Filistin'de üniversiteler uçurumun kıyısında

Filistin'de üniversiteler uçurumun kıyısında
TT

Filistin'de üniversiteler uçurumun kıyısında

Filistin'de üniversiteler uçurumun kıyısında

Zılgıt ve davul sesleri… Filistin’de sınava girerek hatırı sayılır puanlar alarak üniversiteye kayıt yaptırmaya hak kazanan öğrenciler, sevinçlerini bu şekilde ifade ediyorlar. Bu yıl sınava giren 70 bini aşkın öğrencinin yaklaşık 50 bini üniversiteye adım atmaya hazırlanıyor. Bu oran, başarı tablosunda yaklaşık yüzde 70’e tekabül ediyor.
Teşvik kampanyaları
Independent Arabia’dan İzeddin Ebu Eyşe’nin haberine göre Gazze Şeridi’ndeki üniversiteler, öğrenci çekebilmek için teşvik kampanyalarına hız verdi. Bu teşvikler, daha çok maddi durumu elverişli olmayan öğrencilere üniversite kayıtlarında indirim yapılması şeklinde gerçekleşiyor. Zira istatistikler, Gazze’deki işsizlik oranının yüzde 65’e dayandığını gösteriyor.
Birçok üniversite, öğrencilerin ödediği her bir dolara sonuna kadar ihtiyaç duysa da düşük harç ücretlerinde kampanya uygulayarak, öğrenci çekmeye çalışıyor. Üniversiteler, 12 yıldan bu yana süren ve son iki yıldır ekonomi alanında etkisini iyice hissettiren Gazze kuşatmasının yol açtığı mali krizle boğuşuyor.
Gazze Şeridi’ndeki 26 yükseköğretim kurumunda yaklaşık 85 bin öğrenci eğitim görüyor ve yılda 18 bine yakın öğrenci mezun oluyor. Filistin Yüksek Öğrenim ve Bilimsel Araştırma Bakanlığı’nın verilerine göre 5 binin üzerinde öğrenci mezuniyet sonrasında akademik ve idari kurumlarda memur olarak işe başlıyor.
Gazze’deki üniversiteler
Gazze’deki üniversiteler üçe ayrılıyor: kâr amacı gütmeyen devlet üniversiteleri (yaklaşık 25 bin öğrenci), bakanlık kayıtlarında kâr amacı gütmeyen devlet üniversitesi olarak sınıflandırılan özel üniversiteler (yaklaşık 35 bin öğrenci) ve özel üniversiteler (20 bin öğrenci eğitim görüyor).
İlk tercih devlet üniversiteleri
Üniversite tercihleri ile ilgili yapılan bir analizde, sınavdan iyi bir puan alarak yükseköğretim kurumlarına kayıt yapmaya hak kazanan öğrencilerin, neredeyse hepsinin tercih sıralamasının en tepesine devlet üniversiteleri yazdıklarına dikkat çekiliyor.
Milli Eğitim ve Bilimsel Araştırma Bakanlığı Yüksek Öğrenim İşleri Müsteşar Yardımcısı Eymeni el-Yazuri, analizde ortaya çıkan tablonun nedenini, “Söz konusu üniversitelerde uygulanan düşük harç ücretleri” diye gerekçelendiriyor.
Yükseköğretim kurumları üzerinde derinlemesine yapılan bir araştırma, özel üniversitelerin ekonomik krizden etkilenmediğine işaret ediyor. Yazuri, söz konusu veriyi ise, “Bu üniversitelere kayıt olanların maddi durumları iyi” diye yorumladı.
Filistin Yüksek Öğrenim ve Bilimsel Araştırma Bakanlığı’na bağlı olan üniversitelerin karşılaştığı ekonomik krizin etkisinin hafif olduğu söylenebilir. Yazuri, konuyla ilgili olarak, “Bu üniversitelerde (Akademik ve idari) görevlilerin maaşlarını hükümetin üstlenmesi, harç parasını ödemekte zorlanan öğrencinin üzerindeki yükü hafifletiyor” dedi.
Devlet üniversitelerinde ekonomik krizin hissedilmeye başlaması, çalışan maaşlarının kısılmasında neden oldu. Yazuri, bu hususta, “Filistin yönetimi ve Gazze’deki paralel hükümetin içinden geçtiği mali kriz sebebiyle bu üniversite çalışanlarının hepsi maaşlarının yarısını alıyor” ifadelerini kullandı.
Devlet üniversiteleriyle ilgili yapılan bir araştırmaya göre diğer öğretim kurumlarına kıyasla harç parası düşük olması nedeniyle, daha çok toplumun alt tabakasındaki ailelerden gelen öğrenciler tarafından tercih ediliyor. Bu üniversitelerde harç miktarlarının düşük olmasına rağmen öğrencilerin yüzde 50’si istenilen ücreti yatıramıyor.
