Irak ordusunun feshedilmesini isteyen İran yanlısı din adamına tepkiler sürüyor

Irak ordusuna destek için yapılan gösteriler (Al Arabiya kanalı)
Irak ordusuna destek için yapılan gösteriler (Al Arabiya kanalı)
TT

Irak ordusunun feshedilmesini isteyen İran yanlısı din adamına tepkiler sürüyor

Irak ordusuna destek için yapılan gösteriler (Al Arabiya kanalı)
Irak ordusuna destek için yapılan gösteriler (Al Arabiya kanalı)

Irak Nuceba Hareketi üyesi Yusuf Nasıri’nin Irak ordusuna yönelik ‘paralı askerler’ sözlerine tepkiler sürüyor.
İran yanlısı Iraklı din adamı Nasıri, Perşembe günü katıldığı bir televizyon programında ‘paralı askerler’ nitelemesini kullandığı Irak ordusunun feshedilerek yerine Haşdi Şabi’nin getirilmesi teklifinde bulunmuştu.
Nasıri, dünkü açıklamasında da teklifini yineleyerek, Saddam Hüseyin’in düşmesinin ardından 2004’te ABD'nin Irak'taki sivil yöneticisi Paul Bremer kararıyla kurulan ordunun, feshedilmesi ve ABD’nin Bağdat Büyükelçisi’nin sınır dışı edilerek, büyükelçiliğin kapatılması gerektiğini söyledi.
Irak Savunma Bakanlığı’ndan Perşembe günü yapılan açıklamada, Nasıri hakkında dava açıldığı bildirilmişti.
Bakanlık, açıklamasında, Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ve Parlamento Başkanlığı’na ‘Irak ordusunun yanında olma ve hakaret eden herkesin hesap vermesini sağlama’ çağrısında bulunuldu. Ayrıca ordunun ‘paralı değil, ulusal olduğu’ vurgusu yapıldı.
Nuceba Hareketi yetkilileri ise Nasıri’nin orduyla ilgili açıklamalarının hareketi temsil etmediğini belirtti.
Nuceba Hareketi Genel Sekreter Yardımcısı Nasr eş-Şummari, geçtiğimiz Perşembe günü yaptığı açıklamada, Nasıri’nin hareketle bağlantısı olmadığını belirterek, ordu ile ilgili ifadelerin hareketi temsil etmediğini, Nasıri’nin şahsi görüşü olduğunu vurguladı.
Şummari: Talihsiz bir görüş olarak değerlendiriyoruz
Şummari, “Talihsiz bir görüş olarak değerlendiriyoruz. Ordu olmadan devletin var olması ve hayatta kalması kesinlikle söz konusu değildir” dedi.
Nuceba Hareketi, önceki gün orduya gönderdiği telgrafta, ordu için ‘Irak’ın surları, güçlü kalesi ve ulusunun kimliği’ nitelemelerinde bulunurken, orduya karşı yapılan açıklamaların, hareketi ve kadrolarını temsil etmediği belirtildi.
Geçtiğimiz yıllarda Asaib Ehli Hak grubundan ayrılarak kurulan ve Suriye savaşında yer alan İran destekli silahlı milis grubu Nuceba Hareketi, hâlihazırda Haşdi Şabi çatısı altında faaliyetlerini sürdürüyor.
Haşdi Şabi tarafından yapılan açıklamayla, Nasıri’yle bir bağlantısı oldukları iddiaları reddedildi. Açıklamada, Nasıri’nin Haşdi Şabi’ye bağlı olmadığı, örgüt içerisinde makam ve resmi bir sıfatının bulunmadığı kaydedildi.
Sadr Hareketi tarafından desteklenen, Irak’ta Halk Protestolarını Denetleme Merkez Komitesi, önceki gün bazı sivil toplum kuruluşlarının da katılımıyla başkent Bağdat başta olmak üzere bazı illerde orduya destek gösterileri düzenledi.
