Hamza bin Ladin… Babasının gölgesinden uzaklaşamayan El Kaide varisi

Hamza bin Ladin’in İran’da CIA belgelerinde
Hamza bin Ladin’in İran’da CIA belgelerinde
TT

Hamza bin Ladin… Babasının gölgesinden uzaklaşamayan El Kaide varisi

Hamza bin Ladin’in İran’da CIA belgelerinde
Hamza bin Ladin’in İran’da CIA belgelerinde

ABD’li 3 yetkili dün, El Kaide’nin lideri Usame bin Ladin’in oğlu Hamza bin Ladin’in öldürüldüğünü duyurdu. Hamza, 2011 yılında öldürülen babasının ardından intikam almak için yemin etmesi ile El Kaide’nin yeni lideri olarak anılıyordu.
ABD Dışişleri Bakanlığı'na bağlı Adalet İçin Ödül Programı (Reward for Justice Program-RFJ) El Kaide lideri Usame Bin Ladin'in oğlu Hamza Bin Ladin hakkında istihbarat bilgisi paylaşana 1 milyon dolar ödül verileceğini duyurdu. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Twitter hesabından yapılan açıklamada, Hamza bin Ladin’in ABD ve müttefiklerine saldırı başlatmakla tehdit eden El Kaide’nin yeni lideri olduğu belirtildi.
Washington yönetimi iki yıl önce Hamza’yı terör listesine dâhil etti. Bakanlık daha sonra, babasının izinden giderek El Kaide’ye katılan bu kişiyi uluslararası teröristler listesine koydu.
Suudi Arabistan resmi haber ajansı, geçtiğimiz Mart ayında İçişleri Bakanlığına dayandırdığı haberinde Suudi Arabistan’ın, Hamza bin Ladin’i vatandaşlıktan çıkardığını aktarmıştı.
El Kaide’nin mevcut lideri Eymen ez-Zevahiri, 2015 yılında yayınlanan bir videosunda Hamza bin Ladin’i ‘yuvadan bir aslan’ olarak tanıtarak örgütün önemli görevleriyle ilişkilendirmişti. Ancak son yıllarda Hamza bin Ladin, örgüt tarafından El Kaide’nin önemli pozisyonlarında “yükselen bir yıldız olarak” ortaya çıktı ve örgüte saati saatine ABD ve müttefiklerine saldırı yapma çağrısında bulundu. Terör konularında uzman kişiler, Hamza bin Ladin’in örgüt içerisinde etkin bir isim olmasının, Usame bin Ladin’den sonra ortadan kaybolan El Kaide militanlarının örgüte geri dönmesinde etkili olduğunu ifade etti.
Şarku’l Avsat, 30 yıl CIA’de görev yapmış ve hali hazırda Brookings Enstitüsü’nde proje direktörü olarak görev yapan Bruce Riedel’in açıklamalarını yayınladı. Riedel açıklamasında, Hamza bin Ladin için, “Tarih ve eğilimleri sebebi ile yeni nesildeki en karizmatik figürlerden biri” ifadeleri yer alırken, ayrıca ez-Zevahiri ve DEAŞ lideri Ebubekir el-Bağdadi’nin ışığının söndüğü bir zamanda Hamza’nın önemli bir figür olarak ortaya çıktığını söyledi.
Hayatı
1989 yılında doğdu düşünülen Hamza bin Ladin, 1996 yılında babası ile Afganistan’a taşınarak Usame bin Ladin tarafından yayınlanan propaganda videolarında göründü.
Usame bin Ladin'in 20 çocuğundan 15'incisi olan Hamza’nın annesi ise Usame’nin üçüncü karısı olan Khairiah Sabar. Sabar, 2011 yılına kadar askeri akademiye yakın olan Abbottabad şehrinde öldürülen Usame ile birlikte yaşadı.
Hamza çocukluğunun ilk yıllarını Suudi Arabistan’ın ardından Sudan ve Afganistan’da ailesi ile geçirdi.
Babasının öldürülmesinden sonra
Usame bin Ladin’in 2011 yılında Pakistan’ın Abbottabad kentinde düzenlenen saldırıda hayatını kaybetmesinin ardından örgüt liderlerinden birinin kızı ile evlenen Hamza bin Ladin, 2015 yılında babasının intikamını alacağı konusunda yemin etti.
New York Times’ın Georgetown Üniversitesi'ndeki terörle mücadele uzmanlarından biri olan Bruce Hoofman’dan alıntıladığı habere göre, Hamza bin Ladin, 11 Eylül 2001’de “11 Eylül saldırıları” olarak bilinen olayın ardından El Kaide’nin diğer üyeleri ile birlikte İran’a kaçtı.
İran’ın ardından Hamza bin Ladin ailesi ile birlikte Pakistan sınırına gitti. Yetkililer, son yıllarda Suriye’ye seyahat ettiğini ve babasının halefi olan Eymen ez-Zevahiri ile Afganistan’daki Taliban ilişkilerini sürdürmek için çalışma yaptığını belirtti.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.