Öğrenciler eğitimini erteliyor
Ekonomik kriz,  bakanlık kayıtlarında kâr amacı gütmeyen devlet üniversitesi olarak sınıflandırılan özel üniversitelerde kendini daha çok hissettiriyor. Yaklaşık 40 bin öğrencinin kayıtlı olduğu bu üniversiteler, diğerlerine kıyasla daha yüksek harç parası talep etmekte. Bunların orta sınıf ailelere hitap ettiği söylenebilir.
Yazuri, bu üniversitelerin içinde bulunduğu krizle ilgili olarak şunları kaydetti;
“Bu üniversitelerin fon kaynağı öğrencilerin ödedikleri harç paralarından oluşuyor. Öğrenciler bunu ödeyemiyor. Bu durumla ilgili yapılan bir çalışma, bu üniversitedeki öğrencilerin yüzde 85’inin harç parasını tam olarak ödeyemediğini, bunların yüzde 50’sinin ise bu borcu ödeyecek gücü olmadığını söylüyor.”
Filistin Yüksek Öğrenim ve Bilimsel Araştırma Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen araştırmada iki öğrenci profili olduğunu gözlemledik. Birinci kısım, üniversite taksitini ertelemeyi talep eden öğrencilerden oluşuyor. İkinci profilde ise eğitim dönemi için ödediği harç parasını geri çekmek isteyen öğrenciler yer alıyor. Yazuri’ye göre Filistin’in içinden geçtiği mali kriz nedeniyle yüzde 10’luk bir kesim eğitimini ertelemek zorunda kalıyor.
Biriken borçlar
Genel olarak Filistin’deki üniversitelerin içinde bulunduğu ekonomik kriz, durumun kötüye gittiğini gösteriyor. İstatistikler, bütün yükseköğretim kurumlarının mevcut ekonomik şartlar altında iflas etmek üzere olduğuna işaret ediyor.
Gazze Ezher Üniversitesi
Gazze Ezher Üniversitesi Rektörü Abdulhalık el-Ferra, daha önce yaptığı açıklamada, “Üniversitemizin bütçesi 20 milyon dolarken, biriken borçları daha da artarak 44 milyon dolara ulaştı. Bu borcun çoğu yatırılan memur maaşlarından oluşuyor” ifadelerini kullanmıştı.
16 bin kişinin eğitim gördüğü Ezher Üniversitesi’nin içinde bulunduğu kriz, üniversitelere yönelik mali desteğin olmadığını ve kayıtlı öğrencilerden harç paralarını tahsil edilemediğini gösteriyor.
Ferra, sözlerinin devamında, “Üniversitenin bütçesi halen öğrenci harçlarıyla sınırlı ve bu da 5 milyon dolara gerilemiş durumda. Buna ek olarak kayıtlı öğrenci sayısında yaşanan yüzde 25'lik bir gerileme ile öğrenci sayısı 14 bine düştü” dedi.
Tek mali kaynak: Öğrenci harçları
Gazze İslam Üniversitesi Halkla İlişkiler Müdürü Said En-Nemruti ise yaşanan bu kriz ortamına, kendi çalışmalarıyla direndiklerini söyledi.
Bünyesinde 11 fakülte bulunduran Gazze İslam Üniversitesi, yılda 4 bin öğrenci kabul ediyor.
Ekonomik bakımdan zor koşullara rağmen öğrenci sayısında herhangi bir düşüş yaşanmadığını belirten Nemruti, üniversite bütçesinin öğrencilerden tahsil edilen harç parasıyla döndüğünü kaydetti.
Nemruti’nin ifadesine göre 18 bin öğrencinin öğrenim gördüğü üniversitede 4 binin üzerinde öğrenci harç parasını yatırmakta zorluk çekiyor.
Namruti, çalışanların ise bin 500 dolar olan maaşlarının yüzde 60’ını aldıklarını söyledi.
Üniversitedeki akademisyenlerin görevlerini bıraktıkları yönündeki iddiaları reddeden Nemruti, “İslam Üniversitesi ile dünyanın diğer üniversiteleri arasında akademik geçişler oluyor. Bu konuda bir araştırma yapılsa 2015’te üniversitemizde çalışan sayısıyla 2019 arasında bir fark olmadığı, hatta belki de daha fazla olduğu görülecektir” diye konuştu.
Ancak Nemruti de ‘bütün yükseköğretim kurumlarının çöküşün eşiğinde olduğu ve iki ay sonra başlayacak yeni öğretim dönemin bir trajediye dönüşeceği’ konusunda Ferra ile aynı görüşü paylaşıyor.
Ezher, İslam ve diğer üniversite yönetimleri, hükümetin, yıllık bütçe planında kendilerine ayrılan 20 milyon dolarlık payı ödememesinden dert yakınıyor.