Hukuk çevreleri ise Nasıri hakkında, 1969 yılında kabul edilen 111 numaralı kanun maddesinin 169’uncu maddesi uyarınca işlem yapılması çağrıları yapıyor. Söz konusu maddeye göre, ‘halk arasında fitne çıkararak düşmanın ülkeye girmesine veya ilerlemesine yardım etme, silahlı kuvvetlerin moralini zayıflatma, ordu mensuplarının düşmana katılmasına, teslim olmasına teşvik etme veya ülkeye olan bağlılıklarını ve onu korumaya yönelik güvenlerini sarsma’ suçlarını işleyenlerin idamla cezalandırılması öngörülüyor.
Hükümet sessiz kaldı
Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi hükümetinden orduyla ilgili ifadelere karşılık henüz bir açıklama yapılmadı.
İbadi: Irak’ı savunmak boynumuzun borcudur
Irak’ın eski Başbakanı Haydar el-İbadi ise Twitter hesabı üzerinden paylaştığı orduya destek mesajında, “Sizinle birlikte savaştım. Halkınızdan yana olan vatanseverliğiniz bütün halklara bir dokunuş sağladı. Bir yöneticiden, bir mezhepten veya bir partiden taraf olmadınız. Vatanına sadık askerler oldunuz. Sizlere şunu diyorum: Irak’ı savunmak boynumuzun borcudur. Bugün kahramanlık, egemenlik ve fedakârlığın sembolü sizsiniz” diye yazdı.
Irak eski Başbakanı ve Vataniyye Koalisyonu lideri İyad Allavi, önceki gün Twitter üzerinden paylaştığı mesajda, “Irak ordusunun tarihi ve fedakârlığı, onu küçümseyen, rolünü hafife alan, Irak’a ait silahlı kuvvetlerin veya onun cömert halkını savunan bir ordusunun olmamasını arzulayan açıklamalardan daha büyüktür” ifadelerini kullandı.
Islah ve İmar Koalisyonu Parlamento Grup Başkanı ve Sairun Hareketi yöneticilerinden Sabah es-Saidi, bir silahlı grubun yöneticisi konumundaki ismin, orduyu ‘paralı asker’ olarak niteleyerek, ‘Irak'ın egemenliğini ve cesaretini temsil eden anayasal ve ulusal bir kuruma karşı haddini aştığını’ söyledi.
Saidi, Irak Silahlı Kuvvetler Başkomutanı olması itibarıyla Başbakan Abdulmehdi’ye ‘devletin kurumlarına saygı duymayan denetimindeki silahlı grupların fonksiyonlarını düzenlemesi’ çağrısında bulundu.
Ortak Operasyonlar Komutanlığı’ndan yapılan açıklamada, Nasıri’nin ordu için kullandığı ‘paralı askerler’ ifadeleri için ‘garip’ tanımlamasında bulunuldu.
Açıklamada, Nasıri’nin ifadelerini geri çekerek, özür dilemesi gerektiği belirtildi.
Irak Parlamentosu Hukuk Komitesi üyesi Faik eş-Şeyh Ali, ordunun feshedilmesi talebinin İran’a ait olduğunu söyledi.
Ali, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “20 yıl önce Sayın Muhammed el-Sadr’ın suikastıyla ilgili elindeki belgeler için Şeyh’i (Yusuf en-Nasıri) ziyaret ettim. Düşünceli bir biçimde ona baktım ve şunu sordum: Londra’da yaşamana rağmen daha önce seninle hiç karşılaşmamam garip değil mi?! Bana şöyle yanıt verdi: Vaktimin çoğunu İran’da geçiririm. Sonra 20 yıl boyunca gözlerden kayboldu ta ki beklenmedik bir çıkışla ordunun feshedilmesini talep edene kadar. Ordunun feshedilmesi talebi İran’a aittir” dedi.
Ali, diğer mesajında ise Nasıri’nin gerçek isminden şüphe duyduğunu belirterek, “O, Yusuf da değil, Nasıri de değil. Onun ismi İmad Kakai” ifadesini kullandı.
Irak Parlamentosu Güvenlik ve Savunma Komitesi Üyesi Muhammed Kerbuli, Twitter hesabından paylaştığı mesajda, “Ordu, Iraklılar için ilk sırada yer alan güvenlik kurumudur. Iraklıların kalplerinde sevgiyle karşılık bulan tek kurumdur. Feshedilmesi çağrısını ancak bir yabancı ajan yapar.  Ona dil uzatan ancak parayla tutulmuş biridir” dedi.



