Filistin'de üniversiteler uçurumun kıyısında

Filistin'de üniversiteler uçurumun kıyısında
TT

Filistin'de üniversiteler uçurumun kıyısında

Filistin'de üniversiteler uçurumun kıyısında

Zılgıt ve davul sesleri… Filistin’de sınava girerek hatırı sayılır puanlar alarak üniversiteye kayıt yaptırmaya hak kazanan öğrenciler, sevinçlerini bu şekilde ifade ediyorlar. Bu yıl sınava giren 70 bini aşkın öğrencinin yaklaşık 50 bini üniversiteye adım atmaya hazırlanıyor. Bu oran, başarı tablosunda yaklaşık yüzde 70’e tekabül ediyor.
Teşvik kampanyaları
Independent Arabia’dan İzeddin Ebu Eyşe’nin haberine göre Gazze Şeridi’ndeki üniversiteler, öğrenci çekebilmek için teşvik kampanyalarına hız verdi. Bu teşvikler, daha çok maddi durumu elverişli olmayan öğrencilere üniversite kayıtlarında indirim yapılması şeklinde gerçekleşiyor. Zira istatistikler, Gazze’deki işsizlik oranının yüzde 65’e dayandığını gösteriyor.
Birçok üniversite, öğrencilerin ödediği her bir dolara sonuna kadar ihtiyaç duysa da düşük harç ücretlerinde kampanya uygulayarak, öğrenci çekmeye çalışıyor. Üniversiteler, 12 yıldan bu yana süren ve son iki yıldır ekonomi alanında etkisini iyice hissettiren Gazze kuşatmasının yol açtığı mali krizle boğuşuyor.
Gazze Şeridi’ndeki 26 yükseköğretim kurumunda yaklaşık 85 bin öğrenci eğitim görüyor ve yılda 18 bine yakın öğrenci mezun oluyor. Filistin Yüksek Öğrenim ve Bilimsel Araştırma Bakanlığı’nın verilerine göre 5 binin üzerinde öğrenci mezuniyet sonrasında akademik ve idari kurumlarda memur olarak işe başlıyor.
Gazze’deki üniversiteler
Gazze’deki üniversiteler üçe ayrılıyor: kâr amacı gütmeyen devlet üniversiteleri (yaklaşık 25 bin öğrenci), bakanlık kayıtlarında kâr amacı gütmeyen devlet üniversitesi olarak sınıflandırılan özel üniversiteler (yaklaşık 35 bin öğrenci) ve özel üniversiteler (20 bin öğrenci eğitim görüyor).
İlk tercih devlet üniversiteleri
Üniversite tercihleri ile ilgili yapılan bir analizde, sınavdan iyi bir puan alarak yükseköğretim kurumlarına kayıt yapmaya hak kazanan öğrencilerin, neredeyse hepsinin tercih sıralamasının en tepesine devlet üniversiteleri yazdıklarına dikkat çekiliyor.
Milli Eğitim ve Bilimsel Araştırma Bakanlığı Yüksek Öğrenim İşleri Müsteşar Yardımcısı Eymeni el-Yazuri, analizde ortaya çıkan tablonun nedenini, “Söz konusu üniversitelerde uygulanan düşük harç ücretleri” diye gerekçelendiriyor.
Yükseköğretim kurumları üzerinde derinlemesine yapılan bir araştırma, özel üniversitelerin ekonomik krizden etkilenmediğine işaret ediyor. Yazuri, söz konusu veriyi ise, “Bu üniversitelere kayıt olanların maddi durumları iyi” diye yorumladı.
Filistin Yüksek Öğrenim ve Bilimsel Araştırma Bakanlığı’na bağlı olan üniversitelerin karşılaştığı ekonomik krizin etkisinin hafif olduğu söylenebilir. Yazuri, konuyla ilgili olarak, “Bu üniversitelerde (Akademik ve idari) görevlilerin maaşlarını hükümetin üstlenmesi, harç parasını ödemekte zorlanan öğrencinin üzerindeki yükü hafifletiyor” dedi.
Devlet üniversitelerinde ekonomik krizin hissedilmeye başlaması, çalışan maaşlarının kısılmasında neden oldu. Yazuri, bu hususta, “Filistin yönetimi ve Gazze’deki paralel hükümetin içinden geçtiği mali kriz sebebiyle bu üniversite çalışanlarının hepsi maaşlarının yarısını alıyor” ifadelerini kullandı.
Devlet üniversiteleriyle ilgili yapılan bir araştırmaya göre diğer öğretim kurumlarına kıyasla harç parası düşük olması nedeniyle, daha çok toplumun alt tabakasındaki ailelerden gelen öğrenciler tarafından tercih ediliyor. Bu üniversitelerde harç miktarlarının düşük olmasına rağmen öğrencilerin yüzde 50’si istenilen ücreti yatıramıyor.
