleri keşfetti

Kaliforniya'nın güneyindeki ekipler, bu antik memeliye ait olabilecek kemikleri ortaya çıkardı (Roger Witter/NPS)
Kaliforniya'nın güneyindeki ekipler, bu antik memeliye ait olabilecek kemikleri ortaya çıkardı (Roger Witter/NPS)

Julia Musto Bilim ve İklim Muhabiri 

Kaliforniya'da bir altyapı projesinde çalışan ekipler bu ay, 40 milyon yıl önce bölgenin eski taşkın ovalarında yaşamış büyük, toynaklı bir memelinin fosilleşmiş kemiklerini ortaya çıkarınca şaşkına döndü.

Oceanside Belediyesi projesinin rutin izleme çalışmaları sırasında bu keşfi yapan paleontolog Dr. Joseph El Adli'ye göre bulgular arasında birkaç kaburga kemiği, bir uyluk kemiği ve "gök gürültüsü canavarı" diye de bilinen bir brontotere ait olabilecek diğer kol-bacak kemikleriyle parçaları bulunuyor.

Belediye çarşamba günü yaptığı açıklamada, yaprak yiyen brontoterlerin boyut açısından fille yarıştığını ve genellikle burunlarında Y şeklinde bir boynuz bulunduğunu belirtti.

Adli'ye göre bir diğer alternatif ise kemiklerin otobur bir amynodonta ait olması: Boynuzsuz, su aygırı şeklindeki bu "bataklık gergedanının" köpek dişlerinin olması gereken yerde fildişleri var.

Her iki Kuzey Amerika türü de "tek toynaklı" memeliler olan Perissodactyla takımına ait. Bir takımda, birbiriyle yakından ilişkili hayvan familyaları yer alıyor.

İşçiler, San Diego ilçesinin kuzeybatısı boyunca uzanan kalın kaya tabakası Santiago Formasyonu'nun yaklaşık 3,5 metre derinliğinde fosilleri keşfetti.

Bu formasyon, dinozorların yok olmasından sonra gelen ve memelilerin büyük boyutlara evrimleştiği Eosen dönemine dayanıyor.

Şehirde daha önce bulunan fosiller de aynı döneme tarihlenmişti.

Belediye basın açıklamasında, "Çevredeki kayaların bilinen yaşı ve bu birimde bulunan organizma türlerine dayanarak paleontologlar, fosillerin 40 ila 45 milyon yaşında olduğunu ve Uintan Kuzey Amerika Kara Memelileri Çağı'na ait olduğunu tahmin ediyor" ifadelerini kullandı.

İşçilerin yaklaşık 3,5 metre derinlikte bulduğu fosiller arasında bir uyluk kemiği ve diğer kol-bacak kemikleri de var (Oceanside Belediyesi/Facebook)
İşçilerin yaklaşık 3,5 metre derinlikte bulduğu fosiller arasında bir uyluk kemiği ve diğer kol-bacak kemikleri de var (Oceanside Belediyesi/Facebook)

Birkaç tonluk çamurtaşının altındaki kemikler bir hafta boyunca açıkta bırakıldıktan sonra alçıdan bir kalıba yerleştirilerek kazı alanı dışındaki ısı kontrollü bir laboratuvara güvenli şekilde nakledildi.

Kemikler, alçı kalıptan çıkarılıp, temizlenip, müze kalitesinde yapıştırıcı ve reçinelerle sertleştirilip önümüzdeki haftalarda incelendikten sonra müzeye gönderilecek.

Belediye, "İçine gömülü olduğu kayadan tamamen çıkarıldıktan sonra kemikler üzerinde yapılacak daha ayrıntılı incelemeler, paleontologların Oceanside'da keşfedilen fosilin kesin kimliğini belirlemesine olanak sağlayacaktır" dedi.

Kemikler, onları çevreleyen alçı kalıptan ve kayadan çıkarıldıktan sonra yapıştırıcılar ve reçine kullanılarak sertleştirilecek (Oceanside Belediyesi/Facebook)
Kemikler, onları çevreleyen alçı kalıptan ve kayadan çıkarıldıktan sonra yapıştırıcılar ve reçine kullanılarak sertleştirilecek (Oceanside Belediyesi/Facebook)

İşçiler ayrıca, bu fosillerin hangi hayvana ait olduğunu kesinleştirmeyi sağlayabilecek kafatası gibi başka kemikler arıyor.