Ulusal Komite: Hadramut'taki ihlallerle bağlantılı toplu mezarların varlığını araştırıyoruz

Birleşik Arap Emirlikleri güçleri tarafından Hadramut'ta işletilen yasadışı hapishanelerden biri, (Şarku'l Avsat)
Birleşik Arap Emirlikleri güçleri tarafından Hadramut'ta işletilen yasadışı hapishanelerden biri, (Şarku'l Avsat)
TT

Ulusal Komite: Hadramut'taki ihlallerle bağlantılı toplu mezarların varlığını araştırıyoruz

Birleşik Arap Emirlikleri güçleri tarafından Hadramut'ta işletilen yasadışı hapishanelerden biri, (Şarku'l Avsat)
Birleşik Arap Emirlikleri güçleri tarafından Hadramut'ta işletilen yasadışı hapishanelerden biri, (Şarku'l Avsat)

Yemen Ulusal İnsan Hakları İhlalleri Araştırma Komisyonu, Hadramut Valiliği'nde 2016'dan bu yana meydana gelen ihlallere ilişkin soruşturmaları kapsamında, keyfi tutuklama ve zorla kaybetmeye maruz kalan 100'den fazla mağdurun ifadesini dinlediğini açıkladı.

Komitenin üyesi ve resmi sözcüsü Eşrak el-MaKtari, Şarku'l Avsat'a yaptığı özel açıklamada, komitenin şu ana kadar söz konusu ihlallerle bağlantılı olduğundan şüphelenilen 3 mezar hakkında ihbar aldığını ve bunların araştırılarak doğrulandığını belirtti.

Resim  Hadhramut kıyılarında keyfi tutuklama ve zorla kaybetme mağdurları için düzenlenen kamuya açık duruşma sırasında Ulusal Soruşturma Komisyonu (Ulusal Komisyon)

Açıklamasında, komitenin, tutuklama ve işkence mağdurlarından bir kısmını, ihlallerin niteliğini ve uygulanan yöntemleri daha doğru bir şekilde tespit etmek amacıyla, tutuldukları gözaltı merkezlerine götüreceğini ifade etti.

İşrak el-Mukatri, mağdurların ifadelerinin çoğunun, soruşturmacıların kasten onlara zarar verdiğini ve insanlık onurlarını ihlal ettiğini doğruladığını, aynı zamanda "Bütün bunlar neden?" diye sorduklarını söyledi. Sözlerine şöyle devam etti: "Mağdurlara neyin onları tatmin edeceğini sorduğumuzda, acılarını ve işkencenin etkilerini aşarak, her şeyden önce onurlarının iade edilmesini ve bu ihlallerden sorumlu olanların hesap vermesini talep ediyorlar."

Komitenin, Hadramut halkı arasında kendilerine verilen zararın daha büyük olduğu yönündeki kanaate rağmen, Aden, Lahj ve Socotra dahil olmak üzere diğer valilikleri de ziyaret etmeyi planladığını belirtti. Komitenin, mağdurlara karşı kullanılan bir dizi yasadışı uygulamayı ve bununla birlikte gelen özgürlük ve kişisel güvenlik hakkının, düşünce ve ifade özgürlüğünün ciddi ihlallerini ve yasa dışı gözaltıları incelediğini kaydetti.

csdfrgt
Komite, Hadramut'ta meydana gelen ihlallerle bağlantılı mezarların varlığını araştırdığını açıkladı, (Şarku'l Avsat)

Komite sözcüsü, misyonlarının uluslararası standartlara uygun sistematik bir soruşturma yürütmek, ulusal yargıya sevk edilmeye uygun yasal dosyaları hazırlamak ve adaletin sağlanmasına olanak tanıyan her yolu izlemek olduğunu vurgulayarak, bu ihlallere ilişkin bir raporun önümüzdeki iki ay içinde yayınlanacağını öngördü.

Eşrak el-Mukatri, komitenin Hadramut Valiliği'nde altı yasadışı gözaltı ve tutuklama merkeziyle ilgili raporlar aldığını bildirdi. Açıklamasında, "Bu merkezler aslında resmi hizmet kurumları ve tesisleriydi, ancak daha sonra gözaltı merkezleri ve özgürlüğün kısıtlandığı yerler olarak yeniden düzenlendiler" dedi.

Son siyasi, güvenlik ve askeri değişikliklerin, mağdurların seslerini yükseltmeleri ve gerçeklerin daha net bir şekilde ortaya çıkması için fırsat sağladığını ifade etti. Mümkün olduğunca çok eski tutuklu ve zorla kaybettirilen kişiden bilgi alınmasının gerekliliğini vurgulayan Eşrak al-Mukatri, bu nedenle komitenin halka açık bir grup oturumu düzenlediğini, ardından bireysel ve grup oturumları yaptığını belirtti.

sdvd
Işrak el-Mukatri, Ulusal Komite üyesi ve resmi sözcü (Şarku'l Avsat)

Kurbanların ifadelerine göre, Birleşik Arap Emirlikleri'ne bağlı güçler tarafından işletilen Hadramut'taki en öne çıkan yasadışı gözaltı merkezleri arasında Riyan Havaalanı, el-Dhaba Limanı ve Kampı, Cumhurbaşkanlığı Sarayı ve el-Rabva Kampı'nın yanı sıra, artık feshedilmiş olan Güney Geçiş Konseyi'nin liderlerinden Ebu Ali el-Hadrami'nin yönettiği güvenlik destek kampları da bulunuyordu.