Öğrenciler eğitimini erteliyor
Ekonomik kriz,  bakanlık kayıtlarında kâr amacı gütmeyen devlet üniversitesi olarak sınıflandırılan özel üniversitelerde kendini daha çok hissettiriyor. Yaklaşık 40 bin öğrencinin kayıtlı olduğu bu üniversiteler, diğerlerine kıyasla daha yüksek harç parası talep etmekte. Bunların orta sınıf ailelere hitap ettiği söylenebilir.
Yazuri, bu üniversitelerin içinde bulunduğu krizle ilgili olarak şunları kaydetti;
“Bu üniversitelerin fon kaynağı öğrencilerin ödedikleri harç paralarından oluşuyor. Öğrenciler bunu ödeyemiyor. Bu durumla ilgili yapılan bir çalışma, bu üniversitedeki öğrencilerin yüzde 85’inin harç parasını tam olarak ödeyemediğini, bunların yüzde 50’sinin ise bu borcu ödeyecek gücü olmadığını söylüyor.”
Filistin Yüksek Öğrenim ve Bilimsel Araştırma Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen araştırmada iki öğrenci profili olduğunu gözlemledik. Birinci kısım, üniversite taksitini ertelemeyi talep eden öğrencilerden oluşuyor. İkinci profilde ise eğitim dönemi için ödediği harç parasını geri çekmek isteyen öğrenciler yer alıyor. Yazuri’ye göre Filistin’in içinden geçtiği mali kriz nedeniyle yüzde 10’luk bir kesim eğitimini ertelemek zorunda kalıyor.
Biriken borçlar
Genel olarak Filistin’deki üniversitelerin içinde bulunduğu ekonomik kriz, durumun kötüye gittiğini gösteriyor. İstatistikler, bütün yükseköğretim kurumlarının mevcut ekonomik şartlar altında iflas etmek üzere olduğuna işaret ediyor.
Gazze Ezher Üniversitesi
Gazze Ezher Üniversitesi Rektörü Abdulhalık el-Ferra, daha önce yaptığı açıklamada, “Üniversitemizin bütçesi 20 milyon dolarken, biriken borçları daha da artarak 44 milyon dolara ulaştı. Bu borcun çoğu yatırılan memur maaşlarından oluşuyor” ifadelerini kullanmıştı.
16 bin kişinin eğitim gördüğü Ezher Üniversitesi’nin içinde bulunduğu kriz, üniversitelere yönelik mali desteğin olmadığını ve kayıtlı öğrencilerden harç paralarını tahsil edilemediğini gösteriyor.
Ferra, sözlerinin devamında, “Üniversitenin bütçesi halen öğrenci harçlarıyla sınırlı ve bu da 5 milyon dolara gerilemiş durumda. Buna ek olarak kayıtlı öğrenci sayısında yaşanan yüzde 25'lik bir gerileme ile öğrenci sayısı 14 bine düştü” dedi.
Tek mali kaynak: Öğrenci harçları
Gazze İslam Üniversitesi Halkla İlişkiler Müdürü Said En-Nemruti ise yaşanan bu kriz ortamına, kendi çalışmalarıyla direndiklerini söyledi.
Bünyesinde 11 fakülte bulunduran Gazze İslam Üniversitesi, yılda 4 bin öğrenci kabul ediyor.
Ekonomik bakımdan zor koşullara rağmen öğrenci sayısında herhangi bir düşüş yaşanmadığını belirten Nemruti, üniversite bütçesinin öğrencilerden tahsil edilen harç parasıyla döndüğünü kaydetti.
Nemruti’nin ifadesine göre 18 bin öğrencinin öğrenim gördüğü üniversitede 4 binin üzerinde öğrenci harç parasını yatırmakta zorluk çekiyor.
Namruti, çalışanların ise bin 500 dolar olan maaşlarının yüzde 60’ını aldıklarını söyledi.
Üniversitedeki akademisyenlerin görevlerini bıraktıkları yönündeki iddiaları reddeden Nemruti, “İslam Üniversitesi ile dünyanın diğer üniversiteleri arasında akademik geçişler oluyor. Bu konuda bir araştırma yapılsa 2015’te üniversitemizde çalışan sayısıyla 2019 arasında bir fark olmadığı, hatta belki de daha fazla olduğu görülecektir” diye konuştu.
Ancak Nemruti de ‘bütün yükseköğretim kurumlarının çöküşün eşiğinde olduğu ve iki ay sonra başlayacak yeni öğretim dönemin bir trajediye dönüşeceği’ konusunda Ferra ile aynı görüşü paylaşıyor.
Ezher, İslam ve diğer üniversite yönetimleri, hükümetin, yıllık bütçe planında kendilerine ayrılan 20 milyon dolarlık payı ödememesinden dert yakınıyor.