Hükümetin Hartum’a dönüşü… Yerinden edilenlerin geri dönüşüne katkı sağlar mı?

Port Sudan’dan dönecek hükümeti karşılamaya hazırlanan Hartum’daki simge yapılardan biri (Şarku’l Avsat)
Port Sudan’dan dönecek hükümeti karşılamaya hazırlanan Hartum’daki simge yapılardan biri (Şarku’l Avsat)
TT

Hükümetin Hartum’a dönüşü… Yerinden edilenlerin geri dönüşüne katkı sağlar mı?

Port Sudan’dan dönecek hükümeti karşılamaya hazırlanan Hartum’daki simge yapılardan biri (Şarku’l Avsat)
Port Sudan’dan dönecek hükümeti karşılamaya hazırlanan Hartum’daki simge yapılardan biri (Şarku’l Avsat)

Sudan hükümeti, savaş nedeniyle uzun süredir uzak kaldığı başkent Hartum’daki varlığını yeniden tesis etmeyi planlıyor. Bu kapsamda hükümet, Kızıldeniz kıyısındaki Port Sudan’dan yürüttüğü faaliyetlerini yeniden Hartum’a taşımak üzere savaşın izlerini silme, ortamı hazırlama, kamu hizmetlerini yeniden başlatma ve altyapıyı onarma yönünde yoğun çaba sarf ediyor. Ancak bazı analistler ve gözlemciler bu adımı “siyasi pazarlama” olarak nitelendirirken, hizmet sunumuna somut bir katkı sağlamayacağını savunuyor. Gündemdeki temel soru ise şu: Bu adım, yüz binlerce yerinden edilmiş kişinin başkente geri dönmesine ve yeniden imara katkı sağlar mı?

Hükümet, Nisan 2023’te Hızlı Destek Kuvvetleri ile savaşın patlak vermesinin ardından ülkenin doğusundaki Kızıldeniz eyaletine bağlı Port Sudan’dan çalışmaya başlamıştı.

Altı bakanlık geri döndü

Geçen temmuz ayında, Egemenlik Konseyi üyesi İbrahim Cabir başkanlığında, bakanlıkların ve devlet kurumlarının Hartum’a dönüşü için uygun koşulları hazırlamak ve vatandaşların geri dönüşüne elverişli ortamı oluşturmak amacıyla bir komite kuruldu. Şarku’l Avsat, Hartum’daki “Kuleler Kompleksi”nde son hazırlıkların tamamlandığını ve altı bakanlığın geri döndüğünü tespit etti. Dönen bakanlıklar şunlar: Adalet, Madenler, Sanayi ve Ticaret, Sosyal Refah, Kültür ve Enformasyon ile Yükseköğretim. Ayrıca Başbakanlık Ofisi de yeniden Hartum’da faaliyete geçti.