İşrak al-Mukatri, komitenin dinlediği ifadelerin "çok acı verici olduğunu ve Hadramut'ta böyle bir şey görmeyi beklemediklerini" vurguladı.

Mukalla'da komite tarafından düzenlenen duruşmalarda mağdurlar, tutuklanmalarının gerçekleştiği bağlamı açıklayarak, evlerinden, iş yerlerinden veya halka açık yollardan alındıklarını ve ailelerine haber verilmeden veya onlarla iletişim kurmalarına izin verilmeden çeşitli süreler boyunca gizli gözaltı merkezlerine götürüldüklerini belirtti. Gözaltında çeşitli şiddet türlerine, fiziksel işkenceye, kötü muameleye ve psikolojik zarara maruz kaldıklarını, bunun da birçok vakada kalıcı sakatlıklara, fiziksel deformitelere ve psikolojik bozukluklara ve hastalıklara yol açtığını ifade ettiler.

fevf
Birleşik Arap Emirlikleri güçleri tarafından Hadramut'ta işletilen yasadışı hapishanelerden biri, (Şarku'l Avsat)

Mağdurlar ayrıca işkence sonucu ölen meslektaşları hakkında ifadeler verdiler, bu ihlalleri işlemekle suçlananların isim listelerini ve gözaltı merkezlerinin isim ve yerlerine ilişkin ayrıntıları sundular. Ayrıca komite üyelerine serbest bırakıldıktan sonraki sağlık durumlarını belgeleyen tıbbi raporlar, videolar ve fotoğraflar teslim ettiler.

Ulusal Komite'ye göre mağdurlar ifadelerinin sonunda, bu ihlallerden sorumlu olanların hesap vermesini, bireysel ve kolektif zararların tazmin edilmesini, onurlarının iade edilmesini ve çeşitli aşağılamalara ve insanlık onuruna yönelik saldırılara maruz kalan herkesin adalete kavuşturulmasını talep etme konusundaki kararlılıklarını teyit ettiler.

 


Analistler: Fas ve Etiyopya arasındaki askeri iş birliği Mısır’ı endişelendirmiyor

Etiyopya ve Fas arasında Ortak Savunma Komitesi'nin ilk toplantısı gerçekleşti (ENA)
Etiyopya ve Fas arasında Ortak Savunma Komitesi'nin ilk toplantısı gerçekleşti (ENA)
TT

Analistler: Fas ve Etiyopya arasındaki askeri iş birliği Mısır’ı endişelendirmiyor

Etiyopya ve Fas arasında Ortak Savunma Komitesi'nin ilk toplantısı gerçekleşti (ENA)
Etiyopya ve Fas arasında Ortak Savunma Komitesi'nin ilk toplantısı gerçekleşti (ENA)

Fas ve Etiyopya arasındaki askeri iş birliği konusunda yapılan bir toplantı, özellikle Büyük Etiyopya Rönesans Barajı'nın su güvenliğine yönelik tehdidi konusunda Addis Ababa ile anlaşmazlık yaşayan Mısır'ın tutumu hakkında soru işaretlerine yol açtı.

Dün Şarku’l Avsat’a konuşan Mısırlı bir kaynak, Kahire'nin henüz resmi olarak yorum yapmadığı Fas-Etiyopya askeri iş birliğinin ‘Kahire'yi endişelendirmediğini ve bu konuda Rabat ile sessiz diplomatik görüşmeler yapılacağını’ söyledi.

Mısır ordusunda eski üst düzey bir subay olan bir askeri uzman da bu görüşe katılıyor. Bu iş birliğinin ‘Kahire için endişe kaynağı olmadığını’ doğrulayan uzman, Fas'ın ‘şu anda Kahire'nin düşmanı ve su haklarına karşı çıkan’ Etiyopya ile iş birliği yapmasına şaşırdığını belirtti.

dfrgt6y
Büyük Etiyopya Rönesans Barajı (Etiyopya Başbakanı'nın Facebook sayfası)

Ancak Etiyopyalı bir milletvekili Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, Fas ile yapılan bu işbirliğinin Kahire'ye yönelik olmadığını veya herhangi bir tehdit mesajı ya da çatışma niyeti taşımadığını belirtti.