Lahbib: İsrail'in Gazze'de uluslararası insani yardım kuruluşlarını yasaklama planları, yardımların engellenmesi anlamına geliyor

İnsani yardım malzemesi yüklü tırlar Kerem Şalom Sınır Kapısı’ndan Gazze Şeridi'ne giriyor. (DPA)
İnsani yardım malzemesi yüklü tırlar Kerem Şalom Sınır Kapısı’ndan Gazze Şeridi'ne giriyor. (DPA)
TT

Lahbib: İsrail'in Gazze'de uluslararası insani yardım kuruluşlarını yasaklama planları, yardımların engellenmesi anlamına geliyor

İnsani yardım malzemesi yüklü tırlar Kerem Şalom Sınır Kapısı’ndan Gazze Şeridi'ne giriyor. (DPA)
İnsani yardım malzemesi yüklü tırlar Kerem Şalom Sınır Kapısı’ndan Gazze Şeridi'ne giriyor. (DPA)

Avrupa Komisyonu Eşitlik, Hazırlık ve Kriz Yönetimi Komiseri Hadja Lahbib bugün yaptığı açıklamada, İsrail’in Gazze Şeridi’nde uluslararası insani yardım kuruluşlarını yasaklama planlarının, hayat kurtaran yardımların bölgeye ulaşmasını engelleyeceğini belirtti.

Lahbib, X platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, Avrupa Birliği’nin (AB) tutumunun net olduğunu vurgulayarak, “Sivil toplum kuruluşlarının mevcut haliyle kayıt altına alınması yasasının uygulanması mümkün değil” dedi.

Lahbib, insani yardımların önündeki tüm engellerin kaldırılması gerektiğini vurguladı ve “Uluslararası insancıl hukuk, herhangi bir belirsizliğe yer bırakmıyor; yardımlar ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmalı” ifadesini kullandı.

İsrail medyası, hükümetin dün yaptığı açıklamaya dayanarak, Sınır Tanımayan Doktorlar, ActionAid ve Oxfam gibi onlarca insani yardım örgütünün lisanslarının iptal edileceğini ve bunların ‘terörle bağlantılı’ olduğu gerekçesiyle kapatılabileceğini duyurmuştu.

Bazı uluslararası yardım kuruluşları, kayıtlarının iptal edilmesi riskiyle karşı karşıya bulunuyor. Eğer 31 Aralık’a kadar İsrail makamlarının belirlediği yeni kriterlere uyum sağlamazlarsa, 60 gün içinde faaliyetlerini durdurmak veya Gazze Şeridi ve Batı Şeria’daki çalışmalarına kısıtlama getirmek zorunda kalabilirler.


Süveyda’da el bombası patladı: 1 ölü, 2 yaralı

Geçen temmuz ayında Süveyda’daki çatışmalar nedeniyle yükselen duman (Arşiv – DPA)
Geçen temmuz ayında Süveyda’daki çatışmalar nedeniyle yükselen duman (Arşiv – DPA)
TT

Süveyda’da el bombası patladı: 1 ölü, 2 yaralı

Geçen temmuz ayında Süveyda’daki çatışmalar nedeniyle yükselen duman (Arşiv – DPA)
Geçen temmuz ayında Süveyda’daki çatışmalar nedeniyle yükselen duman (Arşiv – DPA)

Şarku’l Avsat Suriye devlet televizyonu El-İhbariyye'den aktardığı habere göre bugün (Çarşamba) Süveyda kentinde meydana gelen el bombası patlamasında bir kişi hayatını kaybetti, iki kişi yaralandı.