Son günlerde, Geçiş Dönemi Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, bakanlıkların yeni binalarını, Sudan Maden Kaynakları Şirketi’nin merkezini ve Öğretmen Hastanesi’ni ziyaret ederek Hartum’dan yeniden çalışmalara başlanmasını inceledi.

28 Aralık’ta Bakanlar Kurulu İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Lamiya Abdulgafar, Başbakan Kamil İdris’in “önümüzdeki günlerde” görevine Hartum’dan başlayacağını açıkladı. Resmî haber ajansı SONA, bakanın, yeni yılın başından itibaren bakanlıkların Hartum’daki yeni binalarına taşınarak çalışmalarına başlamasına yönelik düzenlemeleri incelediğini bildirdi.

Hartum Eyaleti Hükümeti Sözcüsü et-Tayyib Saadeddin, federal bakanlıkların başkentten yeniden görev yapmaya başlamasının, vatandaşların evlerine dönüşü için genel ortamın hazırlanmasına yönelik üst komitenin çalışmalarına güçlü bir ivme kazandıracağını söyledi. Şarku’l Avsat’a konuşan Saadeddin, özellikle sağlık ve yükseköğretim başta olmak üzere hizmet sunan bakanlıkların Hartum’da bulunmasının, vatandaşların zorunlu işlemler için Port Sudan’a seyahat etme külfetini ortadan kaldıracağını ifade etti. Eyalet hükümetinin dönüşü desteklediğini vurgulayan Saadeddin, elektrik, su ve temizlik gibi temel hizmetlerin sağlanması ve bakanlıkların vatandaşlara hizmet verebilmesi için uygun ortamın hazırlanması konusunda taahhütte bulunduklarını kaydetti.

fvbgh
Hartum’daki devlet kurumlarından biri; savaş sırasında tamamen tahrip edildi (Şarku’l Avsat)

Başbakanın Basın Danışmanı Muhammed Abdülkadir de Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bakanlıkların Hartum’a dönüşünün başlıca hedeflerinin sivil hayatı normalleştirmek, yeniden imar programlarını canlandırmak ve başarıya ulaştırmak, yerinden edilenler ile mültecilerin geri dönüşünü teşvik etmek olduğunu söyledi. Dönüşün, devlet yönetiminin talimatları doğrultusunda gerçekleştiğine dikkat çeken Abdülkadir, bunun siyasi ve hizmet alanında istikrarı pekiştirme, başkent Hartum’a yeniden hayat verme ve savaşın yol açtığı büyük yıkımın ardından imar sürecini hızlandırma açısından önemli bir işaret olduğunu vurguladı.

Hizmet sunumu

Enformasyon Bakanlığı Medya Direktörü Neda Osman ise Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, devlet kurumlarının Hartum’a dönüşünün güvenlik açısından da hayatın geri dönmesi anlamına geldiğini belirterek, mahallelerdeki olumsuz görüntülerin denetlenmesi ve yabancı unsurların varlığının kontrol altına alınmasına katkı sağlayacağını, savaşın tahrip ettiği alanlarda yaşamın yeniden canlanmasına yardımcı olacağını söyledi.

Siyasi pazarlama mı?

Yazar ve siyaset analisti Muhammed Hamid Cuma Nawar ise bakanlıkların Hartum’a dönüşünün, vatandaşlara somut fayda sağlamaktan ziyade daha çok siyasi bir boyut taşıdığı görüşünde. Şarku’l Avsat’a konuşan Nawar, “Bakanlıklar, kurum ya da yapı olarak genellikle vatandaşlara doğrudan hizmet sunan birimler değildir. Örneğin Elektrik ya da Petrol Bakanlığı, vatandaşın ihtiyaç duyduğu hizmetleri doğrudan kendisi vermez; bu hizmetler, bakanlığın Port Sudan’da ya da Hartum’da olmasından bağımsız olarak faaliyet göstermesi gereken şirketler veya kurumlar aracılığıyla sunulur” dedi.