Addis Ababa'nın ülkesinin yeniden doğuşuna ve kalkınmasına odaklandığını ve kimseyle askeri çatışmaya girmeye niyetli olmadığını belirtti.

Tartışmalı toplantı

Fas gazetesi Hespress, bu ayın ortalarında, Fas-Etiyopya Ortak Askeri Komitesi'nin ilk toplantısını Addis Ababa'da yaptığını ve toplantıda ‘iki ülke arasında askeri ve savunma iş birliği alanında bir eylem planının’ tartışıldığını bildirdi.

Aynı kaynağa göre 2025 yılının haziran ayında Rabat'ta imzalanan askeri iş birliği anlaşması, eğitim, bilimsel araştırma ve askeri tıp alanlarında iş birliğinin yanı sıra bu ortak askeri komitenin kurulmasını da öngörüyordu. Etiyopya Haber Ajansı (ENA) bir sonraki gün, Addis Ababa ve Rabat'ın çeşitli askeri alanlarda ikili iş birliğini güçlendirmek amacıyla ilk ortak savunma komitesi toplantısını gerçekleştirdiğini bildirdi.

ENA’nın haberine göre görüşmelerde ‘iki ülke arasındaki askeri iş birliğinin, savunma kurumları, eğitim ve öğretim, savunma sanayii, teknoloji transferi ve diğer askeri faaliyet alanlarında karşılıklı fayda sağlayacak şekilde teşvik edilmesi’ konuları ele alındı.

Etiyopya Ulusal Savunma Kuvvetleri (ENDF) Dış İlişkiler ve Askeri İşbirliği Genel Müdürü Teshome Gemechu, o dönemde Etiyopya ile Fas arasındaki ilişkilerin birçok sektörde istikrarlı bir şekilde güçlendiğini ve iki ülke arasındaki uzun soluklu dostluğun Afrika dayanışmasını ve karşılıklı çıkarlar için birlikte çalışma konusundaki ortak taahhüdü yansıttığını vurguladı.

Gemechu, ayrıca, ortak komite toplantısının ‘Etiyopya-Fas ilişkilerinde tarihi bir dönüm noktası olduğunu ve mutabık kalınan iş birliği alanlarının pratik olarak uygulanması için yeni bir aşama açtığını’ belirtti.

ENA, Fas Silahlı Kuvvetleri Tedarik Direktörü Tuğgeneral Abdulkadir Osman'ın toplantı sırasında varılan anlaşmayı ‘askeri ilişkilerde önemli bir gelişme’ olarak nitelendirdiğini aktardı.

Tuğgeneral Osman, ‘Fas'ın Etiyopya ile savunma iş birliğini daha da güçlendirmeye kararlı olduğunu’ vurguladı.

“Sessiz diplomasi”

Bu konuda Şarku’l Avsat’a değerlendirmelerde bulunan Mısırlı bir kaynak, Fas-Etiyopya iş birliğinin ‘açıklığa kavuşturulması gerektiğini, ancak genel olarak endişe verici olmadığını, özellikle de Kahire'nin Rabat ile ilişkilerinin çok iyi olduğunu’ söyledi.

Kaynak, Rabat ile ‘sessiz diplomasi’ yaklaşımının benimseneceğini ve bu konuyla ilgili tartışmaların ‘suçlama bağlamında değil, sorunun doğasını anlamak ve Mısır'ın bu konudaki endişelerini tartışmak amacıyla’ yapılacağını düşünüyor.

Fas-Etiyopya görüşmesi, ABD Başkanı Donald Trump'ın bu ayın ortalarında Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'ye gönderdiği mektupla aynı zamana denk geldi. Trump, mektupta “Nil Nehri'nin suyunun paylaşımı sorununu temelden ve sonsuza kadar çözmek için Mısır ve Etiyopya arasında ABD'nin arabuluculuğunu yeniden başlatmaya hazırım” ifadelerini kullandı. Trump, daha önce de defalarca kez, yönetiminin Kahire ile Addis Ababa arasında bir savaşı önlediğini söylemiş, ancak daha fazla ayrıntı vermemişti.