Sinvar'a yakınlığı bulunan ve serbest bırakılan bir mahkum, Gazze'deki Hamas içinde bir isyana öncülük ediyor ve bu durum bazı Hamas liderlerini öfkelendiriyor

Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan Kassam Tugayları üyeleri (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan Kassam Tugayları üyeleri (Arşiv- Reuters)
TT

Sinvar'a yakınlığı bulunan ve serbest bırakılan bir mahkum, Gazze'deki Hamas içinde bir isyana öncülük ediyor ve bu durum bazı Hamas liderlerini öfkelendiriyor

Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan Kassam Tugayları üyeleri (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan Kassam Tugayları üyeleri (Arşiv- Reuters)

Gazze Şeridi'ndeki Hamas hareketi, iki yıl süren İsrail savaşı sırasında liderlerinin suikastlara kurban gitmesinin ardından bir dizi liderlik değişikliği yaşıyor. Bu durum, hareketin eski lideri olan ve Ekim 2024'te Refah'ta İsrail güçleriyle çıkan çatışmalarda beklenmedik bir şekilde öldürülen Yahya Sinvar'a yakın kişilerin daha fazla öne çıkmasına neden oldu.

Şarku’l Avsat'a konuşan Hamas kaynaklarına göre, serbest bırakılan mahkum Ali el-Amudi, siyasi büro üyesi ve savaş öncesinde hareketin medya departmanından sorumlu olan serbest bırakılan mahkum Ali el-Amudi, kendisi ve Sinvar'a yakın bir dizi kişinin Gazze Şeridi'ndeki hareketi yönetmekle görevlendirilmesinin ardından, Gazze Şeridi'ndeki siyasi bürosunun başına geçti. Bu kişilerin çoğu, Şeridin güneyindeki Han Yunus'ta yaşıyor.

Hamas lideri Yahya Sinvar ve İsmail Haniye'in 2017'de Gazze'de çekilmiş fotoğrafı (Arşiv- Reuters)Hamas lideri Yahya Sinvar ve İsmail Haniye'in 2017'de Gazze'de çekilmiş fotoğrafı (Arşiv- Reuters)

2011 Gilad Şalit esir takasıyla serbest bırakılan eski bir mahkum olan el-Amudi, Gazze Şeridi yönetiminin merkez figürü haline geldi. İsrail hapishanelerinde kaldıkları süre boyunca ve serbest bırakıldıktan sonra Sinvar'a çok yakındı ve sık sık toplantılarına ve diğer etkinliklerine eşlik etti.

Bazı kaynaklar, Gazze Şeridi'nde siyasi büro için gerçek bir seçim yapılmadığını, bunun yerine sürecin atama, onaylama ve istişare yoluyla yürütüldüğünü söylüyor.

Bazı kaynaklar operasyonun “iç yönetmelikleri ihlal ederek” gerçekleştirildiğini söylerken, diğerleri amacın “iç eksiklikleri gidermek” olduğunu ve “seçilenlerin hepsinin Tevfik Ebu Naim, Salah Ebu Şarik ve diğerleri gibi Sinvar'a yakın kişiler olduğunu” açıkladı.

Kaynaklar, el-Amudi'nin şu anda Gazze'deki Hamas içinde “devrim” olarak nitelendirilebilecek bir harekete öncülük ettiğini söylüyor. Özellikle İsrail saldırılarında yaralanan ilçe idari organlarının başındaki bazı yerel liderleri görevden aldı ve yerlerine atamalar yaptı. Savaş sırasında sorumluluklarının bir kısmından vazgeçen diğer kişiler için de aynı şeyi yaptı. Suikasta uğrayan, başka nedenlerle görevden alınan veya farklı görevlere atanan eski liderlerin yerine geçecek kişileri aramaya devam ediyor.

Bazı kaynaklara göre, bu adımlar Gazze Şeridi içindeki yerel Hamas liderlerinin yanı sıra yurtdışındaki liderler arasında da öfkeye yol açtı. Şeridin dışındaki siyasi büro üyelerinden bazıları yerel liderlere, "Olanlar kabul edilemez ve iç hukuka aykırıdır; önümüzdeki günlerde hareketin liderinin seçilmesini beklemeliyiz ki, bir yıl sonra yapılacak genel seçimlere kadar bazı bölgelerin liderliğindeki boşlukların geçici olarak doldurulması konusunda bir anlaşmaya varılabilsin" şeklinde bilgi verdi.