Belediyeye göre birkaç blok hâlâ trafiğe kapalı. Kazı alanının bütünlüğünü korumak amacıyla bulguların yeri paylaşılmıyor.

Brontoter ve amynodontlar daha önce Oregon'daki Hancock Memeli Ocağı da dahil Kuzey Amerika'nın çeşitli yerlerinde bulunmuştu. Bu memelilere ait kafatasları, Kimberly'deki John Day Fosil Yatakları Ulusal Anıtı'nın ziyaretçi merkezinde sergileniyor.

Independent Türkçe,independent.co.uk/news


Tarihte tam maraton koşan ilk robot, yeni nesil teknolojilerin önünü açıyor

Güney Kore'de düzenlenen Sangju Kuru Hurma Maratonu'na katılan RAIBO2 (KAIST)
Güney Kore'de düzenlenen Sangju Kuru Hurma Maratonu'na katılan RAIBO2 (KAIST)
TT

Tarihte tam maraton koşan ilk robot, yeni nesil teknolojilerin önünü açıyor

Güney Kore'de düzenlenen Sangju Kuru Hurma Maratonu'na katılan RAIBO2 (KAIST)
Güney Kore'de düzenlenen Sangju Kuru Hurma Maratonu'na katılan RAIBO2 (KAIST)

Tarihte ilk tam maratonu koşan robotu geliştiren araştırmacılar bulgularını açıkladı.

RAIBO2 adlı robot, Kasım 2024'te Güney Kore'de düzenlenen Sangju Kuru Hurma Maratonu'nun 42 bin 195 km'lik tam parkurunu 4 saat 20 dakikadan biraz daha kısa sürede tamamlamıştı. İlk kez böyle bir robot bu mesafeyi tamamlamış ve bataryasının değiştirilmesine gerek kalmamıştı.

Bilim insanları, dünyada ilk olma özelliği taşıyan bu başarıyı, diğer robotların uzun mesafelerde çalışmasını sağlayabilecek ve teknolojiyi daha işlevsel amaçlar için kullanılabilir hale getirecek faydalı bulgulara dönüştürdüklerini söylüyor.

Araştırmacılar, robotun öneminin sadece maraton koşma yeteneğiyle sınırlı olmadığını belirtiyor. Son zamanlarda makinelerin çeşitli ortamlarda kullanılmasına yönelik artan ilgi, robotların koşu hızlarında ve zorlu koşullarda hareket etme yeteneklerinde çığır açıcı gelişmelere neden oldu. Ancak araştırmacılar, çok fazla güç harcamadan, aşırı ısınmadan, bataryası tükenmeden veya dengesizleşmeden uzun süre çalışabilen bir robot üretmeyi mümkün kılmanın da en az bunun kadar önemli olduğunu söylüyor.

Araştırmacılar, bu soruna daha büyük bataryalar veya daha verimli motorlar gibi tek tek bileşenler üzerinden yaklaşmak yerine, onu "bütünsel robot sistemi sorunu" olarak ele aldı. Dört ayaklı robotlar bacaklarını hareket ettirirken vücutlarının çeşitli kısımlarından enerji kaybettiği için bu tür çetin görevleri üstlenebilecek bir robot geliştirmek, bütün tasarımını optimize etmek anlamına geliyor.

Ekip, tasarımın işe yaradığından emin olmak için maraton boyunca robotla birlikte koştu ve voltaj, sıcaklık ve batarya durumunun yanı sıra diğer verileri de kaydetti. Robot ayrıca resmi bir katılımcı olarak kaydedildi ve yolculuğu boyunca görüntülendi.

Araştırmacılar bu tek robot araştırmasından elde edilen verileri, seri üretime uygun ve endüstriyel ortamlarda kullanılabilecek bir ürüne dönüştürmeyi umuyor. RAIBO2 robotu elle tasarlanıp üretildi ancak onu gerçek bir ürüne dönüştürmek için tasarımın birden fazla robotta güvenle kullanılabilir hale getirilmesi ve zorlu endüstriyel ortamlarda da güvenilirliğinin sağlanması gerekecek.

Robotun geliştirildiği Kore İleri Bilim ve Teknoloji Enstitüsü'nden (KAIST) Jemin Hwang, "Bu çalışma, dört ayaklı bir robotun ne kadar uzağa koşabileceğini göstermenin ötesine geçiyor" diyor.