Mısırlı kaynak, Etiyopya'nın Mısır'a mesajlar göndermeye çalıştığına inanıyor. Bu mesajlar, Mısır ve Sudan'ın duyarlılığı ve Addis Ababa'nın yorum yapmaması üzerine Trump'ın arabuluculuk açıklamasının ardından artacak.

Öte yandan Etiyopyalı Milletvekili Muhammed Nur Ahmed, Fas ile iş birliğinin sadece askeri alanda değil, ticaret ve diplomasiyi de kapsadığını ve kimseye tehdit oluşturmaktan ziyade, bölge ülkeleriyle ilişkileri güçlendiren mesajlar taşıdığını düşünüyor.

Etiyopyalı Milletvekili Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Mısır'ın Etiyopya’nın ortaklarından biri olduğunu vurgulayarak “Mısır ile savaşmadılar ve savaşmayacaklar, özellikle de Addis Ababa ilerleme ve refahla ilgileniyor ve Mısır veya başka bir ülkeyle savaşma niyetinde değil” dedi.

Buna karşın Mısırlı askeri stratejist Tümgeneral Samir Ferec, Etiyopya'nın bu gerekçelerini reddetti. Şarku’l Avsat’a değerlendirmelerde bulunan Tümgeneral Ferec, Addis Ababa'yı ‘Mısır'ın su haklarının düşmanı’ olarak nitelendirdi.

Mısır'ın ‘bu iş birliğinden endişe duymadığını” belirten Tümgeneral Ferec, “Arap Birliği üyesi bir ülke, Mısır'ın çıkarlarını tehdit eden başka bir ülkeyle nasıl iş birliği yapabilir?” diye sordu.

Etiyopya'nın bu toplantılardan çıkan mesajlarının Mısır'ı güvenlik veya askeri açıdan etkilemeyeceğini düşünen Mısırlı askeri stratejist, Mısır'ın bu konuyu Rabat ile hemen gündeme getirmeyeceğini, ancak iki ülke arasında gelecekte yapılacak toplantılarda ‘Mısır-Fas ilişkilerine önemli bir etkisi olmadan tutumunu ifade edeceğini’ tahmin ediyor.


Üst düzey askeri komutan Aden'deki bombalı saldırıdan sağ kurtuldu

Hamdi Şukri es-Subeyhi, özellikle Lahic'de, güçlerinin kontrolündeki bölgelerde güvenliğin sağlanmasında önemli bir rol oynuyor (X)
Hamdi Şukri es-Subeyhi, özellikle Lahic'de, güçlerinin kontrolündeki bölgelerde güvenliğin sağlanmasında önemli bir rol oynuyor (X)
TT

Üst düzey askeri komutan Aden'deki bombalı saldırıdan sağ kurtuldu

Hamdi Şukri es-Subeyhi, özellikle Lahic'de, güçlerinin kontrolündeki bölgelerde güvenliğin sağlanmasında önemli bir rol oynuyor (X)
Hamdi Şukri es-Subeyhi, özellikle Lahic'de, güçlerinin kontrolündeki bölgelerde güvenliğin sağlanmasında önemli bir rol oynuyor (X)

Dün, Yemen'in geçici başkenti Aden'de, Amalika Tugayları İkinci Tugay Komutanı ve Aden'de güvenliğin sağlanmasındaki kilit isimlerden biri olan Tuğgeneral Hamdi Şukri es-Subeyhi’nin konvoyuna bomba yüklü araçla saldırı düzenlendi. Gelen haberlere göre Tuğgeneral Subeyhi, askeri konvoyun trafiğin yoğun olduğu Dar Sad bölgesinin Caule beldesinden geçerken meydana gelen patlamadan sağ kurtuldu.

Saldırı, Hadramut'un en büyük şehri Mukelle'deki yerel yetkililerin, yaklaşık üç hafta önce Yemen'den çekilen Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) tarafından yönetilen Güney Geçiş Konseyi (GGK) gruplarının gözetiminde bulunan gizli hapishaneleri ve suikastlarda kullanılan patlayıcıları ortaya çıkarmasından bir gün sonra meydana geldi.

Olay, Yemen’deki Meşruiyeti destekleyen Suudi Arabistan liderliğindeki Arap Koalisyonu’nun GGK’yı feshetmesinin ardından ülkenin güney illerinde istikrarı yeniden tesis etmeye ve askeri ve güvenlik güçlerini birleştirmeye çalıştığı bir dönemde güvenlik endişelerini yeniden gündeme getirdi.