İzzeddin el-Haddad (Fotoğraf el-Kassam tarafından yayınlandı)İzzeddin el-Haddad (Fotoğraf el-Kassam tarafından yayınlandı)

Kaynaklar, Gazze Şeridi'ndeki Hamas içinde siyasi düzeyde hüküm süren "kaosun" aksine, askeri kanadında istikrarlı bir durumun söz konusu olduğunu ve yeniden yapılanmanın sorunsuz ve sistematik bir şekilde devam ettiğini belirtiyor. İzzeddin Kassam Tugayları'nın yeni Genelkurmay Başkanı İzzeddin Haddad'ın savaş sırasında suikasta kurban giden veya öldürülenlerin yerine yeni atamalar yapmak üzere bir dizi toplantı düzenlediğini ve çeşitli kararlar aldığını ifade ediyorlar. Ayrıca, tüm taraflarla sürekli iletişim kurarak siyasi düzeydeki farklılıkların veya anlaşmazlıkların üstesinden gelmeye ve böylece her düzeyde istikrarı sağlamaya çalışıyor.

Kaynaklara göre Haddad, bazı bölgelerdeki tugay komutanları da dahil olmak üzere çeşitli liderlik pozisyonlarındaki boşlukları doldurmak için çalışırken, asıl komutanlarının suikast sonucu öldürülmesinin ardından bu tugayları yönetmek üzere atanmış diğer kişileri de görevde tutuyor.

Savaş sırasında İsrail, Gazze Şeridi'ndeki (Kuzey, Merkez, Han Yunus ve Refah) tugay komutanlarının çoğunu, İzzeddin Haddad'ın komuta ettiği Gazze Şehri Tugayı hariç, suikast sonucu öldürdü. Yerine Muhanned Receb atandı.

Savaş sırasında İsrail, Gazze Şeridi'ndeki (Kuzey, Merkez, Han Yunus ve Refah) tugay komutanlarının çoğunu suikastla öldürdü. Bunun istisnası, Muhannad Receb'ın yerine geçen İzzeddin el-Haddad'ın komutasındaki “Gazze Şehri Tugayı”ydı.

Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv-Reuters)Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv-Reuters)

Çeşitli kanatları ve kademeleriyle Hamas, İsrail'in çeşitli kaynaklarını hedef alması sonucu mali krizden muzdarip olmuş durumda. Bununla birlikte, savaş sırasında veya sonrasında, farklı oranlarda ve zamanlarda da olsa, maaş ve ödenekleri tamamen kesmedi.

Gerçekte Hamas, 7 Ekim 2023 saldırısının ardından, 1987'deki kuruluşundan bu yana eşi benzeri görülmemiş son derece karmaşık bir dönemle karşı karşıya. Hareketin gözlemcilerine göre, Gazze Şeridi'ne sınır komşusu İsrail tesislerine ve kasabalarına yönelik saldırılarla başlayan bu saldırı, İsrail'i uzun süreli bir savaşa sürükledi.

Yazar ve siyasi analist Mustafa İbrahim, hareketin “askeri yenilginin, örgütsel tükenmişliğin, siyasi karmaşanın ve geleceği ile rolü hakkındaki varoluşsal kaygının iç içe geçtiği bir aşamaya girdiği” değerlendirmesinde bulunuyor.

İbrahim, İsrail savaşının, Hamas'ın siyasi büro üyelerinin ve Gazze Şeridi'ni yıllarca yöneten idari komitelerin başkanlarının çoğunu kaybetmesinin ardından, liderlik ve karar alma yapısını vurduğunu açıkladı. Bu durum, doldurulması kolay olmayan derin bir liderlik boşluğu yarattı ve hareket içinde geleceği ve bir sonraki aşama hakkında anlaşmazlıkları ortaya çıkardı: Bu bir yönetim aşaması mı, örgütsel hayatta kalma aşaması mı yoksa sadece uzun süreli bir krizi yönetme aşaması mı olacak?

Hamas'tan birkaç kaynak Şarku’l Avsat'a şunları söyledi: "İşlerin iyi ve sorunsuz gittiğini söylemek mümkün değil. Birçok zorluk var ve yaşananlar, hiçbir şey bırakmayan ve hareketin liderlerinin çoğunun suikastına neden olan yıkıcı bir savaşın ışığında normal. Geniş bir liderliğe ve Filistin içinde ve dışında geniş bir halk tabanına sahip bir hareket için liderlik boşluğu normaldir ve bir yıl sonra kapsamlı seçimler yapılana kadar mevcut farklılıklar da normaldir."