Hem yüksek hareket performansı hem de enerji verimliliği elde etmek için robotun tamamının nasıl tasarlanması gerektiğini gerçek maraton verilerini kullanarak gösterdik. Laboratuvarda elde edilen dünya standartlarındaki performansı, endüstriyel ortamlarda herkesin güvenle kullanabileceği ürünlere taşıyacağız.

Çalışma, hakemli dergi Nature'da yayımlanan "A quadruped robot designed to complete a marathon on a single battery charge" (Tek bir batarya şarjıyla maratonu tamamlamak üzere tasarlanmış dört ayaklı robot) başlıklı yeni makalede aktarılıyor.

Independent Türkçe


SpaceX, dünyanın en büyük roketini ilk yörünge uçuşuna hazırlıyor

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

SpaceX, dünyanın en büyük roketini ilk yörünge uçuşuna hazırlıyor

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

SpaceX, mega roketi Starship'in ilk yörünge uçuş denemesine hazırlanıyor.

Gelecek pazartesi gerçekleşmesi planlanan bu kritik görev, NASA'nın Artemis programı kapsamında insanları Ay yüzeyine gönderme takvimini koruyup koruyamayacağını belirleyebilir.

ABD uzay ajansı, Elon Musk'ın bir gün Mars'ta kalıcı bir koloni kurmak için kullanılacağını iddia ettiği 124 metrelik roketin geliştirilmesindeki sorunlar nedeniyle, Artemis'in zaman çizelgesinde zaten erteleme yapmak zorunda kalmıştı.

SpaceX, devasa birinci kademe güçlendiricisini Teksas'ın güneyinde yer alan Starbase tesisindeki fırlatma rampasına pazartesi günü taşıdı.

Super Heavy diye bilinen 33 motorlu roket, daha sonra Starship'in 6 motorlu ikinci kademesiyle birleştirilecek. Tamamen birleştirildiğinde Starship, bugüne kadar uçurulan en büyük ve en güçlü roket olacak.

Yaklaşan Starship uçuşu, programın bugüne kadarki en iddialı görevi olacak. Bu görevde, ikinci aşama roketin 10 saatlik bir uçuşla yörüngeye gönderilmesi ve Dünya'nın etrafında 6 tur attıktan sonra Büyük Okyanus'un Şili açıklarındaki kısmına inmesi hedefleniyor.

Bu uçuş denemesi aynı zamanda SpaceX'in yeni nesil Starlink V3 uydularını alçak Dünya yörüngesine yerleştiren ilk görev olacak.

Bunlar, yörüngede 11 binden fazla Starlink uydusuyla halihazırda dünyanın en büyük yapay uydu ağı olan uzay internet ağının bir sonraki parçasını oluşturacak.

Musk, pazartesi günü X'te paylaştığı gönderide, "Yörüngeye 7 gün içinde yapılacak ilk Starship fırlatması, operasyonel kullanım amaçlı Starlink V3 uydularını taşıyacak" diye yazdı.

Temmuzdaki en son Starship fırlatmasında roket, test amaçlı 20 adet Starlink V3 uydusunu yörüngeye yerleştirme hedefini tamamladıktan sonra Hint Okyanusu'na başarıyla iniş yapmıştı.

Bu görevde Starship'in üst kademesi ilk kez bir yörünge altı uçuştan patlamadan geri dönmüş ve SpaceX, uçuş denemesi hakkında değerli veriler elde etmeyi başarmıştı.

frgthyju
SpaceX mühendisleri, temmuzda gerçekleştirilen uçuş denemesinin ardından 27 Ağustos 2026'da Hint Okyanusu'ndaki Christmas Adası açıklarında bulunan Starship'i inceliyor (SpaceX)

SpaceX, roketin her iki kademesini de tamamen ve hızlıca yeniden kullanılacak şekilde tasarladığından, bunların başarıyla suya inmesini sağlamak, son uçuşun en önemli sınavlarından biri olacak.

SpaceX'in "roketçiliğin kutsal kasesi" diye tanımladığı bu hedefe ulaşmak, gelecek yıl yapılması planlanan Artemis III görevi öncesinde Starship'in geliştirilmesini hızlandırmaya katkı sağlayacak.

14 gün sürecek görevde, NASA'nın Orion uzay aracındaki 4 astronot, alçak Dünya yörüngesindeyken Starship'le kenetlenecek.

Yörünge deneyi, 2028'de Artemis IV kapsamında gerçekleştirilecek ilk insanlı Ay inişinden önce kenetlenme mekanizmalarını ve uzay aracı arayüzlerini test etmeyi amaçlıyor.

Independent Türkçe