fgth
Hartum Havalimanı’ndan bir görünüm; altyapıda meydana gelen yıkımın izleri ve yanmış bazı uçaklar (Şarku’l Avsat)

Nawar, bakanlıkların Hartum’da bulunmasının istikrar mesajı verdiğini ve dış kamuoyuna yönelik bir siyasi pazarlama niteliği taşıdığını, bunun anlaşılır bir hedef olduğunu belirtti. Ancak vatandaşlar açısından daha acil ihtiyaçların bulunduğunu vurgulayan Nawar, bunların başında elektrik ve su hizmetlerinin yeniden sağlanması, güvenliğin temini, sağlık merkezleri, okullar ve üniversitelerin hizmete dönmesi geldiğini, bu alanlarda ilerlemenin daha yavaş olduğunu ifade etti.

“Bakanlıkların dönüşü tek başına, vatandaşların geri dönüş programları üzerinde büyük bir etki yaratmaz” diyen Nawar, daha istikrarlı bölgelerde elektrik ve su hizmetleri sağlandığı için dönen vatandaşların, geri dönüşlerini bakanlıkların dönüşüne bağlamadıklarını söyledi.

Bu çerçevede, sosyal medya üzerinden çok sayıda gözlemcinin sorduğu kritik soru gündemdeki yerini koruyor: Bu adım, yüz binlerce yerinden edilmiş kişinin başkente geri dönmesine ve yeniden imara katkı sağlar mı, yoksa yalnızca siyasi bir tanıtım hamlesi midir?


Halep'te SDG'nin düzenlediği bombardımanda bir asker ve üç sivil hayatını kaybetti

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'ın devrilmesinin birinci yıldönümünde Halep'te düzenlenen askeri geçit töreninde, tanksavar füzeleri taşıyan Suriye askerleri (Suriye Savunma Bakanlığı)
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'ın devrilmesinin birinci yıldönümünde Halep'te düzenlenen askeri geçit töreninde, tanksavar füzeleri taşıyan Suriye askerleri (Suriye Savunma Bakanlığı)
TT

Halep'te SDG'nin düzenlediği bombardımanda bir asker ve üç sivil hayatını kaybetti

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'ın devrilmesinin birinci yıldönümünde Halep'te düzenlenen askeri geçit töreninde, tanksavar füzeleri taşıyan Suriye askerleri (Suriye Savunma Bakanlığı)
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'ın devrilmesinin birinci yıldönümünde Halep'te düzenlenen askeri geçit töreninde, tanksavar füzeleri taşıyan Suriye askerleri (Suriye Savunma Bakanlığı)

Suriye Arap Haber Ajansı (SANA) bugün, SDG'nin Şeyh Maksud mahallesi yakınlarındaki ordu mevzilerini insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef alması sonucu Halep'te bir Suriye askerinin öldüğünü, birçok kişinin de yaralandığını bildirdi.

Ajans daha sonra, SDG'nin Halep'in el-Meydan mahallesindeki konut binalarını bombalaması sonucu 3 sivilin öldüğünü ve birçok kişinin yaralandığını bildirdi.

SDG ise Suriye Savunma Bakanlığı'na bağlı silahlı grupların Şeyh Maksud mahallesini keşif uçağıyla hedef aldığını ve mahalle sakinlerinden birinin öldüğünü açıkladı.

cdfvgthy
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara, 10 Mart'ta Şam'da SDG'nin Suriye ordusuna entegrasyonuna ilişkin anlaşmanın SDG Lideri Mazlum Abdi ile imzalanması sırasında (EPA)

Geçen ay Halep'te SDG ile Suriye hükümet güçleri arasında kanlı çatışmalar çıktı ve onlarca kişi öldü veya yaralandı. Suriye hükümeti, SDG'yi Halep'te hükümetin iç güvenlik güçlerine saldırmakla suçlarken, SDG ise Savunma Bakanlığı'na bağlı silahlı grupların kendi güçlerine saldırdığını iddia etti.

10 Mart'ta SDG, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile bir anlaşma imzaladı ve bu anlaşma uyarınca, tüm sivil ve askeri kurumlarını geçen yılın sonuna kadar Suriye devletine entegre etmeyi kabul etti.

SDG ile Suriye hükümet güçleri arasındaki son çatışmalar, her iki tarafın liderlerinin Şam'da bir araya gelerek aralarındaki askeri entegrasyonu görüşmelerinden iki gün sonra meydana geldi.


Suudi Arabistan'ın kapsamlı ve sorumlu yaklaşımı, Yemen'in güneyindeki gelişmeleri nasıl kontrol altına aldı?

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Riyad'da Yemen Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Tarık Salih ile bir araya geldi. (Tarık Salih'in X hesabı)
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Riyad'da Yemen Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Tarık Salih ile bir araya geldi. (Tarık Salih'in X hesabı)
TT

Suudi Arabistan'ın kapsamlı ve sorumlu yaklaşımı, Yemen'in güneyindeki gelişmeleri nasıl kontrol altına aldı?

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Riyad'da Yemen Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Tarık Salih ile bir araya geldi. (Tarık Salih'in X hesabı)
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Riyad'da Yemen Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Tarık Salih ile bir araya geldi. (Tarık Salih'in X hesabı)

Suudi Arabistan, Güney Yemen’deki son gelişmelere karşı yüksek düzeyde bir ihtiyat ve sakin bir yaklaşım sergiledi. Analistler, bu yaklaşımın, Güney Geçiş Konseyi (GGK) güçlerinin Hadramut ve el-Mehra vilayetlerinde kontrolü ele geçirmesine rağmen, Yemen hükümeti veya Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu ile herhangi bir koordinasyon sağlanmaması sonrası gösterildiğini belirtti.

Körfez Araştırmaları Merkezi Başkanı Dr. Abdulaziz bin Sakr, Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman’ın Riyad’da Yemen siyasi hareketinin farklı taraflarından isimleri kabul etmesini (Bunlar arasında Yemen Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Tarık Salih ve Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdurrahman Ebu Zura da yer aldı), Suudi Arabistan’ın Yemen’deki karmaşık durumu yönetirken izlediği akıllı ve temkinli politikanın somut bir örneği olarak değerlendirdi.

Suudi Arabistan, Yemen’deki son gelişmelere karşı izlediği ihtiyatlı ve kapsayıcı politikasını sürdürdü. Bin Sakr, “Suudi Arabistan, kuruluşundan bu yana Merhum Kral Abdulaziz döneminden itibaren ihtiyat ve bilgelik temelinde bir dış politika izliyor. Bu anlayış, Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman’ın Yemen siyasi hareketinin farklı taraflarıyla yaptığı görüşmede de ortaya çıktı” dedi.

Bin Sakr, Suudi yaklaşımını şöyle açıkladı: “Taraflar doğru yola döndüklerinde ve Suudi çağrılarına yanıt verdiklerinde, Prens Halid ve Suudi yönetimi onları kucaklayarak ihtiyat ve kapsayıcılık ilkelerini uyguladı. Bu yaklaşım, Suudi yönetiminin temel değerlerini ve etik anlayışını yansıtıyor. Suudi Arabistan, Yemen’e sadece komşu olduğu için değil, iki halk arasındaki ortak gelenekler ve sosyal bağlar nedeniyle de özel önem veriyor.”

Gelişmeler çerçevesinde, 3 Aralık’ta GGK, doğu eyaletlerine askeri konvoylar göndererek Seyun’daki Birinci Askerî Bölge Karargâhı ve Cumhurbaşkanlığı Sarayı da dahil olmak üzere bazı kilit kurumları kontrol altına aldı. GGK güçleri ayrıca Mukalla ve el-Mehra’da da konuşlandı; ancak buralarda çatışma yaşanmadı.

Buna karşılık Suudi Arabistan, durumu yatıştırmak ve gerilimi azaltmak amacıyla Tuğgeneral Muhammed Ubeyd el-Kahtani başkanlığında bir heyet gönderdi. Heyet, GGK güçlerinin Aden ve doğudaki ilgili vilayetlere geri çekilmesini ve Vatan Kalkanı Güçleri’nin söz konusu bölgelere yerleşmesini talep etti.

vfgbhyj
Durumu yatıştırmak ve gerilimi azaltmak için Hadramut'u ziyaret eden Tuğgeneral Muhammed Ubeyd el-Kahtani (X)

27 Aralık’ta Halid bin Selman, ‘Yemen’deki Halkımıza’ başlıklı bir mesaj yayımladı. Mesajında güneyin davasının adaletini anlattı, güvenli güney vilayetlerinin boşuna çatışmalara sürüklenmemesi gerektiğini vurguladı ve Yemen’in karşı karşıya olduğu büyük zorlukların farkında olunmasını istedi. Ayrıca fırsat kollayan güçlerin Yemen ve bölgedeki hedeflerine ulaşmalarına izin verilmemesi çağrısında bulundu.

Bin Sakr, Suudi Arabistan’ın Yemen’deki siyasi yapıda düşmanı olmadığını ve tüm tarafların tutumlarını anladığını belirterek, bunun Riyad’ı Yemen’deki çatışmaların çözümünde hem kapsayıcı hem de arabulucu bir rol üstlenmeye uygun kıldığını söyledi.

Bin Sakr, “Yemen’deki durumun iki ana boyutu var: Birincisi Suudi Arabistan’ın ulusal güvenliğinin korunması, ikincisi ise Yemen’in istikrarının ve refahının sağlanması” dedi.

frgt
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdurrahman Ebu Zura ile yaptığı görüşmede (Ebu Zura'nın X hesabı)

Son günlerde meşru hükümete bağlı Vatan Kalkanı Güçleri, Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu’nun hava desteğiyle birlikte Hadramut ve el-Mehra vilayetlerinde kontrolü yeniden sağladı. GGK’ye bağlı güçler ise sınırlı çatışmaların ardından kendi bölgelerine çekildi.

Bin Sakr, Suudi Arabistan’ın Yemen’in güneyine yönelik yapıcı tutumunu ve tarafların görüşlerine açık yaklaşımını, ‘Yemen’de uzun vadeli istikrarın sağlanması sürecinin bir parçası’ olarak nitelendirdi.

Bin Sakr, “Yemen birliğinin mevcut entegrasyon yapısında bazı sorunların olduğu gerçeği göz ardı edilemez. Bu nedenle güneyin taleplerini makul çözümlerle karşılamak, Suudi stratejisinin bir parçasıdır. Bu yaklaşım, Yemen’deki istikrarı tehdit eden dış müdahalelerin önünü kesmeyi ve Suudi Arabistan’ın ulusal güvenlik çıkarlarını korumayı amaçlıyor” ifadelerini kullandı.

Siyasi analist Dr. Halid el-Habbas ise Suudi Arabistan’ın Yemen’e yönelik tutumunun net olduğunu, amacın ülkenin tüm bileşenleriyle birlikte Yemen’in güvenliğini ve istikrarını sağlamak olduğunu belirtti. El-Habbas, Riyad’ın Yemen’in güneyindeki gelişmelerle ilgili yaklaşımını değerlendirirken, “Yemen, Suudi Arabistan için stratejik bir alan. Burada yaşananlar, doğrudan Suudi ulusal güvenliğini etkiliyor” dedi.

xscdfvgbhyju
Mukalla şehrine konuşlandırılan Vatan Kalkanı Güçleri (Reuters)

El-Habbas, Suudi Arabistan’ın kendi güvenliği ve istikrarını desteklemeye kararlı olduğunu ve tüm ulusal bileşenler arasında eşit mesafede durduğunu vurguladı.

El-Habbas’a göre, Riyad’ın yakın bir tarihte düzenleyeceği Güney Diyalog Konferansı’na, tüm ilgili güney güçlerinin, hatta GGK’nin de katılacak olması, Suudi Arabistan’ın sorumlu ve kapsayıcı yaklaşımının açık bir göstergesi. Bu yaklaşım, güney meselesinin kaderinin zorla dayatma veya askeri darbe yoluyla değil; diyalog ve diplomatik süreç yoluyla belirlenmesini sağlıyor.